logo
28 EYLÜL 2026

İmamoğlu’ndan ‘elleri arkasında…’ yanıtı

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, kurum tarafından geçtiğimiz günlerde satın alınan Fatih'teki Bulgur Palas da incelemelerde bulundu. İnceleme gezisinin ardından gazetecilerle bir araya gelen İmamoğlu, medya mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. İmamoğlu, hakkında, Fatih Sultan Mehmet Han'ın türbesine yaptığı ziyarette elleri arkasında yürümesiyle ilgili başlatılan ön incelemeyle ilgili soruya, "Devletimizin, milletimizin itibarını bu şekilde aşağıya çekmesinler" yanıtını verdi

05.05.2021 16:10:00
 
İmamoğlu’ndan ‘elleri arkasında…’ yanıtı
İmamoğlu’ndan ‘elleri arkasında…’ yanıtı
FATİH / İSTANBUL

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, kurum tarafından geçtiğimiz günlerde satın alınan Fatih'teki Bulgur Palas da incelemelerde bulundu. Kurmaylarıyla birlikte tarihi yapıyı gezen İmamoğlu, konuyla ilgili değerlendirmesini de İstanbullulara kazandırılacak bina önünde yaptı. "Gerçekten çok heyecanlıyım" diyen İmamoğlu, duygularını, "Çünkü İstanbul'un hiç farkına varmadığımız o kadar özel noktaları var ki; burası da onlardan birisi. Fatih'in göbeğinde, Cerrahpaşa'da, neredeyse 10 metrekare bir alana bank koyamayacağınızı düşündüğünüz bir ortamda, böylesi bir yapı ve böylesi bir alan. Yani 6 bin 500 metrekareye yakın bir arsası olan müthiş bir mekân. Zamanında farklı rivayetler var. Bir iş insanı, aynı zamanda milletvekilliği yapmış, o dönemin bir gıda toptancısı diyelim ve biraz da tartışmalar yaşayan bir iş insanın, yine o dönemin ünlü bir İtalyan mimarına yaptırdığı bir konak. Aslında Konak'ta da çok da oturmak nasip olmamış.  Bulgurlu diye bilinen bu köşkün, bu yapının İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne, 16 milyon İstanbulluya, kültür, sanat, müze ve birtakım hizmet sektörüne dönük de turistlere ve İstanbul'u ziyaret edenleri açılacak olması, bizim için gerçekten çok gurur verici bir an oldu" sözleriyle dile getirdi.

Bulgur Palas'ın satın alınma sürecini anlattı

İmamoğlu, Bulgur Palas'ın İstanbul halkına kazandırma sürecini de şu sözlerle aktardı:

"Bir ticari yatırımcı, bana buradan bahsederken, 'Bir bankanın icradan dolayı aldığı ve satışa çıkartmayı düşündüğü böyle bir yapı var. Burayı alacağım' diye bana anlattığında, yanlış birine anlattı. Ben de 'Burası sana yar olmaz' dedim, 'Burası İstanbullunun olmalı.' Ondan sonra bu işin önünü kestik. Güzel olan tarafı şu: İhale açık bir şekilde yapılmıştı bir banka tarafından ve o bankanın çıkarttığı ihaleden verdiğimiz teklifle Buranın sahibi olduk. Ama nasıl sahip olduk? Bence burası da çok güçlü. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin iştirakleri; İGDAŞ, KİPTAŞ, İmar AŞ, İSTON, İSTAÇ… Şu an genel müdürlerimiz de burada, heyecanla bakıyorlar. Daha önce farklı konulara, bazı kişilere ya da bazı özerklik tanınmış derneklere, vakıflara ya da bazı belki çok sevdikleri dizilere para ayırırken, biz, İstanbul'a kültürel değer katıyoruz. Ben, iştiraklerimizin bu hassasiyetine ve bu katkı sunma kabiliyetine, becerisine teşekkür ediyorum hem genel müdürlerine hem bütün çalışanlarla. Çünkü onlar da şunun farkında: Şu an temsil ettikleri, o genel müdürlü oldukları iştiraklerimiz, tümden İstanbul halkının."

'Yedi tepeden birini İstanbul halkına hediye ettik'

"Tarihi Yarımada içinde tanımlanan o 'Yedi Tepeli İstanbul'un bir tepesini İstanbul halkına mal etmiş olduk, 2021 yılında" diyen İmamoğlu, "Bu çok keyifli. Buranın hızlıca tasarımını yapacak arkadaşlarımız. İçinde çok farklı birimler var; yapılmış zamanında. Onlara bakacağız, inceleyeceğiz. Burası sosyokültürel alan olarak tanımlı zaten imar planlarında. Burada umuyoruz ki hem İstanbul'un bir gezi durağı hem İstanbul'un iyi izlendiği bir alan olacak. Terasından 360 derece İstanbul'un tarihi yarımadasını görebiliyorsunuz ve bu tarihi yarımada da Adalar'dan tutun da her eksende bu şehri izleyebiliyorsunuz. İstanbul'umuza hayırlı uğurlu olsun. Hızlıca çok hararetli bir şekilde tam bittiği bir gün de sizi burada ağırlamak, sizlerle bir kahve içmeyi çok arzu ediyorum. Şimdiden o heyecanı duyuyorum" ifadelerini kullandı.

'32 milyona dizi yapıyorlardı, biz burayı aldık'

Bu noktadan sonra gazetecilerin soruları başladı. İmamoğlu'na sorulan sorular ve İBB Başkanı'nın sorulara verdiği yanıtlar şöyle oldu:

"Yaklaşık bir bitim tarihi var mı?"

