Irak'ta hükümet krizi
Irak'ta hükümet kurma krizi derinleşirken Nuri el-Maliki’nin olası dönüşü, Türkiye’nin son dönemde elde ettiği PKK’ya karşı güvenlik kazanımlarını, Kalkınma Yolu Projesi’ni ve ekonomik işbirliğini riske atarak Ankara-Bağdat ilişkilerini yeniden gerilim hattına taşıyabilir
17.02.2026 16:05:00
Eyüp Kabil
Eyüp Kabil





Irak'ta 11 Kasım 2025'te gerçekleştirilen seçimlerin ardından hükümet kurma süreci hala belirsizlik içinde sürüyor.
Eski Başbakan Nuri el-Maliki'nin adı ön plana çıkarken, bu durum Türkiye'nin Bağdat'la son dönemde geliştirdiği güvenlik ve ekonomi işbirliğini riske atıyor.
Ankara, PKK tehdidiyle mücadelede Irak'ın rolünü kritik görürken, Maliki'nin potansiyel dönüşü geçmiş gerilimleri yeniden alevlendirebilir.

Irak Seçimleri ve Hükümet Kurma Süreci
Irak seçimlerinde, görevdeki Başbakan Muhammed Şiya Es-Sudani'nin liderliğindeki İmar ve Kalkınma İttifakı birinci parti olarak çıktı. Ancak hükümeti kurmak için gerekli çoğunluk, Şii Koordinasyon Çerçevesi ittifakında bulunuyor. Bu ittifak, başbakan adayı olarak Nuri el-Maliki'yi belirledi. Maliki, 2006-2014 yılları arasında başbakanlık yapmış ve sonraki dönemde cumhurbaşkanı yardımcılığı görevini üstlenmişti.
Seçim sonrası süreç, cumhurbaşkanlığı seçimiyle karmaşıklaşıyor. Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ile Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) arasındaki müzakereler hala sonuçlanmadı. ABD Başkanı Donald Trump'ın Maliki'nin başbakanlığına karşı çıkması ve yardımların kesileceği uyarısı, Şii ittifakını alternatif aday arayışına itti. Ancak Irak basınına yansıyan haberlere göre, somut bir isim henüz gündeme gelmedi. Bu belirsizlik, Irak'ın iç siyasetini olduğu kadar bölgesel dengeleri de etkiliyor.

Nuri el-Maliki'nin Tartışmalı Dönüşü
Nuri el-Maliki, İran yanlısı politikalarıyla biliniyor ve başbakanlığı döneminde Türkiye-Irak ilişkilerinde ciddi gerilimler yaşanmıştı. Maliki, Türkiye'yi Irak'ın içişlerine karışmakla suçlarken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Irak'ı PKK faaliyetlerine göz yummakla itham etmişti. Maliki'nin olası dönüşü, bu eski sorunların yeniden su yüzüne çıkması riskini taşıyor.
Analistler, Maliki'nin dönüşünün Irak'ın iç dengelerini bozabileceğini ve bölgesel ilişkileri karmaşıklaştırabileceğini belirtiyor. Özellikle Türkiye ve Körfez ülkeleri açısından belirsizlik yaratan bu senaryo, Maliki'nin pragmatik bir çizgi izleyip izlemeyeceği sorusunu gündeme getiriyor. ABD baskıları ve değişen bölgesel dinamikler, Maliki'yi daha esnek politikalara yöneltebilir, ancak geçmiş deneyimler şüpheleri artırıyor.

Türkiye'nin Güvenlik Endişeleri
Irak, Türkiye'nin terörle mücadele stratejisinde kilit bir konumda. PKK'nın Irak topraklarını ana karargah, eğitim ve finansal üs olarak kullanması, Ankara için büyük bir tehdit. Sudani hükümetiyle son dönemde güvenlik işbirliği artmıştı. 2024'te Erdoğan'ın Irak ziyareti sonrası imzalanan "Askeri, Güvenlik İşbirliği ve Terörle Mücadeleye Dair Mutabakat Zaptı" ile Bağdat'ta Ortak Güvenlik Koordinasyon Merkezi kuruldu. Bu çerçevede PKK'nın silah bırakma törenleri gibi adımlar atıldı.
Maliki'nin başbakanlığı durumunda bu işbirliğinin sekteye uğraması bekleniyor. Türkiye'nin "terörsüz Türkiye" projesi, Irak merkezi hükümeti ve IKBY ile koordinasyonu gerektiriyor. PKK'nın Sincar ve Kandil'deki varlığına karşı baskıların azalması, Türkiye'nin sınır güvenliğini riske atabilir. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 9 Şubat'ta verdiği röportajda bu endişeleri dile getirerek, Irak'ın terörle mücadelede somut adımlar atmasını vurgulamıştı.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Yolu Projesi
Güvenlik dışında ekonomi de kritik bir alan. Türkiye ve Irak arasında ticaret hacmi artarken, Kalkınma Yolu projesi gibi girişimler ilerletiliyor. Sudani yönetimiyle bu alanda önemli adımlar atıldı, ancak Maliki dönemi gerilimleri ekonomik anlaşmaları da etkileyebilir.
Kerkük-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı'nın 2026'da sona erecek anlaşması, enerji işbirliğinde yeni bir dönemi işaret ediyor. Bu hat, sadece ham petrolle sınırlı kalmayıp doğal gaz, petrokimya ve elektrik gibi alanları kapsayabilir. Belirsizlik, bu projelerin geleceğini tehlikeye atıyor ve iki ülke için ekonomik kayıplara yol açabilir.

