logo
21 MAYIS 2026

İmam Cafer’in yaratılış ve ruh hakkındaki görüşleri

İnsan dört tabiat, dört sütun ve dört rükün ile kendisini tanımalıdır. Tabiatlar; kan, safra, hava ve balgamdan ibarettir

20.02.2026 00:10:00
Haber Merkezi
İmam Cafer’in yaratılış ve ruh hakkındaki görüşleri
İmam Cafer’in yaratılış ve ruh hakkındaki görüşleri
"İnsan dört tabiat, dört sütun ve dört rükün ile kendisini tanımalıdır. Tabiatlar; kan, safra, hava ve balgamdan ibarettir.

Sütunlar; akıl ve akıldan kaynaklanan kavrama ve ezberleme kabiliyetidir.

Rükünler; nur, ısı, ruh ve sudur. İnsanın şekli onun tıynetidir (tabiatıdır). İnsan nur ile görür, ısıyla yiyip içer, ruh ile hareket eder ve cinsel münasebette bulunur. Su (ve rutubet) ile de tadılacak şeylerin ve yemeğin tadını alır. İşte bunlar insan şeklinin yapısıdır.

Eğer insanın aklı nurla desteklenir, teyit olunursa, o zaman insan âlim, hafız, zeki, uyanık ve anlayışlı olur.

İhlas, tevhid ve itaatte bulunmakla da nerede olduğunu, nimetlerin nereden kendisine ulaştığını, niçin dünyaya geldiğini ve nereye gideceğini anlayacaktır.

Kan insanın vücudunda bazen soğuk, bazen de sıcak olarak dolaşır. Kan sıcak olduğunda (insan sıcak tabiatlı olduğunda) insan sarhoş, azgın, neşeli, katil, hırsız, sevinçli, zinakâr ve kibirli olur.

Kan soğuk olduğunda da gamlı, üzüntülü, boynu bükük, zayıf ve unutkan olur.

Bunlar hastalığa sebep olan etkenlerdir. Bunlar ilk olarak uygun olamayan bir saatte elverişsiz bir şeyi yiyip içmekle vücuda gelir ve böylece elemli hastalıklara sebep olur."

İmam Sâdık daha sonra şöyle buyurdu:

"İnsanın vücut yapısı şöyledir: İnsan ısıyla yiyip içer, ısıyla çalışır, rüzgârla (hava yardımıyla) işitir, rüzgârla koklar, suyla yiyecek ve içecekleri tadar, ruhla hareket eder.

Eğer mide ısısı olmasaydı yiyecek ve içecekler bedende hazmolmazdı. Hava olmasaydı midenin ısısı artmadığı gibi, dışkısı da dışarı çıkmazdı.

Ruh olmasaydı geliş-gidiş (hareket) olmazdı. Suyun soğukluğu olmasaydı, midenin ısısı insanı yakardı. Işık olmasaydı insan görüp anlayamazdı.

İnsanın şekli balçıktandır. İnsanın bedenindeki kemik, yeryüzündeki ağaca benzer, tüy ota, sinir (damarları) ağaç üzerindeki kabuğa ve kan yeryüzündeki suya benzer.

Susuz yerin kıvamı olmadığı gibi, kansız bedenin de kıvamı olmaz. Beyin de kanın yağı ve kaymağıdır.

Yine insanın yaratılışında dünya ve ahiret unsurları birleşmiştir. Allah, bu iki unsuru terkip ettiğinde insanın yaşama yeri ister istemez yeryüzü oluvermiş ve böylece semavî bir unsur olmaktan çıkıp yere inivermiştir.

Allah, bu iki unsuru birbirinden ayırdığında, yani ecel geldiğinde, ahiret unsuru tekrar göğe dönecektir.

Öyleyse hayat yerde, ölüm ise göktedir (Yani ölene kadar yeryüzünde, öldükten sonra da gökte yaşayacaktır).

Çünkü ruh ile bedenin arasına ayrılık girerek, ruh ve nur, önceki ilk kudretlerine dönecek ve beden de dünya unsurundan olduğu için yeryüzünde bırakılacaktır.

Bedenin bozulmasının sebebi de şudur: Rüzgâr (hava), bedenin suyunu emip balçığı kurutur; balçık da ufalanıp çürür ve bunların hepsi ilk hakikatlerine (şekillerine) dönerler.

Ruhun hareketi nefisledir. Nefsin hareketi ise rüzgârladır (havayladır). Mü'minin nefsi akılla teyir olan bir nurdur.

Kafirin nefsi ise muziplikten kaynaklanan bir ateştir. Kafir kendi ateşinin şeklindedir (cinsindendir).

Mü'min de kendi nurunun şeklindedir. Allah tarafından olan ölüm mü'min için rahmet, kafir için azaptır.

Allah'ın iki çeşit azabı vardır: Biri ruhtan, diğeri ise insanların birbirine musallat olmasından kaynaklanır.

Ruhtan kaynaklanan hastalık ve fakirliktir. İnsanların birbirine musallat olmasından kaynaklanan ise beladır.

Nitekim Allah Kur'an'da şöyle buyurmuştur: "Böylece biz kazandıkları şeyler (günahlar) yüzünden zâlimlerin bir kısmını bir kısmına musallat ederiz." 
   
Demek ki, ruhun günahının cezası hastalık ve yoksulluktur. Bazı insanların bazısına musallat olmasının sonucu ise intikam almaktır.

Bunların hepsi mü'minler için dünyevî bir cezadır. Ama kafirler için hem bu dünyada ceza var hem de ahirette. Bunların tümü sadece günah sebebiyledir.

Günah şehvetten kaynaklanır, şehvet mü'minin hata ve unutkanlığından kaynaklanır veya mecbur ve güçsüz olmasının neticesinde olur.

Kafir tarafından vuku bulan şeyler ise kasıt, inkar, tecavüz ve haset sebebiyledir.

Allah şöyle buyuruyor: Kitap ehlinden çoğu kendilerindeki hasetten dolayı sizi, iman ettikten sonra küfre döndürmek isterler."

İmam Câfer, bulaşıcı hastalıklara karşı da dikkatli olunmasını söylemektedir.

Cüzzamlı kişilerle beraber olunmaması konusunda uyarılarda bulunmaktadır.

İmam buyurmuştur ki: "Bir kimse cüzzamlı biri ile konuşurken mutlaka aralarında bir zira mesafe bulunmasına dikkat etsin." 

İmam Câfer'in sağlıkla ilgili bazı ifadeleri de şu şekildedir:

"Bütün hastalıklar hazımsızlıktan kaynaklanır." 

