İmam Rıza’nın hayatından dersler
İmam Rıza’nın, içinde beş misvak bulunan bir çantası vardı. Onlardan her birinin üzerine beş namazdan birinin ismi yazılmıştı. Her namaz vakti o namaz için tahsis edilen misvakla dişlerini misvaklıyordu
21.02.2024 08:35:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





İmam Rıza'nın, içinde beş misvak bulunan bir çantası vardı. Onlardan her birinin üzerine beş namazdan birinin ismi yazılmıştı. Her namaz vakti o namaz için tahsis edilen misvakla dişlerini misvaklıyordu.
Sulî der ki: "Büyük annem, İmam Rıza ile ilgili soru sorduklarında şöyle diyordu: Ondan bir şey hatırlamıyorum. Sadece Hindistan uduyla (bir çeşit koku) tütsülendiğini ve daha sonra misk ve gül suyu kullandığını görüyordum."
Ensârî diyor ki: "İmam Rıza'nın kanı bazen taşkınlık ettiğinde (yani tansiyonu yükseldiğinde) gece yarısı hacamat ettiriyordu (iki omuzu arasından kan aldırıyordu)."
Yunus b. Abdurrahman diyor ki: "İmam Rıza'dan, kendi yüzüğüyle babasının yüzüğünün nakşı hakkında sordum, buyurdu ki: Yüzüğümün kaşının nakşı (yazısı) şudur:
'Maşaallah, la kuvvete illa billah' (Allah'ın istediği olur, bütün güçler Allah'tandır). Babamın yüzüğünün nakşı ise şu idi: 'Hasbiyallah' (Allah bana yeter). O, mektupları onunla mühürlediğim yüzüktür."
Muhammed b. Cehm diyor ki: "İmam Rıza, meyveler arasında üzümü çok severdi."
İbrahim b. Abbas der ki: "İmam Rıza, gizlide çok ihsanda bulunur ve sadaka verirdi. Bu amelleri daha çok karanlık gecelerde yapardı. Kim fazilette onun gibisini gördüğünü zannederse onu tasdik etmeyin."
İbrahim b. Abbas diyor ki: "Ben, İmam Rıza'nın herhangi bir kimseyi incittiğini, herhangi bir kimsenin sözünü kestiğini veya ihtiyacını karşılamaya kadir olduğu herhangi bir muhtacı eli boş çevirdiğini görmedim."
Sulî der ki: "Bir müddet İmam Rıza'nın hizmetinde bulunma iftiharına nâil olan büyük annem bana şöyle dedi: İmam Rıza, sabah namazını ilk vaktinde kıldıktan sonra secdeye kapanıp güneş yükselinceye dek başını secdeden kaldırmazdı. Daha sonra kalkıp halk için oturuyordu (yani onların işleriyle ilgilenip, ihtiyaçlarını gideriyordu) ve daha sonra bineğine binerek işinin başına gidiyordu."
Ubeyd b. Ebu Abdullah el-Bağdadî bir şahıstan şöyle naklediyor: "İmam Rıza'ya bir misafir geldi. İmam onun yanında oturarak onunla sohbet ettiği bir sırada lambanın ışığı bozuldu.
Misafir elini uzatıp onu düzeltmek istediğinde İmam onu bu işten men etti ve kendisi ileri gelerek onu düzeltti. Sonra buyurdular ki: Biz öyle bir kavimiz ki konuğumuzu işletmeyiz."
İmam Rıza'nın hizmetçisi Nâdir şöyle der: "İmam er-Rıza cevizli helvayı dürüm yaparak bana veriyordu."
İmam Rıza'nın hizmetçisi Yâsir diyor ki: "İmam Rıza, boş vakit bulduğunda küçük-büyük bütün hizmetçilerini toplayıp onlarla karşılıklı konuşarak muhabbet ediyorlardı. Sofra başına oturduğunda onlardan büyük-küçük hiç kimseyi, hatta hayvan bakıcılarıyla hacamat yapanları bile terk etmez, hepsini kendisiyle birlikte sofranın başına oturturdu."
