logo
08 AĞUSTOS 2026

İmamoğlu’ndan ‘elleri arkasında…’ yanıtı

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, kurum tarafından geçtiğimiz günlerde satın alınan Fatih'teki Bulgur Palas da incelemelerde bulundu. İnceleme gezisinin ardından gazetecilerle bir araya gelen İmamoğlu, medya mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. İmamoğlu, hakkında, Fatih Sultan Mehmet Han'ın türbesine yaptığı ziyarette elleri arkasında yürümesiyle ilgili başlatılan ön incelemeyle ilgili soruya, "Devletimizin, milletimizin itibarını bu şekilde aşağıya çekmesinler" yanıtını verdi

05.05.2021 16:10:00
 
İmamoğlu’ndan ‘elleri arkasında…’ yanıtı
İmamoğlu’ndan ‘elleri arkasında…’ yanıtı
FATİH / İSTANBUL

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, kurum tarafından geçtiğimiz günlerde satın alınan Fatih'teki Bulgur Palas da incelemelerde bulundu. Kurmaylarıyla birlikte tarihi yapıyı gezen İmamoğlu, konuyla ilgili değerlendirmesini de İstanbullulara kazandırılacak bina önünde yaptı. "Gerçekten çok heyecanlıyım" diyen İmamoğlu, duygularını, "Çünkü İstanbul'un hiç farkına varmadığımız o kadar özel noktaları var ki; burası da onlardan birisi. Fatih'in göbeğinde, Cerrahpaşa'da, neredeyse 10 metrekare bir alana bank koyamayacağınızı düşündüğünüz bir ortamda, böylesi bir yapı ve böylesi bir alan. Yani 6 bin 500 metrekareye yakın bir arsası olan müthiş bir mekân. Zamanında farklı rivayetler var. Bir iş insanı, aynı zamanda milletvekilliği yapmış, o dönemin bir gıda toptancısı diyelim ve biraz da tartışmalar yaşayan bir iş insanın, yine o dönemin ünlü bir İtalyan mimarına yaptırdığı bir konak. Aslında Konak'ta da çok da oturmak nasip olmamış.  Bulgurlu diye bilinen bu köşkün, bu yapının İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne, 16 milyon İstanbulluya, kültür, sanat, müze ve birtakım hizmet sektörüne dönük de turistlere ve İstanbul'u ziyaret edenleri açılacak olması, bizim için gerçekten çok gurur verici bir an oldu" sözleriyle dile getirdi.

Bulgur Palas'ın satın alınma sürecini anlattı

İmamoğlu, Bulgur Palas'ın İstanbul halkına kazandırma sürecini de şu sözlerle aktardı:

"Bir ticari yatırımcı, bana buradan bahsederken, 'Bir bankanın icradan dolayı aldığı ve satışa çıkartmayı düşündüğü böyle bir yapı var. Burayı alacağım' diye bana anlattığında, yanlış birine anlattı. Ben de 'Burası sana yar olmaz' dedim, 'Burası İstanbullunun olmalı.' Ondan sonra bu işin önünü kestik. Güzel olan tarafı şu: İhale açık bir şekilde yapılmıştı bir banka tarafından ve o bankanın çıkarttığı ihaleden verdiğimiz teklifle Buranın sahibi olduk. Ama nasıl sahip olduk? Bence burası da çok güçlü. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin iştirakleri; İGDAŞ, KİPTAŞ, İmar AŞ, İSTON, İSTAÇ… Şu an genel müdürlerimiz de burada, heyecanla bakıyorlar. Daha önce farklı konulara, bazı kişilere ya da bazı özerklik tanınmış derneklere, vakıflara ya da bazı belki çok sevdikleri dizilere para ayırırken, biz, İstanbul'a kültürel değer katıyoruz. Ben, iştiraklerimizin bu hassasiyetine ve bu katkı sunma kabiliyetine, becerisine teşekkür ediyorum hem genel müdürlerine hem bütün çalışanlarla. Çünkü onlar da şunun farkında: Şu an temsil ettikleri, o genel müdürlü oldukları iştiraklerimiz, tümden İstanbul halkının."

'Yedi tepeden birini İstanbul halkına hediye ettik'

"Tarihi Yarımada içinde tanımlanan o 'Yedi Tepeli İstanbul'un bir tepesini İstanbul halkına mal etmiş olduk, 2021 yılında" diyen İmamoğlu, "Bu çok keyifli. Buranın hızlıca tasarımını yapacak arkadaşlarımız. İçinde çok farklı birimler var; yapılmış zamanında. Onlara bakacağız, inceleyeceğiz. Burası sosyokültürel alan olarak tanımlı zaten imar planlarında. Burada umuyoruz ki hem İstanbul'un bir gezi durağı hem İstanbul'un iyi izlendiği bir alan olacak. Terasından 360 derece İstanbul'un tarihi yarımadasını görebiliyorsunuz ve bu tarihi yarımada da Adalar'dan tutun da her eksende bu şehri izleyebiliyorsunuz. İstanbul'umuza hayırlı uğurlu olsun. Hızlıca çok hararetli bir şekilde tam bittiği bir gün de sizi burada ağırlamak, sizlerle bir kahve içmeyi çok arzu ediyorum. Şimdiden o heyecanı duyuyorum" ifadelerini kullandı.

'32 milyona dizi yapıyorlardı, biz burayı aldık'

Bu noktadan sonra gazetecilerin soruları başladı. İmamoğlu'na sorulan sorular ve İBB Başkanı'nın sorulara verdiği yanıtlar şöyle oldu:

"Yaklaşık bir bitim tarihi var mı?"

- Benim de en kötü huyum bu. Bir şey alındı mı bir an önce bitsin isterim açıkçası. Ama burada bir analiz gerekiyor. Gördüğümüz kadarıyla, özellikle büyük yapının statik olarak bir sıkıntısı yok. Daha önceleri Osmanlı Bankası arşivi olarak kullanılmış ve o dönemde bir takım güçlendirme işlemleri de yapılmış. Şu anda burada, 3600 metrekare kapalı alan kullanımınız var. Hem burada hem çevredeki binalardan kaynaklı statik açıdan inceleyeceğiz. Mekansal kullanımı konusundaki optimum verimliliği kültür, sanat, turizm adına yorumlayacağız ve ondan sonra da bu planlamalar biter bitmez, inşaatına başlayacağız. Ben, açıkçası yaz sonu buraya gideriz diye düşünüyorum. Gönlüm arzu ediyor ki, önümüzdeki yılın yaz aylarında yine burayı siz değerli buluşturalım.

"Ne kadar teklif verdiniz?"

- 32 milyon lira teklif verdik buraya. Sudan ucuz. Biliyorsunuz; 32 milyona daha önce dizi yapıyorlardı. Biz, 32 milyona Fatih'ten, 6 bin 500 metrekare arsası olan, 3 bin 600 metre kapalı alanı olan bir yer aldık. Bundan sonra bütün ilanlara bakıyoruz; haberi olsun İstanbul'daki herkesin. İstanbullular adına, bu tür yerleri yine İstanbul'a kazandırma konusunda hararetimiz çok yüksek.

"İş adamı kızdı mı size elinden aldınız diye?"

- Yok, mutlu oldu. Uyarmıştım zaten, 'Yanlış birini anlattın' diye. Ama mutlu oldu. Hem avukat kimliği de var.

"Kim?"

