logo
04 EYLÜL 2026

Kalp ameliyatlarında "Robotik Cerrahi" devrimi

Göğüs kafesini kesmeden kalp ameliyatı yapılabiliyor

06.09.2019 00:00:00
 
Kalp ameliyatlarında "Robotik Cerrahi" devrimi
Kalp ameliyatlarında "Robotik Cerrahi" devrimi
 
Kalp ameliyatlarında minimal invaziv yöntemi   
 
   Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ali Civelek, standart kalp cerrahisinde hastanın göğüs kemiği keserek hastanın kalbine ulaşıldığını belirterek, "Son 10 yıldır gelişen tıp teknolojisi ile minimal invaziv yöntemiyle yani küçük kesili cerrahi operasyonlarla kalp ameliyatlarını gerçekleştiriyoruz" dedi.   
 
  Göğüs kafesi kemiğini kesmeden kalp ameliyatlarının yapılabildiğini vurgulayan Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ali Civelek, minimal invaziv yöntemi ve avantajları hakkında bilgiler verdi. Kalp damar cerrahisinin, haftanın yedi gün ve 24 saat hastalara hizmet vermeyi, ilgilenmeyi gerektiren bir görev olduğunu anlatan Prof. Dr. Ali Civelek, bu branşın meslek olarak değil de, bir yaşam tarzı olarak benimsenmesi, severek yapılması gerektiğini ve aksi halde başarı oranının düşebileceğini söyledi.

Bu bilincin farkında olarak, aynı zamanda hastaların psikolojilerine de hitap edilmesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Civelek, hastalarının bu bilinçle hastaların mevcut rahatsızlıklarını en üst düzeyde tedavi etmeye, ameliyat sonrası daha kolay ve daha az travmatik bir dönem geçirmelerini sağlamaya çalıştıklarını sözlerine ekledi. 
 
  Standart kalp cerrahisinde hastanın göğüs kemiğini keserek hastanın kalbine ulaşıldığını, kalp ameliyatlarında bu yöntemin bir hekim tarafından daha kolay ve rahat yapıldığını ancak sonrasında hastaların büyük bir bölümünün göğüs kemiğinin kesilmesinden dolayı ciddi bir travma yaşayabildiklerini ifade eden Prof. Dr. Ali Civelek, "Son 10 yıldır gelişen tıbbi teknoloji sayesinde minimal invaziv yöntemiyle yani küçük kesili cerrahi operasyonlarla kalp ameliyatlarını gerçekleştiriyoruz. Göğüsün sağ ya da sol tarafından hangi ameliyat yapılacaksa kaburgalar arasından küçük bir kesiyle, göğüs değil, kaburgaları bile kesmeden kaburgalar arasından 6-7 cm.'lik küçük kesilerle hastanın kalbine ulaşılıyor. Ameliyatların bu kesilerden girilerek yapıldığını, göğüs kemiğinin kesilmediği için hastaların ameliyat sonrasında daha hızlı iyileşebildiklerini, sosyal hayatlarına daha çabuk dönebildiklerini ve psikolojik olarak ciddi travmalar yaşamadıklarını gözlemledik" ifadelerini kullandı. 
 
  Minimal invaziv yöntemi ve robotik cerrahi ile kalp ameliyatları 
 
Teknolojinin ilerlemesiyle bu ameliyatların içine robotik cerrahinin de eklendiğini söyleyen Prof. Dr. Civelek, ameliyatı robotların yapmadığını, robotları kullanan cerrahların bu ameliyatları gerçekleştirdiğinin altını çizerek, "Robotun kollarıyla ve bu küçük kesilerden girerek ameliyatları yapmak mümkün. Minimal invaziv yöntemi ve robotik cerrahi arasında ki fark, birisinde robotun kollarını kullanarak bu ameliyatları gerçekleştiriyoruz, diğerinde ise geliştirilmiş aletleri kullanarak kendi elimizle minimal invaziv yöntemini bu operasyonlarda gerçekleştiriyoruz. Her ikisinde de göğüs kemiğini kesmeden kalbe rahatça ulaşıyoruz" dedi. 
  Bu tür ameliyatlarda nerdeyse tamamına yakın bir kısmının hiç kan nakli yapılmadan gerçekleşebildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Ali Civelek, hastaların ameliyattan sonra 4-5 günlük çok kısa bir süre içerisinde normal sosyal yaşantılarına dönebildiklerini ifade etti. 
 
  "Minimal İnvaziv yöntemiyle yapılan ameliyatlar yaşlılar için daha konforlu" 

  Prof. Dr. Ali Civelek, "İlerleyen yaşlarda göğüs kemiğinin kesilmesi nasıl bir yerimiz kırıldığında kemik daha güç iyileşiyorsa göğüs kemiğinin iyileşmesi de daha uzun bir sürede gerçekleşebiliyor. O yüzden minimal invaziv yöntemlerle yapılan ameliyatlarda yaşlı hastalarda elde edilen sonuçlar, standart ameliyatlara göre tabi ki daha başarılı oluyor. Bu yöntem sayesinde yaşlı hastalar da kısa sürede normal yaşamlarına ve sevdiklerinin yanına dönebiliyorlar" dedi. 
 
  Minimal invaziv yöntemiyle ameliyat olan hastalar, sonrasında nelere dikkat etmeli? 
 
