logo
08 AĞUSTOS 2026

Kanserlerin yüzde 30 ila 50'si önlenebilir

Kalp ve damar hastalıklarıyla birlikte en sık ölüm nedenleri arasında yer alan kanserin toplumda hâlâ 'korkulan ama konuşulmayan' bir hastalık olarak algılandığını belirten Halk Sağlığı Uzmanı Doç. Dr. Nurten Elkin, erken tanı ve korunmanın hayati önemine dikkat çekti
 

04.02.2026 17:38:00
İHA
 
Kanserlerin yüzde 30 ila 50'si önlenebilir
Kanserlerin yüzde 30 ila 50'si önlenebilir







İstanbul Gelişim Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi, Halk Sağlığı Uzmanı Doç. Dr. Nurten Elkin, "Dünya Kanser Günü" nedeniyle yaptığı açıklamada kanserin hem dünyada hem de Türkiye'de en sık görülen ölüm nedenleri arasında yer aldığına dikkat çekti. Elkin, hastalığın toplumda hâlâ konuşulmaktan kaçınılan bir konu olduğunu belirterek, "Kanser, günümüzde kalp-damar hastalıklarıyla birlikte en sık ölüm nedenleri arasında yer alıyor. Oysa kanserin önemli bir kısmı önlenebilir, erken tanı konulduğunda ise tedavi edilebilir bir hastalıktır. Kanser, vücuttaki hücrelerin kontrolsüz şekilde çoğalmasıyla ortaya çıkan bir hastalık grubudur. Günümüzde kanser vakalarının artmasının temel nedenleri arasında yaşam süresinin uzaması, çevresel faktörler, sigara kullanımı, sağlıksız beslenme ve hareketsiz yaşam yer almaktadır" dedi.






Erken tanı kanserde tedavinin anahtarı

Erken tanının kanserle mücadelede belirleyici rol oynadığını ifade eden Elkin, zamanında yapılan taramaların yaşam süresini ve tedavi başarısını doğrudan etkilediğini kaydederek, "Kanserle mücadelede en kritik kavram erken tanıdır. Birçok kanser türü erken evrede saptandığında tamamen tedavi edilebilirken, geç tanı durumunda tedavi süreci hem zorlaşmakta hem de yaşam süresi kısalmaktadır" dedi.






Tarama programlarının ertelenmemesi gerektiğine dikkat çeken Elkin, erken tanıya yönelik yöntemleri şöyle sıraladı:

"Meme kanserinde düzenli mamografi, rahim ağzı kanserinde smear ve HPV testi, kolon kanserinde gaitada gizli kan testi ve kolonoskopi ve prostat kanserinde uygun yaş grubunda PSA takibi hayat kurtaran tarama yöntemleridir. 'Hiçbir şikâyetim yok' düşüncesi, tarama programlarını ertelemek için bir gerekçe olmamalıdır."






Kanserle mücadele tedaviden önce başlıyor

Toplumda kanser denildiğinde çoğunlukla tedavi yöntemlerinin akla geldiğini belirten Elkin, modern tıbbın bu bakış açısını değiştirdiğini belirterek, "Toplumda kanser denildiğinde akla genellikle kemoterapi, radyoterapi ve büyük hastaneler gelir. Oysa modern tıp bize şunu açıkça göstermektedir: Kanserle mücadele, hastalık ortaya çıkmadan önce başlar. Aile sağlığı merkezleri, bireyin yaşam tarzını tanıyan, risk faktörlerini yakından izleyen ve koruyucu sağlık hizmetlerini sürekli sunabilen en önemli sağlık birimleridir" ifadelerini kullandı.






Kanserden korunmak mümkün

Bilimsel verilerin kanserden korunmanın mümkün olduğunu açıkça ortaya koyduğunu belirten Elkin, önlenebilir kanser oranına dikkat çekerek şunları söyledi:
"Bilimsel veriler, kanserlerin yaklaşık yüzde 30-50'sinin önlenebilir olduğunu göstermektedir. Bunun yolu ise yaşam tarzı değişikliklerinden geçer. Sigara ve tütün ürünlerinden uzak durmak, alkol tüketimini sınırlandırmak, dengeli ve sağlıklı beslenmek, düzenli fiziksel aktivite yapmak, ideal kiloyu korumak, güneşin zararlı ışınlarından korunmak ve aşılanabilir kanserler için (HPV, Hepatit B) aşıları ihmal etmemek kanseri büyük oranda önleyebilir."