"Yemekten önce ve sonra ellerinizi yıkayın." (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Cafer eserinden)

Tokat'ta 15 bin kişi güvenli alanlara tahliye edildi

Afet ve Acil Durum Yönetimi (AFAD) Başkanı Ali Hamza Pehlivan, Tokat'ta ön görülen sel ve taşkınlar öncesi 15 bin kişinin güvenli bölgelere nakledildiğini söyledi

21.05.2026 13:43:00 / Güncelleme: 21.05.2026 13:46:24
İHA
Tokat'ta 15 bin kişi güvenli alanlara tahliye edildi
Tokat'ta 15 bin kişi güvenli alanlara tahliye edildi
AFAD Başkanı Ali Hamza Pehlivan, Yeşilırmak'ta su seviyesinin ve debisinin atması sonucu ön görülen taşkın ve sel öncesi alınan tedbirleri yerinde inceledi. AFAD Tokat İl Müdürlüğü'nde ilgili birim amirleriyle de toplantı yapan Pehlivan, toplantı sonrası yaptığı açıklamada önleyici tedbirler kapsamında 15 bin kişinin güvenli bölgelere nakledildiğini söyledi. Pehlivan, bölgede bulunan barajlardaki doluluk oranının maksimum seviyelere ulaştığını hatırlatarak, "Meydana gelen taşkınlar ve barajlarda doluluk oranının maksimum seviyeye ulaşmasıyla birlikte oluşan risklere ve buna istinaden alınan tedbirlere, önlemlere, risk azaltma çalışmalarına ve ihale çalışmalarına ilişkin bu toplantıyı gerçekleştirdik. Bütün afetlerde olduğu gibi burada sadece müdahale değil, müdahale çalışmalarıyla risk azaltma çalışmaları eşgüdüm içerisinde gerçekleştirildi" dedi.

Ön görülen taşkınlarla ilgili alınan tedbirlere değinen Pehlivan, "Bu sene özellikle kış mevsimi ve bahar mevsimi yağışları, yağmurları bol şekilde aldığımız bir mevsim oldu. Tabii bunun öncelikle şükrünü yaşıyoruz. Bunun öncesinde kurak aylar, yıllar yaşadık. Elbette bu nimetin birtakım yan etkileri de olabiliyor. Bize düşen elbette tedbirleri almak ve uygulamak. Tokat özelinde de bu anlamda bir yandan müdahaleyle ilgili ekipler sahada çalışırken, bir yandan da işte ÇEDAŞ Köprüsü'nde kontrolü yıkım DSİ'nin bilimsel verileri ışığında gerçekleştirilirdi. Devamında yeni sanayi sitesinde yine sıkıntı oluşturabilecek bir köprünün yıkımı gerçekleştirildi. Yine DSİ Müdürlüğümüz tarafından bütün nedir boyunca, özellikle de Turhal ilçesinde tahkimatlar gerçekleştirilirdi" diye konuştu.

15 bin kişi güvenli bölgelere nakledildi

Pehlivan, 15 bin kişinin güvenli bölgelere taşındığını belirterek, "Malumunuz Almus Barajı yüzde 100 doldu. Dolusavaktan su atmaya başladı. Bununla birlikte Kılıçkaya Barajı da Kelkit Vadisi'nde suyun artmasına neden odu. Dolayısıyla Tokat'ımızın hemen hemen bütün ilçelerinde bir yandan tahkimatlar, tahliyeler yapıldı, bir yandan da müdahaleler gerçekleştirildi. 4 binin üzerinde hanenin tahliyesi gerçekleştirildi. Yaklaşık 15 bin vatandaşımız güvenli bölgelere alındı. Bu konuda vatandaşlarımıza da teşekkür ediyoruz, anlayış gösterdiler. Biz kamu misafirhanelerini sayın valimizin talimatlarıyla açmıştık. Orada bine yakın vatandaşımızı misafir ettik. Zarar tespiti, hasar tespitini çevrecilik ekipleri tarafından gerçekleştiriyoruz. Elektrikle ilgili yine çalışmalar, tahliye konusunda jandarmamız, trafik konusunda emniyetimiz topyekûn bir çalışma gerçekleştiriyor" ifadelerini kullandı.

İBB davasında 41. gün ailelerin gözü tahliye için Silivri'de

İBB davasının 41. gün duruşması Silivri’de devam ediyor. Mahkeme heyetinin tutukluluk incelemesi yapması beklenirken, bayram öncesi son oturumda bazı sanıklar için tahliye kararı çıkabileceği belirtiliyor.
 

21.05.2026 12:52:00
Haber Merkezi
İBB davasında 41. gün ailelerin gözü tahliye için Silivri'de
İBB davasında 41. gün ailelerin gözü tahliye için Silivri'de
Cumhuriyet Halk Partisinin (CHP) cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu, 77'si tutuklu toplam 414 sanığın yargılandığı davanın duruşması, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri'deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinde bulunan 1 No'lu duruşma salonunda görülüyor.

Çok sayıda sanık yakını ile CHP'linin takip ettiği duruşmada tutuklu sanıklar, alkış ve sloganlar eşliğinde salona getirildi. Ekrem İmamoğlu'nun salona girişinde "Cumhurbaşkanı İmamoğlu", İnan Güney için ise "Beyoğlu seninle gurur duyuyor" sloganları atıldı.

TAHLİYE KARARI VERİLEBİLİR
Sonrasında, duruşma savcısının mütalaasını açıklamasının ardından, avukatların itirazlarına rağmen mahkeme heyetinin dosya üzerinden tutukluluk incelemesi yapması bekleniyor. Bayram öncesi yapılan bu son oturumda, bazı tutuklu sanıklar hakkında tahliye kararı verilebilir.

"EN AZ 13 KİŞİ SERBEST BIRAKILMALI"
Tutuklu Necati Özkan'ın avukatı Kazım Yiğit Akalın, dünkü (20 Mayıs) celsedeki hesaplamasında, yaptığı hesaplamalara göre en az 13 sanığın haksız bir ceza verilmesi durumunda dahi cezaevinde geçirecekleri süreyi tamamladıklarını belirterek, dosyadaki tüm tutukluların serbest bırakılması gerektiğini savundu.