- Benim de en kötü huyum bu. Bir şey alındı mı bir an önce bitsin isterim açıkçası. Ama burada bir analiz gerekiyor. Gördüğümüz kadarıyla, özellikle büyük yapının statik olarak bir sıkıntısı yok. Daha önceleri Osmanlı Bankası arşivi olarak kullanılmış ve o dönemde bir takım güçlendirme işlemleri de yapılmış. Şu anda burada, 3600 metrekare kapalı alan kullanımınız var. Hem burada hem çevredeki binalardan kaynaklı statik açıdan inceleyeceğiz. Mekansal kullanımı konusundaki optimum verimliliği kültür, sanat, turizm adına yorumlayacağız ve ondan sonra da bu planlamalar biter bitmez, inşaatına başlayacağız. Ben, açıkçası yaz sonu buraya gideriz diye düşünüyorum. Gönlüm arzu ediyor ki, önümüzdeki yılın yaz aylarında yine burayı siz değerli buluşturalım.

"Ne kadar teklif verdiniz?"

- 32 milyon lira teklif verdik buraya. Sudan ucuz. Biliyorsunuz; 32 milyona daha önce dizi yapıyorlardı. Biz, 32 milyona Fatih'ten, 6 bin 500 metrekare arsası olan, 3 bin 600 metre kapalı alanı olan bir yer aldık. Bundan sonra bütün ilanlara bakıyoruz; haberi olsun İstanbul'daki herkesin. İstanbullular adına, bu tür yerleri yine İstanbul'a kazandırma konusunda hararetimiz çok yüksek.

"İş adamı kızdı mı size elinden aldınız diye?"

- Yok, mutlu oldu. Uyarmıştım zaten, 'Yanlış birini anlattın' diye. Ama mutlu oldu. Hem avukat kimliği de var.

"Kim?"

- Yok o artık bizde kalsın. O mutlu oldu ve böyle bir şeye katkı sunmaktan dolayı da keyif duydu. Ben de ona söz verdim; ilk kahveyi onunla içeceğim inşallah bittiğinde.

'Savunmaya ihtiyaç duymadım'

"Fatih Sultan Mehmet Han'ın türbesinde ellerinizi arkadan bağladığınız bir görüntü üzerine, bir ön soruşturma açıldı ve sizden de ifade istendi. Konuya ilişkin yorumlarınızı merak ediyoruz. Nasıl savundunuz kendinizi?"

- Savunmaya ihtiyaç duymadım açıkçası. Tabii ki yazılı bir savunma verdik. Arkadaşlarım detaylarını size paylaşırlar. Ama orada da duygularımı belli etmek zorunda da kaldım. Elbet hukuki birkaç cümle de vardır arkadaşlarımın eklediği; ama bu kadar absürt bir kavram, bu kadar kötü bir -soruşturma başlangıcı diyelim- sürecin ortaya konması, çok kötü bir ortam. Yani o kadar absürt ki, benim izlediğim ve incelediğim kadarıyla bu sabah, bu süreci başlatanın sahibi tam olarak. İş, bakanlıktan başsavcılığa, başsavcılıktan CİMER'e kadar gitti?

'Ata sporları; Ekrem İmamoğlu'yla mücadele'

"Siz mi şikâyet ettiniz kendinizi? Böyle iddialar var…"

- Absürtlük devam ediyor; yaratıcı, yaratıcı. Zaten gazetecilerin de tartışma biçimi çok acı. Ne yapalım şimdi? Bu soruşturma sürecini başlatan akla, buraya imza atan, onay veren, imza atan akla şunu soruyorum: O zaman şöyle bir durum doğdu artık. Birini elleri arkasında gezerken gördüğünüzde, hakaret etti diye başvurabilirsiniz ve bu karşılık bulur. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı'yım. Bir mezarlıkta, bir anıtın önünde eli arkada, rahmetli dedem eli arkada yürümeyi severdi. Bu bir alışkanlıktır yokuş yerlerde. Anlatayım işin ergonomisi açısından. Karadeniz'de rampa bir yerde yürürken, insanlar 90 derece duramaz. Bir eğimle yürürsünüz. Eğimle yürüdüğünüz zaman; -Karadeniz doğa bilgisi vereyim size- elinizi arkaya attığınızda bu size hem bir güç hem de merkezi bir denge yaratır. Karadenizliler bilir. Bu şekilde siz, o rampayı, güç yokuşları daha kolaylıkla çıkarsınız. Bu aslında bir güvencedir. Orada sizi güvenceye alır. Benim de o günkü geleneksel tavrımdan dolayı yaptığım yürüyüş biçimi üzerinden, böyle bir anlam çıkarabilmek ve bu anlamın oraya taşınması, bu anlam üzerinden soruşturma başlatma becerisinin ortaya konması müthiş yaratıcı. Benim dualarım yetmedi bu insanlara. 'Allah akıl versin' duasını yaklaşık iki buçuk senedir yapıyorum. Hala da devam ediyorum; ama yetmedi. İstanbul'da herkes çıksa, inadına böyle yürümeye başlasa ne olacak? Herkes hakkında suç duyurusunda mı bulanacağız? Ne kadar saçma? Kamu yöneticilerinin akıl tutulması, geçen söyledim bu tarz insanlar milli bir spor, ata sporu geliştirdiler. Onların tek derdi Ekrem İmamoğlu'yla mücadele… Onların ata sporu bu.

"İfadeyi kime yolladınız?"

- Cevabımızı, bize tayin olunan müfettişe sunduk.

'HDP'li başkana Atatürk portresi hediye ettim'

"Aynı inceleme kapsamında, HDP'li belediye başkanlarını ziyaret ederek suçluyu övdüğünüz iddiası da vardı…"

- Ben, planlanmış bir Güneydoğu gezisinde, nikahını kıyma sözünü verdiğim bir genç delikanlının Batman'daki düğününe gittiğim bir gezide, o dönem Türkiye Cumhuriyeti kanunları ve yasalarına göre seçilmiş bir belediye başkanını, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ait bir belediye başkanını, seçilmiş bir belediye başkanını ziyaret ettim. Ayrıntıya baktığınız zaman görmeniz gereken değerli bir detay var orada. Ziyaret ettiğimde, kayyumla ilgili fikrimi beyan ettim. Sadece orada değil, her yerde ettim. Hala da söylerim. Milletin iradesine karşı durulan her hususla ilgili açıklamamı yaptım, yapmaya da devam ederim. Ben, demokrasiye inanan bir insanım. Toplumun özgürlük duygularına inanan biriyim. Ayrıca bir detay daha var. Bunu ıskalamayın. Ben, oraya gittiğimde belediye başkanına, eşimle beraber bir Mustafa Kemal Atatürk portresi hediye ediyorum. Portreyi hediye ederken de bu portreyi belediye başkanlık makamının en güzel duvarına asmanızı arzu ediyorum diyorum. O da "Siz seçin, en güzel duvarı gösterin" oraya asacağım diye cevap veriyor. Bu kadar. Diyarbakır ilçe binasında bu kadar güzel, bu kadar milli, bu kadar değerli bir sohbeti yapıyoruz, çıkıyoruz. Buradan da bir arayış izinde olmak bir acizlik aslında; ama bunları yaşadık, yaşamaya devam ediyoruz.

