logo
14 ŞUBAT 2026


İmam Zeynelabidin’in saray âlimleri ile mücadelesi

İmam Zeynelâbidin (a.s.), yöneticileri altı kısma ayırmıştır

20.11.2023 07:50:00
Hasan Parlak
İmam Zeynelabidin’in saray âlimleri ile mücadelesi
İmam Zeynelabidin’in saray âlimleri ile mücadelesi
"İmam Zeynelâbidin (a.s.), yöneticileri altı kısma ayırmıştır.

"Yöneticileri arslanlara ve Müslümanları koyunlara benzetmişlerdir. Onlar arslan, kurt, tilki, köpek ve domuz arasında sıkışıp kalmışlar ve etleri, kemikleri arslan tarafından didilmektedir." 

İmam (a.s.)'a göre yöneticilerin asıl vasfı, Ehl-i Beyt'in nurunu taşımalarıdır. Bu vasfı olmayanın idaresinde olanlar helak olacaklardır:

"Allah'ın dininde eksik akıllılarla, yanlış görüşlülerle, fasit kriterlerle doğruya ulaşılmaz. Ancak, teslim olmakla doğruya ulaşılır. Bize teslim olan kurtulur. Bizi örnek edinen hidayete erer. Kıyas ve kişisel görüşle amel eden ise helak olur.

Bizim söylediğimiz veya hükmettiğimiz şeye karşı içinde rahatsızlık hisseden bir kimse, tekrarlanan yediyi ve yüce Kur'an'ı indiren Allah'ı, bilmeden inkâr etmiş olur." 

Bu yöneticiler arasında sarayda vazife yapan din âlimlerinin yeri ayrıdır. Çünkü onlar, İslam'ı kullanarak yanlışları örtmektedir.

SARAYDA GÖREV YAPAN KİŞİLERİN HALİ İLE İLGİLİ GÖRÜŞLERİ

Emeviler ve Abbasiler döneminde öyle bir âlim sınıfı ortaya çıkmıştı ki, bunlar, saray fakihleri, hafızları, muhaddisleri ve kadılarıdır. Vazifeleri, halkın kendilerine olan güvenini kullanarak, siyasî iktidarın yönetimine karşı onları sessiz ve pasif bir hale getirmekti.

Baskı ve zulmün had safhaya ulaştığı bu dönemde, özellikle Zührî gibi âlimler, ümmete, "teslimiyetle yapılanları kabullen, sesini çıkarma" telkininde bulunuyorlardı.

Kerbela sürecinde işlediğimiz gibi İmam Hüseyin (a.s.)'ı şehit edenler, onun mübarek vücudunu atlara çiğnetenler, bu vahşetten, "Allah rızasını ve cenneti kazanmayı" umuyorlardı.

Bu âlim tabakası da, mü'minlerin emiri kabul ettikleri halifeye biati ve ona teslimiyeti dinin bir gereği olarak anlatmakta idiler.

İmam Zeynelâbidin (a.s.), halkın üzerinde bu kadar etkisi olan saray ulemasına da nasihatlerde bulunmuştur. Onlara da, esas olanın kulluk olduğunu hatırlatarak, bulundukları mevkide kalıcı olmadıklarını ikaz etmiştir.

İmam (a.s.) döneminde en fazla mücadele ettiği saray âlimi olarak Muhammed b. Müslim Zührî'yi görüyoruz.

MUHAMMED B. ZÜHRÎ NASIL BİR SARAY ÂLİMİ İDİ?

Zührî, Tabiinden olan muhaddislerdendir. On sahabe ile beraber olmuştur.

Mekhul'a, "Bugüne kadar gördüğünüz en bilgili kimse kimdir?" diye sorulduğunda, "Zührîdir" demiştir.

"Ondan sonra?"

"Zührî."

"Ondan sonra?"

"Zührî."

"Ondan sonra?"

"Yine Zührî'dir" dedi. 

İmam Zeynelâbidin (a.s.)'ın sohbet meclislerinden çok istifade ettiğini her zaman dile getiren Zührî, onun hakkında şöyle demiştir:

"Hiçbir Kureyşli'yi Hüseyin oğlu Ali'den daha takvalı ve daha üstün görmedim."