- Yok o artık bizde kalsın. O mutlu oldu ve böyle bir şeye katkı sunmaktan dolayı da keyif duydu. Ben de ona söz verdim; ilk kahveyi onunla içeceğim inşallah bittiğinde.

'Savunmaya ihtiyaç duymadım'

"Fatih Sultan Mehmet Han'ın türbesinde ellerinizi arkadan bağladığınız bir görüntü üzerine, bir ön soruşturma açıldı ve sizden de ifade istendi. Konuya ilişkin yorumlarınızı merak ediyoruz. Nasıl savundunuz kendinizi?"

- Savunmaya ihtiyaç duymadım açıkçası. Tabii ki yazılı bir savunma verdik. Arkadaşlarım detaylarını size paylaşırlar. Ama orada da duygularımı belli etmek zorunda da kaldım. Elbet hukuki birkaç cümle de vardır arkadaşlarımın eklediği; ama bu kadar absürt bir kavram, bu kadar kötü bir -soruşturma başlangıcı diyelim- sürecin ortaya konması, çok kötü bir ortam. Yani o kadar absürt ki, benim izlediğim ve incelediğim kadarıyla bu sabah, bu süreci başlatanın sahibi tam olarak. İş, bakanlıktan başsavcılığa, başsavcılıktan CİMER'e kadar gitti?

'Ata sporları; Ekrem İmamoğlu'yla mücadele'

"Siz mi şikâyet ettiniz kendinizi? Böyle iddialar var…"

- Absürtlük devam ediyor; yaratıcı, yaratıcı. Zaten gazetecilerin de tartışma biçimi çok acı. Ne yapalım şimdi? Bu soruşturma sürecini başlatan akla, buraya imza atan, onay veren, imza atan akla şunu soruyorum: O zaman şöyle bir durum doğdu artık. Birini elleri arkasında gezerken gördüğünüzde, hakaret etti diye başvurabilirsiniz ve bu karşılık bulur. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı'yım. Bir mezarlıkta, bir anıtın önünde eli arkada, rahmetli dedem eli arkada yürümeyi severdi. Bu bir alışkanlıktır yokuş yerlerde. Anlatayım işin ergonomisi açısından. Karadeniz'de rampa bir yerde yürürken, insanlar 90 derece duramaz. Bir eğimle yürürsünüz. Eğimle yürüdüğünüz zaman; -Karadeniz doğa bilgisi vereyim size- elinizi arkaya attığınızda bu size hem bir güç hem de merkezi bir denge yaratır. Karadenizliler bilir. Bu şekilde siz, o rampayı, güç yokuşları daha kolaylıkla çıkarsınız. Bu aslında bir güvencedir. Orada sizi güvenceye alır. Benim de o günkü geleneksel tavrımdan dolayı yaptığım yürüyüş biçimi üzerinden, böyle bir anlam çıkarabilmek ve bu anlamın oraya taşınması, bu anlam üzerinden soruşturma başlatma becerisinin ortaya konması müthiş yaratıcı. Benim dualarım yetmedi bu insanlara. 'Allah akıl versin' duasını yaklaşık iki buçuk senedir yapıyorum. Hala da devam ediyorum; ama yetmedi. İstanbul'da herkes çıksa, inadına böyle yürümeye başlasa ne olacak? Herkes hakkında suç duyurusunda mı bulanacağız? Ne kadar saçma? Kamu yöneticilerinin akıl tutulması, geçen söyledim bu tarz insanlar milli bir spor, ata sporu geliştirdiler. Onların tek derdi Ekrem İmamoğlu'yla mücadele… Onların ata sporu bu.

"İfadeyi kime yolladınız?"

- Cevabımızı, bize tayin olunan müfettişe sunduk.

'HDP'li başkana Atatürk portresi hediye ettim'

"Aynı inceleme kapsamında, HDP'li belediye başkanlarını ziyaret ederek suçluyu övdüğünüz iddiası da vardı…"

- Ben, planlanmış bir Güneydoğu gezisinde, nikahını kıyma sözünü verdiğim bir genç delikanlının Batman'daki düğününe gittiğim bir gezide, o dönem Türkiye Cumhuriyeti kanunları ve yasalarına göre seçilmiş bir belediye başkanını, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ait bir belediye başkanını, seçilmiş bir belediye başkanını ziyaret ettim. Ayrıntıya baktığınız zaman görmeniz gereken değerli bir detay var orada. Ziyaret ettiğimde, kayyumla ilgili fikrimi beyan ettim. Sadece orada değil, her yerde ettim. Hala da söylerim. Milletin iradesine karşı durulan her hususla ilgili açıklamamı yaptım, yapmaya da devam ederim. Ben, demokrasiye inanan bir insanım. Toplumun özgürlük duygularına inanan biriyim. Ayrıca bir detay daha var. Bunu ıskalamayın. Ben, oraya gittiğimde belediye başkanına, eşimle beraber bir Mustafa Kemal Atatürk portresi hediye ediyorum. Portreyi hediye ederken de bu portreyi belediye başkanlık makamının en güzel duvarına asmanızı arzu ediyorum diyorum. O da "Siz seçin, en güzel duvarı gösterin" oraya asacağım diye cevap veriyor. Bu kadar. Diyarbakır ilçe binasında bu kadar güzel, bu kadar milli, bu kadar değerli bir sohbeti yapıyoruz, çıkıyoruz. Buradan da bir arayış izinde olmak bir acizlik aslında; ama bunları yaşadık, yaşamaya devam ediyoruz.

'Milletimiz diyaframdan güldü'

"Çok sık ifadeniz isteniyor. Bu tarz içerik açısından sizleri şaşırtan ifade talepleri var mı?"

- İnsan hatırlamak bile istemiyor. Az önce örnek verdiniz ya, "Cimer'e sizin tarafınızdan şikayet edildi anlayışı", bu aynı anlayış işte. Bin yıl düşünsek böyle bir şey aklımıza gelmez. Ya da milyon kere evrak imzalasam, orada bulunan yetki insanların yerinde olsam, böyle bir süreci başlatmam. Derim, "Hadi canım." Böyle bir süreci başlatmam. Dolayısıyla, o kadar komik şeylerle karşılaşıyoruz ki. Karşılaşmaya devam edeceğiz. Bu aşamadan sonra görünüyor ki öyle. Ben şunu fark ettim: Milletimiz ilk diyaframdan güldü. Kahkahalarla güldü, espriler müthişti. Bu kararı verenlerle dalga geçtiler. İnanılmazdı; her yaştan insan, sanatçısından öğrencisine, ilkokul öğrencisine kadar insanlar güldüler buna. Bu tarz gülünç işlerle karşılaşıyoruz. Alıştık artık; ama yapmasınlar bunu. Devletimizin, milletimizin itibarını bu şekilde aşağıya çekmesinler. Bir şekilde devletin yetkili birimleri onlar, imza atıyorlar. Attıkları her imzada, binlerce yıllık devlet geleneğinin temsilcileri olduklarını unutmasınlar. Öyle hareket etsinler. "Bugün neyi kurtarıyoruz değil, biz, hangi devletin, hangi milletin birere yöneticisiyiz" diyerek imza atsınlar. Binlerce yıllık devlet geleneği. Öyle ya da böyle. Öyle bir devlet geleneği olmasaydı, 110 sene önce böyle bir binayı, böyle bir iş insanı yapamazdı. Onlar hep böyle bir yapının, geleneğin, büyüklüğün bir izi aslında. Bunu hissederek görevlerini yapsınlar. Israrım ve duam bu.

