Objektif bir bakışla, son yirmi yıllık gözlemlerimizin ışığında hiç abartmadan rahatlıkla söyleyebiliriz ki, işin içinde AKP varsa; erime vardır, eritme vardır, çürüme vardır, çürütme vardır, yürüme vardır ve mutlaka yürütme vardır.
İşin içinde AKP varsa…
Yeme vardır, yedirme vardır, yağma vardır, yağmalama vardır ve yağmalatma vardır.
Her zaman ve zeminde, hayatın hemen hemen her alanında, mutlaka bozma vardır, bozulma vardır, ezme vardır, ezilme vardır, ayak keseri gibi sürekli kendi hanesine yazma vardır ve yazdırma vardır.
İşin içinde AKP varsa…
Hak etmediği lokmayı alma vardır, alan vardır, yolsuzluğun bin türlüsünün bir yolunu bulan vardır, bulma vardır, kamu kaynaklarını bin bir yolla çalan vardır, çalma vardır, hem vatandaşın hem de kamunun bağına-bostanına, ovasına-yaylasına, ormanına-merasına, sahiline-kumsalına destursuz dalan vardır, dalma vardır.
İşin başında AKP varsa…
Toplumu bir arada tutan asırlık değerlerin ve sosyal dokunun aşınması vardır, aşındırılması vardır, kamu kaynaklarının, kamuya ait servetin ve sermayenin kamudan özele taşınması vardır, taşıyanlar vardır.
İşin içinde AKP varsa…
Toplumun neredeyse tamamına yakınının günden güne, haftadan haftaya, aydan aya ve yıldan yıla aşırı derecede fakirleşmesi karşısında bir avuç mutlu azınlığın hesapsız servete erişmesi vardır.
İşin başında AKP varsa…
Hayatın her alanına, temel ihtiyaç maddelerinin her kalemine yağmur gibi, dolu gibi yağan zamlar vardır, zamlardan ötürü, geçim sıkıntısından ötürü acı ile, sancı ile kıvranan geniş kitlelere karşı, zevkten dört köşe olan ve servetini katladıkça katlayan kimseler ve kesimler vardır.
İşin içinde AKP varsa…
Paranın pula dönüşmesi vardır, zenginler için ve torpilliler için dağların yola dönüşmesi vardır, imtiyazlı sınıflar için ovaların ve tarlaların arsaya dönüşmesi vardır.
İşin başında AKP varsa…
Ülkedeki kaynakların, ülkedeki servetin ve sermayenin belli ellerde toplanması vardır, bu belli ellerde toplanmasının bir sonucu olarak zenginle-fakir arasındaki uçurumun git gide genişlemesi ve derinleşmesi vardır, geniş kitleler ucuz ekmek kuyruklarında saatlerini harcarken, bir avuç mutlu azınlığın debdebe ve aşırı konfor içinde hayat sürmesi vardır.
Ülkenin dört bir yanından yükselen faryat ve figanlara kulaklarını tıkamayanlar için her şey ortada değil mi?
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Gidiyor / 06.08.2026
- ‘Ben toprağın tohumuyum ekmeyiniz taşa beni’ / 04.08.2026
- Yoksulun hakkını pay eylemişler / 31.07.2026
- Açları doyurabilirsiniz ama açgözlüleri biraz zor / 29.07.2026
- Şehitler ölümsüz bilmelisiniz / 28.07.2026
- Anlayan el kaldırsın / 23.07.2026
- Binler kıvranır acından biri vazgeçmez tacından / 16.07.2026
- Kanayan yaraya tuz basanlar var / 15.07.2026
- Onur ve haysiyet çöpe atıldı / 14.07.2026
- "Dostun iki yüzlü düşmanın namert" / 13.07.2026
- ‘Ben toprağın tohumuyum ekmeyiniz taşa beni’ / 04.08.2026
- Yoksulun hakkını pay eylemişler / 31.07.2026
- Açları doyurabilirsiniz ama açgözlüleri biraz zor / 29.07.2026
- Şehitler ölümsüz bilmelisiniz / 28.07.2026
- Anlayan el kaldırsın / 23.07.2026
- Binler kıvranır acından biri vazgeçmez tacından / 16.07.2026
- Kanayan yaraya tuz basanlar var / 15.07.2026
- Onur ve haysiyet çöpe atıldı / 14.07.2026
- "Dostun iki yüzlü düşmanın namert" / 13.07.2026
























































