Kanserde milli ilaç şart
Kanser İmmünoterapisi Derneği'nden Doç. Dr. Burçak Karaca, kanserde mutlaka kendi milli ilacımızı geliştirmemiz gerektiğine işaret ederek, "Kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar çok pahalı. Eğer bu ilaçlarda dışa bağımlı yaşarsak bir süre sonra ekonomimizin bunu çevirmesi mümkün değil" dedi
10.04.2018 00:00:00
Geçtiğimiz hafta Nevşehir'de düzenlenen Primo 2018 Türkiye İmmünoterapi Kongresi'nde konuşan Kanser İmmünoterapisi Derneği'nden Doç. Dr. Burçak Karaca, "Kanserde mutlaka kendi milli ilacımızı geliştirmek ve üreterek kendi kendimizi idame ettirmek durumundayız" dedi.
Burçak Karaca, şunları söyledi: "Kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar çok pahalı. Yurtdışında geliştirilen ilaçları alıyoruz ne yazık ki ve onları kullanıyoruz. Eğer bu ilaçlarda dışa bağımlı yaşarsak bir süre sonra ekonomimizin bunu çevirmesi mümkün değil. Mutlaka kendi milli ilacımızı geliştirmek ve üreterek kendi kendimizi idame ettirmek durumundayız. Teorik bilgi anlamında eksikliğimiz yok, fiziki altyapımız ve yeterli kaynağımız var. Tek eksiğimiz yeterince liyakatli insanı bir araya getirip çalıştıramamak ve ilaç geliştirme sürecindeki interdisipliner blokları finansal olarak birbirlerine bağlayamamak" dedi.
Kansere çare yakın
Karaca, 'immüno-onkoloji' kavramı ile beraber kanser tedavisinde hastalık evresi ne olursa olsun kişiye tam şifa sağlama kavramı gündeme geldiğini ifade ederek, "Bu, kanser için çok önemli devrimsel bir süreç" dedi.
Karaca, "Bizde temel olan kanserin evresidir. Eğer erken evre ise bizim genellikle işimiz kolaydır. Ancak bizim gibi gelişmekte olan görece yoksul ülkelerde, erken evrede yakalanabilecek bazı kanserler sıklıkla erken evrede yakalanmaz, genellikle ileri evrede yakalanır. İleri evrede yakalandığında bizim temelde şimdiye kadar yaptığımız şey, hastanın yaşamını mümkün olduğunca kaliteli şekilde uzatmaktı.
Ancak immüno-onkoloji ile artık bambaşka bir kavram girdi. İleri evrede bile olsa hastaya tam şifa sağlayabilecek bağışıklık sistemini hedef alan bir grup tedavi aracılığıyla; bizim bütün kanser tedavisine bakışımız değişti, yeniden şekillendi. Bu tedavi şu anda melanom, akciğer, mesane, böbrek hücreli karsinom, üçlü negatif meme kanseri, hodgkin lenfoma, beyin tümörü ve lösemilerin bazı tiplerinde son derece iyi çalışıyor" dedi.
Burçak Karaca, şunları söyledi: "Kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar çok pahalı. Yurtdışında geliştirilen ilaçları alıyoruz ne yazık ki ve onları kullanıyoruz. Eğer bu ilaçlarda dışa bağımlı yaşarsak bir süre sonra ekonomimizin bunu çevirmesi mümkün değil. Mutlaka kendi milli ilacımızı geliştirmek ve üreterek kendi kendimizi idame ettirmek durumundayız. Teorik bilgi anlamında eksikliğimiz yok, fiziki altyapımız ve yeterli kaynağımız var. Tek eksiğimiz yeterince liyakatli insanı bir araya getirip çalıştıramamak ve ilaç geliştirme sürecindeki interdisipliner blokları finansal olarak birbirlerine bağlayamamak" dedi.
Kansere çare yakın
Karaca, 'immüno-onkoloji' kavramı ile beraber kanser tedavisinde hastalık evresi ne olursa olsun kişiye tam şifa sağlama kavramı gündeme geldiğini ifade ederek, "Bu, kanser için çok önemli devrimsel bir süreç" dedi.
Karaca, "Bizde temel olan kanserin evresidir. Eğer erken evre ise bizim genellikle işimiz kolaydır. Ancak bizim gibi gelişmekte olan görece yoksul ülkelerde, erken evrede yakalanabilecek bazı kanserler sıklıkla erken evrede yakalanmaz, genellikle ileri evrede yakalanır. İleri evrede yakalandığında bizim temelde şimdiye kadar yaptığımız şey, hastanın yaşamını mümkün olduğunca kaliteli şekilde uzatmaktı.
Ancak immüno-onkoloji ile artık bambaşka bir kavram girdi. İleri evrede bile olsa hastaya tam şifa sağlayabilecek bağışıklık sistemini hedef alan bir grup tedavi aracılığıyla; bizim bütün kanser tedavisine bakışımız değişti, yeniden şekillendi. Bu tedavi şu anda melanom, akciğer, mesane, böbrek hücreli karsinom, üçlü negatif meme kanseri, hodgkin lenfoma, beyin tümörü ve lösemilerin bazı tiplerinde son derece iyi çalışıyor" dedi.
















































































