logo
28 EYLÜL 2026

İsrail'in Gazze Şeridi'ne saldırılarında iki ay geride kaldı

İsrail'in abluka altındaki Gazze Şeridi'nde yerleşim yerleri, hastane, okul, cami, kilise demeden 2 aydır düzenlediği saldırılarda 7 bin 112'si çocuk, 4 bin 885'i kadın toplam 16 bin 248 Filistinli öldürüldü, 43 binden fazla kişi yaralandı.
 

06.12.2023 22:35:00 / Güncelleme: 06.12.2023 22:45:54
AA
 
İsrail'in Gazze Şeridi'ne saldırılarında iki ay geride kaldı
İsrail'in Gazze Şeridi'ne saldırılarında iki ay geride kaldı
Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, 7 Ekim'de İsrail'in Mescid-i Aksa ve Filistinlilerin kutsal değerlerine yönelik saldırılarla İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarında sürdürdüğü insan hakları ihlallerine karşılık "Aksa Tufanı" adlı kapsamlı bir saldırı başlattı.




Filistinli gruplar, saldırı sırasında işgal altındaki Filistin topraklarına 5 binden fazla roket ve havan ateşlerken çok sayıda İsrail askeri ve bazı sivilleri esir alarak abluka altındaki Gazze Şeridi'ne götürdü.

İsrail ordusu aynı gün savaş durumu ilan ettiğini duyurdu ve Gazze Şeridi'ne yönelik yoğun hava saldırısı başlattı.




AA muhabiri, İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarında 2 aylık süreçte öne çıkan olayları derledi.


İsrail askerleri Batı Şeria'da bir Filistinliyi daha öldürdü

Filistin Sağlık Bakanlığı, konuya ilişkin yazılı açıklamada yaptı.

Açıklamaya göre, 24 yaşındaki Abdunnasır Mustafa er-Reyyahi, Nablus kentindeki Balata Mülteci Kampı'nda İsrail askerlerinin açtığı ateş sonucu öldürüldü.

Reyyahi'nin, Filistin Yönetimi Ulusal Güvenlik Servisi'nde görevli olduğu aktarıldı.

İsrail tarafına sızan Filistinli silahlı gruplarla çatışmalar
Gazze Şeridi'nden çıkan Filistinli silahlı gruplar, 7 Ekim'de sınır çevresindeki İsrail yerleşim yerlerine girdi. İsrail devlet televizyonu KAN, Gazze'den İsrail bölgelerine sızan silahlı grubun Sderot kentinde bir polis merkezini ele geçirdiğini duyurdu.




İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, Gazze Şeridi etrafında 80 kilometre yarı çapındaki bölgeyi askeri alan ilan etti.

Böylece Gazze Şeridi dışındaki çatışma büyük oranda sona erdi ve sıcak çatışmayla başlayan olaylar İsrail'in Gazze'yi gün geçtikçe daha şiddetli bombaladığı bir sürece evrildi.

Bununla eş zamanlı olarak saldırıları protesto eden Batı Şeria'daki Filistinlilere İsrail güçlerinin müdahalesinde onlarca Filistinli hayatını kaybetti.

Lübnan'daki Hizbullah ile İsrail ordusu arasında da 8 Ekim'de sınırda çatışmalar başladı. Hizbullah, Lübnan'a ait ancak İsrail işgali altında olan Kefr Şuba'daki 3 askeri noktaya yönelik saldırı düzenlendiğini açıkladı. İsrail de Hizbullah'a ait çadırları insansız hava aracıyla vurduğunu duyurdu.

Aynı gün ABD Başkanı Joe Biden, İsrail'e destek amacıyla askeri yardımların yola çıktığını açıkladı.

İsrail, Gazze'ye gıda, elektrik ve yakıt akışını kesti
İsrail Savunma Bakanı Gallant, 9 Ekim'de yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi'nin tam kuşatmaya alınacağını ve bölgeye elektrik, gıda ve yakıt girişine izin verilmeyeceğini duyurdu. İsrail güçleri, sonraki günlerde de Gazze'ye insani yardımların girişini engelleyerek elektrik, gıda ve yakıt akışını kesti.

Batı ülkelerinin çoğu dışında uluslararası toplum, İsrail'in bölgeye gıda, elektrik ve yakıt akışını keserek savaş suçu işlediğini vurguladı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Gazze'ye saldırılarla "Orta Doğu'yu değiştireceklerini" söyledi. Gallant da 10 Ekim'de yaptığı açıklamada, İsrail güçlerinin "tam taarruza" geçtiğini kaydetti.

Bu açıklamadan sonra İsrail, Gazze'ye hava saldırılarını şiddetlendirdi. Saldırılarda hedef gözetmeksizin yerleşim yerleri vuruldu.

Batılı ülkeler İsrail'in saldırılarını destekledi
Başta ABD olmak üzere Batı ülkeleri, İsrail'in Gazze Şeridi'ne bomba yağdırarak sivilleri katletmesini görmezden gelmenin ötesinde açıkça destekledi.

ABD Başkanı Joe Biden, 10 Ekim'de yaptığı açıklamada, "ABD, İsrail'in arkasındadır. Geçmişte olduğu gibi bugün ve yarın da Yahudi ve demokratik İsrail devletinin kendisini savunabilmesini sağlayacağız." ifadelerini kullandı.

İsrail'in saldırılarında Anadolu Ajansının (AA) Gazze'deki foto muhabiri Ali Cadallah'ın evi de bombaların hedefi oldu. Saldırıda Cadallah'ın babası ve kardeşleri dahil ailesinden en az 8 kişi hayatını kaybetti.

Hamas, 11 Ekim'de esir aldığı bir Yahudi yerleşimci kadın ile çocuğunu serbest bıraktı.

ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, İsrail'e destek için Doğu Akdeniz'e gönderilen USS Gerald R. Ford uçak gemisi grubunun bölgeye ulaştığını bildirdi.

Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail'in 4 günde Gazze'ye saldırılarında 1055 kişinin hayatını kaybettiğini, 5 bin 184 kişinin yaralandığını duyurdu.

İsrail'in saldırılarında yasaklı fosfor bombası kullandığı kanıtlandı
New York merkezli İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), İsrail'in, Gazze ve Lübnan'daki askeri saldırılarında beyaz fosfor bombası kullandığını açıkladı.

Uluslararası Af Örgütü de Gazze'yi vuran İsrail askeri birliklerinin fosfor bombası kullandığına dair kanıtları paylaştı. Kanıtlar arasında AA foto muhabirinin çektiği fotoğraflar da yer aldı. Gazze Sağlık Bakanlığı da 13 Ekim'de Durra Çocuk Hastanesi'nin fosfor bombasıyla vurulduğunu açıkladı.