Dorukhan Büyükışık davasında 21 gözaltı

İzmir'in Narlıdere ilçesinde 2018 yılında bir şantiyede ölü olarak bulunan Emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık'ın oğlu 26 yaşındaki Dorukhan Büyükışık'ın şüpheli ölümüne ilişkin davada yeni bir aşamaya geçildi

21.05.2026 11:06:00 / Güncelleme: 21.05.2026 11:11:31
İhlas Haber Ajansı
Dorukhan Büyükışık davasında 21 gözaltı
Dorukhan Büyükışık davasında 21 gözaltı
İzmir'in Narlıdere ilçesinde 2018 yılında bir şantiyede ölü olarak bulunan Emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık'ın oğlu 26 yaşındaki Dorukhan Büyükışık'ın şüpheli ölümüne ilişkin davada yeni bir aşamaya geçildi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, yeni deliller doğrultusunda aralarında ilçe emniyet müdürü, komiser ve polis memurlarının da bulunduğu 26 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildiğini açıkladı. İzmir merkezli 9 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonda 21 kişi gözaltına alındı

Olay, 13 Mayıs 2018 günü Narlıdere ilçesinde bulunan bir inşaat firmasının şantiyesinde meydana geldi. İddiaya göre, TSK'da önemli kademelerde görev alan Emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık'ın oğlu Dorukhan Büyükışık (26), gece saatlerinde doğa yürüyüşü yapmak için dışarı çıktı. Sabah saatlerinde ise Dorukhan Büyükışık'ın cansız bedeni, evinin 600 metre ilerisinde bir inşaat firmasının şantiyesinin istinat duvarında bulundu. Olay, kayıtlara 'yüksekten düşme' olarak geçti.

"İntihar" denildi

Aldığı bir iş teklifi sonrası Rusya'ya gitmeye hazırlanan Dorukhan Büyükışık'ın intihar etmesinin mümkün olamayacağını öne süren baba Büyükışık, oğlunun bedeninde yüksekten düşme izlerinin olmadığını iddia etti. Olay yerinde incelemelerde bulunan adli tıp uzmanın tuttuğu "Yüksekte düşme bulgusu yoktur. Otopsi yapılmalıdır" raporu bulunduğunu da ileri süren baba Ethem Büyükışık, oğlunun ölümündeki sır perdesini aralamak için mücadele başlattı. Şüpheli ölümün ardından geniş çaplı inceleme başlatan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, olay yeri kamera görüntüleri, 112 ihbar kayıtları, telefon sinyalleri (HTS ve GPRS), adli tıp raporları ve kriminal incelemeler dahil olmak üzere her türlü delili detaylı bir şekilde topladı. Türkiye Dağcılık Federasyonu uzmanlarının da katıldığı olay yeri incelemesinde, Büyükışık'ın cesedinin bulunduğu konuma 27 metre yükseklikten düşerek gelmiş olmasının mümkün olamayacağı tespiti yapıldı. Ayrıca, Dorukhan'ın sırt bölgesine sert ve etkili bir cisimle vurulduğuna dair tespitlere ulaşıldı.

9 ilde eş zamanlı operasyon

Dorukhan Büyükışık şüpheli ölümünün aydınlatılması için 8 yıldır süren soruşturmada bu sabah dikkat çeken gelişme yaşandı. Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabından soruşturmada yeni deliller doğrultusunda 26 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildiğini ve İzmir merkezli 9 ilde eş zamanlı operasyon başlatıldığını açıkladı. Bakan Gürlek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "faili meçhul dosyalarının aydınlatılması" yönündeki iradesi doğrultusunda çalışmaların sürdüğünü belirterek, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Dairesi'nin koordinasyonunda dosyada yeni bir sürecin başlatıldığını ifade etti. Gürlek, açıklamasında, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada yeni bilirkişi raporları, teknik incelemeler, HTS ve daraltılmış baz kayıtları ile delillerin karartıldığına yönelik bulguların dosyaya girdiğini kaydetti. Bu kapsamda 26 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildiğini duyurdu.

Hiçbir dosyanın üzerinin örtülmesine, hiçbir delilin karartılmasına müsaade edilmeyeceğini kaydeden Bakan Gürlek, "Aradan ne kadar zaman geçerse geçsin, maddi gerçeğin ortaya çıkartılması ve adaletin tecellisi için tüm imkânlarımızla çalışmayı sürdüreceğiz" dedi.

4 kişilik özel soruşturma ekibi görevlendirildi

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan bilgilendirmeye göre, "Kasten Öldürme (TCK 81)", "Suç Delillerini Yok Etme, Gizleme veya Değiştirme (TCK 281)" ve "Yalan Tanıklık (TCK 272)" suçlamaları kapsamında dosya yeniden ele alındı. İzmir Cumhuriyet Başsavcısı başkanlığında oluşturulan 4 kişilik özel soruşturma ekibinin yürüttüğü çalışmalar sonucunda soruşturmanın derinleştirildiği belirtildi.

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Koordinesinde, Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca görevlendirilen İzmir İl Jandarma Komutanlığı TEM Şube Müdürlüğü ekiplerince; İzmir ili merkezli 9 ilde eş zamanlı olarak aralarında ilçe emniyet müdürü, komiser ve polis memurlarının da bulunduğu 26 şüpheliye yönelik operasyon düzenledi. 21 şüpheli yakalanarak gözaltına alınırken, yapılan ev aramalarında şüphelilere ait dijital materyallere el konuldu. 3 şüpheli yurtdışında olduğundan yakalama kararı çıkarıldı, 2 şüphelinin yakalama çalışmalarına devam edildiği bildirildi.

Baba Ethem Büyükışık: "Sanıkların ve tanıkların tamamının yalan beyanda bulundukları anlaşılmış oldu"

Devam eden 13 sanıklı kasten öldürme davasında sanıkların ve tanıkların tamamının yalan beyanda bulunduklarının başlatılan son operasyonla anlaşıldığını belirten Emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık, "Şu anda devam eden davada 5 sanık sivil gece bekçisi ve inşaat işçisi, 8'i ise değişik rütbelerde polislerden oluşuyordu. Siviller kasten öldürme, polisler ise 'görevi kötüye kullanma' ve 'delil karartma' suçlamasıyla yargılanıyordu. Yaptığımız ek suç duyurusu üzerine gerçekleştirilen bu operasyonla Adalet Bakanı, İzmir Cumhuriyet Başsavcısı, başsavcı vekillerimiz ve savcılarımız; şu ana kadar yapılan iki duruşmada sanıkların ve tanıkların tamamının yalan beyanda bulunduğunu gördüler. Biz bu yalan beyanda bulunan tanıkları, gerçekleri ve delilleriyle birlikte makamlara teslim ettik" ifadelerini kullandı.

