logo
31 MAYIS 2026

İmam Rıza'ya yönelik işaretler ve nasslar -2-

Yezid der ki: ‘O sırada, yanında rahat konuşamayacağımız biri geldi. Ebu İbrahim’e (a.s.) dedim ki: ‘Sen de bana, babanın bana haber verdiği gibi anlat.’

03.04.2024 08:26:00
Haber Merkezi
İmam Rıza'ya yönelik işaretler ve nasslar -2-
İmam Rıza'ya yönelik işaretler ve nasslar -2-
Yezid der ki: 'O sırada, yanında rahat konuşamayacağımız biri geldi. Ebu İbrahim'e (a.s.) dedim ki: 'Sen de bana, babanın bana haber verdiği gibi anlat.'

'Evet' dedi. 'Babam öyle bir zamanda yaşadı ki, bizim yaşadığımız bu zamandan tamamen farklıydı.' (Bu zamanda takiyye yapmamız gerekiyor).

Dedim ki: 'Cevabın bu kadarına râzı olana Allah lanet etsin.'

Ebu İbrahim bu cevap karşısında uzun süre gülmekten kendini alamadı. Sonra bana dedi ki: 'Sana anlatacağım, ey Ebu Umare! Ben evimden çıktığım zaman, falan oğluma vasiyette bulundum, zâhiren diğer kardeşlerini de bu vasiyete ortak ettim.

Ama gizlice ona vasiyetimi yaptım. Sadece onu diğerlerinden ayırdım. Eğer benim elimde olsaydı, imamlığı oğlum Kâsım'a verirdim. Çünkü onu severim ve ona karşı çok şefkatliyim. Ancak, bu, Allah Azze ve Celle'nin elindedir. Onu dilediğine verir. Bunun haberini bana (rüyada) Resûlullah verdi.

Benden sonra imam olacak kimseyi ve onun taraftarlarını bana gösterdi. Zaten bizden birine, Resûlullah'tan (s.a.v.) ve dedem Ali'den (a.s.) haber gelmeden, vasiyette bulunulmaz.

Rüyada Resûlullah'ın yanında bir yüzük, bir kılıç, bir âsâ, bir kitap ve sarık gördüm. Dedim ki: 'Bu nedir, ya Resûlallah?' Bana dedi ki: 'Sarık, Allah'ın egemenliğidir. Kılıç, Allah'ın izzetidir. Kitap, Allah'ın nurudur. Âsâ, Allah'ın kuvvetidir. Yüzük ise, bunların tümünü sembolize eden bir işarettir.' Sonra bana şöyle dedi: 'İmamlık yetkisi senden çıkmış, başkasına geçmiştir.'

Dedim ki: 'Ya Resûlallah, onu bana göster, onlardan hangisi olduğunu göreyim.'

Bunun üzerine Resûlullah buyurdu ki: 'Senin kadar, imamlıktan ayrılmak için acele eden birini daha görmedim. Eğer imamlık sevgiyle olan bir şey olsaydı, baban İsmail'i senden daha çok severdi. (Senin yerine o imam olurdu) Fakat bu, Allah Azze ve Celle'nin elindedir.'

Ebu İbrahim, sonra dedi ki: 'Sağ-ölü bütün çocuklarımı gördüm. Emir'ül-Mü'minin (Ali b. Ebu Tâlib) bana, 'Bu, onların efendisidir' dedi. -Oğlum Ali'yi göstererek- 'Bu bendendir, ben de ondanım. Allah iyilik yapanlarla beraberdir.'

Yezid der ki: 'Sonra Ebu İbrahim (Mûsa b. Câfer aleyhisselâm) devamla şunları söyledi: 'Ey Yezid! Bu, sende bir sır, bir emanet olarak kalsın. Onu, akıllı veya doğruluğundan emin olduğun kimselerden başkasına haber verme. Eğer senden tanık istenirse, Allah'ın şu sözlerini tanık göster: ''Allah size, emanetleri ehline vermenizi emreder.'   Yine bize şöyle hitap etmiştir: 'Yanındaki Allah'ın şahitliğini gizleyenden daha zâlim kim vardır?' 

Ebu İbrahim (Mûsa b. Câfer aleyhisselâm) dedi ki: 'Ben Resûlullah'a (s.a.v.) döndüm ve dedim ki: 'Anam babam sana kurban olsun. Bütün çocuklarımı benim yanımda topladım Peki, bunların hangisi imamdır?'

Buyurdu ki: 'Bunların içinde Allah'ın nuruyla bakan, O'nun anlayışıyla dinleyen, O'nun hikmetiyle konuşan, doğru davranan ve hata etmeyen, bilen, cahillik etmeyen, hikmet ve ilim öğretilen imamdır. İşte imam budur' dedi ve oğlum Ali'nin elini tuttu.

Sonra şöyle buyurdu: 'Onunla beraberliğin ne kadar az olacak! Yolculuktan döndüğün zaman, vasiyetini yap, işlerini düzene koy. İstediğin işlerden de geri dur.

Çünkü sen onlardan ayrılıp başka bir diyarda onlardan başkalarına komşuluk edeceksin. Vasiyet etmek istediğin zaman, Ali'yi çağır, seni yıkasın, kefenini sarsın. Çünkü onun yıkaması seni arındırır. Bundan başkası da doğru olmaz. Bu, geçmişlerden kalma bir gelenektir. Öleceğin zaman onun önünde uzan, kardeşleri ve amcaları da onun arkasında saf tutsunlar.

Senin üzerinde dokuz defa tekbir getirsin. Çünkü sen henüz hayattayken ona yönelik vasiyet gerçekleşmiş ve senin görevlerini üstlenmiş olur. Daha sonra onun ardından gelen oğullarını topla ve onları onun imamlığına şahit tut. Allah'ı da şahit göster. Şahit olarak Allah yeter.' Yezid der ki: 'Sonra Ebu İbrahim (Mûsa b. Câfer aleyhisselâm) bana dedi ki:

'Ben bu sene vefat ederim. İmamlık oğlum Ali'ye geçer. Daha önceki imamlardan iki Ali'nin adaşıdır. Birinci Ali, Ali b. Ebu Tâlib'dir. İkinci Ali ise, Ali b. Hüseyin'dir.

