logo
24 HAZİRAN 2026

"Kaleci Yaşar'dım, kova Yaşar odum"

Fenerbahçe'nin ve Türk futbolunun efsane kalecilerinden Yaşar Duran, 8-0'lık İngiltere maçının içinde kanayan bir yara olduğunu söyledi. 

02.01.2017 00:00:00
Fenerbahçe'nin ve Türk futbolunun efsane kalecilerinden Yaşar Duran, 8-0'lık İngiltere maçının içinde kanayan bir yara olduğunu söyledi. 
Fenerbahçe, Malatyaspor ve Sarıyer formalarını giyen, 1980 ve 1990'ların ilk dönemine damga vuran kaleci Yaşar Duran TFF'nin Tam Saha dergisine konuştu. 8-0 kaybedilen İngiltere maçıyla anılmaktan dolayı kırgınlık yaşayan Yaşar Duran, futbol hayatını ve antrenörlük günlerini anlattı. Futbola Ankara Altındağspor'da başlayan ve ardından Gaziantepspor'a transfer olan Duran, "Gaziantepspor'u 1. Lig'e biz çıkardık, şampiyon olduk. 17 yaşında gittim Gaziantepspor'a ve oynamaya başladım. İki sezon oynadım orada. 1981-1982 sezonunun başında da Fenerbahçe'ye geldim. 2. Lig'deyken A Milli Takım'a seçildim. Bu Türkiye'deki ilklerdendir. Pek bilmiyorum bunu başaran var mıdır? O zaman Galatasaray, Beşiktaş, Trabzonspor, Fenerbahçe ağırlıklı bir takım vardı. 2. Lig'den Milli Takım'a seçilmek parmakla gösterilecek bir olaydı. İlk gittiğimde Fatih Hoca, Mustafa Denizli Hoca, Şenol Hoca as oyunculardı. 1979 yılında rahmetli Sabri Kiraz Hocamız beni aldı Milli Takım'a. Türkiye'de en fazla Milli Takım'a giden oyunculardan biriyim. Yıl olarak 12. Ama sayısal olarak en az milli olan kalecilerden birisiyim. O dönem çok maç yoktu. Yabancı ülkelerden özel maç teklifi bile gelmiyordu bize. Avrupa Şampiyonası olsun, Dünya Kupası olsun kolayca elenen bir takım hüviyetindeydik. Anadolu kulüplerinden Millî Takım'a seçilen oyuncuları, yönetimleri ya da başkanlar ödüllendirirlerdi. Para verirlerdi. Tabii bir ayrıcalık görüyorsun kendinde. O şehrin temsilcisi olarak Milli Takım'a seçilmek gurur verici. Ay-yıldızlı armayı taşımak herkese nasip olmuyor. Bugün İngiltere'de Wembley'de oynayamayan bir sürü oyuncu var. Çünkü Milli Takım oyuncuları oynuyor Wembley'de. Bunun gibi bir şeydi. Herkesin bir rüyası, hayaliydi." diyerek Milli Takıma nasıl seçildiğini anlattı.
FENERBAHÇE MACERASI NASIL BAŞLADI
Milli Takım'a seçilmesinin ardından transferin de gözdesi olan Yaşar Duran, birçok teklif aldığını ifade ederek, "O dönem dört büyüklerin haricinde Bursaspor ve Zonguldakspor da beni istiyordu. Ekonomik durumları çok iyiydi. Hepsi beni istiyordu. Tercihimi Fenerbahçe'den yana kullandım. Transfer hikayem de enteresandır. Fenerbahçe beni istiyor, diğer kulüpler de istiyor. Gazeteler de yazıyor. Bizim, Fenerbahçe ile maçımız vardı İstanbul'da. O maçta Fenerbahçe bize 4-0 yenilseydi küme düşüyordu. 1-0 galiptik. O zaman Gaziantepspor'da penaltıları ben atıyordum. 1-0 galipken penaltı oldu. Hocama, "Ben atmayayım. Adım Fenerbahçe ile geçiyor. Dedikodu olmasın" dedim. "Hayır, sen atacaksın" dedi. Atamadım ben penaltıyı. Kaleci Adem kurtardı. Fenerbahçe'nin o zamanki hocası Friedel Raush'du. Adem ile hocası saha içinde tartışma yaşadı. O dönemki Başkan Ali Şen beni ofisine çağırdı transferim için. "Niye atmadın penaltıyı?" dedi bana Ben de, "Atmak istedim ama atamadım sayın başkanım" dedim. O zaman geldi sarıldı, öptü beni. Ben gerçeği söylemiştim. Öyle gerçekleşti transferim. O zaman, şimdiki gibi Bosman kanunları yok. Bonservislerimiz kulüplere bağlıydı. İstedikleri gibi rakam talep edebiliyorlardı. O şekilde gerçekleşti transferim" diyerek Fenerbahçe macerasının nasıl başladığını anlattı.
7 yıllık Fenerbahçe kariyerinde birçok kupa kazandıklarını da ifade eden Yaşar Duran, "Fenerbahçe'ye gittiğinizde Anadolu kulüplerindeki gibi rahat bir ortam göremiyorsunuz. Çok odaklanmanız lâzım. Fenerbahçe camiası ikinciliği bile kabul etmiyor, sadece şampiyonluk istiyor. Biz de her iki senede bir şampiyon olduk. Bir dönem 5 kupayı birden aldık. Branko Stankovic döneminde 5 kupa aldık. Spor Yazarları, Donanma Kupası, Türkiye Kupası, Türkiye Şampiyonluğu, Cumhurbaşkanlığı Kupası Tabii çok güzel duygulardı. İleride gurur duyabileceğiniz başarılar bunlar. O zaman sizinle yaşayan arkadaşlarınız, aileniz, komşular; basında