Cumhurbaşkanı ve Kanuni portresi sorularını yanıtladı

"Kanuni Sultan Süleyman'ın portresinin İBB'ye bağışlanması söz konusu. Bir de Ümraniye Belediye Başkanı'nın cenazesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ne konuştunuz?"

- Ben, her yerde, milletimizin binlerce yıllık geleneğine yakışır bir devlet insanı tavrıyla, her ortamda bulunmayı özellikle yaşıyor ve yaşatıyorum. Orada da Sayın Cumhurbaşkanımız ile yan yana geldiğimizde, "Sağlığınız nasıl, iyi misiniz, Allah sizi korusun" dedim. O da bana dönüp, "Senin sağlığın nasıl" dedi. Ben de "İyiyim" dedim. Onun ötesinde bir şeyimiz olmadı.

- O tablonun bende özel bir yeri var. Ben, kendime "Fetih çocuğuyum" diyorum bazen. İnsanlar bunu farklı yorumlayabilir. Onun açıklamasını yapayım. Trabzon'u da fetheden Fatih Sultan Mehmet, 1461'de. Ben, Trabzon'un çok merkez bir mahallesinde büyüdüm, Ortahisar'da. O mahallede fethin bütün izlerini hissedersiniz. Burçlarımız vardır, surlarımız vardır. Suriçi vardır. Orada büyüdüm. Tabii, Fatih Sultan Mehmet'in fethettiği bu kentin başka bir özelliği de var. Kanuni Sultan Süleyman'ın da tam orada doğmuş olması. Hatta bazen espri yaparım, "Ben, Kanuni Sultan Süleyman'dan üç yıl daha fazla kıdemli Trabzonluyum" derim; çünkü o 14 yaşına kadar, ben 17 yaşıma kadar Trabzon'da büyüdüm. Velhasıl, hepimiz için özel iki padişah olarak andığımız Fatih Sultan Mehmet ve Kanuni Sultan Süleyman.

- Fatih Sultan Mehmet'in çok önemli bir tablosunu Büyükşehrimize kazandırdık. Kanuni tablosunu duyduğumuzda, girişimlerimiz de oldu ama kısmet olmadı. Açıkçası sonrasında yaşanan bu olayı ben şöyle yorumluyorum. Biz, itibarlı bir yönetimiz. İtibarlı bir süreç başlattık. Artık, İstanbul kenti yönetimine, herkes güveniyor. Herkes, "Evet, bu kentin bir değerini, bu şehrin belediyesine emin bir şekilde emanet edebiliriz" diyor. Bu benim için çok kıymetli bir duygu. Yani bir iş insanı bu tabloyu almış ve Kanuni tablosunu, Fatih Sultan Mehmet tablosunun yanına koyma duygumuzu hissetmiş. Ve bunu bize, daha doğrusu İstanbul şehrine emanet etmiş. Çok teşekkür ediyoruz kendisine. Tabi şu anda pandemiden dolayı İngiltere, Türkiye'den misafir kabul etmiyor. Dolayısıyla biraz zaman aldı. Ama sanıyorum bir 10 – 15 gün içerisinde tablo buraya gelecek.

'Güvenilir kurum; İBB'

"Bu bağışı yapan kişi kimdir?"

- Şu anda benim açıklamamın doğru olmadığı bir detay. "İstanbul'a geleceğim, sizi ziyaret edeceğim, gerekirse bunu paylaşırım" dedi. Ben de mutlu oldum. Ben de çok teşekkür ediyorum 16 milyon İstanbullunun adına. Bu veya bunun gibi girişimlerde her konuda İBB'nin güvenilir bir kurum olduğunu, bizim bu anlamda kapımızı çalabileceklerini de duyurmak istiyorum. Bakın yardımlaşma için de aynı şey geçerli. Biz, şu anda Ramazan ayındayız. Ramazan ayında da yardımlaşmada İBB'yi tercih ediyor, İstanbullunun yoksulluğuna katkı sunmak adına, aradaki en doğru elin İBB olduğunu düşünüyor ve bizim kapımızı çalıyorlar. Bakın bugün Askıda Fatura'nın birinci yıl dönümü. 45 milyon TL'ye yakın, yani bir yılda kesintisiz yardım sürecinin, yardımlaşma duygusunun üst seviyede yürüdüğü platform. Böylesi bir güvenin oluşması gerçekten İBB'nin şeffaf, güvenilir ve emin olacağı şekilde yönetilmesiyle bu iş olmuştur. Tekrar tabloyu hediye eden iş insanımıza teşekkür ediyorum.

'Tam kapanma kararı doğru ama eksikler var'

"Tam kapanma süreciyle ilgili görüşleriniz nelerdir?"

- Tam kapanma kararı değerliydi. Ben bunu defalarca talep etmiştim. Hatta ilk karar alındığında bile, bu son yarı kapanma, tam kapanma sürecinin dengeli bir biçimde olmasını beyan etmiştim. Beni bu açıklamalarda konuşturan şey, İBB bünyesindeki bilimsel danışma kurulumuz, onların önerileri. Dolayısıyla şu an alınan tam kapanma kararı doğru, ama içerik olarak tabii çok eksiği var. Yani tam kapanma İstanbul'u değil, tüm Türkiye'yi kapsadığı için bütün Türkiye'deki çalışan kitle, esnaf, günübirlik işlerle hayatını kazanan insanlara nasıl katkı sunacağı da mutlaka düşünülmeliydi. Bir başka unsur ve çok önemli bir unsur. Tam kapanma elbette yetmiyor. Tam kapanmanın yanında sıkı bir aşılanmanın da yapılması gerekiyor ki süreç başarıya ulaşsın. Şu an aşılanma ile ilgili tereddüdü ben de yaşıyorum açıkçası. Ortamda da bunu görüyorum, ne olacak diye. Biz, daha önce İBB'nin de halka temas noktasında öncelikli grupları olduğunu, örneğin; İETT şoförleri, asla hizmetinin aksamaması gereken İtfaiye ve Zabıta gibi, mezarlık çalışanları gibi insanlarımızın öncelikli aşılanması gerektiğini iki – üç kez valiliğimize bildirmiştik. Hatta bu kapanma kararı sonrasında Sağlık Bakanı'mızı aradım. Kendisinden de bu konuda ısrarcı oldum. Sürecin devam ettiğini, yine de ilgileneceğini söyledi. Biz de bugün, TC kimliklerine varıncaya kadar, öncelikli çalışan listemizi bakanlığa göndereceğiz. Bunu talep ediyoruz. İBB'nin 83 bin çalışanı halka temas eden çalışanlar. Ama çok öncelikli alanı bir an önce bildirelim istedik.

