logo
23 HAZİRAN 2026

İstismarcı gaziler

07.03.2013 00:00:00
BOP Eş Başkanı Erdoğan Balıkesir'de Sivil Toplum Örgütleriyle ülke bütünlüğü zemînine yerleştirdikleri "açılım" adlı parçalama mayınından ve şişeden kaçırılan cin olan "genel af"la ilgili konuşurken salondan "Ben gâziyim!" diye bir ses yükseliyor!
Cürm–i meşhûd şirretliği ile Erdoğan; ''Bir defa şu hiç şık değil! Gazi olabilirsin eyvallah bu bir şereftir onunla övün ama gazi olmayı istismar etmeyelim. ... Önüne gelen herkes gâzi–şehit derneği kuruyor! Bu istismar edilirse saygı da kaybedilir'' diye gâziyi fırçalayıp konuşmaya devam ediyor!
"Vatanım rûy–i zemîn, milletim nev'i beşer" zihniyeti ne anlar şehâdetten, gâzilikten? "Seccâdemi serdiğim yerdir, vatan" diyerek dîni maske edinenler ne anlarlar şehîtlikten gâzilikten?
Anlamadıkları, kavrayamadıkları kavramlar söz konusu olduğunda da "... istismâr etmeyelim"e sığınırlar!
Haberleri izlerken bu sözü duyduğumda, elektrik çarpmışa döndüm! Şeytan çarpmışça irkildim ve hâfızam beni bir anda 30–40 yıl öncesine götürdü! Misafirim olmasına rağmen dalıp gitmişim!
Millî bütünlüğü, Evimizin Evi Vatan'ın kutsiyetini muhâfaza için gayr–ı millî bütün emperyalistler ve işbirlikçilerine karşı, ölümüne mücâdele veren Türk Milliyetçileri olarak bunları da himâye ederdik. Alınları secdeli, dilleri zikirli ve duâlı sandığımız için bunları da korur ve sadece Allah rızasını düşünür, bunlardan da "Allah râzı olsun" demelerini beklerdik!
Kavgalar, karakol veya adliyeden sonra yurtta oda arkadaşlarımız olan bunlarla da konuşur, sohbet ederdik! Bazen; "Allah rızası için mücâdelelere siz niye katılmıyorsunuz? Millî birlik ve Devlet–i Ebed Müddet için yaptığımız kavgalara niye omuz vermiyorsunuz?" diye sorardık. "İ'lâ–yı Kelîmetullah için, Vatan–millet bütünlüğü ve Allah rızası için savaşmak farz değil midir?" diye sorardık. Bunlar; "Hicret sünnettir!" der, Resûlullah (s.a.v.) ve Hicret'ini kendilerine kaçış maskesi ederlerdi!
Aynı zamanda, Şühedâ emâneti cennet vatan ve ülkeyi "dârü’l–harb” sayar, vergi kaçırmayı îman gereği diye va'zederlerdi!
Meydana girmeyen, Allah rızası için savaşmayan, Hicret'i korkaklıklarına maske edinerek kaçanlardan şehit veya gâzi olabilir mi? Savaşa girmemiş, kucağında bir arkadaşı rûhunu teslîm etmemiş, hiç bir çatışma veya savaşta yaralanmamış, yaralanan arkadaşının kanını durdurabilmek için gömleğini tampon etmemiş kişiler, ne anlarlar gâzilikten, şehîtlikten?
Yine aynı bu mürâiler değil miydi Şehit cenâzelerindeki milleti tahrikçilik ve vampirlikle suçlayanlar?
Yine bu münkîr müfterîler değil miydi asker uğurlamalarındaki düğün, şölen atmosferlerini tahrîk nedeni gören korkaklar?
Yine bu gayr–ı millîler değil miydi PKK'nın ayaklandığı il ve ilçelerde Türk Bayrağının asılmasını, tahrik nedeni sayanlar?
Askerlik görevini "Vatan borcu, namus borcu" bilen Türk Milletinin, kınalı kuzularını Vatana kurban gönderirken yaptıkları şölenden ne anlarlar bunlar?
