İmam Musa-i Kazım hazretlerinin şehadet günlerindeyiz.
Ehl-i Beyt (a.s) İmamlarımızın hepsi hacetler kapısıdır ancak Hz. İmam Musa-i Kazım'ın (a.s) özel lakabı Babu'l Hevaic'dir. Yani "İstekler Kapısıdır..."
Hz. İmam Musa b. Cafer el-Kazım (a.s) ömrünün yaklaşık 14 yılını Abbasî zindanlarında geçirmiştir. İmamların sahip olduğu manevi ilimlerinin halkı etkilemesinden korkan halifeler, koltuk endişesi ile onları baskı altında tutmuş, halkla aralarına perdeler çekmiş ve baş edemedikleri koltuk endişesi ile onları çekinmeden öldürtmüşlerdir.
Ancak şurası bir hakikattir ki her halife, döneminde yaşayan İmamın ilmine hayran kalmış ve çözemedikleri konularda bilgisine danışmıştır.
İmam Musa Kazım devrinde de böyle olmuştur.
Zindan Hayatı:
Basra Valisi İsa b. Cafer'in zindanından, Bağdat'ta Sindî b. Şahik'in hapishanesine kadar farklı cezaevlerinde tutuldu. Geceleri ibadet, gündüzleri sabırdı.
İki ayrı yerde, iki ayrı zindan görevlisi, onu öldürmekle görevlendirildi. Ancak İmam'ın ahlâkı, sürekli secdesi ve Kur'an tilaveti onların kalplerine hidayet oldu.
Emri yerine getiremediler.
Bunun üzerine Harun Reşid (lanetullahi aleyh) üçüncü bir zindancıyı görevlendirdi.
İmam'a zorla dokuz hurma verildi; hurmalar zehirliydi. (el-Kâfî, c.1; Biharu'l-Envâr)
Zehirden sonra İmam (a.s), ashabını çağırdı, şehadetini haber verdi, emanetleri teslim etti ve imametin Ali b. Musa er-Rıza'ya (a.s) ait olduğunu açıkladı. (el-İrşâd)
Şehadetinin ardından, "Doğal ölüm" yalanını yaymak için mübarek naaşı Bağdat köprüsünün üzerine bırakıldı.
Ama halk biliyordu:
Bu bir ölüm değil, şehadetti. (Tarihu'l-Ya'kûbî; Biharu'l-Envâr)

Selam olsun sana ey zindanların sabırlı sultanı! Selam olsun sana ey prangalar içindeyken bile ruhu en hür olan Allah dostu! Zehirle son bulan ömrünün her anını secdeyle süsleyen İmam Musa Kâzım! Bizler, senin o mahzun şahadetini ve Rabbine olan sadakatini vesile kılarak (tevessül ederek) Allah'tan mağfiret ve inayet diliyoruz."
"Ey Bâbe'l-Havâic! Senin Allah katındaki nazın hatırına, bizim de hacetlerimizi hayırlısıyla ulaştır. "Ey Rabbim! İmam Kâzım'ın karanlık zindanları seccadesiyle aydınlattığı gibi, benim de hayatımdaki karanlıkları nurunla aydınlat. Kimsenin yardım edemediği, kapıların yüzüme kapandığı anlarda; onun 'Hacetler Kapısı' olma şerefini bizim de üzerimize tecelli ettir."
Ya İmam el-Kâzım! Sen ki yıllarca süren hapis hayatında dahi Rabbine 'Bana ibadet için ayıracak tenha bir yer verdiğin için Sana şükürler olsun' diyerek teslimiyet gösterdin. Senin bu yüce rızan hürmetine, bizim de hayatımdaki darlıkları genişliğe, zorlukları kolaylığa çevir."
Allah'ım! Ey kalplerin içindekini bilen ve gizli feryatları işiten! İmam Musa bin Cafer'in (a.s) zindandaki secdelerinde döktüğü gözyaşları ve o daracık hücreyi bir cennet bahçesine çeviren derin aşkı hürmetine Sana sığınıyoruz, günahlarımızı bağışla...
"Üzerinde yaşadığımız Anadolu topraklarının İslam'la şereflenmesi, bu mübarek İmam'ın soyundan gelen Hünkâr Hacı Bektaş-ı Veli eliyle olmuştur. İmam Kazım, şehit edildiğinde 55 yaşındaydı. Allah şefaatlerinden ayırmasın. "(Prof. Dr. Haydar Baş)
Ehl-i Beyt (a.s) İmamlarımızın hepsi hacetler kapısıdır ancak Hz. İmam Musa-i Kazım'ın (a.s) özel lakabı Babu'l Hevaic'dir. Yani "İstekler Kapısıdır..."
Hz. İmam Musa b. Cafer el-Kazım (a.s) ömrünün yaklaşık 14 yılını Abbasî zindanlarında geçirmiştir. İmamların sahip olduğu manevi ilimlerinin halkı etkilemesinden korkan halifeler, koltuk endişesi ile onları baskı altında tutmuş, halkla aralarına perdeler çekmiş ve baş edemedikleri koltuk endişesi ile onları çekinmeden öldürtmüşlerdir.
Ancak şurası bir hakikattir ki her halife, döneminde yaşayan İmamın ilmine hayran kalmış ve çözemedikleri konularda bilgisine danışmıştır.
İmam Musa Kazım devrinde de böyle olmuştur.
Zindan Hayatı:
Basra Valisi İsa b. Cafer'in zindanından, Bağdat'ta Sindî b. Şahik'in hapishanesine kadar farklı cezaevlerinde tutuldu. Geceleri ibadet, gündüzleri sabırdı.