Kalp cerrahisinin çok zor bir branş olduğundan bahseden Prof. Dr. Ali Civelek, hastaların vücutlarında en önemli organ olan kalplerini hekimlerine emanet ettiklerini, kalp ameliyatlarının maalesef hastanın ölümle kalım arasında olduğu ameliyatlar olduğunu, bu nedenle bunun bilincinde olarak hastanın psikolojisinin de hasta yakınlarının psikolojisinin de aynı zamanda tedavi etmek durumunda olduklarını ifade etti. 
 
  Bu ameliyatlardan sonra hastaların yaşamlarının kolaylaştığını sözlerine ekleyen Prof. Dr. Ali Civelek, göğüs kemiği kesilen hastaların ameliyat sonrasında 2-3 aylık dönem içerisinde arabalarını kullanamadıklarını, çünkü herhangi bir kaza durumunda göğüs kemiğine alınacak bir darbenin, göğüs kemiğine yaklaştırılan sistemlerin bozulmasına sebep olabileceğini belirtti. 
 
  Minimal İnvaziv yöntemiyle gerçekleştirilen ameliyatlardan sonra ise hastaların araba kullanarak evlerine gidebileceklerini dile getiren Prof. Dr. Ali Civelek; 

"Bu yöntem daha hızlı iyileşme, normal hayata çabuk dönebilme kolaylığı ve konforlu bir yaşam sağlıyor. Hastaların en çok sorduğu sorulardan birisinin de; "Ne zaman sağa veya sola dönüp yatabilirim?" sorusu oluyor.

Tabi düşünün bir ameliyat oluyorsunuz en az 2 ay sırt üstü yatmak zorundasınız ki göğüs kemiğiniz iyileşebilsin. Bu ameliyatların en büyük avantajlarından biri de hasta ameliyat gecesi bile istediği şekilde yatabilir. Sağına-soluna dönebilir, 3 hafta içerisinde spor da dahil olmak üzere fiziksel aktivitesine başlayabilir. Yapılması gereken tek şey genel ameliyatlarda olduğu gibi hijyene dikkat etmek ve sağlıklı bir şekilde beslenmeye devam etmek" şeklinde sözlerini sonlandırdı. 
 

BTP lideri Hüseyin Baş’tan Sivas Kongresi mesajı: "Tam bağımsızlık iradesinin en güçlü temeli"

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Sivas Kongresi'nin 107. yıldönümü dolayısıyla sosyal medya hesabından anlamlı bir paylaşımda bulundu. Baş, mesajında Millî Mücadele'nin kırılma noktalarından biri olan kongrede alınan kararların, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesindeki yerine dikkat çekti

04.09.2026 14:27:00 / Güncelleme: 04.09.2026 14:31:31
Haber Merkezi
 
BTP lideri Hüseyin Baş’tan Sivas Kongresi mesajı: "Tam bağımsızlık iradesinin en güçlü temeli"
BTP lideri Hüseyin Baş’tan Sivas Kongresi mesajı: "Tam bağımsızlık iradesinin en güçlü temeli"
"Manda ve himaye kabul edilemez"

Sivas Kongresi'nde tarihe geçen ilkeleri hatırlatan BTP lideri, "Manda ve himaye kabul edilemez" ve "Millî sınırlar içinde vatan bir bütündür, parçalanamaz" kararlarının altını çizdi.

Hüseyin Baş, 4 Eylül 1919'da ilan edilen bu duruşun, Türk milletinin hiçbir koşulda vesayeti kabul etmeyeceğinin ve tam bağımsızlık iradesinin en güçlü temellerinden birini oluşturduğunun vurgusunu yaptı.

Millî Mücadele kahramanlarına minnet

Mesajının son bölümünde Sivas Kongresi'nin tarihsel mirasına sahip çıkan Baş, "Sivas Kongresi'nin yıl dönümünde, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Millî Mücadele'nin tüm kahramanlarını saygı, rahmet ve minnetle anıyorum" ifadelerini kullanarak kurtuluş mücadelesinin kahramanlarını andı.

BTP lideri Hüseyin Baş'ın mesajı şöyle:

"Manda ve himaye kabul edilemez."

"Millî sınırlar içinde vatan bir bütündür, parçalanamaz."

4 Eylül 1919'da toplanan Sivas Kongresi'nde alınan bu tarihî kararlar, Türkiye Cumhuriyeti'nin tam bağımsızlık iradesinin en güçlü temellerinden birini oluşturmuştur.

Sivas Kongresi'nin 107. yıl dönümünde, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Millî Mücadele'nin tüm kahramanlarını saygı, rahmet ve minnetle anıyorum."

İBB davasında savunma yapan Ekrem İmamoğlu, duruşmaların canlı yayımlanması tartışmasına ilişkin, yalnızca bundan sonraki duruşmaların değil, davanın ilk gününden itibaren tüm kayıtların kamuoyuna açılmasını istedi

İBB davasında savunma yapan Ekrem İmamoğlu, duruşmaların canlı yayımlanması tartışmasına ilişkin, yalnızca bundan sonraki duruşmaların değil, davanın ilk gününden itibaren tüm kayıtların kamuoyuna açılmasını istedi. İmamoğlu, “Her milimi yayınlansın, millet izlesin” dedi

04.09.2026 12:17:00
Haber Merkezi
 
 İBB davasında savunma yapan Ekrem İmamoğlu, duruşmaların canlı yayımlanması tartışmasına ilişkin, yalnızca bundan sonraki duruşmaların değil, davanın ilk gününden itibaren tüm kayıtların kamuoyuna açılmasını istedi
 İBB davasında savunma yapan Ekrem İmamoğlu, duruşmaların canlı yayımlanması tartışmasına ilişkin, yalnızca bundan sonraki duruşmaların değil, davanın ilk gününden itibaren tüm kayıtların kamuoyuna açılmasını istedi
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik davada tutuklu yargılanan Ekrem İmamoğlu, duruşmaların canlı yayımlanmasına ilişkin çağrıda bulundu.

Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi'nin X hesabından İmamoğlu'nun duruşmadaki sözleri paylaşıldı. İmamoğlu, davanın canlı yayınlanmasını istediğini belirterek geçmiş duruşmaların da kamuoyuna açılmasını talep etti.

İmamoğlu, "Evet, canlı yayını istiyorum. Hem de misliyle istiyorum" diyerek, davanın başladığı ilk günden bugüne kadar yapılan duruşmaların da yayımlanması çağrısında bulundu.

Duruşmaların SEGBİS sistemi üzerinden kayıt altına alındığına dikkat çeken İmamoğlu, teknolojik imkanların bulunduğunu belirterek, "Her milimi yayınlansın, millet izlesin" dedi.

İmamoğlu, kamuoyundan saklayacağı bir sözü olmadığını savunarak vatandaşların davayı doğrudan izlemesi gerektiğini söyledi. "Millet dinlesin, millet görsün. Millet kendi kararını versin" ifadelerini kullanan İmamoğlu, kendisine yönelik iddialara karşı hesabını kamuoyu önünde vermeye hazır olduğunu belirtti.

İmamoğlu'nun açıklamasından öne çıkan bölüm şöyle:

"Evet, canlı yayını istiyorum. Hem de misliyle istiyorum. Başladığı ilk günden bugüne geçmiş duruşmalar da yayınlansın. Her milimi yayınlansın, millet izlesin."

Mersin'de iki ayrı iş kazası: 1 ölü, 2 yaralı

Mersin'in Tarsus ilçesinde 2 ayrı inşaatta yaşanan kazalarda 1 kişi hayatını kaybetti, 2 kişi de yaralandı

04.09.2026 12:15:00 / Güncelleme: 04.09.2026 12:17:48
İHA
 
Mersin'de iki ayrı iş kazası: 1 ölü, 2 yaralı
Mersin'de iki ayrı iş kazası: 1 ölü, 2 yaralı
Alınan bilgiye göre, ilçeye bağlı Atatürk Mahallesi Atatürk Caddesi üzerindeki inşaatta çalışan T.B. (48) ile M.B. (38) iskeleden düştü. Mesai arkadaşlarının ihbarıyla olay yerine sevk edilen ambulanslarla 2 işçi ilçe devlet hastanesine kaldırıldı.

Kırklarsırtı Mahallesi 2673 Sokak'ta yaşanan kazada da iddiaya göre, inşaatta çalışan Abdülkadir Polat (43), dengesini kaybederek aşağı düştü.



Haber verilmesi üzerine olay yerine sevk edilen ambulansla hastaneye kaldırılan Polat, yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

Her iki olayla ilgili soruşturmanın sürdüğü bildirildi.

Mersin limanındaki kimyasal sızıntıyla ilgili açıklama:" Etkilenen 35 kişinin durumu iyi"

Mersin Uluslararası Limanı'nda içinde kimyasal madde bulunan bir konteynere iş makinesi devrilmesi sonucu sızıntı yaşandığı, tedbir amaçlı 35 kişinin hastaneye sevk edildiği bildirildi. Mersin Valiliği tarafından yapılan açıklamada: "AFAD KBRN ekiplerince yapılan ölçümlerde herhangi bir olumsuz değere rastlanmamıştır" denildi

04.09.2026 12:11:00
İHA
 
Mersin limanındaki kimyasal sızıntıyla ilgili açıklama:" Etkilenen 35 kişinin durumu iyi"
Mersin limanındaki kimyasal sızıntıyla ilgili açıklama:" Etkilenen 35 kişinin durumu iyi"
Alınan bilgiye göre, Mersin Limanı'nda bir iş makinesinin konteynerin üzerine devrilerek delmesi sonucu gaz sızıntısı meydana geldi. İddiaya göre, yaşanan sızıntı nedeniyle limandaki operasyonlar geçici olarak durduruldu, çalışanlar tedbir amacıyla liman sahasının dışına çıkarıldı. Bölgeye AFAD, sağlık, itfaiye ve ilgili kurumlara bağlı ekipler sevk edildi. Sağlık ekipleri tarafından 35 kişi, tedbir amaçlı belirli hastanelere götürüldü.

Öte yandan maddenin boya gibi ürünlerde kullanılan Etil akrilat olduğu, kimyasal güvenlik literatüründe ise 'orta derecede toksik' olarak sınıflandırıldığı, yoğun temasın sağlık açısından zararlı olabildiği öğrenildi.

"Yoğun kokudan etkilenen 35 kişinin durumları iyi olup sağlık gözetimleri sürdürülmektedir"

Konuyla ilgili Mersin Valiliği'nden açıklama geldi. Açıklamada:" 04 Eylül 2026 tarihinde saat 02.20 sıralarında, Mersin Uluslararası Limanı'nda bir iş kazası meydana gelmiştir. Olay yerine sevk edilen AFAD ekiplerince yapılan incelemede, iş makinesinin bir konteynerin üzerine devrilmesi sonucu sızıntı meydana geldiği ve etil akrilat olarak değerlendirilen maddenin çevreye yayılarak yoğun kokuya neden olduğu tespit edilmiştir. AFAD KBRN ekiplerince yapılan ölçümlerde herhangi bir olumsuz değere rastlanmamıştır. Tedbir amacıyla bölgede güvenlik alanı oluşturulmuş ve kısa sürede konteyner izole bir alanda bulunan güvenlik havuzuna taşınmıştır. Yoğun kokudan etkilenen 35 kişinin genel sağlık durumları iyi olup sağlık gözetimleri sürdürülmektedir. Durumdan etkilenen vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz .Olaya ilişkin çalışmalar, Valiliğimiz koordinasyonunda ilgili kurumlarımızca titizlikle yürütülmektedir" denildi.