- Aşı sorununu da bir şekilde hep birlikte aşmak zorundayız. Biz, mesela turizm sezonunu kaçırmamalıyız. Onun için bu tam kapanmayı çok arzu etmiştim oldu. Oldu; ama bir yanda da aynı hızla aşılama devam etmeliydi. Burada eksiklikler görüyorum. Umarım giderilir. Hem İstanbul hem bütün Türkiye'nin buna ihtiyacı var. Çok ülkeler bu konuda başarı elde etti. Ne yazık ki Türkiye'mizin bu konuda şu an sınavı iyi gitmiyor. Umarım çözülür. Çözüm noktasında da her kurumun sorumluluk alabileceği gibi İBB olarak biz de sorumluluk alabiliriz. Nasıl alabiliriz onu bilmiyorum ama otururuz bunu konuşuruz. Yani bakanımıza bakanlığa bunu duyuruyoruz. Biz belediyeler, hep beraber bu aşılama ve aşı sorununu nasıl aşabiliriz kısmında biz ne yapabiliriz dediğim gibi detayını bilmiyorum çalıştığımız bir alan değil çünkü sorumluluk bizde değil ama bu konuya bile el birliği ile çalışabiliriz. Çünkü ben hep söyledim pandemi süreci seferberlik sürecidir. Hep beraber düşünmeye açık olmalıyız hep beraber çözüm bulmaya açık olmalıyız. Herkesin kabiliyetinden faydalanmaya özen göstermeliyiz. Çünkü hepimizin insanı ölüyor. Hepimizin canı yanıyor. Her gün bir gün geçmiyor ki işte yüzlerce insanımızın can kaybından haberdar oluyoruz. Allah rahmet eylesin. Umarım bu aşı sorunu da bir an önce çözülür.

"İkinci doz aşınızı oldunuz mu?"

- 10 Mayıs'a randevu verildi bana.

'Atlar konusunu 25 yıl bu zulmü izleyenlere sorun'

"Kaybolan atlar konusu var…"

- Biz at meselesiyle ilgili, fayton meselesi ile ilgili göreve geldiğimizden günden beri her anı inceliyoruz. Esas kime sorun bu soruyu biliyor musunuz? 25 sene bu zulmü izleyen yöneticilere sorun. Biz, izlemedik. Göreve gelir gelmez sürece temas ettik başladık. Bu süreçte, yani 25 yıllık yönetim döneminde köşesine bile bakmayan, uzaktan bile izlemeyen aklın yerine, biz, orada birebir temas ettik ve şu anda Adalar, fayton zulmünden atların kurtuluşunu alkışlıyor. Şimdi buradan siyaset üretmeye çalışanlar, aynı az önce söylediğim absürt soruşturma sürecini başlatan akılla aynı akıl. "Efendim 900 tane at nerede? 800 küsur at nerede?" başlıkları atıyorlar. İnsan utanır. Bu manşeti atanların belki bir kısmı, şimdi siyasidir ama geçmişte İBB'de çalışmış olma ihtimali de vardır. İnsan utanır, "Ya biz ne yaptık da bu adama böyle laf atıyoruz" diye. Biz geldik, fayton meselesini tereyağından kıl çeker gibi hiçbir faytoncuyu mağdur etmeden bütün atları satın alarak faytonların yerine o elektrikli araçları o Adalar'a koyarak çözdük. Tertemiz bir Adalar var. 10 binlerce kiloluk, tonlarca çöp topladık bu faytondan kaynaklı. Ve şu anda fayton olan alanların, meydanların düzenlenmesini bitirmek üzeriyiz. Yani gerçekten Adalar'ın tarihi anlamda yeni bir başlangıcına imza attık.

- Gelelim at meselesine. At meselesini başından itibaren her adımını İstanbul Valiliği de biliyor, biz de biliyoruz. Çünkü süreçte sorumluluğun, yani özellikle sorumluluğun bir parçası Tarım İl Müdürlüğü. Süreci beraber yürüttük. Bu manşeti atanlar, bana sormuyorsanız, İstanbul'da valilik var, ona sorsun. Ne oldu? Raporlar orada da var, bizde de var; kimse gizlemiyor. Ama bir siyasi partinin il başkanlığından ya da bir siyasi partinin bir merkezinden ya da bir milletvekilliği makamından trollüğe kalkışmasınlar.  Hatırlayın; bu sürecin başında bir ruam süreci hastalığı ve Adalar'da ne yazık ki birçok at ruam hastalığından öldü. Bu bir hastalık. Bu bizim müdahale edebileceğimiz bir şey değil. Ruam süreci dikkatli bir şekilde yönetildi. 200'ün üzerinde at öldü orada. Bu atların ölümüyle beraber, kalan atlarla düzenimizi oluşturduk. 800'ün üzerinde atı, Türkiye'nin muhtelif kuruluşları ve kurumlarına dağıttık. Dağıtmayı yaparken, Tarım Bakanlığı'ndan destek alarak yaptık. Zaten tek başımıza yapamazdık. Bunların yüzde 90-95'ini, başta belediyelere olmak üzere, kurumlara verdik. Kurumlara verdiğimiz her atın bulunduğu ilde takip edilmesi için, çiplerini taktık. Çiplerini taktığımız atların takip süreci o il ya ilçenin tarım müdürlüklerinindir; biz değiliz. Yapmayın.

- Ben, siyaseten şunu görüyorum: Bu paylaşımı yapan koca koca adamların, vekiller var, kendini vekil zanneden var -bana göre vekil de olamazlar-  top oynamakla vekilliği birbirine karıştıranlar var.  Herkes var. Üzülüyorum. Yani söylüyorum, lütfen Tarım Bakanlığı'nı, valiliği arayın ya da bizi arayın, bizden bilgi alın. Çok üzücü bir olay oldu. Cumhur İttifakı'na bağlı Dörtyol Belediyesi'nde yaşananlar hepimizi üzmüştür. Atlarımızın kaybolma süreci. Ama sonuçta bu da devletimizin bir kurumudur, soruşturma başlatılmıştır diye biliyorum. Takip ediyoruz süreci, biz de yazılı detay istedik. Görevimiz olmamasına rağmen emanet ettiğimiz atların akıbetini takip ediyoruz. Umarım Dörtyol'da yaşanan bu acı olay bir daha yaşanmaz. Bizi bu tarz olaylarla, insan sevgisi, hayvan sevgisi, doğa sevgisi, tabiat sevgisi… Bizim bu duygularımızla övünebilirler. İstanbul'un her kavramını bun anlamda bu duygularla koruyan bir belediye başkanları var.



Otobüs, kamyonete bindirdi, bir kişi öldü


 
 
Afyonkarahisar'da Kütahyalılar firmasına ait yolcu otobüsü kamyonete çarptı, 1 kişi öldü, 15 kişi yaralandı.

08.08.2026 13:09:00 / Güncelleme: 08.08.2026 13:21:20
AA
 
Otobüs, kamyonete bindirdi, bir kişi öldü
Otobüs, kamyonete bindirdi, bir kişi öldü

Afyonkarahisar'da yolcu otobüsünün kamyonete çarpması sonucu 1 kişi hayatını kaybetti, 15 kişi yaralandı. Kütahyalılar firmasına ait, Z.Y. yönetimindeki 43 KP 338 plakalı yolcu otobüsü, Afyonkarahisar-Antalya kara yolu Sinanpaşa ilçesine bağlı Akören beldesi yakınlarında, H.S. idaresindeki 06 BFV 460 plakalı kamyonete arkadan çarptı. İhbar üzerine kaza yerine sağlık, jandarma ve polis ekipleri sevk edildi.



Kamyoneti bariyerlerin ötesine fırlattı

Bariyerlere çarpan kamyonetin sürücüsü H.S'nin olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Kamyonette bulunan 1 kişi ile otobüsteki 14 kişi yaralandı. Yaralılar, ambulanslarla çevre hastanelere kaldırıldı.