Olay gecesi şantiyedeki kameraların ve bekçi kulübelerinin sökülerek sahte belgelerle cinayetin örtülmeye çalışıldığını vurgulayan Emekli Tümgeneral Büyükışık, "Olay gecesi Bulut Orman Evleri şantiyesinden bekçi kulübelerinin ve kameraların sökülüp kaldırıldığını, kamera kayıt cihazlarının yok edildiğini tespit ettik. Bunların yerine defalarca sahte belgeler üretildi. Örneğin, toplam beş ayrı kamera yeri krokisi bulunuyor. O gün görev yapan polisler bile birden fazla defa sahte delil, resmî belge ve olay yeri krokisi üreterek bu cinayeti örtmeye çalıştılar ve biz bunu kanıtladık" dedi.

Yeni ortaya çıkan tanıkların, polis memurlarının cesedi taşıdığını anlattığını belirten Emekli Tümgeneral Büyükışık, "Bu esnada ortaya çıkan bazı yeni tanıklar, cinayeti kendi gözleriyle gördüklerini ifade ettiler. Dorukhan'ı bulunduğumuz alanda öldürüp yukarıya taşıdıklarını, gece saatleri boyunca bölgeye birçok polis memurunun geldiğini anlattılar. Hatta bu polis memurlarının bizzat Dorukhan'ı yukarıya taşıyarak elbiselerini düzelttiklerini belirttiler" şeklinde konuştu.

Duruşmada dinlenen bir tanığın, oğlunun cesedinin olay yerinde farklı bir pozisyonda bulunduğunu beyan ettiğini vurgulayan Emekli Tümgeneral Büyükışık, "Biz sabah Dorukhan'ımızı gördüğümüzde, C Blok inşaatının önünde, binadan 10 metre uzaktaki bir beton istinat duvarı üzerinde ve kafası demir korkulukların altındaydı. Bunun imkânsız bir olay olduğunu o fotoğrafı ve videoyu izleyen herkes fark ediyordu. Ancak ortaya çıkan başka bir tanık, oğlumuzu sırtüstü değil, yüzüstü yatarken gördüğünü söyledi. Sayın Mahkeme Başkanı gözlerine inanamayarak durumu netleştirmesini istedi. Tanık, çocuğun yüzükoyun, yani yüzü toprağa bakacak şekilde yattığını belirtti. Mahkeme başkanının, ellerindeki fotoğrafların böyle olmadığını belirterek durumu masanın üzerinde göstermesini rica etmesi üzerine tanık, kalkıp masanın üzerine yüzükoyun yatarak pozisyonu gösterdi" diye ekledi.



Adli Tıp Uzmanı Doktor Gökhan Batuk'un da cesedin pozisyonunun farklı olduğunu itiraf ettiğini belirten Emekli Tümgeneral Büyükışık, "Dorukhan'ın gece boyunca defalarca yerini değiştirip pozisyon vermişler. Aynı durumu Adli Tıp Uzmanı Doktor Gökhan Batuk da dile getirdi. Kendisine, yüksekten düşme ihtimalinden bahsettiği ikinci beyanını izah etmesini istedim. Kafasının o korkulukların altına nasıl gireceğini, çocuğun üzerinde hiçbir yüksekten düşme bulgusu ve izi olmadığını, 27 metreden beton zemine düşen birinin parçalanması gerektiğini söyledim. Kendisi, 13 Şubat 2026 tarihindeki duruşmada oğlumu o noktada ve o pozisyonda görmediğini itiraf etti. Çocuğu başka bir yerde gördüğünü çok iyi hatırladığını, aksi takdirde muayene yapamayacağını ve elbiselerini kendi elleriyle kestiğini söyledi" ifadelerini kullandı.

Altmış iki adli tıp uzmanının sahte rapor verdiğini ve bu kişiler hakkında soruşturma başlatıldığını vurgulayan Emekli Tümgeneral Büyükışık, "Oğlumun yerini gece boyunca onlarca defa değiştirmişler. Hep söylüyordum; en büyük delil benim oğlumun bedenidir. Altmış iki adli tıp uzmanı sahtekârlık yaparak beş kere sahte adli tıp raporu verdi. İlk sahte raporu veren İzmir Adli Tıp Kurumu Başkanı Profesör Doktor Mehmet Tokdemir en büyük sahtekârdır ve şu an onunla birlikte bu 62 kişi hakkında soruşturma açıldı. Devleti bu yapılardan temizleyip arındırmalıyız; bunun siyasi görüşü, ideolojisi veya partisi olamaz. Ben ve eşim evladımızı kaybettik, artık geriye dönüp kendimiz için bir şey yapamayız" dedi.

Toplumun evlatlarını korumak ve daha adil bir hukuk düzeni kurmak adına mücadele ettiklerini belirten Emekli Tümgeneral Büyükışık, "Biz ancak ileriye bakıp toplum için bir şeyler yapabiliriz. Çocuklarınızı korumak, daha adil bir devlet ve hukuk düzeninin kurulmasını sağlamak için elimizden geleni yapıyoruz. Yürüttüğümüz bu mücadele sizlerin evlatları ve torunları içindir. Bu 62 adli tıp uzmanı süratle sistemden temizlenmeli. Ayrıca, henüz sanık olmayan ve gözaltına alınmayan Narlıdere İlçe Emniyet Müdürü İsmail Yalçın'ın da durumu ortadadır. Geceleri İzmir Limanı'nda yatan, olay gecesi de limandan evine, ardından da buraya gelen bu kişilerin suç örgütleriyle olan bağlantısını açıkça görüyoruz" şeklinde konuştu.

Soruşturmanın genişletilerek suça bulaşan yüzün üzerindeki kamu görevlisinin ibret olması amacıyla en ağır şekilde cezalandırılmasını beklediklerini vurgulayan Emekli Tümgeneral Büyükışık, "Hesaplarımıza göre suça karışan 100'ün üzerinde kamu görevlisi bulunuyor. Bunların 62'si Adli Tıp Kurumundan, 34'ü Emniyet personeli ve 10'u ise jandarma personelidir. Hazırladıkları sahte raporlar nedeniyle yargılandılar ancak maalesef korunarak beraat ettirildiler. Kulağımızla duyduğumuz ses kayıtlarına rağmen mahkeme başkanı korktuğu için Ankara'da beraat kararı verdi. Korkarak devlet temizlenmez ve yönetilmez. Bu süreçte cesur adımlar atan Sayın Adalet Bakanı'na ve İzmir Cumhuriyet Başsavcısına çok teşekkür ediyorum" diye ekledi.