Yükseköğretim Denetleme Kurulu, hazırlık ve birinci sınıf dışındaki öğrencilerin öğrenim ücretleri için belirlenen artış sınırına uyulmadığı yönünde ihbar ve şikayetler üzerine 23 vakıf yükseköğretim kurumu hakkında inceleme başlattı

Yükseköğretim Denetleme Kurulu, hazırlık ve birinci sınıf dışındaki öğrencilerin öğrenim ücretleri için belirlenen artış sınırına uyulmadığı yönünde ihbar ve şikayetler üzerine 23 vakıf yükseköğretim kurumu hakkında inceleme başlattı

04.09.2026 12:09:00
AA
 
Yükseköğretim Denetleme Kurulu, hazırlık ve birinci sınıf dışındaki öğrencilerin öğrenim ücretleri için belirlenen artış sınırına uyulmadığı yönünde ihbar ve şikayetler üzerine 23 vakıf yükseköğretim kurumu hakkında inceleme başlattı
Yükseköğretim Denetleme Kurulu, hazırlık ve birinci sınıf dışındaki öğrencilerin öğrenim ücretleri için belirlenen artış sınırına uyulmadığı yönünde ihbar ve şikayetler üzerine 23 vakıf yükseköğretim kurumu hakkında inceleme başlattı
Yükseköğretim Kurulundan (YÖK) yapılan yazılı açıklamaya göre, Yükseköğretim Genel Kurulunun kararıyla, vakıf yükseköğretim kurumlarının hazırlık ve birinci sınıf dışındaki sınıflarında öğrenim gören öğrenciler için uygulanacak öğrenim ücreti artış oranının 2026-2027 akademik yılında yüzde 25'i geçmemesi kararlaştırıldı.

Bazı vakıf yükseköğretim kurumlarının belirlenen artış sınırına uymadığına yönelik YÖK Başkanlığına ulaşan ihbar ve şikayetler üzerine Kurul tarafından 23 vakıf yükseköğretim kurumu hakkında inceleme başlatıldı.

İnceleme kapsamında, söz konusu yükseköğretim kurumlarının 2026-2027 akademik yılı için belirledikleri öğrenim ücretleri ile öğrencilere yansıtılan ücret artışlarının ilgili mevzuata ve Yükseköğretim Genel Kurulu kararına uygunluğu değerlendirilecek.

Öte yandan, Başkanlığa ulaşan, öğrenci aleyhine sonuç doğurduğu değerlendirilen başvuru, ihbar ve şikayetler günlük olarak ivedilikle inceleniyor.

Akhisar'daki cinayetin failleri 10 yıl sonra bulundu

Manisa'nın Akhisar ilçesinde 2 Nisan 2016 tarihinde Cin Deresi kenarında çıplak bedeni kafatasından ayrılmış halde bulunan Abdurrahman Aysu'nun failleri ve suçun gizlenmesinde rol aldığı değerlendirilen şüphelilerin tespit edilerek gözaltına alındığı bildirildi

04.09.2026 11:39:00
İHA
 
Akhisar'daki cinayetin failleri 10 yıl sonra bulundu
Akhisar'daki cinayetin failleri 10 yıl sonra bulundu
Manisa'nın Akhisar ilçesinde marangozluk yapan evli 2 çocuk babası Abdurrahman Aysu kaybolduktan 13 gün sonra 2 Nisan 2016 tarihinde Cin Deresi kenarında başı koparılmış ve çıplak halde cesedi bulunmuştu.

Olayın üzerinden geçen 10 yılın ardından Adalet Bakanlığı Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının koordinasyonunda yürütülen çalışmalar sonucunda cinayetin aydınlatıldığı açıklandı.

Adalet Bakanı Akın Gürlek sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Manisa Akhisar'da 2016 yılında öldürülen Abdurrahman Aysu'nun cinayetine ilişkin yürütülen yeni çalışmalar sonucunda olayın failleri ve suçun gizlenmesinde rol aldığı değerlendirilen şüpheliler tespit edildi. Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığımızın koordinesinde Manisa, Bursa ve İstanbul'da gerçekleştirilen operasyonlarda 7 şüpheli gözaltına alındı" ifadelerini kullandı.

Sivas Kongresi’nin 107. yıldönümü: Milli Mücadele’nin dönüm noktası

Anadolu’nun kalbinde, işgal altındaki bir vatanın kaderini değiştiren ve çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin harcını karan Sivas Kongresi, Türk tarihinin en kritik kırılma noktalarından biri olma niteliğini koruyor. 4-11 Eylül 1919 tarihleri arasında toplanan bu tarihi kurultay, yalnızca yerel bir direnişin organizasyonu değil, milletin kendi geleceğini kendi eliyle tayin ettiği tam bağımsızlık manifestosudur

04.09.2026 11:37:00
Hasan Gündoğdu
 
Sivas Kongresi’nin 107. yıldönümü: Milli Mücadele’nin dönüm noktası
Sivas Kongresi’nin 107. yıldönümü: Milli Mücadele’nin dönüm noktası
Amasya Genelgesi'nden Sivas'a uzanan çetin yol

Mustafa Kemal Paşa'nın 19 Mayıs 1919'da Samsun'a ayak basmasıyla başlayan örgütlenme süreci, Amasya Genelgesi'nde dile getirilen "Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır" ilkesiyle hukuki ve siyasi bir boyut kazanmıştı.