Ona, birinci Ali'nin (a.s.) kavrayışı, yumuşaklığı, zaferi, sevgisi, dini, çektiği eziyetlerin benzeri, ikinci Ali'nin (a.s.) de çektiği eziyetlerin benzeri, istenmeyen şeyler karşısındaki sabrı verilmiştir. Halife Harun'un ölümünün üzerinden dört yıl geçmeden konuşmasına izin verilmemiştir.'

Sonra bana dedi ki: 'Ey Yezid! Bu yere bir daha gelip onunla karşılaştığın zaman -ki karşılaşacaksın- ona; güvenilir, güvencede ve bereketli bir oğlunun olacağını müjdele. O, sana, burada benimle karşılaştığını haber verecektir. O zaman sen ona, bu çocuğun doğacağı cariyenin, Resûlullah'ın cariyesi ve İbrahim'in annesi Mâriye'nin sülâlesine mensup olacağını söyle. Eğer o cariyeyle de karşılaşma imkânını bulursan, ona da selâmımı ilet.'

Yezid der ki: 'Ebu İbrahim'in (a.s.) vefatından sonra Ali (a.s.) ile karşılaştım. Ben daha konuşmadan o konuşmaya başladı ve bana dedi ki: 'Ey Yezid! Umre hakkında ne dersin?'

Dedim ki: 'Anam babam sana kurban olsun! Bu sana kalmış. Ayrıca benim de bu yolculukta harcayacak param yoktur.'

Buyurdu ki: 'Subhanallah! Biz, senin giderlerini üstlenmeden, sana bir görev verir miyiz?'

Böylece yola çıktık ve derken söz konusu yere geldik. Yine o önce söze başladı ve dedi ki: 'Ey Yezid! Burada çok kere komşularınla ve amcalarınla karşılaştın.'

(Yezid, Zeyd b. Ali'nin soyundan gelir. Dolayısıyla, altıncı ve yedinci imamın amca çocuğudur. Amca çocuğu amca yerine geçer).

'Evet' dedim, sonra ona hikâyeyi anlattım.

Bana dedi ki: 'Henüz o cariye gelmiş değildir. Eğer gelirse onun selâmını ona iletirim.' Devam edecek (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Ali Rıza eserinden)

İktidarın kanalları Kılıçdaroğlu'nun hizmetinde


 
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmalarını canlı yayınlayan A Haber, TRT Haber, Ülke TV, TV Net, NTV, Haber Türk, Haber Global, TV100, CNN Türk; CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun konuşmasını canlı yayınladı. Bazı kanallar çift ekran oluşturarak, Özgür Özel'in görüntüsünü verdiler ancak sesini aktarmadılar. 

30.05.2026 14:45:00 / Güncelleme: 30.05.2026 15:06:32
AHMET TURAN YİĞİT
İktidarın kanalları Kılıçdaroğlu'nun hizmetinde
İktidarın kanalları Kılıçdaroğlu'nun hizmetinde

Mahkemenin mutlak butlan kararıyla genel başkanlık görevinden alınan CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, CHP Ankara İl Başkanlığı binasında saat 14:00'ten itibaren partililerle bayramlaştı.
Güvenpark'ta bir araya gelen çok sayıda kişi Özgür Özel'e destek ve Kemal Kılıçdaroğlu'na tepki sloganları attı. Alanda bulunanların sayısı 100 bini aştı. Özel, konuşmasını yaparken elektrikler kesildi. Konuşma jeneratörün devreye girmesiyle devam etti. 

Yavaş adresini belli etti

Alana Özgür Özel ile birlikte gelen Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da geldi. Yavaş, "İnsanların umudunu tüketen bir konumda bulunmaktansa, siyaseti bırakırım. İnsanların umudunu yeşertmemiz gerekir. Önemli olan bu toplumun geleceğidir. CHP sıradan bir parti değildir, bu ülkenin kurucu iradesidir. CHP''yi zayıflatmaya yönelik her girişim, yalnızca partiyi hedef almamaktadır. Türkiye'nin birikimini ve Cumhuriyet'in değerlerini hedef almaktadır" dedi. Özel, "Kurultay tarihini ilan edin. Emperyalizme geçit vermeyeceğiz" dedi. Kalabalık sık sık "Hain Kemal" sloganı attı.

Özel: İşin başında Erdoğan var

Ardından konuşmasını yapmaya başlayan Özgür Özel, "Bu mesele CHP'nin iç meselesi değildir, doğru anlayalım. Bu mesele Tayyip Erdoğan'la milletin meselesidir" dedi.

Kılıçdaroğlu ne dedi?

Kılıçdaroğlu ise az sayıda kişiye hitap etti. CHP Genel Merkezi'nin önüne gelenlerde coşku yoktu. İnsanlar bir oradan bir oraya alanda dolaşıyorlardı. Kılıçdaroğlu'nun konuşmasını aktaran kanallar da alanı vermekten kaçındı. Kılıçdaroğlu ise konuşmasını metinden okudu.

Mahkeme kararaıyla göreve getirilen CHP lideri, "Bizim hesaplaşmamız kişisel değil, ahlakıdır" diyen Kılıçdaroğlu, "Önce hesaplaşacağız, sonra kurultay sandığını önünüze getireceğim" diye konuştu. Kılıçdaroğlu şunları söyledi: "Biz bu partiyi mahkeme salonlarında itibarımız çiğnensin diye mi büyüttük? Atalarımızın emaneti partimizi kimler pavyon masalarına meze etmeye çalıştı? Benim ne yapacağım bellidir. Ben hesap soracağım." 
 
"Benim bu millete özür borcum var" diyen Kılıçdaroğlu şöyle devam etti: "Ruhunu satmış FETÖ ajanlarını zamanında fark edemediğim için özür diliyorum. Dış odaklardan medet uman gafilleri koynumda beslediğim için özür diliyorum. Pavyon masasında pazarlık yapanların, partiyi mahkeme kapılarına düşürenlerin maskesini zamanında indiremediğim için özür diliyorum."

