İstanbul depreme hazır değil
17 Ağustos 1999'daki Marmara depreminin üzerinden 22 yıl geçti. Ancak uzmanlar yeni depremler için hazır olunup olunmadığı sorusunun cevabında son derece endişeli. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne göre Marmara'da yaşanabilecek 7.5 büyüklüğündeki depremde megakentte 48 bin bina hasar görebilir.
19.08.2021 17:26:00





YENİ MESAJ / DETAY HABER
17 Ağustos 1999… Saat 03.02... Tam o anda büyük bir uğultuyla gelen 7.4 büyüklüğündeki depremde resmi verilere göre 18 bin 373 kişi hayatını kaybetti, 48 bin 901 kişi de yaralandı. Sarsıntıda 5 bin 840 kişi de kayboldu. Ancak bölge halkı, can kaybının çok daha yüksek olduğunu öne sürüyor. Resmi olmayan kaynaklar, can kaybının 50 bin civarında olduğunu iddia ediyor. İzmit Körfezi'nin güneyinde bulunan Gölcük, Değirmendere ve Karamürsel gibi bazı yerlerde sahile yakın kısımların depremle birlikte deniz sularının altında kalması can kaybı ve hasar tespitini zorlaştıran en önemli unsur olarak gösteriliyor. Depremin maliyeti de büyük oldu. Farklı kurumların yaptığı hesaplamalara göre, depremin ekonomik maliyeti 12 ile 20 milyar dolar arasında değişiyor. Bu maliyeti Ak Parti'nin kaldırdığı Devlet Planlama Teşkilatı 15-19 milyar dolar, Dünya Bankası 12-17 milyar dolar, TÜSİAD ise 17 milyar dolar olarak hesapladı. Türkiye'nin en büyük petrol rafinerisi TÜPRAŞ'ta çıkan yangın günlerce sürdü. Bazı araştırmalar, 1999 depreminin yarattığı etkinin 2001'de ekonomik krizinin çıkmasında etkili olan nedenler arasında yer aldığını gösteriyor.
Zihinlerde taptaze
Deprem, Türkiye tarihinin en büyük ikinci depremi olarak kayıtlara geçti. İlk sırada 7.9 büyüklüğündeki 27 Aralık 1939 Erzincan depremi var. 52 saniye süren o depremde 32 bin 962 kişi hayatını kaybetmişti. Merkez üssü Gölcük olan 17 Ağustos depremi, Marmara Bölgesi'nin genelinde hissedildi. Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın kırılmasıyla meydana gelen deprem, İstanbul, Bolu, Bursa, Eskişehir, Kocaeli, Sakarya ve Yalova'da can ve mal kaybına neden oldu. Büyük Marmara depreminin üzerinden yıllar geçti ancak o anlar birçok kişinin hala zihinlerinde tazeliğini koruyor.
Ders almadık maalesef
Peki, üzerinden on yıllar geçmesine rağmen ders alındı mı? Bilim insanları tarihi bilinmese de, İstanbul'da 7 ve üzerindeki büyüklükte bir deprem beklediklerini belirtiyor. Ancak buna rağmen İstanbul hala bu depreme hazır değil.
Türkiye'de hasarlı ve dayanıksız binaların yenilenmesi ile depreme dayanıklı hale getirilmesi olarak bilinen 'kentsel dönüşüm' çalışmaları 2012 yılında başladı. 17 Ağustos depreminin yıl dönümü nedeniyle yazılı açıklama yapan Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Türkiye'nin yüzde 66'sının deprem riski altında olduğunu belirtti; 81 ilde riskli yapıların yenilenmesinin sürdüğünü söyledi. Kurum ayrıca, "Şu anda 100 bini İstanbul'da olmak üzere, 300 bin konutun deprem dönüşümünü gerçekleştiriyoruz" dedi.
İBB: 48 bin bina hasar görebilir
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin (İBB) yaptığı çalışmalara göre, 7.5 büyüklüğündeki bir deprem İstanbul'da 48 bin binanın ağır hasar görmesine neden olacak. İBB Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Daire Başkanı Tayfun Kahraman, "22 yılda ne yapıldı?" sorusuna, "Çok fazla konuştuk, çok fazla bilgi birikim sağlandı ama baktığımızda özellikle yapı stokunun yenilenmesi ya da güçlendirilmesi depremlere dayanıklı hale getirilmesi anlamında çok da yol kat edemedik" dedi.
İBB verilerine göre İstanbul'da 1 milyon 165 bin bina bulunuyor. 2000 yılı ve öncesine ait bina sayısı ise 817 binin üzerinde… Yani bunlar, toplam binaların yüzde 70'ini oluşturuyor. Kentte şu ana kadar 26 ilçede 72 bin binada incelemeler yapıldığını söyleyen Kahraman, "20 bin binanın üzerinde bir sayıdan da sonuçlar elde ettik. Buna göre tablo hiç iç açıcı değil ve bu binalarımıza bir an önce müdahale edip sağlıklı bir kentsel altyapıya ve sağlıklı konutlara erişim olanaklarını yaratmamız lazım" dedi.
Afet kültürü geliştirilmeli
Jeolog Prof. Dr. Okan Tüysüz, "Hiçbir şey yapılmadı denemez ama maalesef yapılması gerekenlerin önemli bir kısmı yapılamadı" açıklamasında bulundu. Deprem önlemlerinin sadece binaya indirgenmemesi görüşünü dile getiren Tüysüz'e göre, "Afetle baş etmenin en temel yollarından bir tanesi toplumun eğitilmesi ve afet kültürünün toplumda oturtulması" ancak "Bu anlamda da önlemler yetersiz" bir noktada. Tüysüz, "Yol haritaları, çizilmiş ciltler dolusu raporlar var. Maalesef büyük ölçüde icraata geçmeksizin raflarda tozlanıyorlar" ifadesini kullandı.

















































