İki ayrı yerde, iki ayrı zindan görevlisi, onu öldürmekle görevlendirildi. Ancak İmam'ın ahlâkı, sürekli secdesi ve Kur'an tilaveti onların kalplerine hidayet oldu.
Emri yerine getiremediler.
Bunun üzerine Harun Reşid (lanetullahi aleyh) üçüncü bir zindancıyı görevlendirdi.
İmam'a zorla dokuz hurma verildi; hurmalar zehirliydi. (el-Kâfî, c.1; Biharu'l-Envâr)
Zehirden sonra İmam (a.s), ashabını çağırdı, şehadetini haber verdi, emanetleri teslim etti ve imametin Ali b. Musa er-Rıza'ya (a.s) ait olduğunu açıkladı. (el-İrşâd)
Şehadetinin ardından, "Doğal ölüm" yalanını yaymak için mübarek naaşı Bağdat köprüsünün üzerine bırakıldı.
Ama halk biliyordu:
Bu bir ölüm değil, şehadetti. (Tarihu'l-Ya'kûbî; Biharu'l-Envâr)
Selam olsun sana ey zindanların sabırlı sultanı! Selam olsun sana ey prangalar içindeyken bile ruhu en hür olan Allah dostu! Zehirle son bulan ömrünün her anını secdeyle süsleyen İmam Musa Kâzım! Bizler, senin o mahzun şahadetini ve Rabbine olan sadakatini vesile kılarak (tevessül ederek) Allah'tan mağfiret ve inayet diliyoruz."
"Ey Bâbe'l-Havâic! Senin Allah katındaki nazın hatırına, bizim de hacetlerimizi hayırlısıyla ulaştır. "Ey Rabbim! İmam Kâzım'ın karanlık zindanları seccadesiyle aydınlattığı gibi, benim de hayatımdaki karanlıkları nurunla aydınlat. Kimsenin yardım edemediği, kapıların yüzüme kapandığı anlarda; onun 'Hacetler Kapısı' olma şerefini bizim de üzerimize tecelli ettir."
Ya İmam el-Kâzım! Sen ki yıllarca süren hapis hayatında dahi Rabbine 'Bana ibadet için ayıracak tenha bir yer verdiğin için Sana şükürler olsun' diyerek teslimiyet gösterdin. Senin bu yüce rızan hürmetine, bizim de hayatımdaki darlıkları genişliğe, zorlukları kolaylığa çevir."
Allah'ım! Ey kalplerin içindekini bilen ve gizli feryatları işiten! İmam Musa bin Cafer'in (a.s) zindandaki secdelerinde döktüğü gözyaşları ve o daracık hücreyi bir cennet bahçesine çeviren derin aşkı hürmetine Sana sığınıyoruz, günahlarımızı bağışla...
"Üzerinde yaşadığımız Anadolu topraklarının İslam'la şereflenmesi, bu mübarek İmam'ın soyundan gelen Hünkâr Hacı Bektaş-ı Veli eliyle olmuştur. İmam Kazım, şehit edildiğinde 55 yaşındaydı. Allah şefaatlerinden ayırmasın. "(Prof. Dr. Haydar Baş)
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Adem Birinci / diğer yazıları
- İmam Musa Kazım / 15.01.2026
- "Allah’ın evinde doğan tek insan: Kâbe’nin oğlu İmam Ali” / 02.01.2026
- Kâbe’ye asılan zulüm vesikası ve Ebu Tâlib’in şahitliği / 31.12.2025
- Hz. Abdülkadir Geylânî / 24.12.2025
- Resûlullah’ın hırkası altında: Aşkın, vefanın ve rahmetin dünyası / 14.12.2025
- Ehl-i Beyt’in sır kâtibi: Cennetlik Selman-ı Fârisî / 06.12.2025
- Resûlullah’ın sırdaşı, Ali’nin sadık dostu: Hz. Huzeyfe b. Yemân / 05.12.2025
- Hür b. Yezid er-Riyâhî: Kerbelâ’da vicdanın ve iman yolunun şehidi / 02.12.2025
- Muhammed Fuzûlî - aşkın şairi / 14.11.2025
- Kerbelâ’nın aslanı: Celal Abbas / 13.11.2025
- "Allah’ın evinde doğan tek insan: Kâbe’nin oğlu İmam Ali” / 02.01.2026
- Kâbe’ye asılan zulüm vesikası ve Ebu Tâlib’in şahitliği / 31.12.2025
- Hz. Abdülkadir Geylânî / 24.12.2025
- Resûlullah’ın hırkası altında: Aşkın, vefanın ve rahmetin dünyası / 14.12.2025
- Ehl-i Beyt’in sır kâtibi: Cennetlik Selman-ı Fârisî / 06.12.2025
- Resûlullah’ın sırdaşı, Ali’nin sadık dostu: Hz. Huzeyfe b. Yemân / 05.12.2025
- Hür b. Yezid er-Riyâhî: Kerbelâ’da vicdanın ve iman yolunun şehidi / 02.12.2025
- Muhammed Fuzûlî - aşkın şairi / 14.11.2025
- Kerbelâ’nın aslanı: Celal Abbas / 13.11.2025




























































