Kaynaklara baktığımızda, Zührî'nin önceleri İmam Zeynelâbidin (a.s.)'ın dizinin dibinde terbiye gördüğünü ancak daha sonra Emevi sarayındaki ihtişama ve paraya kapılarak, bu büyük insanı terk ettiğini görüyoruz.

"Ömrünün sonlarına doğru kendisine dediler ki, "Keşke ömrünün bu son günlerinde Medine'de olsaydın, Peygamber (s.a.v.)'in camiinde bir direk dibinde otursaydın ve biz etrafına dizilip otursaydık, sen de halkı eğitseydin."

Buna Zührî'nin cevabı şu oldu: "Eğer böyle yaparsam, derim soyulur bu da benim yararıma olmaz. Ancak, dünyaya sırt çevirip ahirete sarılırsam, başka!" 

Yani Zührî, dünyadaki makam ve parayı ahiretine tercih etmiştir.

Zührî'nin İmam (a.s.)'a olan hürmeti ile ilgili sözleri meşhurdur: "Ali b. Hüseyin (a.s.)'dan daha fakih birini görmedim." 

Zührî, Ali b. Hüseyin (a.s.)'ı hatırladığı her an ağlıyor ve şöyle diyordu: "İbadet edenlerin ziynetidir o."  

ZÜHRÎ AZ BİR PAHAYA İLMİNİ VE İMANINI EMEVİ SARAYINA SUNMUŞTU

Emevi iktidarı döneminde ümmet, Yezid gibi sarhoş halde namaz kıldıran, maymunlarla oynaşan halifeler gördü. Abdullah b. Zübeyr, Mervan b. Hakem gibi halifelik makamı için her şeyi göze alan kişilerle idare edildi.

Abdülmelik b. Mervan ise, Ehl-i Beyt soyunu, mâsum İmam'ı zincirlerle bağlamaya cüret edebildi.

Siyasî makamın bu icraatleri, İslam'dan sapmaların yaşanmasından kaynaklanmaktadır.

Bu ortamda ümmet ise, İslam itikadına olan inancını hep muhafaza edebilmiştir.

Kaldı ki, bu bozuk düzende yapılanlar hep İslam'a mâl edilmiş, mü'minlerin emiri sıfatını taşıyanlar, İslam'ı kullanarak istedikleri gibi hareket etmişlerdir. Halk onlara ve söylediklerine inanmış ve ayaklanmanın önüne geçilmiştir.

Hadis uydurtma ve yalan hadis yayma metodu, Muaviye döneminden beri kullanılan bir taktiktir.

Ebu Hureyre, Amr b. As ve Muğayre b. Şu'be yalan hadis uyduran kişilerdendi. İmam Seccad (a.s.) zamanında ise bu vazife saray âlimi Zührî'ye verilmişti." (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Zeynelabidin eserinden)

Seydikemer'de su baskını: Evler tahliye edildi

Muğla'nın Seydikemer ilçesinde aşırı yağış sonrası Çukurincir Mahallesi'nde Eşen Çayı'nın taşması sonucu su baskınları yaşandı. Tedbir amaçlı yaklaşık 25 ev boşaltılırken, belediye ekipleri tahliye çalışmalarını sürdürüyor

14.02.2026 13:03:00 / Güncelleme: 14.02.2026 13:05:56
İHA
Seydikemer'de su baskını: Evler tahliye edildi
Seydikemer'de su baskını: Evler tahliye edildi
Seydikemer ilçesine bağlı Çukurincir Mahallesi'nde etkili olan aşırı yağışlar nedeniyle Eşen Çayı'nın taşması sonucu mahallede su baskınları meydana geldi.



Taşkının ardından tedbir amaçlı mahallede bulunan yaklaşık 25 evdeki vatandaşlar tahliye edildi.



Bazı vatandaşların kendi imkanlarıyla hayvanlarını güvenli alanlara götürdü.



Seydikemer Belediyesi zabıta ekipleri evlerin boşaltılması için anonslarını sürdürürken, belediye araçlarının vatandaşların tahliyesi için çalışmalarına devam ettiği bildirildi.