KETEM'ler erken tanının bel kemiğini oluşturuyor

Türkiye'de yürütülen kanser tarama programlarına da değinen İstanbul Gelişim Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi ve Halk Sağlığı Uzmanı Doç. Dr. Nurten Elkin, KETEM'lerin erken tanıdaki rolüne şöyle dikkat çekti:

"Ülkemizde kanser tarama hizmetlerinin bel kemiğini KETEM (Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri) oluşturmaktadır. KETEM'ler, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen ücretsiz ve düzenli tarama hizmetlerini sunar. Meme kanseri için 40-69 yaş arası kadınlara iki yılda bir mamografi, rahim ağzı (serviks) kanseri için 30-65 yaş arası kadınlara beş yılda bir HPV testi, kolon kanseri için ise 50-70 yaş arası kadın ve erkeklere iki yılda bir gaitada gizli kan testi yapılmaktadır."






"Farkındalık gerçekten hayat kurtarır"

Toplumsal bilincin önemine dikkat çeken Elkin, kanserle mücadelenin temel mesajını, "Kanserle mücadele, hastalık ortaya çıktıktan sonra değil, ortaya çıkmadan önce başlar. Düzenli kontroller, tarama programlarına katılım ve doğru bilgiye ulaşmak bu mücadelenin temel taşlarıdır. Bilinç, erken tanı ve korunma ile bu hastalığın seyri değiştirilebilir. Çünkü farkındalık, gerçekten hayat kurtarır" diyerek özetledi.

Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti

Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor

08.08.2026 00:18:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor.

Medya sahipliğinin birkaç merkezde toplanması, halkın haber alma hakkını ve demokratik çoğulculuğu riske atıyor.

Medya, tarihsel olarak demokrasilerin "dördüncü kuvveti" ve kamuoyunun denetim mekanizması olarak konumlandırılsa da son yıllarda mülkiyet yapılarında yaşanan dönüşüm bu işlevi tartışmalı hale getirdi.

Yayın organlarının bağımsız gazeteciler veya kamu odaklı kurumlar yerine; inşaat, enerji, finans ve savunma gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük sermaye gruplarının eline geçmesi, haber merkezlerindeki yayın çizgisini doğrudan etkiliyor.







Sermaye ilişkileri ve siyasal iklimin habere yansıması

Geleneksel gazetecilik ilkeleri; tarafsızlık, nesnellik ve kamu yararını her türlü çıkarın üzerinde tutmayı gerektirir. Ancak medya organlarının ticari ve siyasi ağlarla örülü mülkiyet yapıları, haberin mutfağında ciddi bir "filtreleme" sürecini beraberinde getiriyor.

Medya sahiplerinin devlet ihalelerine giriyor olması veya kamu düzenlemelerine bağımlı sektörlerde yatırım yapması, yayın organlarının siyasi iktidarlarla ve güç odaklarıyla çatışmaktan kaçınmasına yol açıyor. Bu durum, eleştirel haberciliğin yerini otosansüre ve tek sesliliğe bırakması riskini doğuruyor.







Çapraz sahiplik ve algı yönetimi

Medya sektöründe çapraz sahiplik (aynı sermaye grubunun gazete, televizyon, radyo ve dijital platformların tümüne sahip olması) yayın çeşitliliğini görünürde artırsa da, özünde aynı mesajın farklı kanallardan yinelemesine dayanıyor.

Gündem Belirleme Gücü: Farklı mecralara sahip gruplar, kamuoyunun neyi konuşup neyi konuşmayacağını tek elden yönlendirebiliyor.

Otosansör Mekanizması: Gazeteciler, bağlı bulundukları holdingin ticari veya siyasi çıkarlarıyla çelişen haberleri yapmaktan kaçınmak zorunda kalabiliyor.

Tiraz ve Reyting Kaygısı: Reklam verenlerle ve kamusal fonlarla kurulan ilişkiler, editoryal bağımsızlığın önüne geçebiliyor.







Dijital medya çözüm mü, yeni bir bağımlılık mı?