Cumhur İttifakı seçmeninin de Kılıçdaroğlu'na destek verdiği tahmin ediliyor.

 

Anıkabir'e yürüryüş

Öte yandan Özgür Özel, konuşmasının sonunda meydandakilere "Anıtkabir'e yürüyoruz" diyerek, kalabalığı Anıtkabir'e davet etti. 

Hasankeyf'in yeni hali bayramda ziyaretçi akınına uğradı


 
Batman'ın tarihi Hasankeyf ilçesi, Kurban Bayramı tatilinde ülkenin farklı illerinden gelen ziyaretçileri ağırlıyor.
 

30.05.2026 12:42:00
AA
 Hasankeyf'in yeni hali bayramda ziyaretçi akınına uğradı
 Hasankeyf'in yeni hali bayramda ziyaretçi akınına uğradı
Birçok medeniyetin izlerini taşıyan Hasankeyf, 9 günlük bayram tatilinde de ziyaretçilerin ilgi odağı oluyor. İlçeyi ziyaret edenler, Ilısu Barajı nedeniyle orijinal yerlerinden taşınan İmam Abdullah Türbesi, Zeynel Bey Türbesi, Artuklu Hamamı, Hasankeyf Kalesi, Hasankeyf Müzesi ve Er-Rızk Camisi gibi tarihi yerleri ziyaret ediyor.
Ziyaretçiler, ​Ilısu Baraj Gölü'nde katıldıkları tekne turlarıyla kanyonları ve Hasankeyf Kalesi'ni görme imkanı buluyor.







İnsanları çok cana yakın ve misafirperver

Kocaeli'nden gelen Rıdvan Yıldırım, Hasankeyf'te tarihi eserleri gördüğünü belirterek, "Çok turistik bölge, çok güzel. Turistik alanı da çok fazla. Memnun kaldık ve çok keyif aldık. İnsanları çok cana yakın ve misafirperver" dedi.







Mardin'in Midyat ilçesinden gelen Hilvan Konak da fırsat buldukça Hasankeyf'e gezmeye geldiğini söyledi.
İlçenin görülmeye değer olduğunu dile getiren Konak, "Bayram tatilinde fırsat bulup tekrar geldik. Tekneye bindik, müzeye gittik" diye konuştu.







Buranın doğası, tarihi çok başka

Tuğba Çiçek ise Hasankeyf'in beklentilerini fazlasıyla karşıladığını anlatarak, kardeşiyle birlikte çıktıkları GAP turu kapsamında ilçeye geldiklerini bildirdi.
Çiçek, "Kütahya'dan geldik. Heyecanlıyız. Doğasıyla, kültürüyle çok güzel bir şehir. Çok beğendik. Diyarbakır'ı da gezdik. Diyarbakır da çok güzeldi. Daha sonra Mardin'e gideceğiz. Buranın doğası, tarihi çok başka" ifadelerini kullandı.







İlçede 40 yıldır esnaflık yapan Cemil Uluk de ziyaretçi yoğunluğundan memnun kaldıklarını dile getirdi. Uluk, "Büyük bir hareketlik var. Esnaf olarak mutluyuz. Herkesi ilçeye bekliyoruz. Misafirlerimizi ağırlayıp memnun gönderiyoruz" dedi.

Tatilcilerin dönüşü sürüyor: Bolu geçişinde uzun araç kuyrukları

TEM Otoyolu ve D-100 kara yolunun Bolu geçişinde Kurban Bayramı'nın 4'üncü gününde sabahın erken saatlerinde uzun araç kuyrukları oluştu. Trafiği zaman zaman durma noktasına geldiği Bolu geçişinde oluşan trafik yoğunluğu havadan görüntülendi

30.05.2026 12:01:00
İHA
Tatilcilerin dönüşü sürüyor: Bolu geçişinde uzun araç kuyrukları
Tatilcilerin dönüşü sürüyor: Bolu geçişinde uzun araç kuyrukları
Pazar günü sona erecek olan 9 günlük bayram tatilinin 8'nci, bayramın ise 4'üncü gününde dönüş için yola koyulan sürücüler, Bolu geçişinde yoğunluğunu sürdürüyor.






Özellikle TEM Otoyolu ve D-100 kara yolunun Bolu geçişinde İstanbul istikametine doğru araç trafiği sabah saatlerinde yer yer durma noktasına geldi. 






Tatilcilerin dönüş yolunda kullandığı güzergahlardan olan Köroğlu Rampaları mevkisinde kilometrelerce araç kuyruğu oluştu. Sürücüler, yavaş ilerleyen trafik nedeniyle zor anlar yaşadı.








Ağır vasıtalara geçiş yok

Öte yandan, dönüş yolculuğunda yaşanabilecek olumsuzlukların ve trafik sıkışıklığının en aza indirilmesi amacıyla Bolu Valiliği tarafından yeni bir tedbir kararı alındı. 






Alınan karara göre; Valilikten yapılan açıklamaya göre; Bu kapsamda bugün saat 13.00'den itibaren 1 Haziran Pazartesi günü saat 01.00'e kadar, kamyon, çekici ve tanker cinsi araçların İstanbul istikametine geçilerine izin verilmeyecek.













Çocuklarınıza erken yaşta sorumluluk verin


 
 
Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdullah Atlı, "Çocuğun önüne bir hedef koymadığımızda ve sorumluluk vermediğimizde, davranışsal problemler ve aile içi çatışmalar 30'lu yaşlara kadar devam edebiliyor. Biz bunu klinikte sıkça gözlemliyoruz" dedi.