Resmi Görüşmeler ve Diplomatik Hamleler
Son dönemde yoğun diplomasi trafiği yaşanıyor. Erdoğan ve Sudani, 13 Şubat'ta telefon görüşmesinde ticaret, terörle mücadele ve Kalkınma Yolu'nu ele aldı. Fidan, 14 Şubat'ta Irak Savunma Bakanı'yla Ankara'da görüştü ve 16 Şubat'ta IKBY Başkanı Neçirvan Barzani ile telefonlaştı.
Fidan'ın röportajında Irak'a yönelik ifadeleri (Suriye'de SDG-Şam entegrasyonundan sonra sıranın Irak'a geleceği) Bağdat'ta rahatsızlık yarattı ve Türkiye Büyükelçisi çağrıldı. Ankara, bunu çeviri hatası olarak savundu. Bu gelişmeler, Türkiye'nin Irak'taki sürece aktif müdahil olduğunu gösteriyor.

Olası Etkiler
Maliki'nin başbakanlığı, Türkiye-Irak ilişkilerini geriye götürebilir ve güvenlik anlaşmalarını riske atabilir. Ancak ABD'nin baskıları ve Irak'ın ekonomik bağımlılığı, alternatif adayların önünü açabilir. Türkiye, mevcut işbirliğini korumak için mesajlar verirken, belirsizlik bölgesel istikrarı tehdit ediyor.
Uzmanlar, hükümet kurma sürecinin uzamasının Irak'ta iç çekişmeleri artırabileceğini belirtiyor. Türkiye için en olumlu senaryo, Sudani gibi dengeli bir figürün devamı; en kötüsü ise Maliki'nin dönüşüyle gerilimlerin artması. Önümüzdeki haftalar, bu belirsizliğin çözümü için kritik olacak.
Bu gelişmeler, Orta Doğu'da dengelerin hızla değişebileceğini gösteriyor. Türkiye, diplomatik çabalarını yoğunlaştırarak çıkarlarını korumaya odaklanıyor.
Eski Başbakan Nuri el-Maliki'nin adı ön plana çıkarken, bu durum Türkiye'nin Bağdat'la son dönemde geliştirdiği güvenlik ve ekonomi işbirliğini riske atıyor.
Ankara, PKK tehdidiyle mücadelede Irak'ın rolünü kritik görürken, Maliki'nin potansiyel dönüşü geçmiş gerilimleri yeniden alevlendirebilir.

Irak Seçimleri ve Hükümet Kurma Süreci
Irak seçimlerinde, görevdeki Başbakan Muhammed Şiya Es-Sudani'nin liderliğindeki İmar ve Kalkınma İttifakı birinci parti olarak çıktı. Ancak hükümeti kurmak için gerekli çoğunluk, Şii Koordinasyon Çerçevesi ittifakında bulunuyor. Bu ittifak, başbakan adayı olarak Nuri el-Maliki'yi belirledi. Maliki, 2006-2014 yılları arasında başbakanlık yapmış ve sonraki dönemde cumhurbaşkanı yardımcılığı görevini üstlenmişti.
Seçim sonrası süreç, cumhurbaşkanlığı seçimiyle karmaşıklaşıyor. Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ile Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) arasındaki müzakereler hala sonuçlanmadı. ABD Başkanı Donald Trump'ın Maliki'nin başbakanlığına karşı çıkması ve yardımların kesileceği uyarısı, Şii ittifakını alternatif aday arayışına itti. Ancak Irak basınına yansıyan haberlere göre, somut bir isim henüz gündeme gelmedi. Bu belirsizlik, Irak'ın iç siyasetini olduğu kadar bölgesel dengeleri de etkiliyor.

