İmam Kazım, Fehh şehidine destek olmuş mudur?
Fehh faciasına destek konusuna geçmeden, İmamların devirlerindeki halifeye karşı farklı kişilerce kıyamların olduğunu hatırlatmak gerekir
Hasan Parlak





Halifeye karşı yapılan silahlı hareketlerde, İmamlar zâhiren hiçbirisine destek olmamışlardır.
Siyasî koşullardan dolayı hiçbirisi başarıya ulaşamayan bu kıyamların tamamı Şii denilen Ehl-i Beyt taraftarlarınca da organize edilmiş değildir.
İmamiye'ye bağlı olanlar ve Zeydîler denilen grup arasında zaman içinde farklı görüşler zuhûr etmiştir.
Zira İmamiye'ye bağlı olanlar hak olan İmama tâbi iken Zeydî kıyamlarını İmamlar yönetmemiştir.
Fehh faciasına gelince...
Fehh olayı, yıllar boyunca, mübarek Ehl-i Beyt İmamları ve Ehl¬i Beyt sevenlerinin gönlünde acı bir hatıra olarak anılmıştır.
İmam Muhammed Takî (a.s.), bu katliam hakkında şöyle buyurmuştur:
"Kerbela faciasından sonra hiçbir facia bizim için Fehh faciası kadar acı olmamıştır."
Fehh şehidi Hüseyin b. Ali, şehâdete gittiği yolculuktan önce İmam Kâzım'a yapmak istedikleri hakkında görüşünü sormuştu.
İmam Kâzım'dan (a.s.) biat isteyen Hüseyin'e İmam şöyle buyurdu:
"Ey amcamın oğlu! Amcanın oğlunun, amcan Ebû Abdullah'ı zorladığı şeye beni zorlama. Aksi takdirde Ebû Abdullah'ın (Ca'fer es-Sâdık) istemediği şeyi söylemek zorunda kalması gibi, ben de istemediğim şeyi söylemek zorunda kalırım."
İmamın bahsettiği hadise, babası İmam Ca'fer'in (a.s.) Nefsu'z-Zekiye ayaklanmasına karşı takındığı tavırdır."
Hüseyin b. Ali ona şöyle dedi: "Ben, sana bir teklifte bulundum. İstersen katılırsın, istemezsen seni zorlamam. Yardım ancak Allah'tan istenir" dedi ve sonra İmam ile vedalaştı.
Hüseyin ayaklanmaya karar verdiğinde ona şöyle buyurmuştur:
"Sen öldürüleceksin! O hâlde kılıcını keskin tut. Çünkü bu kavim fâsıklardan müteşekkildir. Görünürde mü'mindirler ama içleri nifak ve şirkle doludur. Biz Allah'tan geldik ve yine ona döneceğiz ey topluluk! Allah katında sizin için hayırlı bir sevap umuyorum."
Zâhirde biat söz konusu olmamasına rağmen, Fehh katliamının ardından Halife Hâdi, bu ayaklanmanın İmam'ın kışkırtması ile olduğunu söylemiştir.
Halife Hâdi'ye, Hüseyin b. Ali'nin kesik başı getirildiğinde yanında İmam Kâzım da bulunuyordu.
Mûsâ Hâdi, İmam'a (a.s.), "Bu başı tanıyor musun?" diye sordu.
İmam (a.s.), "Gerçekten de biz Allah'tan geldik ve gerçekten de biz O'na döndürüleceğiz. O'nun mânevî huzuruna varacağız» mealindeki âyeti okuyarak, "Evet, vallahi, Müslim, sâlih, oruç tutar, sabreder, iyiliği buyurup, kötülüğü nehyeden bir hâldeydi» diye buyurdu.
Hüseyin b. Ali'nin ardından, İmam Kâzım'ın ettiği bu güzel medhiyelerden sonra Hâdi, "Allah'a yemin ederim ki, Hüseyin onun emri ile isyan etti. Ona tâbi olanlar da onu sevenlerdi. Çünkü o, şu Ehl-i Beyt'in vasîsidir. Onu yaşatırsam, Allah beni yaşatmasın" dedi.
Bu korkunç planı Ali b. Yaktin, bir mektup ile İmam'a haber verdi.
İmam, sabah olunca ailesini ve sevenlerini toplayarak aldığı haberi bildirdi ve fikirlerini sordu.
Onlar, "Allah sana iyilik versin, biz seninle beraberiz ama kendini bu zorbadan uzak tutmanı, ondan sakınmanı düşünüyoruz" dediler.
İmam Mûsâ Kâzım (a.s.) gülümsedi ve kıbleye dönerek, "Şu kabrin hürmetine and olsun ki, şu günde öldü. Allah'a yemin ederim ki bu, 'Sizin konuşmanız gibi kesin ve gerçektir' " buyurdu.
O gün içinde Halife Hâdi'nin ölüm haberi ulaştı ve Hârun Reşid'in halifeliği ilan edildi.
O günlerde Mûsâ Hâdi, babası zamanında kendisine biat alınan kardeşi Hârun'un yerine, kendi oğlu Ca'fer'i veliaht yapmanın derdindeydi.
Ezd kabilesinden Ebû Hureyre Muhammed b. Ferruh el-Ezdî isimli bir komutanın riyâsetinde, Şam, Mısır, Mağrip'ten toplayacağı bir orduyu, Hârun'u azletmek üzere halkı ikna etmek için göndermişti.
Ordu, Rıka denilen yere vardığında Hâdi'nin ölüm haberi alındı. Tarihler Hicrî 170 senesini göstermekte idi." (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Musa Kazım eserinden)



























































