Gözaltına alınan şahısların ardından diğer sorumluların da adalet karşısına çıkarılacağına inandığını belirten Emekli Tümgeneral Büyükışık, "Yargı mensupları bu davada korkmadan hareket ettiler. Şu anda gözaltına alınan şahıslarla birlikte gelecekte diğer sorumluları da alacaklarına ve adli yargılama süreçlerini başlatacaklarına inanıyorum. Sayıları yüzü aşan bu kamu görevlilerinin tamamının sistemden temizlenmesi gerekiyor, aksi takdirde görevde kaldıkları müddetçe suç işlemeye devam edeceklerinden kimsenin kuşkusu olmasın. Bugün atılan adımlarla bir nebze derin bir nefes alsam da tam anlamıyla huzura kavuşmamız için önümüzde daha çok zaman olduğunu düşünüyorum" ifadelerini kullandı.

Suça dâhli olan tüm failler hak ettikleri cezayı alana kadar mücadelesinden vazgeçmeyeceğini vurgulayan Emekli Tümgeneral Büyükışık, "En ufak bir dâhli bulunan bütün kamu görevlileri adil bir şekilde yargılanıp cezalandırılmadıkça, zenginlikleri ve siyasi nüfuzları sayesinde korunan M.T ve T.T başta olmak üzere bu davanın ve yargılama sürecinin tüm failleri hak ettikleri cezaları almadıkça huzura ermeyeceğim. Bu kişilerin peşini asla bırakmayacağım, ölene kadar peşlerindeyim" dedi.

Ünlülere yönelik yeni uyuşturucu operasyonu

Ünlülere yönelik uyuşturucu soruşturmasında 25 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi. 16 kişi şu ana kadar gözaltına alındı. Gözaltına alınan isimler arasında Mabel Matiz, Feyza Civelek, Onur Tuna ve Berkay Şahin de var

21.05.2026 10:42:00
Anadolu Ajansı
Ünlülere yönelik yeni uyuşturucu operasyonu
Ünlülere yönelik yeni uyuşturucu operasyonu

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca, uyuşturucu madde kullanımını kolaylaştıran, yer temin eden ve kullananlara yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınanların sayısı 16'ya yükseldi.

Başsavcılıktan yapılan açıklamada, toplum sağlığını ve güvenliğini tehdit eden uyuşturucuyla mücadele kapsamında Başsavcılığın yürüttüğü soruşturmalarda kolluk güçlerince yakın zamanda gerçekleştirilen ve kamuoyuna da yansıyan operasyonlarla bir yandan yurt dışından ülkeye deniz yoluyla sokulmak istenen yüksek miktardaki kokainin karaya inmeden ele geçirildiği, diğer yandan uyuşturucu madde imalat yerlerinin tespit edilerek İstanbul'un farklı ilçelerinde birçok uyuşturucu madde satıcısının tutuklandığı, ele geçirilen uyuşturucu maddeye ve suç teşkil eden diğer eşyaya el konulduğu belirtildi.

Uyuşturucu madde ticaretini ve imalatını yapan şüphelilere yönelik olduğu gibi uyuşturucu madde kullanımını kolaylaştıran, yer temin eden ve kullanan kişilere yönelik başka bir soruşturma yürütüldüğü kaydedilen açıklamada, elde edilen deliller çerçevesinde İstanbul İl Jandarma Komutanlığına 25 zanlı hakkında gözaltı, arama, biyolojik inceleme yaptırılması ve ifade alınmasına yönelik talimat verildiği bildirildi.

Açıklamada, bu kapsamda İstanbul İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince, İstanbul'un Beşiktaş, Sarıyer, Beyoğlu, Kağıthane ve Üsküdar ilçelerinde 24 farklı adres ile Muğla'da bir adrese yönelik operasyon düzenlendiği duyuruldu.

Operasyonda Mabel Matiz (Fatih Karaca), Feyza Civelek, Volkan Bahçekapılı, Onur Tuna, Osman Haktan Canevi, Aslıhan Turanlı, Kübra İmren Siyahdemir, Mehmet Rahşan, Cansu Tekin, Özgür Deniz Cellat, Tarık Tunca Bakır, Aycan Yağcı, Tuğçe Postoğlu, Eda Dora, Berkay Şahin ve Hanzade Gürkanlar'ın "kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak" ve "uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma" suçlarından gözaltına alındığı kaydedildi.

Adreslerde yapılan aramalarda ise 3 turuncu kapsül içerisinde sarılı vaziyete esrar olduğu değerlendirilen madde, 8 extacy olduğu değerlendirilen renkli haplar, içerisinde likit esrar olduğu değerlendirilen 2 elektronik sigara, üzerinde superior blend 99 ibareli içerisinde kenevir madde olduğu değerlendirilen 3 renkli şekerleme, yeşil renk kap içerisinde metamfetamin olduğu değerlendirilen daralı ağırlığı 15 gram olan beyaz renk madde, hassas terazi, bir boş şırınga ve 20 içi boş kilit poşet ele geçirildiği belirtildi.
 

AFAD Başkanı Pehlivan: "Taşkın tedbiri kapsamında 464 hanede tahliye yapıldı"

Tokat'ta taşkın riskine karşı yürütülen çalışmalar kapsamında kente gelen AFAD Başkanı Ali Hamza Pehlivan, yıkımı gerçekleştirilen ÇEDAŞ Köprüsü bölgesinde incelemelerde bulundu

21.05.2026 09:30:00
İHA
AFAD Başkanı Pehlivan: "Taşkın tedbiri kapsamında 464 hanede tahliye yapıldı"
AFAD Başkanı Pehlivan: "Taşkın tedbiri kapsamında 464 hanede tahliye yapıldı"
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanı (AFAD) Ali Hamza Pehlivan, Yeşilırmak'taki su seviyesinin yükselmesi ve Almus Barajı'ndan gelebilecek suyun oluşturabileceği taşkın riskine karşı alınan tedbirleri değerlendirmek üzere kente geldi. İlk olarak taşkın tedbiri kapsamında yıkımı tamamlanan ÇEDAŞ köprüsüne gelen Pehlivan'a Tokat Belediye Başkanı Yazıcıoğlu tarafından bölgede yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verildi.