'Milletimiz diyaframdan güldü'

"Çok sık ifadeniz isteniyor. Bu tarz içerik açısından sizleri şaşırtan ifade talepleri var mı?"

- İnsan hatırlamak bile istemiyor. Az önce örnek verdiniz ya, "Cimer'e sizin tarafınızdan şikayet edildi anlayışı", bu aynı anlayış işte. Bin yıl düşünsek böyle bir şey aklımıza gelmez. Ya da milyon kere evrak imzalasam, orada bulunan yetki insanların yerinde olsam, böyle bir süreci başlatmam. Derim, "Hadi canım." Böyle bir süreci başlatmam. Dolayısıyla, o kadar komik şeylerle karşılaşıyoruz ki. Karşılaşmaya devam edeceğiz. Bu aşamadan sonra görünüyor ki öyle. Ben şunu fark ettim: Milletimiz ilk diyaframdan güldü. Kahkahalarla güldü, espriler müthişti. Bu kararı verenlerle dalga geçtiler. İnanılmazdı; her yaştan insan, sanatçısından öğrencisine, ilkokul öğrencisine kadar insanlar güldüler buna. Bu tarz gülünç işlerle karşılaşıyoruz. Alıştık artık; ama yapmasınlar bunu. Devletimizin, milletimizin itibarını bu şekilde aşağıya çekmesinler. Bir şekilde devletin yetkili birimleri onlar, imza atıyorlar. Attıkları her imzada, binlerce yıllık devlet geleneğinin temsilcileri olduklarını unutmasınlar. Öyle hareket etsinler. "Bugün neyi kurtarıyoruz değil, biz, hangi devletin, hangi milletin birere yöneticisiyiz" diyerek imza atsınlar. Binlerce yıllık devlet geleneği. Öyle ya da böyle. Öyle bir devlet geleneği olmasaydı, 110 sene önce böyle bir binayı, böyle bir iş insanı yapamazdı. Onlar hep böyle bir yapının, geleneğin, büyüklüğün bir izi aslında. Bunu hissederek görevlerini yapsınlar. Israrım ve duam bu.

Cumhurbaşkanı ve Kanuni portresi sorularını yanıtladı

"Kanuni Sultan Süleyman'ın portresinin İBB'ye bağışlanması söz konusu. Bir de Ümraniye Belediye Başkanı'nın cenazesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ne konuştunuz?"

- Ben, her yerde, milletimizin binlerce yıllık geleneğine yakışır bir devlet insanı tavrıyla, her ortamda bulunmayı özellikle yaşıyor ve yaşatıyorum. Orada da Sayın Cumhurbaşkanımız ile yan yana geldiğimizde, "Sağlığınız nasıl, iyi misiniz, Allah sizi korusun" dedim. O da bana dönüp, "Senin sağlığın nasıl" dedi. Ben de "İyiyim" dedim. Onun ötesinde bir şeyimiz olmadı.

- O tablonun bende özel bir yeri var. Ben, kendime "Fetih çocuğuyum" diyorum bazen. İnsanlar bunu farklı yorumlayabilir. Onun açıklamasını yapayım. Trabzon'u da fetheden Fatih Sultan Mehmet, 1461'de. Ben, Trabzon'un çok merkez bir mahallesinde büyüdüm, Ortahisar'da. O mahallede fethin bütün izlerini hissedersiniz. Burçlarımız vardır, surlarımız vardır. Suriçi vardır. Orada büyüdüm. Tabii, Fatih Sultan Mehmet'in fethettiği bu kentin başka bir özelliği de var. Kanuni Sultan Süleyman'ın da tam orada doğmuş olması. Hatta bazen espri yaparım, "Ben, Kanuni Sultan Süleyman'dan üç yıl daha fazla kıdemli Trabzonluyum" derim; çünkü o 14 yaşına kadar, ben 17 yaşıma kadar Trabzon'da büyüdüm. Velhasıl, hepimiz için özel iki padişah olarak andığımız Fatih Sultan Mehmet ve Kanuni Sultan Süleyman.

- Fatih Sultan Mehmet'in çok önemli bir tablosunu Büyükşehrimize kazandırdık. Kanuni tablosunu duyduğumuzda, girişimlerimiz de oldu ama kısmet olmadı. Açıkçası sonrasında yaşanan bu olayı ben şöyle yorumluyorum. Biz, itibarlı bir yönetimiz. İtibarlı bir süreç başlattık. Artık, İstanbul kenti yönetimine, herkes güveniyor. Herkes, "Evet, bu kentin bir değerini, bu şehrin belediyesine emin bir şekilde emanet edebiliriz" diyor. Bu benim için çok kıymetli bir duygu. Yani bir iş insanı bu tabloyu almış ve Kanuni tablosunu, Fatih Sultan Mehmet tablosunun yanına koyma duygumuzu hissetmiş. Ve bunu bize, daha doğrusu İstanbul şehrine emanet etmiş. Çok teşekkür ediyoruz kendisine. Tabi şu anda pandemiden dolayı İngiltere, Türkiye'den misafir kabul etmiyor. Dolayısıyla biraz zaman aldı. Ama sanıyorum bir 10 – 15 gün içerisinde tablo buraya gelecek.

'Güvenilir kurum; İBB'

"Bu bağışı yapan kişi kimdir?"