8 Ağustos onların günü


 
2002 yılında Uluslararası Hayvan Refahı Fonu (IFAW) tarafından başlatılan ve her yıl 8 Ağustos'ta kutlanan Uluslararası Kedi Günü'nde, kedilerle ilgili farkındalık oluşturmak ve korunma sorununa dikkati çekmek amacıyla çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Marketten ya da bakkaldan alacağınz yaş mamayla özellikle sokak kedilerini ödüllendirelim.

08.08.2026 13:02:00
HABER MERKEZİ/AA
 
8 Ağustos onların günü
8 Ağustos onların günü

2002 yılında Uluslararası Hayvan Refahı Fonu (IFAW) tarafından başlatılan ve her yıl 8 Ağustos'ta kutlanan Uluslararası Kedi Günü'nde, kedilerle ilgili farkındalık oluşturmak ve korunma sorununa dikkati çekmek amacıyla çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Marketten ya da bakkaldan alacağınz yaş mamayla özellikle sokak kedilerini ödüllendirelim.

Bu kapsamda, nesli tükenme tehlikesi altındaki kedi türlerinin korunması için çeşitli bilimsel ve kurumsal çalışmalar yürütülüyor. Vahşi türler için doğal yaşam alanları korunurken; evcil ırklarda genetik saflığın devamı için kontrollü üretim programları uygulanıyor. Türkiye'nin simgelerinden biri olan Ankara kedisi de nesli tükenme tehlikesi altında olması nedeniyle koruma altında bulunan türler arasında yer alıyor. En eski uzun tüylü kedi ırklarından biri olarak tanımlanan ve Avrupa'da "Angora" kedisi olarak bilinen Ankara kedisi, kendine has uzun ve parlak tüyleri ve farklı renkte gözleriyle dikkati çekiyor.

Kandil bu işe çok kızacak!

Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde Jandarma İnsansız Hava Aracı (JİHA) destekli düzenlenen narkotik operasyonunda 253 kilogram esrar ele geçirildi, 1 şüpheli gözaltına alındı

08.08.2026 09:57:00
İhlas Haber Ajansı
 
Kandil bu işe çok kızacak!
Kandil bu işe çok kızacak!
Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde Jandarma İnsansız Hava Aracı (JİHA) destekli düzenlenen narkotik operasyonunda 253 kilogram esrar ele geçirildi, 1 şüpheli gözaltına alındı.

İçişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Jandarma Genel Komutanlığı Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı, 7'nci Hudut Alay Komutanlığı ve Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde uyuşturucu ticareti yapanlara yönelik çalışma başlatıldı.



Yüksekova İlçe Jandarma Komutanlığı Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin gerçekleştirdiği titiz istihbari çalışmalar sonucunda belirlenen adrese operasyon düzenlendi. Havadan JİHA'ların da destek verdiği operasyonda, 253 kilogram esrar ele geçirildi, uyuşturucu ticareti yaptığı değerlendirilen 1 şüpheli yakalandı.

Açıklamada, uyuşturucuyla mücadeleye yönelik operasyonların kararlılıkla ve kesintisiz bir şekilde devam edeceği vurgulanarak, operasyonu başarıyla yürüten ve emeği geçen tüm güvenlik güçleri ile Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığı tebrik edildi.

Narko-terör



PKK terör örgütü, uluslararası raporlarda ve güvenlik kaynaklarında uyuşturucu ticaretini en birincil finansman kaynağı olarak kullanan tipik bir "Narko-Terör" örgütü olarak tanımlanmaktadır.

Soğuk Savaş sonrası dönemde devlet sponsorluklarının azalmasıyla birlikte PKK, silah temini, lojistik altyapı ve militan iaşesini sürdürebilmek için uyuşturucu kaçakçılığı ağlarına doğrudan entegre olmuştur

Dev finansal hacim



Europol ve uluslararası istihbarat raporlarına göre, PKK'nın uyuşturucu ticaretinden elde ettiği yıllık gelirin 1.5 milyar ile 3 milyar dolar arasında olduğu tahmin edilmektedir.

Bu devasa nakit akışı; silah alımlarında, kampların idamesinde ve kara para aklama faaliyetlerinde kullanılmaktadır.

232 belediye başkanı CHP’den istifa etti

YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Tüzün, ana muhalefet partisinde büyük bir kırılma yaşandığını belirterek, 232 belediye başkanının CHP'den istifa ettiğini ve büyük bölümünün yeni partiye katıldığını açıkladı. Tüzün, ağustos ayı sonuna kadar bu sayının 300'ü aşacağını öngördüklerini ifade etti

07.08.2026 19:00:00
Haber Merkezi
 
232 belediye başkanı CHP’den istifa etti
232 belediye başkanı CHP’den istifa etti
TBMM'de basın toplantısı düzenleyen Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün, yerel yönetimler bazında Türk siyasi tarihinin en büyük kitlesel geçiş dalgalarından birinin yaşandığını iddia etti. Özgür Özel liderliğinde CHP'den ayrılan 91 milletvekilinin kurduğu YENİ Parti saflarına, belediye başkanlarının da hızla eklenmeye başladığı belirtildi.

İstifaların kurumsal dağılımı ve 28 il detayı

Toplantıda istifa eden belediye başkanlarının kırılımını net rakamlarla paylaşan Tüzün, yerel yönetim temsilcilerinin resmi kayıt işlemlerine başladığını dile getirdi. Paylaşılan verilere göre istifa eden 232 belediye başkanının kurumsal dağılımı şu şekilde:

• Büyükşehir ilçelerine bağlı 109 ilçe belediye başkanı

• İllere bağlı 54 ilçe belediye başkanı

• Beldelere bağlı 50 belde belediye başkanı

• İl belediye başkanlığı düzeyinde başvuran 17 isim

Tüzün, yaşanan bu istifa dalgasının ardından Türkiye genelindeki 28 ilde hiç CHP'li belediye başkanı kalmadığını ileri sürdü. Bu iller arasında Aydın, Bursa, Balıkesir, Hatay, Bolu, Bilecik, Çanakkale, Kocaeli, Manisa, Samsun ve Trabzon gibi kritik büyükşehir ve merkez iller yer alıyor.

"Ay sonunda sayı 300'ü geçecek"

Büyükşehir belediye başkanlarının geçiş takvimine de değinen Tüzün, ağustos ve eylül aylarında yapılacak belediye meclis toplantılarındaki aritmetik dengelerin korunmasının önemine dikkat çekti. Meclis dengeleri gözetildiği için birçok başkanın istifasını beklettiğini söyleyen Tüzün, "Belediye başkanlarımızın bizzat tarafımı arayarak ilettikleri beyanlar doğrultusunda, ağustos ayı sonu itibarıyla istifa edenlerin sayısının 300'ü geçeceğini tahmin ediyoruz" dedi.

Büyükşehirlerde son durum ne?

Gazetecilerin İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollere yönelik sorularını yanıtlayan Yaşar Tüzün, güncel durumu şu sözlerle özetledi: "İstanbul ve Ankara ile ilgili şu an için herhangi bir resmi görüşme ya da geçiş açıklaması söz konusu değil. Eskişehir, Muğla ve Tekirdağ gibi iller süreci kendi içlerinde değerlendirecek."

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın AK Parti'ye geçeceği iddialarını yalanlayan Tüzün, kendisinin geçmişteki başarılı çalışmalarını hatırlatarak "Biz kendisiyle YENİ Partimizde buluşmayı umut ediyoruz" açıklamasında bulundu.

