logo
08 TEMMUZ 2026

İsrail, Batı Şeria'da Filistinlilere ait bir evi daha yıktı

İsrail ordusu, Batı Şeria'nın güneyindeki El Halil kentinde Filistinlilere ait bir evi daha "ruhsatsız olduğu" iddiasıyla yıktı

 

08.07.2026 14:14:00
Anadolu Ajansı
 
İsrail, Batı Şeria'da Filistinlilere ait bir evi daha yıktı
İsrail, Batı Şeria'da Filistinlilere ait bir evi daha yıktı

Bölge sakinlerinden Filistinli Hamza Batran, yaptığı açıklamada, İsrail güçlerinin buldozer eşliğinde El Halil'deki İzna beldesine baskın düzenlediğini aktardı.

Batran, amcasının oğlu Muhammed Batran'a ait evin yıkım işlemlerinin İsrail güçleri tarafından başladığını ifade etti.

Evin yaklaşık 12 yıl önce inşa edildiği bilgisini veren Batran, Filistinli ailenin taşınmak için son hazırlıkları tamamlamaya çalıştığını kaydetti.

Batran, sahibinin yapabilmek için tüm birikimini harcadığı evin yaklaşık 160 metrekare büyüklüğünde olduğunu ve bir su kuyusunun bulunduğunu ifade etti.

Ev sahibine daha önce inşaatın durdurulmasına ilişkin tebligatlar yapıldığını, bunun üzerine hukuki sürecin takip edildiğini ancak dosyada herhangi bir ilerleme kaydedilmediğini aktaran Batran, hukuki süreci ilerletmeyen İsrail makamlarının geçen hafta yeniden uyarı tebliğ ettiğini belirtti.

İsrail'in gerçekleştirdiği yıkımlar, 1949 tarihli 4. Cenevre Sözleşmesi'ne göre ancak zorunlu askeri gerekçelerle mümkün olduğundan, uluslararası insancıl hukuka aykırılık teşkil ediyor.

Yıkımlar, Filistinli ailelerin yerinden edilmesine ve tarım ile hayvancılığa dayalı geçim kaynaklarını kaybetmesine yol açıyor.

Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2025 yılı içinde gerçekleştirilen yıkımlar nedeniyle 1700'den fazla Filistinli zorla yerinden edildi.

Filistinli yetkililer, İsrail'in "ruhsatsız yapı" gerekçesini, C Bölgesi'nde Filistinlilere ait ev ve yapıların yıkımını yoğunlaştırmak için kullandığını belirtiyor. Filistin tarafı, bu bölgede inşaat ve arazi ıslahı için gerekli izinlerin alınmasının neredeyse imkansız olduğunu dile getiriyor.

Batı Şeria, 1995 tarihli Oslo 2 Anlaşması uyarınca "A", "B" ve "C" bölgelerine ayrılıyor. "A" bölgeleri Filistin yönetiminin tam kontrolünde bulunurken, "B" bölgelerinde sivil yönetim Filistin'e, güvenlik kontrolü ise İsrail'e ait. Batı Şeria'nın yaklaşık yüzde 60'ını oluşturan "C" bölgeleri ise tamamen İsrail'in kontrolünde bulunuyor.

Filistin Kurtuluş Örgütüne (FKÖ) bağlı Ayrım (Utanç) Duvarı ve Yahudi Yerleşim Birimleriyle Mücadele Heyetinin yaptığı açıklamaya göre, İsrail 2026'nın ilk altı ayında 341 yıkım faaliyeti kapsamında Filistinlilere ait 740 yapıyı yıktı. Yıkımlardan 546'sı çocuk, 431'i kadın 923 Filistinli zarar gördü. 

'Erdoğan’ı Hangi ABD Başkanı uçak kapısında karşıladı?'

Yeniçağ gazetesi yazarı Fatih Ergin, Meltem TV’de Handan Koltuk’un sunduğu Geniş Açı programında ABD Başkanı Donald Trump’ın Ankara ziyaretini mercek altına aldı. Trump’ın Türkçe selamı, Erdoğan’ın alkışı, protokol jestleri ve Anıtkabir’in programdan çıkarılmasıyla birlikte Erdoğan’ın meşruiyet arayışına da dikkat çekti

08.07.2026 15:10:00
Eyüp Kabil
 
'Erdoğan’ı Hangi ABD Başkanı uçak kapısında karşıladı?'
'Erdoğan’ı Hangi ABD Başkanı uçak kapısında karşıladı?'
ABD Başkanı Donald Trump, 36. NATO Liderler Zirvesi kapsamında Ankara'ya resmi ziyaret gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Ankara Havalimanı'nda (Etimesgut) törenle karşılanan Trump'a 21 pare top atışı eşlik etti. Karşılama töreninde dikkat çeken anlardan biri, Trump'ın Muhafız Alayı Tören Kıtası'nı Türkçe olarak "Merhaba asker!" diye selamlaması oldu.

Bu sırada Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın askerleri alkışladığı görüntüler kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Törenin ardından liderler heyetlerini takdim etti ve Beştepe'ye geçti.

Meltem TV'de yayınlanan Handan Koltuk ile Geniş Açı programında konuk olan Yeniçağ Gazetesi Yazarı Fatih Ergin, bu gelişmeleri detaylı şekilde yorumladı. Ergin, Trump'ın selamını ve Erdoğan'ın alkışını özellikle vurgulayarak, "Trump 'Merhaba asker' dedi, Erdoğan alkışladı" ifadesini kullandı.

Ergin, protokol açısından da önemli bir noktaya dikkat çekti. Erdoğan'ın Trump'ı uçak kapısında (apronda) karşıladığını hatırlatarak, "Erdoğan'ı hangi ABD başkanı uçak kapısında karşıladı?" sorusunu gündeme getirdi. Bu soruyla, geçmişteki karşılıklı ziyaretlerdeki protokol uygulamalarını ve mevcut ziyaretin sembolik önemini tartışmaya açtı.