İsrail, 13 Ekim'de Gazze Şeridi'nin kuzeyinde yaşayan yaklaşık 1,1 milyon kişiden bölgenin güneyine geçmelerini istedi. Güneye doğru hareket eden yerinden edilmiş kişilerin oluşturduğu konvoy İsrail güçleri tarafından bombalandı. Saldırılarda en az 70 kişi hayatını kaybetti.

Tel Aviv yönetimine bağlı güçlerin saldırılarına rağmen ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya başta olmak üzere Batılı ülkeler, İsrail'in saldırılarına kınama açıklaması yayımlamaktan kaçındı.

Lübnan'ın güneyinde İsrail güçleri tarafından gazetecileri hedef alan saldırıda Reuters haber ajansı çalışanı kameraman İssam Abdullah hayatını kaybetti, 6 basın mensubu yaralandı.

Gazze'de ateşkes çağrısında bulunan kararlar ABD tarafından veto edildi
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde (BMGK) 16 Ekim'de Rusya tarafından sunulan ve Gazze'de "insani ateşkes" talep eden tasarı ABD, İngiltere, Fransa ve Japonya'nın karşı çıkması nedeniyle kabul edilmedi.

Tel Aviv yönetimi, Gazze'nin kuzeyinde on binlerce hastanın tedavi gördüğü 22 hastanenin tahliye edilmesini istedi ve 15 Ekim'de El-Ehli Hastanesi'ni bombaladı.

İsrail'in El-Ehli Baptist Hastanesi'ne saldırısı dünya kamuoyunda infiale yol açtı
İsrail'in Gazze'de El-Ehli Baptist Hastanesi'ne 17 Ekim akşamı düzenlediği saldırıda ise 471 kişi hayatını kaybetti.

Filistinler ile İsrail arasında 7 Ekim'de patlak veren çatışmalarda en yüksek can kaybına yol açan olay, dünya kamuoyunda infiale neden oldu.

Bunun ardından 18 Ekim'de Brezilya'nın sunduğu ve Gazze'ye insani yardım erişimini sağlamak için "çatışmalara ara verme" çağrısını içeren karar tasarısı, BMGK'de 15 üyeden 12'sinin kabul etmesine rağmen yalnızca daimi üye ABD'nin vetosu nedeniyle geçmedi.

Suriye ve Irak'ta İran destekli milisler, İsrail'e açık destek verdiği gerekçesiyle ABD'nin Irak ve Suriye'deki üslerine roket ve insansız hava araçlarıyla saldırılara başladı.

Guterres: "Hamas'ın saldırıları durduk yere ortaya çıkmadı"
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, "Hamas'ın saldırılarının durduk yere ortaya çıkmadığını" belirterek, "Filistin halkı 56 yıldır boğucu bir işgale maruz tutuluyor. Topraklarının adım adım yerleşim yerleri tarafından ele geçirilmesine ve şiddete şahit oluyor." ifadelerini kullandı.

İsrail Dışişleri Bakanı, açıklamalarına tepki gösterdiği Guterres ile görüşmesini iptal etti.

ABD'nin 26 Ekim'de BMGK'ye sunduğu ancak Gazze'de ateşkes çağrısında bulunmayan karar tasarısı, Rusya ve Çin'in vetosuyla reddedildi. Rusya'nın Gazze'de insani ateşkes çağrısını içeren karar tasarısı da ABD ve İngiltere'nin vetosuyla karşılaştı.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), İsrail güçleri tarafından işgal altındaki Filistin topraklarında sağlık hizmetlerine yönelik 171 saldırı düzenlendiğini ve 16'sı görev başında olan sağlık çalışanı dahil 493 kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu.

BM Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese ise İsrail'in saldırılarında hayatını kaybeden Filistinlilerin yüzde 40'ının çocuk olduğunu açıkladı.

İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırıda, Al Jazeera televizyonunun muhabiri Vail ed-Dahduh'un eşi, oğlu, kızı ve 18 aylık torunu ile ailesinden 8 kişi hayatını kaybetti.

Kassam Tugayları, İsrail'in Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda İsrailli esirlerden 50'sinin öldüğünü duyurdu.

İsrail güçleri, Gazze'deki hastaneleri ve Cibaliya Mülteci Kampı'nı vurdu
İsrail, 30 Ekim'de Gazze'nin kuzeyindeki Endonezya Hastanesi, Filistin Kızılayı tarafından yönetilen kentin batısındaki Kudüs Hastanesi, güneydeki Gazze Avrupa Hastanesi ve Türkiye-Filistin Dostluk Hastanelerini hedef aldı.

İsrail güçleri, Cibaliya Mülteci Kampı'nı bombaladı, saldırılarda en az 100 kişi hayatını kaybetti.

Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), İsrail'in gazetecilere karşı saldırılarında savaş suçlarının soruşturulması için Uluslararası Ceza Mahkemesine (UCM) başvuru yaptı.

Mısır Sağlık Bakanlığı, 1 Kasım'da Gazze Şeridi'nden 117'si yabancı uyruklu çok sayıda yaralının olduğu ilk grubun Refah Sınır Kapısı'ndan ülkeye giriş yaptığını duyurdu.

İsrail ordusu Şifa Hastanesi'ni vurdu
İsrail güçleri, son günlerde hedef gösterdiği Gazze Şeridi'nin en büyük sağlık merkezlerinden Şifa Hastanesi'ni 3 Kasım'da vurdu.

Hastane yerleşkesinin giriş kısmında yaralıları taşıyan ambulans konvoyunun hedef alındığı saldırıda, 13 kişi öldü, 26 kişi yaralandı. İsrail, saldırının hemen ardından da Kudüs Hastanesi ve Endonezya Hastanesi'nin çevresini hedef aldı.

Fransız haber ajansı AFP de Gazze'deki ofisinin İsrail saldırılarında ağır hasar aldığını bildirdi.

İsrail, Gazze'de Fransa Dışişleri Bakanlığı bünyesinde faaliyet yürüten Fransız Enstitüsü'nü bombaladı. Paris yönetimi, İsrail'e "hangi gerekçe ile Fransız Enstitüsünü vurma kararı aldığını bildirmesini istemekle" yetindi.

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus kentini hedef alan bombardımanda Filistin TV muhabiri gazeteci Muhammed Ebu Hatab ve ailesinden 11 kişinin öldüğü bildirildi.

