logo
01 NİSAN 2026

İran'a kara harekatı: Haritada kolay, sahada zor

01.04.2026 00:00:00

Haritaya bakınca savaş planlamak kolaydır. Sınırlar çizilir, hedefler işaretlenir, senaryolar hazırlanır. Ancak savaş, harita üzerinde değil sahada yapılır. İran söz konusu olduğunda ise bu fark çok daha belirgindir. Çünkü İran; coğrafyası, toplumsal yapısı ve bölgedeki etkisiyle son derece zorlu bir denklem sunar.

ABD'nin İran'a yönelik olası bir kara harekatı zaman zaman gündeme gelir. Ancak bu ihtimali gerçekçi şekilde değerlendirdiğimizde ortaya çıkan tablo nettir: Bu, hızlı sonuç alınabilecek bir operasyon değil; uzun, maliyetli ve sonucu belirsiz bir süreçtir.

İlk ve en temel mesele coğrafyadır. İran'ın büyük ölçüde dağlık yapısı, doğal bir savunma avantajı sağlar. Bu tür arazilerde ilerlemek, en gelişmiş ordular için bile ciddi zorluklar yaratır. Bu durum, olası bir kara harekatını baştan yavaşlatan ve uzatan bir faktördür.

Bu tabloya Hürmüz Boğazı eklenir. Dünya enerji taşımacılığının önemli bir bölümü bu dar geçitten yapılır. İran'ın bu bölgeye yakınlığı, olası bir çatışmayı sadece askeri değil, küresel ekonomik bir krize dönüştürebilir. Aynı şekilde Basra Körfezi'ndeki adalar da savunma ve gözetleme açısından kritik rol oynar ve operasyonu daha karmaşık hale getirir.

Sahadaki en sert gerçek ise askeri kayıplardır. İran'ın olası bir işgal durumunda asimetrik yöntemlere yönelmesi, yani küçük ve hareketli unsurlarla yıpratma stratejisi izlemesi beklenir. Bu tür savaşlar, güçlü ordular için bile uzun ve maliyetli olur.

ABD iç siyaseti bu noktada belirleyici olur. Uzayan savaşlar ve artan kayıplar, kamuoyunda tepki doğurur ve siyasi baskıyı artırır. Yaklaşan ara seçimler, protestolar ve mitingler, büyük asker kaybını ABD'nin fiilen göze alamayacağını gösterir. Vietnam ve Irak tecrübeleri, ordunun kapasitesinin halk desteği olmadan işe yaramadığını açıkça göstermiştir. Sosyal medya ve anlık haber akışı, kayıpları görünür hale getirir ve siyasi baskıyı daha hızlı artırır.

Bu nedenle doğrudan kara harekatı yerine dolaylı yöntemler daha sık gündeme gelir. Vekil güçler üzerinden baskı kurma fikri bunlardan biridir. Ancak bu yaklaşımın da kesin sonuç verdiğini söylemek zordur.

İran'ın güneydoğusundaki Belucistan bölgesi sıkça tartışılır. Ülkenin diğer bölgelerine kıyasla daha düz olan bu alan ve Afganistan'a yakınlığı, dışarıdan bakıldığında bir fırsat gibi görülebilir. Ancak yerel dinamikler ve güvenlik dengeleri, bu hattı sanıldığı kadar kolay bir seçenek olmaktan çıkarır. Afganistan ise yapısı gereği planlaması kolay ama sonuç alması zor bir coğrafya olmaya devam etmektedir.

Benzer bir tartışma Irak hattı için de yapılır. Özellikle Süleymaniye çevresi, İran sınırına yakınlığı nedeniyle bazı senaryolarda öne çıkar. Bu bölgeden belirli grupların yönlendirilebileceği öne sürülse de İran'ın sınır güvenliği ve bölgesel dengeler bu ihtimali sınırlayan faktörlerdir. Ayrıca Irak'ın kendi iç yapısı da dışarıdan planlanan stratejilerin sahada aynı şekilde uygulanmasını zorlaştırır.

Tarih de bu tür planların her zaman başarıya ulaşmadığını gösterir. ABD'nin 1961 yılında Küba'da gerçekleştirdiği Domuzlar Körfezi Çıkarması, dış destekli bir operasyonun sahada nasıl başarısız olabileceğinin çarpıcı bir örneğidir. Beklenen iç destek oluşmamış ve operasyon kısa sürede çökmüştür. Bu örnek, İran gibi devlet yapısı güçlü ülkeler için önemli bir hatırlatmadır. Dış müdahale, beklenen çözülmeyi değil, tam tersine toplumsal kenetlenmeyi tetikleyebilir.

ABD'nin vereceği zayiat meselesi ise ayrıca kritik bir boyuttur. Teorik olarak ordunun kapasitesi büyük olsa da artan kayıplar ve iç politik baskılar ABD'nin kararlarını doğrudan etkiler. Yaklaşan ara seçimler ve protestolar, büyük asker kaybını fiilen göze alamayacağını gösterir. Vietnam'da olduğu gibi, kayıplar arttıkça takviye göndermek mantıklı gözükse de günümüzde iç siyasi baskı ve toplumsal tepki böyle bir stratejiyi sınırlayan faktörlerdir. Bu, ABD için riskin yalnızca askeri değil, siyasi olarak da yönetilemeyen bir bataklığa dönüşmesi anlamına gelir.

Tüm bu askeri ve stratejik faktörlerin ötesinde, belki de en önemli unsur İran toplumudur. Ülkede farklı görüşler ve sorunlar olabilir. Ancak dış müdahale söz konusu olduğunda toplumların refleksi değişir. İran'da dış baskı, ayrışmayı değil, büyük ölçüde birleşmeyi tetikleyebilir. Bu da dışarıdan "iç karışıklık çıkarma" beklentisini zayıflatır.

Tüm bunlara karşın, ABD teorik olarak kayıpları, iç baskıları ve Vietnam benzeri yıpratma riskini göze alarak bu harekatı başlatabilir. Ancak ortaya çıkacak tablo ABD için kazançlı olmayacak, ağır bir bedel ödenmesini gerektirecektir. Coğrafya zorlu, saha karmaşık ve toplumsal direnç güçlüdür. ABD, harekatı sürdürebilir ama sahada zafer kazanması muhtemel değildir; askeri ve siyasi kayıplar kaçınılmazdır.

Sonuç olarak tablo açıktır: İran'a karşı savaş başlatmak mümkün görünse de bu savaş ABD'ye kolay zafer getirmez. Haritada plan yapmak kolaydır, ancak sahada hem askeri hem de siyasi bedeli çok yüksek bir mücadele ile karşı karşıya kalınacaktır.

 
Cem Bürüç / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.