logo
28 EYLÜL 2026

İmamoğlu’ndan ‘Beton Kanal’ tepkisi

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, kentin Anadolu yakasındaki su baskınlarını giderecek ve 14 kilometrelik Kurbağalıdere hattı boyunca yaşam vadisine dönüşecek alanda incelemelerde bulundu. İmamoğlu, gazetecilerden gelen, "Ürdünlü bir emlak şirketinin, Kanal İstanbul güzergahına kurulması planlanan 'Yenişehir'le ilgili müşterilerine müjde verdiği videoyu izlediniz mi" sorusuna, "Başından beri ifade ettiğimiz bir şey var. Bu bir rant projesidir. Para kazanan aracıların tespit edilmesi lazım. Bu aracılar, bu komisyoncular, bu devlet görevlileri kim? Bu siyasiler kim? Bu işe aracılık eden, pazarlamacılık yapan kim? 'Hazırlarız, yaparız, satarız, para kazanırız.' Kimi satıyorsun? İstanbul'u satıyorsun. İstanbul'un en kıymetli, en hayati damarı dediğimiz, akan damarı, kanı dediğimiz o güzelim soluk aldığımız alanını peşkeş çekiyorsunuz. Kime? Bir avuç zengin olacak insana. Ne için? İstanbul'un geleceğini mahvetmek için" yanıtını verdi

01.02.2022 14:03:00
 
İmamoğlu’ndan ‘Beton Kanal’ tepkisi
İmamoğlu’ndan ‘Beton Kanal’ tepkisi


ATAŞEHİR / İSTANBUL


İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, kentin Anadolu yakasındaki su baskınlarını giderecek ve 14 kilometrelik Kurbağalıdere hattı boyunca yaşam vadisine dönüşecek alanda incelemelerde bulundu. "Ataşehir Kurbağalıdere Göztepe Kavşağı E5 Geçişi Projesi" kapsamındaki çalışmaları, telsiz anonsuyla başlatan İmamoğlu'na, Kadıköy Belediye Başkanı Şerdil Dara Odabaşı ve İSKİ Genel Müdürü Raif Mermutlu eşlik etti.

İSKİ Atık Su İnşaat Daire Başkanı Mahmut Kahraman ve İBB Park Bahçe ve Yeşil Alan Daire Başkanı Yasin Çağatay Seçkin'den proje ve çalışmalarla ilgili bilgi alan İmamoğlu, gazetecilere kısa bir değerlendirme yaptı.


"SEL BASKINI YAŞANAN HER NOKTASINA DOKUNDUK İSTANBUL'UN"


Projenin; bölgede, E-5 diye bilinen D100 karayolu ve Kurbağalıdere yatağı boyunca geçmişte yaşanan su baskınları ve selleri sona erdireceğini vurgulayan İmamoğlu, şunları söyledi:

"Buradaki sel baskınını, taşkınlarını ve onların yarattığı o ne yazık ki İstanbul'a yakışmayan görüntüleri hep beraber izledik. Bu görüntüler, böyle 30-40 yıl öncesine dair görüntüler değil. Yani hemen 2019 yılında, biz göreve gelmeden önceki görüntüler ya da 2017'de ya da 2015'te ya da 2014'te 4, 5, 6, 7 yıl önce gördüğümüz görüntüler. Öncelikle şunu ifade edelim: Tespit ettiğimiz her türlü sel baskını yaşanan noktasına dokunduk İstanbul'un. İstanbul'da belki 50'ye yakın çok önemli noktadan bahsediyoruz. Çok tali bölümlerini sıralamıyorum burada. Burası da onlardan birisiydi. Göreve gelir gelmez hızlıca buraya girilmesini talimat verdik. Gerçekten çok planlı, tertipli, düzenli, ulaşım prensiplerini iyi tasarlayarak ve hiçbir sıkışma yaratmadan, deplaseleri zamanında yaparak ve tabiri caizse, bana gün taahhüdünde bulunup, o günde de işi bitirerek Kurbağalıdere üzerindeki bu operasyonu çok sağlıklı bir şekilde başarmışlardı, bitirmişlerdir."



"BAMBAŞKA BİR GÖRÜNTÜ OLUŞTU KURBAĞALIDERE'DE"


"Kurbağalıdere meselesini, her zaman Marmara Denizi'ne akan kısmıyla biliyoruz Kadıköy bölgesinden" diyen İmamoğlu, "Ve oradaki görüntülerle paylaşıyoruz. Orada yaptığımız iş de çok kıymetli.

Hem İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin ekipleri hem İSKİ'nin ekipleri, müşterek çalışmalarıyla o bölümünü de yine bizim dönemimizde bitirdik, toparladık. Ki Yoğurtçu Parkı ve devamında Moda'ya kadar uzanan yeşil alanın da toparlanmasıyla bambaşka bir görüntü oluştu orada. Zira oradan, devamıyla buraya uzanan ve buradan da Ataşehir'e doğru devam eden Kurbağalıdere'nin tamamında, 14 kilometrelik uzunluğu içerisinde tabii ki bir yaşam vadisi oluşturuyoruz.

Aslında 'puzzle'ın parçaları gibi, bölüm bölüm bitirerek, bu hedefimize de yürüyoruz. Hem Ataşehir hem Kadıköy bölgesinde kalan ve Kurbağalıdere'yi etkileyen atık su, yağmur suyu ayrıştırma çalışmaları da bu işin bir kılcal çalışması. Bütüncül bu yolculuğun çok önemli olduğunu ifade edelim. O dönemin 350-400 milyonluk yatırımını bugünkü değerlerle vatandaşlarımızın anlaması için, neredeyse en az 2,5 kat çarpmanız lazım ki, daha iyi bu yatırımın değerini anlayabilelim" ifadelerini kullandı.


"İSTANBUL'UN HER NOKTASINI DERT EDİNİYORUZ"


İstanbul'un her noktasını dert edindiklerinin altını çizen İmamoğlu, "İhmal edilmiş her sorununu ve bütün kurum ve kuruluşlarımızla çözmeye devam ediyoruz. Burada ilçe belediyeleriyle olan dayanışmamızın da önemli olduğunu ifade edelim.

Biz, her belediyeyle, her ilçe belediyesiyle, İstanbul'u dert eden, masada buna çözüm bulan ve geçmişten bugüne ihmal edilmiş hem idari hem teknik hem protokol tabanında masadaki sorunları çözen ama aynı zamanda sahadaki sorunları da çözen, uyumlu, koordineli, çok sağlıklı bir hizmet sürecini devam ettiriyoruz.

Sahadayız ve tespit ettiğimiz sorunları çözmeye de devam edeceğiz. İnşallah Kurbağalıdere'yi, İstanbulluların böyle bir talihsiz görüntüsü, çok affedersiniz kokusuyla, ne yazık ki sel baskınlarıyla değil, bisiklete binilebilen, Ataşehir'den bir insanın yürüyerek burada bulunan metro durağına erişebildiği ya da yine devamında koşarak, ta Marmara Denizi sahiline, Moda sahiline inebildiği, İstanbul'u birbirine bağlayan vadiler şeklinde bu çalışmalarımızı sonuçlandıracağız.