ABD Savunma Bakanlığı, Gazze'de ateşkesi desteklemediklerini açıkladı.


İsrailli Bakan'dan Gazze'ye nükleer saldırı tehdidi
İsrail'in Miras Bakanı Amihai Eliyahu, Gazze Şeridi'ne nükleer bomba atılabileceği tehdidinde bulundu. İsrailli Bakan'ın ifadeleri, İslam ülkeleri arasında infiale yol açtı.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, İsrail'in, ateşkes çağrılarını kabul etmeyerek sivil halka yönelik saldırıları sürdürmesi üzerine Türkiye'nin Tel Aviv Büyükelçisi Şakir Özkan Torunlar'ın istişarelerde bulunmak üzere Ankara'ya çağrıldığını bildirdi.

İsrail ordusu Şifa Hastanesi'nin bahçesini buldozerlerle kazdı
İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, 15 Kasım'da X sosyal medya platformundan yaptığı paylaşımda, Şifa Hastanesi'nin belirli bir bölümüne yönelik askeri harekat yürütüldüğünü belirtti.

Adraee, ordu güçlerinin hastane içindeki vatandaşları, sağlık ekiplerini ve hastaları hedef almadığını öne sürdü.

Gazze'deki Sağlık Bakanlığının paylaştığı görüntülere göre, İsrail ordusunun kuşatması altındaki Gazze'de bulunan Şifa Hastanesi'nin yoğun bakım ünitesi vuruldu.

Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşref el-Kudra, İsrail tanklarının Şifa Hastanesi'nin kapısında durduğunu belirterek, "İsrail işgali, iki saat boyunca şiddetli bombardıman ve yoğun silah atışlarını sürdürerek, Şifa Tıp Merkezini dört bir yandan kuşattıktan sonra burada bulunan herkesi ölüm çemberine sokuyor." ifadesini kullandı.

AA muhabirine konuşan Şifa Hastanesi'nden isminin açıklanmasını istemeyen bir kaynak, Şifa Hastanesi'ne düzenlenen baskının ardından İsrail tanklarının hastane bahçesinden çekildiğini ve askeri buldozerlerin getirildiğini söyledi.

Hastane bahçesindeki araçların çıkarıldığını belirten kaynak, İsrail ordusuna ait buldozerlerin hastanenin arka bahçesinde "geniş çaplı kazı" yaptığını bildirdi.

DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, 15 Kasım'da düzenlediği basın toplantısında, "İsrail ordusunun Gazze'deki Şifa Hastanesi'ne yaptığı baskın kabul edilemez. Hastaneler savaş alanı değildir." diye konuştu.

İsrail güçleri, Gazze'deki parlamento binasını yıktı
İsrail medyasının paylaştığı görüntülere göre, İsrail ordusu, 15 Kasım'da Gazze'deki parlamento binasını patlatarak yıktı.

Videoda, parlamento binasının büyük bir patlamayla yıkıldığı, havaya yoğun toz bulutlarının yükseldiği görüldü.

Haaretz: Ordunun helikopteri Hamaslılara ateş açarken siviller de vuruldu
İsrail'in Haaretz gazetesi, İsrailli güvenlik yetkililerine dayandırdığı haberinde, 7 Ekim'de Hamas'ın saldırısına müdahale eden bir İsrail savaş helikopterinin müzik festivalindeki sivilleri de vurduğunu iddia etti.

Hamaslıların sorgu kayıtlarına ve polisin olayla ilgili soruşturmasına dayanan üst düzey İsrailli güvenlik yetkililerinin değerlendirmesinde, Gazze yakınlarında düzenlenen müzik festivali hakkında Hamas'ın önceden bilgi sahibi olmadığı belirtildi.

İsrail, Şifa Hastanesi'ndeki 500 hastayı sokağa attı
Gazze'deki hükümetin Medya Ofisinden 18 Kasım'da yapılan açıklamada, İsrail'in Şifa Hastanesi'ndeki 500 hastayı sokağa atarak kaderlerine terk ettiği belirtildi.

Açıklamada, "Açlıktan, susuzluktan ve acıdan bitkin düşen 500'den fazla hasta ve yaralı, İsrail ordusu tarafından Şifa Hastanesi'nden çıkmaya zorlandı ve sokakta kaderlerine terk edildi. Çoğu durumları ciddi olduğundan, üst düzey tıbbi bakıma ihtiyaç duyuyor." denildi.

İsrail, "güvenli bölge" dediği Gazze'nin güneyinde 17 sivili öldürdü
İsrail ordusu ve iç istihbarat teşkilatı Şin-Bet (Şabak) tarafından, işgal edilen Gazze'nin kuzeyinde alıkonulan Filistinlilere ilişkin 19 Kasım'da yapılan ortak açıklamada, 100'den fazla Filistinlinin İsrail'e getirildiği ifade edildi.

Söz konusu Filistinlilerin "Hamas mensubu" olduğu öne sürülen açıklamada, alıkonulanların sorgulandığı belirtildi.

İsrail ordusu, "güvenli" olduğunu iddia ederek Filistinlileri zorla göç ettirdiği Gazze'nin güneyini de bombaladı.

Gazze'nin güneyinde yer alan Refah kentindeki Ebu Yusuf en-Neccar Hastanesi çevresindeki 2 evi hedef alan İsrail ordusunun saldırısında 17 Filistinli yaşamını yitirdi, onlarcası yaralandı.

"BM'ye ait okulun bombalanması iğrenç bir suç"
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, 21 Kasım'da Gazze'deki sivil can kaybının kendisinin göreve gelmesinden bu yana daha önce hiçbir çatışmada görülmediği kadar yüksek olduğunu belirtti.

Gazze'deki Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail'in Endonezya Hastanesi'nde poliklinikler ile ameliyathane katını vurduğunu, askeri araçlar tarafından kuşatılan hastanede cesetlerin yığıldığını bildirdi.

Hamas, İsrail'in Gazze'deki Bureyc Mülteci Kampı'nda yerinden edilmiş kişilerin sığındığı BM'ye ait okulu bombalamasını "iğrenç bir suç ve BM'yi küçümseme" şeklinde niteledi.

İsrail ile Hamas arasında varılan mutabakatla çatışmalara 7 günlük insani ara
Katar, Mısır ve ABD'nin arabuluculuk yaptığı görüşmelerin ardından çatışmalara "insani ara" verilmesi ve taraflar arasında esir takası yapılması konusunda İsrail ile Hamas arasında uzlaşma sağlandı.

