Viyana'dan yükselen ses aslında sadece bir ekonomi tezi değil, bir insanlık medeniyeti inşasıdır...
11. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi, Prof. Dr. Haydar Baş'ın yıllar önce ortaya koyduğu yaklaşımın artık akademik bir alternatif olmaktan çıkıp küresel bir ihtiyaç hâline geldiğini bir kez daha gösterdi.
Avusturya'nın başkenti Viyana'da, Teknik Üniversite'nin ev sahipliğinde düzenlenen kongrede 21 ülkeden 50'yi aşkın akademisyen iki gün boyunca tek bir sorunun cevabını aradı: Mevcut küresel ekonomi düzeni insanlığa gerçekten refah mı üretiyor, yoksa kriz mi?
BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın kapanış konuşması bu soruya net bir çerçeve çizdi. Ona göre savaşlar tesadüf değil; rezerv para sistemini ayakta tutmak için planlanmış sonuçlar. Yoksulluk kader değil; sömürü düzeninin doğal çıktısı. "İhtiyaçlar sınırsızdır" tezi ise insanlığa yıllarca pazarlanmış en büyük ekonomik masal.
Milli Ekonomi Modeli tam da burada farklı bir yerden konuşuyor. Kıtlık psikolojisi yerine bolluk gerçeğini, rekabet yerine paylaşımı, borç yerine üretim ve tüketim dengesini koyuyor. "İnsan ürettiği için değil, var olduğu için değerlidir" anlayışı ise sistemi insan merkezli hâle getiriyor. Bu bakış açısı, kapitalizmin rakam odaklı soğuk matematiğine karşı vicdanlı bir iktisat önerisi sunuyor.
Özellikle "milli paralarla ticaret" vurgusu dikkat çekici. Dolar merkezli rezerv para düzeninin ülkeleri borç batağına sürüklediği bir dönemde, yerel paralarla ticaret artık ideolojik değil, stratejik bir zorunluluk olarak görülüyor. BRICS ülkelerinin bu yönde attığı adımlar da modelin teoriden pratiğe geçtiğinin göstergesi.
Benim kanaatim şu sevgili okurlar: Dünya artık eski reçetelerle iyileşmiyor, iyileşemiyor. Faizle, borçla, kemer sıkmayla toplumları ayağa kaldırmak mümkün değil. İnsanları fakirleştirerek ekonomiyi büyütme iddiası zaten başlı başına bir çelişki.
Viyana'daki kongre gösterdi ki mesele sadece Türkiye'nin değil, insanlığın meselesi. Eğer ekonomi insanı yaşatmıyorsa, o sistemin adı kalkınma değil sömürüdür.
Ve belki de bugün en güçlü cümle şu: Milli Ekonomi Modeli, değişen dünyaya uyum sağlamak için değil; dünyayı değiştirmek için yazılmış ve ispatlanmış bir modeldir...
11. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi, Prof. Dr. Haydar Baş'ın yıllar önce ortaya koyduğu yaklaşımın artık akademik bir alternatif olmaktan çıkıp küresel bir ihtiyaç hâline geldiğini bir kez daha gösterdi.
Avusturya'nın başkenti Viyana'da, Teknik Üniversite'nin ev sahipliğinde düzenlenen kongrede 21 ülkeden 50'yi aşkın akademisyen iki gün boyunca tek bir sorunun cevabını aradı: Mevcut küresel ekonomi düzeni insanlığa gerçekten refah mı üretiyor, yoksa kriz mi?
BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın kapanış konuşması bu soruya net bir çerçeve çizdi. Ona göre savaşlar tesadüf değil; rezerv para sistemini ayakta tutmak için planlanmış sonuçlar. Yoksulluk kader değil; sömürü düzeninin doğal çıktısı. "İhtiyaçlar sınırsızdır" tezi ise insanlığa yıllarca pazarlanmış en büyük ekonomik masal.
Milli Ekonomi Modeli tam da burada farklı bir yerden konuşuyor. Kıtlık psikolojisi yerine bolluk gerçeğini, rekabet yerine paylaşımı, borç yerine üretim ve tüketim dengesini koyuyor. "İnsan ürettiği için değil, var olduğu için değerlidir" anlayışı ise sistemi insan merkezli hâle getiriyor. Bu bakış açısı, kapitalizmin rakam odaklı soğuk matematiğine karşı vicdanlı bir iktisat önerisi sunuyor.
Özellikle "milli paralarla ticaret" vurgusu dikkat çekici. Dolar merkezli rezerv para düzeninin ülkeleri borç batağına sürüklediği bir dönemde, yerel paralarla ticaret artık ideolojik değil, stratejik bir zorunluluk olarak görülüyor. BRICS ülkelerinin bu yönde attığı adımlar da modelin teoriden pratiğe geçtiğinin göstergesi.
Benim kanaatim şu sevgili okurlar: Dünya artık eski reçetelerle iyileşmiyor, iyileşemiyor. Faizle, borçla, kemer sıkmayla toplumları ayağa kaldırmak mümkün değil. İnsanları fakirleştirerek ekonomiyi büyütme iddiası zaten başlı başına bir çelişki.
Viyana'daki kongre gösterdi ki mesele sadece Türkiye'nin değil, insanlığın meselesi. Eğer ekonomi insanı yaşatmıyorsa, o sistemin adı kalkınma değil sömürüdür.
Ve belki de bugün en güçlü cümle şu: Milli Ekonomi Modeli, değişen dünyaya uyum sağlamak için değil; dünyayı değiştirmek için yazılmış ve ispatlanmış bir modeldir...
Adem Birinci / diğer yazıları
- Cennetü’l-Baki ve Cennetü'l Mualla'nın matemi / 28.03.2026
- Bu sefer oyuna gelmeyeceğiz... / 23.03.2026
- Hz. Hatice validemizin vefat yıl dönümündeyiz / 01.03.2026
- Yeni dünya düzeninin adı: Milli Ekonomi Modeli / 12.02.2026
- Ekonomide Yeni Çağ: Viyana’da yazılan tarih / 10.02.2026
- Dünyanın beklediği model: MEM / 08.02.2026
- İmam Ali hakkında inen Adiyat Suresi / 04.02.2026
- İmam Musa Kazım / 15.01.2026
- "Allah’ın evinde doğan tek insan: Kâbe’nin oğlu İmam Ali” / 02.01.2026
- Kâbe’ye asılan zulüm vesikası ve Ebu Tâlib’in şahitliği / 31.12.2025
- Bu sefer oyuna gelmeyeceğiz... / 23.03.2026
- Hz. Hatice validemizin vefat yıl dönümündeyiz / 01.03.2026
- Yeni dünya düzeninin adı: Milli Ekonomi Modeli / 12.02.2026
- Ekonomide Yeni Çağ: Viyana’da yazılan tarih / 10.02.2026
- Dünyanın beklediği model: MEM / 08.02.2026
- İmam Ali hakkında inen Adiyat Suresi / 04.02.2026
- İmam Musa Kazım / 15.01.2026
- "Allah’ın evinde doğan tek insan: Kâbe’nin oğlu İmam Ali” / 02.01.2026
- Kâbe’ye asılan zulüm vesikası ve Ebu Tâlib’in şahitliği / 31.12.2025


























































