logo
30 TEMMUZ 2026

İstanbul'da mahalle esnafı Mobil DOA cihazıyla içecek ambalajı iadesi toplamaya başladı

Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) Sistemi'nin erişim ağını genişletmek amacıyla hayata geçirilen Mobil DOA, İstanbul'daki market, bakkal ve büfelerde hizmet vermeye başladı

30.07.2026 13:04:00
AA
 
İstanbul'da mahalle esnafı Mobil DOA cihazıyla içecek ambalajı iadesi toplamaya başladı
İstanbul'da mahalle esnafı Mobil DOA cihazıyla içecek ambalajı iadesi toplamaya başladı
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda Türkiye Çevre Ajansı (TÜÇA) tarafından yürütülen DOA Sistemi'nde, hem vatandaşların iade noktalarına erişimini kolaylaştıracak hem de esnafın sisteme katılımını destekleyecek yeni bir uygulama devreye girdi.

Bu kapsamda Mobil DOA adı verilen el terminaliyle depozito iade makinesi bulunmayan market, bakkal ve büfeler Manuel İade Noktası olarak sisteme dahil edildi.

İstanbul'da başlatılan uygulama kapsamında Ümraniye'deki bir esnafa, "dbys.gov.tr" üzerinden Depozito Bilgi Yönetim Sistemi'ne kaydını tamamlamasının ardından Mobil DOA cihazı ücretsiz olarak verildi.

Teslim aldığı mobil cihazını marketinde basın mensuplarına tanıtan esnaf Ercan İnci, cihazı satış yapar gibi kullanabildiğini söyledi.

Plastik, pet, cam ve teneke kutu gibi atıkları üzerlerinde barkodlarının bulunmasına ve tahrip olmamasına dikkat ederek aldıklarını aktaran İnci, "Bu cihazlarda bizim en büyük sıkıntımız neydi? Yığılmalar oluyordu. Burada maksimum 15 dakika içerisinde bir müşterinin 100 ürününü alabiliyoruz. Bu hem esnafa hem millete hem de doğaya tamamen dost bir projedir. Hayırlı olmasını temenni ediyorum." diye konuştu.

İnci, vatandaşların DOA uygulaması üzerinden Mobil DOA noktalarını görebileceğini de dile getirdi.

TÜÇA çevre mühendisi Aybike Mısır ise el terminali sayesinde vatandaşlara hangi kolaylıkların sağlandığını anlattı.

Cihazı esnafa dağıtmaya başladıklarını kaydeden Mısır, "Özellikle depozito iade makinesi kurulumu yapılamayan noktalarda vatandaşın çok daha hızlı bir şekilde sisteme erişebilmesi, ambalajlarını iade edebilmesi adına bu sistem başlatıldı. Mobil DOA cihazı verilen her esnaf anında iade alımlarına başlayabiliyor." dedi.

Projenin yayılmasının ülkeye hem ekonomik hem çevresel olarak çok büyük katkı sağlayacağını vurgulayan Mısır, "Projede, daha sürdürülebilir bir gelecek için bu ambalajları kaynağından temiz olarak toplayıp geri dönüşüme kazandırılması amaçlanıyor. Geri dönüşümün, her geçen gün gerek depozito iade makineleriyle gerek Mobil DOA cihazıyla çok daha erişilebilir bir noktaya gelip ülke genelinde yaygınlaşması hedefleniyor." ifadelerini kullandı.

Sistem nasıl işliyor?
Mobil DOA, barkod doğrulama, sayım, kayıt ve veri aktarımı işlemlerini tek cihaz üzerinden gerçekleştiriyor.

Vatandaşlar, cihaz üzerindeki karekodu cep telefonlarıyla okutarak iade işlemini başlatıyor ve teslim edecekleri DOA logolu içecek ambalajlarının barkodlarını cihaza okutuyor.

Doğrulanan ambalajlar sisteme kaydedilirken, işlem verileri eş zamanlı olarak DOA Sistemi'nin dijital altyapısına aktarılıyor.

İşlemin tamamlanmasının ardından ambalaj başına 1 lira olmak üzere biriken tutar doğrudan vatandaşın DOA Cüzdanı'na yükleniyor, işletmeler ise saha operatörüne teslim ettikleri her ambalaj için 50 kuruş teşvik bedeli kazanıyor.

Böylece esnaf sisteme sağladığı katkı karşılığında ilave kazanç elde ederken, vatandaşlar da ambalajlarını yaşadıkları mahallede kolayca iade edebiliyor.

Cep telefonlarıyla entegre çalışan bu yapı sayesinde iade işlemleri kullanıcı hesaplarıyla eşleştirilerek, teslim alınan ambalajlar güvenilir, hızlı ve izlenebilir şekilde yönetiliyor.

Yaklaşık 70 yıllık CHP üyeliğini noktalayan Önder Sav CHP'den istifa etti

Yaklaşık 70 yıllık CHP üyeliğini noktalayan eski genel sekreter Önder Sav, eşi, çocukları ve damadıyla birlikte partiden istifa etti. CHP yönetimini tüzüğü ve üyelerin iradesini yok saymakla suçlayan Sav, siyasi yaşamını Özgür Özel’in genel başkanlığındaki YENİ Parti’de sürdüreceğini açıkladı

30.07.2026 13:40:00
Haber Merkezi
 
Yaklaşık 70 yıllık CHP üyeliğini noktalayan Önder Sav CHP'den istifa etti
Yaklaşık 70 yıllık CHP üyeliğini noktalayan Önder Sav CHP'den istifa etti
Eski Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Sekreteri Önder Sav, Türkiye Büyük Millet Meclisinde (TBMM) düzenlediği basın toplantısında CHP'den istifa ettiğini açıkladı.