Bu çağrının en somut adımı olarak planlanan Sivas Kongresi; İstanbul Hükümeti'nin engelleme çabalarına, İtilaf Devletleri'nin baskılarına ve Elazığ Valisi Ali Galip'in kongreyi basma girişimlerine rağmen kararlılıkla toplandı.

Mustafa Kemal Atatürk'ün dönüştürücü rolü

Mustafa Kemal Paşa'nın kongredeki rolü, askeri bir liderliğin ötesine geçerek diplomatik ve stratejik bir deha sergilemesini sağladı. Sivas Mekteb-i Sultani binasında gerçekleşen görüşmelerde kongre başkanlığına seçilen Mustafa Kemal Atatürk, birçok başarılara imza attı

Liderlik ve meşruiyet mücadelesi: İstanbul Hükümeti'nin hareketi "yasadışı" ilan etme çabalarına karşı, Anadolu'daki halk iradesini meşru kılacak hukuki zemini inşa etti.

Manda ve himaye fikrine kesin darbe: Kongre süresince en çetin tartışmalar, Amerikan veya İngiliz mandasını savunan delegelerle yaşandı. Mustafa Kemal Paşa'nın kararlı tutumu sayesinde "Manda ve himaye kabul olunamaz" ilkesi nihai olarak benimsendi ve tam bağımsızlık dışındaki tüm formüller reddedildi.

Örgütlerin tek çatı altında birleştirilmesi: Doğu ve Batı Anadolu'da bölgesel olarak faaliyet gösteren tüm direniş cemiyetleri, "Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti" adı altında birleştirildi. Böylece milli mücadele, bölgesel karakterden kurtularak ulusal bir nitelik kazandı.

Halkı bilgilendirme ve basın gücü: Milli iradenin sesini hem iç kamuoyuna hem de dünyaya duyurmak amacıyla Sivas'ta İrade-i Milliye gazetesinin çıkarılması kararlaştırıldı.

Tarihi önemi: Yeni devletin yürütme organı doğdu

Sivas Kongresi'nin en stratejik sonuçlarından biri de Heyet-i Temsiliye'nin (Temsil Heyeti) yetkilerinin tüm yurdu kapsayacak şekilde genişletilmesi ve başkanlığına Mustafa Kemal Paşa'nın getirilmesi oldu.

Bu gelişmeyle birlikte Temsil Heyeti, TBMM açılıncaya kadar geçici bir hükümet gibi çalışarak milli mücadelenin tek yürütme organı haline geldi.

İstanbul Hükümeti ile her türlü haberleşmenin kesilmesi kararı üzerine, baskılara dayanamayan Damat Ferit Paşa Hükümeti istifa etmek zorunda kaldı. Bu durum, Anadolu hareketinin İstanbul yönetimine karşı elde ettiği ilk büyük siyasi zafer olarak tarihe geçti.

Cumhuriyet'in temelleri Sivas'ta atıldı

Sivas Kongresi, yalnızca bir savaş stratejisinin belirlendiği yer değildir; aynı zamanda Misak-ı Milli sınırlarının çizildiği, halk iradesinin tecelli ettiği ve gelecekte kurulacak olan Türkiye Cumhuriyeti'nin hukuki ve siyasi temellerinin atıldığı bir mutabakat metnidir.

Atatürk'ün daha sonra "Burada bir milletin kurtuluşunu hazırlayan kararlar alındı" sözleriyle önemini vurguladığı Sivas Kongresi, Türk milletinin esaret kabul etmeyen çelikten iradesinin abidesi olarak tarihteki yerini korumaktadır.

Silivri açıklarında meydana gelen kazaya ilişkin ön tespit raporu hazırlandı: 2 kaptanın da kusurlu olduğu tespit edildi

Silivri açıklarında yaşanan gemi kazasına ilişkin bilirkişi heyetince ön tespit raporu hazırlandı. Raporda, gemide birinci kaptanın, seyir emniyetinin sağlanmasına ilişkin gözetim ve denetim yükümlülüğünü yerine getirmediği, üçüncü kaptan ve vardiya zabitinin ise çatışmayı önlemek için gerekli tedbirleri zamanında ve etkin şekilde almadığı tespit edildi

04.09.2026 11:10:00
İHA
 
Silivri açıklarında meydana gelen kazaya ilişkin ön tespit raporu hazırlandı: 2 kaptanın da kusurlu olduğu tespit edildi
Silivri açıklarında meydana gelen kazaya ilişkin ön tespit raporu hazırlandı: 2 kaptanın da kusurlu olduğu tespit edildi
İstanbul Silivri açıklarının 18 mil güneyinde meydana gelen kazada, Kocaeli'den Aliağa'ya giden Türk bayraklı 90 metre uzunluğundaki Alsu isimli ticari gemi ile İskenderun Limanı'ndan Karadeniz Ereğli'ye giden Tuğberk İmamoğlu isimli ticari gemi çarpışmıştı.

Kazaya ilişkin Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatmıştı. Soruşturma kapsamında, geminin 1. kaptanı Ahmet Erarslan ile 3. kaptan Murat Evciman tutuklanırken, 4 kişi ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmıştı.