- Şu anda benim açıklamamın doğru olmadığı bir detay. "İstanbul'a geleceğim, sizi ziyaret edeceğim, gerekirse bunu paylaşırım" dedi. Ben de mutlu oldum. Ben de çok teşekkür ediyorum 16 milyon İstanbullunun adına. Bu veya bunun gibi girişimlerde her konuda İBB'nin güvenilir bir kurum olduğunu, bizim bu anlamda kapımızı çalabileceklerini de duyurmak istiyorum. Bakın yardımlaşma için de aynı şey geçerli. Biz, şu anda Ramazan ayındayız. Ramazan ayında da yardımlaşmada İBB'yi tercih ediyor, İstanbullunun yoksulluğuna katkı sunmak adına, aradaki en doğru elin İBB olduğunu düşünüyor ve bizim kapımızı çalıyorlar. Bakın bugün Askıda Fatura'nın birinci yıl dönümü. 45 milyon TL'ye yakın, yani bir yılda kesintisiz yardım sürecinin, yardımlaşma duygusunun üst seviyede yürüdüğü platform. Böylesi bir güvenin oluşması gerçekten İBB'nin şeffaf, güvenilir ve emin olacağı şekilde yönetilmesiyle bu iş olmuştur. Tekrar tabloyu hediye eden iş insanımıza teşekkür ediyorum.

'Tam kapanma kararı doğru ama eksikler var'

"Tam kapanma süreciyle ilgili görüşleriniz nelerdir?"

- Tam kapanma kararı değerliydi. Ben bunu defalarca talep etmiştim. Hatta ilk karar alındığında bile, bu son yarı kapanma, tam kapanma sürecinin dengeli bir biçimde olmasını beyan etmiştim. Beni bu açıklamalarda konuşturan şey, İBB bünyesindeki bilimsel danışma kurulumuz, onların önerileri. Dolayısıyla şu an alınan tam kapanma kararı doğru, ama içerik olarak tabii çok eksiği var. Yani tam kapanma İstanbul'u değil, tüm Türkiye'yi kapsadığı için bütün Türkiye'deki çalışan kitle, esnaf, günübirlik işlerle hayatını kazanan insanlara nasıl katkı sunacağı da mutlaka düşünülmeliydi. Bir başka unsur ve çok önemli bir unsur. Tam kapanma elbette yetmiyor. Tam kapanmanın yanında sıkı bir aşılanmanın da yapılması gerekiyor ki süreç başarıya ulaşsın. Şu an aşılanma ile ilgili tereddüdü ben de yaşıyorum açıkçası. Ortamda da bunu görüyorum, ne olacak diye. Biz, daha önce İBB'nin de halka temas noktasında öncelikli grupları olduğunu, örneğin; İETT şoförleri, asla hizmetinin aksamaması gereken İtfaiye ve Zabıta gibi, mezarlık çalışanları gibi insanlarımızın öncelikli aşılanması gerektiğini iki – üç kez valiliğimize bildirmiştik. Hatta bu kapanma kararı sonrasında Sağlık Bakanı'mızı aradım. Kendisinden de bu konuda ısrarcı oldum. Sürecin devam ettiğini, yine de ilgileneceğini söyledi. Biz de bugün, TC kimliklerine varıncaya kadar, öncelikli çalışan listemizi bakanlığa göndereceğiz. Bunu talep ediyoruz. İBB'nin 83 bin çalışanı halka temas eden çalışanlar. Ama çok öncelikli alanı bir an önce bildirelim istedik.

- Aşı sorununu da bir şekilde hep birlikte aşmak zorundayız. Biz, mesela turizm sezonunu kaçırmamalıyız. Onun için bu tam kapanmayı çok arzu etmiştim oldu. Oldu; ama bir yanda da aynı hızla aşılama devam etmeliydi. Burada eksiklikler görüyorum. Umarım giderilir. Hem İstanbul hem bütün Türkiye'nin buna ihtiyacı var. Çok ülkeler bu konuda başarı elde etti. Ne yazık ki Türkiye'mizin bu konuda şu an sınavı iyi gitmiyor. Umarım çözülür. Çözüm noktasında da her kurumun sorumluluk alabileceği gibi İBB olarak biz de sorumluluk alabiliriz. Nasıl alabiliriz onu bilmiyorum ama otururuz bunu konuşuruz. Yani bakanımıza bakanlığa bunu duyuruyoruz. Biz belediyeler, hep beraber bu aşılama ve aşı sorununu nasıl aşabiliriz kısmında biz ne yapabiliriz dediğim gibi detayını bilmiyorum çalıştığımız bir alan değil çünkü sorumluluk bizde değil ama bu konuya bile el birliği ile çalışabiliriz. Çünkü ben hep söyledim pandemi süreci seferberlik sürecidir. Hep beraber düşünmeye açık olmalıyız hep beraber çözüm bulmaya açık olmalıyız. Herkesin kabiliyetinden faydalanmaya özen göstermeliyiz. Çünkü hepimizin insanı ölüyor. Hepimizin canı yanıyor. Her gün bir gün geçmiyor ki işte yüzlerce insanımızın can kaybından haberdar oluyoruz. Allah rahmet eylesin. Umarım bu aşı sorunu da bir an önce çözülür.

"İkinci doz aşınızı oldunuz mu?"

- 10 Mayıs'a randevu verildi bana.