30.05.2026 10:42:00
AA
Çocuklarınıza erken yaşta sorumluluk verin
Çocuklarınıza erken yaşta sorumluluk verin

Diyarbakır'da Dicle Üniversitesi (DÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdullah Atlı, Cambridge Üniversitesi tarafından yürütülen ve sonuçları geçen yıl kamuoyuyla paylaşılan çalışmada, insan beyninin yaşam boyunca beş gelişim evresinden geçtiğinin ve 9 ile 32 yaş arasının 'ergenlik dönemi' olarak tanımlandığının ortaya konulduğunu söyledi.
Doğumdan ileri yaşlara kadar yaklaşık 4 bin kişinin beyin taramalarının incelendiği araştırmada beynin nöral bağlantılarının zaman içindeki değişimi haritalandırılırken, 32 yaşından sonra gelişimin daha stabil bir yapıya geçtiğini anlatan Atlı, ilerleyen yaşlarda ise gerileme evrelerinin başladığının belirlendiğini ifade etti.
Söz konusu araştırma bulgularının klinik gözlemleriyle de örtüştüğünü belirten Atlı, çalışmanın ileri görüntüleme teknikleriyle elde edilen verilere dayandığını anlattı.

Geçmişte bireyler çok daha erken yaşta sorumluluk alıyordu

Atlı, şunları kaydetti: "Benim de yakından takip ettiğim bir çalışma. Bu veriler, manyetik rezonans (MR) görüntüleme çalışmalarında tespit edilmiş. Burada aslında çalışan ve büyüyen bir beyin ortaya konuluyor. Ergenlik kavramı çoğu zaman yanlış anlaşılıyor. Ergenlik deyince çoğumuzun aklına hırçın, sinirli bir genç geliyor ama sadece mesele o değil. Ergenlik, büyüyen, gelişen, her şeyi alan ve sürekli aktivite gösteren bir beyin demektir. Bu çalışma da bunu destekliyor. Beynin gelişimi 30'lu yaşların başına kadar sürüyor. 32 yaşa kadar beynin nöronlarındaki gelişim devam etmekte, sinir ağları verimli bir şekilde çalışmaktadır. Bu süreçte beyin sürekli bir yapılanma içerisinde ancak 30'lu yaşların başından sonra bu gelişim yerini daha stabil bir evreye bırakır. 66 yaşına kadar görece dengeli bir dönem devam ederken, sonrasında gerileme başlar, 80'li yaşlardan itibaren ise bu gerileme daha belirgin hale gelir."

Ergenlik sürecinin uzamasında toplumsal değişimlerin de etkili olabileceğine işaret eden Atlı, "Geçmişte bireyler çok daha erken yaşta sorumluluk alıyordu. Günümüzde eğitim süreçlerinin uzamasıyla birlikte bu yaşlar ileriye kaydı. Bugün gençlere evlilik planlarını sorduğumuzda 30-35 yaş aralığı öne çıkıyor. Bu da ergenlik döneminin sosyal olarak da uzadığını gösteriyor. Ailelerin çocuklara erken yaşta sorumluluk vermesi önemli. Çocuğun önüne bir hedef koymadığımızda ve sorumluluk vermediğimizde, davranışsal problemler ve aile içi çatışmalar 30'lu yaşlara kadar devam edebiliyor. Biz bunu klinikte sıkça gözlemliyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

Erken dönemde sorumluluk üstlenilmesi gerekiyor

Günümüzde "ev genci" olarak tanımlanan bir kesimin ortaya çıktığını belirten Atlı, şunları söyledi: "Bu bireylerin halen bir gelişim süreci içinde olduğunu söylemek mümkündür ancak bu noktada, gençlere nitelikli bir psikososyal eğitim sunulması, sosyal ve mesleki beceriler kazandırılarak hayatın içine aktif şekilde dahil edilmeleri büyük önem taşıyor. Aksi halde 30'lu yaşlara kadar aile içi çatışmalar devam ediyor. Anne ve babalar 'Bana bağırdı, sözümü dinlemedi' derken, gençler de 'Babam bana bağırdı, travmatize oldum' şeklinde karşılık veriyor. Bu kısır döngüden çıkabilmek için hem ailelerin hem de gençlerin süreci doğru yönetmesi ve erken dönemde sorumluluk üstlenilmesi gerekiyor. Eskiden çağlar yüzlerce yıl sürerken, bugün 10-20 yıl içinde büyük değişimler yaşanıyor. Bu dönüşüm, beynin gelişim süreçlerini de etkilemiş olabilir."

Bireyin yaşamını nasıl değerlendirdiğinin gelişim algısını etkilediğini dile getiren Atlı, "50 yaşına gelmiş birinin kendini 20 yaşında hissetmesi farklı şekillerde yorumlanabilecek bir durumdur. Asıl sorulması gereken, kişinin 20 ile 50 yaş arasında nasıl bir yaşam sürdüğüdür. Eğer işlevsel ve üretken bir yaşam geçirmemişse, kendini hala 20 yaşındaymış gibi hissedebilir. Buna karşılık, spor yapan, kitap okuyan, sosyal aktivitelere katılan ve topluma katkı sağlayan bir yaşam sürmüşse, bu süreci kıymetli görür ve yaşına uygun bir olgunluk hisseder çünkü o 50 yılı dolu dolu yaşamıştır" ifadelerini kullandı.

Adıyaman'daki feci kazada bilanço ağırlaşıyor


 
Adıyaman'da iki otomobilin çarpıştığı kazada ölü sayısı 4'e çıktı.
 

30.05.2026 09:47:00
AA
Adıyaman'daki feci kazada bilanço ağırlaşıyor
Adıyaman'daki feci kazada bilanço ağırlaşıyor

Adıyaman'ın Gölbaşı ilçesinde 29 Mayıs'ta iki otomobilin çarpışması sonucu yaşamını yitirenlerin sayısı 4'e yükseldi.
Kahramanmaraş-Adıyaman kara yolu Belören kasabası yol ayrımında meydana gelen kazada ağır yaralanan kardeşlerden 8 yaşındaki Eymen Mirza C, sevk edildiği Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ndeki müdahaleye rağmen kurtarılamadı.