2 kaptanın da kusurlu olduğu tespit edildi

Konuya ilişkin yürütülen soruşturma devam ederken, deniz kazası bilirkişi heyetince ön tespit raporu hazırlandı. Raporda, ALSU isimli gemide birinci kaptan olarak görev yapan şüpheli Ahmet Eraslan'ın seyir emniyetinin sağlanmasına ilişkin gözetim ve denetim yükümlülüğünü yerine getirmediği belirlendi.

Yürütülen çalışmalarda, olay sırasında üçüncü kaptan ve vardiya zabiti olarak görev yapan şüpheli Murat Evciman'ın ise çatışmayı önlemek için gerekli tedbirleri zamanında ve etkin şekilde almadığı tespit edildi.

Dün adliyeye sevk edilen Ahmet Eraslan ile Murat Evciman, 'taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma' suçundan sevk edildikleri nöbetçi mahkemece tutuklandı. 4 şüpheli şahıs ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Bir kişinin daha naaşına ulaşıldı"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde düzenlediği basın toplantısında, "Bir kişinin daha naaşına ulaşıldığını ve yukarıya çıkarıldığını öğrenmiş bulunuyoruz. Bu şekilde vefat edenlerin sayısının 10'a çıktığını ifade etmek isterim" dedi

04.09.2026 03:00:00 / Güncelleme: 04.09.2026 06:03:36
İHA
 
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Bir kişinin daha naaşına ulaşıldı"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Bir kişinin daha naaşına ulaşıldı"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Girne açıklarında meydana gelen gemi faciasının ardından taziye ziyaretinde bulunmak üzere geldiği KKTC'deki temaslarının ardından basın toplantısı düzenledi. Ercan Havalimanı'nda KKTC Başbakanı Ünal Üstel ile düzenlediği ortak basın toplantısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Kıbrıs Türk halkına selamlarını ve başsağlığı dileklerini iletti. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, kazanın ilk anından itibaren Türkiye Cumhuriyeti olarak gelişmeleri yakından takip ettiklerini ve tüm imkanları seferber ettiklerini ifade etti. Yılmaz, "Bugünkü ziyaretimiz kapsamında da, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Tufan Erhürman ile bir araya gelerek yaşanan faciaya ve yürütülen çalışmalara ilişkin değerlendirmeler yapma imkanı bulduk. İlgili kurumların yetkililerinden arama-kurtarma faaliyetlerinin mevcut durumu ve yaşanan elim kazanın aydınlatılmasına yönelik çalışmalar hakkında ayrıntılı bilgi aldık" dedi.

Kayıpların aileleriyle bir araya geldiklerini belirten Yılmaz, "Beklentilerini, ifade ettikleri hususları, önerilerini dinleme imkanı bulduk. Ateş düştüğü yeri yakıyor, en büyük acıyı onlar yaşıyorlar. Hepimizi derinden üzen bu hadisede. Ben ailelere bir kez daha sabır diliyorum ve her zaman yanlarında olduğumuzu olacağımızı ifade etmek istiyorum. Yakınlarını kaybetmenin derin acısını ve sebebi var mı' Sevdiklerinden gelecek bir haberi beklemenin ağır yükünü taşıyan ailelerimizle gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde acılarını yürekten paylaştığımızı ve bu zorlu süreçte Türkiye Cumhuriyeti olarak ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti otoriteleri olarak her zaman yanlarında olduğumuzu ifade ettik" diye konuştu.


"Geniş çaplı ve 7 gün 24 saat esasıyla bir arama kurtarma faaliyeti halen sürdürülmektedir"



Faciaya ilişkin rakamları da paylaşan Yılmaz, "30 Ağustos günü Girne'den Mersin Taşucuna hareket eden Filojet isimli yolcu gemisi 259 yolcu ve 8 mürettebatı ile birlikte maalesef Girne açıklarında su alarak alabora olmuştur. Gemide bulunan 239 kişi sağ olarak kurtarılmış, 9 kardeşimiz hayatını kaybetmiş. Kayıp durumundaki 19 vatandaşımıza ulaşılması için geniş çaplı ve 7 gün 24 saat esasıyla bir arama kurtarma faaliyeti başlatılmıştır ve halen sürdürülmektedir" ifadelerini kullandı.

Arama çalışmalarında bugün yeni bir gelişme yaşandığını ifade eden Yılmaz, Deniz Kuvvetleri Komutanı Ercüment Tatlıoğlu'nun çalışmaları bizzat koordine ettiğini söyleyen Yılmaz, "Bugün itibariyle bir haber daha almış bulunuyoruz. Bugün Deniz Kuvvetleri Komutanımız Ercüment Bey bizzat kendisi yapılan çalışmaları koordine etmek üzere buradaki gemilerdeydi. Bir kişinin daha naaşına ulaşıldığını ve yukarıya çıkarıldığını öğrenmiş bulunuyoruz. Usulünce idari usuller gereğince kimlik tespiti yapıldıktan sonra bu kamuoyuyla paylaşılacaktır kimin naaşına ulaşıldığı. Bu şekilde vefat edenlerin sayısının 10'a çıktığını ifade etmek isterim" şeklinde konuştu.


"Şu anda hastanelerde sadece 2 hasta bulunuyor"



Arama-kurtarma çalışmalarında ilerleme sağlandığının altını çizen Yılmaz, "Diğer taraftan bu yapılan yoğun çalışmaların neticesinde başka naaşlara da ulaşılacağı anlaşılmıştır. Bununla ilgili gelişmeleri de ilgili kurumlar bu çalışmalar titiz bir şekilde tamamladığında kamuoyuyla paylaşmış olacaklardır. Ancak bir ilerleme sağlandığını bugün rahatlıkla ifade edebilirim. Bu çerçevede Deniz Kuvvetleri Komutanımıza görev yapan bu gelişmelerin sağlanmasında emeği olan tüm yetkililere şükranlarımla sunuyorum" dedi.