Ankara'da mafya operasyonu: 23 tutuklama

Ankara'da çıkar amaçlı suç örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda 23 şüpheli tutuklandı

14.02.2026 09:44:00
İhlas Haber Ajansı
Ankara'da mafya operasyonu: 23 tutuklama
Ankara'da mafya operasyonu: 23 tutuklama
Ankara'da çıkar amaçlı suç örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda 23 şüpheli tutuklandı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının koordinesinde il genelinde TCK 220 kapsamında nitelikli yağma, uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak, tehdit, ruhsatsız silah taşıma/bulundurma, silah ve mühimmat ticareti, suç delillerini yok etme, gizleme, değiştirme adli yargılamayı etkilemeye teşebbüs, iş ve çalışma hürriyetinin engellenmesi suçlarını işlediği tespit edilen 23 şüpheli şahıs tespit edildi.

Yapılan çalışmalar ve soruşturmalar sonucu yapılan liderliğini İ.Ş.'nin suç örgütüne yönelik operasyonlarda toplam bin 680 adet lyrca hap, 3 adet tabanca, 3 adet şarjör, 70 adet çeşitli çaplarda fişek, 1 adet balistik yelek, 125 adet sentetik ecza maddesi, 7 gram esrar, 1 adet dedektör (cihaz aramasında kullanılan) ele geçirildi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına mevcutlu sevk edilen 23 şüpheli şahıs Tutuklanma talebiyle sevk edildiği Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemece tutuklanarak cezaevine teslim edildi.

Malatya'da fırtına ağaçları kökünden söktü

Malatya'da etkili olan fırtına, sağanak yağışla birlikte ağaçları kökünden söktü

14.02.2026 07:57:00 / Güncelleme: 14.02.2026 08:01:35
İHA
Malatya'da fırtına ağaçları kökünden söktü
Malatya'da fırtına ağaçları kökünden söktü
Malatya'da, gece yarısı etkili olan şiddetli fırtına sağanak ile birleşince ağaçları kökünden sökerken, bazı noktalarda evlerin çatıları uçtu konteyner iş yerlerinin tabelaları şantiye çevrelerindeki bariyerler devrildi.



Öte yandan Meteoroloji 13. Bölge Müdürlüğü Bölge Tahmin ve Uyarı Merkezi tarafından yapılan açıklamada ise rüzgarın bölge genelinde güneyli yönlerden yer yer kuvvetli (40-60 km/sa), yüksek kesimlerde ise fırtına (61-80 km/sa) şeklinde esmesinin beklendiği belirtilerek çatı uçması, ağaç ve direk devrilmesi, ulaşımda aksamalar ile soba ve doğalgaz kaynaklı baca gazı zehirlenmesi gibi olumsuzluklara karşı vatandaşların dikkatli ve tedbirli olmaları istendi.



Günlük radyo dinleme süresi şaşırttı


Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun (RTÜK) Medyametre Medya Kullanım Alışkanlıkları Araştırması'na göre, Türkiye'de günlük ortalama radyo dinleme süresinin 1 saat 40 dakika olduğu belirlendi. Araştırma, Türkiye genelinde 15 yaş ve üzeri toplam 15 bin 766 kişinin katılımıyla gerçekleştirildi.

14.02.2026 00:52:00
AA
Günlük radyo dinleme süresi şaşırttı
Günlük radyo dinleme süresi şaşırttı

Yaklaşık yüz yıl önce yayın hayatına başlayan radyo, ilk çıktığı yıllarda haberleşme alanında oldukça önemli bir kitle iletişim aracı oldu. Radyo, ilerleyen yıllarda yayıncılık alanını genişletti ve farklı program içeriklerini de bünyesine dahil etti. Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun (RTÜK) Medyametre Medya Kullanım Alışkanlıkları Araştırması'na göre, Türkiye'de günlük ortalama radyo dinleme süresinin 1 saat 40 dakika olduğu belirlendi. Araştırma, Türkiye genelinde 15 yaş ve üzeri toplam 15 bin 766 kişinin katılımıyla gerçekleştirildi.