Süleyman b. Câfer el-Câferî diyor ki: "Ben bir iş için İmam Rıza'nın yanına gitmiştim. O, Muatteb ile evine girdi. Bu sırada kölelerinin çamur işiyle çalıştıklarını ve onlardan olmayan bir zencinin de onlarla birlikte çalıştığını gördü. Bunun üzerine, 'Onun ücretini belirlediniz mi?' diye sordu. Cevaben, 'hayır' dediler. Bunun üzerine İmam buyurdu ki:
Ben defalarca sizi bir işçinin ücretini belirlemeden onu kendinizle çalıştırmaktan sakındırmıştım."
Hasan b. Şube el-Harranî diyor ki: "İmam Rıza, ihtiyaçlarını not etmek istediğinde şöyle yazıyordu: 'Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla, hatırlarım inşaallah!' Daha sonra istediği şeyi yazardı."
Ali b. İbrahim b. Hâşim der ki: "Yâsir bana şöyle dedi: 'İmam Rıza Cuma günü Horasan'da Memun'un arkasında kıldığı cemaat namazından toz toprak ve terli bir vaziyette evine döndüğünde ellerini kaldırarak şöyle dedi: Allah'ım! Eğer içinde bulunduğum bu sıkıntıdan kurtulmak ölümümleyse, o halde onu bana çok çabuk ulaştır."
İmam Rıza vefat edinceye dek sürekli gam ve kederliydi."
İmam Câfer-i Sâdık buyurur ki: "İmam Bâkır evinden çıktığında şöyle diyordu: Allah'ın adıyla çıktım. Allah'ın adıyla giriyorum, Allah'a tevekkül ettim, güç ve kudret ancak ulu ve yüce Allah'tandır."
Muhammed b. Sinan diyor ki: "İmam Rıza da evinden çıktığında aynı duayı okuyordu."
İmam Rıza Horasan'da olduğu sırada yanında olan bütün malını fakirlere infak etti. Arefe günüydü ve Fazl b. Sehl bu yaptığını beğenmeyerek "bu zarardır" dedi.
İmam buyurdu ki: "Tam tersine, bu ganimettir. Sakın, Allah'ın ecrini ve keremini arzu ederek yaptığın bir harcamaya zarar olarak nitelendirmeyesin." (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Ali Rıza eserinden)
Sulî der ki: "Büyük annem, İmam Rıza ile ilgili soru sorduklarında şöyle diyordu: Ondan bir şey hatırlamıyorum. Sadece Hindistan uduyla (bir çeşit koku) tütsülendiğini ve daha sonra misk ve gül suyu kullandığını görüyordum."
Ensârî diyor ki: "İmam Rıza'nın kanı bazen taşkınlık ettiğinde (yani tansiyonu yükseldiğinde) gece yarısı hacamat ettiriyordu (iki omuzu arasından kan aldırıyordu)."
Yunus b. Abdurrahman diyor ki: "İmam Rıza'dan, kendi yüzüğüyle babasının yüzüğünün nakşı hakkında sordum, buyurdu ki: Yüzüğümün kaşının nakşı (yazısı) şudur:
'Maşaallah, la kuvvete illa billah' (Allah'ın istediği olur, bütün güçler Allah'tandır). Babamın yüzüğünün nakşı ise şu idi: 'Hasbiyallah' (Allah bana yeter). O, mektupları onunla mühürlediğim yüzüktür."
Muhammed b. Cehm diyor ki: "İmam Rıza, meyveler arasında üzümü çok severdi."
İbrahim b. Abbas der ki: "İmam Rıza, gizlide çok ihsanda bulunur ve sadaka verirdi. Bu amelleri daha çok karanlık gecelerde yapardı. Kim fazilette onun gibisini gördüğünü zannederse onu tasdik etmeyin."
İbrahim b. Abbas diyor ki: "Ben, İmam Rıza'nın herhangi bir kimseyi incittiğini, herhangi bir kimsenin sözünü kestiğini veya ihtiyacını karşılamaya kadir olduğu herhangi bir muhtacı eli boş çevirdiğini görmedim."
