İngiltere uzun zamandır dünya sahnesinde güçlü bir oyuncu oldu. Ancak 2016'da Avrupa Birliği'nden ayrılmasıyla etkisi sarsıldı ve dış politikada kendini yeniden tanımlamak zorunda kaldı. Brexit sonrası ekonomik ve siyasi sorunlar sürerken, İngiltere hala ABD ve diğer ülkelerle güçlü ilişkilerini korumaya çalışıyor. Uluslararası basın ve uzman yorumları, İngiltere'nin bu dönemde temkinli ama stratejik bir yol izlediğini gösteriyor.
İran'da temkinli duruş
Orta Doğu'daki gerilimler arttıkça İngiltere temkinli bir politika izliyor. ABD, İran'a karşı askeri operasyonlarda İngiliz üslerini kullanmak isterken, Londra bu talebe başta sınırlı yanıt verdi.
İngiltere'nin temel yaklaşımı net: ekonomik ve askeri riskleri yönetmek, bölgesel kaosa çekilmemek. Başbakan Keir Starmer'in önceliği, ülkenin petrol fiyatları ve yaşam maliyeti üzerindeki olası yıkıcı etkilerden korunması. Pandemi sonrası artan enerji fiyatları ve iç ekonomik zorluklar, İngiltere'nin Orta Doğu'ya doğrudan müdahale etmesini güçleştiriyor. Ayrıca geçmişteki Irak müdahalesinden çıkarılan dersler, İngiltere'yi "İran'ın geleceği İranlılarındır" politikasına yönlendirdi.
Gözlemciler ve uluslararası uzmanlar, İngiltere'nin ABD'nin taleplerine hemen boyun eğmediğini vurguluyor. Londra, yalnızca uluslararası hukuk çerçevesinde ve savunma amaçlı sınırlı izinler vererek, bağımsız ve temkinli duruşunu korumaya çalıştı. Bu, "hayır demek değil ama kendi kurallarımızla hareket ediyoruz" yaklaşımını yansıtıyor.
İsrail ile İngiltere: Dengeli ve bağımsız yaklaşım
İsrail, ABD ve İngiltere ilişkilerinde kritik bir rol oynuyor. ABD'nin Orta Doğu politikaları çoğunlukla İsrail'in güvenliğiyle paralel ilerliyor. İngiltere ise doğrudan bir çatışmaya katılmadan bölgesel dengeyi korumayı hedefliyor.
İngiltere'nin İsrail politikası ABD'den farklı: Londra, İsrail ile güvenlik ve diplomasi alanında iş birliği yapıyor, ancak ABD kadar İsrail'in bütün politikalarını desteklemiyor. Bu bağımsızlık, İngiltere'nin arabulucu ve dengeleyici rolünü güçlendiriyor.
Uzman yorumlarına göre, ABD'deki güçlü Yahudi diasporası ve lobisi, İsrail politikalarını belirlemede belirgin bir rol oynuyor. İngiltere'de ise Yahudi topluluğu daha küçük ve siyasette etkisi ABD'deki kadar belirgin değil. Londra'daki finans sektöründe bazı etkili iş insanları bulunmasına rağmen, dış politika kararlarını tek başına yönlendirmiyor. Bu yapı, İngiltere'nin İsrail ile ilişkilerini daha bağımsız ve stratejik bir çerçevede sürdürmesini sağlıyor.
İngiltere, İran ve İsrail ile ilişkilerini dengede tutarak, gerilimi azaltma ve diplomatik kanalları açık tutma stratejisini öncelikli görüyor. Uluslararası basın ve gözlemciler, bu yaklaşımın İngiltere'yi bölgedeki güvenilir bir arabulucu konumuna taşıdığını belirtiyor.
Trump ve Rusya senaryosu: İngiltere yalnız kalır mı?
Donald Trump, olası bir ABD-Rusya çatışmasında İngiltere'nin yalnız kalabileceğini zaman zaman ima etti. Londra bunu bir tehdit değil, stratejik bir uyarı olarak değerlendiriyor.
İngiltere, olası senaryolara karşı iki yönlü bir strateji izliyor:
ABD ile ittifakı korumak: NATO ve uluslararası platformlarda koordinasyonu sürdürmek, güvenlik garantilerini kaybetmemek için önemli.
Kendi güvenliğini sağlamak: Olası bir ABD-Rusya çatışmasında tek başına kalma ihtimaline karşı savunma hazırlıklarını güçlendirmek.