çıkan gurur verici yazılar yüreğinizi kabartıyor. İtibar görüyorsunuz. Bir ayrıcalık görüyorsunuz. Her ne kadar o ayrıcalıklı kişiliğiniz yoksa bile; o ayrıcalığı görmek istememenize rağmen böyle davranış şekilleriyle karşılaşıyorsunuz. Hoş şeyler bunlar. Dünyanın her yerinde böyledir. Sporcular, sanatçılar bu tip hareketlere layık kişiler. O zaman da üç kulvarda yarışıyorduk. Şampiyon olduğumuz sene Bordeaux'yu elemiştik. UEFA Kupası'nda yarışa devam ediyorduk. Türkiye Ligi var, bir de Türkiye Kupası var. Bunlardan kopmuyorduk. İyi de bir takımımız vardı. İyi arkadaşlığımız vardı. Arkadaşlık çok önemlidir. 5-6 kişi birden gezerdik. Belki hepsiyle samimi olmuyorduk ama hep birlikteydik. 29 sene Türkiye Kupası'nın alınmamasına tesadüf diyebilirim. Çünkü belki lige ağırlık verdi takım belki Avrupa'ya ağırlık verdi. Gruplara katılmayı garantilemek için yedek kadro çıktı. Bu yüzden 29 sene geçti" dedi.
"EN ÇOK PENALTI ATAN, EN ÇOK KURTARAN KALECİYİM"
Fenerbahçe'nin ardından Malatyaspor'a giden ve sonrasında da Sarıyer'e transfer olan Yaşar Duran, kendisinin en çok penaltı golü atan kaleci olduğunu söyleyerek, "O dönem Malatyaspor'un yönetimi çok güçlüydü. Türkiye'nin önemli oyuncularını transfer ettiler. Ünal Karaman vardı, Metin Yıldız vardı Galatasaray'dan Feyzullah, Oktay, Levent, Eren iyi futbolculardı. İlk sezonda ligi beşinci sırada bitirdik. İkinci sezonda üçüncü olduk ve Balkan Kupası'na katıldık. Ertesi sezon Malatyaspor'dan ayrıldıp Sarıyer'e geldim. Malatya'da iki yıl kaldım. Çok mutlu günlerim geçti. Hala efsane kadro diye anılıyor o kadro Ama ertesi sezon Brezilya'dan üç oyuncu geldi. Kaleci Carlos ve Eder, Brezilya Milli Takımı'nın banko oyuncularıydı. Ama küme düştüler. Sadece şöhretli futbolcu aldılar. İyi futbolcu demeyeyim; şöhret aldılar; küme düştüler. Sarıyer'e geldim. Sarıyer'de de aynı şekilde iyi bir kadromuz vardı. Rahmetli Selçuk Yula, Beşiktaşlı Fikret Demirel, Cem Pamiroğlu, Erdal Keser, Mustafa Yücedağ, Sercan Görgülü, Cengiz Güzeltepe, Osman Yıldırım Kadromuz müthişti. Erdi ile daha sonra Fenerbahçe'de buluşmuştuk. Sarıyer'de bir beşinci, bir üçüncü bitirdik ligi. Yine aynı başarıyı tekrarlamış oldum. Bir sezonda 12 penaltının, 8'ini kurtardım. Arşivlerde vardır bu Ben Türkiye'ni en çok penaltı golü atan ve en çok penaltı kurtaran kalecisiyim Şu anda Bursaspor'un kalecisi Harun 5 penaltı üst üste kurtardı ama rekorum daha geçilemedi. Bir sezonda diyorum düşünün 12 penaltının 8'ini kurtardım. 8-10 tane penaltıdan golüm vardır. Penaltı atmak, kurtarmaktan daha zordur. Çünkü neden? Atamayınca "Kaçırdı" deniyor. Ama kaleci kurtarınca, "Kurtardı" oluyor. Atmak bence daha zor. Penaltı atmayı iyi bilirdim. Küçükken oyuncu olarak başlamıştım futbola. Oradan ayak becerisine, topa vurma becerisine sahiptim. Bir de penaltı kurtarmanın sadece bir değil, 10-15 etkeni olduğunu sayabilirim size. Daha önce hangi köşeye atmış? Sağ ayakla mı atmış, sol ayakla mı atmış? Kaleciler onları yanıltmak için sağa gider gibi yapar sola gider; sola gider gibi yapar sola gider yine Bazıları bakarak atar. Bazıları bakmadan vurur. Bazıları ayağının içini gösterir, son anda bileğini kıvırır. Bunların hepsi analiz ediliyor; edilmeli de bir kaleci tarafından Atanın da bu şekilde kaleciyi analiz etmesi lazım. Tamamen atanın ve kalecinin hissiyatları ön plana çıkmalıdır" diye konuştu.
"KALECİ YAŞAR'DIM, KOVA YAŞAR OLDUM"
8-0 kaybedilen İngiltere maçının kendisi için kanayan bir yara olduğunu ifade eden Yaşar Duran, "Çok üzgünüm bu konuda TV kanallarında, gazetelerde, röportajlarda benimle ilgili, "Ne kadar kendisiyle barışık" ifadelerini kullanıyorlar. Sağ olsunlar. Zaten öyle birisiyim. 