Cihaz sahiplik oranlarına bakıldığında, evinde bir radyosu olanların oranı yüzde 14.5 olarak kaydedildi. Cinsiyete göre dağılım incelendiğinde de radyoya sahip olan erkek oranının kadınlardan fazla olduğu ortaya kondu. Evinde veya iş yerinde radyo cihazı olanların yaşa göre dağılımına bakıldığında, en az bir radyosu olanların oranının 15-24 yaş grubunda yüzde 9.8, 25-34 yaş grubunda yüzde 12.9, 35-44 yaş grubunda yüzde 15.7, 45-54 yaş grubunda yüzde 15.6, 55-64 yaş grubunda yüzde 17.2 ve 65 yaş ve üzeri yaş grubunda ise yüzde 18 olduğu ifade edildi.

Bu veri, yaş arttıkça radyoya sahip olan kişi sayısının da arttığını gösterdi. Radyo yayınları ve dijital ortamlardan müzik dinlemelerinin yüzde 67.9 ile en fazla araç radyosundan yapıldığı, bunu sırasıyla yüzde 27 ile klasik radyo, yüzde 18 ile televizyon, yüzde 17.2 ile cep telefonu, yüzde 4.2 ile bilgisayar ve tabletin takip ettiği görüldü.

BİK’ten basının desteklenmesine yönelik düzenlemeler

Basın İlan Kurumu Genel Kurulu, basın çalışanlarına yönelik sosyal desteklerin yüzde 50 oranında artırılmasını ve azınlık gazetelerine maddi yardım yapılmasını kararlaştırdı. Toplantıda, süreli yayınlara verilen kredilere uygulanacak faiz oranı da belirlendi

13.02.2026 15:51:00 / Güncelleme: 13.02.2026 15:56:33
Haber Merkezi
BİK’ten basının desteklenmesine yönelik düzenlemeler
BİK’ten basının desteklenmesine yönelik düzenlemeler
Basın İlan Kurumu 33. Dönem 6. Genel Kurul Toplantısı, 11-13 Şubat 2026 tarihleri arasında İstanbul'da gerçekleştirildi.

Toplantının son oturumunda, Yönetim Kurulunun Genel Kurula teklif olarak sunduğu ve gündeme alınan maddeler görüşüldü. İlan İşleri, Hukuk İşleri ve Mali İşler Komisyonlarında ele alınan gündem maddelerine ilişkin hazırlanan raporların okunmasının ardından oylamaya geçildi.

Kurumun 2025 yılı bilançosu, gelir tablosu ve Yönetim Kurulu Faaliyet Raporu ile Denetçiler Kurulu Raporunu onaylayan Genel Kurul, basın sektörüne yönelik desteklere ilişkin önemli düzenlemeler yaptı.

Süreli yayın kredilerinde faiz oranı belirlendi

Genel Kurulda, basın kuruluşlarının faaliyetlerini sürdürebilmeleri ve yatırım kapasitelerini artırabilmeleri açısından önem taşıyan Kurum kredilerine uygulanacak faiz oranı ele alındı.

Ekonomik gelişmeler dikkate alınarak, yatırım ve işletme kredilerine uygulanacak yıllık faiz oranı, 2026 yılı için yüzde 29 olarak belirlendi.



Basın çalışanlarına yönelik desteklerde yüzde 50 artış

Toplantıda, basın çalışanlarına yönelik borç para, muhtaçlık ve ölüm yardımları Kurumun sosyal sorumluluk anlayışı doğrultusunda yeniden değerlendirildi. Mevcut ekonomik koşullar ve uygulamaya ilişkin geri bildirimler dikkate alınarak, söz konusu sosyal desteklerin yüzde 50 oranında artırılmasına karar verildi.

Borç Para ve Yardımlara Dair 219 sayılı Genel Kurul Kararında yapılan düzenleme, Resmi Gazetede yayımlandığı tarihi takip eden ayın ilk günü itibarıyla yürürlüğe girecek.

Azınlık gazetelerine destek sürecek

Basın İlan Kurumu, Lozan Barış Antlaşması kapsamında azınlık statüsünde bulunan topluluklarca yayımlanan gazetelere yönelik 2011 yılından bu yana sürdürdüğü maddi destekleri 2026 yılında da devam ettirecek.

Bu doğrultuda Genel Kurul, basın sektöründe çeşitliliğin ve çoğulcu yapının korunması amacıyla 2026 yılı içerisinde azınlık gazetelerine 471 bin Türk Lirası yardım yapılmasını kararlaştırdı.