Sağ kurtarılan yolcuların sağlık durumlarına ilişkin de bilgi veren Yılmaz, "Diğer taraftan sağ olarak kurtarılan yolcularımızdan 131'inin tedavilerinin tamamlandığını ve taburcu edildiğini öğrenmiş bulunuyoruz. Şu anda hastanelerde sadece 2 hasta bulunuyor. Bunlardan biri yoğun bakımdaydı ama yoğun bakımdan çıkarılmış oldu. Şu an itibariyle aldığımız bilgi 2 hastamızın da hayati bir tehlikesinin olmadığı yönündedir. Sağlık Bakan Yardımcımız da bizzat onları ziyaret edip durumları hakkında detaylı bir şekilde bilgi aldı" diye konuştu.


"TCG Işın'ın gelişmiş sonar sistemiyle yaptığı taramalarla batığın yeri tespit edildi"



İhbarların ardından KKTC makamlarıyla güçlü koordinasyon sağlandığını belirten Cevdet Yılmaz, Türkiye'nin bütün imkanlarının arama-kurtarma faaliyetleri için bölgeye yönlendirildiğini söyledi. Dışişleri, Milli Savunma ve İçişleri Bakanlıkları başta olmak üzere ilgili kurumların KKTC makamlarıyla tam eş güdüm içerisinde hareket ettiğini ifade eden Yılmaz, "İhbarların alınmasının hemen ardından KKTC makamlarıyla güçlü bir koordinasyon tesis edilmiş. Arama kurtarma faaliyetleri için devletimizin bütün imkanları seferber edilerek bölgeye yönlendirilmiştir. Arama kurtarma koordinasyon merkezi tarafından tehlike safhası ilan edilmiş. Dışişleri Bakanlığımız, Milli Savunma Bakanlığımız ve İçişleri Bakanlığımız başta olmak üzere ilgili tüm kurumlarımız KKTC makamlarıyla tam bir eş güdüm ve iş birliği içinde harekete geçmiştir" ifadelerini kullandı.


"Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti çok yakın bir çalışma sergilemişlerdir"



KKTC Başbakanı Ünal Üstel ve ekibine teşekkür eden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Gece gündüz bu konuda Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti çok yakın bir çalışma sergilemişlerdir. Sorumluluklarımızın da çok yakın bir çalışma sergilemişlerdir. Sorumlulukla hareket edilmiştir ve çok güçlü bir şekilde bu çalışmaların yapılması için tüm gayret sarf edilmiştir. Sayın Başbakan'ın şahsında emeği geçen herkese ben tekrar emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu.

Arama-kurtarma çalışmalarına katılan unsurlara ilişkin bilgi veren Yılmaz, "KKTC Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı'nın dört gemiyle katıldığı çalışmalara sahil güvenlik komutanlığımız üç gemi, bir helikopter, dalış ekipleri ve sonar sistemiyle KKTC Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı'nın dört gemi, bir helikopter, dalış ekipleri ve sonar sistemiyle destek vermektedir. Deniz Kuvvetlerimizin sekiz gemi ve üç insansız hava aracıyla, hava kuvvetlerimizin ise bir helikopter ve bir insansız hava aracıyla yer aldığı operasyon 24 saat esasına göre sürdürülmektedir" dedi.

Kıbrıs Kıyı Emniyeti'ne ait römorkör ve dalış ekipleri ile özel tekneler ve balıkçı teknelerinin de çalışmalara destek verdiğini belirten Yılmaz, gönüllülere teşekkür ederek, "TCG Işın'ın gelişmiş sonar sistemiyle yaptığı taramalarla batığın yeri tespit edilmiş, TCG Alemdar da uzaktan kumandalı su altı aracıyla batığın içinde ve çevresinde yürütülen arama çalışmalarına katılmıştır. Bu çalışmalar sonucunda yaklaşık beş yüz elli metre derinlikte bulunan geminin enkazına ulaşılmış, batığın çevresinde ayrıntılı görüntüleme ve arama faaliyeti başlatılmıştır. Nitekim az önce belirttiğim gibi bunun sonuçlarını da görmeye başladık" diye konuştu.


"Ambulans uçakla tahliyesi gereken vatandaşlarımızın nakli gerçekleştirilmiş"



Arama-kurtarma çalışmaları neticesinde dün ulaşılan naaşın kimlik tespit çalışmalarına başladığını belirten Yılmaz, "Ambulans uçakla tahliyesi gereken vatandaşlarımızın nakli gerçekleştirilmiş, yararlarımızın tedavi süreçleri yakından takip edilmiş, hayatını kaybeden kardeşlerimizin naaşlarının nakli konusunda ailelerimize gerekli destek sağlanmıştır. Ülkemize dönen vatandaşlarımızın ve yakınlarının karşılanarak illerine ulaştırılması için ilgili valiliklerimizle gerekli koordinasyon kurulmuştur. Diğer taraftan ilgili kurumların yetkililerinden kazanın meydana gelişine, sahadaki faaliyetlere ve yürütülen soruşturmalara ilişkin bilgi aldık. Az önce Sayın Başbakan'ın da ifade ettiği gibi Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın da çok net, altını çizdiği gibi bu konuda gerekli tüm soruşturmalar yapılacak KKTC ve Türkiye Cumhuriyeti makamlarının iş birliğiyle ve kimin ihmali varsa, kimin sorumluluğu varsa elbette hukuk önünde hesap vermesi için ne gerekiyorsa yapılmaktadır, yapılmaya devam edilecektir" ifadelerini kullandı.