23 yıllık futbol kariyerimde 5 şampiyonluğum var. Cumhurbaşkanlığı Kupaları var, Türkiye Kupaları var, en az gol yiyen kaleci unvanım var. En çok penaltı atmış, en çok penaltı kurtarmış, ilk Dünya Karması'na çağrılmış oyuncuyum Askerdim gidemedim. İsa gitmişti 2. Lig'den Milli Takım'a seçilmişim. Bunlar benim kariyerim. Bunların hepsi evimde kupalarım ve albümlerimde sabit. Ama duvarda. İnsanların zihniyetinde kalan tek şey İngiltere maçı Ben o İngiltere maçında çok kişiyi kurtardım. Başta federasyonu Başta antrenörü Başta futbolcu arkadaşlarımı Hepsini ben kurtardım. Fatura olduğu gibi bana çıkartıldı. Her şey bana yıkıldı. Tabii sağ olsun gazeteci arkadaşlar da bana hemen "kova" damgasını vurdular. Esasında kova bana değil, kalecilere ait genel bir tabirdir. Beklere de "Koridor oldu" derler. Benim lakabım kaleci Herkes telefonuna "Kaleci Yaşar" diye yazar. Şimdi Ahmet, Mehmet deniyor kalecilere Volkan, Muslera olarak geçiyor. Ama ben Kaleci Yaşar'dım Ama bu kova damgasını yiyeli 32 sene geçti. 1984 yılıydı. Şimdi adam 30 yaşında, 7-8 yaşındaki oğluna diyor ki; "Bu amcanı tanıdın mı? Fenerbahçe'de oynadı, Milli Takım'da oynadı ama 8 gol yedi." Böyle bir tanıştırma şekli Bu telefonda da böyle. Telefonun diğer ucunda insanlar benimle konuşurken, "Kova Yaşar" diyor Bunlar üzücü şeyler Bunlar bende yara 23 sene top oynamışım. Hayatım topla geçti. 23 sene oyunculuk Antrenörlüğü de koyarsanız 50 yıldır bu işin içindeyim. Bu işten emekli oldum. Hala sürdürüyorum bu işi Seviyorum Hayatımız futbol Futbolun içinde bir hayat oldu. Ben bundan itibar gördüm. Ben bundan evlendim. Ben bundan paralar kazandım, çocuklarımı okuttum. Bir meslek; güzel bir meslek Günde 2.5 saatini ayıracaksın. Ama şimdi mesailer 8-10 saat Eskiden meslek değildi. Kız vermezlerdi bize Şimdi meslek. Herkes ya topçu, ya popçu olmak istiyor. Sağlıklı bir yaşam içindesin. Para kazanıyorsun. Kendine ayıracağın çok zaman var. 1969-1970 sezonunda amatör olarak Ankara'da bana lisans çıktı. Dışkapı'da, 19 Mayıs Stadı'nın altında küçük odalar vardı. Kulüp takımları orada soyunur ve sahaya çıkardı. Elimde annemin verdiği filenin içindeki eşofmanlarla yürüye yürüye giderdim. En az 5 kilometre yürürdüm. İdman biterdi; küçük olduğumuz için soyunma odasını biz yıkardık. Saçımız ıslak eve giderdik. Üç sene böyle geçti Ankara'da Gaziantep'e geldiğimde üçüncü kaleciyim. 17-18 yaşındayım. Takımın en küçüğüydüm. İdmanda canı sıkılan, yorulana kadar bana şut atardı. İdman sahası toprak. Vücudumuzun her tarafı yara-bere içinde oluyordu. Yorulana kadar çalıştırırlardı bizi. "Çay söyle bana Ceketimi getir Kramponumu al" Bu tip istekleri de vardı. Ayakçılık yapardık. Para yok. Annem rahmetli Ankara'da oturuyor. Ona bakmam lazım. Okulu lisede bırakmışım. "Başaracağım" dedim. Evden 1 lira harçlık alırken Gaziantep'e gittiğimde 15 bin lira para koydum cebime. Nasıl seviniyorum. Hemen ağabeyimle teyp aldık bin liraya Bir kulaklık onda, biri bende 12 saat teyp dinleyerek Ankara'ya geldik. Şartlar bu Malzeme sıkıntısı var kulüplerde. O zaman lojmanımız Gaziantep'in dışındaydı. Kulüpte yemek çıkmazdı. Otobüslerle giderdik deplasmanlara. Otobüsün arasında yatarak giderdik maçlara Çok zor şartlardı. Benim bir resmim var. Çamurdan bir tek gözlerim gözüküyor. Böyle sahalarda çalıştık" diye konuştu.
"BENİ GALATASARAYLISI, BEŞİKTAŞLISI VE TRABZONSPORLUSU HEP SEVDİ"
Eskiden statların şimdiye oranla çok daha kötü olduğunu dile getiren Yaşar Duran, "Adana'ya Spor Yazarları Kupası'na gittiğimiz zaman ışıklandırmalı sahada oynuyoruz diye sevinirdik. 3-4 takım TSYD Kupası'nda oynuyorduk. O ışığın altında oynamak bizi acayip motive ediyordu. Acayip havaya giriyorduk. İyi oynamak için elimizden geleni yapıyorduk. Büyük sahalara gittiğimizde en iyi oyunumuzu oynardık. Çünkü futbolcular bunlara layık. İyi sahalarda oynamalılar. Futbolcunun bir defa meslek sevgisinin olması lazım. 18 yaşında Milli Takım'a gelen arkadaşlar var. Bir 18 daha oynasan 34-35 Kalecinin 38 Akıllı olacak. Şu anki şartlar sülalesini kurtarır. İyi bir yatırımla kurtarır. İyi bir yaşam koçu seçmeli Bu abisi olur, babası olur, güvendiği bir büyüğü olur Parasını da iyi değerlendirirse ömür boyu rahat eder. Bizim dönemimizde inanın eğitim eksikliği de çoktu. Ben futbolu bıraktım; kaleci antrenörüm hiç olmadı. Şimdi bu kadar güzel ortam; her şehrimizde artık statlar muazzam. Şehirlerdeki sosyal yaşam güzel. Ha İstanbul, ha Hakkari Bir antrenör ve futbolcu olarak yaşam aynı olmalı. Ev, idman sahası O kadar Başka ne yapacak? İstanbul'da oturan en fazla biraz