Yaklaşık 70 yıldır üyesi olduğu CHP'den ayrılan Sav, siyasi yaşamını Özgür Özel'in genel başkanı olduğu YENİ Parti'de sürdüreceğini duyurdu. CHP'nin mevcut yönetimine sert eleştiriler yönelten Sav, parti yönetiminin tüzüğü ve üyelerin iradesini yok saydığını savundu.

Basın toplantısında konuşan Sav, 16 yıl sonra ilk kez aynı kürsüde kamuoyunun karşısına çıktığını belirterek, "Milletvekilliğini bıraktığım 2011'den bu yana 15 yıl sonra ilk kez bu kürsüde sizlerle beraber oluyorum. Hem mutluluğu hem heyecanı içindeyim" dedi.

CHP'de son dönemde hızlı gelişmeler yaşandığını ifade eden Sav, partiye ilişkin değerlendirmelerini kamuoyuyla paylaşmak istediğini söyledi.

Ankara 36. İdare Mahkemesi'nin 21 Mayıs 2026 tarihinde verdiği "mutlak butlan" kararına değinen Sav, kararın CHP'deki tartışmaları derinleştirdiğini savundu.

Sav, "Hukukun değil, hukuksuzluğun egemen olduğu, hukukun üstünlüğünün çiğnendiği bir dönemi yaşıyoruz" ifadelerini kullandı.

Parti Meclisi üyelerinin önemli bir bölümünün istifa ettiğini belirten Sav, CHP Tüzüğü'ne göre Parti Meclisi ve Merkez Yönetim Kurulu'nun görevinin sona ermiş olması gerektiğini ileri sürdü.

Sav, buna rağmen mevcut yönetimin görevine devam ettiğini belirterek, "Beş kişi de kalsa göreve devam ederiz anlayışıyla mevcut Parti Meclisi ve Merkez Yönetim Kurulu, sanki hukuki geçerliliğini taşıyormuş gibi görev yapmaya devam etti" dedi.

"KURULTAY TALEPLERİ REDDEDİLDİ"
CHP'de 45 gün içerisinde kurultay yapılması gerektiğini ancak bu sürenin aşıldığını öne süren Sav, 5 Kasım 2023 tarihli kurultay delegelerinin yarıdan fazlasının olağanüstü kurultay çağrısı yaptığını söyledi.

Sav, delegelerin genel başkan, Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu seçimlerinin yenilenmesini istediğini, mevcut yönetimin ise ihtiyati tedbir kararını gerekçe göstererek bu talebi reddettiğini belirtti.

Mutlak butlan kararının parti içi hukuku zedelediğini savunan Sav, mahkeme kararının ana muhalefet partisinin iç işlerine müdahale anlamına geldiğini ileri sürdü.

Sav, "Mahkemenin kararı, ana muhalefet partisinin iç işlerine müdahale etmiş, parti içi hukuku zedelemiş ve üyelerin tercihlerini yok saymıştır" dedi.

Mevcut yönetimin hukuki tartışmalara rağmen görevini sürdürdüğünü belirten Sav, CHP üyelerinin önemli bölümünün bu yönetim anlayışını içine sindiremediğini öne sürdü.

"CHP KURULUŞ FELSEFESİNDEN UZAKLAŞTI"
CHP yönetimine yönelik eleştirilerini sürdüren Sav, partinin Atatürk ilke ve devrimlerinden, laiklikten, hukuk devleti anlayışından ve hukukun üstünlüğünden uzaklaştığını savundu.

Sav, şunları söyledi: "Eğri oturup doğru konuşalım. Bugünkü yöneticilerin yönetimindeki parti, Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin ve Kuvâ-yı Milliye'nin devamı olarak 103 yıl önce kurulmuş CHP değildir. Maalesef genleriyle oynanmış, başkalaştırılmış bir partidir.

Binayı ve parti amblemini haksız olarak kullanan kiracılar, elbette uygun ve yakın bir zamanda o binayı tahliye edeceklerdir.

Birkaç gün önce partiden istifa eden, geçmiş dönemlerde senatörlük ve milletvekilliği yapmış 281 değerli arkadaşımızın kamuoyuna açıkladıkları istifa gerekçelerine de katıldığımı belirtmek isterim.

AİLESİYLE BİRLİKTE İSTİFA ETTİ
Açıkladığım nedenlerle; eşim Çiğdem Sav, iki evladım ve damadımla birlikte, derin üzüntü ve tarifsiz bir acı içinde Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğinden istifa ediyorum. Mustafa Kemal Atatürk'ün tarif edip kurduğu rejimin ve devrimlerin sahipliğini yapan, hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik hukuk devleti ilkelerine bağlı gerçek CHP'de yeniden buluşmak ümidiyle..."

Önder Sav, eski CHP Milletvekili ve Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erol Çevikçe'nin de istifa ettiğini paylaştı. Çevikçi'nin rahatzılığı nedeniyle basın açıklamasına katılamadığını söyledi.

Güvenpark’ta gazilerin hak arayışı 17. gününde

Türkiye'nin dört bir yanından Ankara'ya gelen er şehit yakınları ve gazilerin Güvenpark'taki oturma eylemi yarım ayı geride bıraktı. Rütbeli personel ile aralarındaki özlük hakları uçurumunun kapatılmasını isteyen vatan evlatları, talepleri karşılanmazsa açlık grevine başlayacaklarını duyurdu

29.07.2026 23:00:00
Haber Merkezi
 
Güvenpark’ta gazilerin hak arayışı 17. gününde
Güvenpark’ta gazilerin hak arayışı 17. gününde
Türkiye'nin 81 ilinden seslerini duyurmak için başkente gelen er şehit yakınları ve gazilerin Ankara Güvenpark'ta başlattığı oturma eylemi bugün 17. gününe girdi. 13 Temmuz'da "Gaziliğin rütbesi olmaz" şiarıyla meydanlara inen yüzlerce gazi ve şehit ailesi, özlük haklarında adalet sağlanana kadar alanı terk etmeyeceklerini vurguluyor.