Artık bu mürâileri, müfterîleri, ecdât nankörlerini, hoyrat mirasyedileri tanıyoruz, biliyoruz ama Milleti anlamakta sıkıntım başladı!
"Demokrasi bizim için bir amaç değil, araçtır. Amacımıza ulaşana kadar demokrasiye bağlıyız."
"Demokrasi bizim için bir tramvaydır. İstediğimiz durağa gelince ineriz."
"PKK'nın cenaze töreninde bayrağını açmasi da, F–16'larin alçaktan uçuş yapması da yanlış. İki tarafın da yaptığı yanlış" diyerek PKK paçavrası ile Albayrağı, Türk ordusu ile PKK'lı teröristleri eşitleyen veya ağzından çıkanı kulağı duymayan;
Erzurum'da çiftçilere; "Yahu, bu millet yatıp kalkıp size mi çalışacak?"
Mersin'de yine çiftçi bir vatandaşa; "Ulan terbiyesizlik yapma! Artistlik yapma ulan! Hadi ananı da al git..."
Çürük raporlu oğluna Berlusconi'nin nikâh şahitliğinde yeri yerinden oynatan bir düğün yapan ve askerlik için; "Askerlik yan gelip yatma yeri değil”, Başbakan seçildiği ilk yıl 2002'de; "Ben gelişerek değiştim" diyen ama daha sonra; "Ben hiçbir zaman değişmedim. İslâmi fikirler değişmez" diyen sonraki 6–7 yılda "Ya Allaaah! Bismillaaaah!" nidâlarıyla kaç kilise açılışı yaptığını kendisi de bilmeyen bir siyasetçiye; daha dün, kendisine soru soran bir vatandaşa; "Aman! Senin oyun da sana kalsın, lazım değil!" diyebilen bir kişiye, milletin hâlâ itibâr etmesini anlayamıyorum!
Türk tarihi ile kavgalı, Türk kimliği ve Türk milliyetçiliği ile kavgalı, Türk Ordusu ile değiştirip siyasallaştıramadığı bütün adâlet kurumlarıyla kavgalı; Siirt'teyse Karadenizlilerle, Karadenizdeyse Güneydoğulularla kavgalı; Doğu Anadolu'da Ege ve Gavur İzmirli(!)lerle, İç Anadolu'da doğu ve güneydoğulularla kavgalı; çiftçiyle, memurla, emekliyle, işçilerle ve sendikalarla kavgalı ve hepsine hakâretler etmiş, fırçalar atmış birine Milletin hâlâ itibâr etmesini anlayamıyorum!
"Ben ülkemi pazarlamakla mükellefim", "Maaşım yetmediği için ticaret yapıyorum", "BOP Eş Başkanı olarak bizim de bölgede görevlerimiz var", "Bize göre demokrasi amaç değil, ancak bir araçtır. Hangi sisteme gitmek istiyorsanız, bu düzenlerin seçiminde bir araçtır" ve daha neler neler söyleyen; az önce söylediğini şimdi, dün söylediğini bugün inkâr eden bir takîyyeciye, bir siyasi kandırıkçıya, neden hâlâ bu kadar itibâr edilir, anlamış değilim!
Oğluna peşpeşe gemi/cik/ler alırken; "Dünyanın en büyük ekonomilerinden biriyiz. Durmak yok, yola devam!" diye kükreyen, sıra memura emekliye % 1 zam yapmaya gelince; "Yahu! Bu millet, yatıp kalkıp size mi çalışacak? Müsrîf davranamayız!" diye fırça atan birine neden hâlâ itibâr edilir, anlayabilmiş değilim!
Türk Milleti! Süratle silkinip kendine dönmezsen, "İnadına Tayyip!" diye ellerinle başına belâ aldığın AKP kaosundan kurtulmazsan; ne sen kalırsın, ne de vatanın haberin olsun!
TÜRK TÜRK'Ü KORUMAZSA TANRI TÜRK'Ü KORUMAZ...
Selâm, sevgi, duâ...
 
Mustafa Aslan / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.