İsrail ile Hamas arasındaki çatışmalara 4 gün "insani ara" verilmesine ilişkin uzlaşma, 24 Kasım Cuma günü saat 07.00'de (TSİ 08.00) uygulamaya girdi ve daha sonra 3 gün daha uzatıldı.

İsrail ile Hamas arasındaki uzlaşı kapsamında varılan esir takası mutabakatı çerçevesinde 7 günlük "insani ara" süresince Gazze Şeridi'nden 81 İsrailli esir, İsrail hapishanelerinden de 240 Filistinli esir serbest bırakıldı.

Taraflar arasındaki mutabakatın Gazze'nin tüm bölgelerine ulaştırılmak üzere günlük 200 yardım tırı ile 4 yakıt tankerinin girişini kapsadığı da duyuruldu, ancak Refah Sınır Kapısı'ndan "insani ara" süresince giren ve ihtiyacın çok altında olan yardım tırları İsrail'in engellemeleri nedeniyle Gazze Şeridi'nin kuzeyine ulaşamadı.

İsrail, Gazze'nin güneyine göçe zorladığı 1 milyon 750 bin sivilin, insani ara süresince evlerinin bulunduğu kuzey tarafına geçişine yasak getirdi.

İsrail ordusu "insani aranın" sona ermesinin hemen ardından Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarını yeniden başlattı.

İsrail, Gazze Şeridi'ndeki evlerin yüzde 60'ından fazlasını yıktı
Gazze'deki hükümetin Medya Ofisinden yapılan yazılı açıklamada, 7 Ekim'den bu yana İsrail saldırılarında 100 caminin yıkıldığı, 192 caminin zarar gördüğü, 3 kilisenin zarar gördüğü, 121 hükümet binasının yıkıldığı, 69 okulun hizmet dışı kaldığı 275 okulun zarar gördüğü belirtildi.

Gazze Şeridi'ndeki 52 bin konutun tamamen, 253 bin konutun kısmen yıkıldığı kaydedilen açıklamada, "İşgal ordusunun, kuzey bölgesi başta olmak üzere Gazze Şeridi'ndeki evlerin yüzde 60'ından fazlasını yıkması nedeniyle halkımız gerçek bir insani felaketle karşı karşıya." ifadesi kullanıldı.


İsrail, İkinci Dünya Savaşı'nda ölen gazetecilerden fazla basın mensubunu öldürdü
İsrail ordusu, 2 ayı geride bırakan saldırılarında, Gazze Şeridi'nde işlediği savaş suçlarını ve soykırıma varan saldırılarını dünyaya duyurmaya çalışan ve uluslararası kurallarla dokunulmazlığı olan gazetecileri hedef almaktan geri durmadı.

İsrail güçlerinin Gazze Şeridi'ndeki saldırılarında ölen basın mensubu sayısı, on milyonlarca insanın hayatını kaybettiği ve "yakın tarihin tanık olduğu en kanlı savaş" olarak bilinen İkinci Dünya Savaşı (1939-1945) boyunca öldürülen gazetecilerin sayısını aştı.

Gazze'deki hükümetin Medya Ofisine göre, bugüne kadar 73 basın çalışanı yaşamını yitirdi. Buna göre, İsrail saldırılarında her gün en az 1 basın mensubu öldürüldü.

İsrail ordusunun "insani ara" sonrasında 1 Aralık'ta yeniden başlattığı saldırılarda bir gün içinde, AA kameramanı Muntasır es-Savvaf'ın da aralarında bulunduğu 3 gazeteci daha öldürüldü. Savvaf, 18 Kasım'daki İsrail saldırısında annesi, babası ve birçok yakınını kaybetmiş, kendisi de yaralanmıştı.

Filistinli Gazeteciler Sendikası verilerine göre, İsrail 7 Ekim'den sonra 29 gazeteciyi de gözaltına aldı. Daha önce tutuklanan 15 gazeteci ile birlikte İsrail hapishanelerinde 44 gazeteci bulunuyor.

Kassam Tugayları Gazze Şeridi'nin güneyinde 6 İsrail askerini hedef aldıklarını duyurdu
Kassam Tugayları, Telegram hesabından yaptığı ayrı açıklamalarda, Gazze Şeridi'nin farklı bölgelerinde İsrail güçlerini hedef alan saldırılarına ilişkin bilgi verdi.

Han Yunus'un doğusunda 6 İsrail askerinin vurulduğu aktarılan açıklamada, sınıra yakın Kissufim yerleşim biriminin de kısa menzilli "Rucum" füzeleriyle hedef alındığı ifade edildi.

Han Yunus'un doğu bölgelerine giren İsrail güçlerine havan mermileriyle yoğun saldırı düzenlendiği kaydedilen açıklamada, aynı bölgede İsrail güçlerinin barikat kurduğu bir evin anti-personel mühimmatı ve otomatik tüfeklerle hedef alındığı belirtildi.

Kassam, Han Yunus'un kuzeyinde ise İsrail askerlerini taşıyan bir araç ile Merkava tankının Yasin-105 roketleriyle vurulduğunu duyurdu.

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Beyt Lahiya bölgesinde de İsrail ordusuna ait 12 aracın hedef alındığı aktarıldı.

Kassam Tugayları, Gazze sınırına yakın Yahudi yerleşim birimleri arasında yer alan Raim Askeri Üssü'ne de bir dizi roket fırlatıldığını bildirdi.

İsrail ile çatışan Hizbullah, 1 mensubunun daha öldüğünü duyurdu
Hizbullah, Lübnan-İsrail sınırında yaşanan çatışmalarla ilgili açıklama yaptı.

Açıklamada, Ali Hasan Atat adındaki Hizbullah mensubunun "Kudüs yolunda" hayatını kaybettiği ifade edildi.

İsrail ile 8 Ekim'den bu yana yaşanan çatışmalarda ölen Hizbullah mensuplarının sayısı 90'a yükseldi. Çatışmalarda bugüne kadar 6 İsrail askeri ve 1 Lübnan askeri öldü.

Sınır bölgesindeki çatışmalar ayrıca Lübnan'da 23, İsrail'de 4 sivilin hayatını kaybetmesine yol açtı.

Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te 7 Ekim'den bu yana 3 bin 640 kişi gözaltına alındı
İsrail güçlerinin Gazze'ye saldırılara başladığı 7 Ekim'den bu yana Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te de Filistinlilere yönelik gözaltı baskınlarda artış dikkati çekiyor.

Filistin Esirler Cemiyeti ve Filistin Kurtuluş Örgütüne bağlı Filistin Esir İşleri Heyetinin ortak açıklamasına göre, İsrail güçleri 7 Ekim'den bu yana işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te 3 bin 640 kişiyi gözaltına aldı.