"Aynı çatışmada kopan bacağın rütbesi olmaz"

Eylemin öncülüğünü üstlenen Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Genel Başkanı Erdem Çerçioğlu, Güvenpark'ta yaptığı açıklamada rütbeli personel ile er statüsündeki gaziler arasında çok ciddi bir maaş ve sosyal hak uçurumu olduğunu belirtti.

Çerçioğlu, hükümete seslenerek şu ifadeleri kullandı:

"Bizler bu vatan için göğsümüzü siper ettik. Aynı çatışmada, aynı mayın patlamasında kopan bacağın, kaybedilen gözün rütbesi olmaz. Ancak iş maaş ve özlük haklarına gelince er statüsündeki gazilerimiz üvey evlat muamelesi görüyor. Emsal aylık düzenlemesi yapılana, haklarımız rütbeli gazilerle eşitlenene kadar buradan ayrılmayacağız. Eğer sesimiz duyulmazsa, çok yakında açlık grevine başlayacağız."

Gaziler, mevcut maaşların enflasyon karşısında eridiğini, protez desteklerinin yetersiz kaldığını ve ücretsiz sağlık hizmeti ile kira yardımı gibi en temel sosyal haklarda bile ayrımcılığa uğradıklarını dile getiriyor.

Muhalefetten Güvenpark'a ziyaret akını

Güvenpark'taki direniş, siyasetin de ana gündem maddelerinden biri haline geldi. Eylemin başından bu yana çok sayıda siyasi parti lideri ve milletvekili alanı ziyaret ederek gazilere destek verdi.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu bugün ikinci kez gazileri parkta ziyaret ederek taleplerini dinledi. İYİ Parti TBMM grubuna talimat verdiğini ve mağduriyetin giderilmesi için acilen bir kanun teklifi hazırlayacaklarını açıkladı.

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan da eylemin 13. gününde Güvenpark'a gitmişti. Arıkan, "Vatan için bedel ödeyenlerin hak mücadelesinde yanlarındayız" diyerek hükümeti adım atmaya çağırmıştı.

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu ve Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal da eylem alanını ziyaret ederek Meclis kürsüsünden bu konunun takipçisi olacaklarının sözünü vermişti.

Gözler Meclis'e çevrildi

Ankara'nın kavurucu sıcağına rağmen Güvenpark'ta bekleyişini sürdüren gaziler ve şehit yakınları, yetkililerden somut bir adım bekliyor. Meclis'in tatile girmeden önce er gazilerin özlük haklarını düzenleyen bir kanun teklifini gündeme alması için baskılar artarken, gaziler "Söz değil, icraat bekliyoruz" diyerek kararlılık mesajı veriyor.

Maden işçileri Enerji Bakanlığı önünde

Yıldızlar SSS Holding'e bağlı Doruk Madencilik işçileri, ödenmeyen maaş ve kıdem tazminatları için bugün Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde eylem düzenledi. Söz verilen ödemeler yapılmadığı için Ankara'dan ayrılmayacaklarını belirten işçilerden biri eylem sırasında fenalaştı

29.07.2026 21:00:00
Haber Merkezi
 
Maden işçileri Enerji Bakanlığı önünde
Maden işçileri Enerji Bakanlığı önünde
Yıldızlar SSS Holding bünyesinde Eskişehir'de faaliyet gösteren Doruk Madencilik'te çalışan Türkiye Maden İşçileri Sendikası (Türk Maden-İş) üyesi işçiler, ödenmeyen maaş ve kıdem tazminatı alacakları için Ankara'daki eylemlerini sürdürüyor.

16 Haziran'da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı nezaretinde imzalanan protokole rağmen 23 Temmuz'da yapılması taahhüt edilen ödemelerin gerçekleşmemesi üzerine dün Çalışma Bakanlığı, bugün ise Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde seslerini yükselttiler. Eylem sırasında bir işçi fenalaşarak baygınlık geçirdi.

Bakanlık önünde eylem ve kararlılık mesajı

İşçiler, 27 Temmuz'da Ankara'daki Yıldızlar SSS Holding binası önünde oturma eylemine başlamıştı. Beypazarı'ndan gelen madenciler, dün Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde açıklama yaptı. Türkiye Maden İşçileri Sendikası Orta Anadolu Şube Başkanı Talih Kocabıyık, 16 Haziran 2026'da bakanlığın katılımıyla imzalanan protokolü hatırlatarak, "Kıdem tazminatlarımızın ve yasal alacaklarımızın 23 Temmuz 2026 tarihinde ödeneceğine dair söz verilmişti. Ancak şirket tarafından herhangi bir ödeme gerçekleşmedi. Yapılan protokolde sözü verilen ödemelerin hepsi hesaplara geçinceye dek Ankara'dan ayrılmayacağız. Perşembe gününe kadar gelişme olmazsa farklı aksiyonlar alacağız" demişti.

Bugün saat 14.00 civarında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı binası önünde toplanan işçiler, baretlerini yere vurarak slogan attı. "Ankara, Ankara duy sesimizi", "Ya bu paralar yatar ya bu paralar yatar" ve "Ölmek var, dönmek yok" gibi sloganların yükseldiği eylemde, abluka altında bekleyen bir işçi fenalaşarak baygınlık geçirdi. Sendika yetkilileri ve işçiler, alacakları ödenene kadar başkentten ayrılmayacaklarını ve akşam net bir cevap gelmezse yarın holding önünde eylemlerini yoğunlaştıracaklarını duyurdu.