Programda ayrıca Trump'ın Anıtkabir ziyaretinin resmi programdan çıkarıldığı bilgisi paylaşıldı. Konuklar, ziyaretin bu şekilde düzenlenmesinin protokol ve siyasi anlamını değerlendirdi.

Öte yandan Ergin, Trump ziyaretini Erdoğan'ın uluslararası meşruiyet arayışıyla doğrudan ilişkilendirdi. Trump'a gösterilen bu sıcak karşılamanın, Erdoğan'a iç politikada güç ve meşruiyet kazandırma çabasının bir parçası olduğunu belirtti. Ergin'e göre, ABD'den alınan destek, iktidarın iç siyasetteki pozisyonunu güçlendirme ve yeni rejim inşası için kritik önem taşıyor. Bu tür jestlerin, Erdoğan'ın "meşruiyet" ihtiyacını karşılamaya yönelik olduğunu ifade etti.

Programda Kutlu Parti Genel Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu ve gazeteci Hasan Hüseyin Tekin de konuk olarak yer aldı ve konuyla ilgili görüşlerini paylaştı.

Yeryüzünde sunucu koyacak yer kalmadı

Dünyadaki enerji krizine ve altyapı yetersizliğine radikal çözüm: Milyar dolarlık teknoloji devleri, yapay zekâ modellerini eğitmek ve çalıştırmak için yörüngede uydu veri merkezleri kurmaya başladı

08.07.2026 14:47:00
Eyüp Kabil
 
Yeryüzünde sunucu koyacak yer kalmadı
Yeryüzünde sunucu koyacak yer kalmadı
Yapay zekâ teknolojilerinin küresel çapta devasa bir hızla büyümesi, Dünya üzerindeki enerji şebekelerini ve su kaynaklarını tükenme noktasına getirdi. Edinilen bilgilere göre, milyar dolarlık uzay teknolojisi girişimi Starcloud, Dünya'nın üzerindeki yükü hafifletmek amacıyla ilk yapay zekâ veri merkezlerini uzay yörüngesine fırlatmaya başladı. Bu radikal hamle, silikon vadisi ve küresel enerji otoriteleri tarafından teknoloji tarihinin en büyük altyapı dönüşümü olarak değerlendiriliyor.

Dünyadaki kaynaklar yapay zekâya yetmiyor

Gelişmiş yapay zekâ modellerinin (LLM) eğitimi ve milyarlarca kullanıcının anlık sorgularına yanıt verilmesi, Dünya genelindeki veri merkezlerinin elektrik tüketimini rekor seviyelere ulaştırdı. Sunucuları soğutmak için harcanan milyarlarca litre tatlı su ise iklim krizi çağında sürdürülemez bir boyuta ulaştı.

Uzayda kurulacak veri merkezleri, gezegenimizin kısıtlı kaynaklarını korumak adına benzersiz avantajlar sunuyor:

• Sonsuz Güneş Enerjisi: Atmosfer filtresi olmadan, uydular 7/24 kesintisiz ve yüksek verimli güneş enerjisi depolayabiliyor.

• Doğal Soğutma: Uzay boşluğunun mutlak soğukluğu, sunucuların aşırı ısınma problemini ve buna bağlı su tüketimini tamamen ortadan kaldırıyor.

• Vergi ve Arazi Muafiyeti: Karasal sınırlara tabi olmayan yörünge istasyonları, yüzlerce dönümlük arazi maliyetlerini sıfıra indiriyor.

"Uzayda veri" güvenli mi?

Yörüngedeki sunuculardan Dünya'ya veri aktarımı, gelişmiş lazer haberleşme teknolojileri ve yüksek frekanslı uydu ağları üzerinden gerçek zamanlı olarak sağlanıyor. Sektör analistleri, uzay tabanlı veri merkezlerinin karasal siber saldırılara ve fiziksel sabotajlara karşı çok daha korunaklı olduğunu belirtiyor. Ancak, uzay çöpleriyle çarpışma riski ve güneş fırtınalarının yaratabileceği elektromanyetik dalgalanmalar, bu teknolojinin önündeki en büyük teknik engeller olarak öne çıkıyor.

Sektörün geleceği yörüngede şekilleniyor

World Economic Forum raporlarına göre veri merkezlerinin uzaya taşınması, bilişim sektörünün karbon ayak izini kalıcı olarak azaltabilecek en önemli lojistik devrimlerden biri. Starcloud ve benzeri küresel girişimlerin başlattığı bu akım, önümüzdeki 5 yıl içinde bulut bilişim altyapısının en az %15'inin atmosfer dışına çıkacağını gösteriyor. Teknolojinin kalbi artık silikon vadilerinde değil, Dünya yörüngesindeki uydularda atıyor.

NATO Zirvesi kapsamında bulunduğu Ankara'da açıklama yapan ABD Başkanı Trump, "İran'la ateşkes benim için bitti, onlarla anlaşmak vakit kaybı" dedi

ABD Başkanı Donald Trump, İran'la ilgili sert eleştiriler yönelttikten sonra "Ateşkes bence bitti, onlarla anlaşmak vakit kaybı" dedi

08.07.2026 11:33:00
Haber Merkezi
 
NATO Zirvesi kapsamında bulunduğu Ankara'da açıklama yapan ABD Başkanı Trump, "İran'la ateşkes benim için bitti, onlarla anlaşmak vakit kaybı" dedi
NATO Zirvesi kapsamında bulunduğu Ankara'da açıklama yapan ABD Başkanı Trump, "İran'la ateşkes benim için bitti, onlarla anlaşmak vakit kaybı" dedi
Türkiye'nin 22 yıl aradan sonra ev sahipliği yaptığı NATO Zirvesi kapsamında Ankara'da bir araya gelen ABD Başkanı Donald Trump ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Beştepe'de ortak basın toplantısı düzenledi.