Batı Şeria ve Kudüs'te aynı dönemde İsrail güçleri ve Yahudi yerleşimcilerin saldırılarında 263 Filistinli öldürüldü, en az 3 bin 200 kişi yaralandı.


İsrail saldırılarında Gazze'deki nüfusunun yüzde 80'inden fazlası yerinden oldu
BM, Gazze'de İsrail saldırılarında nüfusun yüzde 80'inden fazlasına karşılık gelen yaklaşık 1,9 milyon kişinin yerinden olduğunu açıkladı.

BM Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansından (UNWRA) 4 Aralık'ta yapılan açıklamada, 7 Ekim'den bu yana 111 UNRWA çalışanının İsrail saldırılarında yaşamını yitirdiği aktarıldı.

DSÖ'nün işgal altındaki Filistin topraklarındaki temsilcisi Richard Peeperkorn da Gazze'de her 10 dakikada 1 çocuğun öldürüldüğünü belirtti.

Peeperkorn, "İnsanlığın en karanlık anına yakın olduğumuzu düşünüyorum. (Gazze için) Kalıcı ateşkese ihtiyacımız var." ifadelerini kullandı.


Gazze'de yaklaşık 7 bin 600 kişiden haber alınamıyor
Gazze'deki hükümet, İsrail'in 7 Ekim'den bu yana Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarında enkaz altında veya çeşitli sebeplerle naaşına ulaşılamayan 7 bin 600 kişiden haber alınamadığını duyurdu.

İsrail'de 7 Ekim'deki saldırılarda 310'dan fazlası asker olmak üzere 1200 İsraillinin öldüğü, 5 bin 132 kişinin yaralandığı duyuruldu. İsrail ordusuna göre, Gazze Şeridi'ne düzenlenen kara saldırıları sırasında 83 İsrail askeri öldürüldü.

İsrail ordusu ve Hizbullah arasında sınır hattında 8 Ekim'den bu yana süren çatışmalar ise Lübnan'da 23, İsrail'de de 4 sivilin hayatını kaybetmesine yol açtı. Çatışmalarda şu ana kadar 89 Hizbullah mensubu, 1 Lübnan askeri ve 6 İsrail askeri öldü.

Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı

Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı

28.09.2026 14:27:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı.

Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma çerçevesinde, İl Jandarma Komutanlığı Terörle Mücadele ekiplerince DEAŞ'a yönelik operasyon gerçekleştirildi.



Jandarma ekipleri tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında yabancı uyruklu R.K.Q.B., W.K.Q.B., R.H.K.B., N.T.H.M. ve N.T.G. isimli şahısların adresleri tespit edildi.

Belirlenen adreslere Özel Harekat Timlerinin de katılımıyla eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 5 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Şüpheliler, sağlık kontrollerinin ardından işlemleri yapılmak üzere İl Jandarma Komutanlığına götürüldü.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi

Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi. Bu kayıtlarla, tasfiye sürecine yaklaşılırken fonlardan gerçekleşen çıkışların büyüklüğü, zamanlaması ve yatırımcı bazındaki dağılımı soruşturma dosyasında incelenecek

28.09.2026 14:00:00
Haber Merkezi
 
Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi
Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi
20 milyar dolarlık büyüklüğe ve 450 binin üzerinde hesap sahibine ulaşan fon soruşturmasında tasfiye koşulları netleşiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, öncelikle 1 milyon lira ve altındaki fon paylarının ödenmesinin gündeme geldiği belirtildi.

Toplam büyüklüğü 20 milyar dolara ulaşan ve 450 binin üstündeki hesap sahibini doğrudan ilgilendiren fon kriziyle ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma giderek derinleştirilirken, kapatılan fonların tasfiyesine ilişkin koşullar da netleşmeye başladı. Bu kapsamda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, öncelikli olarak 1 milyon lira ve altındaki fon paylarının ödenmesi yönünde karar çıktığı ifade ediliyor. Son üç aylık dönem başta olmak üzere soruşturmaya konu fonlardaki tüm hesap hareketleri detaylıca incelenecek. Devam eden soruşturmada tutuklu sayısı 51'e yükselirken, 46 düzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin malvarlığı ise kaçırma, değer azaltma, üçüncü kişilere devrin önlenmesi amacıyla donduruldu.

Kapsamda hangi fonlar var?
Son dönemlerde çok sayıda operasyona imza atan Adalet Bakanlığı'nın en kapsamlı soruşturmasını fonlarla ilgili sürdürülen soruşturma oluşturuyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçları kapsamında yürüttüğü fon soruşturmasında, 7 yatırım şirketine ait fonların para ve yatırımcı trafiğinin ortaya çıkarılması için Merkezi Kayıt Kuruluşuna müzekkere yazdı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen 2026/149004 sayılı fon soruşturması kapsamında 22 Eylül'de Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan fonlara ilişkin ayrıntılı yatırımcı ve işlem kayıtlarını istedi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı MKK'ya yaptığı başvuruda, Pusula Finans Anonim Şirketi, Tera Yatırım Menkul Değerler A.Ş., Hedef Portföy Yönetimi A.Ş., Bulls Yatırım Menkul Değerler A.Ş., A1 Capital Menkul Değerler A.Ş., Atlas Menkul Kıymetler Yatırım Ortaklığı ile Pardus Menkul Kıymetler A.Ş. ile bağlantılı fonlara ilişkin kayıtların incelenmesini istedi. TCK'nın suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ile 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçları kapsamında yürütülen soruşturmada tasfiye tarihine kadar yapılan yatırımcı bazlı tüm hareketlerin tespiti istendi.

Para hareketleri ortaya çıkarılacak
Yatırımcıların fonlardaki alım-satım işlemlerinin TL karşılıkları, mevcut hesaplardaki katılma payı değerleri, pay oranları ve benzeri nitelikteki kayıtları isteyen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, fonlardaki yatırımcı hareketlerinin dönemsel olarak ortaya çıkarılarak, para trafiğinin ayrıntılı biçimde incelenmesini hedefliyor. Savcılığın MKK'dan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi. Bu kayıtlarla, tasfiye sürecine yaklaşılırken fonlardan gerçekleşen çıkışların büyüklüğü, zamanlaması ve yatırımcı bazındaki dağılımı soruşturma dosyasında incelenecek. Soruşturmaya ilişkin sosyal medya hesabından değerlendirmede bulunan Adalet Bakanı Akın Gürlek, amacın birikimlerin istismarına izin vermemek ve mağduriyetin kanunun öngördüğü koşullar çerçevesinde giderilmesinin amaçlandığını bildirdi. Bakan Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından "suç işlemek amacıyla örgüt kurma-üye olma", "nitelikli dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" ve "sermaye piyasası kanununa muhalefet" suçları kapsamında yürütülen soruşturmada, para hareketlerinin tüm yönleriyle ortaya çıkarılmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü aktardı.

Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Trabzon'da balıkçılar, tezgahlarında yerini alan palamudu tanesi 100 ile 125 lira arasında değişen fiyatlardan satışa sunuyor

 

28.09.2026 12:20:00
Anadolu Ajansı
 
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Ortahisar ilçesindeki Moloz mevkisinde yer alan balıkçı tezgahlarında palamudun tanesi 100 ile 125 liradan satılırken, istavritin kilogramı 100, somon 200, çipura 500, levrek ise 600 liradan alıcı buluyor.

Balıkçı Ahmet Çoğalmış, AA muhabirine, vatandaşların bu sezon daha çok palamuda ilgi gösterdiğini söyledi.

Tezgahlardaki palamutların taze olduğunu belirten Çoğalmış, sıcak havanın balıkların görünümünü etkileyebildiğini ifade etti.

Çoğalmış, piyasadaki herkesin şu an taze balık sattığına dikkati çekerek, "Havalar sıcak gittiği için balıklar ezik gibi görünÜyor ama ezik değil. Havaların sıcaklığından dolayı biraz gevşek oluyor. Vatandaş bayat balık aldığını sanıyor ama öyle değil. Şu an piyasa herkes taze balık satıyor." diye konuştu.

Balıkçı Emin Avcı da bu sezon palamudun daha fazla, hamsinin ise daha az olmasını beklediklerini dile getirdi.

Hamsinin şu anda Marmara tarafından geldiğini aktaran Avcı, "Hamsi palamut gibi olmaz, az olur. Şu anda hamsi geliyor ama Marmara tarafından geliyor. Bizim yerli hamsi daha çıkmadı. Palamut olduğu zaman hamsi biraz daha az oluyor" dedi.

İBB davasının 88. duruşması başladı

İBB davasına ilişkin 57'si tutuklu 436 sanığın yargılandığı davanın 88. duruşması başladı

28.09.2026 12:09:00
Anadolu Ajansı
 
İBB davasının 88. duruşması başladı
İBB davasının 88. duruşması başladı

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda görülen duruşmaya, görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun'un da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.

Bazı tutuksuz sanıklar ile avukatlarının da bulunduğu duruşmada, sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasıyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İBB Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaat ile sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğuna" ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin, Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu, kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma" ve "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet" ve 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Birleşen dosya

Beyoğlu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan İnan Güney'in de aralarında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

İddianamede, sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan, Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8 aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Birleşen ikinci dosya

Ağaç ve Peyzaj AŞ üzerinden usulsüzce kurgusal ihale sistematiği işletilerek ihalelere fesat karıştırıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma tamamlanmış ve 29 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

Sanıklar Ekrem İmamoğlu, Fatih Keleş ve Ali Sukas'ın "ihaleye fesat karıştırma", "resmi belgede sahtecilik", "rüşvet alma ve verme" ile "rüşvete aracılık etme" suçlarından 62'şer yıldan 168'er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları, diğer 26 sanık hakkında ise aynı suçlardan 3 yıldan 168 yıla kadar değişen sürelerde hapis cezası isteniyor.

Yargılama sürecinde, birleşen dosyalarla birlikte 59 sanığın tahliye edilmesiyle davada 57 tutuklu sanık bulunuyor.

Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu

Gaziantep-Nurdağı kara yolunda yolcu otobüsü ile otomobilin kafa kafaya çarpıştığı feci kazada hayatını kaybeden 2'si çocuk 7 kişinin kimlikleri belirlendi. Otomobilde bulunan ve aynı aileden olan kurbanların cenazeleri otopsi işlemlerinin ardından Hatay'a gönderilirken, hastaneye kaldırılan 16 yaralıdan birinin durumunun ciddiyetini koruduğu açıklandı

28.09.2026 11:40:00 / Güncelleme: 28.09.2026 11:43:58
Haber Merkezi
 
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep'in Şehitkamil ilçesi kırsal Acaroba Mahallesi yakınlarında dün akşam saat 18.06'da meydana gelen, 34 HBS 100 plakalı yolcu otobüsü ile 31 AHB 98 plakalı otomobilin çarpıştığı feci kazanın bilançosu netleşti.

Hatalı sollama sonucu kontrolden çıkan otomobilin şerit ihlali yaparak otobüsün önüne kırılmasıyla gerçekleşen kazada, adli tıp kurumundaki kimlik tespit çalışmaları tamamlandı.

Aynı aileden 7 can yok oldu

Yapılan incelemelerin ardından otomobilde can veren sürücü ve yolcuların tamamının Hatay nüfusuna kayıtlı akrabalar olduğu belirlendi. Feci kazada hayatını kaybeden vatandaşların isimleri şu şekilde açıklandı:

• Gülistan Özdemir (46)

• Nisanur Özdemir (23)

• Zeynep Alin Özdemir (6 - Çocuk)

• Senem Gökşen (44)

• Atakan Gökşen (1 - Bebek)

• Fatma Balık (73)

• Gülhan Yaman (47) 

Gaziantep Adli Tıp Kurumu morgunda geceden bu yana süren otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından, 7 kişinin cenazesi ailelerine teslim edilerek defnedilmek üzere memleketleri Hatay'a uğurlandı.

1 kişinin hayati tehlikesi sürüyor

Kazanın ardından yan yatan midibüsten çıkarılarak kentteki çeşitli hastanelere sevk edilen 16 yaralının tedavisi hassasiyetle sürdürülüyor. Gaziantep Vali Yardımcısı İlker Eker, ilk saatlerde otobüsteki yolcuların büyük bölümünün hafif ve orta dereceli yaralanmalara sahip olduğunu bildirmişti.

Ancak gelişmeleri yakından takip eden İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi sosyal medya hesabından yaptığı son güncellemede, yaralılardan 1 vatandaşın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğunu ve hayati tehlikesinin devam ettiğini duyurdu. Diğer 15 yaralının ise genel durumlarının iyi olduğu ve hayati risklerinin bulunmadığı öğrenildi.

Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevlendirilen 1 Başsavcı Vekili ve 2 cumhuriyet savcısı eşliğinde, otobüs içi kameralar ve çevre güvenlik kameraları incelenerek kazayla ilgili geniş çaplı adli tahkikat sürdürülüyor.

Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi

28.09.2026 10:08:00
Haber Merkezi
 
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı, Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa iddialarını köşesine taşıdı. Altaylı, Kaya ve eşinin Tera üzerinden yaptığı öne sürülen işlemlerdeki yüksek getiriyi gündeme getirirken, soruşturmanın toplam büyüklüğü olarak dile getirilen 25 milyar dolara dikkat çekti: "Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak?"

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi.

Altaylı, Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre'nin Kaya hakkında ortaya attığı iddiaları ilk duyduğunda bunların gerçeği yansıtmayacağını düşündüğünü belirtti. Ancak daha sonra gündeme gelen rakamların dikkat çekici olduğunu ifade etti.

63 MİLYON TL'DEN 1,3 MİLYAR TL'YE

Altaylı'nın aktardığı iddiaya göre Kaya, nisan ayında Tera üzerinden yaklaşık 63 milyon TL tutarında yatırım yaptı. İddiaya göre bu para eylül ayında yaklaşık 1 milyar 344 milyon TL olarak geri çekildi.

Altaylı, söz konusu rakamları dolar üzerinden de hesaplayarak, yaklaşık 1 milyon 432 bin dolarlık yatırımın 5 ay içerisinde 28 milyon dolara ulaştığı iddiasını gündeme getirdi. Yazar, bunun dolar bazında yaklaşık yüzde 2 binlik artış anlamına geldiğini yazdı.

EŞİNE AİT İŞLEMLER DE GÜNDEMDE

Altaylı, Kaya'nın eşi İlyas Kaya hakkındaki iddiaları da yazısına taşıdı.

Buna göre İlyas Kaya'nın nisan ayında yaklaşık 99 milyon TL yatırdığı, eylül ayında ise yaklaşık 826 milyon TL ile çıktığı öne sürüldü.

Altaylı, bu rakamların dolar karşılığının yaklaşık 2 milyon 250 bin dolardan 17 milyon 210 bin dolara yükselmek anlamına geldiğini belirterek, işlemlerin fonun batmasından hemen önce gerçekleştiği iddiasına dikkat çekti.

"SADECE FATMA BETÜL SAYAN KAYA MI?"



Altaylı'nın yazısının odağındaki soru ise fon soruşturmasının tamamına ilişkin oldu.

Yazar, "Sadece Fatma Betül Sayan Kaya mı yapmıştır bu işi? Başka kimler böyle servet edindi?" sorusunu gündeme getirdi.

Altaylı, ardından soruşturmayla bağlantılı olarak dile getirilen 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğe dikkat çekerek şu soruyu sordu:

"Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak! Çıkacak mı?"

ESKİ DOSYA: İBB'DEN 85 BİN 791 DOLARLIK EĞİTİM ÖDEMESİ

Kaya'nın adı daha önce de ABD'deki eğitimi nedeniyle İBB iştiraki İSBAK'tan aldığı öne sürülen ödemelerle gündeme gelmişti.

İBB'nin eski yönetimi döneminde, Kaya'nın 14 Kasım 2008'de İSBAK AŞ'de elektrik-elektronik mühendisi olarak işe başladığı, yaklaşık iki ay sonra da ABD'de eğitim için İBB bursuyla gönderildiği kamuoyuna yansıyan kayıtlarda yer aldı.

İSBAK tarafından Kaya'ya yurtdışı eğitim sözleşmesi kapsamında 85 bin 791 dolar ve 20 bin 289 TL ödeme yapıldığı belirtildi.

İBB PARAYI GERİ İSTEMİŞTİ

Konu 2021 yılında İBB Teftiş Kurulu'nun incelemesiyle yeniden gündeme geldi.

Dönemin İBB yönetimi, Kaya'dan ve kefil olan aile üyelerinden 85 bin 791 dolar ile 20 bin 289 TL'nin, masraflar ve yasal faiziyle birlikte geri ödenmesini talep etti. Ayrıca dönemin bazı İSBAK yöneticileri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu.

İBB müfettişlerinin raporuna ilişkin haberlerde, yurtdışı eğitim sözleşmesindeki bazı hükümlerin ihlal edildiği iddiaları da yer aldı. Bunlar arasında eğitim sonrasında İSBAK'ta çalışma yükümlülüğü ve eğitim süresinin uzatılmasına ilişkin sözleşme hükümleri tartışma konusu oldu.

Ancak bu eski dosyada da önemli bir ayrım bulunuyor: Kaya hakkında 2021 sonunda işlem başlatıldığı, sonrasında takipsizlik kararlarının verildiği basına yansıdı. Ayrıca Kaya'nın başvurusu üzerine İBB bursuyla ilgili çok sayıda internet içeriğine 2024'te erişim engeli getirildi.

ALTAYLI'NIN VURGUSU NE?



Altaylı'nın yazısındaki temel vurgu, yalnızca Kaya hakkındaki iddialar değil. Yazar, Kaya üzerinden ortaya çıkan rakamların, eğer soruşturmadaki toplam para büyüklüğü iddiasıyla birlikte değerlendirilecekse, "başka kimlerin bu sistemden ne kadar kazanç sağladığı" sorusunu gündeme getirdiğini belirtiyor.

Dolayısıyla "25 milyar doların 45 milyonu eski Bakan'dan çıktı" ifadesi, 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğün tamamının Kaya'ya ait olduğu anlamına gelmiyor. Altaylı, Kaya hakkında öne sürülen yaklaşık 45 milyon dolarlık tutarı, soruşturmada konuşulan 25 milyar dolarlık toplam rakamla karşılaştırarak geriye kalan miktarın akıbetini sorguluyor.

Kaya ise iddiaların ardından AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı ve diğer görevlerinden istifa etti. Hakkındaki borsa işlemlerine ilişkin iddiaların hukuki olarak kesinleşmiş bir suç veya mahkûmiyet anlamına gelmediği de ayrıca belirtilmeli.

İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

İstanbul'da, haftanın ilk iş günü sabah saatlerinde yağışın da etkisiyle bazı bölgelerde trafik yoğunluğu oluştu

28.09.2026 09:10:00 / Güncelleme: 28.09.2026 09:35:10
AA
 
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

Anadolu Yakası'nda, D-100 kara yolunda Tuzla'da başlayan yoğunluk Avrasya Tüneli girişine kadar ulaşıyor.

TEM Otoyolu'nda Sultanbeyli'de yoğunlaşan trafik, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne kadar devam ediyor.