Sendika temsilcilerine göre yaklaşık 580-600 işçinin toplam kıdem tazminatı alacağı 150 milyon liranın üzerinde. Maaş ödemelerinin de düzenli yapılmadığı, bazı işçilerin Nisan-Temmuz dönemine ait ücretlerini henüz alamadığı belirtiliyor. İşçiler, "Sadaka değil, yasal haklarımızı istiyoruz" mesajını vurguluyor.

Protokol süreci ve geçmiş direnişler

Doruk Madencilik işçilerinin hak mücadelesi uzun bir geçmişe sahip. Nisan 2026'da Bağımsız Maden-İş Sendikası öncülüğünde Eskişehir'den Ankara'ya yürüyüş başlatan işçiler, Enerji Bakanlığı önünde açlık grevi yapmış, gözaltılar ve polis müdahaleleriyle karşılaşmıştı. 28 Nisan'da üç bakanlığın garantörlüğünde uzlaşı sağlanmış, ancak ödemelerin gecikmesi üzerine Haziran'da yeniden eylemler gündeme gelmişti. Bazı alacakların kısmen ödenmesinin ardından süreç yatışmış gibi görünse de sorunlar devam etti.

16 Haziran'da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın arabuluculuğunda Türkiye Maden İşçileri Sendikası ile işveren arasında yeni bir protokol imzalandı. Bakanlık açıklamasında alacakların bir takvime bağlandığı ve güvence altına alındığı belirtilmişti. Ancak 23 Temmuz tarihinin geçmesine rağmen ödemelerin yapılmaması, işçileri yeniden Ankara'ya getirdi. Sendika yetkilileri, holdingin geçmişte de benzer sözleri tutmadığını hatırlatarak devlet kurumlarının sürece daha etkin müdahale etmesini beklediklerini ifade ediyor.

İşçiler, mağduriyetlerinin yıllardır sürdüğünü, ailelerinin ekonomik zorluk yaşadığını ve artık sabırlarının tükendiğini söylüyor. Eylemin seyri, Perşembe gününe kadar yetkililerden gelecek yanıta bağlı olarak şekillenecek.

'Geçmiş yasakları bölücülük için kullanıyorlar'

Meltem TV’de Ebru Çanak’ın sunduğu Sümen6 programına konuk olan Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. Süheyl Batum, ana dil hakları tartışmalarına ilişkin net mesajlar verdi. Batum, ana dilin konuşulmasının bir hak olduğunu kabul ederken, ana dilde eğitimin toplumsal ayrışmaya yol açacağını savundu. Geçmişteki dil yasaklarının bugün ülkeyi bölmek için fırsat haline getirilmesini “korkunç” olarak nitelendiren Batum, dünyada bu yaklaşımın aksi bir örnek bulunmadığını vurguladı

29.07.2026 19:30:00
Eyüp Kabil
 
'Geçmiş yasakları bölücülük için kullanıyorlar'
'Geçmiş yasakları bölücülük için kullanıyorlar'
Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. Süheyl Batum, Meltem TV ekranlarında yayınlanan Sümen6 programında, 'Terörsüz Türkiye' ve Türkiye'nin güncel siyasi ve toplumsal tartışmalarını değerlendirirken ana dil meselesine özel bir yer ayırdı. Programda Ebru Çanak'ın moderatörlüğünde, Bağımsız Türkiye Partisi Başdanışmanı Harun Kayacı ve Yeniçağ gazetesi yazarı Fatih Ergin'in de yer aldığı tartışmada Batum, anayasa hukuku perspektifinden açıklamalarda bulundu.

Batum, konuşmasının ilgili bölümünde ana dil konusunu şu şekilde özetledi: "Ana dil bir haktır ve konuşulabilir. Ancak ana dilde eğitimle insanları ayrıştırmak mümkün değildir." Bu ifadeyle, bireylerin kendi ana dillerini günlük yaşamda kullanma ve öğrenme hakkını temel bir hak olarak kabul ettiğini ortaya koydu. Buna karşılık, eğitim sisteminin ana dil üzerinden yapılandırılmasının toplumsal bütünlüğü zedeleyebileceği uyarısında bulundu.

Batum, geçmiş dönemlerde uygulanan dil yasaklarına da değindi. Bu yasakların tarihsel bir hata olduğunu dolaylı olarak kabul ederken, aynı yasakların bugün siyasi amaçlarla yeniden gündeme getirilmesini eleştirerek, "Geçmişteki yasakları bugün ülkeyi bölmek için bir fırsat olarak kullanmak korkunçtur" ifadesini kullandı. Batum'a göre, geçmişte yaşanan kısıtlamalar, bugün bazı çevreler tarafından Türkiye'nin üniter yapısını zayıflatmak ve ayrışmayı derinleştirmek amacıyla araçsallaştırılıyor.

"Dünyada bunun aksi bir örnek yok"

Batum, görüşlerini uluslararası karşılaştırmalarla da destekledi. "Dünyada bunun aksi bir örnek yoktur" diyerek, hiçbir ülkede ana dilde eğitimin toplumsal ayrışmayı önleyen veya birliği güçlendiren bir model olarak başarıyla uygulanmadığını savundu. Bu yaklaşımın, Türkiye'nin anayasal düzeni ve ulusal bütünlüğü açısından risk taşıdığının altını çizdi.