Sadece Kurbağalıdere değil, İstanbul'un 15 noktasında, yaşam vadileriyle ilgili bu anlamdaki çalışmamız devam ediyor. İnsani, toplumu mutlu eden, çocuklarıyla, gençleriyle, kadınlarıyla keyifli bir kentte yaşamalarını sağlayabilen, çıldırmış değil akılcı, mantıklı, günün ve bu çağın ihtiyaçlarını karşılayan hizmetlerimizde, projelerimizle İstanbulluların yanında olmaya, onlara çözüm üretmeye devam edeceğiz" dedi.



GAZETECİLERİN SORULARINI YANITLADI


İmamoğlu, değerlendirmelerinin ardından gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Gazetecilerin soruları ve İmamoğlu'nun sorulara verdiği yanıtlar şöyle oldu:

- Kanal İstanbul tekrar gündemde. 17 Ocak'ta, Çevre Şehircilik Bakanlığı tapu sürecini başladı. Madde on sekiz uygulaması başladı Yenişehir'i ilk üç etabı için. İBB'nin hukuki bir girişimi olacak mı bu sürece? Ve bir de video dolaşıyor; Ürdünlü bir emlak şirketinin müşterilerine yönelik kutlama yaptığı. Bu videoyu izlediniz mi? 

"Videoyu izledim. İBB bünyesinde Kanal İstanbul ya da Beton Kanal diye tariflediğimiz, az önce ifade ettiğim sıfatıyla, çıldırmış projeyle ilgili bir masamız var, bir platformumuz var. Burada, İBB'nin bütün kurum ve kuruluşlarıyla ilişkili hangi husus var ise, orada değerlendirip, o müşterek değerlendirmeden sonra da hukuki süreçleri harekete geçirdiğimiz ve takip ettiğimiz bir zeminde süreci ele alıyoruz. Yani çok ciddi ele aldığımız, takip ettiğimiz, İstanbul'un en büyük tehdidi olarak gördüğümüz, geleceğini ne yazık ki ipotek altına alan, geri dönüşü olmayan, büyük tabiat zararları veren, insanlığa zarar veren unsurlarıyla sıkı bir takibimizde. Bunu bir kere ifade edelim."


"GÜZERGAHININ PAYLAŞILMADIĞI DOĞRU; AMA KİME? TOPLUMA, VATANDAŞA"


"Başından beri ifade ettiğimiz bir şey var. Bu bir rant projesidir. Bunun içinden geçecek tankerin, şilebin veya işte Boğaz'ı tehdit edecek unsurların bertaraf edilmesiyle, uzaktan, yakından ilgisi yoktur.

Burada hesap kitap, birilerinin cebine girecek olan paralardır, kazanılacak paralardır. Oradaki zavallı köylülerimiz, oradaki yerlerinden edilen vatandaşlarımızı da ilgilendiren bir husus değildir. Bakın, o kadar çıkarcı davranılmıştır ki; hatırlarsanız en üst perdeden, en üst ağızdan şu söylenmiştir.

'Güzergahını bile paylaşmıyoruz. Çünkü, buradaki arsa rantına izin vermeyeceğiz' denildi. Tam tersine bunun altından şu çıkıyor: Güzergahının paylaşılmadığı doğru. Ama kime? Topluma, vatandaşa. Ama birilerine paylaşıldığı da bugün ortaya çıktı. Ama Ürdün'deki emlakçı ama başka ülkelerdeki bu işten para kazanan kişiler. Ve bunların çoğu Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı da değil."


"KANAL; İSTANBUL'A KÖTÜLÜKTÜR"


"İkincisi; bir de para kazanan aracılar var tabii. Bir de bunların tespit edilmesi lazım. Bu aracılar, bu komisyoncular, bu devlet görevlileri kim? Bu siyasiler kim? Bu işe aracılık eden, pazarlamacılık yapan kim? Başından beri tarifim; 'Bu Beton Kanal işi, bir emlak projesi' demişimdir.

'Hazırlarız, yaparız, satarız, para kazanırız.' Kimi satıyorsun? İstanbul'u satıyorsun. İstanbul'un en kıymetli, en hayati damarı dediğimiz, akan damarı, kanı dediğimiz o güzelim soluk aldığımız alanını peşkeş çekiyorsunuz. Kime? Bir avuç zengin olacak insana. Ne için? İstanbul'un geleceğini mahvetmek için. Yenişehir. Adı bile Yenişehir. Yani adı bile konmuş. Düşünebiliyor musunuz? Ben bu kepazeliği her zaman ifade ettim.

Kanal manal, ulaşım mulaşım hikaye. Orada 2 milyon insanın, belki de 2,5-3 milyon insanın İstanbul'a ilave edilmesiyle, İstanbul'un bütün doğal yapısını, bütün kurgusunu bertaraf etmesiyle sonuçlanacak kötülüktür bu, kötülük. Altını çiziyorum. Bunu engelleyeceğiz, bunu öbürleri yetmeyecek. Siyasi ömürleri buna yetmeyecek."



"TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NİN DÖNÜŞÜM HİKAYESİNİN EN ÖNEMLİ GÖSTERGESİ OLACAKTIR KANAL İSTANBUL'A KARŞITLIK"

"Türkiye Cumhuriyeti'nin dönüşüm hikayesinin en önemli göstergesi olacaktır Kanal İstanbul'a karşıtlık, Beton Kanal projesine karşıtlık. Hem de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayan bir avuç insanı zengin etme projesine karşıtlık, simgesi olacaktır ve değişimin, dönüşümün merkezi odağı olacaktır.

Karşısındayız. Hukuki süreçlerimiz devam ediyor. Bilirkişilerin atandığı, hukuki süreçlerde yavaşlatılmış adımların sürdürüldüğünü gözetliyoruz. Yargı mensuplarını da bu anlamda göreve davet ediyorum. Bu ihanet projesine, hassasiyetle ve aciliyetle eğilsinler. Bir an önce kararları versinler.

Tümden haklı olduğumuz, bir gecede 1/100.000'lik plan, bir gecede 1/5000'lik plan, bir gecede 1/1000'lik plan devreye sokup… Düşünsenize; Ankara'da birileri oturmuş masanın üstünde; vatandaşın haberi yok, ilçe belediyelerinin haberi yok, Büyükşehir Belediyesi'nin haberi hiç yok; kararlar alıyor."


"BU İHANET PROJESİNİ MUTLAKA ENGELLEYECEĞİZ"


"Birileri de çıkıyor, 'Benim adım Çevre ve Şehircilik Bakanlığı…' Ne çevresi ne şehirciliği Allah aşkına? Çevre ve şehircilik değil. Onun için yani bu vahşi durumu takip ediyoruz, içindeyiz.

Tek bir gün bile zihnimizden çıkarmadık. Başından beri bu konuya nasıl müdahil olduğumu, nasıl karşıt olduğumu ifade etmeye devam ediyoruz. Bu ihanet projesini mutlaka engelleyeceğiz. İleride sorumluları da bunun hesabını verecek. Artı, bu emlak projesini hayata geçirmek isteyenlere de buradan ilanımdır ki; tekrar o araziler, İstanbul'un çok sağlıklı tarım arazileri olmaya devam edecek.