denizi görür. Şimdi artık oyuncuları 09.00'da çağırıyoruz; akşam yemeğine kadar orada tutuyoruz. Tesisler olsun, malzeme olsun her şey müthiş gelişme içinde. Hasan Doğan Milli Takımlar Kamp ve Eğitim Tesisleri muazzam. Buranın eski halini biliyorum. Şimdi 6 tane saha var. Teknik direktörlük kursuna burada katılıyorum. Yani futbolcu sadece işine odaklanacak. Ailesiyle düzgün bir yaşantısı olacak ve 35 yaşına kadar böyle yaşayacak. Buna katlanmayacak, zevkle yapacak. Çünkü günde 2 saat ayırıyor. Sadece 2 saat. Çift idman olsa, ki haftada iki gündür; 4 saat 20 saat kendisine kalıyor. Günü 3'e bölmeli 8'er saatten İşi, uykusu, sosyal hayatı. Şimdi her şeyin bir zorluğu var. Ne diyorlar? Bütün futbolcular o dönem fakir aile çocuklarıydı. Şimdi değişti. Zengin aile çocukları da futbol oynuyor. Ama o zaman çocukların başka kurtuluşu yoktu. Mahallede top oynuyordu. Abisi, büyüğü elinden tutup takıma yazdırıyordu. Anneler-babalar futbola karşıydı. Biz de kaçak oynardık. Ayakkabımız yırtılırdı, babamız kızardı. Annemiz çamaşırdan sebep kızardı. Sosyal aktivite yoktu. Şimdi telefonlar çıktı en başta Oyunlar çıktı Tamamen teknolojiye dayandı her şey Nasihat vermek ve söylemek çok önemli. 17-18 yaşındaki çocuk algılamıyor. O zamanki parayla şimdiki para arasında çok büyük fark var. Bu çevreyle de ilgili. Eğer benim çevremde akıllı, beni yönlendiren arkadaşlar edinmezsem olmaz. Bakar, onun yatırımı var; oraya meyillenir. Ama arkadaşları kötüyse parasını tutamaz Herkesin bir yaşam koçu olmalı. Şimdi tabii menajerlerle yaşam koçunu ayrı tutalım. Yaşam koçu babası, abisi, öğretmeni olur. Bizler çocuklarımıza kötü bir şey öğretemeyiz ki Baba sigara içiyordur; "Sigara içme oğlum" der. Para kaybetmiştir, "Paranı tut oğlum" der. Benim yöneticilerle ilişkilerim de farklıydı. Bir kişi haricinde hayatımda kimsenin ofisine gitmedim. Sadece rahmetli Hüsnü Çil'in yazıhanesine gittim. Grundig'in Genel Müdürü'ydü. O da yalnız gitmedim, 2-3 arkadaş gittik. O huyum yoktur. İdarecilerin ofislerine gideyim, sohbet edeyim. Yapan arkadaşlar vardır. Olabilir. Benim hiçbir gazeteciyle hiçbir şekilde bir alışverişim olmadı. Kimseyle ne kavgam oldu ne başka bir şey. 23 senelik futbol hayatımda 2 sarı, 1 kırmızı kartım var. Kırmızı kartta da yanlış atıldım. Sarı olması gerekirken kırmızı oldu. Federasyon bu yanlışı düzeltti sonra. Yani top oynadım, kazanınca sevindim; kaybedince üzüldüm. Futbolu bıraktım. Fenerbahçeli Yaşar olarak hala itibar görüyorum. Hoşuma da gidiyor. Kulübüm hakkında kötü konuşan birisini konuşturmadım. Kendim de konuşmadım. Şöhretten çok sevilmek önemli. Beni Galatasaraylısı, Beşiktaşlısı ve Trabzonsporlusu hep sevdi. Her zaman hissettirdiler bunu. Benim için sevilmek önemli. Hangi şehre gittiysem bunu gördüm. Bu benim çok hoşuma gitti." dedi.
"ESKİDEN BOSMAN KANUNLARI YOKTU"
Fenerbahçe'ye yüksek bir bonservisle geldiğinin altını çizen Yaşar Duran, "Ben Fenerbahçe'ye geldiğimde Türkiye rekoru ile geldim. Ama o zaman Bosman kanunları yoktu. Rakam olarak Gaziantepspor benden 27 milyon lira bonservis bedeli kazandı; bir de İstanbul'da yapılan özel maçın hasılatını aldı. Ben de bir ev aldım Kurbağalıdere'de Bir de araba aldım. Biraz akrabalarıma dağıttım; para bitti. Biz o zaman araba konuşurduk. Şimdikiler çiftlik konuşuyor. 100 dönüm, 200 dönüm Yat konuşuyorlar, kat konuşuyorlar. 3 milyon Euro'dan aşağı imza atan kaleci yok neredeyse Aynı şey değil. Ben de o dönem Fenerbahçe ve Milli Takım kalecisiydim. Şimdi oynayanlar da çok yetenekli. Arz-talep meselesi. Onlar istiyor, öbürleri de veriyor. 1990'dan sonra bu rakamlar arttı. Hatta İstanbulspor'u ve Adanaspor'u alan Cem Uzan başlattı diyebilirim bu rakamları. Baya büyük bir sektör oldu dünya çapında Kıyaslama açısından sorduğunuzda rakamlar çok farklı. O dönem bize de imrenen vardı. Beni gazeteler yazdı. 27 milyon liraya ne alınır dediler. Ama ben almadım ki Kulüpler aldı. Ben bir ev aldım, bir araba aldım, para bitti diyorum. Şimdi öyle değil. 