Basın Derneklerine Yardım Fonuna 7 milyon 200 bin TL tahsis edildi

Genel Kurul toplantısında, Kurumun faaliyet ve çalışmalarının finansmanını sağlamak üzere oluşturulan fonlara tahsis edilecek tutarlar da belirlendi.

Bu kapsamda, Kurumun 2025 Yılı Tahsis Bilânçosunda, Basın Derneklerine Yardım Fonu için 7 milyon 200 bin Türk lirası kaynak ayrılması uygun görüldü.

Bir sonraki Genel Kurul Toplantısının 20-22 Mayıs 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilmesine karar verildi.

Yazın kurumak üzereydi: Uludağ'ın karlarıyla yeniden coştu

Bursa'nın kayalıklar arasına gizlenmiş doğa harikası Saitabat Şelalesi, bu yıl Uludağ ve eteklerine düşen yağışların iyi olmasıyla yeniden coştu

13.02.2026 13:02:00 / Güncelleme: 13.02.2026 13:05:12
İHA
Yazın kurumak üzereydi: Uludağ'ın karlarıyla yeniden coştu
Yazın kurumak üzereydi: Uludağ'ın karlarıyla yeniden coştu
Kestel ilçesine bağlı Saitabat Şelalesi, doğal güzelliği ve orman içinde temiz havasıyla hem Bursa'nın hem Marmara Bölgesi'nin önemli turizm merkezleri arasında yer alıyor.

Ormanın içinde, yeşillikler arasındaki şelaleyi görmek için gelenler, civarda bulunan kafelerde oturup bölgeye özgü köy kahvaltısıyla yöresel lezzetlerin tadına bakabiliyor, Uludağ'dan gelen soğuk suda yetiştirilen balıklardan yiyebiliyor, atlı gezinti yapabiliyor.



Geçen yıl yağışların az olması, Uludağ'a karın az düşmesi, kuraklık ve aşırı sıcak gibi nedenlerle suyu ciddi oranda azalan ve hatta kuruma tehkilesi geçiren Saitabat Şelalesi, özlenen sesine ve güzelliğine yeniden kavuştu.

Kanyon içinde biriken suların oluşturduğu, kayalıklar arasına gizlenmiş doğa harikası Saitabat Şelalesi, bu yıl Uludağ ve eteklerine düşen yağışların iyi olmasıyla yeniden coşkuyla akmaya başladı.



İstanbul, Kocaeli, Yalova, Balıkesir ve Bilecik gibi yakın yerler başta olmak üzere ülkenin birçok yerinden ziyaretçi çeken Saitabat Şelalesi'nde ilkbaharda suyun daha çok olması bekleniyor.



Bölge halkından ve işletmecilerinden olan Kemal Akçay, geçen yaz Uludağ'a kar yağışının az olmasıyla Saitabat Şelalesi'nin en kötü dönemlerinden birini yaşadığını söyledi.

Kuruma noktasına gelen şelalenin şu anda coşkuyla akmasının kendilerini mutlu ettiğini dile getiren Akçay, "İlkbaharda daha çok su olacağını düşünüyoruz. Önceki yıllarda daha gür akıyordu ama bunu da suyun sesini de özledik. Şimdi bile İstanbul'dan birçok yerden turist geliyor şelaleyi görmeye. Uludağ'ın eriyen kar suları ile kaynak suları toplanıp kayalar arasından kanyondan buraya ulaşıyor. İnşallah hep böyle coşkulu akar" diye konuştu.

Taksilerde yeni dönem resmen başladı

Taksilerde basit usul bitti artık KDV, gelir vergisi, stopaj, geçici vergi ödenecek. Taksi Mali Cihazı her yolculuğu anlık kaydedip fiş basacak. Kayıt dışı dönem sona erdi

13.02.2026 10:45:00
Haber Merkezi
Taksilerde yeni dönem resmen başladı
Taksilerde yeni dönem resmen başladı
Türkiye'de ticari taksi esnafını kökten etkileyen vergi düzenlemesi, Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) tarafından hazırlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 591) ile bugün Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Yıllardır basit usulde asgari düzeyde vergi ödeyen taksiciler için gerçek usulde vergilendirme süreci resmen başladı. Bu değişiklik, kayıtlı ekonomiyi güçlendirmeyi, belge düzenini sağlamayı ve kartla ödeme imkanlarını artırmayı amaçlıyor.