CHP'li 19 il belediye başkanından 17'sinin partiye başvurduğunu belirten Tüzün, Bartın Belediye Başkanı'nın kararını haftaya açıklayacağını, Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere'nin ise CHP'de kalmayı tercih ettiğini ve bu karara saygı duyduklarını vurguladı.

YENİ Parti'nin yerel yönetimlere dair temel ilkelerini ve vizyon belgesini ise önümüzdeki günlerde kapsamlı bir lansmanla kamuoyuna duyuracağı bildirildi.

Anlaşmanın detayları belli oldu

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan tarafından imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın detayları belli oldu

07.08.2026 16:20:00
AA
 
Anlaşmanın detayları belli oldu
Anlaşmanın detayları belli oldu
Konuyla ilgili yetkililerden alınan bilgiye göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif tarafından imzalanan Mekke Anlaşması, herhangi bir ülkeyi hedef almayan, külfet paylaşımı ve ortak güvenlik anlayışı temelinde bölgesel ve küresel barış, istikrar ve refahın korunmasına yönelik taahhütleri güçlendirmeyi amaçlayan savunma odaklı işbirliği niteliği taşıyor.

Herhangi bir saldırganlık eylemine karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlayan anlaşma, üç devletten herhangi birine yönelik herhangi bir silahlı saldırının, hepsine yönelik bir saldırı olarak kabul edileceğini öngörüyor.

Mekke Anlaşması, artan bölgesel ve uluslararası güvenlik tehditlerine karşı ortak mücadele zemini oluşturmak amacıyla bölgesel sahiplenme ilkesi doğrultusunda yürütülen uzun soluklu diplomatik çalışmaların somut sonucu olarak görülüyor.

Anlaşmanın, üç ülkenin birbirlerinin güvenliğini destekleme taahhüdünün yanı sıra savunma sanayisi işbirliğini ve askeri birlikte çalışabilirliği geliştirmeyi amaçlayan savunma odaklı bir düzenleme niteliği bulunuyor.

Herhangi bir ittifak veya anlaşmadan kopuş anlamına gelmeyen Mekke Anlaşması, mevcut müttefiklik ilişkilerini tamamlayarak bölgesel güvenliği güçlendiriyor ve diğer bölge ülkelerinin katılımına açık bir işbirliği zemini oluşturuyor.

Mekke Ortak Savunma Anlaşması, üç ülke arasındaki köklü kardeşlik bağlarını pekiştiren, kendi savunmalarının yanı sıra bölgesel ve küresel güvenliğe katkı sağlayacak bir anlaşma niteliği taşıyor.

Anlaşma, "bölgede barışın, huzurun ve güvenliğin destekleyici unsuru" olarak değerlendiriliyor.

"Türkiye'nin NATO üyeliği ile bölgesel ortaklıklarının birbirinin alternatifi olmadığını, güvenlik yükünün paylaşılmasını sağlayan tamamlayıcı yapılar" olduğunu belirten yetkililer, "Bu anlaşma saldırgan bir askeri cephe, çevreleme girişimi veya saldırı planlaması değil, bölgesel istikrarı sağlamaya yönelik Terörsüz Bölge hedefine de katkı sağlayacak bir adım" değerlendirmesinde bulundu.

"Mekke Anlaşması'nın, hiçbir ülkeyi hedeflemediğini, mevcut diyalog kanallarını kapatmadığını" vurgulayan yetkililer, anlaşmanın, taraflardan birine yönelik silahlı saldırıyı tümüne yapılmış sayarak Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesi uyarınca ortak savunma, meşru müdafaa ve karşılıklı güvenlik taahhüdünü teyit ettiğini bildirdi.

Yetkililer, bu anlaşmanın, yalnızca üç imzacı devletin birbirlerinin savunmasını destekleme taahhüdüyle değil, aynı zamanda savunma sanayi işbirliğini ve birlikte çalışabilirliği artırma taahhütleriyle de tamamen savunma niteliğinde olduğunu dile getirdi.

Türkiye açısından bakıldığında, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın, bölge ve İslam dünyası için her anlamda tarihi nitelikte olduğu yorumunu yapan yetkililer, "bölgedeki güvenlik mimarisinin Mekke Anlaşması ile yeniden dizayn edildiği" değerlendirmesini yaptı.

Anlaşmayla Türkiye'nin başka çatışmalara sürüklenmediğini, bölgesel etkisini ve tecrübesini bölgenin güçlü aktörleriyle birleştirdiğini belirten yetkililer, "Türkiye değişen ve karmaşıklaşan uluslararası güvenlik ortamında işbirliği seçeneklerini çeşitlendiren bir düzenlemeye imza atmıştır. Türkiye'nin Mekke Anlaşması'na imza atması, küresel deniz ticaret yollarının güvenliğini güçlendirerek ihracata, enerji tedarikine ve ekonomik istikrara katkı sağlayacaktır. Anlaşmaya katılım, Türk askerinin her bölgesel krize gönderileceği anlamına gelmemektedir. Kuvvet kullanımı ve askeri harekat kararları anayasal düzen ile ulusal karar mekanizmaları çerçevesinde alınacaktır." ifadelerini kullandı.

Anlaşmanın, Türkiye'nin uluslararası anlaşmalardan doğan yükümlülüklerine zarar vermediğini vurgulayan yetkililer, şunları kaydetti:

"Anadolu'dan Hicaz'a, İslamabad'dan Riyad'a uzanan kardeşlik hattı, ortak değerlerin ve zor zamanlarda birbirinin yanında duran milletlerin iradesini temsil etmektedir. Mekke Anlaşması Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki işbirliği, tarihi bir sorumluluğun günümüzdeki stratejik karşılığıdır. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki ilişkiler yalnızca devletler arası çıkarlara değil, ortak tarih, inanç, kardeşlik ve dayanışma bağlarına dayanmaktadır."

Sokak ve muhalefet ayakta

TBMM Başkanlığı’na sunulan ve kamuoyunda “Çerçeve Yasa” olarak bilinen “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” ülkede tansiyonu yükseltti. Taslağın altına imza atan siyasi aktörlere yönelik sokaktaki öfke çığ gibi büyürken, muhalefet kanadından gelen sert açıklamalar ve sivil toplumun protestoları siyasetin gündemini tamamen değiştirdi

07.08.2026 15:20:00
Haber Merkezi
 
Sokak ve muhalefet ayakta
Sokak ve muhalefet ayakta
Meclis Adalet Komisyonu'nda görüşülmeye başlanan 12 maddelik yasa teklifi, toplumun geniş bir kesiminde büyük bir infiale yol açtı. AK Parti, MHP, DEM Parti ve HÜDA-PAR'lı milletvekillerinin ortak imzalarıyla TBMM'ye getirilen düzenlemeye karşı birçok şehirde eş zamanlı protesto gösterileri düzenleniyor.

Özellikle şehit yakınları, gazi dernekleri ve milliyetçi hassasiyeti yüksek sivil toplum kuruluşları meydanlara inerek yasanın geri çekilmesini talep ediyor. Sokaktaki vatandaşlar, örgüt suçlarına yönelik ceza ertelemesi ve adli kontrolle tahliye yollarının açılmasını "hukukun katledilmesi" olarak yorumluyor. İmza atan liderlerin ve milletvekillerinin fotoğraflarının taşındığı eylemlerde, "Gazi Meclis'te terör meşrulaştırılamaz" sloganları atılıyor.


Muhalefetten sert itiraz: "Lozan'a değil, Sevr'e imza atıyorlar!"