'Atlar konusunu 25 yıl bu zulmü izleyenlere sorun'

"Kaybolan atlar konusu var…"

- Biz at meselesiyle ilgili, fayton meselesi ile ilgili göreve geldiğimizden günden beri her anı inceliyoruz. Esas kime sorun bu soruyu biliyor musunuz? 25 sene bu zulmü izleyen yöneticilere sorun. Biz, izlemedik. Göreve gelir gelmez sürece temas ettik başladık. Bu süreçte, yani 25 yıllık yönetim döneminde köşesine bile bakmayan, uzaktan bile izlemeyen aklın yerine, biz, orada birebir temas ettik ve şu anda Adalar, fayton zulmünden atların kurtuluşunu alkışlıyor. Şimdi buradan siyaset üretmeye çalışanlar, aynı az önce söylediğim absürt soruşturma sürecini başlatan akılla aynı akıl. "Efendim 900 tane at nerede? 800 küsur at nerede?" başlıkları atıyorlar. İnsan utanır. Bu manşeti atanların belki bir kısmı, şimdi siyasidir ama geçmişte İBB'de çalışmış olma ihtimali de vardır. İnsan utanır, "Ya biz ne yaptık da bu adama böyle laf atıyoruz" diye. Biz geldik, fayton meselesini tereyağından kıl çeker gibi hiçbir faytoncuyu mağdur etmeden bütün atları satın alarak faytonların yerine o elektrikli araçları o Adalar'a koyarak çözdük. Tertemiz bir Adalar var. 10 binlerce kiloluk, tonlarca çöp topladık bu faytondan kaynaklı. Ve şu anda fayton olan alanların, meydanların düzenlenmesini bitirmek üzeriyiz. Yani gerçekten Adalar'ın tarihi anlamda yeni bir başlangıcına imza attık.

- Gelelim at meselesine. At meselesini başından itibaren her adımını İstanbul Valiliği de biliyor, biz de biliyoruz. Çünkü süreçte sorumluluğun, yani özellikle sorumluluğun bir parçası Tarım İl Müdürlüğü. Süreci beraber yürüttük. Bu manşeti atanlar, bana sormuyorsanız, İstanbul'da valilik var, ona sorsun. Ne oldu? Raporlar orada da var, bizde de var; kimse gizlemiyor. Ama bir siyasi partinin il başkanlığından ya da bir siyasi partinin bir merkezinden ya da bir milletvekilliği makamından trollüğe kalkışmasınlar.  Hatırlayın; bu sürecin başında bir ruam süreci hastalığı ve Adalar'da ne yazık ki birçok at ruam hastalığından öldü. Bu bir hastalık. Bu bizim müdahale edebileceğimiz bir şey değil. Ruam süreci dikkatli bir şekilde yönetildi. 200'ün üzerinde at öldü orada. Bu atların ölümüyle beraber, kalan atlarla düzenimizi oluşturduk. 800'ün üzerinde atı, Türkiye'nin muhtelif kuruluşları ve kurumlarına dağıttık. Dağıtmayı yaparken, Tarım Bakanlığı'ndan destek alarak yaptık. Zaten tek başımıza yapamazdık. Bunların yüzde 90-95'ini, başta belediyelere olmak üzere, kurumlara verdik. Kurumlara verdiğimiz her atın bulunduğu ilde takip edilmesi için, çiplerini taktık. Çiplerini taktığımız atların takip süreci o il ya ilçenin tarım müdürlüklerinindir; biz değiliz. Yapmayın.

- Ben, siyaseten şunu görüyorum: Bu paylaşımı yapan koca koca adamların, vekiller var, kendini vekil zanneden var -bana göre vekil de olamazlar-  top oynamakla vekilliği birbirine karıştıranlar var.  Herkes var. Üzülüyorum. Yani söylüyorum, lütfen Tarım Bakanlığı'nı, valiliği arayın ya da bizi arayın, bizden bilgi alın. Çok üzücü bir olay oldu. Cumhur İttifakı'na bağlı Dörtyol Belediyesi'nde yaşananlar hepimizi üzmüştür. Atlarımızın kaybolma süreci. Ama sonuçta bu da devletimizin bir kurumudur, soruşturma başlatılmıştır diye biliyorum. Takip ediyoruz süreci, biz de yazılı detay istedik. Görevimiz olmamasına rağmen emanet ettiğimiz atların akıbetini takip ediyoruz. Umarım Dörtyol'da yaşanan bu acı olay bir daha yaşanmaz. Bizi bu tarz olaylarla, insan sevgisi, hayvan sevgisi, doğa sevgisi, tabiat sevgisi… Bizim bu duygularımızla övünebilirler. İstanbul'un her kavramını bun anlamda bu duygularla koruyan bir belediye başkanları var.



Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı

Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı

28.09.2026 14:27:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı.

Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma çerçevesinde, İl Jandarma Komutanlığı Terörle Mücadele ekiplerince DEAŞ'a yönelik operasyon gerçekleştirildi.



Jandarma ekipleri tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında yabancı uyruklu R.K.Q.B., W.K.Q.B., R.H.K.B., N.T.H.M. ve N.T.G. isimli şahısların adresleri tespit edildi.

Belirlenen adreslere Özel Harekat Timlerinin de katılımıyla eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 5 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Şüpheliler, sağlık kontrollerinin ardından işlemleri yapılmak üzere İl Jandarma Komutanlığına götürüldü.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü

Osmaniye'de yeğeni tarafından görev yaptığı okulda silahla vurulan öğretmen hayatını kaybetti

28.09.2026 14:11:00 / Güncelleme: 28.09.2026 14:14:16
İHA
 
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Olay, merkez Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nde yaşandı.

Okulda görev yapan Edebiyat Öğretmeni Mehmet Bilgili, ilk bilgilere göre yeğeni olan A.B. tarafından silahla vuruldu.



İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekibi sevk edildi.

Sağlık ekiplerinin kontrollerinde Bilgili'nin hayatını kaybettiği belirlendi.

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

28.09.2026 13:35:00
AA
 
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un katılımıyla, 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışı dolayısıyla ilk olarak Meclis'teki Atatürk Anıtı'na saat 13.00'te çelenk konulacak, saygı duruşunda bulunulacak ve İstiklal Marşı okunacak.

Anıttaki törenin ardından TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanı Kurtulmuş başkanlığında saat 14.00'te açılacak.

Kurtulmuş, yapacağı sunuş konuşması sonrasında Genel Kurul'a Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı takdim edecek, ardından İstiklal Marşı okunacak. Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genel Kurul'a hitap edecek.

Meclis başkanlarının yasama yılı açılışı dolayısıyla geleneksel olarak verdiği resepsiyon, Kurtulmuş'un ev sahipliğinde TBMM Tören Salonu'nda saat 18.30'da gerçekleştirilecek.