Düzenlemenin kapsamı

Tebliğ, taksi ile yolcu taşımacılığı yapan mükelleflerin yıllardır uygulanan basit usul vergilendirme sistemini terk etmesini sağlıyor. Artık taksiciler, KDV, gelir vergisi, gelir geçici vergisi ve stopaj gibi tüm yasal yükümlülükleri yerine getirecek.

Bu geçiş, özellikle büyükşehirlerdeki şehir içi yolcu taşımacılığını doğrudan etkiliyor ve kayıt dışı kazancın önüne geçmeyi hedefliyor. Düzenleme, 1 Ocak 2026 itibarıyla basit usulden çıkarılan sektörler arasında taksiciliği de kapsıyor; ancak cihaz zorunluluğuyla entegre bir sistem getiriliyor.

Taksi mali cihazı zorunluluğu

En dikkat çeken yenilik, taksimetrelerle entegre çalışacak "Taksi Mali Cihazı" kullanımı zorunluluğu. Bu cihaz:

- Taksimetreden gelen tutarı otomatik kaydediyor,

- Manuel giriş yapılmıyor,

- Her yolculuk için fiş veya e-belge üretiyor,

- Kartla ödeme (POS) kabulünü zorunlu kılıyor,

- Tüm işlemleri anlık olarak Gelir İdaresi Başkanlığı'nın elektronik sistemine bildiriyor.

Mevcut taksimetreler ya bu cihaza entegre edilecek ya da cihazın kendisi taksimetre özelliğini taşıyacak. Bağımsız POS cihazları kullanımı yasaklanıyor; tüm kartlı ödemeler tek cihaz üzerinden gerçekleşecek. Cihazların üretimi, satışı, aktivasyonu ve devri GİB sistemine anlık bildirilecek.

Geçiş süreçleri ve son tarihler

Yeni başlayan taksiciler için 30 günlük geçiş süreci uygulanıyor.

Mevcut ticari plaka sahipleri için Taksi Mali Cihazı satın alma ve kullanma zorunluluğu 1 Eylül 2026 tarihine kadar geçerli. Bu tarihe kadar sisteme entegre olmayan araçlar cezai yaptırımla karşılaşacak.

Cihaz kullanımı başladıktan sonra her yolculuk dijital olarak izlenebilir hale gelecek; yolcular nakit taşımak zorunda kalmadan banka/kredi kartıyla ödeme yapabilecek.

Diğer yükümlülükler

Gerçek usulde vergilendirme ile taksiciler KDV beyannamesi verecek, Gelir vergisi ve geçici vergi ödeyecek ve Stopaj (muhtasar) yükümlülüğü üstlenecek.

Akaryakıt, bakım, tamir gibi giderler vergiden düşülebilecek olsa da, yıllık beyanname, mali müşavir ücreti ve ek maliyetler esnafı etkileyecek. Bazı taksici temsilcileri, vergi yükünün aylık binlerce liraya ulaşabileceğini belirterek çözüm olarak götürü vergi sistemine geçiş talep ediyor. Ancak düzenleme, şeffaflık ve kayıtlı ekonomi adına caydırıcı nitelik taşıyor.

Bu reform, taksi sektöründe dijital dönüşümü hızlandırırken, yolcular için daha güvenli ve modern ödeme seçenekleri sunuyor. Esnaf kesiminden ise maliyet artışı nedeniyle eleştiriler geliyor; bazıları geçiş sürecinin uzatılmasını veya vergi oranlarında indirim bekliyor. Uygulamanın başlamasıyla denetimlerin artması ve cezaların devreye girmesi öngörülüyor. Taksiciler, Resmi Gazete tebliğini ve GİB duyurularını takip ederek hazırlıklarını tamamlamalı.

İzmir'de dereler taştı: Yeni Foça'yı su bastı

İzmir'in Foça ilçesine bağlı Yeni Foça bölgesinde gece başlayan şiddetli sağanak yağış su baskınlarına neden oldu

13.02.2026 07:06:00 / Güncelleme: 13.02.2026 07:10:40
İHA
İzmir'de dereler taştı: Yeni Foça'yı su bastı
İzmir'de dereler taştı: Yeni Foça'yı su bastı
Fevzi Çakmak Mahallesi'nde bulunan Şavklı Dere ve Sıcak Dere'nin taşması sonucu sahil şeridi, pazaryeri ve iç mahalle sokakları sular altında kaldı.



