logo
22 MART 2026


Kâbe’ye asılan zulüm vesikası ve Ebu Tâlib’in şahitliği

31.12.2025 00:00:00
Mekke'de İslam'ın ilk yılları, yalnızca inanç mücadelesinin değil, insanlık onurunun da ağır imtihanlardan geçtiği bir dönemdir. Bu dönemde Kureyş müşrikleri, Resûlullah'a (s.a.a.) yönelik baskılarını sonuçsuz görünce, bu kez Haşimoğulları ve Muttaliboğulları'nı hedef alan sistemli ve kurumsal bir zulüm mekanizması kurmuşlardır. 

Bu zulüm, tarihe "boykot sahifesi" olarak geçen yazılı bir anlaşma ile resmiyet kazanmıştır. Üç yıl süren boykot döneminde  "Şi'b-i Ebi Tâlib" denilen yerde (Ebu Tâlib Mahallesi) şiddetli bir açlık ve kıtlık baş gösterdi. Öyle ki, bu dönemde inananlar ağaç yapraklarını ve kuru deri parçalarını ateşte ısıtarak yeme noktasına gelmiştir. Suya atılan taşlar kaynatılarak çorba niyetine içilmiştir. Açlıktan feryad eden çocukların sesleri gece gündüz eksik olmamıştır. Resûlullah Efendimiz (s.a.a.) başta olmak üzere, amcası Ebu Tâlib ve Hz. Hatice bu dönemde büyük fedakarlıklar göstermişlerdir.

ZULMÜN YAZIYA DÖKÜLÜŞÜ

Kureyş ileri gelenleri, Hz. Peygamber (s.a.a.) kendilerine teslim edilinceye kadar:

Haşimoğullarıyla hiçbir barış teklifini kabul etmeyeceklerine,

Onlarla kız alıp vermeyeceklerine,

Ticaret, alışveriş yapmayacaklarına,

Oturup kalkmayacak, konuşmayacaklarına,

Evlerine dahi girmeyeceklerine dair maddeler halinde bir karar aldılar.

Bu maddeler yazıya döküldü, üç mühürle mühürlendi ve kararın bağlayıcılığını pekiştirmek için Kâbe'nin içine asıldı. Böylece zulüm, artık yalnızca sözlü bir tehdit değil, kutsal mekâna asılmış bir insanlık suçu belgesi hâline geldi.

İLAHİ MÜDAHALE: SAHİFENİN SESSİZ ÇÖKÜŞÜ

Ancak bu zulüm vesikasının ömrü uzun olmadı. Resûlullah (s.a.a.), amcası Ebu Tâlib'e, Allah'ın bu sahifeye ağaç kurdunu musallat ettiğini ve sahifede yalnızca "Allah" isminin kaldığını, zulmü temsil eden bütün satırların silindiğini haber verdi.

Bu haber üzerine Ebu Tâlib'in verdiği cevap, sıradan bir aile büyüğünün sözleri değil, tarihe düşülmüş bir iman şahitliği gibidir:

"Ben şahadet ederim ki sen ancak doğru söylersin. Vallahi o bana hiçbir zaman yalan söylememiştir."

Bu cümle, Hz. Peygamber'in doğruluğuna dair verilmiş sade ama sarsıcı bir tasdiktir. Ebu Tâlib, yeğeninin vahiy aldığını sadece sözle değil, kalbiyle de kabul etmişti.

MESCİD-İ HARAM'DA YAŞANAN BÜYÜK YÜZLEŞME

Hz. Ebu Tâlib, ailesiyle birlikte Mescid-i Haram'a gitti ve Kureyş ileri gelenlerine seslendi: "Ey Kureyş cemaati! Hiçbir zaman yalan söylememiş olan, kardeşimin oğlu bana haber verdi ki, sizin yazmış olduğunuz sahifenize Allah ağaç kurdunu musallat kılmış, onun içinde sadece Allah'ın ismi kalmış, geriye kalan bütün yazılarınız yok olmuştur. Haydi aleyhimize yazmış olduğunuz sahifeyi getiriniz! Eğer kardeşimin oğlu doğru söylemiş ise artık siz de bize uyguladığınız bu davranışlarınızdan vazgeçiniz. Eğer doğru değilse, o zaman onu size teslim ederiz, artık ona istediğinizi yaparsınız." dedi.

Müşrikler bundan oldukça memnun oldular. Çünkü bununla arzu ettikleri şeyin olacağını sandılar. Sahifeyi getirdikleri zaman Ebu Talib onlara:

"Okuyunuz!" dedi.

Sahifeyi açtıkları zaman onu, Peygamber Efendimizin dediği gibi buldular. Sahife üzerinde Allah'ın ismi dışında kalan her şey yok olmuştu. Kureyşli müşrikler büyük bir hayal kırıklığına uğradılar. Ebu Talib bağırarak:

"Herhalde ilişkinizi kesip kötü yola saptığınız akrabalarınıza zulüm ettiğiniz sizce de belli oldu değil mi?" dedi. Müşrikler ne diyeceklerini şaşırdılar, hiçbirisi cevap vermedi.

HAKİKATİN ÖNÜNDE SUSKUNLUK

Bu manzara karşısında Kureyş'in dili tutuldu. Ne bir özür ne de bir açıklama geldi. Hz. Ebu Tâlib, o an tarihe geçen bir cümleyle onların yüzüne haykırdı:

"Artık açıkça görüyorsunuz ki zalimsiniz ve akrabalık bağlarını koparan kimselersiniz!"

Fakat zulüm, çoğu zaman hakikati kabullenmek yerine, ona iftira atmayı tercih eder. Nitekim müşrikler başlarını öne eğerek şu sözlerle dağıldılar:

"Siz bize sihir yapıyorsunuz ve iftira ediyorsunuz."

KÂĞIT YENİR, HAKİKAT YENMEZ

Bu hadise, Mekke'deki boykotun sadece sosyal bir ambargo değil, iman ile küfür arasındaki büyük ahlaki çatışma olduğunu göstermektedir. Kâbe'ye asılan sahife, Allah'ın kudretiyle yok olurken, Hz. Ebu Tâlib'in Resûlullah'a olan sadakati tarihe silinmez bir şahitlik olarak kazınmıştır.
 
Kureyş'in zulüm belgesi bir avuç ağaç kurduyla yok edildi; fakat o belgeyi yazan zihniyet, insanlığın hafızasında ebedî bir utanç vesikası olarak kaldı.
 
Adem Birinci / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.