29 Mayıs'ta Veysel C. (45) idaresindeki 55 AV 926 plakalı otomobil, Kahramanmaraş-Adıyaman kara yolu Belören kasabası yol ayrımında Serkan S'nin (27) kullandığı 01 AID 574 plakalı otomobille çarpışmış, kazada yaralanan sürücüler ile Aysel C. (39), Muhammed Burak C. (14), Emir Mirza C. (12), Eymen Mirza C. (8), Deniz Yaren C. (1) ve Buse K. (24) ambulanslarla Adıyaman ve Kahramanmaraş'taki hastanelere kaldırılmış, yaralılardan Aysel C. ile çocukları Muhammed Burak C. ve Deniz Yaren C. hayatını kaybetmişti.​​​​​​​​​​​​​​

Muazzez Ersoy'dan Antalya'da görkemli konser


 
 
Türk Sanat Müziği sanatçısı Muazzez Ersoy, Antalya'nın Manavgat ilçesinde bir otelde konser verdi.

30.05.2026 01:11:00
AA
 Muazzez Ersoy'dan Antalya'da görkemli konser
 Muazzez Ersoy'dan Antalya'da görkemli konser

Türk Sanat Müziği sanatçısı Muazzez Ersoy, Antalya'nın Manavgat ilçesinde bir otelde konser verdi.

Side'deki bir otelde düzenlenen konserde Ersoy, sevilen şarkılarını seslendirdi, istek parçaları da repertuvarına ekleyerek izleyicilere keyifli bir gece yaşattı.

Ersoy'un şarkılarına oteli dolduran tatilciler de eşlik etti. Sanatçı, bazı şarkılarını seyircilerin arasında seslendirdi.
Otel sahibi, Manavgat Side Otelciler Birliği Başkanı Zafer Süral, Ersoy'a çiçek takdim etti.

Gençlerde obezite arttı, insülin direnci yaygınlaştı!


 
Modern yaşam tarzının etkisiyle insülin direnci artık küresel bir sağlık sorunu haline geldi. Dünya genelinde erişkinlerin yaklaşık yüzde 25-35’inde insülin direnci olduğu tahmin ediliyor. Kesin tanı verileri değişiklik göstermekle birlikte ülkemizde de yaklaşık her 3 kişiden 1’inin insülin direnci veya prediyabet, bir başka deyişle ileride tip 2 diyabet gelişme riskini gösteren metabolik bir tablo sürecinde olduğu düşünülüyor.

30.05.2026 01:04:00
MURAT ÇORBACI
  Gençlerde obezite arttı, insülin direnci yaygınlaştı!
  Gençlerde obezite arttı, insülin direnci yaygınlaştı!

Çağımızın önemli bir problemi olan insülin direnci artık yalnızca ileri yaşlarda değil; 20'li yaş grubunda, ergenlik döneminde, hatta çocukluk çağında da giderek daha sık görülüyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Belgin Küçükkaya, erken yaşta başlayan insülin direncinin ilerleyen yıllarda ciddi hastalıklara zemin hazırladığına dikkat çekerek, "İnsülin direnci ne kadar erken başlarsa; tip 2 diyabet, hipertansiyon ve kalp-damar hastalıklarının ortaya çıkma yaşı da o kadar erkene kaymaktadır. Ayrıca uzun süreli metabolik yük, organ hasarını da hızlandırmaktadır. Bu nedenle, insülin direncini önlemek için çocukluk ile ergenlik döneminde sağlıklı beslenmek ve aktif bir yaşam sürmek son derece önemlidir" dedi.

Hücre içi sinyal iletimi bozulunca…

İnsülin direncinin oluşumundaki temel mekanizma, hücre içi sinyal iletimindeki bozulma olarak açıklanıyor. Normalde pankreasın ürettiği insülin hormonu, kandaki şekeri (glikoz) hücrelerin içine taşıyarak enerji olarak kullanılmasını sağlıyor. Ancak özellikle karın çevresindeki yağ dokusunun artmasıyla gelişen inflamasyon, serbest yağ asitleri ve bazı hormonlar, insülinin hücreler üzerindeki etkisini azaltıyor. Bu durum pankreasın daha fazla insülin üretmesine yol açıyor. Ancak artan insüline rağmen kas, yağ ve karaciğer hücreleri bu hormona yeterince cevap veremiyor. Sonuç olarak kandaki şeker hücrelere taşınamıyor. Pankreas sürekli daha fazla insülin üretse de etkili sonuç alınamıyor ve bu durum zamanla kan şekerinin normalden yüksek seyretmesine neden oluyor.

Gençlerde en önemli nedenlerine dikkat!

Günümüzde insülin direncinin en önemli risk faktörleri arasında fiziksel hareketsizlik, hatalı beslenme (yüksek kalorili ve rafine karbonhidrat ağırlıklı gıdalar) genetik yatkınlık, uyku düzensizliği ve stres yer alıyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Belgin Küçükkaya, insülin direncinin gençlerde görülen artışın temel nedenlerini şöyle sıraladı: "Fast-food tüketiminin yaygınlaşması, özellikle paketli gıdalar ve kolalı içeceklerin tüketilmesi, ekran başında geçirilen sürenin artması ve fiziksel aktivitenin azalması gençlerde oluşan insülin direncinin en önemli sebeplerini oluşturmaktadır. Bu etkenler doğrudan metabolik sistemi etkilemelerinin yanı sıra karın bölgesinde yağlanmaya yol açmaktadırlar. Karın bölgesindeki yağlar insülinin etkisini bozan hormonlar ve inflamatuar maddeler salgılamaktadır. Ayrıca araştırmalar, çocukluk çağı obezitesindeki artışa paralel olarak gençlerde insülin direncinin daha sık görüldüğünü göstermektedir."

Bel çevresinde yağlanma varsa, zaman kaybetmeyin!