Programda Batum'un bu sözleri, aynı yayın içinde ele alınan diğer konularla da bağlantılıydı. Özellikle Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi dilinin Türkçe olduğu vurgusu, PKK'nın Lozan öncesi düzen ve Sevr benzeri bir yapıya dönme hedefi iddiaları ve "eşit yurttaşlık" söylemlerinin ardında ayrılıkçı talepler bulunduğu yönündeki değerlendirmeleri, ana dil tartışmasına hukuki ve siyasi bir çerçeve kazandırdı. Batum, mevcut sürecin hukuki bir zemin üzerine oturmadığını, "ısmarlama" ve belirsiz bir yapı taşıdığını da dile getirdi.

Prof. Dr. Süheyl Batum'un bu açıklamaları, Türkiye'de dil, kimlik ve eğitim politikaları etrafında süregelen tartışmalara anayasa hukuku eksenli bir katkı olarak kayda geçti.

Seydikemer’de hastane ve evler boşaltıldı

Türkiye'nin gözde turizm ve doğa merkezleri Antalya ve Muğla, peş peşe çıkan orman yangınlarıyla sarsılıyor. Kaş'ta iki gündür sarp arazide süren yangınla mücadele zor şartlarda devam ederken, Fethiye'deki alevler söndürüldü; son olarak Seydikemer'de ziraat alanında başlayıp ormana sıçrayan yangın nedeniyle ilçe devlet hastanesi tahliye edilerek Fethiye-Antalya kara yolu trafiğe kapatıldı

29.07.2026 15:10:00
Haber Merkezi
 
Seydikemer’de hastane ve evler boşaltıldı
Seydikemer’de hastane ve evler boşaltıldı
Muğla'nın Seydikemer ilçesi Bayır Mahallesi yakınlarında ziraat alanında başlayan yangın, şiddetli rüzgarın etkisiyle hızla ormanlık alana sıçradı. Alevlerin yerleşim yerlerini ve kamu binalarını tehdit etmesi üzerine bölgede acil durum alarmı verildi.

Yangın bölgesine yakın mesafede bulunan Seydikemer Devlet Hastanesi'nin yoğun bakım ve palyatif bakım bölümleri tedbir amacıyla tamamen boşaltıldı. Ayrıca alevlerin tehdit ettiği 43 haneden 65 vatandaş tahliye edilirken, bölgedeki 3 boş evin yandığı bildirildi.

Yangının neden olduğu yoğun duman ve güvenlik riskleri sebebiyle Fethiye-Seydikemer-Antalya kara yolu sivil araç trafiğine geçici olarak kapatıldı. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın "orman dışı alandan sıçradı" olarak duyurduğu yangına; 5 uçak, 18 helikopter, 93 arazöz, 3 TOMA ve toplam 835 personelle havadan ve karadan yoğun şekilde müdahale ediliyor.



Kaş'ta arazi şartları çalışmaları güçleştiriyor

Antalya'nın Kaş ilçesine bağlı Üzümlü Mahallesi'nde dün sabaha karşı başlayan orman yangını ise ikinci gününde de etkisini sürdürüyor. Yangının sarp, eğimli ve kayalık bir arazi yapısında yayılması kara ekiplerinin müdahalesini büyük ölçüde zorlaştırıyor.

Gece boyunca sarp kayalıklarda yangın işçileriyle yürütülen karadan mücadeleye, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte helikopter ve uçaklar yeniden havadan destek vermeye başladı. Antalya genelinde son iki günde çıkan diğer yangınlardan Demre ve Kumluca'daki alevler ise ekiplerin hızlı müdahalesiyle kontrol altına alınarak soğutma çalışmalarına geçildi.

Fethiye'den sevindirici haber geldi

Muğla'nın Fethiye ilçesi Çiftlik Mahallesi'ndeki ormanlık alanda çıkan yangın ise yüreklere su serpti. Şiddetli rüzgarın etkisiyle büyüyen ve yerleşim alan sınırlarına dayanan alevler, Orman Genel Müdürlüğü ekiplerinin çok sayıda arazöz, uçak ve helikopterle gerçekleştirdiği yoğun koordineli operasyon sayesinde tamamen söndürüldü. Bölgede geniş çaplı soğutma çalışmaları yürütülüyor.

Meteoroloji ve Tarım ve Orman Bakanlığı, bölgedeki şiddetli rüzgar ve düşük nem oranına karşı vatandaşları ve ekipleri yeni risklere karşı teyakkuzda olmaya çağırdı.

Türkiye ile Irak arasında gerçekleştirilen resmi temaslarda imza töreni beklenmedik bir krizle gölgelendi

Türkiye ile Irak arasında gerçekleştirilen resmi temaslarda imza töreni beklenmedik bir krizle gölgelendi. 4 anlaşmanın ardından törenin sona erdiğinin açıklanması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, beşinci anlaşmayı hatırlatarak sürece müdahale etti. Kriz, Kalkınma Yolu Anlaşmasını Irak Ulaştırma Bakanı'nın imzalamaması nedeniyle yaşandı

29.07.2026 13:20:00
Haber Merkezi
 
Türkiye ile Irak arasında gerçekleştirilen resmi temaslarda imza töreni beklenmedik bir krizle gölgelendi
Türkiye ile Irak arasında gerçekleştirilen resmi temaslarda imza töreni beklenmedik bir krizle gölgelendi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Irak Başbakanı Ali ez-Zeydinin ortak basın toplantısı öncesinde düzenlenen imza töreninde dikkat çeken bir protokol krizi yaşandı.
Dört anlaşmanın imzalanmasının ardından sunucu tarafından törenin sona erdiğinin ilan edilmesi üzerine Erdoğan, "Bir yanlışlık olmasın, 5 anlaşma değil miydi?" diyerek sürece müdahale etti. Bu uyarının ardından törende kısa süreli bir belirsizlik yaşandı.