Gözlemciler, bu yaklaşımın İngiltere'nin bazen kararsız gibi görünse de aslında stratejik ve temkinli bir politika izlediğini gösterdiğini belirtiyor.
İngiltere'nin savaş ve barıştaki konumu
Tarihsel ve güncel bakışla İngiltere, savaşlarda genellikle doğrudan başlatıcı değil, müttefikleriyle birlikte hareket eden bir aktör. Barış süreçlerinde de tek başına arabulucu olabiliyor ama çoğunlukla ABD, Avrupa veya uluslararası kurumlarla koordineli çalışıyor. Bu nedenle İngiltere çoğu zaman " İngiltere olmadan savaşta olmaz, barışta" denebilecek bir konumda: stratejik olarak koalisyon ortağı ve dengeleyici güç rolünde.
Neden temkinli?
İngiltere'nin statükoyu koruma stratejisi, büyük kar elde etmek için değil, kontrolsüz bir kaostan kaçınmak için. Savaş, ani rejim değişikliği veya ekonomik çöküş, İngiltere için çok maliyetli olur. Mevcut durum ise yönetilebilir ve güvenli bir denge sunuyor.
Ekonomik istikrar, enerji güvenliği, diplomatik rol ve askeri kaynakların verimli kullanımı İngiltere'nin temel öncelikleri arasında. Ayrıca İngiltere'nin iç siyaseti ve kamuoyu, olası bir Orta Doğu müdahalesine sıcak bakmıyor. Uluslararası gözlemciler, İngiliz halkının büyük kısmının yeni bir savaşın maliyetini yüksek gördüğünü ve hükümetin temkinli adımlarını desteklediğini belirtiyor.
Son olarak akıllı güç ve uzun vadeli denge
Günümüzde güç sadece askeri kapasiteyle ölçülmüyor. Diplomasi, ekonomi ve risk yönetimi de kritik önemde. İngiltere, Brexit sonrası ve küresel krizler karşısında temkinli adımlarla hem kendi sınırlarını hem uluslararası dengeleri gözetiyor. Uluslararası basın ve uzman yorumları, İngiltere'nin bu yaklaşımının uzun vadede hem güvenli hem de sürdürülebilir bir yol sunduğunu doğruluyor.
Cem Bürüç / diğer yazıları
- Japonya savunma stratejisinde yeni dönem: Uzun menzilli füzeler ve bölgesel gerilim / 03.04.2026
- İngiltere'nin denge politikası: ABD, İran, İsrail ve Rusya kıskacında / 02.04.2026
- İran'a kara harekatı: Haritada kolay, sahada zor / 01.04.2026
- Dışarıda değişim çağrısı, içeride büyüyen çatlak: Amerika Birleşik Devletleri siyasetinin zor sınavı / 31.03.2026
- Kurallar mı güç mü: Sınır ötesi operasyonların gölgesinde dünya düzeni / 30.03.2026
- Hürmüz'e sıkışan hesap: Stratejik bir hesap hatasının hikayesi / 27.03.2026
- Husiler: Kontrol edilen mi, kontrol eden mi? / 26.03.2026
- Savaşın gölgesinde diplomasi: Neden Pakistan öne çıkıyor? / 25.03.2026
- Demokrasi değil, uyum: Washington'ın İran hesabı / 24.03.2026
- Hürmüz'den çıkan ders: Türkiye'siz koridor ya eksik kalır ya pahalıya mal olur / 21.03.2026
- İngiltere'nin denge politikası: ABD, İran, İsrail ve Rusya kıskacında / 02.04.2026
- İran'a kara harekatı: Haritada kolay, sahada zor / 01.04.2026
- Dışarıda değişim çağrısı, içeride büyüyen çatlak: Amerika Birleşik Devletleri siyasetinin zor sınavı / 31.03.2026
- Kurallar mı güç mü: Sınır ötesi operasyonların gölgesinde dünya düzeni / 30.03.2026
- Hürmüz'e sıkışan hesap: Stratejik bir hesap hatasının hikayesi / 27.03.2026
- Husiler: Kontrol edilen mi, kontrol eden mi? / 26.03.2026
- Savaşın gölgesinde diplomasi: Neden Pakistan öne çıkıyor? / 25.03.2026
- Demokrasi değil, uyum: Washington'ın İran hesabı / 24.03.2026
- Hürmüz'den çıkan ders: Türkiye'siz koridor ya eksik kalır ya pahalıya mal olur / 21.03.2026


























