Aldıkları günkü fonksiyonuyla devam edecek. Yani o gün tarım arazisi olarak aldılar, ileride de tarım arazisi olacak. O gün rekreasyon alanıysa, rekreasyon alanı devam edecek. Yani fırsatçılık yapmalarına müsaade etmeyeceğiz. Ama kimsenin hakkıyla, hukukuyla da işimiz yok. O bakımdan, İstanbul'un kaderini etkileyecek bu sürece karşı dik duruşumuz ve kararlı duruşumuz zerre geri değildir, ileri seviyede devam etmektedir."


FATMA BETÜL SAYAN KAYA SORUSUNA YANIT


- Eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya'nın İBB tarafından Amerika'ya gönderildiği yönünde bir tespit yapıldı. Siz; bu konuda hep neler söyleyeceksiniz? Sadece Fatma Betül Sayan Kaya'yla sınırlı mı, yoksa başka isimler için de böylesi bir ödenek ayrıldığı bilgisi var mıdır?

"İstanbul Büyükşehir Belediyesi, burs verebilir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, katkı sunabilir. Nasıl burs verir? Örneğini verelim mi? İşte bu sene 53 bin kişiye verdiği gibi. Fiyat, oradaki bedeli açıklar. Öğrenci başı 3 bin 200 lira.

Bakınız benim, oradaki bizden burs alan 53 bin insanın tek bir kişisiyle dahi ne ilgim var ne bilgim. Adını bile bilmiyorum. Vatandaşlar sisteme başvurur ve oradan faydalanmaya uygun bir durumu var ise ekonomik olarak, İBB'nin bu imkanından faydalanır. Şimdi hanımefendinin yaşını tam bilmiyorum. Ama burada onunla yaşıt, aynı dönemde belki okumuş, belki şu an basında görev yapan ya da başka bir hususta görev yapan birçok insan olabilir.

Yani şu geçmez mi aklınızdan? 'Benim de haberim olsaydı 100 bin dolar burstan, hemen gider başvururdum.' Hatta, 'Ben ondan daha hızlı koşardım. Ben ondan daha iyi bilirim. Ben ondan daha iyi bir öğrenciyim' diye aklınızdan geçmez mi? Geçer."



"KUL HAKKI YİYEN HANGİ UNSUR VARSA AÇIĞA ÇIKARILACAK"


"Milletimizin bu anlamdaki parasını çarçur eden, kul hakkı yiyen hangi unsur varsa açığa çıkarılacak, hesabı sorulacak. Var mıdır başka? Vardır. Hepsi de yavaş yavaş gündeme alınıyor.

Soruşturmaları yapılıyor ve teker teker de bununla ilgili süreçler ortaya konulacak. Öyle kibirli kibirli konuşacaksınız, ahlaki hiçbir değeri önünüze koymadan herkese çamur atacaksınız; ama hayatınız çamur içinde olacak, Hayatınız pislik içinde olacak. Bunlara müsamaha göstermeyeceğiz.

İBB ve İstanbul halkının bütçesi, artık emin ellerdedir. Geçmişte yapılan bütün hatalarla, kusurlarla ilgili hukuki süreçler, engellenmemize rağmen -açtığımız dosyaları ve davaları elimizden alıp, 'Biz yapacağız' demelerine rağmen- günü geldiğinde o eksiklikler de giderilecek. Onun da hesabı sorulacak; engelleyenler dahil. O bakımdan bu işlem, çok doğru bir işlemdir. Devamı da vardır. Allah, her kulu, kul hakkı yemekten korusun.

Bakın, bizim için en kıymetli, en değerli husustur kul hakkı. O bakımdan, pervasızca memleketin bütün kaynaklarını bu şekilde kullanan akla karşıdır bugünkü yönetimin duruşu ve yürüyüşü. Gerekli işlemler sürüyor. Devamı geliyor."


İBB'DEKİ 557 KİŞİ: "ALLAH AKIL VERSİN DEMEYE DEVAM EDECEĞİM"


- İBB'de terörle iltisaklı 557 kişinin olduğu iddiasıyla ilgili taftiş devam ediyor. Siz bu konuda bilgi alıyor musunuz? En son sizden istenen belgeler var mı?

"Biz, teftiş edilmekten hiçbir zaman imtina etmedik. Teftiş edilmek kadar doğal bir süreç yoktur. Ama bunun aklı vardır. Bunun izanı vardır. Bunun hukuku vardır. Ne yazık ki bu akılsız, hukuksuz, biri bağırdı, haykırdı, çağırdı diye ortaya konan bu teftiş sürecinde bir uygulama başlatıldı.

Uygulamanın şu an bizdeki görünen biçimi, 'Burada bir şey yok, şuraya da bakalım. Şurada bir şey yok, oraya da bakalım' biçiminde. Nereye bakarsanız bakın kardeşim. Biz, zaten şu an yönetim biçimimizde, bırakın müfettişi, vatandaş bile buradan baksa öbür köşeyi görecek bir şekilde yönetiyoruz. İhalelerimizi şeffaf yapıyoruz. İşlerimizi şeffaf anlatıyoruz. Hiç kimseden imtina etmiyoruz. Hiç kimseden korkmuyoruz. Çünkü işimiz hukukuna göre yapıyoruz.

Bu teftiş noktasında aklı selim, vatanını seven, memleketi, devleti için hizmet eden saygıdeğer müfettişlerimize güveniyorum. Güven duymadığımız, bir kısım aklın talimatına göre değil, hukukun ve devletimizin o temel kurallarını onlara öğrettiği biçimde teftiş yapacaklarına inanıyoruz. Bu işin sonucunda bir şey çıkmayacağını da biliyoruz.

Allah, bu yönde devam eden, hala bu şekilde hareket eden, hukuka uygun olmayarak adımlar atan o siyasilere akıl versin diye yıllardır dua ediyorum. Bir tek bu konuda duam tutmadı.  Akılsızlıkta hani dibine kadar devam ediyorlar. Allah akıl versin demeye devam edeceğim."


BÜYÜKELÇİYLE YEMEK SORUSU YANITI: "ESAS CİDDİ TARAFI, MOBESE MESELESİDİR"


- Kar yağışı günü yediğimiz yemek hala tartışılıyor. O yemekten Genel Başkanınızın haberi olup olmadığı merak ediliyor. Ne diyeceksiniz?

"Genel Başkanım o kadar yoğun ki, benim hangi yemeği yediğimi niye tariflesin veya niye takip etsin? Ama sorunuzun ironik bir tarafı var. Şu anki iktidarda görev alan, bakanından diğerlerine kadar, yediği yemekten zeytinine, ekmeğine kadar yukarıya haber verdiklerini tahmin ediyorum.