İnsülin direnci çoğu zaman sinsi ilerliyor ve uzun süre fark edilmeyebiliyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Belgin Küçükkaya, insülin direnci belirti verdiğinde ise gelişen sorunları şöyle sıraladı: "En yaygın belirtiler; yemek sonrası uyku hali ve halsizlik, tatlı krizleri, karın bölgesinde yağlanma ile kilo vermede zorlanmadır. Yorgunluk ve dikkat azalması da insülin direncine bağlı gelişebilmektedir." Dr. Belgin Küçükkaya, ancak bu belirtilerin sıklıkla göz ardı edildiği için insülin direncine çoğunlukla geç tanı konulduğunu vurguluyor.  Oysa erken dönemde yapılacak yaşam tarzı değişikliğiyle insülin direnci büyük ölçüde geriletilebiliyor. Bu sayede diyabet ve kalp hastalıkları gibi ciddi komplikasyonların önüne geçmek  mümkün olabiliyor. Dr. Belgin Küçükkaya, erken tanı için özellikle ailede diyabet öyküsü ve bel çevresinde yağlanma artışı varsa zaman kaybetmeden hekime başvurulması gerektiği uyarısında bulunuyor.

Tedavide ilk basamak: Yaşam tarzı değişikliği

İnsülin direncinin tedavisinde amaç, insülin duyarlılığını artırmak ve metabolik dengeyi sağlamak. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Belgin Küçükkaya, tedavi sürecinde yaşam tarzı değişikliğinin ön plana çıktığını belirterek, şu bilgileri paylaştı: "İnsülin direncinde  en etkili yaklaşım, beslenme ve fiziksel aktivite değişikliğidir. Glisemik indeksi düşük beslenmek, şekerli içeceklerden kaçınmak, haftada en az 150 dakika egzersiz yapmak ve yeterli süre uyumak, insülin direncinin kontrol altına alınmasında kritik rol oynamaktadır. Stres yönetimi de tedaviyi desteklemektedir. Gerekli durumlarda ilaç tedavisine başvurulmaktadır."

İnsülin direncine karşı 6 önemli kural!

• Haftada en az 150 dakika düzenli fiziksel aktivitede bulunmak
Dengeli ve düşük glisemik indeksli beslenmek
• Şekerli içeceklerden uzak durmak
Paketli ve işlenmiş gıda tüketimini azaltmak. En önemli madde bu!
• Sağlıklı kiloyu korumak
Yeterli uyumak ve stres yönetimine dikkat etmek

Yüksek tansiyonu tetikleyen 14 şaşırtıcı neden


 
Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, yüksek tansiyona sebep olabilen 14 şaşırtıcı faktörü sıraladı.

29.05.2026 17:39:00
MURAT ÇORBACI
  Yüksek tansiyonu tetikleyen 14 şaşırtıcı neden
  Yüksek tansiyonu tetikleyen 14 şaşırtıcı neden

Modern yaşamın yoğun temposu, stres ve kötü beslenme hipertansiyonu tetikleyen başlıca nedenler arasında yer alıyor. Ancak bu nedenlerin hiçbiri yoksa ve tansiyon yine de yükseliyorsa altında daha alışılmadık nedenler olabileceğine dikkat çeken Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi'nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, "Yalnızlık, uyku apnesi, susuzluk, ağrı kesici kullanımı, bazı bitkisel takviyeler ve tiroid problemleri gibi günlük yaşamda çoğu zaman önemsenmeyen faktörler de tansiyon değerlerini yükseltebilir. Kontrol altına alınmayan hipertansiyon ise zamanla kalp, damar, böbrek ve beyin sağlığı üzerinde ciddi hasarlara yol açabilir" uyarısında bulundu.







Kontrol şart!

Özellikle tansiyon problemi yaşayan kişilere verilen ilk tavsiyelerden birinin tuz tüketimini azaltmak olduğunu paylaşan Prof. Dr. Nevrez Koylan, "Bunun nedeni, fazla tuzun vücutta su tutulmasına yol açarak kalp ve damar sistemi üzerinde ekstra yük oluşturmasıdır. Ancak hipertansiyonu tetikleyen nedenler yalnızca tuzla sınırlı değildir. Stres, kaygı ve öfke gibi duygusal değişimlerin yanı sıra günlük yaşamda fark edilmeyen bazı alışkanlıklar da tansiyon değerlerinde ani yükselmelere neden olabilir. Geçici iniş ve çıkışlar her zaman ciddi bir soruna işaret etmese de uzun süre yüksek seyreden değerlerin mutlaka hekim kontrolünden geçmesi gerekir" dedi.
Prof. Dr. Nevrez Koylan yüksek tansiyon üzerinde etkisi olan beklenmedik 14 faktörü sıraladı:







Yalnızlık

Yalnızlık hissi, özellikle uzun vadede büyük tansiyonun yükselmesine neden olabilir. Bu konuda yapılan bir araştırmada, kendisini yalnız hisseden kişilerin büyük tansiyonunda dört yıl içinde 14 puandan fazla artış olduğu ortaya kondu.

Beyaz önlük sendromu

Doktor kontrolü sırasında ölçülen tansiyon değerleriyle evde ölçülen değerler arasında fark görülebilir. "Beyaz önlük etkisi" olarak adlandırılan bu durum, yalnızca muayene ortamında bulunmaya bağlı olarak büyük tansiyonda 10, küçük tansiyonda ise 5 puana kadar yükselmeye neden olabilir. Bu artışın genellikle stres ve kaygıyla ilişkili olduğu düşünülüyor.

Tuvalete gitmeyi geciktirmek

Tuvalet ihtiyacını uzun süre ertelemek de tansiyonun yükselmesine neden olabilir. Yapılan bir araştırmada, en az 3 saat boyunca tuvalete gitmeyen orta yaşlı kadınların büyük tansiyonunda ortalama 4, küçük tansiyonunda ise 3 puan artış görüldü. Benzer etkilerin farklı yaş gruplarındaki kadın ve erkeklerde de ortaya çıkabileceği belirtildi.







Susuzluk

Vücudun yeterli suya sahip olmaması, kan damarlarının daralmasına neden olarak tansiyonu yükseltebilir. Susuz kalan vücut sıvıyı korumaya çalışırken damarlar daha fazla sıkışabilir ve böbrekler daha az idrar üretmeye başlayabilir. Bu durum da kalp ve beyindeki küçük damarlar üzerinde ekstra baskı oluşturabilir.