Siyasi arenada yasa teklifine en sert ve tavizsiz tepki İYİ Parti'den geldi. İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Meclis kürsüsünden yasa metnini imzalayan MHP lideri Devlet Bahçeli ve Cumhur İttifakı ortaklarına adeta ateş püskürdü. Dervişoğlu, yapılan hamleyi tarihi bir benzetmeyle eleştirerek şu ifadeleri kullandı:

"Yasanın altına imza atarken gururla poz veriyorlar. Siz Lozan'a değil, Sevr'e imza atıyorsunuz ve ne yaptığınızın farkında bile değilsiniz. Çerçeve yasa olarak adlandırılan bu ihanet belgesini asla kabul etmeyeceğiz!"

İYİ Parti, yasa teklifinin TBMM Başkanlığı tarafından sahiplerine iade edilmesini talep ederken, Genel Kurul aşamasında her bir maddeye karşı çok sert ve kitlesel bir direnç göstereceklerinin sinyalini verdi.


Yeni Parti kanadı: "Özensiz ve kötü hazırlanmış bir metin"


Sürece dair usul ve yöntem eleştirilerini sürdüren Yeni Parti (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel de düzenlemeyi hedef aldı. Teklifin kapalı kapılar ardında, toplumsal mutabakat aranmadan ve adeta "boş kâğıda imza toplanarak" hazırlandığını belirten Özel, "Özensiz, kötü hazırlanmış bir teklif. Yaklaşımımızda bir değişiklik yok ancak sürecin yürütülüş biçimi baştan aşağı yanlıştır" diyerek iktidarın aceleci tutumuna tepki gösterdi.


İmzacıların savunması: "Terörsüz Türkiye için tarihi eşik"


Tepkilerin odağındaki AK Parti ve MHP kanadı ise eleştirileri "küresel odakların hezeyanları" olarak nitelendiriyor. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, düzenlemenin iki yıllık bir emeğin ürünü olduğunu ve bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın talimatlarıyla şekillendiğini vurguladı. Çelik, "Bu hamle, bölgemize dönük emperyalist saldırganlığa verilmiş en büyük cevaptır" diyerek yasayı savundu.

HÜDA-PAR cephesinden ise "Türkiye'nin normalleşmesi adına bazı hususlara gözümüzü kapattık ve imzayı attık" itirafı gelirken, muhalefet kanadından ise metnin referanduma götürülerek nihai kararın millete bırakılması gerektiği çağrısını yapıyor.


11 Ağustos'a kadar yasalaştırılması hedefleniyor


Toplumsal öfke ve sokak protestoları eşliğinde Adalet Komisyonu'na gelen yasa teklifinin, iktidar bloku tarafından hızlandırılmış bir takvimle en geç 11 Ağustos Salı gününe kadar Meclis Genel Kurulu'ndan geçirilmesi planlanıyor. Ancak sokaktaki tansiyonun ve muhalefetin tırmandırdığı direncin, Meclis Genel Kurulu'ndaki görüşmeleri tarihin en gerilimli oturumlarından birine dönüştürmesine kesin gözüyle bakılıyor.


Tepkiler sokakta dalga dalga büyüyor


TBMM Başkanlığı'na sunulan ve kamuoyunda büyük bir kutuplaşmaya yol açan "Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi" sonrası sokağın ateşi düşmüyor. Başta büyük şehirler olmak üzere Türkiye genelinde protestoların merkezi haline gelen iller netleşirken, sivil toplum kuruluşları ve kadın hareketleri de 11 Ağustos Salı günü gerçekleşecek Genel Kurul oylamasına kadar sürdürecekleri yeni eylem planlarını yürürlüğe koydu.


Protestolar hangi illerde yoğunlaşıyor?


Yasa teklifine yönelik toplumsal öfke ve kitlesel yürüyüşler, özellikle milliyetçi hassasiyetlerin yüksek olduğu kentler ile metropollerde kritik noktalara ulaşmış durumda.

Protestoların idari merkezi konumunda olan başkentte, özellikle Güvenpark ve TBMM çevresinde şehit yakınları, gaziler ve sivil toplum örgütleri oturma eylemi ve açlık grevlerini sürdürüyor.

İstanbul Kadıköy, Beşiktaş ve Çağlayan Adliyesi önünde toplanan binlerce kişi, "hukukun üstünlüğü" vurgusuyla taslağın derhal geri çekilmesini talep ediyor.

İzmir Alsancak, Bornova ve Antalya Akdeniz Üniversitesi kampüsü çevresinde gençlik örgütleri ve sivil inisiyatiflerin düzenlediği yürüyüşlere polis müdahaleleri yaşanıyor.

Eskişehir, Kocaeli, Çanakkale, Adana, Mersin, Trabzon, Sakarya ve Bartın gibi illerde de yerel sivil toplum platformları öncülüğünde kitlesel basın açıklamaları gerçekleştiriliyor.


Sivil toplum ve kadın hareketlerinin "yeni eylem planı"


Bu arada yasa metninde yer alan "infaz erteleme mekanizmaları" ve "koşullu siyaset izinleri" gibi maddelere karşı çıkan sivil toplum, süreci kilitlemek amacıyla üç ana ayaktan oluşan çok yönlü bir eylem haritası hazırladı.

Örgütler, taslakla kurulması planlanan "Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu" gibi yapılarda kadınların ve toplumun geniş kesimlerinin eşit söz hakkına sahip olacağı bir güvence getirilmesini istiyor.

Sivil toplum kuruluşları, barış ve bütünleşme süreçlerinin kapalı kapılar ardında yürütülemeyeceğini savunarak Türkiye'nin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 1325 sayılı kararını gündeme taşıyor. Uluslararası hukuk zemininde meşruiyet arayan sivil toplum, kadınların karar alma ve izleme mekanizmalarına dahil edilmediği hiçbir yasal çerçeveyi tanımayacaklarını duyuruyor.

Eğitim-İş ve Hürriyetçi Eğitim Sen gibi büyük eğitim sendikaları, yasa teklifinin Meclis gündemine gelmesiyle birlikte eş zamanlı olarak seslerini yükseltmeye başladılar.

Hürriyetçi Eğitim Sen Genel Başkanı Levent Kuruoğlu, kamuoyunda Çerçeve Yasa olarak bilinen düzenlemeye karşı net bir duruş sergilediklerini açıkladı. Sendika, örgüt liderlerine ya da üyelerine yönelik getirilebilecek olası af veya infaz erteleme girişimlerinin karşısında olduklarını vurgulayarak, "Eli kanlı terör örgütü PKK'ya ve terörist başına af getirecek her türlü girişimin karşısındayız; şehit öğretmenlerimizin aziz hatıralarının yanındayız" açıklaması yaptı.


"Çerçeve Yasa" sosyal medyayı da salladı


Meclis Adalet Komisyonu'nda görüşmeleri süren 12 maddelik yasa teklifi, sosyal medya platformlarında cumhuriyet tarihinin en büyük dijital reaksiyonlarından birine sahne oluyor. Aralarında kamuoyunun yakından tanıdığı aydınlar, emekli bürokratlar ve hukukçuların yer aldığı 242 isim, yayımladıkları ortak bildiriyle sosyal medyada fitili ateşledi.