Nuri el-Maliki'nin Tartışmalı Dönüşü
Nuri el-Maliki, İran yanlısı politikalarıyla biliniyor ve başbakanlığı döneminde Türkiye-Irak ilişkilerinde ciddi gerilimler yaşanmıştı. Maliki, Türkiye'yi Irak'ın içişlerine karışmakla suçlarken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Irak'ı PKK faaliyetlerine göz yummakla itham etmişti. Maliki'nin olası dönüşü, bu eski sorunların yeniden su yüzüne çıkması riskini taşıyor.
Analistler, Maliki'nin dönüşünün Irak'ın iç dengelerini bozabileceğini ve bölgesel ilişkileri karmaşıklaştırabileceğini belirtiyor. Özellikle Türkiye ve Körfez ülkeleri açısından belirsizlik yaratan bu senaryo, Maliki'nin pragmatik bir çizgi izleyip izlemeyeceği sorusunu gündeme getiriyor. ABD baskıları ve değişen bölgesel dinamikler, Maliki'yi daha esnek politikalara yöneltebilir, ancak geçmiş deneyimler şüpheleri artırıyor.

Türkiye'nin Güvenlik Endişeleri
Irak, Türkiye'nin terörle mücadele stratejisinde kilit bir konumda. PKK'nın Irak topraklarını ana karargah, eğitim ve finansal üs olarak kullanması, Ankara için büyük bir tehdit. Sudani hükümetiyle son dönemde güvenlik işbirliği artmıştı. 2024'te Erdoğan'ın Irak ziyareti sonrası imzalanan "Askeri, Güvenlik İşbirliği ve Terörle Mücadeleye Dair Mutabakat Zaptı" ile Bağdat'ta Ortak Güvenlik Koordinasyon Merkezi kuruldu. Bu çerçevede PKK'nın silah bırakma törenleri gibi adımlar atıldı.
Maliki'nin başbakanlığı durumunda bu işbirliğinin sekteye uğraması bekleniyor. Türkiye'nin "terörsüz Türkiye" projesi, Irak merkezi hükümeti ve IKBY ile koordinasyonu gerektiriyor. PKK'nın Sincar ve Kandil'deki varlığına karşı baskıların azalması, Türkiye'nin sınır güvenliğini riske atabilir. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 9 Şubat'ta verdiği röportajda bu endişeleri dile getirerek, Irak'ın terörle mücadelede somut adımlar atmasını vurgulamıştı.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Yolu Projesi
Güvenlik dışında ekonomi de kritik bir alan. Türkiye ve Irak arasında ticaret hacmi artarken, Kalkınma Yolu projesi gibi girişimler ilerletiliyor. Sudani yönetimiyle bu alanda önemli adımlar atıldı, ancak Maliki dönemi gerilimleri ekonomik anlaşmaları da etkileyebilir.
Kerkük-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı'nın 2026'da sona erecek anlaşması, enerji işbirliğinde yeni bir dönemi işaret ediyor. Bu hat, sadece ham petrolle sınırlı kalmayıp doğal gaz, petrokimya ve elektrik gibi alanları kapsayabilir. Belirsizlik, bu projelerin geleceğini tehlikeye atıyor ve iki ülke için ekonomik kayıplara yol açabilir.

Resmi Görüşmeler ve Diplomatik Hamleler
Son dönemde yoğun diplomasi trafiği yaşanıyor. Erdoğan ve Sudani, 13 Şubat'ta telefon görüşmesinde ticaret, terörle mücadele ve Kalkınma Yolu'nu ele aldı. Fidan, 14 Şubat'ta Irak Savunma Bakanı'yla Ankara'da görüştü ve 16 Şubat'ta IKBY Başkanı Neçirvan Barzani ile telefonlaştı.
Fidan'ın röportajında Irak'a yönelik ifadeleri (Suriye'de SDG-Şam entegrasyonundan sonra sıranın Irak'a geleceği) Bağdat'ta rahatsızlık yarattı ve Türkiye Büyükelçisi çağrıldı. Ankara, bunu çeviri hatası olarak savundu. Bu gelişmeler, Türkiye'nin Irak'taki sürece aktif müdahil olduğunu gösteriyor.

Olası Etkiler
Maliki'nin başbakanlığı, Türkiye-Irak ilişkilerini geriye götürebilir ve güvenlik anlaşmalarını riske atabilir. Ancak ABD'nin baskıları ve Irak'ın ekonomik bağımlılığı, alternatif adayların önünü açabilir. Türkiye, mevcut işbirliğini korumak için mesajlar verirken, belirsizlik bölgesel istikrarı tehdit ediyor.
Uzmanlar, hükümet kurma sürecinin uzamasının Irak'ta iç çekişmeleri artırabileceğini belirtiyor. Türkiye için en olumlu senaryo, Sudani gibi dengeli bir figürün devamı; en kötüsü ise Maliki'nin dönüşüyle gerilimlerin artması. Önümüzdeki haftalar, bu belirsizliğin çözümü için kritik olacak.
Bu gelişmeler, Orta Doğu'da dengelerin hızla değişebileceğini gösteriyor. Türkiye, diplomatik çabalarını yoğunlaştırarak çıkarlarını korumaya odaklanıyor.



























