"Bugün itibariyle 454 hanede tahliye çalışması yapıldı"



İncelemelerin ardından açıklamalarda bulunan AFAD Başkanı Ali Hamza Pehlivan, kent genelinde risk azaltmaya yönelik kapsamlı çalışmalar yürütüldüğünü belirterek, "DSİ ekipleri tarafından taşkın korumaya yönelik tahkimatlar yapıldı. Çok şükür bu ana kadar herhangi bir can kaybımız olmadı. Yaralanmamız olmadı. Risk azaltmanın bir boyutu da tahliyeler. Bugün itibariyle 464 hanede tahliye çalışması yapıldı. Yaklaşık 850 vatandaşımız kamu misafirhanelerinde misafir edildi" dedi.
Hayvan tahliyelerine de önem verildiğini ifade eden Pehlivan, "10 bin 333 büyükbaş hayvan, yaklaşık 3 bin 500 küçükbaş hayvan ve 2 bin 500 civarında arı kovanının tahliyesi gerçekleştirildi" diye konuştu.


"250 ihbarın 206'sı su baskını"



112 Acil Çağrı Merkezi'ne yaklaşık 250 ihbar ulaştığını belirten Pehlivan, bunların 206'sının su baskını yaşanan evlerle ilgili olduğunu kaydederek, tüm ihbarlara ekipler tarafından müdahale edildiğini söyledi. Su baskını yaşanan evlerde AFAD, belediye ve valilik koordinasyonunda tahliyeler yapıldığını aktaran Pehlivan, 42 iş yerinde de tahkimat ve tahliye çalışması gerçekleştirildiğini ifade etti.


"Su seviyesinin artmasına karşı her türlü önlemi aldık"



Kentte muhtemel taşkın riskine karşı birçok noktada koruma çalışmalarının sürdüğünü dile getiren Pehlivan, "Almus Barajı'nın dolusavaktan gelmesi muhtemel, beklenenden fazla su seviyesinin artması riskine karşı her türlü önlem alındı. Bugün itibariyle bu önlemler sayesinde çok şükür herhangi bir kaybımız yok" ifadelerini kullandı.

Hatay'da heyelan nedeniyle müstakil ev çöktü: 1 ölü, 2 yaralı

Hatay'da aşırı yağış sonrası yaşanan heyelanla birlikte müstakil ev çöktü, 3 kişi kurtarıldı. Hastaneye kaldırılan 3 kişiden 1'inin hayatını kaybettiği belirlendi

21.05.2026 08:30:00
İHA
Hatay'da heyelan nedeniyle müstakil ev çöktü: 1 ölü, 2 yaralı
Hatay'da heyelan nedeniyle müstakil ev çöktü: 1 ölü, 2 yaralı
Meteorolojinin şiddetli yağış uyarısında bulunduğu Hatay'da geçtiğimiz gün akşam saatlerinden itibaren şiddetli yağış etkili oldu.

Yaşanan yağışla caddeler göle dönerken, sel meydana geldi. Antakya ilçesi Hacı Ömer Alpagot Mahallesi'nde yağışla birlikte heyelan yaşandı.



Heyelan dağ yamacında bulunan bir müstakil evin çökmesine neden oldu. İhbar üzerine bölgeye sağlık, AFAD ve itfaiye ekipleri sevk edildi.

Ekiplerin çalışmalarıyla kurtarılan 3 kişi hastanede tedavi altına alındı. Hastaneye kaldırılan 3 kişiden birinin hayatını kaybettiği belirlendi.

Ekiplerin bölgedeki arama çalışmaları sürüyor.

Hakkari'de temel kazısı yapılan alan çevresinde çatlakların oluşması üzerine 6 bina tahliye edildi

Hakkari'de temel kazısı yapılan alan çevresinde meydana gelen çatlaklar nedeniyle 6 bina tedbir amaçlı boşaltıldı

21.05.2026 07:30:00
AA
Hakkari'de temel kazısı yapılan alan çevresinde çatlakların oluşması üzerine 6 bina tahliye edildi
Hakkari'de temel kazısı yapılan alan çevresinde çatlakların oluşması üzerine 6 bina tahliye edildi

Pehlivan Mahallesi'nde temel kazısının yapıldığı alanın bitişiğindeki ve yakınındaki bazı bina ve iş yerlerinin önünde, yolda ve kaldırımda çatlaklar, bir eczanede de hasar oluştu.

Durumu fark eden vatandaşların haber vermesi üzerine bölgeye AFAD, itfaiye ve polis ekipleri sevk edildi.



Buradaki 6 binayı tedbir amacıyla tahliye eden ekipler, çatlakların ve hasarın oluştuğu noktalarda inceleme yaptı.

Belediye ekipleri, incelemelerin ardından söz konusu binaları ve bazı iş yerlerini mühürledi. Tahliye edilen vatandaşlar, ekiplerce öğretmenevi ve misafirhanelere yerleştirildi.



Vali Yardımcısı Burak Gürbüz, AFAD İl Müdürü Erhan Kanat ve Belediye Başkan Yardımcısı Hamit Zibek de bölgeye gelerek incelemelerde bulundu. 

Ersoy hakkında iddianame hazırlandı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, tutuklu gazeteci Mehmet Akif Ersoy ve 7 şüpheli hakkındaki soruşturmayı tamamladı. Hazırlanan iddianamede, Ersoy hakkında "nitelikli cinsel saldırı" ve "örgüt kurma" suçlarından 65 yıla kadar hapis cezası talep edildi

20.05.2026 19:20:00
Haber Merkezi
Ersoy hakkında iddianame hazırlandı
Ersoy hakkında iddianame hazırlandı
İstanbul'da yürütülen uyuşturucu ve organize suç soruşturması kapsamında geçtiğimiz aylarda tutuklanan eski Habertürk Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akif Ersoy ve beraberindeki 7 şüpheli hakkındaki yargılama süreci başlıyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tamamlanan kapsamlı iddianame, incelenmek üzere İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi.

65 yıla kadar hapis istemi

Savcılık tarafından hazırlanan sevk yazısında, Mehmet Akif Ersoy'un organize bir suç yapısı içinde faaliyet gösterdiği iddia ediliyor. Ersoy hakkında hazırlanan dosyada şu suçlamalar öne çıkıyor:

• 11 kez nitelikli cinsel saldırı,

• Suç örgütü kurma ve yönetme,

• Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama,

• Uyuşturucu madde kullanımını kolaylaştırma.

Toplanan deliller ve gizli tanık beyanları doğrultusunda savcılık, ünlü gazeteci için toplamda 65 yıl 3 aya kadar hapis cezası verilmesini talep etti.