Attıkları her adımda, onlardan izin almadan hiçbir şey yapamadıklarını tahmin edebiliyorum. Benim yediğim yemekten, Genel Başkanımın ne haberi olacak? Genel Başkanımızın işi başından aşkın, bizim işimiz başımızdan aşkın. Yani bir diplomatik yemek… Ama size de tavsiyem; bu sürecin biraz magazinsel tarafı bu. Ama esas ciddi tarafı, MOBESE meselesidir. Kişisel hayata müdahale meselesidir.

Kişisel hayata müdahale edenlerin, hala bir açıklama yapmaması meselesidir. Niçin gidip İstanbul Valisi'ne, 'Bu konuda niye adım atmadınız' diye soru sormuyorsunuz? Bir programına katılın sorun. Ben sordum."


"YEDİĞİMİZ YEMEĞİN HALA KONUŞULMASI, BOŞ İŞLERİ OLAN İNSANLARIN İŞİ"


- Normal kamera…

"Ne normal kamerası; MOBESE. MO-BE-SE. MOBESE'nin nasıl kullanıldığı belli hukukta. Suçlu tespiti. Bir suçun tespiti. Onun dışında hiçbir şekilde kullanılamaz, servis edilemez. 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası var bunun. O kameranın başında kim oturuyordu? Ona bu talimatı kim verdi? Hangi amiri? Onu o talimata hangi müdürü verdi? İstanbul Emniyet Müdürü bunun için bu işin içinde mi? İstanbul Valisi bu işin içinde mi? Haberdar değillerse, cevabını versinler.

Bu konu geçtiğinde, gözlerimin içinde çakan şimşekleri herkes görsün. Benim kişisel alanıma, benim kişisel sürecime müdahale etme densizliğine, ahlaksızlığını gösteren, devletin hangi kademesinde kim varsa, hesabını verecek. Ama bugün ama yarın. Dolayısıyla, yediğimiz yemeğin hala konuşulması, boş işleri olan insanların işi. Ekrem İmamoğlu, aşağı, Ekrem İmamoğlu yukarı. Başka dertleri yok. Çünkü İstanbul canlarını çok yaktı. Onun acısı nasıl bir acıymış ki, bu kadar basit bir meseleye bile günlerce konuşmayı göze alabiliyorlar."


"SİYASETTE AHLAK SORUNU YAŞANIYOR"


"Siyasette ahlak sorunu yaşanıyor. Bir çocuğun niçin bu şekilde konuşturulduğu dile gelmiyor. Yani biz siyasette ahlakı unutmuşuz. Çocuğu siyasete alet etmişiz.

Ben, bir tane kanalda konuşulduğunu görmedim. Hala yemek! Utanmazlığa bakar mısınız ya? Kimse bundan bahsetmiyor. Çocuk. Yani şu kadar bir çocuk. Trabzon'da, çocukluğumda en kötü şey, kötü kelime kullanmadır. Öyle büyüdüm. Kötü kelime kullanmadım. Ahlaklı bir ortamda büyüdüm. Köyümde de öyleydim, ilkokulumda da öyleydim, ortaokulumda da öyleydim, lisede de öyleydim. Bu çocuğu, böyle bir sürece nasıl alet ederler? Ahlaktan nasıl uzaklaşırız?

Kibirli, tehdit eden, kötü dil kullanan bir sürece nasıl geldik biz Allah aşkına? İstanbul'da İstanbul."


"İMZALAYIN ŞU 300 OTOBÜSÜN İZNİNİ; GENE KONUŞUN…"


"Ben dedim ki; 'Seçildik. Şanslıyız bak İstanbul'da Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapmış Sayın Cumhurbaşkanımız, İstanbul'a ağabeylik yapar, sorunları konuşuruz. Hem yaşına hürmeten hem deneyimine hürmeten, 'İstanbul sevdam' diyen bir süreçte ortak akılla işler üretiriz.' Böyle düşünürken; bütün engellemeleri yaşayan, İstanbul'un önüne taş koyan… Madem benim miting meydanlarında konuşacaksınız ya da salon toplantılarınızda konuşacaksınız ya da grup toplantılarınızda konuşacaksınız; imzalayın şu 300 otobüsün iznini.

İmzalayın metrobüsün iznini, Beylikdüzü metrosunun ve diğer metroların borçlanmalarını. Meclis'teki tıkanmaları yapmayın. İşte İSKİ'nin bütçe daralmasını yaşatmayın bize. 2,5-3 senedir, artışlara rağmen, İSKİ'ye komik komik zamlar verildi. En son alınan kararla indirim yapıldı. Bunları yapmayın. Gene konuşun be kardeşim. Eleştirin. Böyle bir şey olmaz."


"AHLAK SORUNU KONUŞULMALIDIR"


"Şu anda memleketin konuşacak önemli 3 hususu var. Siyasette ahlak sorunu. O küçücük çocuğumuzdan yola çıkarak bunu söylüyorum. Ve bunun Trabzon'da, benim memleketimde yapılmasını da ayrıca kınıyorum.

Hiçbir 81 ilimizde yapılamaz. Ayrıca oranın bir çocuğu olarak bunu söylüyorum. Büyük, çok kötü bir şov yapılarak orada, o insanları da zan altında bırakılmıştır. Kınıyorum buradan. Ahlak sorunu konuşulmalıdır. İkincisi; kişisel hayatlara müdahale üzerinden yarın başımıza gelebilecek büyük tehditlerin şimdiden bertaraf edilmesi üzerine, bu hukuki sorun, bu FETÖ taktiği -adına ne derseniz deyin- başka taktikler…

Ben anlamıyorum onlardan. Bu süreçler konuşulmalıdır. Üçüncüsü de; eğer İstanbul'daysak, İstanbul'un engellenmeme, işine destek olunma süreci tartışılmalı, konuşulmalıdır. Ondan sonra gidin, ne yapıyorsanız yapın. Muhalefetinizi yapın. Nedir bu? Kibirli bir dil, tavır vesaire… Bunları konuşun. Bırakın yemeğe. Evet yendi, bitti. Bir de diplomatik bir kriz içeriyor. Yani takip ettiğiniz sürecin içinde bir de Türkiye'nin en yoğun ilişkilerinin olduğu bir ülkenin büyükelçisi var. Bizi takip eden o kamerada, kayıt alınan o kamerada bu görüntüler de vardı. Yani biraz daha pervasız davransalar, belki de onu da göstereceklerdi."


KÜRTÇE MÜZİK SORUSU: "HERKES KENDİ DİLİNDE TÜRKÜSÜNÜ DE SÖYLER, ŞİİRİNİ OKUR; NOKTA"


- İstiklal Caddesi'nde Kürtçe müzik çalındığı sırada birkaç polis engellemeye çalışıyor.  Sosyal medyada büyük tepki çekti. Buna ilişkin neler söyleyeceksiniz?

"Bu ülkede yaşayan her vatandaşımız, herkes kendi dilinde, her yerinde türküsünü de söyler, şiirini de okur, eğlencesini de yapar kardeşim.

Bu noktada, benim gördüğüm kadarıyla, emniyetin yaptığı bir açıklama var; 'Böyle bir kastı asla yoktur' diye. Ben onu muteber görüyorum. Akılcı görüyorum ve onu muhatap alıyorum.