3 milyon Euro'ya neler alınır? İstediğin kadar harca. Eskiden medya da çok farklıydı. Ben hiçbir zaman soğuk bir insan olmadım. Ama şöyle düşündüm. Ben iyiysem iyi yazacak, kötüysem kötü yazacak dedim. Kimsenin ofisine gitmedim. Bu yüzden bana kızanlar da oldu. Ama o zaman gazetecilikte antrenmana çocukları gönderiyorlardı. Fotoğraf çekiyordu o çocuk. Editör de altını dolduruyordu. Bakış açısı farklıydı. Acımasızca eleştiriler vardı. Şimdi öyle değil. Neden? Şimdiki gazeteciler de kendilerini geliştirdi. Onlar da Hollanda'daki, Almanya'daki gazeteciler neler yazıyorlar diye bakıyor. Asparagas haber fazla yok. Ama ben tahmin ediyorum ki gazetecilik okullarında "Futbol nasıl yazılır?" diye bir ders yok. Herkes kafasına göre yazıyor" ifadelerini kullandı.
MİLLİ TAKIMIN GÜNÜMÜZDEKİ DURUMU
Milli Takım'ın şu anki durumuyla ilgili olarak da konuşan Yaşar Duran, "Benim zamanımda Milli Takım'la maça giderken, "2-0'a razıyız" diyen arkadaşları görüyordum. Uçaktasın, takım arkadaşın, "3 olur; 4 olmasın" diyor. Üzülüyordum. Böyle bir zihniyette maça çıkan futbolcunun başarısı ne olur? Tamamen tesadüfe kalır. Şerefli mağlubiyetler olur. Ama sonradan cesur antrenörler çıktı ülkemizde Başta Fatih Hoca Kazanmanın, yenmenin ne olduğunu anlattı. Futbolculara ağabeylik yaptı. Bunlara Şenol Hoca, Mustafa Hoca da dahil. Onların çok katkısı var. Fatih Hoca, kampa Amerikalıları getirdi. Turnuvalar oynattı. Özgüven verdi. Gençlere önem verdi. Bugün yöneticiler de kendilerini yeniledi federasyonda Bugün bütün takımlara bakın, şehirlere bakın, yönetimlere, tesislere bakın Muazzam statlar, muazzam tesisler. Artı yayıncı kuruluş rakamları çok yükseldi. İlerlemek için imalat lazım. Üretkenlik olması lazım. Bu üretkenliği Fatih Hoca iş başındayken çok ilerlettik. Ben 1994 mezunuyum. İlk kaleci antrenörlerinden biriyim. Kaleciler yalnız adamlar. Diğer oyuncular kaçırabilir, yanlış pas atabilir. Kaleci skor adamıdır. Yediği zaman tabela değişiyor. Onun için her zaman iyi bir psikoloğa ihtiyacı var. İyi psikolog kimdir? Başta çocuğudur Aile yaşantısıdır. Karısıdır, babasıdır, annesidir, kardeşidir Sonra hocasıdır. Yani kaleci antrenörü; "Hadi aslanım Olabilir. Yiyebilirsin sen bu golü. Sen çok kurtardın bizi. Devam et. Biz sana güveniyoruz" demelidir. Programlı antrenmanları da yaptırırlarsa kaleci yenecek golü yer; yenmeyecek olanı yemez. Kendine özgüveni oluşmuştur. Arkadaşları da "Yaşar bunu yemez, çaprazdan yemez" diye düşünür. Her zaman başarılı olurlar. Bizim zamanımızda yoktu ama bizden sonra da olmayacak diye bir şey yok. Ben de bunların öncülerinden biriyim. İşimi de seviyorum. Bildiğin işi yapacaksın. Bu ticarette de böyle. Bardak satarken deri işine girersen iflas edersin. İdolüm olan kaleciler var. Brezilya Milli Takımı'nın kalecisi Felix Çok az seyrettim. Sepp Maier, Dino Zoff Hatta Lev Yaşin'le tokalaşma şansına da eriştim. Ama seyretmedim Son zamanlarda Juventus'un kalecisi Buffon'u beğeniyorum. Türkiye'de şu anda milli kaleciler çok formda. Volkan Babacan, Volkan Demirel, Onur Kıvrak çok formda. Beşiktaşlı Tolga Zengin çok iyi kaleci Yabancı olarak Muslera Geçen sezon Serkan Kırıntılı çok formdaydı. Konumuz kalecilik. Yabancı kalecilik var evet ama hepsi de iyi kaleci değil. Birkaç ismi kenara koyarsak iyi değil. İtalya'da bir ara yabancı kaleci yasağı vardı. Bu yasak Türkiye'de de uygulanabilir." diye konuştu. Galatasaraylı Tarık Hodziç'in kendisine çok şansı tuttuğunu da ifade eden Duran, "Gol kralı olmuştu. Sonrasında Sarıyer'e gitmişti. Sarıyer'e karşı oynadığımız bir maçta, "Hocam beni oynat, Yaşar'a şansım tutuyor" demiş Hocası da oynatmış. Seremonide yan yana giderken "Kardeş bugün sana iki tane" dedi Ben de, "Eskidendi o" dedim. Attı o gün iki tane Vardı şansı tutan oyuncular. Benim de şansımın tuttuğu oyuncular vardı. Onlar da bana atamazlardı. Ben kimlerle oynadım Hiç korkmadım. Sokrates'lere karşı oynadım. Bir tek Platini yoktu; Bordeaux maçında oynadım. Tigana'lar vardı. Korkum yoktu. Güzel gol atmışsa, "Helal olsun" demişimdir. Çünkü ben bir maçı 270 dakika yaşarım. Maçtan önce rakibimi göz önüne getirirdim. 90 dakika maç oynardım. Maç sonu da, "Ne yaptım" diye düşünürdüm. Korkum yoktu ama beğendiğim çok oyuncu vardı." diyerek sözlerini noktaladı