Krizin nedeni Kalkınma Yolu Anlaşması çıktı
Yaşanan aksaklığın, Kalkınma Yolu Anlaşmasının Irak Ulaştırma Bakanı Vehb el-Haseni tarafından henüz imzalanmamış olmasından kaynaklandığı anlaşıldı.
Kameralara yansıyan görüntülerde Irak Başbakanı Ali ez-Zeydinin, Iraklı bakana anlaşmayı neden imzalamadığını sorduğu ve tepki gösterdiği görüldü.

İki lider dakikalarca görüştü
Yaşanan gelişmenin ardından Erdoğan ile ez-Zeydi arasında protokol alanında birkaç dakika süren değerlendirme gerçekleştirildi. Bu sırada kameralar, bakanların bulunduğu bölüme çevrildi.
Görüşmenin ardından program planlandığı şekilde devam etti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ortak basın toplantısındaki konuşmasını yaptı.

Anlaşma basın toplantısından sonra imzalandı
İmza töreninde tamamlanamayan Kalkınma Yolu Anlaşması, ortak basın toplantısının ardından iki ülkenin ulaştırma bakanları tarafından, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Irak Başbakanı ez-Zeydi'nin huzurunda imzalanarak resmiyet kazandı.

Türkiye'de beklenen yaşam süresi konusunda TÜİK rakamları açıkladı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Hayat Tabloları, 2023-2025 verilerine göre, Türkiye'de doğuşta beklenen yaşam süresi 78,5 yıl oldu. Bir önceki döneme göre artış gösteren yaşam süresi kadınlarda 81,1 yıl, erkeklerde ise 75,9 yıl olarak hesaplandı

29.07.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
Türkiye'de beklenen yaşam süresi konusunda TÜİK rakamları açıkladı
Türkiye'de beklenen yaşam süresi konusunda TÜİK rakamları açıkladı
TÜİK, Hayat Tabloları, 2023-2025 istatistiklerini yayımladı.
Buna göre, Türkiye'de doğuşta beklenen yaşam süresi 78,5 yıl olarak hesaplandı. Bu süre, 2022-2024 döneminde 78,1 yıl olarak açıklanmıştı.
Cinsiyete göre değerlendirildiğinde, erkeklerde beklenen yaşam süresi 75,9 yıl, kadınlarda ise 81,1 yıl oldu. Böylece kadınların erkeklerden ortalama 5,2 yıl daha uzun yaşaması bekleniyor.

Yaş ilerledikçe beklenen yaşam süreleri
Verilere göre, 15 yaşındaki bir kişinin ortalama kalan yaşam süresi 64,7 yıl olarak hesaplandı. Bu süre erkeklerde 62,1 yıl, kadınlarda ise 67,3 yıl olarak belirlendi.
30 yaşındaki bir kişi için ortalama kalan yaşam süresi 50,3 yıl olurken, erkeklerde 47,8 yıl, kadınlarda 52,7 yıl olarak kayıtlara geçti. Bu yaş grubunda kadınlarla erkekler arasındaki fark 4,9 yıl oldu.
50 yaşındaki bir kişinin kalan yaşam süresi ortalama 31,3 yıl olarak hesaplandı. Erkeklerde bu süre 29 yıl, kadınlarda ise 33,4 yıl olarak tespit edildi.
65 yaşındaki bir kişinin kalan yaşam süresi ise ortalama 18,4 yıl olarak açıklandı. Erkeklerin 16,7 yıl, kadınların ise 20 yıl daha yaşaması beklenirken, kadınların bu yaş grubunda erkeklerden ortalama 3,3 yıl daha uzun yaşadığı görüldü.

Eğitim seviyesi yükseldikçe yaşam süresi artıyor
TÜİK verilerine göre, eğitim düzeyi yükseldikçe beklenen yaşam süresi de uzuyor.
Her yaş grubunda, düşük eğitim seviyesine sahip bireylerin beklenen yaşam süresinin daha kısa olduğu, eğitim seviyesinin artmasıyla birlikte yaşam süresinin de yükseldiği belirlendi.
Cinsiyet bazında yapılan değerlendirmede de benzer sonuçlar ortaya çıktı. 30 yaşındaki erkeklerde, ortaöğretim altı eğitim seviyesi ile yükseköğretim mezunları arasında beklenen yaşam süresi farkı 5,1 yıl olurken, kadınlarda bu fark 4,6 yıl olarak hesaplandı.

Sağlıklı yaşam süresi doğuşta 58 yıl
"Belirli bir yaştaki kişinin günlük hayattaki faaliyetlerini sınırlandıracak bir sağlık sorunu olmadan yaşaması beklenen yıl sayısı" olarak tanımlanan sağlıklı yaşam süresi, doğuşta ortalama 58 yıl olarak kaydedildi.
Bu süre erkeklerde 59,1 yıl, kadınlarda ise 56,9 yıl olarak hesaplandı. Verilere göre, erkeklerin sağlıklı yaşam süresi kadınlardan ortalama 2,2 yıl daha uzun oldu.

Kabine bugün toplanıyor. Gündemde hangi konular var?

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, yaklaşık iki haftalık aranın ardından bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında bir araya gelecek

29.07.2026 12:00:00
Haber Merkezi
 
Kabine bugün toplanıyor. Gündemde hangi konular var?
Kabine bugün toplanıyor. Gündemde hangi konular var?
Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, yaklaşık iki haftalık aranın ardından bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında bir araya gelecek. Terörsüz Türkiye süreci, ekonomi ve ABD-İran savaşı gündemde olacak.