Duygusal konuşmalar

Dinlenme halindeki kan basıncı, konuşmaya başlanmasıyla birlikte geçici olarak yükselebilir. Bu artışın seviyesi, konuşulan konunun içeriğine ve duygusal yoğunluğuna göre değişebilir. Benzer etki telefon görüşmeleri sırasında da görülebilir.







Şeker

Özellikle yüksek fruktozlu mısır şurubu içeren işlenmiş şekerler, kan basıncının yükselmesinde tuz kadar hatta bazı durumlarda daha fazla etkili olabilir.

Bitkisel takviyeler

Ginkgo, ginseng, guarana, efedra, acı portakal ve sarı kantaron gibi bazı bitkisel takviyeler kan basıncını yükseltebilir. Ayrıca bu ürünler, yüksek tansiyon ilaçları da dahil olmak üzere bazı ilaçların etkisini değiştirebilir.







Uyku apnesi

Uyku apnesi, yüksek tansiyon ve diğer kalp hastalıkları riskini artırabilir. Uyku sırasında solunumun sık sık durup yeniden başlaması, sinir sisteminin kan basıncını yükselten kimyasallar salgılamasına neden olabilir. Ayrıca bu durumun yol açtığı oksijen eksikliği damar duvarlarına zarar vererek vücudun tansiyonu düzenlemesini zorlaştırabilir.

Tiroid problemleri

Vücudun yeterince tiroid hormonu üretmemesi, kalp atış hızının yavaşlamasına ve damarların esnekliğini kaybetmesine neden olabilir. Ayrıca kötü kolesterol olarak bilinen LDL kolesterolü de yükseltebilir ve bu da damar sertliğine yol açarak tansiyonu artırabilir. Nadiren de olsa tiroid hormonunun fazla salgılanması, kalbin daha hızlı ve güçlü çalışmasına neden olarak kan basıncını yükseltebilir.

Doğum kontrol ilaçları

Doğum kontrol hapları, iğneleri ve bazı diğer yöntemler, kan damarlarını etkileyen hormonlar içerdiği için tansiyonun yükselmesine neden olabilir. Bu riskin özellikle 35 yaş üstü, fazla kilolu veya sigara kullanan kadınlarda daha yüksek olduğu düşünülüyor.







Antidepresanlar

Dopamin, norepinefrin ve serotonin gibi beyin kimyasallarını etkileyen antidepresan ilaçlar, kan basıncında değişikliklere yol açabilir. Özellikle serotonin üzerinde etkili ilaçların birlikte kullanılması durumunda tansiyon değerleri yükselebilir.

Ağrı kesici kullanımı

Aspirin ve ibuprofen gibi steroid olmayan anti-enflamatuar ilaçlar hem sağlıklı kişilerde hem de hipertansiyon hastalarında tansiyon değerlerinin yükselmesine neden olabilir. Artış genellikle birkaç puanla sınırlı kalsa da bazı kişiler bu ilaçlardan çok daha fazla etkilenebilir.







Potasyum eksikliği

Böbreklerin kandaki sıvı dengesini koruyabilmesi için sodyum ve potasyumun dengeli olması gerekir. Bu nedenle düşük tuzlu besleniliyor olsa bile yeterince meyve (özellikle muz), sebze, fasulye, az yağlı süt ürünleri ya da balık tüketilmemesi tansiyonun yükselmesine neden olabilir.

Ağrı

Tansiyonu yükselten alışılmadık nedenlerden biri de ağrı olabilir. Ani ya da şiddetli ağrılar, sinir sistemini hızlandırarak kan basıncının yükselmesine yol açabilir.

Türk gemisi İHA ile vuruldu!

Karadeniz’de Türk sahipli yük gemisi İHA ile vuruldu. İki Türk denizcinin yaralandığı saldırı sonrası açıklama yapan Dışişleri Bakanlığı, sivil seyrüsefer güvenliğinin korunması ve savaşın kontrolsüz tırmanmasından kaçınılması uyarısında bulundu

29.05.2026 16:10:00
Haber Merkezi
Türk gemisi İHA ile vuruldu!
Türk gemisi İHA ile vuruldu!
Karadeniz'de Ukrayna'nın Odessa Limanı'ndan Türkiye'ye doğru seyir halinde olan Türk sahipli ve Vanuatu bayraklı bir kuru yük gemisi, gece saatlerinde düzenlenen bir İnsansız Hava Aracı (İHA) saldırısının hedefi oldu.

Ukrayna makamlarının Rusya'ya ait kamikaze İHA'larla gerçekleştirildiğini iddia ettiği saldırıda gemide hasar meydana gelirken, mürettebattan iki Türk vatandaşının hafif şekilde yaralandığı açıklandı. Olayın ardından Dışişleri Bakanlığı sert bir kınama ve uyarı mesajı yayımladı.

Odessa açıklarında İHA saldırısı: 2 yaralı

Resmî kaynaklardan edinilen bilgilere göre, sivil deniz ticaret koridorunu kullanan Vanuatu bandıralı ve Türk işletmesindeki yük gemisi, Karadeniz üzerinde seyir halindeyken İHA infiltrasyonuna maruz kaldı.

Hedef Alınan Gemi: Ukrayna'nın Odessa Limanı'ndan kalkış yapan, Türk sahipli ve Vanuatu bayraklı kuru yük gemisi.

Saldırı Zamanı: 28 Mayıs gecesi.

Mürettebatın Durumu: Saldırıda isabet alan gemide görevli iki Türk denizci hafif yaralandı. Yaralıların derhal hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındığı bildirildi.

Maddi Hasar: İsabet sonrası gemide yangın çıktığı, ancak mürettebatın teknik müdahalesiyle durumun kontrol altına alındığı öğrenildi.

Dışişleri Bakanlığı: "Savaşın kontrolsüzce tırmanmasından kaçınılmalı"

Saldırının ardından yazılı bir açıklama yayımlayan Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, sivil taşımacılığı hedef alan bu asimetrik eyleme karşı net uyarılarda bulundu.  Dışişleri açıklamasına göre öne çıkan başlıklar şunlar oldu:

• Yaralı Türk vatandaşlarının ve geminin genel durumunun Türkiye'nin Odessa Başkonsolosluğu tarafından çok yakından takip edildiği vurgulandı.