Fenerbahçe olmadı, rota İtalya milli takımı

Fenerbahçe'de başkanlık seçimini kaybeden Hakan Safi'nin futbol aklı Paolo Maldini olacaktı. İtalyan efsane, ülkesi için çalışmaya başlayacak

24.06.2026 12:50:00
Haber Merkezi
Fenerbahçe olmadı, rota İtalya milli takımı
Fenerbahçe olmadı, rota İtalya milli takımı
Fenerbahçe'de başkanlık seçimi Hakan Safi kazansaydı, "yakın dostum" dediği Paolo Maldini, Kanarya'nın futbol aklı olacaktı. Ancak bilindiği üzere çoğunluğun tercihi Aziz Yıldırım'dan yanaydı. Böylece Hakan Safi-Paolo Maldini birlikteliği hayata geçemeden bitti.

SPORTİF DİREKTÖR OLACAK

La Gazzetta'nın haberine göre; İtalya Futbol Federasyonu'nun yeni başkanı Giovanni Malago'nun milli takım planlaması belli oldu:

Sportif direktör: Paolo Maldini

Teknik direktör: Antonio Conte

İtalya'daki problem sadece milli takımla sınırlı değil. Kulüpler de Avrupa arenasında ciddi problemler yaşıyor.

ZAMAN GÖSTERECEK

Paolo Maldini'nin Milli Takım'da yapacakları merak ediliyor. Ne kadar başarılı olup olmadığını zaman gösterecek. Fenerbahçe konusundaki sorular ise yanıtsız kalacak. Hakan Safi ilerleyen dönemlerde tekrar aday olursa, bir kez daha Maldini'nin kapısını çalabilir.

Fenerbahçe'nin yeni sağ beki

Fenerbahçe, Nelson Semedo'yla yollarını ayırmak istiyor. Portekizli futbolcu satılırsa onun yerine Crystal Palace Kulübü'nün Kolombiyalı yıldızı Daniel Munoz düşünülüyor

24.06.2026 12:40:00
Haber Merkezi
Fenerbahçe'nin yeni sağ beki
Fenerbahçe'nin yeni sağ beki
Nelson Semedo'nun Fenerbahçe'deki sözleşmesi 30 Haziran 2027'de tamamlanacak. Sözleşmesinin son senesine giren 32 yaşındaki tecrübeli futbolcu için teklif bekleniyor. Uygun bir öneri gelirse, Portekizli oyuncuyla yollar ayrılacak. Sonrasında ise Daniel Munoz konusunda gaza basılacak.

15 MİLYON CİVARINDA

Crystal Palace, onun yerine takviye yapmayı planlıyor. Asıl yeri sağ bek olan Daniel Munoz geçen sezon orta sahanın sağında tercih edildi. İngiliz ekibinin en az 15 milyon euro seviyesinde bir beklentisi olduğu öğrenildi. 1.80 boyundaki futbolcunun 30 Haziran 2028'e kadar sözleşmesi var.

INTER'İN DE İLGİSİ VAR

30 yaşındaki oyuncu şu anda Kolombiya Milli Takımı'nın kampında bulunuyor. Dünya Kupası'nın ardından transferiyle ilgili sıcak gelişmelerin yaşanması bekleniyor. Bu arada Fenerbahçe dışında Inter'in de bir ilgisi olduğu konuşuluyor. Ancak şunu hatırlatmakta fayda var: Semedo satılamazsa, Munoz işi de yatacak.

Ay-yıldızlı ekibe siyahi golcü

Dünya Kupası'nda forvet eksikliği fazlasıyla hissettik ve turnuvayı erken kapattık. Şu anda Derby County forması giyen Rhian Brewster gündeme geldi. Siyahi golcünün ilerleyen süreçte Milli Takım'a katılması için çalışmaların başladığı öğrenildi
 

24.06.2026 12:30:00
Haber Merkezi
Ay-yıldızlı ekibe siyahi golcü
Ay-yıldızlı ekibe siyahi golcü
Son yıllarda Milli Takım'a golcü yetiştirme konusunda ciddi şekilde zorlanıyoruz. Dünya Kupası'nda da bunu fazlasıyla hissettik. İki maçta 2 yenilgiyle turnuvayı çok erken kapattık. Şu anda forvet konusunda çok ilginç bir gelişme yaşanıyor. İlerleyen süreçte siyahi bir santrforumuz olabilir.

HİÇ A MİLLİ OLMADI

Derby County forması giyen Rhian Brewster ile görüşmelerin başladığı iddia ediliyor. 26 yaşındaki futbolcunun annesi Kıbrıslı bir Türk... Babası Barbados vatandaşı... Kendisi ise İngiltere'de doğdu. Rhian Brewster, İngiltere U21 Takımı'nın formasını giymişti. Ancak A Takım kadrosuna hiç alınmadı ve alınması da beklenmiyor.

STEFAN KUNTZ İZLEMİŞTİ

Milli Takım'ın eski teknik direktörü Stefan Kuntz, oyuncuyu daha önce izlemişti. Ancak o dönemde sonuç alınamadı. Rhian Brewster, annesinin uyruğu sayesinde Türkiye Milli Takımı için ter dökebilir. 1.80 boyundaki futbolcu, geçen sezon Championship'te 29 maça çıktı. 7 gol ve 2 asist üretti. Diz sakatlığı sebebiyle sezonu erken kapattı. Türkiye'nin kendisine olan ilgisine olumlu yanıt vermesi bekleniyor. Her şey yolunda giderse, sonraki organizasyonlarda onu izleyebiliriz.

Toure Beşiktaş'ta devam edebilir

Beşiktaş, Atalanta'dan kiraladığı El Bilal Toure'nin satın alma opsiyonunu kullanmadı. Ancak Malili futbolcunun farklı şekilde kadroda tutulması planlanıyor

24.06.2026 12:02:00
Haber Merkezi
Toure Beşiktaş'ta devam edebilir
Toure Beşiktaş'ta devam edebilir
Beşiktaş 2025 yazında Atalanta'dan El Bilal Toure'yi kiralamıştı. Oyuncunun 15 gol atması halinde 15 milyon euroluk satın alma opsiyonu zorunlu olarak devreye girecekti. Malili yıldız bütün kulvarlarda 7 gol üretti. Siyah-Beyazlılar, gol sayısına bakmadan 15 milyon euroyu ödemesi halinde de 24 yaşındaki futbolcunun tapusunu ele geçirecekti.

SÜRE BAKIMINDAN SORUN YOK

Ancak yönetim böyle bir yola başvurmadı. Yine de oyuncudan vazgeçilmediği öğrenildi. Siyah-Beyazlılar, El Bilal Toure'yi yeniden kiralamak istiyor. Konuyla ilgili ilk temaslar da kuruldu. 1.85 boyundaki hücumcunun Atalanta'daki mukavelesi 30 Haziran 2028'e kadar devam ediyor. Yani süre bakımından kiralanmasının önünde engel yok.

BİRAZ BEKLEYECEKLER

Atalanta Yönetimi, konuyla ilgili acele etmek istemiyor. Farklı kulüpler devreye girerse, durum değişebilir. Çünkü Serie A temsilcisinin birinci önceliği El Bilal Toure'yi satmak... Eğer beklenen teklifler gelmezse, Beşiktaş'ın kiralama önerisi değerlendirilebilir.