Türkiye, 22 yıl aradan sonra 70 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğe sahip 40'tan fazla ülkenin liderini Ankara'da bir araya getiren NATO Zirvesi'ne ev sahipliği yapıyor.

Zirve kapsamında Beştepe'de bir araya gelen ABD Başkanı Donald Trump ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, düzenledikleri ortak basın toplantısında küresel güvenlik, müttefiklerin savunma yükümlülükleri ve bölgesel tehditler hakkında açıklamalarda bulundu.

ABD Başkanı Trump, NATO'nun mevcut finansal yapısından duyduğu memnuniyetsizliği açık şekilde dile getirerek ittifak ortaklarını hedef aldı.

Trump, "NATO'dan memnun değilim çünkü dünyanın bir numaralı terör ülkesi İran konusunda bize yardım etmediler. Mark ile de bu konuyu konuşmadım, bana yardım edecekler mi bilmiyorum, yardıma da ihtiyacım yok" ifadelerini kullandı.

ABD'nin ittifak içinde orantısız bir mali yük üstlendiğini savunan Trump, geçmişte NATO harcamalarının tamamını ABD'nin ödediğini iddia ederek, "Biz onlar için trilyonlarca dolar harcadık, Mark da bunu çok iyi anlıyor. Bize adil davranılmadı" diye ekledi.

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ise basın toplantısında Trump'ın savunma harcamalarına yönelik eleştirilerine yanıt vererek, Avrupalı müttefiklerin bu konuda harekete geçtiğini belirtti.

Rutte, Avrupalı ülkelerin savunma bütçelerini artırma yönünde önemli adımlar attığını Trump'a iletirken, İran konusundaki tutumunda da "Seninleyim" diyerek ABD Başkanı'na destek verdi.

İSPANYA İLE TİCARETİ KESME TALİMATI VERDİ

İspanya'nın NATO içindeki performansını ve tutumunu sert bir dille eleştiren Trump, bu ülkeyi "umutsuz vaka" ve "berbat bir ortak" olarak nitelendirdi.

İspanya ile tüm ekonomik bağları koparmak istediğini açıklayan Trump, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent'e İspanya ile olan tüm ticareti kesmesi yönünde talimat verdiğini duyurdu.

Trump, "İspanya cidden vakit kaybı, onlarla vakit harcamak istemiyoruz. Düşmanca davranıyorlar. Sonrasında arayıp 'Ne olur sizinle ticaret yapmak istiyoruz' dediklerinde ne kadar düşmanca davranacaklarını göreceğiz. Çok daha az iş yapacaklar" şeklinde konuştu.

"İRAN'A SALDIRIRSANIZ BİZ DE VURACAĞIZ DEDİK"

İran'a yönelik dün akşam gerçekleştirilen askeri operasyona değinen Trump, saldırıyı savunarak şu ifadeleri kullandı:

"İran'daki çok tehlikeli kişilere bir saldırı gerçekleştirdik. Bunlar hasta insanlar ve cenaze işleriyle uğraşıyorlar ama bunun yerine gemilere roket atmayı seçtiler ve biz de dün akşam onları çok sert, 20 kat daha sert vurduk. Ne zaman siz saldırırsanız biz de vuracağız dedik."

İran'ın nükleer silahlardan tamamen arındırılmasını istediklerini vurgulayan Trump, geçmişte binlerce ABD askerinin ve masum insanın ölümünden İran'ı sorumlu tuttu.

Kasım Süleymani'nin hayatta kalması durumunda daha büyük bir tehlike oluşturacağını savunan Trump, İran yönetiminin 47 yıldır sorun çıkardığını ve "beceriksiz" olduğunu öne sürdü. Dün Suudi Arabistan, Kuveyt ve diğer bölge ülkeleriyle de temas kurduğunu açıklayan Trump, İran'ın nükleer silaha sahip olmasına izin vermeyeceklerini yineledi.

Konuşmasında Grönland konusuna da değinen ABD Başkanı, bu meselenin ABD için büyük bir sorun teşkil ettiğini kaydetti. İttifak üyelerinden destek talep ettiklerinde "hayır" yanıtını aldıklarını belirten Trump, müttefiklerin kendilerini yalnız bıraktığını ifade etti.

Tüm bu memnuniyetsizliklerine rağmen Ankara'da bulunmaktan memnuniyet duyduğunu dile getiren Trump, kısa süre içinde sorunların ayrıntılı şekilde ele alınacağı büyük bir toplantı gerçekleştireceklerini sözlerine ekledi.

TBMM'nin beş aylık sağlık faturası: Tam 90 milyon TL

Vatandaşın sağlık hizmeti alırken ödediği muayene katılım paylarına yüzde 246'ya varan zam yapılırken, milletvekillerinin sağlık giderleri için Hazine'den yılın ilk beş ayında 90 milyon 290 bin TL harcandı
 

08.07.2026 11:17:00
Haber Merkezi
 
TBMM'nin beş aylık sağlık faturası: Tam 90 milyon TL
TBMM'nin beş aylık sağlık faturası: Tam 90 milyon TL
2026'nın Ocak-Mayıs dönemini kapsayan Hazine ve Maliye Bakanlığı verilerine göre, TBMM'de görev yapan 592 milletvekili ve kapsam dahilindeki hak sahiplerinin tedavi, sağlık malzemesi ve ilaç giderleri bütçeden karşılandı. Buna göre beş ayda bir milletvekili başına düşen ortalama sağlık harcaması 152 bin 516 TL olarak hesaplandı. Bu tutar, yaklaşık 5,4 asgari ücrete karşılık geliyor.

Milletvekillerinin sağlık giderleri kamu bütçesinden karşılanırken, vatandaşlar ise artan sağlık katkı paylarıyla karşı karşıya kaldı. Son düzenlemeyle muayene katılım paylarına yüzde 246'ya varan zam yapıldı.