Yasama yılının açılışında devlet protokolü ile davetiye gönderilen izleyiciler dışında TBMM'ye ziyaretçi kabul edilmeyecek.

Genel Kurul, yeni yasama yılının ilk mesaisini 6 Ekim'de yapacak.

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti

28.09.2026 13:30:00
Haber Merkezi
 
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti.

AYM'nin 24 Eylül'de yayımladığı 29 Eylül Genel Kurul gündeminin ilk sırasında, E.2026/9 (Değişik İşler) numaralı dosya yer aldı. Gündemde dosyanın konusu, "Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 96. maddesine aykırılığı ileri sürülerek anılan Kanun'un 104. maddesi gereğince hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine karar verilmesi talebi" olarak belirtildi.

Süreç, Yenilik Partisi'nin itirazıyla başladı
Öztürk Yılmaz'ın genel başkanlığını yaptığı Yenilik Partisi, "Yeni Parti" adının kendi parti adıyla karıştırılabileceğini savunarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu. Yılmaz, "Yeni" ve "Yenilik" ifadelerinin seçmen açısından karışıklığa yol açabileceğini ve Yeni Parti isminde ayırt edici bir ek bulunmadığını ileri sürdü.

Başvurunun ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 14 Eylül'de Yeni Parti'ye isim değişikliği talebi içeren bir tebligat gönderdi. Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir ise parti adının belirlenmesinde mevcut içtihatların dikkate alındığını belirterek isim benzerliği iddiasına karşı çıktı.

İki seçenek konuşuluyor
Yeni Parti yetkilileri isim benzerliği olmadığını belirtmiş, "Buna rağmen aksi yönde bir karar çıkarsa küçük bir değişiklikle yola devam ederiz" mesajını vermişti.

Kulislerde "Halkın Yeni Partisi" ve "Değişim Partisi" gündeme gelen seçenekler arasında yer alıyor.

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

28.09.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
Yeni Parti'nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara'da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu.

Yeni Parti'nin ilçe ön seçimleri 26-27 Eylül tarihlerinde, Türkiye genelinde kurulan sandıklarla gerçekleştirildi. 26 Ağustos tarihine kadar partiye üye olan tüm üyelerin oy kullanabildiği seçimlerde, Ankara'da da 13 ilçede sandık kuruldu. Ön seçim sonuçlarına göre Ankara'nın 13 ilçe başkanı şöyle:

Akyurt - Yalçın İpek

Altındağ - Gökhan Urun

Ayaş - Fatih Öztürk

Çankaya - Ercan Başal

Elmadağ - Mehmet Kurusakız

Etimesgut - Özgür Şahbaz

Gölbaşı - Nazım Sağlam

Keçiören - Görkem Cevahir Yıldırım

Mamak - Şeref Demirbaş

Nallıhan - Mustafa Sarıkaya

Pursaklar - Hüseyin Benek

Sincan - Önder Ağdede

Yenimahalle - Halil Alankuş

Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu

Gaziantep-Nurdağı kara yolunda yolcu otobüsü ile otomobilin kafa kafaya çarpıştığı feci kazada hayatını kaybeden 2'si çocuk 7 kişinin kimlikleri belirlendi. Otomobilde bulunan ve aynı aileden olan kurbanların cenazeleri otopsi işlemlerinin ardından Hatay'a gönderilirken, hastaneye kaldırılan 16 yaralıdan birinin durumunun ciddiyetini koruduğu açıklandı

28.09.2026 11:40:00 / Güncelleme: 28.09.2026 11:43:58
Haber Merkezi
 
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep'in Şehitkamil ilçesi kırsal Acaroba Mahallesi yakınlarında dün akşam saat 18.06'da meydana gelen, 34 HBS 100 plakalı yolcu otobüsü ile 31 AHB 98 plakalı otomobilin çarpıştığı feci kazanın bilançosu netleşti.

Hatalı sollama sonucu kontrolden çıkan otomobilin şerit ihlali yaparak otobüsün önüne kırılmasıyla gerçekleşen kazada, adli tıp kurumundaki kimlik tespit çalışmaları tamamlandı.

Aynı aileden 7 can yok oldu

Yapılan incelemelerin ardından otomobilde can veren sürücü ve yolcuların tamamının Hatay nüfusuna kayıtlı akrabalar olduğu belirlendi. Feci kazada hayatını kaybeden vatandaşların isimleri şu şekilde açıklandı:

• Gülistan Özdemir (46)

• Nisanur Özdemir (23)

• Zeynep Alin Özdemir (6 - Çocuk)

• Senem Gökşen (44)

• Atakan Gökşen (1 - Bebek)

• Fatma Balık (73)

• Gülhan Yaman (47) 

Gaziantep Adli Tıp Kurumu morgunda geceden bu yana süren otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından, 7 kişinin cenazesi ailelerine teslim edilerek defnedilmek üzere memleketleri Hatay'a uğurlandı.

1 kişinin hayati tehlikesi sürüyor

Kazanın ardından yan yatan midibüsten çıkarılarak kentteki çeşitli hastanelere sevk edilen 16 yaralının tedavisi hassasiyetle sürdürülüyor. Gaziantep Vali Yardımcısı İlker Eker, ilk saatlerde otobüsteki yolcuların büyük bölümünün hafif ve orta dereceli yaralanmalara sahip olduğunu bildirmişti.

Ancak gelişmeleri yakından takip eden İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi sosyal medya hesabından yaptığı son güncellemede, yaralılardan 1 vatandaşın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğunu ve hayati tehlikesinin devam ettiğini duyurdu. Diğer 15 yaralının ise genel durumlarının iyi olduğu ve hayati risklerinin bulunmadığı öğrenildi.

Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevlendirilen 1 Başsavcı Vekili ve 2 cumhuriyet savcısı eşliğinde, otobüs içi kameralar ve çevre güvenlik kameraları incelenerek kazayla ilgili geniş çaplı adli tahkikat sürdürülüyor.

Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor

28.09.2026 11:30:00
Haber Merkezi
 
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor.

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor.

İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianameye göre bu suçlamalar, "cumhurbaşkanına hakaret", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama" ve "suçu ve suçluyu övme" olarak sıralanıyor.