Gece saatlerinden itibaren etkisini artıran yağışla birlikte dere yataklarından taşan çamurlu sular yerleşim yerlerine yayıldı.



İç kesimlerdeki cadde ve sokaklar derelerden gelen çamurlu sularla kaplanırken, sahil şeridinde ve mahalle aralarında park halindeki bazı araçlar su içinde kaldı. Sahil bandındaki dükkanları ve evlerin zemin katlarını su bastı.



Yağışın halen devam ettiği bölgede sahil yolu ve mahalle aralarındaki sokaklarda su seviyesi yükseliyor. Park halindeki çok sayıda araç su içinde kalırken, Yağışın halen devam ettiği Bölgedeki taşkın ve su baskınları etkisini sürdürüyor.

Sigara omurgayı da mahvediyor


 
Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Hilmi Kaya, omurgadaki disklerin doğrudan damarlarla beslenmediğini ifade etti.  Kaya, “Sigara, damarları daraltarak kanın taşıdığı oksijen miktarını azaltır, aşırı ve sürekli yüklenme ise bu dolaylı beslenmeyi mekanik olarak daha da zorlaştırır. Kanlanamayan yani yeterince beslenemeyen diskler zamanla esnekliğini ve dayanıklılığını kaybeder ve dolayısıyla dejenerasyon adı verilen yıpranma süreci başlar” dedi.

13.02.2026 00:37:00
AHMET SAFA TERZİ
Sigara omurgayı da mahvediyor
Sigara omurgayı da mahvediyor

Günlük yaşamda farkında olmadan yapılan pek çok alışkanlık omurga sağlığını doğrudan etkiliyor. Uzun süre oturmak, hareketsizlik, yanlış yüklenme ve kilo artışı omurganın zamanla daha fazla zorlanmasına neden oluyor. Vücutta en hızlı yıpranan yapılardan birinin omurga olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi'nden Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Hilmi Kaya, omurgadaki disklerin doğrudan damarlarla beslenmediğini ifade etti. 

Kaya, "Bu disklerin kendilerine ait bir kan dolaşımları olmadığı için besin ve oksijeni çevredeki kemik dokudan dolaylı olarak alırlar. Bu durum diskleri dış etkenlere karşı daha hassas hale getirir. Sigara, damarları daraltarak kanın taşıdığı oksijen miktarını azaltır, aşırı ve sürekli yüklenme ise bu dolaylı beslenmeyi mekanik olarak daha da zorlaştırır. Kanlanamayan yani yeterince beslenemeyen diskler zamanla esnekliğini ve dayanıklılığını kaybeder ve dolayısıyla dejenerasyon adı verilen yıpranma süreci başlar" dedi.

Düzenli yürüyüş omurga ağrılarını azaltıyor

Omurga yaşlanmasını geciktirmek için iki temel noktaya dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Kaya, "İlki, romatizmal bazı hastalıklarda erken tanı ile süreci yavaşlatmak. İkincisi ise günlük yükü doğru yönetmek. Hareketi rutine yaymak, ani ve kontrolsüz yüklenmelerden kaçınmak, kasları yavaş yavaş güçlendirmek ve sigara gibi disk beslenmesini bozan faktörlerden uzak durmak çok kıymetli. Omurga sağlığını koruyanların ortak noktası ideal kiloda kalmaları ve hareketli bir yaşam sürmeleri. Günlük 7 bin adımın üzerine çıkan kişilerde ağrı ve şikâyetlerin çok daha az görüldüğü bilinmeli. Dejeneratif hastalıklarda ayırıcı tanı önemli çünkü altta görülen dejenerasyona rağmen romatizmal hastalıklar gibi bazı durumlar klinik süreci etkileyebilir ve bunların da ayırt edilmesi gerekir" dedi.