Yeni tarifeye göre devlet hastanelerinde muayene katılım payı 50 TL'ye, eğitim ve araştırma hastaneleri ile üniversite hastanelerinde 90 TL'ye, özel hastanelerde ise 100 TL'ye yükseltildi.

Hazine ve Maliye Bakanlığı verilerine göre, beş aylık dönemde yapılan 90 milyon 290 bin TL'lik sağlık harcamasının 90 milyon 90 bin TL'sini tedavi ve sağlık malzemesi giderleri, 200 bin TL'sini ise ilaç harcamaları oluşturdu.

Geçen yıl milletvekillerinin sağlık giderleri için bütçeden toplam 231 milyon TL harcanmıştı. Böylece 2026'nın ilk beş ayında yapılan harcama, geçen yılın toplam sağlık harcamasının yaklaşık yüzde 39'una ulaştı.

AYLIK ORTALAMA 30 BİN 503 TL

Verilere göre milletvekili başına aylık ortalama sağlık harcaması 30 bin 503 TL olarak gerçekleşti. Bu rakam, 28 bin 75 TL olan asgari ücretin 2 bin 428 TL üzerinde bulunuyor. Öte yandan milletvekillerine sağlanan sağlık desteğinden birinci derece yakınları da yararlanabiliyor.

Trump ve Erdoğan Beştepe'de bir araya geldi

36. NATO Liderler Zirvesi için Ankara'ya gelen ABD Başkanı Donald Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Beştepe'de bir araya geldi. Trump, "Bu zirve dostum Erdoğan'ın güçlü liderliğindeki Türkiye'de olmasaydı katılmazdım" diyerek Ankara'ya övgüler yağdırdı. Kritik zirvede F-35 ve ticaret mesajları öne çıktı

07.07.2026 18:30:00
Haber Merkezi
 
Trump ve Erdoğan Beştepe'de bir araya geldi
Trump ve Erdoğan Beştepe'de bir araya geldi
Dünya diplomasisinin kalbi, 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi vesilesiyle bugün Türkiye'nin başkenti Ankara'da atıyor. ABD Başkanı Donald Trump, 17 yıl aradan sonra Türkiye'yi resmi olarak ziyaret eden ilk ABD Başkanı sıfatıyla Ankara Havalimanı'na iniş yaptı.

Uçağın kapısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından son derece sıcak ve samimi bir şekilde karşılanan Trump, daha sonra resmi tören için Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne geçti. Beştepe'deki resmi karşılama töreninin ardından iki lider, kameraların karşısına geçerek ezber bozan açıklamalarda bulundu.

Trump: "Erdoğan olmasaydı bu zirveye katılmazdım"

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki kabulde basına açıklamalarda bulunan ABD Başkanı Donald Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile olan yakın dostluğuna vurgu yaptı. Konuşmasına Erdoğan'ın liderliğini överek başlayan Trump, şu ifadeleri kullandı:

"Sayın Cumhurbaşkanı ile çok iyi bir dostuz. Kendisi harika ve tüm dünyada saygı gören bir lider. En başından beri kimyamız çok uyuştu. Türkiye, onun liderliğinde askeri açıdan çok güçlü bir ülke haline geldi. Açıkça söylemek gerekirse, bu toplantı dostumun güçlü lider olduğu Türkiye'de düzenlenmemiş olsaydı, muhtemelen bu zirveye katılmazdım."

"Avrupalı müttefikler bizi yarı yolda bıraktı"

Konuşmasında NATO'nun Avrupalı üyelerine yönelik sert eleştirilerini sürdüren Trump, Türkiye'nin sadakatine dikkat çekti. Trump, "NATO'dan daha önce de hayal kırıklığına uğradığımı söylemiştim. İtalya, Fransa ve Almanya bizi yarı yolda bıraktı. O halde neden yüz binlerce dolar harcıyoruz ve onlar yardımımıza gelmiyor? Türkiye bu süreçte birçoğundan çok daha sadık bir müttefik oldu" şeklinde konuştu.



Masada F-35 ve ticaret var

Ziyaretin en kritik iki başlığını savunma sanayii ortaklığı ve bölgesel güvenlik oluşturuyor. Gazetecilerin soruları üzerine iki ülke arasındaki ilişkilere değinen Trump, Türkiye ile ilişkilerin hiç olmadığı kadar iyi bir seviyede olduğunu belirtti.

Görüşmenin ana gündem maddelerine değinen ABD Başkanı, "Bugün ticaret, savunma, İran ve birçok konuyu ele alacağız. Özellikle F-35'ler konusunu masaya yatıracağız ve bu konuda müttefikliğimize yakışır nihai bir karar vereceğiz" diyerek Türkiye'nin programa dönüşü veya bekleyen jetler hususunda yeşil ışık yaktı.

"CAATSA yaptırımlarını kaldırıyoruz, dostlarımızı cezalandırmayız"

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki görüşmede en radikal çıkış, Türkiye'nin Rusya'dan S-400 hava savunma sistemi alması nedeniyle uygulanan yaptırımlar konusunda geldi. Trump, ABD'nin hasımlarına karşı uyguladığı yaptırım yasasını dostlarına uygulamayacağını ilan ederek şunları söyledi:

"Türkiye'ye uygulanan CAATSA yaptırımlarını tamamen kaldıracağız. Artık bunun zamanı gelmişti. Zaten dünyada yaptırım uygulanacak çok fazla kişi ve kurum var, dostlarımıza yaptırım uygulamak istemiyoruz. Bu kadar basit. Dışişleri Bakanım Marco Rubio ve Savunma Bakanım Pete Hegseth ile bu kararı netleştirmek için koordinasyon halindeyiz. F-35 savaş uçaklarının Türkiye'ye satışı konusunu da kesinlikle yeniden değerlendireceğiz."