"Tüm sorularına kadar bütün süreç titizlikle incelenecektir"



Geminin sefere çıkış şartlarından teknik yeterlilik ve denetim kayıtlarına, mürettebatın tutumundan ilgili kurumların kararlarına kadar tüm sürecin inceleneceğini belirten Yılmaz, "Geminin hangi şartlarda sefere çıktığından teknik yeterlilik ve denetim kayıtlarını, mürettebatın tutumundan ilgili kurumların kararlılığını, tüm sorularına kadar bütün süreç titizlikle incelenecektir. KKTC makamlarınca başlatılan adli, idari ve teknik soruşturmanın sağlıklı biçimde tamamlanması için Türkiye Cumhuriyeti olarak gerekli bütün teknik ve kurumsal desteği sunacağız. Kazaya ilişkin soruşturma büyük bir titizlikle sürdürülecek, facianın yaşanmasında ihmal veya kusuru bulunanların tespit edilmesi halinde, hukukun gerektirdiği adımlar inanıyorum ki kararlılıkla atılacaktır" şeklinde konuştu.

Soruşturma sonucunda ortaya çıkacak tespitlerin gelecekte benzer faciaların yaşanmaması açısından da önem taşıdığını ifade eden Yılmaz, "Üç önemli adım, görev var karşımızda. Birincisi bu arama kurtarma çalışmalarının yoğun bir şekilde sürdürülmesi, ikincisi sorumlulardan hesap sorulması, üçüncüsü de gelecekte bir daha böyle hadiseler yaşanmaması adına sistemde olabilecek eksikliklerin giderilmesi ve gerekli tedbirlerin alınarak adımların atılmasıdır. Kıbrıs ile Anavatan Türkiye, geçmişten bugüne karşılaştığı her zorluğa omuz omuza göğüs germiş, bu sarsılmaz kardeşlik böylesi ağır günlerde sahadaki dayanışma ve paylaşılan sorumlulukla güçlü karşılığını bulmuştur. Sayın Başbakan'ın az önce ifade ettiği gibi biz tasada da kıvançta da biriz, zor günlerde de geniş günlerde de bir aradayız ve böyle olmaya da devam edeceğiz" dedi.


"Gerekli bütün teknik ve kurumsal desteği sunacağız"



Girne'de yaşanan acının Türkiye'nin tamamında hissedildiğini belirten Yılmaz, "Bugün yine bir, bilgi olarak şunu paylaşabilirim. Kıbrıs'la Türkiye arasında bir adli yardımlaşma anlaşmamız söz konusu. Bu çerçevede bugün itibariyle bu konuda Kıbrıs Yargısı tarafından Adalet Bakanlığımıza iletilen bir talep söz konusudur. Bu çerçevede de Adalet Bakanlığımız gerekli tüm teknik desteği sunacaktır. En kısa sürede bu konudaki hazırlıklar, tamamlanarak soruşturma sürecine gerekli teknik destek sağlanacaktır" diye konuştu.

Yılmaz, konuşmasının sonunda hayatını kaybedenlere rahmet, ailelerine ve Kıbrıs Türk halkına başsağlığı dileyerek, "Kayıp yolcular için yoğun gayretlerin süreceğini bir kez daha ifade ediyorum. Büyük bir fedakarlıkla bu süreçte görev yapan bütün arama kurtarma ekiplerimize ve diğer alanlarda çaba sarf eden, katkı sunan tüm kişi ve kurumlara, KKTC ve Türkiye Cumhuriyeti'nden tüm katkısı olanlara gönülden teşekkür ediyorum. Şükranlarımı sunuyorum. Hepinizi bir kez daha saygıyla selamlıyorum" ifadelerini kullandı.

Alsu gemisinin 1. ve 3. kaptanı tutuklandı

Silivri açıklarında yaşanan gemi kazasına ilişkin gözaltına alınan Alsu gemisinin 1. ve 3. kaptanları tutuklandı. 4 mürettebat ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı

03.09.2026 23:33:00
İHA
 
Alsu gemisinin 1. ve 3. kaptanı tutuklandı
Alsu gemisinin 1. ve 3. kaptanı tutuklandı
İstanbul Silivri açıklarının 18 mil güneyinde meydana gelen kazada, Kocaeli'den Aliağa'ya giden Türk bayraklı 90 metre uzunluğundaki Alsu isimli ticari gemi ile İskenderun Limanı'ndan Karadeniz Ereğli'ye giden Tuğberk İmamoğlu isimli ticari gemi çarpışmıştı. Kazaya ilişkin Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatmıştı. Soruşturma kapsamında ALSU isimli gemiden bulunan 10 kişiden aşçı hariç 9 kişiden, 6'sı ifadelerinin ardından adliyeye sevk edilmişti.

Savcılık ifadelerinin ardından şüphelilerden, geminin 1. kaptanı Ahmet Erarslan ile 3. kaptan Murat Evciman tutuklama talebiyle, 4 kişi ise adli kontrol istemiyle Sulh Ceza Hakimliği'ne sevk edildi.

Mahkeme, şüphelilerden geminin 1. kaptanı Ahmet Erarslan ile 3. kaptan Murat Evciman hakkında tutuklama kararı verdi. Mahkeme, 4 kişiyi ise adli kontrol şartıyla serbest bıraktı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.