Kabine, bugün saat 15.30'da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe'de toplanacak.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine gelmesi beklenen süreç yasası kabinenin de önemli gündem başlıklarından biri olacak.

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) sahadaki son raporları kabinede ayrıntılandırılacak.

Toplantıda ekonomideki gidişatın da masada olması bekleniyor. Merkez Bankası'nın faizleri sabit tutma kararı sonrasında para piyasalarındaki göstergeler değerlendirilecek.

Fiyat istikrarının sağlanması adına atılabilecek ek adımlar ele alınacak.

Kabinede tekrar alevlenen ABD-İran savaşı da masada olacak. Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimin başta enerji fiyatları olmak üzere Türkiye'ye etkileri değerlendirilecek.

Öte yandan ABD ile NATO zirvesi marjında gerçekleştirilen görüşmelerin ayrıntıları kabinede bir kez daha görüşülecek.

CAATSA yaptırımlarının kaldırılması ve F-35'lerin Türkiye'ye teslimine ilişkin ara formül bulma çalışmalarında gelinen aşamanın kabinede konuşulabileceği değerlendiriliyor.

Kabinede orman yangınları da değerlendirilecek. Hazırlıkların gözden geçirilmesi ve riskli alanların yeniden ele alınması bekleniyor. Yangınlarla sürdürülen mücadele de ayrıntılandırılacak.

TMSF, Ahbap Derneği'ne bağlı ticari şirketlere kayyum olarak atandı

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), Ahbap Derneği'nin iştiraki konumundaki iktisadi işletme ve şirketlere kayyum olarak atandı

29.07.2026 11:00:00
AA
 
TMSF, Ahbap Derneği'ne bağlı ticari şirketlere kayyum olarak atandı
TMSF, Ahbap Derneği'ne bağlı ticari şirketlere kayyum olarak atandı
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), Ahbap Derneği'nin iştiraki konumundaki iktisadi işletme ve şirketlere kayyum olarak atandı.

TMSF'den yapılan açıklamaya göre, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında, Ahbap Derneği'nin iştiraki konumundaki iktisadi işletme ve şirketlere Fon, kayyum olarak atanırken, derneğe yönelik ayrı bir kararla da üç kişi doğrudan mahkeme tarafından yönetim kayyumu olarak görevlendirildi.

Başsavcılığın talebini değerlendiren İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği, derneğin tüm mal varlığı üzerindeki idare yetkisinin yönetim kayyumuna devredilmesine karar verdi. Kararda, derneğin faaliyetlerinin sona erdiği, hesap ve mal varlıklarına tedbir konulduğu ve fesih sürecinin başlatıldığı belirtildi.

Derneğe ait taşınmaz, araç ve banka hesaplarındaki nakdi varlıkların yönetimi için Dernekler Kanunu ve ilgili mevzuat gereği bağımsız kayyum olarak Avukat Rıdvan Can, Avukat Mustafa Göktuğ Kaya ve Prof. Dr. Ahmet Kasım Han görevlendirildi. Böylece derneğin doğrudan yönetimiyle iştirak şirketlerinin yönetimi farklı kayyum yapıları üzerinden sürdürülecek.

Mahkeme kararında ayrıca, derneğin bağlı bulunduğu iştiraklerin Fon yönetimindeki kayyum idaresine tabi kılındığı ifade edildi.

Buna göre, Ahbap Derneği'ne bağlı Ahbap Derneği İktisadi İşletmesi, Ahbap Lojistik Gayrimenkul Danışmanlık ve İnşaat Anonim Şirketi, Zirve Müzik Yapım Organizasyon Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, Globus Savunma Sanayi ve Bilişim Anonim Şirketi, Kanat Savunma Sanayi Turizm ve Ticaret Limited Şirketi, Koşan Adam Müzik Yapım Menajerlik Hizmetleri Turizm Reklam Ses ve Işık Sistemleri Limited Şirketi, Koşan Trade Gıda Temizlik Ürünleri İthalat İhracat Limited Şirketi, Palmak Orman Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, Kuraf Sahne Tasarım ve Organizasyon Limited Şirketi, Akberg Şirince Şarapçılık Hayvancılık Tarım Ürünleri Gıda Turizm Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, Sardes Dayanıklı Tüketim Malları Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi (Eski Unvan: Protest Brand Etkinlik Organizasyon Reklamcılık Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi), Sur Müzik Organizasyon Ses Işık Sistemleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi ve Ulubey İç ve Dış Ticaret Anonim Şirketi'ne, TMSF kayyum olarak atandı.

Uzmanından YKS tercihleri için uyarı

Uzman eğitimci İsmail Yolcu, "Adaylar kesinlikle kendi istedikleri bölümleri yazmalılar, başarı sırasına ve kontenjanlara bakmalılar. Bu yıla özel puanların yükselme eğilimi görünüyor" dedi

29.07.2026 10:50:00
İhlas Haber Ajansı
 
Uzmanından YKS tercihleri için uyarı
Uzmanından YKS tercihleri için uyarı
Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) tercih maratonu bugün başladı. Uzman eğitimci İsmail Yolcu, adayların tercih listelerini oluştururken bilinçli hareket etmeleri gerektiğini ifade etti. Tercih döneminin üniversite adaylarının geleceklerini şekillendirecek en kritik süreçlerden biri olduğuna dikkat çeken Yolcu, öğrencilerin başarı sıralamalarını dikkate alarak ilgi duydukları ve kendilerini geliştirebilecekleri bölümleri tercih etmelerinin önemine vurgu yaptı.