Rahip Brunson hatırlatması: "Erdoğan'ı aradım, anında serbest bıraktı"

İki lider arasındaki kişisel dostluğa ve "kimya uyumuna" vurgu yapan Trump, geçmişte iki ülke arasında büyük bir diplomatik krize dönüşen Pastör Andrew Brunson olayına da atıfta bulundu. Brunson krizinin çözülme sürecini ilk kez bu kadar net ifadelerle anlatan Trump, şöyle konuştu:

"Biliyorsunuz ilk tanıştığımız günden beri Cumhurbaşkanı Erdoğan ile çok özel bir ilişkimiz var. Geçmişte bir Rahip Brunson olayımız vardı, kendisi uzun bir hapis cezasıyla karşı karşıyaydı. Oldukça travmatik bir süreçti. Birçok lider aradı ancak hiçbir ilerleme kaydedilemedi. Ben Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı aradım ve kendisi rahibi anında serbest bıraktı. Hristiyan toplumu Cumhurbaşkanı'nın bu jestini asla unutmayacak. İşte o an, aramızdaki kimyanın ne kadar güçlü ve özel olduğunu tam anlamıyla anlamıştım."



Erdoğan: "Başkan Trump her zaman sözünün arkasındadır"

Trump'ın ardından söz alan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise değerli dostunu Ankara'da ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade etti. Erdoğan, F-35 ve savunma sanayii projelerine yönelik olarak şu değerlendirmelerde bulundu:

"Değerli dostumla Ankara'da bir arada olmak bizlere ayrı bir güç katmıştır. F-35 konusu bizim için yeni bir konu değil, bunu Amerika ile daha önce de detaylıca görüştük ve 5 uçağın sözünü almıştık. İnşallah bu liderler zirvesinden hayırlı ve iki ülkeyi de memnun edecek bir karar çıkacağına inanıyorum. Sayın Trump her zaman sözünün arkasında duran bir lider olmuştur."

Erdoğan ayrıca, NATO zirvesi boyunca iki büyük müttefik olarak tam bir dayanışma içerisinde hareket edeceklerini ve zirveden güçlü kararlarla çıkmayı hedeflediklerini sözlerine ekledi.

Liderler, basına açık gerçekleştirilen bu ön açıklamaların ardından, heyetler arası görüşmelere liderlik etmek ve ikili diplomatik temasları derinleştirmek üzere Beştepe'de baş başa görüşmeye geçti.

Turhan Çömez: 'Türkiye’ye yakışmadı'

İstanbul’da Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, 4 Temmuz 2026’da ABD’nin 250. kuruluş yıl dönümü nedeniyle kırmızı, beyaz ve mavi renklerle ışıklandırıldı. Aynı tarih, 2003 yılında Irak’ın Süleymaniye kentinde yaşanan “Çuval Olayı”nın 23. yıldönümüne denk gelmesi nedeniyle büyük tepki çekti. İYİ Parti Grup Başkanvekili Op. Dr. Turhan Çömez, Meltem TV’de yayınlanan “Parantez” programında olayı sert bir dille değerlendirdi

07.07.2026 15:30:00
Haber Merkezi
 
Turhan Çömez: 'Türkiye’ye yakışmadı'
Turhan Çömez: 'Türkiye’ye yakışmadı'
4 Temmuz 2003 tarihinde Irak'ın kuzeyindeki Süleymaniye'de ABD askerleri, Türk Özel Kuvvetleri'ne ait bir karargâha baskın düzenlemiş, 11 Türk askerinin başına çuval geçirerek gözaltına almıştı. Olay, Türkiye'de büyük infial yaratmış ve Türk-Amerikan ilişkilerinde ciddi bir krize yol açmıştı.

Tam 23 yıl sonra, 4 Temmuz 2026'da ise Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, ABD Bağımsızlık Günü kutlamaları kapsamında ABD bayrağının renkleriyle (kırmızı-beyaz-mavi) aydınlatıldı. Köprünün bu şekilde ışıklandırıldığına dair görüntüler kısa sürede sosyal medyada yayıldı ve tartışma başlattı. Eleştirmenler, tarihin hassasiyetine dikkat çekerek bu uygulamanın "sembolik bir jest" olmaktan öteye geçtiğini savundu.

Meltem TV'de '23 yılda ne değişti?' tartışması

Meltem TV'de sunucu Kerim Aktacir'in konuğu olan İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, program boyunca konuyu masaya yatırdı. Ekranda bir tarafta 2003 Çuval Olayı'nın arşiv görüntüleri, diğer tarafta ise 4 Temmuz 2026'da FSM Köprüsü'nün ABD renkleriyle aydınlatılmış hali yan yana gösterildi.

Programda Çömez'in öne çıkan açıklamaları şöyleydi:

"4 Temmuz ABD'nin Bağımsızlık Günü'dür. 4 Temmuz 2003, Irak'ın kuzeyinde Amerikan askerlerinin, orada görev yapan Türk askerlerinin başına çuval geçirdiği gündür! 4 Temmuz'da, Amerika'nın bağımsızlık gününde, ABD askerlerinin, askerimizin başına çuval geçirdiği günde, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü; kırmızı, beyaz ve mavi renklerle, yani ABD bayrağının renkleriyle ışıklandırıldı."

Çömez, devamında şu değerlendirmeyi yaptı: "Size yakışır, Trump'ın da hoşuna gider belki ama Türkiye'ye yakışmaz, Türk Milleti'nin hoşuna gitmez!" Çömez, olayın sembolik anlamını vurgulayarak Türk milletinin hafızasında yer eden hassasiyetlere dikkat çekti.

Tepkiler genişledi

Köprünün aydınlatılması sosyal medyada hızla gündem olurken, muhalefet partileri ve birçok kesimden eleştiriler yükseldi. İYİ Parti'den Turhan Çömez'in çıkışı, olayın siyasi boyutunu daha da öne çıkardı. Bazı yorumcular, bu tür uygulamaların "milli hafıza ve onur" açısından sorunlu olduğunu ifade etti.