En büyük talihsizliği Epstein'e benzemek

Kayseri'de yaşayan Rıfat Özdemir, Jeffrey Epstein'e benzetilmesi nedeniyle karşılaştığı olumsuz tepkiler sonrası yaşadığı şehirden ayrılıp, Ankara'ya taşındı

12.02.2026 12:51:00 / Güncelleme: 12.02.2026 12:54:43
İHA
En büyük talihsizliği Epstein'e benzemek
En büyük talihsizliği Epstein'e benzemek
Kayseri'de yaşayan Rıfat Özdemir, Jeffrey Epstein'e olan fiziksel benzerliği nedeniyle sosyal medyada ve sokakta hedef gösterildiğini belirterek, yaşadığı psikolojik baskı sonrası Kayseri'yi terk ederek Ankara'ya taşınma kararı aldığını ifade etti. Dış görünüşü nedeniyle çevresindekilerin olumsuz bakışlarına maruz kaldığını dile getiren Özdemir, bu süreçte çalışamadığını ve bir süre evinden çıkmayacağını söyledi.

"Epstein'e benzemek hoş bir şey değil"

Çevresindeki insanların olumsuz bakışlarından dolayı rahatsız olduğunu ifade eden Rıfat Özdemir, "Olay, yeğenim dayı sen Epstein'e benziyorsun diyerek fotoğrafımı çekip, sosyal medyada paylaşmasıyla başladı. Bu kadar çabuk yayılacağını tahmin etmedim. Paylaşıma baktığımda bir anda milyonların izlediğini gördüm. Londra basını ve Arap kanalları gibi birçok ülkeden yayınlar gördüğümde şaşırdım. Epstein'e benzemek hoş bir şey değil. Epstein'i tanımıyordum. Yeğenim Epstein'e benziyorsun dediğinde sıradan ünlü bir artist zannettim. Araştırdığımda Epstein'in çok kötü bir insan olduğunu öğrendim. Ben şu anda dekorasyon işiyle uğraşıyorum. Bu benzetmeden dolayı insanların yanlarına gidemediğim için mağdurum. İnsanların bana, sanki karşılarında Epstein varmış gibi bakmaları beni rahatsız ediyor. Bu kelimelerle anlatılacak bir şey değil. Halkımdan ricam lütfen önyargılı olmayın, insan insana benzeyebilir" dedi.

"Ankara'ya yerleştim, bir hafta evden çıkmayacağım"

Özdemir, Epstein'e olan fiziksel benzerliği nedeniyle çalışamadığını ve mağdur olduğunu belirterek, "Kayseri'yi terk etmek zorunda kaldım. Kayseri'de mağdur oldum, Ankara'ya yerleştim, bir hafta evden çıkmayacağım. Normalde yurt dışında da çalışıyorum. Şantiyelerde devamlı işlerimiz olduğu için şu anda yurt dışına bile gidemez oldum. Çekiniyorum, çünkü burada derdimi anlatabiliyorum ama yurt dışına gittiğim zaman kendimi nasıl ifade edeceğim' Yabancı dilim zaten yok. O yüzden yurt dışına gitmeyi erteledim. Normalde benim şu anda yurt dışında olmam lazımdı" şeklinde konuştu.

"Epstein'e benzemek insanı toplumdan uzaklaştırıyor"

İnsanların bakışlarından uzaklaşmak için yaşadığı şehirden ayrılıp Ankara'ya taşınmak zorunda kaldığını aktaran Özdemir, sözlerine şu şekilde devam etti:
"Hiç kimse benim yerimde olmak istemez. Kılık değiştirip, sakal bırakacağım dedim ama Epstein'in sakallı halini yapmışlar. Bu sefer benzerlik tamamen birebir aynı olacak diye sakal da bırakamıyorum. Zengin bir insan da değilim ki botoks yaptırıp, yüz ifademi değiştireyim. Eşimle beraber ne yapacağımıza karar verdik. Ben dedim ki Ankara'ya taşınalım çünkü Ankara'da daha önce de yaşamıştık. Kayseri'deki insanların bakışlarından uzaklaşmak istedim. İnsanın Kadir İnanır'a benzemesi insana haz verebilir ama Epstein'e benzemek insanı toplumdan uzaklaştırıyor. Kayseri'de rahatsız oldum, Ankara'ya taşınmak zorunda kaldım. Ankara'da da bu gibi durumlar yaşamak istemiyorum."
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.