Kısa sürede yüz binlerce etkileşim alan bildiride, "Terörsüz Türkiye adı altında terör örgütü mensuplarına örtülü af getirilmesine, teröristbaşının muhatap alınmasına ve milli egemenliğin zedelenmesine Türk milleti olarak hayır diyoruz" ifadelerine yer verildi. Kampanya, "Çerçeve Yasaya Hayır" etiketleriyle kısa sürede milyonlarca kullanıcıya ulaştı.


Ekşi Sözlük ve forumlar ayakta


Sözlük platformları ve siyasi forumlarda da yasa teklifinin şifreleri masaya yatırıldı. "5 ağustos 2026 çerçeve yasanın meclise sunulması" başlığı altında binlerce yorum birikirken, kullanıcılar özellikle yasadaki "10 yıllık infaz erteleme" maddesine dikkat çekti.

Dijital analizlerde ve yorumlarda öne çıkan en büyük endişe ise "Lübnanlaşma" tehlikesi oldu. Kullanıcılar, kapalı kapılar ardında ve toplumsal mutabakat aranmadan hazırlanan bu metnin, Türkiye'yi etnik ve çoklu bir yönetim yapısına sürükleyerek kırılganlaştıracağını savunuyor. Meclis'teki partilerin "boş kağıtlara imza atarak" bu süreci yürütmesi ise dijital tabanda çok ciddi bir güvensizlik dalgası yarattı.


Milletvekillerine "istifa" çağrısı


Sosyal medyadaki öfkenin bir diğer hedefi ise taslağın altında ortak imzası bulunan milletvekilleri oldu. AK Parti, MHP, DEM Parti ve HÜDA-PAR'ın yanı sıra bazı CHP'li vekillerin de teklife destek verdiğinin ortaya çıkması, partilerin tabanlarında adeta deprem etkisi yarattı.

İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu'nun Meclis kürsüsünden yaptığı "Lozan'a değil, Sevr'e imza atıyorsunuz" konuşmasına ait videolar TikTok ve X platformlarında izlenme rekorları kırarken; seçmenler, kendi partilerinden imza veren milletvekillerinin hesaplarını etiketleyerek "İstifa edin" ve "O imzayı geri çekin" çağrıları yapıyor. Sosyal medyadaki bu büyük dijital ablukanın, 11 Ağustos Salı günü yapılması planlanan Genel Kurul oylamasına kadar artarak sürmesi bekleniyor.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.
 

07.08.2026 11:06:00
AA
 
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.

Güvenlik kaynaklarından alınan bilgiye göre, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan bugün Suudi Arabistan'da ortak savunma anlaşması imzalayacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, günübirlik çalışma ziyareti için bu sabah Suudi Arabistan'a hareket etmişti.

Pakistan, ABD-İran savaşını sona erdirmek için arabuluculuk çalışmalarında bulunurken, Türkiye Gazze'de ateşkesin sağlanması yönünde diplomatik alanda aktif rol oynadı.

Pakistan ve Suudi Arabistan, 2025'te ortak bir savunma anlaşması imzalayacaklarını duyurmuştu.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 17 Eylül'de "Ortak Stratejik Savunma Anlaşması" imzalamıştı.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan üçlü savunma anlaşması imzalayacak

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi

 

07.08.2026 10:23:00
Anadolu Ajansı
 
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan üçlü savunma anlaşması imzalayacak
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan üçlü savunma anlaşması imzalayacak

Güvenlik kaynaklarından alınan bilgiye göre, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan bugün Cidde'de ortak savunma anlaşması imzalayacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, günübirlik çalışma ziyareti için bu sabah Suudi Arabistan'a hareket etmişti.

Pakistan, ABD-İran savaşını sona erdirmek için arabuluculuk çalışmalarında bulunurken, Türkiye Gazze'de ateşkesin sağlanması yönünde diplomatik alanda aktif rol oynadı.

Pakistan ve Suudi Arabistan, 2025'te ortak bir savunma anlaşması imzalayacaklarını duyurmuştu.

Ezine'de 14 kaçak göçmen yakalandı

Çanakkale'nin Ezine ilçesi açıklarında Sahil Güvenlik ekiplerince lastik bot içinde 14 kaçak göçmen yakalandı

07.08.2026 10:23:00
İhlas Haber Ajansı
 
Ezine'de 14 kaçak göçmen yakalandı
Ezine'de 14 kaçak göçmen yakalandı
Çanakkale'nin Ezine ilçesi açıklarında Sahil Güvenlik ekiplerince lastik bot içinde 14 kaçak göçmen yakalandı.

Sahil Güvenlik Komutanlığı ekiplerince Ezine açıklarında bir grup kaçak göçmen olduğu tespit edildi. Bölgeye sevk edilen Sahil Güvenlik botu 'KB-57' tarafından hareket halinde durdurulan fiber karinalı lastik bot içinde 14 kaçak göçmen yakalandı.

Kaçak göçmenler işlemlerinin ardından Ayvacık ilçesindeki Göçmen Ön Kabul ve Sevk Merkezine (GÖKSEM) teslim edildi.

Avcılar Belediyesine yönelik soruşturmada 12 kişi adliyede

Avcılar Belediyesine yönelik "ihaleye fesat karıştırma" soruşturması kapsamında İstanbul merkezli 4 ilde düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 12 zanlı Küçükçekmece Adliyesi'ne sevk edildi

07.08.2026 09:04:00
AA
 
Avcılar Belediyesine yönelik soruşturmada 12 kişi adliyede
Avcılar Belediyesine yönelik soruşturmada 12 kişi adliyede

Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca, Avcılar Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğünün 2022 yılında "Avcılar İlçesi Asfalt İmalatları" ihalesinde kamu kurumlarından yaklaşık maliyet araştırması yapmaksızın yüksek teklif alarak ihalenin maliyetini yükselttiğinin belirlenmesi üzerine "ihaleye fesat karıştırma" suçundan başlatılan soruşturma devam ediyor.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından Küçükçekmece Adliyesi'ne sevk edildi.

Ne olmuştu?

Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından "ihaleye fesat karıştırma" suçundan yürütülen soruşturma kapsamında Avcılar Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğünün 2022 yılında "Avcılar İlçesi Asfalt İmalatları" ihalesinde kamu kurumlarından yaklaşık maliyet araştırması yapmaksızın yüksek teklif alarak ihalenin maliyetini yükselttiği belirlenmişti.

Kamu zararının oluşmasına yol açtıkları gerekçesiyle 14 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmişti.

İstanbul, Ankara, Balıkesir ve Bitlis'te düzenlenen eş zamanlı operasyonda 12 şüpheli yakalanmıştı.

Hakkında gözaltı kararı verilen bir şüphelinin sağlık sorunları sebebiyle hastanede tedavi gördüğü, bir zanlının ise başka bir suçtan cezaevinde olduğu öğrenilmişti.

Hakkında gözaltı kararı verilen 14 isim şu şekilde:

"Yaklaşık Maliyet Komisyonu ve İhale Komisyonu Başkanı Seçkin Özcan, Yaklaşık Maliyet Komisyonu üyesi İsmail Kurtuluş, Yaklaşık Maliyet Komisyonu ve İhale Komisyonu üyesi Salman Kalmaz, Fen İşleri Müdürü ve ihale yetkilisi Nevzat Yalçın, İhale Komisyonu üyeleri Dursun Yavuz, Kemal Baki, Kemal Kenar, bazı inşaat ve asfalt firması yetkilileri Gülay Güneş, Burak Güneş, Furkan Karaca, Behçet Hırdar, Celal Hırdar, Mustafa Timur ve Yüksel Kırıcı."
 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.