Olay, Türkiye-ABD ilişkilerinin sembolik boyutunu bir kez daha gündeme taşıdı. 23 yıl önce yaşanan ve hala hafızalarda canlı olan Çuval Olayı ile aynı tarihte gerçekleştirilen ışıklandırma, kamuoyunda "tesadüf mü, yoksa mesaj mı?" tartışmalarına yol açtı.

Usta sanatçı Zihni Göktay son yolculuğuna uğurlandı

Türk tiyatrosunun usta sanatçısı Zihni Göktay için veda töreni Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde yapıldı. Göktay'ın cenaze töreninde konuşan kızı Zeynep Göktay Dilbaz, tiyatroya başladığı yıllarda babasının kendisine yazdığı mektubu okudu, "Bu bir bayrak yarışıysa ben de sana yolun açık olsun diyorum güzel kızım. Yalnız, başa güreş amacın daima zirve olsun. En iyisini olmaya gayret göster. Yetenek yetmez sadece. Dürüst ahlak, sorumluluk duygusu, yığılmadan, yorulmadan, bıkmadan, azimle çalışmak gerek" dedi

07.07.2026 14:30:00
AA
 
Usta sanatçı Zihni Göktay son yolculuğuna uğurlandı
Usta sanatçı Zihni Göktay son yolculuğuna uğurlandı
Türk tiyatrosunda yarım asrı aşan sanat yaşamında, kendine özgü üslubu ve canlandırdığı karakterlerle hafızalarda yer edinen usta oyuncu Zihni Göktay için tören düzenlendi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde gerçekleştirilen törene, sanat dünyasından çok sayıda isim katıldı.

Törende konuşan sanatçının kızı Zeynep Göktay Dilbaz, babasının mesleğine aşık ve ailesine çok bağlı olduğunu belirterek, oyunculuğa başlarken babasının kendisine yazdığı mektubu okudu.



"Bir kez olsun naifliğinden, mütevazılığından vazgeçmedi"

Törene katılan İBB Başkan Vekili Nuri Aslan, Zihni Göktay'ın yaklaşık 66 yıl sahnede kaldığına işaret ederek, "Ömrünü sanata adadı. Hepimizin aklında, kalbinde yer edindi ve tüm bunları yaparken bir kez olsun naifliğinden, mütevazılığından vazgeçmedi. Büyük ustayı düşündüğümde aklıma meyve dolu ağaçlar geliyor. Çünkü ancak meyvesi olan ağacın başı eğiktir. Bilgisi, birikimiyle bize hep örnek olduğu için teşekkür ediyorum." dedi.

"Lüküs Hayat" oyununda da akla ilk Göktay'ın geldiğine dikkati çeken Aslan, şunları kaydetti:

"Pek çok filmde onun sesini duyduk. Onu sokakta gördüğümüzde 'ağabey' diye sarıldık. Nice karakterler onun nefesiyle can buldu. Nice kuşaklar tiyatro sevgisini ilk kez ondan öğrendi. Bizi bize anlattı. Onunla güldük, hüzünlendik, düşündük. Bizler onun karakterlerinde kendimizi, abimizi, babamızı, dostumuzu gördük. Tam 53 yıl boyunca İBB Şehir Tiyatroları çatısı altında görev yaptı. Muhsin Ertuğrul'un açtığı o büyük yolda usta çırak geleneğinin en sadık korucularından biri olarak bu kuruma ömrünü verdi. Şehir Tiyatrolarının asırlık hafızası oldu."

Aslan, Göktay'ın Şehir Tiyatroları sahnesinde 72 farklı oyunda oynadığını söyleyerek, Ekrem İmamoğlu'nun başsağlığı mektubunu okudu.



"Genç sanatçılara çok şey öğretti"

İBB Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Yardımcısı Emrah Özertem, Göktay'ın herkesin "Zihni abisi" olduğunu dile getirerek, "Bu tiyatroya ilk geldiğim zaman onun olduğu oyunlardan bir tanesi sahneleniyordu. Bana sahne üzerinde çok şey anlattı. Genç sanatçılara çok şey öğretti, yolumuza pusula oldu." diye konuştu.

Oyuncu Hikmet Körmükçü de 53 yıl oyunlarda Göktay'la birlikte rol aldıklarını söyleyerek, "Beraber ağladık, güldük, çok sevindik. Bazen mutsuz, bazen çok mutsuz olduk. Birbirimize hep destek olduk. Onun şakalarını, fıkralarını, sahnede beni deli etmelerini özleyeceğim. Onunla son oyunumuz 'Gidiş Dönüş Moskova'ydı" ifadelerini kullandı.

Oyuncu Hakan Altıner ise geçen hafta İBB Şehir Tiyatroları bünyesinde "Tiyatromuzun Çınarları" başlıklı bir projeye imza attıklarını belirterek, şu bilgileri verdi:

"Bu sezon Ahmet Kutsi Tecer'in 'Köşebaşı' oyununu sahneleyeceğiz. Emeklilerimiz de orada olacak. Onun için projenin adı 'Tiyatromuzun Çınarları'. Oyunda bekçi rolü var ve o rol için 'Zihni olsun' dedik. Olur, olmaz derken her şeye rağmen biz onun konforunu sağlarız diye düşündük. Hatta ezber zorluğu var mı yok mu tartışması yapılırken, ben dedim ki 'Ezberi boş verin. Zihni lafa başlar ve seyirci dinler. Onları büyüler, anlattığı her kelime bambaşka bir dünya açar.' Ne yazık ki oyunu onunla yapamıyoruz. Fakat 28 Ekim gecesi 'Köşebaşı' oyunu, Zihni Göktay için perde açacak. Ruhu şad olsun."

Şehir Tiyatrolarından emekli sanatçı Uğurtan Atakan, orkestra şefi ve müzisyen Ertan Ergül ve müzisyen Selim Atakan da törende Zihni Göktay ile ilgili duygu ve düşüncelerini paylaştı.

Göktay'ın naaşı, öğle namazına müteakip Üsküdar Şakirin Camisi'nde kılınan cenaze namazının ardından Karacahmet Mezarlığı'nda toprağa verildi.