Kişisel hatalar varsa da onunla ilgili soruşturmalar vesaireler açılır, bakılır. Ben, emniyetin açıklamasını muteber görüyorum. Doğru bir açıklamadır. Bu memlekette yaşayan her vatandaşımız, kendi dilinde türküsünü de söyler, şiirini de okur, yazısını da yazar. Nokta. Bunu tartışmaya gerek yok. Yirmi birinci yüzyıldayız."

Fatih Ergin’in anlattıklarının hangisi yanlış?

Gazeteci Fatih Ergin, Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında yaptığı sosyal medya paylaşımı nedeniyle “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi

28.09.2026 18:47:00
Haber Merkezi
 
Fatih Ergin’in anlattıklarının hangisi yanlış?
Fatih Ergin’in anlattıklarının hangisi yanlış?
Gazeteci Fatih Ergin, Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında yaptığı sosyal medya paylaşımı nedeniyle "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi.

Peki, Ergin'in paylaşımında hangi bilgiler yanlış, hangileri doğru? Kaynaklar karşılaştırıldığında tartışmanın merkezinde tek bir ifade bulunuyor: "eski Adli Tıp çalışanı."

Gazeteci Fatih Ergin, Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin yeniden yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Turgay Tamer'in daha sonra evinde ölü bulunmasına ilişkin sosyal medya hesabından paylaşım yaptı.

Ergin'in paylaşımında Tamer'in Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alındığı, 14'ünde serbest bırakıldığı ve daha sonra evinde ölü bulunduğu aktarıldı.

Bu olayların önemli bölümü farklı haber kaynaklarında da yer aldı.

"GÖZALTINA ALINDI" BİLGİSİ DOĞRU

Turgay Tamer'in Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alındığı doğrulanıyor.

DHA'nın haberine göre Tamer, yaklaşık iki hafta önce soruşturma kapsamında gözaltına alındı ve "yurt dışına çıkış yasağı" şeklindeki adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldı.

Dolayısıyla Ergin'in "Tamer, kısa süre önce Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınıp serbest bırakılmıştı" şeklindeki aktarımının bu bölümü kaynaklarla örtüşüyor.

"SERBEST BIRAKILDI" BİLGİSİ DOĞRU

Tamer'in gözaltı işleminin ardından serbest bırakıldığı da doğrulanıyor.

DHA, Tamer'in adli kontrol tedbiri uygulanarak serbest bırakıldığını bildirirken, soruşturmayla ilgili diğer haberlerde de aynı bilgi yer alıyor.

"EVİNDE ÖLÜ BULUNDU" BİLGİSİ DE DOĞRU

Ergin'in paylaşımındaki en önemli bilgilerden biri olan Tamer'in evinde ölü bulunması da doğrulanıyor.

Tamer, Büyükçekmece'deki evinde eşi tarafından yerde yatarken bulundu. Sağlık ekipleri Tamer'in hayatını kaybettiğini belirledi. Cenazesi kesin ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu morguna gönderildi. DHA, ilk incelemede ölümün şüpheli bulunduğunu aktardı.

Dolayısıyla "evinde ölü bulundu" bilgisi de doğrulanmış durumda.

PEKİ YANLIŞ OLAN NE?

Tartışmanın asıl noktası Turgay Tamer'in mesleki tanımı.

Ergin'in paylaşımında Tamer için "eski Adli Tıp çalışanı" ifadesinin kullanıldığı aktarılıyor.

Ancak Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın açıklamasına göre Tamer, Adli Tıp doktoru değildi. Tamer, Kozinoğlu'nun tutuklu bulunduğu dönemde cezaevinde kampüs doktoru olarak görev yapıyordu. Başsavcılık ayrıca Tamer'in Kozinoğlu'nun sağlık durumunun kötüleştiğinden haberdar edilmediğini ve Kozinoğlu'na herhangi bir tıbbi müdahalede bulunmadığını açıkladı.

Yani resmi açıklamaya göre yanlış olan nokta Tamer'in "Adli Tıp çalışanı" olarak nitelendirilmesi.

BİR İFADE, TUTUKLAMA TALEBİ

Ergin'in gözaltına alınmasının ve ardından tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilmesinin, söz konusu paylaşım üzerinden yürütüldüğü haberleştirildi. Ergin hakkında "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasının yanı sıra, suçun basın ve yayın yoluyla işlendiği iddiasının da bulunduğu bildirildi.

Burada dikkat çeken tablo şu:

Tamer'in gözaltına alınması: doğrulanıyor.

Tamer'in serbest bırakılması: doğrulanıyor.

Tamer'in daha sonra evinde ölü bulunması: doğrulanıyor.

Tamer'in cezaevinde görev yapmış doktor olması: doğrulanıyor.

Tamer'in "Adli Tıp çalışanı" olması: Başsavcılık tarafından reddediliyor.

Dolayısıyla Ergin'in paylaşımındaki olayların tamamının yanlış olduğu söylenemiyor. Tartışmalı olan, Tamer'in görevine ilişkin kullanılan ifade.

GAZETECİLİKTE HATA NEREDE BİTER, SUÇ NEREDE BAŞLAR?

Fatih Ergin dosyasında hukuki sürecin nasıl sonuçlanacağı henüz belli değil. Ancak mevcut bilgiler üzerinden bakıldığında tartışma, paylaşımın ana olay örgüsünün yanlış olup olmadığı ile bir meslek tanımındaki hatanın "halkı yanıltıcı bilgi" kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği noktasında düğümleniyor.

Ergin'in tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilmesiyle birlikte kamuoyunun önündeki soru da şu:

Bir gazetecinin haberindeki tek bir yanlış ifade, paylaşımın diğer bölümleri doğru olsa dahi "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla tutuklama talebine dayanak yapılabilir mi?

Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı

Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı

28.09.2026 14:27:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı.

Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma çerçevesinde, İl Jandarma Komutanlığı Terörle Mücadele ekiplerince DEAŞ'a yönelik operasyon gerçekleştirildi.



Jandarma ekipleri tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında yabancı uyruklu R.K.Q.B., W.K.Q.B., R.H.K.B., N.T.H.M. ve N.T.G. isimli şahısların adresleri tespit edildi.

Belirlenen adreslere Özel Harekat Timlerinin de katılımıyla eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 5 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Şüpheliler, sağlık kontrollerinin ardından işlemleri yapılmak üzere İl Jandarma Komutanlığına götürüldü.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü

Osmaniye'de yeğeni tarafından görev yaptığı okulda silahla vurulan öğretmen hayatını kaybetti

28.09.2026 14:11:00 / Güncelleme: 28.09.2026 14:14:16
İHA
 
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Olay, merkez Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nde yaşandı.

Okulda görev yapan Edebiyat Öğretmeni Mehmet Bilgili, ilk bilgilere göre yeğeni olan A.B. tarafından silahla vuruldu.



İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekibi sevk edildi.

Sağlık ekiplerinin kontrollerinde Bilgili'nin hayatını kaybettiği belirlendi.

Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi

Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi. Bu kayıtlarla, tasfiye sürecine yaklaşılırken fonlardan gerçekleşen çıkışların büyüklüğü, zamanlaması ve yatırımcı bazındaki dağılımı soruşturma dosyasında incelenecek

28.09.2026 14:00:00
Haber Merkezi
 
Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi
Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi
20 milyar dolarlık büyüklüğe ve 450 binin üzerinde hesap sahibine ulaşan fon soruşturmasında tasfiye koşulları netleşiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, öncelikle 1 milyon lira ve altındaki fon paylarının ödenmesinin gündeme geldiği belirtildi.

Toplam büyüklüğü 20 milyar dolara ulaşan ve 450 binin üstündeki hesap sahibini doğrudan ilgilendiren fon kriziyle ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma giderek derinleştirilirken, kapatılan fonların tasfiyesine ilişkin koşullar da netleşmeye başladı. Bu kapsamda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, öncelikli olarak 1 milyon lira ve altındaki fon paylarının ödenmesi yönünde karar çıktığı ifade ediliyor. Son üç aylık dönem başta olmak üzere soruşturmaya konu fonlardaki tüm hesap hareketleri detaylıca incelenecek. Devam eden soruşturmada tutuklu sayısı 51'e yükselirken, 46 düzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin malvarlığı ise kaçırma, değer azaltma, üçüncü kişilere devrin önlenmesi amacıyla donduruldu.

Kapsamda hangi fonlar var?
Son dönemlerde çok sayıda operasyona imza atan Adalet Bakanlığı'nın en kapsamlı soruşturmasını fonlarla ilgili sürdürülen soruşturma oluşturuyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçları kapsamında yürüttüğü fon soruşturmasında, 7 yatırım şirketine ait fonların para ve yatırımcı trafiğinin ortaya çıkarılması için Merkezi Kayıt Kuruluşuna müzekkere yazdı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen 2026/149004 sayılı fon soruşturması kapsamında 22 Eylül'de Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan fonlara ilişkin ayrıntılı yatırımcı ve işlem kayıtlarını istedi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı MKK'ya yaptığı başvuruda, Pusula Finans Anonim Şirketi, Tera Yatırım Menkul Değerler A.Ş., Hedef Portföy Yönetimi A.Ş., Bulls Yatırım Menkul Değerler A.Ş., A1 Capital Menkul Değerler A.Ş., Atlas Menkul Kıymetler Yatırım Ortaklığı ile Pardus Menkul Kıymetler A.Ş. ile bağlantılı fonlara ilişkin kayıtların incelenmesini istedi. TCK'nın suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ile 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçları kapsamında yürütülen soruşturmada tasfiye tarihine kadar yapılan yatırımcı bazlı tüm hareketlerin tespiti istendi.

Para hareketleri ortaya çıkarılacak
Yatırımcıların fonlardaki alım-satım işlemlerinin TL karşılıkları, mevcut hesaplardaki katılma payı değerleri, pay oranları ve benzeri nitelikteki kayıtları isteyen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, fonlardaki yatırımcı hareketlerinin dönemsel olarak ortaya çıkarılarak, para trafiğinin ayrıntılı biçimde incelenmesini hedefliyor. Savcılığın MKK'dan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi. Bu kayıtlarla, tasfiye sürecine yaklaşılırken fonlardan gerçekleşen çıkışların büyüklüğü, zamanlaması ve yatırımcı bazındaki dağılımı soruşturma dosyasında incelenecek. Soruşturmaya ilişkin sosyal medya hesabından değerlendirmede bulunan Adalet Bakanı Akın Gürlek, amacın birikimlerin istismarına izin vermemek ve mağduriyetin kanunun öngördüğü koşullar çerçevesinde giderilmesinin amaçlandığını bildirdi. Bakan Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından "suç işlemek amacıyla örgüt kurma-üye olma", "nitelikli dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" ve "sermaye piyasası kanununa muhalefet" suçları kapsamında yürütülen soruşturmada, para hareketlerinin tüm yönleriyle ortaya çıkarılmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü aktardı.

Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı

Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, saldırıyı gerçekleştirdiği belirtilen A.B.'nin yakalanarak gözaltına alındığını açıkladı

28.09.2026 13:44:00 / Güncelleme: 28.09.2026 13:50:04
Haber Merkezi
 
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili ilahlı saldırı sonucu ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan öğretmen tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Osmaniye Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti, şüpheli A.B.'nin kısa sürede yakalanarak belirtirken saldırganın öğretmenin yeğeni olduğunu açıkladı.

Yeğeni olduğu ortaya çıktı
Valiliğin açıklamasına göre olay, 28 Eylül 2026 tarihinde meydana geldi. Merkeze bağlı Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde Türk dili ve edebiyatı öğretmeni Mehmet Bilgili, aralarında husumet bulunan yeğeni A.E. Bilgili'nin silahlı saldırısına uğradı. İhbar üzerine okula 112 Acil Sağlık ve jandarma ekipleri yönlendirildi.
Tabancayla açılan ateş sonucu ağır yaralanan öğretmen, ambulansla kaldırıldığı hastanede müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Okula giden Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, yetkililerden bilgi aldı.

Zanlının psikolojik sorunları olduğu açıklandı
Serdengeçti, gazetecilere, saldırının eğitim öğretimle alakası olmadığını söyledi.
Öğretmen ile yeğeni arasında husumet bulunduğunu dile getiren Serdengeçti, şöyle konuştu:
"Zanlı şizofren, psikiyatri bağlamında uzun yıllardır tedavisi devam ediyor. Daha önce öğretmenimizin kendisini yetiştirdiği, evlat olarak baktığına yönelik bilgiler var elimizde. Fakat son dönemlerde husumet oluşuyor, şizofreni kaynaklı çeşitli iddialardan kaynaklı bu menfur saldırıyı gerçekleştiriyor. Gerek kolluk kuvvetlerimizce gerek Cumhuriyet Başsavcılığınca aydınlatacaktır. Burada öğrenci ve eğitime dönük bir saldırı değil."
Vali Serdengeçti, saldırganın amcası olan öğretmeni hedef aldığını belirterek, "Okulumuzun bahçesinde hedef alıyor. Geçmiş olsun, başımız sağ olsun." dedi. Serdengeçti, şüphelinin yakalandığını ve olayda kullanılan ruhsatsız tabancanın ele geçirildiğini ifade ederek, "Kendisinin, öğretmene husumete dönük çeşitli iddiaları var fakat saldıran kişinin şizofreni belirtileri olduğunu biliyoruz." diye konuştu.

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

28.09.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
Yeni Parti'nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara'da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu.