Sanchez'de anlaşma ihtimali uzak

İtalyan ekibi Como, Galatasaray'ın Kolombiyalı stoperi Davinson Sanchez için pazarlıklarını sürdürüyor. Ancak Serie A temsilcisi, Cim-Bom'un beklentilerinin çok uzağında...

24.06.2026 11:56:00
Haber Merkezi
Sanchez'de anlaşma ihtimali uzak
Sanchez'de anlaşma ihtimali uzak
Şampiyonlar Ligi biletini alan Como, kadrosunu güçlendirmek istiyor. Stoper konusundaki 1 numaralı adayları ise Davinson Sanchez... Serie A temsilcisi bir süredir Galatasaray'la pazarlık yapıyor. Ancak bugün itibarıyla transferin gerçekleşme ihtimali zor gözüküyor.

BONUSLARLA BİLE OLMUYOR

Çünkü Como'nun bonus maddeleri de içeren teklifinin toplamda 20 milyon euroyu bulmadığı belirtildi. Sarı-Kırmızılılar, bonuslar dışında çok daha yüksek bir rakam bekliyor. Yani iki takım arasında ciddi mesafe var. Eğer Como teklifini yükseltmezse bu dosya kapanacak...

DÜNYA KUPASI SONRASINDA

30 yaşındaki Kolombiyalı stoperin Galatasaray'la 30 Haziran 2029 tarihine kadar mukavelesi bulunuyor. Yani Sarı-Kırmızılılar, kontrat süresi bakımından oldukça rahat... Şu anda milli takım kampında bulunan 1.88 boyundaki futbolcuda asıl hareketliliğin Dünya Kupası'nın ardından yaşanması bekleniyor.

İngiltere, Gana'ya diş geçiremedi

2026 FIFA Dünya Kupası L Grubu'nun 2. haftasında İngiltere, Gana ile golsüz berabere kaldı

24.06.2026 10:34:00
İhlas Haber Ajansı
İngiltere, Gana'ya diş geçiremedi
İngiltere, Gana'ya diş geçiremedi
2026 FIFA Dünya Kupası L Grubu'nun 2. haftasında İngiltere, Gana ile golsüz berabere kaldı.

2026 FIFA Dünya Kupası L Grubu'nun 2. haftasında İngiltere ile Gana, ABD'nin Massachusetts eyaletindeki Boston Stadı'nda karşı karşıya geldi. Honduraslı hakem Said Martinez'in yönettiği mücadelenin ilk yarısında gol sesi çıkmadı.



İkinci yarıda da iki takımın atakları sonuçsuz kalınca mücadele 0-0 sona erdi. Bu sonuçla iki takım da puanını 4'e yükseltti.

Grubun son haftasında İngiltere, Panama ile karşılaşacak. Gana ise Hırvatistan'la oynayacak.

Trabzonspor ve Beşiktaş'ın Stefan Ortega savaşı

Trabzonspor, Onana'nın tekrar Bordo-Mavili formayı giymesi için uğraşıyor. Ancak beklenen sonuç alınamazsa, gidilecek adreslerden biri Stefan Ortega... Beşiktaş açısından da Alman kalecinin durumu benzerlik gösteriyor

23.06.2026 12:50:00
Haber Merkezi
Trabzonspor ve Beşiktaş'ın Stefan Ortega savaşı
Trabzonspor ve Beşiktaş'ın Stefan Ortega savaşı
Manchester City, geride bıraktığımız sezonun devre arasında Stefan Ortega'yı 580 bin euro karşılığında Nottingham Forest Kulübü'ne satmıştı. Alman eldiven, yarım sezonluk kontrat yaptı. Yani 30 Haziran sonrasında bedelsiz olarak istediği yere gidebilecek...

İBRE ONA ÇEVRİLECEK

Trabzonspor, geçen sezon Manchester United'dan kiraladığı Andre Onana'nın kalması için şartları zorluyor. Fakat Kamerunlu eldivende sorun çıkması halinde ibrenin Stefan Ortega'ya çevrileceği öğrenildi. 33 yaşındaki kaleci konusunda Beşiktaş'ın da benzer planları var...

SIKINTI YAŞANIRSA

Kartal'ın önceliği Stefan Ortega değil... Ancak alternatiflerde sıkıntı yaşanırsa onlar da Alman eldivene yoğunlaşacak. 1.85 boyundaki file bekçisinin çok sayıda talibi bulunuyor. Tecrübeli oyuncu, bütün seçeneklerini görmek istiyor. Bu sebeple kariyeriyle ilgili kısa sürede karar vermeyecek.

Klose geride kaldı, zirvede artık sadece Messi var!

2026 FIFA Dünya Kupası J Grubu ikinci maçında Arjantin, Avusturya'yı Lionel Messi'nin golleriyle 2-0 mağlup ederek son 32 turuna yükselmeyi garantiledi

22.06.2026 22:21:00
Haber Merkezi
Klose geride kaldı, zirvede artık sadece Messi var!
Klose geride kaldı, zirvede artık sadece Messi var!
2026 FIFA Dünya Kupası J Grubu ikinci maçında Arjantin, Avusturya'yı Lionel Messi'nin golleriyle 2-0 mağlup ederek son 32 turuna yükselmeyi garantiledi.

ABD'nin Arlington kentindeki Dallas Stadyumu'nda oynanan mücadelede 39 yaşındaki efsane oyuncu Lionel Messi, attığı gollerle tarihe geçti ve Miroslav Klose'yi geride bırakarak Dünya Kupası tarihinin en golcü futbolcusu unvanını tek başına ele geçirdi.

Maçın önemli anları



Karşılaşmanın henüz 9. dakikasında Arjantin penaltı kazandı, ancak Lionel Messi beyaz noktada kaleciyi geçemedi.

Kaçırdığı penaltıya rağmen oyundan düşmeyen Messi, 38. dakikada şık bir golle Tangocuları 1-0 öne geçirdi.