Adayların yalnızca popüler olduğu için bölüm yazmamaları gerektiğini belirten Yolcu, tercih yapılırken üniversitelerin akademik kadrosu, eğitim imkanları, staj imkanları, kampüs yaşamı ve mezuniyet sonrası istihdam imkanlarının da araştırılması gerektiğini söyledi. Tercih sürecinde ailelerin de öğrencilere baskı yapmak yerine rehberlik etmesi gerektiğini ifade eden Yolcu, uzman desteği alınmasının yanlış tercihlerin önüne geçebileceğini belirtti. Yolcu, adayların tercih süresini son güne bırakmadan tüm seçenekleri dikkatlice değerlendirerek, kendileri için en doğru kararı vermeleri tavsiyesinde bulundu.

"Adaylar kesinlikle kendi istedikleri bölümleri yazmalılar"

Bu yıl düzenlenen YKS'de bir yığılma olduğunu ve bu durumun da sıralamaları etkilediğini belirten Yolcu, "Kontenjanların azaltıldığı göze çarpıyor. Burada adayların yapacağı ilk konu, kendi başarı sıralarıyla 2025 yılındaki başarı sıralarını kıyaslamak olacak ama en çok da 2025 yılıyla 2026 yılındaki kontenjanların karşılaştırılması yapılmalıdır. Örneğin özellikle bu yıl vakıf üniversitelerindeki hukuk kontenjanlarının çok ciddi anlamda azaltılması, bu yıl hukuk tercih yapacak olan öğrencilere daha da dikkatli olmasını gerektiriyor. Aynı zamanda İngiliz Dili ve Edebiyatı ve İngilizce Öğretmenliği gibi bölümlerde ciddi oranda kontenjanlar daraltıldı.

Bu yıl yanlış tercih yapma ihtimali çok yüksek. Bu yıl ki sınavın formatından dolayı inanılmaz bir yoğunluk var. Yoğunluktan kastım yığılmadır. Yani geçen yıl puanı hesaplanan öğrencilerden örneğin 510, 490, 470'li puanlarda havuzun içinde 30 bin öğrenci olması gerekirken 2026'da bu sayı 2-3 katına çıkıyor. O nedenle adaylar kesinlikle kendi istedikleri bölümleri yazmalılar, başarı sırasına ve kontenjanlara bakmalılar. Bu yıla özel puanların yükselme eğilimi görünüyor. Tıp ve mühendislikler çok popüler. O nedenle adaylara bizim önerimiz, 24 tercih hakkı varsa 24'ünün de tamamını kullanmalarını öneriyoruz. Adaylar istemediği hiçbir bölümü tercih listesine yazmasın, hiçbir aday 'Nasıl olsa şu bölümün puanı benim çok önümde, nasıl olsa gelmez' diye asla yazmasın. Çünkü tercihler kesin gelir, kesin gelmez cümlesini biz asla kullanmayız" diye konuştu.

"4 yıl okuduktan sonra ne yazık ki geriye kalan 44 yıl mutsuz oluyorlar"

Adayların sadece popüler bölümlere yönelmesinin yanlış olduğunu ve kontenjanlara göre hareket etmeleri gerektiğini ifade eden Yolcu, "En çok yaşadığımız durumlardan bir tanesi de ailelerin özellikle öğrencilere müdahil olmalarıdır. Anne diyor ki 'Ben gençliğimde eczacı olamadım, hadi sen eczacılık yaz.' Bizim önerimiz ailelerin bir adım geriye çekilmeleri ve gençlerin sesine kulak vermeleridir.

YÖK Başkanı Erol Özvar, bu yıl toplam 16 tane yeni bölümün lansmanını yaptı ve bunların tamamına yakını yapay zekayla ilgili oldu. YÖK, istihdam odaklı bölümlerin önünü açarken, istihdamda sorun yaşanan bölümlerin de önünü kapatıyor. İyi ki de yapıyor. Çünkü gençler ne yazık ki bölümlerin romantik isimleriyle çok fazla haşır neşir olup, bu bölümlerin peşine gidiyorlar ama 4 yıl okuduktan sonra ne yazık ki geriye kalan 44 yıl mutsuz oluyorlar. Yapay zekayla, siber güvenlikle, savunma sanayiiyle, sağlıkla ilgili ve özellikle mühendislikteki bölümler çok popüler ve bu alanlar oldukça yükselmeye müsait. Ne yazık ki öğretmenlikle ilgili hiçbir bölüme gençlerimiz rağbet göstermiyorlar" şeklinde konuştu.

"İlk 2 gün adayların tercih yapmamasını öneriyorum"

Adayların özellikle yüzde 100 İngilizce olan bölümleri tercih etmesinin kendileri için avantajlı olacağını dile getiren Yolcu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"En önemli konulardan bir tanesi de adaylar muhakkak yüzde 100 İngilizce olan bölümleri tercih etsinler. Çünkü yabancı dil iş ararken muhakkak sorgulanıyor. Özellikle ilk 2 gün adayların tercih yapmamasını öneriyorum. Bir de son 2 güne özellikle bırakmamalarını istiyorum. Çünkü son günlerde özellikle panik havası ne yazık ki yüksek oluyor ve adaylar dışarıdan fazla etkileniyorlar. Kendi listeleriyle çok oynuyorlar. En önemli ikazım da sosyal medyada kim oldukları belli olmayan sayfalardan uzak dursunlar. Çünkü sosyal medyaya veya yapay zekaya sorulan bölümlerde çok ciddi hatalar olabiliyor. Okullardaki psikolojik danışmanların, rehber öğretmenlerin ve üniversitedeki uzmanların kapıları herkese sonuna kadar açıktır."
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.