"Uyuşturucu ile cinsel ilişkiye zorlama" iddiası

Dosyadaki iddialara göre şüphelilerin, mağdur kadınlara uyuşturucu madde temin ederek onları cinsel ilişkiye zorladıkları ve bu süreçler üzerinden maddi ya da sektörel güç elde ettikleri öne sürülüyor. İddianamede Ersoy ile birlikte hareket ettiği savunulan Ahmet Göçmez, Mustafa Manaz, Nurullah Mahmut Dündar, Taner Çağlı, Tolga Aykut ve Ufuk Tetik de şüpheli sıfatıyla yer alıyor.

Mehmet Akif Ersoy ise hakimlik sorgusunda ve savcılık ifadesinde tüm bu iddiaları kesin bir dille reddetti. Suçlamaların asılsız olduğunu belirten Ersoy, herhangi bir suç örgütüyle veya iddia edilen eylemlerle bağının bulunmadığını savundu. Mahkemenin iddianameyi kabul etmesinin ardından önümüzdeki günlerde duruşma gününün netleşmesi bekleniyor.

AKP milletvekilinin damadı gözaltına alındı

Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında, açığa alınan eski SGK Antalya İl Müdürü Mehmet Tanrıöver ve beraberindeki şüpheliler gözaltına alındı. Olayın arka planında, yabancı uyruklu bir iş insanının 100 milyon TL'lik borcuna karşılık 200 bin euro rüşvet istendiği iddiaları yer alıyor

20.05.2026 16:10:00
Haber Merkezi
AKP milletvekilinin damadı gözaltına alındı
AKP milletvekilinin damadı gözaltına alındı
Antalya Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) İl Müdürlüğü bünyesinde patlak veren rüşvet iddiaları adli operasyona dönüştü. Yabancı uyruklu bir iş insanından borç silme karşılığında rüşvet istendiği iddiaları üzerine başlatılan soruşturmada, bir süre önce açığa alınan eski İl Müdürü Mehmet Tanrıöver ve özel kalem personeli R.B. gözaltına alındı. Soruşturma kapsamında Mehmet Tanrıöver'in avukat oğlu ve aynı zamanda AK Parti Gaziantep Milletvekili Ali Şahin'in damadı olan Mehmet Rıdvan Tanrıöver'in de ifadesine başvurulmak üzere gözaltına alındığı bildirildi.

100 milyon TL'lik borç için 200 bin euro iddiası

Antalya yerel basınında geniş yankı uyandıran olay, kentte faaliyet gösteren yabancı uyruklu bir iş insanının resmi şikayetiyle gün yüzüne çıktı.

İddialara göre, SGK'ya yaklaşık 100 milyon TL icra ve vergi borcu bulunan iş insanına, bu borcun sistemden silinmesi veya usulsüz şekilde çözülmesi karşılığında 200 bin euro rüşvet teklif edildi. İş insanının rüşvet talebini reddederek durumu adli makamlara ve SGK Genel Müdürlüğü'ne bildirmesi üzerine yasal süreç başlatıldı.

Müfettiş raporu sonrası operasyon başladı

Olayın ihbar edilmesinin ardından Ankara'dan Antalya'ya gönderilen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişleri, kurumda haftalar süren geriye dönük evrak ve ihale incelemesi gerçekleştirdi. Bu süreçte İl Müdürü Mehmet Tanrıöver tedbiren görevden uzaklaştırılarak açığa alındı.

Müfettişlerin hazırladığı raporda usulsüzlük iddialarına dair somut bulgulara yer verilmesiyle birlikte Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı operasyon talimatı verdi. Jandarma ekiplerince sabah saatlerinde düzenlenen eş zamanlı baskınlarla eski müdür Mehmet Tanrıöver ve özel kalem çalışanı R.B. yakalanarak emniyete götürüldü.

Damat Tanrıöver: 'Rüşvet girişimi doğru ama babamın bağı yok'

Operasyon öncesinde konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Mehmet Tanrıöver'in oğlu ve Milletvekili Ali Şahin'in damadı avukat Mehmet Rıdvan Tanrıöver, söz konusu iş insanından rüşvet istenmesi olayını doğrulamıştı. Ancak Tanrıöver, rüşvet talebinin babasıyla bir ilgisi olmadığını, bizzat babasının durumun tespiti için müfettiş talep ettiğini öne sürerek olayın arkasında siyasi bir komplo olduğunu iddia etmişti.

Gözaltına alınan şüphelilerin Antalya İl Jandarma Komutanlığı ve emniyetteki ifade işlemleri devam ederken, soruşturmanın kapsamının genişleyebileceği belirtiliyor.

İstanbul'dan Muş'taki hastaya 5G ile böbrek taşı ameliyatı

5G teknolojisiyle, Muş Devlet Hastanesi'ndeki tedavi gören bir hastanın ameliyatı, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'ndeki doktorlar tarafından başarıyla gerçekleştirildi

20.05.2026 15:30:00
İhlas Haber Ajansı
İstanbul'dan Muş'taki hastaya 5G ile böbrek taşı ameliyatı
İstanbul'dan Muş'taki hastaya 5G ile böbrek taşı ameliyatı
5G teknolojisi ve yerli-milli cihaz desteğiyle, Muş Devlet Hastanesi'ndeki bir hastanın ameliyatı İstanbul'daki doktorlar tarafından uzaktan başarıyla gerçekleştirildi. Türkiye'de yerli ve milli imkânlarla üretilen bir cihazla yapılan uzaktan operasyon, 5G teknolojisinin sağlık hizmetlerine erişimde sağladığı fırsat eşitliğini ortaya koydu.

Hayatı kolaylaştıran 5G teknolojisinin tıpta; uzaktan teşhis, görüntüleme, operasyon hasta takibi ve eğitim süreçlerinde yeni kullanım alanlarının önünü açtığına işaret eden İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, uzaktan ameliyatla ilgili olarak, "Sağlık teknolojileri ve telecerrahi uygulamaları, kendilerini insanlığın hayatını kolaylaştırmaya adamış uzman hekimlerimizin elinde ülkemiz için önemli bir bilimsel adımdır" dedi.

5G ile mesafelerin engel olmaktan çıktığının altını çizen Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç ise "5G'nin sunduğu ultra düşük gecikme süreleri ve yüksek veri iletme kapasitesi, eğitimden sağlığa, sanayiden ulaşıma kadar yaşamın her alanında köklü bir dönüşümü de beraberinde getiriyor. Yaklaşık bin 500 kilometre mesafeden gerçekleştirilen bu operasyon da bu kapasitenin çok çarpıcı bir örneği. Turkcell olarak bu sürece liderlik etmenin gururunu yaşıyoruz" diye konuştu.