Yeni Parti'nin ilçe ön seçimleri 26-27 Eylül tarihlerinde, Türkiye genelinde kurulan sandıklarla gerçekleştirildi. 26 Ağustos tarihine kadar partiye üye olan tüm üyelerin oy kullanabildiği seçimlerde, Ankara'da da 13 ilçede sandık kuruldu. Ön seçim sonuçlarına göre Ankara'nın 13 ilçe başkanı şöyle:

Akyurt - Yalçın İpek

Altındağ - Gökhan Urun

Ayaş - Fatih Öztürk

Çankaya - Ercan Başal

Elmadağ - Mehmet Kurusakız

Etimesgut - Özgür Şahbaz

Gölbaşı - Nazım Sağlam

Keçiören - Görkem Cevahir Yıldırım

Mamak - Şeref Demirbaş

Nallıhan - Mustafa Sarıkaya

Pursaklar - Hüseyin Benek

Sincan - Önder Ağdede

Yenimahalle - Halil Alankuş

Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu

Gaziantep-Nurdağı kara yolunda yolcu otobüsü ile otomobilin kafa kafaya çarpıştığı feci kazada hayatını kaybeden 2'si çocuk 7 kişinin kimlikleri belirlendi. Otomobilde bulunan ve aynı aileden olan kurbanların cenazeleri otopsi işlemlerinin ardından Hatay'a gönderilirken, hastaneye kaldırılan 16 yaralıdan birinin durumunun ciddiyetini koruduğu açıklandı

28.09.2026 11:40:00 / Güncelleme: 28.09.2026 11:43:58
Haber Merkezi
 
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep'in Şehitkamil ilçesi kırsal Acaroba Mahallesi yakınlarında dün akşam saat 18.06'da meydana gelen, 34 HBS 100 plakalı yolcu otobüsü ile 31 AHB 98 plakalı otomobilin çarpıştığı feci kazanın bilançosu netleşti.

Hatalı sollama sonucu kontrolden çıkan otomobilin şerit ihlali yaparak otobüsün önüne kırılmasıyla gerçekleşen kazada, adli tıp kurumundaki kimlik tespit çalışmaları tamamlandı.

Aynı aileden 7 can yok oldu

Yapılan incelemelerin ardından otomobilde can veren sürücü ve yolcuların tamamının Hatay nüfusuna kayıtlı akrabalar olduğu belirlendi. Feci kazada hayatını kaybeden vatandaşların isimleri şu şekilde açıklandı:

• Gülistan Özdemir (46)

• Nisanur Özdemir (23)

• Zeynep Alin Özdemir (6 - Çocuk)

• Senem Gökşen (44)

• Atakan Gökşen (1 - Bebek)

• Fatma Balık (73)

• Gülhan Yaman (47) 

Gaziantep Adli Tıp Kurumu morgunda geceden bu yana süren otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından, 7 kişinin cenazesi ailelerine teslim edilerek defnedilmek üzere memleketleri Hatay'a uğurlandı.

1 kişinin hayati tehlikesi sürüyor

Kazanın ardından yan yatan midibüsten çıkarılarak kentteki çeşitli hastanelere sevk edilen 16 yaralının tedavisi hassasiyetle sürdürülüyor. Gaziantep Vali Yardımcısı İlker Eker, ilk saatlerde otobüsteki yolcuların büyük bölümünün hafif ve orta dereceli yaralanmalara sahip olduğunu bildirmişti.

Ancak gelişmeleri yakından takip eden İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi sosyal medya hesabından yaptığı son güncellemede, yaralılardan 1 vatandaşın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğunu ve hayati tehlikesinin devam ettiğini duyurdu. Diğer 15 yaralının ise genel durumlarının iyi olduğu ve hayati risklerinin bulunmadığı öğrenildi.

Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevlendirilen 1 Başsavcı Vekili ve 2 cumhuriyet savcısı eşliğinde, otobüs içi kameralar ve çevre güvenlik kameraları incelenerek kazayla ilgili geniş çaplı adli tahkikat sürdürülüyor.

Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi

Emniyet Teşkilatı Sendikası’nın 28 Eylül’de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından “polisler greve gidiyor” iddiaları gündeme geldi

28.09.2026 10:37:00
Haber Merkezi
 
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın 28 Eylül'de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından "polisler greve gidiyor" iddiaları gündeme geldi. Emniyet Genel Müdürlüğü ise eylemin polisleri kapsamadığını açıkladı.

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), sosyal medya ve bazı haber sitelerinde yayılan "polisler 28 Eylül'de iş bırakacak" iddialarına ilişkin açıklama yaptı. EGM, iş bırakma kararı alan sendikanın üyelerinin sivil personelden oluştuğunu belirterek polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Sendika neden iş bırakma kararı aldı?

Tartışmanın başlangıcında ise Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın açıklaması bulunuyor. Sendika, 28 Eylül Pazartesi günü öğleden sonra Türkiye genelinde iş bırakma eylemi yapacağını duyurdu.

Sendika kararının gerekçeleri arasında emniyet teşkilatındaki intihar vakaları, ekonomik ve sosyal sorunlar, ağır çalışma koşulları, mobbing, emeklilikte yaşanan gelir kayıpları ve özlük haklarındaki eşitsizlikler gösterildi.

Sendika ayrıca son beş günde yedi emniyet teşkilatı mensubunun yaşamına son verdiğini, Bursa ve İstanbul'da iki teşkilat mensubunun ise intihar girişiminde bulunduğunu açıkladı. Anayasa Mahkemesi önündeki eylem sırasında emekli bir emniyet mensubunun yaşamına son vermesi de açıklamada hatırlatıldı.

"Bu tablo artık görmezden gelinemez"

Sendika, yaşananların ardından yalnızca sorunların dile getirilmesinin yeterli olmadığını belirterek eylem kararı aldığını duyurdu. Açıklamada 3600 ek gösterge, yardımcı hizmetler sınıfının sorunları, eşit işe eşit ücret ve Emniyet Meslek Kanunu gibi başlıklarda çözüm bekleyen sorunlara da dikkat çekildi.

EGM: Polisler eyleme katılmayacak

Tartışmaların "polisler bugün görev bırakacak" şeklinde yayılması üzerine EGM devreye girdi. Kurum, 28 Eylül'deki iş bırakma kararının sendika üyesi sivil personeli ilgilendirdiğini, polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların ise gerçeği yansıtmadığını açıkladı.

Böylece 28 Eylül'deki iş bırakma tartışmasının, emniyet teşkilatındaki çalışma koşulları ve özlük haklarına ilişkin sorunlardan kaynaklandığı; ancak EGM'ye göre eylemin görevdeki polisleri kapsamadığı ortaya konuldu.

Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi

28.09.2026 10:08:00
Haber Merkezi
 
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı, Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa iddialarını köşesine taşıdı. Altaylı, Kaya ve eşinin Tera üzerinden yaptığı öne sürülen işlemlerdeki yüksek getiriyi gündeme getirirken, soruşturmanın toplam büyüklüğü olarak dile getirilen 25 milyar dolara dikkat çekti: "Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak?"

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi.

Altaylı, Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre'nin Kaya hakkında ortaya attığı iddiaları ilk duyduğunda bunların gerçeği yansıtmayacağını düşündüğünü belirtti. Ancak daha sonra gündeme gelen rakamların dikkat çekici olduğunu ifade etti.