BTP liderinden Bakan Tekin’e tarih dersi

"Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş, müfredattan "Kurtuluş Savaşı" ifadesinin çıkarılacağını açıklayan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'e sert tepki gösterdi. Baş, işgalden ve Sevr'den Atatürk önderliğinde kurtulduğumuzu vurgulayarak tarihin siyasi hesaplara alet edilmemesini istedi

07.07.2026 12:10:00 / Güncelleme: 07.07.2026 12:18:10
Haber Merkezi
 
BTP liderinden Bakan Tekin’e tarih dersi
BTP liderinden Bakan Tekin’e tarih dersi
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in, 'Kurtuluş Savaşı'nı ders müfredatlarından çıkaracağız yerine Milli Mücadele diyeceğiz' şeklindeki açıklamasına tepki gösterdi.

Sosyal medya hesabından paylaşım yapan BTP lideri, "Ortada bal gibi bir Kurtuluş Savaşı vardır, ortada destansı bir Millî Mücadele vardır. Bu destansı Millî Mücadele'nin adı Kurtuluş Savaşı'dır" dedi.

BTP liderinin açıklaması şöyle:

"Kurtuluş Savaşı" demeyecekmişiz! Neyden kurtuluyormuşuz? Önce Osmanlı varmış! Millî Eğitim Bakanımız böyle diyor! Evet... Sayın Bakan, Mustafa Kemal Atatürk Samsun'dan Kurtuluş Savaşı'nı başlatmadan önce bir Osmanlı vardı. Ama hangi Osmanlı? Viyana kapılarına dayanan Osmanlı mı, Sevr'e imza atan Osmanlı mı?

Cevap çok açık: Sevr'e imza atan Osmanlı! Payitahtı işgal altında olan bir Osmanlı! Kurucusu Osman Gazi'nin sandukası Yunan askeri tarafından tekmelenen Osmanlı!

"Neyden kurtulduğumuzu size söyleyeyim..."

Ortada bal gibi bir Kurtuluş Savaşı vardır, ortada destansı bir Millî Mücadele vardır. Bu destansı Millî Mücadele'nin adı Kurtuluş Savaşı'dır. Neyden kurtulduğumuzu size söyleyeyim: Sevr'den kurtulduk!

İstanbul'daki İngiliz işgalinden kurtulduk. Gaziantep'teki Fransız zulmünden, Ege'deki Yunan zulmünden, Doğu'daki Ermeni zulmünden kurtulduk. Asırlık Türk yurdunun Haçlı çizmeleriyle çiğnenmesinden kurtulduk.

"Altında Atatürk'ün imzası olan son zafer olmasaydı, önceki hiçbir zaferimizi kutlayamayacaktık"

Tekrarlayalım: Atatürk, yüce Türk milletiyle bir Millî Mücadele vermiştir ve bu mücadelenin adı Kurtuluş Savaşı'dır. Unutmayın; altında Atatürk'ün imzası olan son zafer olmasaydı, önceki hiçbir zaferimizi kutlayamayacaktık! Örneğin, bugün İstanbul'un fethini kutlayabiliyorsak bunu Atatürk'ün İstanbul'u İngiliz işgalinden kurtarmasına borçluyuz. O yüzden tarihi tarihçilere bırakıp temelinde farklı hesaplar olan ucuz işlerle uğraşmamalıyız. Hele de bu konulara eğitimi asla karıştırmamalıyız! Unutmayalım: Osmanlı da bizim, Türkiye de bizim, hatta daha önceki Selçuklu da bizim! Bir takım siyasi hesaplar uğruna tarihimizi birbiriyle çarpıştırmaya kalkmak akıl kârı değildir.


Yaz aylarında cildi yıpratan 7 tehlike


 
 
“Yaz aylarında cilt sağlığımızı bozan etkenler” denildiğinde aklımıza çoğu zaman sadece güneşin zararlı ışınları geliyor. Ancak cildimizi tehdit eden riskler bununla sınırlı değil.

07.07.2026 02:43:00
MURAT ÇORBACI
 
 Yaz aylarında cildi yıpratan 7 tehlike
 Yaz aylarında cildi yıpratan 7 tehlike

Sıcak havalar, klimalar, havuzlar, cep telefonları, parfümler ve yoğun terleme gibi etkenler de önemli risk faktörlerini oluşturuyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. İlayda Uysal, bu nedenle yaz aylarında cilt sağlığımız için sadece güneşten korunmanın yeterli olmadığına dikkat çekerek, "Genellikle gözden kaçan bu riskler cilt bariyerini zayıflatarak kuruluk, akne ve leke oluşumuna, hatta çeşitli enfeksiyonlara neden olabilir. Dolayısıyla yaz aylarında güneşten korunmanın yanı sıra bu faktörlere karşı da önlem almak son derece önemlidir." Dermatoloji Uzmanı Dr. İlayda Uysal, yaz aylarında cildimizi yıpratan etkenleri anlattı.

1. Havuzlar

Yaz aylarında sıkça tercih edilen havuzlar,  hijyen koşullarının yetersiz olması durumunda  impetigo gibi bakteriyel enfeksiyonlar ve cilt ile gözleri etkileyebilen adenovirüs kaynaklı viral enfeksiyonların da bulaşmasına neden olabiliyor. Diğer yandan klorlu suda uzun süre kalmak ciltte su kaybına bağlı olarak kuruluk, gerginlik ve tahrişe de yol açabiliyor.

Nasıl önlem almalı?

• Çok kalabalık ve hijyen koşullarının düşük olduğu havuzlarda yüzmeyin.
• Havuzda uzun süre kalmamaya özen gösterin.
• Havuzdan çıktıktan sonra zaman kaybetmeden duş almaya dikkat edin.