Maçın skorunu belirleyen gol yine 90+5. dakikada sahneye çıkan Lionel Messi'den geldi.

Turnuvadaki gol sayısını 17'ye çıkaran Messi, turnuva tarihinin en golcü ismi oldu.

Puan Durumu ve Gelecek Maçlar



Bu sonuçla birlikte grupta 2'de 2 yapan son şampiyon Arjantin puanını 6'ya yükseltip gruptan çıkmayı başardı. İkinci maçında ilk yenilgisini alan Avusturya ise 3 puanda kaldı.

Grubu'nun son haftasında Arjantin, Ürdün ile formalite maçına çıkarken; Avusturya, üst tur şansını sürdürmek için Cezayir ile kritik bir karşılaşmaya çıkacak.

Futbolda 2026-2027 sezonu birinci transfer dönemi başladı

Türkiye'de 2026-2027 sezonu 1. transfer ve tescil dönemi bugün başladı.

22.06.2026 15:03:00
İhlas Haber Ajansı
Futbolda 2026-2027 sezonu birinci transfer dönemi başladı
Futbolda 2026-2027 sezonu birinci transfer dönemi başladı
Türkiye'de 2026-2027 sezonu 1. transfer ve tescil dönemi bugün başladı.

Futbolda yaz transfer dönemi başladı. Türkiye Futbol Federasyonu'nda (TFF) yer alan açıklamaya göre, 1. transfer ve tescil dönemi; 22 Haziran 2026 tarihinde başlayıp, 4 Eylül 2026 tarihinde sona erecek.

İkinci transfer ve tescil dönemi ise 1 Ocak 2027 tarihinde başlayıp 5 Şubat 2027 tarihinde son bulacak.

Edirne Sarayiçi Er Meydanı'nda 3-5 Temmuz tarihlerinde düzenlenecek 665. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nde 40 başpehlivan kol bağlayacak

Edirne Sarayiçi Er Meydanı'nda 3-5 Temmuz tarihlerinde düzenlenecek 665. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nde 40 başpehlivan kol bağlayacak

22.06.2026 11:44:00
AA
Edirne Sarayiçi Er Meydanı'nda 3-5 Temmuz tarihlerinde düzenlenecek 665. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nde 40 başpehlivan kol bağlayacak
Edirne Sarayiçi Er Meydanı'nda 3-5 Temmuz tarihlerinde düzenlenecek 665. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nde 40 başpehlivan kol bağlayacak
Edirne Sarayiçi Er Meydanı'nda 3-5 Temmuz tarihlerinde düzenlenecek 665. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nde 40 başpehlivan kol bağlayacak.

UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi'nde bulunan Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nin 665'incisi için geri sayım başladı.

Edirne'deki Sarayiçi Er Meydanı'nda 3-5 Temmuz tarihlerinde yapılacak organizasyonda, 40 başpehlivan kol bağlayacak.

CW Enerji Yağlı Güreş Ligi'nde geçen yıl ilk 32'de yer alan başpehlivanlar, Kırkpınar'a doğrudan katılacak.

Yağlı Güreş Ligi'nin bu yılki 4. etabını oluşturan Sekapark Altın Kemer Yağlı Güreşleri'nin ardından Kırkpınar'a katılacak "ilave 8 başpehlivan" da belli oldu.

Onur Susuz, Süleyman Başar, Tanju Gemici, Serhat Elvan, Hasan Güzeller, Ünal Karaman, Tolga Turan ve Ali Yanatma ilave 8 başpehlivan listesinden adlarını 665. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'ne yazdırdı. Söz konusu 8 başpehlivan, Kırkpınar'da 1. tur kuralarına 5. torbadan katılacak.

Kırkpınar'a doğrudan katılım hakkı elde eden başpehlivanlar ise şunlar:

Orhan Okulu, Feyzullah Aktürk, Enes Doğan, Mustafa Taş, Yusuf Can Zeybek, Erkan Taş, Yunus Emre Yaman, Ali İhsan Batmaz, Seçkin Duman, Furkan Durmuş Altın, Mehmet Yeşil Yeşil, Osman Kan, İsmail Koç, Ali Gürbüz, Yıldıray Pala, Yıldıray Akın, Serdar Yıldırım, Nedim Gürel, Serhat Gökmen, Hasan Cengiz, Cengizhan Şimşek, Abdulrefik Öner, Mustafa Doğan Özkaya, Faruk Akkoyun, Serhat Balcı, Hamza Köseoğlu, Fatih Atlı, İsmail Balaban, Mustafa Batu, Ertuğrul Dağdeviren, Recep Kara, Hamza Özkaradeniz.

Yağlı Güreş Ligi'nde geçen yıl 31. sırada yer alan Osman Aynur, 45 yaş sınırına takıldığı için listeye 33. sıradaki Hamza Özkaradeniz dahil edildi.

Listedeki başpehlivanlar arasında 44 yaşındaki Recep Kara ve Serhat Balcı "en tecrübeli" güreşçiler, 24 yaşındaki Yıldıray Pala ise "en genç" isim olarak dikkati çekiyor.

Recep Kara ve Mehmet Yeşil Yeşil, Kırkpınar'a baş boyunda 19'uncu kez katılacak.

Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nde geçen yıl başpehlivanlığı, finalde Feyzullah Aktürk'ü yenen Orhan Okulu kazandı.

"Sürekli altın kemer" talimatında değişiklik
Türkiye Geleneksel Güreşler Federasyonu tarafından, Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreş talimatında değişikliğe gidildi.

Buna göre 3 yıl art arda başpehlivanlık kazananların yanı sıra "farklı dönemlerde 5 kez birincilik alan başpehlivanlar" da altın kemerin daimi sahibi olacak.

Böylece bu yılki güreşler, Kırkpınar'da 4 birinciliği bulunan tecrübeli başpehlivanlar Ali Gürbüz ve Recep Kara için ayrı bir önem taşıyor.

Ali Gürbüz veya Recep Kara, 655. Kırkpınar'da başpehlivanlığı kazanması durumunda altın kemerin daimi sahibi olacak.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.