63 MİLYON TL'DEN 1,3 MİLYAR TL'YE

Altaylı'nın aktardığı iddiaya göre Kaya, nisan ayında Tera üzerinden yaklaşık 63 milyon TL tutarında yatırım yaptı. İddiaya göre bu para eylül ayında yaklaşık 1 milyar 344 milyon TL olarak geri çekildi.

Altaylı, söz konusu rakamları dolar üzerinden de hesaplayarak, yaklaşık 1 milyon 432 bin dolarlık yatırımın 5 ay içerisinde 28 milyon dolara ulaştığı iddiasını gündeme getirdi. Yazar, bunun dolar bazında yaklaşık yüzde 2 binlik artış anlamına geldiğini yazdı.

EŞİNE AİT İŞLEMLER DE GÜNDEMDE

Altaylı, Kaya'nın eşi İlyas Kaya hakkındaki iddiaları da yazısına taşıdı.

Buna göre İlyas Kaya'nın nisan ayında yaklaşık 99 milyon TL yatırdığı, eylül ayında ise yaklaşık 826 milyon TL ile çıktığı öne sürüldü.

Altaylı, bu rakamların dolar karşılığının yaklaşık 2 milyon 250 bin dolardan 17 milyon 210 bin dolara yükselmek anlamına geldiğini belirterek, işlemlerin fonun batmasından hemen önce gerçekleştiği iddiasına dikkat çekti.

"SADECE FATMA BETÜL SAYAN KAYA MI?"



Altaylı'nın yazısının odağındaki soru ise fon soruşturmasının tamamına ilişkin oldu.

Yazar, "Sadece Fatma Betül Sayan Kaya mı yapmıştır bu işi? Başka kimler böyle servet edindi?" sorusunu gündeme getirdi.

Altaylı, ardından soruşturmayla bağlantılı olarak dile getirilen 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğe dikkat çekerek şu soruyu sordu:

"Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak! Çıkacak mı?"

ESKİ DOSYA: İBB'DEN 85 BİN 791 DOLARLIK EĞİTİM ÖDEMESİ

Kaya'nın adı daha önce de ABD'deki eğitimi nedeniyle İBB iştiraki İSBAK'tan aldığı öne sürülen ödemelerle gündeme gelmişti.

İBB'nin eski yönetimi döneminde, Kaya'nın 14 Kasım 2008'de İSBAK AŞ'de elektrik-elektronik mühendisi olarak işe başladığı, yaklaşık iki ay sonra da ABD'de eğitim için İBB bursuyla gönderildiği kamuoyuna yansıyan kayıtlarda yer aldı.

İSBAK tarafından Kaya'ya yurtdışı eğitim sözleşmesi kapsamında 85 bin 791 dolar ve 20 bin 289 TL ödeme yapıldığı belirtildi.

İBB PARAYI GERİ İSTEMİŞTİ

Konu 2021 yılında İBB Teftiş Kurulu'nun incelemesiyle yeniden gündeme geldi.

Dönemin İBB yönetimi, Kaya'dan ve kefil olan aile üyelerinden 85 bin 791 dolar ile 20 bin 289 TL'nin, masraflar ve yasal faiziyle birlikte geri ödenmesini talep etti. Ayrıca dönemin bazı İSBAK yöneticileri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu.

İBB müfettişlerinin raporuna ilişkin haberlerde, yurtdışı eğitim sözleşmesindeki bazı hükümlerin ihlal edildiği iddiaları da yer aldı. Bunlar arasında eğitim sonrasında İSBAK'ta çalışma yükümlülüğü ve eğitim süresinin uzatılmasına ilişkin sözleşme hükümleri tartışma konusu oldu.

Ancak bu eski dosyada da önemli bir ayrım bulunuyor: Kaya hakkında 2021 sonunda işlem başlatıldığı, sonrasında takipsizlik kararlarının verildiği basına yansıdı. Ayrıca Kaya'nın başvurusu üzerine İBB bursuyla ilgili çok sayıda internet içeriğine 2024'te erişim engeli getirildi.

ALTAYLI'NIN VURGUSU NE?



Altaylı'nın yazısındaki temel vurgu, yalnızca Kaya hakkındaki iddialar değil. Yazar, Kaya üzerinden ortaya çıkan rakamların, eğer soruşturmadaki toplam para büyüklüğü iddiasıyla birlikte değerlendirilecekse, "başka kimlerin bu sistemden ne kadar kazanç sağladığı" sorusunu gündeme getirdiğini belirtiyor.

Dolayısıyla "25 milyar doların 45 milyonu eski Bakan'dan çıktı" ifadesi, 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğün tamamının Kaya'ya ait olduğu anlamına gelmiyor. Altaylı, Kaya hakkında öne sürülen yaklaşık 45 milyon dolarlık tutarı, soruşturmada konuşulan 25 milyar dolarlık toplam rakamla karşılaştırarak geriye kalan miktarın akıbetini sorguluyor.

Kaya ise iddiaların ardından AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı ve diğer görevlerinden istifa etti. Hakkındaki borsa işlemlerine ilişkin iddiaların hukuki olarak kesinleşmiş bir suç veya mahkûmiyet anlamına gelmediği de ayrıca belirtilmeli.

İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

İstanbul'da gök gürültülü sağanak hayatı olumsuz etkiledi, birçok ilçede su baskınları yaşandı

28.09.2026 06:30:00
AA
 
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde kısa süreli etkili olan kuvvetli yağış nedeniyle cadde ve sokaklarda su birikintileri oluşurken bazı alt geçitleri, evleri ve iş yerlerini su bastı.

Avrupa Yakası'nda Beşiktaş, Fatih, Şişli, Bakırköy, Sultangazi, Eyüpsultan, Esenler, Küçükçekmece ve Kağıthane ilçelerinde gök gürültülü sağanak etkisini gösterdi.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki su basan alt geçitte ekiplerin çalışmaları devam ediyor. Araç trafiğine kapatılan alt geçidin su tahliyesinin sabah saatlerine kadar süreceği öğrenildi.

Fatih'teki Zeyrek Mahallesi Eski Mutaflar Caddesi'nde bir otomobil ile kamyonet çökme sonucu meydana gelen çukura girdi. Çevredeki vatandaşlar araçları iterek, bulundukları yerden çıkardı. Yola şerit çekilerek trafiğe kapatıldı.

Eyüpsultan Merkez Mahallesi Sayfiye Sokak'ta ise binaların arasında kalan arsada yağışın etkisiyle toprak kayması yaşandı. İhbar üzerine bölgeye gelen itfaiye ve AFAD ekiplerince çevredeki binalarda yaşayan 25 kişi tahliye edildi. Bölge, şerit çekilerek emniyete alındı.

Esenler'de Mehmet Akif İnan Caddesi'nde seyir halindeki motosiklet, yağış nedeniyle sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu devrildi. Kazada sürücü ve motosiklet savrulurken, olay anı güvenlik kamerasınca kaydedildi.

Küçükçekmece Kanarya Mahallesi Çalıkuşu Sokak'ta ise bir binanın bodrum katındaki otoparkı su bastı. Vatandaşlar otoparktaki araçlarını kendi imkanlarıyla dışarı çıkardı.

Yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.