Sulî der ki: "Bir müddet İmam Rıza'nın hizmetinde bulunma iftiharına nâil olan büyük annem bana şöyle dedi: İmam Rıza, sabah namazını ilk vaktinde kıldıktan sonra secdeye kapanıp güneş yükselinceye dek başını secdeden kaldırmazdı. Daha sonra kalkıp halk için oturuyordu (yani onların işleriyle ilgilenip, ihtiyaçlarını gideriyordu) ve daha sonra bineğine binerek işinin başına gidiyordu."
Ubeyd b. Ebu Abdullah el-Bağdadî bir şahıstan şöyle naklediyor: "İmam Rıza'ya bir misafir geldi. İmam onun yanında oturarak onunla sohbet ettiği bir sırada lambanın ışığı bozuldu.
Misafir elini uzatıp onu düzeltmek istediğinde İmam onu bu işten men etti ve kendisi ileri gelerek onu düzeltti. Sonra buyurdular ki: Biz öyle bir kavimiz ki konuğumuzu işletmeyiz."
İmam Rıza'nın hizmetçisi Nâdir şöyle der: "İmam er-Rıza cevizli helvayı dürüm yaparak bana veriyordu."
İmam Rıza'nın hizmetçisi Yâsir diyor ki: "İmam Rıza, boş vakit bulduğunda küçük-büyük bütün hizmetçilerini toplayıp onlarla karşılıklı konuşarak muhabbet ediyorlardı. Sofra başına oturduğunda onlardan büyük-küçük hiç kimseyi, hatta hayvan bakıcılarıyla hacamat yapanları bile terk etmez, hepsini kendisiyle birlikte sofranın başına oturturdu."
Süleyman b. Câfer el-Câferî diyor ki: "Ben bir iş için İmam Rıza'nın yanına gitmiştim. O, Muatteb ile evine girdi. Bu sırada kölelerinin çamur işiyle çalıştıklarını ve onlardan olmayan bir zencinin de onlarla birlikte çalıştığını gördü. Bunun üzerine, 'Onun ücretini belirlediniz mi?' diye sordu. Cevaben, 'hayır' dediler. Bunun üzerine İmam buyurdu ki:
Ben defalarca sizi bir işçinin ücretini belirlemeden onu kendinizle çalıştırmaktan sakındırmıştım."
Hasan b. Şube el-Harranî diyor ki: "İmam Rıza, ihtiyaçlarını not etmek istediğinde şöyle yazıyordu: 'Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla, hatırlarım inşaallah!' Daha sonra istediği şeyi yazardı."
Ali b. İbrahim b. Hâşim der ki: "Yâsir bana şöyle dedi: 'İmam Rıza Cuma günü Horasan'da Memun'un arkasında kıldığı cemaat namazından toz toprak ve terli bir vaziyette evine döndüğünde ellerini kaldırarak şöyle dedi: Allah'ım! Eğer içinde bulunduğum bu sıkıntıdan kurtulmak ölümümleyse, o halde onu bana çok çabuk ulaştır."
İmam Rıza vefat edinceye dek sürekli gam ve kederliydi."
İmam Câfer-i Sâdık buyurur ki: "İmam Bâkır evinden çıktığında şöyle diyordu: Allah'ın adıyla çıktım. Allah'ın adıyla giriyorum, Allah'a tevekkül ettim, güç ve kudret ancak ulu ve yüce Allah'tandır."
Muhammed b. Sinan diyor ki: "İmam Rıza da evinden çıktığında aynı duayı okuyordu."
İmam Rıza Horasan'da olduğu sırada yanında olan bütün malını fakirlere infak etti. Arefe günüydü ve Fazl b. Sehl bu yaptığını beğenmeyerek "bu zarardır" dedi.
İmam buyurdu ki: "Tam tersine, bu ganimettir. Sakın, Allah'ın ecrini ve keremini arzu ederek yaptığın bir harcamaya zarar olarak nitelendirmeyesin." (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Ali Rıza eserinden)
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.






















































