Göktaş'ın X hesabından yapılan 27 Eylül'de yapılan bir paylaşımda komedyenin yeni bir mektubu yer aldı.

Duruşmayı hatırlatarak başlayan mektupta, "88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim? İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş" ifadeleri yer aldı.

32 yaşındaki Göktaş, "kuyu tipi" olarak adlandırılan Tekirdağ Karatepe Cezaevi'nde güneş görmeyen bir hücrede tutuluyor.

Gösterisindeki ifadeleri nedeniyle 29 Haziran'da hakkında soruşturma başlatılan Göktaş, yurtdışı tatili dönüşünde 2 Temmuz'da havalimanında gözaltına alınmış ve 3 Temmuz'da tutuklanmıştı.

28 Ağustos'ta komedyen hakkında "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ve "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarından tahliye kararı verilmiş ancak cezaevinden çıkmadan "suçu ve suçluyu övmek" suçlamasıyla yeniden tutuklanmıştı.

Ancak savcılık Göktaş'ın tahliye kararının kaldırılarak üzerine atılı suçlardan yeniden tutuklanmasını talep etti ve komedyenin "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ile "cumhurbaşkanına hakaret" suçlarından ayrı ayrı tutuklanmasına oy birliğiyle karar verildi.

Daltonlar isimli suç örgütünün eylemlerini övme suçu işlediği iddiasıyla mahkemeye çıkarılan Göktaş, SEGBİS ile yaptığı savunmada suçlamayı reddetmişti.

Göktaş uzun süredir sergilediği gösteriyi 24 Haziran'da YouTube'a yüklemişti.

Video üç ayda 15 milyondan fazla izlendi.

İddianamede neler var?
İddianamede Göktaş'ın "Ölü Deniz" adlı gösterisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullandığı bazı ifadelerin eleştiri sınırlarını aştığı ve Cumhurbaşkanı'nın şeref ve saygınlığını zedelediği öne sürülüyor.

Savcılık ayrıca gösteride yer alan bazı bölümlerin, İslam dininin mensuplarını ve dini pratikleri konu alan ifadeler nedeniyle toplumun bir kesimini diğer kesimine karşı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği görüşünü dile getiriyor.

Bu bölümde özellikle oruç tutan canlı bombalar ve Kur'an konulu şakalar ile Göktaş'ın dalgıçlarla ilgili sözlerinin haşema giyen kadınlarla ilgili olduğu çıkarımı yer alıyor.

Bir diğer suçlama ise kamuoyunda "Daltonlar" olarak bilinen suç örgütüne ilişkin stand-up bölümüne dayanıyor.

Savcılık, bu bölümdeki ifadelerin suç örgütünün faaliyetlerini övücü ve meşrulaştırıcı nitelik taşıdığını savunarak "suçu ve suçluyu övme" suçunun oluştuğunu ileri sürüyor.

İddianamede, gösteriyle ilgili 500'den fazla CİMER başvurusu ve çok sayıda şikâyet dilekçesi verildiği belirtildi.

Söz konusu ifadelerin kamu düzeni açısından "açık ve yakın tehlike" oluşturduğu değerlendirmesi de yer aldı.

Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi

28.09.2026 10:08:00
Haber Merkezi
 
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı, Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa iddialarını köşesine taşıdı. Altaylı, Kaya ve eşinin Tera üzerinden yaptığı öne sürülen işlemlerdeki yüksek getiriyi gündeme getirirken, soruşturmanın toplam büyüklüğü olarak dile getirilen 25 milyar dolara dikkat çekti: "Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak?"

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi.

Altaylı, Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre'nin Kaya hakkında ortaya attığı iddiaları ilk duyduğunda bunların gerçeği yansıtmayacağını düşündüğünü belirtti. Ancak daha sonra gündeme gelen rakamların dikkat çekici olduğunu ifade etti.

63 MİLYON TL'DEN 1,3 MİLYAR TL'YE

Altaylı'nın aktardığı iddiaya göre Kaya, nisan ayında Tera üzerinden yaklaşık 63 milyon TL tutarında yatırım yaptı. İddiaya göre bu para eylül ayında yaklaşık 1 milyar 344 milyon TL olarak geri çekildi.

Altaylı, söz konusu rakamları dolar üzerinden de hesaplayarak, yaklaşık 1 milyon 432 bin dolarlık yatırımın 5 ay içerisinde 28 milyon dolara ulaştığı iddiasını gündeme getirdi. Yazar, bunun dolar bazında yaklaşık yüzde 2 binlik artış anlamına geldiğini yazdı.

EŞİNE AİT İŞLEMLER DE GÜNDEMDE

Altaylı, Kaya'nın eşi İlyas Kaya hakkındaki iddiaları da yazısına taşıdı.

Buna göre İlyas Kaya'nın nisan ayında yaklaşık 99 milyon TL yatırdığı, eylül ayında ise yaklaşık 826 milyon TL ile çıktığı öne sürüldü.

Altaylı, bu rakamların dolar karşılığının yaklaşık 2 milyon 250 bin dolardan 17 milyon 210 bin dolara yükselmek anlamına geldiğini belirterek, işlemlerin fonun batmasından hemen önce gerçekleştiği iddiasına dikkat çekti.

"SADECE FATMA BETÜL SAYAN KAYA MI?"



Altaylı'nın yazısının odağındaki soru ise fon soruşturmasının tamamına ilişkin oldu.

Yazar, "Sadece Fatma Betül Sayan Kaya mı yapmıştır bu işi? Başka kimler böyle servet edindi?" sorusunu gündeme getirdi.

Altaylı, ardından soruşturmayla bağlantılı olarak dile getirilen 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğe dikkat çekerek şu soruyu sordu:

"Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak! Çıkacak mı?"

ESKİ DOSYA: İBB'DEN 85 BİN 791 DOLARLIK EĞİTİM ÖDEMESİ

Kaya'nın adı daha önce de ABD'deki eğitimi nedeniyle İBB iştiraki İSBAK'tan aldığı öne sürülen ödemelerle gündeme gelmişti.