• Karadeniz'deki savaş bağlantılı tırmanmanın bölgesel riskleri büyüttüğü; Türkiye'nin bu konudaki net uyarılarını muhataplarına her düzeyde yinelediği belirtildi.

• Sivil gemilerin güvenli seyrüsefer hakkının mutlaka korunması gerektiği hatırlatılarak, savaşın kontrolsüz biçimde tırmanmasına yol açacak adımlardan kesinlikle kaçınılması istendi.

• Türkiye'nin Karadeniz'de tırmanmayı önleyecek bölgesel aidiyet temelli, müzakere odaklı önlemler geliştirmeye hazır olduğu taraflara yeniden hatırlatıldı.

Karadeniz'de gerilim sürüyor

Bölgesel deniz taşımacılığı ajanslarının raporlarına göre, aynı gece Karadeniz'in farklı noktalarında (Sinop açıkları dahil) yabancı yaptırım listelerinde yer alan ticari gemilere yönelik de benzer dron hareketlilikleri rapor edildi. Uzmanlar, Rusya-Ukrayna çatışmasının Karadeniz'deki sivil lojistik hatlarını doğrudan tehdit eden bir boyuta ulaştığına dikkat çekiyor.

Gelişmeleri anlık olarak takip etmek için sayfamızı yenileyebilirsiniz.

İstanbul'un fethinin 573. yıl dönümü özel etkinliklerle kutlanıyor

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından, İstanbul'un fethinin 573. yıl dönümü kapsamında şehrin farklı noktalarında tarihi ve kültürel mirası yaşatmaya yönelik çeşitli etkinlikler düzenleniyor

29.05.2026 15:10:00 / Güncelleme: 29.05.2026 15:12:01
Anadolu Ajansı
İstanbul'un fethinin 573. yıl dönümü özel etkinliklerle kutlanıyor
İstanbul'un fethinin 573. yıl dönümü özel etkinliklerle kutlanıyor

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının yazılı açıklamasına göre, Başkanlığın himayesinde hazırlanan "Zihnin Fethi" dijital deneyim alanı, ziyaretçilerini ağırlamaya başladı.

İstanbul'un fethini, askeri bir zafer olmasının yanında entelektüel, bilimsel ve kültürel bir dönüşüm süreci olarak ele alan proje kapsamında hazırlanan video mapping gösterileri izleyicilerin beğenisine sunuldu.

Sultanahmet Meydanı'nda kurulan özel etkinlik çadırında gerçekleştirilen çalışma, fethi sadece bir toprak kazanımı olarak değil; düşünce biçimlerini, bilimi ve kültürel yaklaşımı Doğu-Batı ekseninde yeniden şekillendiren köklü bir süreç olarak yorumluyor.

Gösteride, Fatih Sultan Mehmet'in temellerini attığı bilimsel ve kültürel miras ile günümüz vizyonu arasındaki tarihsel bağ, kronolojik bir anlatımla aktarılıyor.



Fetih coşkusu şehrin farklı noktalarına taşınıyor

Sultanahmet'teki özel çadırda sunulan kapalı alan gösterimi; fethin düşünsel arka planını, Fatih Sultan Mehmet'in Doğu ve Batı klasiklerine duyduğu ilgiden balistik hesaplamalardaki matematiksel yaklaşımına kadar geniş bir perspektifle ele alıyor.

Gemilerin karadan yürütülmesindeki stratejik yöntemlerden surların aşılma sürecine, fethin inanç özgürlüğünü koruyan hukuki boyutundan Ali Kuşçu'nun astronomi çalışmalarına uzanan kültürel mirasa kadar birçok unsur izleyiciye aktarılıyor.

Gösteri ayrıca, Ayasofya'nın 1453 yılındaki kurucu rolünden günümüzdeki konumuna uzanan tarihsel sürekliliği vurgularken; geçmişten gelen bilimsel birikimin günümüz uyduları, havacılık çalışmaları ve yerli teknoloji hamleleriyle "Türkiye Yüzyılı" vizyonunda nasıl karşılık bulduğunu anlatıyor.

Rumeli Hisarı surlarında gerçekleştirilecek video mapping gösterisi ise dönemin statükosu ile Fatih Sultan Mehmet'in askeri ve matematiksel dehası arasındaki mücadeleye odaklanıyor. Şahi toplarının surlarda açtığı gediklerden gemilerin karadan yürütülmesine kadar uzanan lojistik başarılar ve fetih anlayışındaki adalet ilkesi, surlara yansıtılan görsel anlatımlarla izleyiciye sunuluyor.

Gösteri, tarihsel dokunun dijital estetikle buluştuğu sahneler ve günümüz yerli teknolojileri olan KAAN ile İHA/SİHA sistemlerine uzanan çizgisel bir anlatıyla tamamlanıyor. "İstanbul'un Fethi" Video Mapping Gösterisi, bugün saat 21.00 itibarıyla Rumeli Hisarı surlarında ücretsiz olarak izlenecek.

İstanbul'un dört bir yanında mehteran konserleri

Fetih coşkusu, İstanbul genelinde düzenlenecek mehteran konserleriyle de şehrin farklı noktalarına taşınıyor.

Fetih ruhunu yaşatmak, tarihi hafızayı diri tutmak ve köklü kültürel mirası gelecek nesillere aktarmak amacıyla gerçekleştirilecek programlarda; Jandarma Mehteran Komutanlığı, Milli Savunma Bakanlığı Mehteran Birlik Komutanlığı ve İstanbul Mehter Orkestrası sahne alıyor.

Bu kapsamda Kadıköy, Üsküdar, Ümraniye ve Kartal meydanları ile Ayasofya-i Kebir Camisi önü, Haliç Kongre Merkezi, Taksim Meydanı, Fatih Camisi, Eminönü Meydanı ve Eyüpsultan Meydanı'nda mehteran performansları vatandaşlarla buluşuyor.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.