Yapılan açıklamaya göre; Turkcell gücünde 5G'nin mesafeleri ortadan kaldıran kapasitesi ve sağlık alanına vadettiği dönüşüm, İstanbul ile Muş arasında gerçekleştirilen bir uzaktan ameliyatla ortaya konuldu. Muş Devlet Hastanesi'nde tedavi gören bir hastanın böbrek taşı kırma operasyonu, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'ndeki deneyimli doktor ekibi tarafından başarıyla gerçekleştirildi. Operasyon, 5G teknolojisinin sağlık hizmetlerine erişimde sağladığı fırsat eşitliğini de ortaya koydu.

Operasyonda, İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi'nden Prof. Dr. Tzevat Tefik ile Muş Devlet Hastanesi'nden Op. Dr. Rıfat Burak Ergül görev aldı. Her iki hastanede mevcut olan Turkcell 5G altyapısı, yüksek veri aktarım kapasitesi ve ultra düşük gecikmeyle uzaktan ameliyata imkan verdi. Toplantıda; yaklaşık 4 saat süren ve hastaya herhangi cerrahi müdahale olmadan damar yoluyla yapılan operasyonun, aynı zamanda, böbrek taşı tedavisinde RIRS (Retrograd İntrarenal Cerrahi) ile yapılan dünyanın ilk uzaktan ameliyatı olduğu belirtildi.

5G teknolojisinin; tıp sektöründe uzaktan teşhis, takip, görüntüleme, eğitim ve operasyon gibi süreçlerde yeni kullanım alanlarının önünü açtığına işaret eden İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, "5G destekli bu operasyon, İstanbul Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı'nın robot yardımlı Retrograd İntrarenal Cerrahi ve ileri endoüroloji alanındaki deneyiminin farklı merkezlere başarıyla aktarılabileceğini göstermesi açısından son derece önemli. Sağlık teknolojileri ve telecerrahi uygulamaları, kendilerini insanlığın hayatını kolaylaştırmaya adamış uzman hekimlerimizin elinde ülkemiz için önemli bir bilimsel adımdır" dedi.

"Turkcell 5G, mesafeleri engel olmaktan çıkarıyor"

Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç, 1 Nisan itibarıyla tüm Türkiye'de kullanıma açılan 5G teknolojisinin eğitimden sağlığa, sanayiden ulaşıma kadar yaşamın her alanında köklü bir dönüşümü tetiklediğini belirterek şunları söyledi: "Turkcell olarak 5G'yi Türkiye'nin dijital geleceği için stratejik bir eşik olarak görüyoruz. Bu teknoloji; çok yüksek hız, ultra düşük gecikme ve güçlü veri taşıma kapasitesiyle hayatın her alanında yeni bir dönemin kapılarını açıyor. İstanbul-Muş arasında yaklaşık bin 500 kilometre mesafeden başarıyla gerçekleştirilen bu operasyon, Turkcell 5G'nin mesafeleri engel olmaktan çıkaran kapasitesinin çok çarpıcı bir örneği. Bu kapsamda yakın gelecekte eğitimden sağlığa, sanayiden ulaşıma kadar birçok alanda 5G'nin dönüştürücü etkisini daha da fazla göreceğiz. Turkcell olarak sahip olduğumuz altyapı ve en geniş frekans bandıyla, bu köklü değişime liderlik etmenin haklı gururunu yaşıyoruz. Bu vesileyle sayın rektörümüze, kıymetli hocalarımıza, tüm paydaşlarımıza ve çalışma arkadaşlarıma teşekkürlerimi sunuyorum."

"Hastamızı, aynı ameliyathanede gibi takip edebildik"

İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tzevat Tefik de operasyonla ilgili bilgi verdi. Tefik, "Turkcell'in 5G altyapısı ve ELMED'in yerli üretim İbn-i Sina robotu aracılığıyla, Muş'taki hastamızı İstanbul'dan, tıpkı aynı ameliyathanede gibi takip edebildik. Sistemin sağladığı ultra düşük gecikme süresi sayesinde cerrahi sezgimizden hiçbir şey kaybetmeden işlemi tamamladık. Bu çalışma, telecerrahinin yalnızca bir teknoloji demonstrasyonu olmadığını; doğru altyapı, deneyimli ekip ve multidisipliner iş birliğiyle, klinik pratikte güvenle uygulanabilir bir model olduğunu somut biçimde ortaya koydu. Türkiye'de bir ilk olmasının ötesinde, RIRS yöntemiyle gerçekleştirilen dünyanın ilk uzaktan böbrek taşı ameliyatı olması bu başarıyı küresel ölçekte de anlamlı kılıyor. Uluslararası akademik iş birlikleri çerçevesinde robot yardımlı retrodrad intrarenal telecerrahiyi, küresel ölçekte yaygınlaştırmayı ve Türkiye'yi bu alanda uluslararası bir referans merkezi konumuna taşımayı hedefliyoruz" dedi.

Yerli ve milli teknolojiyle uzaktan ameliyat

Türkiye'de yerli ve milli teknolojiyle üretilen bir cihazla yapılan böbrek taşı kırma operasyonunda, ELMED firması tarafından geliştirilen İbn-i Sina adlı cihaz kullanıldı. 1991 yılında Ankara OSTİM'de kurulan ELMED, Türkiye'nin yüksek teknolojili tıbbi cihaz üreticilerinden biri konumunda. Şirket, böbrek taşı kırma cihazını 1992'de üretti. 1994 yılında da ilk ihracatı yapıldı. İlk Türk malı ESWL cihazını 1996 yılında AUA (Amerikan Üroloji Derneği) Kongresi'nde dünyanın farklı ülkelerinden üroloji uzmanlarına tanıtan şirket, üroloji alanında bilinen bir marka olarak 60'tan fazla ülkeye ihracat gerçekleştirdi. ELMED 2012 yılında Tübitak projesi ile böbrek taşlarının lazerle kırılarak tedavisinde fURS (flexible ureterorenoskopi) ile kullanılmak üzere Avicenna Roboflex adı verilen İbn-i Sina robotun ilk protipini üretti. Patent alınan bu robot, Avrupa CE işaretine sahip ve ABD'den de FDA onayını aldı. Halen, ABD, Birleşik Krallık, Almanya, Polonya, Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar'da bu robot kullanılıyor. ELMED, bu robota tele-cerrahi özelliğini ve yapay zekâ desteğini de entegre ediyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.