2. Şezlonglar ve duşakabinler

Havuz kenarları ile duşakabin gibi ortak kullanım alanlarında terlik olmadan çıplak ayakla dolaşılması, şezlongların havlu serilmeden kullanılması cilt sağlığını tehdit edebiliyor. Bu hatalar, Human Papilloma Virüsü'ne (HPV) bağlı siğillerin ve molluskum kontagiozum başta olmak üzere viral enfeksiyonların bulaşmasına yol açabiliyor. Siğiller en sık ayak altı, gövde ve yüz gibi bölgelerde ortası siyah noktasal kanama odakları içeren kabarıklıklar şeklinde görünürken, molluskum ise ortası göbekli ve çukur, çevresi deriden daha kabarık şişlikler şeklinde kendini gösteriyor. Cilt bariyerinin bozulduğu durumlarda basit bir temas bile bu virüslerin bulaşmasını kolaylaştırıyor.

Nasıl önlem almalı?

• Havuz kenarı ve duşakabin gibi ortak alanlarda çıplak ayakla dolaşmayın.
• Terlik ve havlu gibi kişisel eşyaları ortak kullanmamaya dikkat edin.
• Şezlongları havlu sermeden kullanmayın.
• Deride çizik ve sıyrık gibi durumlarda virüsler daha kolay bulaşabileceğinden el ve ayak hijyenine özen gösterin.

3. Klimalar

Yaz aylarında serinlemek için sıkça kullandığımız klimalar ortamın nem oranını düşürerek cildin su kaybetmesine neden olabiliyor.

Nasıl önlem almalı?

• Gün içinde cilt bariyerini destekleyen nemlendirici kullanmayı alışkanlık edinin.
• Her gün 2-2.5 litre su içmeye özen gösterin
• Klimalı ortamlarda doğrudan hava akımına maruz kalmayın.
• Mümkünse ortamın nem dengesini korumak için aralıklı havalandırma sağlayın.

4. Aşırı sıcak hava

Aşırı sıcak hava damarların genişlemesine, kılcal damarların belirginleşmesine ve rozasea hastalığında ataklara yol açabiliyor.

Nasıl önlem almalı?

• Özellikle rozasea (gül hastalığı) sorununuz varsa cildinizi ani hava değişimlerinden koruyun. Aşırı sıcak ve aşırı soğuk ortamlarda bulunmamaya çalışın.
• Melazmaya yatkınsanız güneşten korunmak için şapka, gözlük ve düzenli güneş kremi kullanmayı ihmal etmeyin.

5. Yoğun ter birikimi

Yaz aylarında yoğun terleme malassezia furfur gibi mantar türlerinin çoğalmasına ve bunun sonucunda cilt lekeleri ile gözeneklerin tıkanmasına yol açabiliyor.

Nasıl önlem almalı?

• Cildinizi her akşam terden ve krem artıklarından arındırın.
• Çok yoğun terleme problemi yaşıyorsanız, mantar oluşumunu engellemek için antifungal (mantar önleyici) etki gösteren şampuanları haftada bir veya iki kez vücudunuz için kullanabilirsiniz.

6. Parfümler

Yaz aylarında boyun, dekolte ve el bileklerimize sıktığımız parfümler güneş ışınlarıyla birleşince ciltte leke oluşumunu tetikleyebiliyor.

Nasıl önlem almalı?

• Leke oluşumunu ve alerjik reaksiyonları önlemek için parfümleri cildiniz yerine kıyafetlerinize sıkmayı alışkanlık edinin.

7. Cep telefonları

Günlük hayatın vazgeçilmez parçası haline gelen cep telefonları, yalnızca iletişimi değil cilt sağlığını da etkileyebiliyor. Telefon yüzeyinde biriken bakteri ve kirler, yaz aylarında artan terleme ve sıcaklıkla birleştiğinde ciltte yağ dengesinin bozulmasına neden olabiliyor.

Nasıl önlem almalı?

• Telefon ekranını düzenli olarak temizleyin ve mümkünse dezenfekte edin.
• Uzun görüşmelerde kulaklık veya hoparlör kullanarak telefonun yüzle temasını azaltın.
• Cildinizi temiz tutun, terledikten sonra yüzünüzü yıkayın ve hafif, gözenekleri tıkamayan ürünler kullanmaya özen gösterin.
• Demir oksit filtresi içeren ve mavi ışığa karşı da koruma sağlayan güneş kremlerini tercih etmeniz, cep telefonu ve bilgisayar ekranlarından yansıyan görünür ışığa karşı da koruma sağlayacaktır. 

Bakan dediğin böyle olur


 
NATO Zirvesi için Ankara'ya gelen Avustralya Savunma Sanayi ve Pasifik İşleri Bakanı Patrick Conroy ile Yeni Zelanda Savunma Bakanı Chris Penk'in eşyalarını sırtlaması dikkat çekti. İşte medeni olmak böyle bir şey... 

07.07.2026 00:58:00 / Güncelleme: 07.07.2026 01:02:23
AHMET TURAN YİĞİT
 
Bakan dediğin böyle olur
Bakan dediğin böyle olur

Ankara'da düzenlenecek olan 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi öncesinde, Esenboğa Havalimanı'na Avustralya Savunma Sanayi ve Pasifik İşleri Bakanı Patrick Conroy (üstteki fotoğraf) ve beraberindeki heyet geldi. Bakan Conroy'un çantasını sırtına alması dikkat çekti.



Yeni Zelanda Savunma Bakanı Chris Penk'in (üstteki fotoğraf) de tüm eşyalarını sırtlaması ya da eline alması dikkat çeken ve Türkiye'de de hasreti duyulan bir tabloyu oluşturdu. Hem Avustralya, hem de Yeni Zelanda, Türkiye'den çok daha gelişmiş ülkeler... Ancak iki ülkede de bakanlar halka hizmet için görev alıyor, halkı kendisine hizmetçi etmek için değil... Bu sebeple kendi çantasını, bavulunu taşımak bir görev, hem de onurlu bir görev...
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.