Otoyolda Fatih Sultan Mehmet Köprüsü istikametinde, Şile Otoyolu'nda ise Altunizade'den Ümraniye'ye kadar araçlar ağır seyrediyor.

Avrupa Yakası'nda D-100 kara yolunda Haliç Köprüsü, Halıcıoğlu, Edirnekapı ve Cevizlibağ çevresinde trafik yoğunluğu yaşanıyor.

Mecidiyeköy'de yağışın da etkisiyle trafik yoğunluğu çift yönlü etkili oluyor.

TEM Otoyolu Bahçeşehir, Saadetdere ve Beylikdüzü'nde trafik ağır seyrediyor.

Öte yandan tramvay, metro, otobüs ve metrobüs duraklarında yolcu yoğunluğu yaşanıyor.

Zincirlikuyu, Cevizlibağ, Uzunçayır ve Altunizade gibi aktarma merkezlerine gelen vatandaşlar araçlara binmek için sıra bekliyor.

Metro İstanbul'un sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Hava muhalefeti nedeniyle TF1 Maçka-Taşkışla Teleferik Hattı'nda seferler yapılamamaktadır." ifadesi kullanıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Cep Trafik Haritası verilerine göre, kent genelindeki trafik yoğunluğu sabah saatlerinde yüzde 72'ye kadar çıktı.

Yoğunluk, Anadolu Yakası'nda yüzde 89, Avrupa Yakası'nda ise yüzde 58 olarak ölçüldü.
 

Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı

İstanbul'da sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar kapsamında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı

28.09.2026 06:00:00
AA
 
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca, sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar sürüyor.

Soruşturma kapsamında Başsavcılığın ilgili kurumlara yazdığı müzekkerede kişi ve kurumların hesaplarında bulunan sermaye piyasası araçlarının dondurulmasının talep edildiği bildirildi.

Yazıda, ilgili kurumlar nezdinde mal varlığı ve para hareketlerine yönelik tedbir uygulanan firmalar ve fonlarla alakalı olarak, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve ilgili kurullar tarafından yeni değerlendirme ve bildirimlerin yapıldığı belirtildi.

Bu doğrultuda, söz konusu tedbirlerin ve mal varlığının dondurulması kararının kaldırılmasına karar verildiği kaydedildi.

Soruşturmada tedbir kararı kaldırılan 45 firma ile 19 fonun bulunduğu, gerçek kişiler üzerindeki tedbirin ise devam ettiği öğrenildi.

Soruşturma

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının MASAK'a 17 Eylül'de gönderdiği müzekkerede, Pusula Finans Holding AŞ, Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ, Hedef Holding AŞ ve Bulls Yatırım Menkul Değerler AŞ ile bunların alt şirketlerinin yöneticilerine ilişkin mali verilerin temini talep edilmişti.

Şirketlerin tüm yöneticilerinin açık kimlik bilgilerinin tespit edilmesi, bunların 2024'ten bugüne kadar yurt dışına gerçekleştirdikleri para ve kripto varlık transferleri ile tüm para giriş-çıkışlarının ham veri halinde Başsavcılığa gönderilmesi istenmişti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturmada, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Üyesi Emre Alkin, Tera Yatırım Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Alkin, Tera Portföy Genel Müdürü Alper Öztürk, Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan, Pusula Portföy Yönetimi AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız, Namık Kemal Gökalp, Altunç Kumova ve İbrahim Bekçi tutuklanmıştı.

Gözaltına alınan Enver Çevik ve Kemal Akkaya, savcılıktaki ifadelerinin ardından serbest bırakılmıştı.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan Doğa Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Kırmızı, Tera Yatırım Yönetim Kurulu üyeleri Bülent Uygun ve Abdulkadir Özkan da adliyeye sevk edilmiş ve tutuklanmıştı.

Adliyeye sevk edilen şüphelilerden Furkan Baki, Murat Keçeci, Ramazan Erbey, İlhan Aygül, Salih Can Bülbül, Selçuk Kahya, Uğur Akkafa, Samet Çetinel, Celal Yarız, İsmail Ege, Mehmet Yıldırım, Lütfi Çetinel, Berkan Gülen ve Mehmet Erbey'in tutuklanmasına, 3 şüpheli hakkında ise adli kontrol tedbirinin uygulanmasına karar verilmişti.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne sevk edilen 19 şüpheli tutuklanmış, 2 zanlı ise adli kontrol şartıyla salıverilmişti.

Devam eden soruşturmada 8 zanlı daha gözaltına alınmış, 6'sının tutuklanmasına hükmedilmişti.

Böylece soruşturmada tutuklananların sayısı 51'e ulaşmıştı.

Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener'le birlikte hakkında yakalama kararı çıkarılan Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel de gözaltına alınmıştı. 

İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul'da etkili olan sağanak nedeniyle su basan Zincirlikuyu'daki alt geçit, araç trafiğine kapatıldı

28.09.2026 00:10:00
AA
 
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezinin (AKOM) uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde sağanak etkisini gösterdi.

Yağış nedeniyle caddelerde su birikintileri oluştu, sürücüler ve yayalar zor anlar yaşadı.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı. Alt geçidin araç trafiğine kapatılması nedeniyle bazı otobüsler seferlerini yapamadı.

Kağıthane'de de Güzeldere Caddesi'nde su birikintisi oluştu. Caddede ilerleyen araçlar güçlük çekti.

Beylikdüzü, Esenyurt ve Sultangazi'de de yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor.

 

Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 252. maddesi kapsamında resen soruşturma başlattı. Başsavcılığın açıklamasında soruşturmanın ayrıntılarına yer verilmedi

27.09.2026 21:00:00
Haber Merkezi
 
Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı
Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 252. maddesi kapsamında resen soruşturma başlattı. Başsavcılığın açıklamasında soruşturmanın ayrıntılarına yer verilmedi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında "rüşvet" suçundan resen soruşturma başlattı. Başsavcılık açıklamasında, soruşturmanın TCK'nin 252. maddesi uyarınca yürütüldüğü belirtildi.

Soruşturmayı ekonomik suçlar bürosu yürütüyor
Açıklamaya göre dosya, Başsavcılığın Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülüyor. Soruşturma kapsamında elde edilen deliller üzerine resen işlem başlatıldığı bildirildi.

Başsavcılık ayrıntı paylaşmadı
Başsavcılığın kamuoyuna duyurduğu açıklamada, iddianın dayanağına, soruşturmanın kapsamına veya izlenecek adımlara ilişkin ek bilgi verilmedi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.