İBB'nin eski yönetimi döneminde, Kaya'nın 14 Kasım 2008'de İSBAK AŞ'de elektrik-elektronik mühendisi olarak işe başladığı, yaklaşık iki ay sonra da ABD'de eğitim için İBB bursuyla gönderildiği kamuoyuna yansıyan kayıtlarda yer aldı.

İSBAK tarafından Kaya'ya yurtdışı eğitim sözleşmesi kapsamında 85 bin 791 dolar ve 20 bin 289 TL ödeme yapıldığı belirtildi.

İBB PARAYI GERİ İSTEMİŞTİ

Konu 2021 yılında İBB Teftiş Kurulu'nun incelemesiyle yeniden gündeme geldi.

Dönemin İBB yönetimi, Kaya'dan ve kefil olan aile üyelerinden 85 bin 791 dolar ile 20 bin 289 TL'nin, masraflar ve yasal faiziyle birlikte geri ödenmesini talep etti. Ayrıca dönemin bazı İSBAK yöneticileri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu.

İBB müfettişlerinin raporuna ilişkin haberlerde, yurtdışı eğitim sözleşmesindeki bazı hükümlerin ihlal edildiği iddiaları da yer aldı. Bunlar arasında eğitim sonrasında İSBAK'ta çalışma yükümlülüğü ve eğitim süresinin uzatılmasına ilişkin sözleşme hükümleri tartışma konusu oldu.

Ancak bu eski dosyada da önemli bir ayrım bulunuyor: Kaya hakkında 2021 sonunda işlem başlatıldığı, sonrasında takipsizlik kararlarının verildiği basına yansıdı. Ayrıca Kaya'nın başvurusu üzerine İBB bursuyla ilgili çok sayıda internet içeriğine 2024'te erişim engeli getirildi.

ALTAYLI'NIN VURGUSU NE?



Altaylı'nın yazısındaki temel vurgu, yalnızca Kaya hakkındaki iddialar değil. Yazar, Kaya üzerinden ortaya çıkan rakamların, eğer soruşturmadaki toplam para büyüklüğü iddiasıyla birlikte değerlendirilecekse, "başka kimlerin bu sistemden ne kadar kazanç sağladığı" sorusunu gündeme getirdiğini belirtiyor.

Dolayısıyla "25 milyar doların 45 milyonu eski Bakan'dan çıktı" ifadesi, 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğün tamamının Kaya'ya ait olduğu anlamına gelmiyor. Altaylı, Kaya hakkında öne sürülen yaklaşık 45 milyon dolarlık tutarı, soruşturmada konuşulan 25 milyar dolarlık toplam rakamla karşılaştırarak geriye kalan miktarın akıbetini sorguluyor.

Kaya ise iddiaların ardından AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı ve diğer görevlerinden istifa etti. Hakkındaki borsa işlemlerine ilişkin iddiaların hukuki olarak kesinleşmiş bir suç veya mahkûmiyet anlamına gelmediği de ayrıca belirtilmeli.

İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

İstanbul'da, haftanın ilk iş günü sabah saatlerinde yağışın da etkisiyle bazı bölgelerde trafik yoğunluğu oluştu

28.09.2026 09:10:00 / Güncelleme: 28.09.2026 09:35:10
AA
 
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

Anadolu Yakası'nda, D-100 kara yolunda Tuzla'da başlayan yoğunluk Avrasya Tüneli girişine kadar ulaşıyor.

TEM Otoyolu'nda Sultanbeyli'de yoğunlaşan trafik, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne kadar devam ediyor.

Otoyolda Fatih Sultan Mehmet Köprüsü istikametinde, Şile Otoyolu'nda ise Altunizade'den Ümraniye'ye kadar araçlar ağır seyrediyor.

Avrupa Yakası'nda D-100 kara yolunda Haliç Köprüsü, Halıcıoğlu, Edirnekapı ve Cevizlibağ çevresinde trafik yoğunluğu yaşanıyor.

Mecidiyeköy'de yağışın da etkisiyle trafik yoğunluğu çift yönlü etkili oluyor.

TEM Otoyolu Bahçeşehir, Saadetdere ve Beylikdüzü'nde trafik ağır seyrediyor.

Öte yandan tramvay, metro, otobüs ve metrobüs duraklarında yolcu yoğunluğu yaşanıyor.

Zincirlikuyu, Cevizlibağ, Uzunçayır ve Altunizade gibi aktarma merkezlerine gelen vatandaşlar araçlara binmek için sıra bekliyor.

Metro İstanbul'un sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Hava muhalefeti nedeniyle TF1 Maçka-Taşkışla Teleferik Hattı'nda seferler yapılamamaktadır." ifadesi kullanıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Cep Trafik Haritası verilerine göre, kent genelindeki trafik yoğunluğu sabah saatlerinde yüzde 72'ye kadar çıktı.

Yoğunluk, Anadolu Yakası'nda yüzde 89, Avrupa Yakası'nda ise yüzde 58 olarak ölçüldü.
 

Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 252. maddesi kapsamında resen soruşturma başlattı. Başsavcılığın açıklamasında soruşturmanın ayrıntılarına yer verilmedi

27.09.2026 21:00:00
Haber Merkezi
 
Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı
Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 252. maddesi kapsamında resen soruşturma başlattı. Başsavcılığın açıklamasında soruşturmanın ayrıntılarına yer verilmedi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında "rüşvet" suçundan resen soruşturma başlattı. Başsavcılık açıklamasında, soruşturmanın TCK'nin 252. maddesi uyarınca yürütüldüğü belirtildi.

Soruşturmayı ekonomik suçlar bürosu yürütüyor
Açıklamaya göre dosya, Başsavcılığın Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülüyor. Soruşturma kapsamında elde edilen deliller üzerine resen işlem başlatıldığı bildirildi.

Başsavcılık ayrıntı paylaşmadı
Başsavcılığın kamuoyuna duyurduğu açıklamada, iddianın dayanağına, soruşturmanın kapsamına veya izlenecek adımlara ilişkin ek bilgi verilmedi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.