Geleneksel medyadaki bu tarafsızlık krizine karşı dijital yayıncılık ve bağımsız haber platformları alternatif bir kanal olarak öne çıksa da, dijitalleşme kendi zorluklarını beraberinde getiriyor. Algoritma bağımlılığı, fonlama sorunları ve dev teknoloji şirketlerinin tekelci yapısı, dijital haberciliğin de sürdürülebilirliğini ve tarafsızlığını sınamaktadır.







Uzmanlar, siyasal tarafsızlığın ve haber etiğinin korunabilmesi için şu adımların kritik olduğuna dikkat çekiyor:

Şeffaf Mülkiyet Yapısı: Medya organlarının nihai sahiplerinin ve finansman kaynaklarının kamuoyuna açıkça beyan edilmesi.

Editoryal Bağımsızlık Güvencesi: Yayın sahibi ile haber merkezi arasındaki sınırları koruyan yasal ve kurumsal güvencelerin oluşturulması.

Kamu Yayıncılığının Güçlendirilmesi: Siyasi baskılardan uzak, doğrudan halka hesap veren özerk kamu yayıncılığı modellerinin teşvik edilmesi.

Medya sahipliğinin şeffaflaşmadığı ve editoryal bağımsızlığın teminat altına alınmadığı bir düzende, siyasal tarafsızlık bir ilke olmaktan çıkıp yalnızca bir temenni olarak kalma riskiyle karşı karşıya.

Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü

Karadeniz'in eşsiz doğası ve yaylalarına ulaştıran karayollarındaki yön ve işaret tabelaları son yıllarda magandaların atış poligonuna dönüştü

01.08.2026 11:56:00 / Güncelleme: 01.08.2026 12:00:52
İHA
 
Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü
Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü
Bölge genelinde yollara güvenliği sağlamak amacıyla yerleştirilen yüzlerce trafik işaret ve yön levhası, kimliği belirsiz şahısların ateşli silahlarla hedef tahtası haline getirilmesi sonucu kevgire döndü. Sürücülerin can güvenliğini tehlikeye atan bu durum, aynı zamanda ülke ekonomisine de milyonlarca liralık dev bir yük bindiriyor.






Özellikle Trabzon, Rize, Giresun ve Artvin'in virajlı, dik ve sık sık sis çöken yayla yollarında hayati önem taşıyan "Keskin Viraj", "Dur" ve "Heyelan Riski" gibi uyarı levhaları magandaların kurşunlarıyla parçalanmış durumda. Kurşun delikleri sebebiyle üzerindeki reflektörleri (gece parlayan kaplama) özelliğini yitiren tabelalar, gece seyahat eden sürücüleri adeta kör noktada bırakıyor. Bölgede sürekli yolculuk yapan yerel halk ve sürücüler duruma isyan ederek, "Zaten yollarımız engebeli ve sisli. Tabelalara bakarak yolumuzu bulmaya çalışıyoruz ama tabelalar delik deşik. Virajı göremiyoruz, uçurumu fark edemiyoruz. Bir tabela magandalığı yüzünden her an canımızdan olabiliriz" sözleriyle tepkilerini dile getirdi.








Milli servet çöpe gidiyor, tabela başına maliyet katlanıyor

Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) ekipleri, kurşunlanan levhaları yenilemek için yoğun mesai harcıyor ancak takılan her yeni tabela kısa süre içinde yeniden hedef tahtası haline geliyor. Yapılan son maliyet hesaplamalarına göre; yalnızca bir tek trafik levhasının sökülmesi, yeniden imal edilmesi ve sahada montajının yapılmasının maliyeti 3-5 bin TL arasında değişiyor. Yılda belki binlerce tabelanın tahrip edildiği ülkede harcanan milyonlarca liralık milli servet magandaların "zevk" uğruna yaptığı atışlar nedeniyle çöpe gidiyor.

Tabelaları kurşunlayan kişilerin tespit edilmesi durumunda ise cezai işlem uygulanıyor. Türk Ceza Kanunu (TCK) Madde 152 uyarınca "Kamu malına zarar verme" suçundan 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılıyor. TCK Madde 170 kapsamında meskun mahalde veya yolda silah ateşlemekten "Genel güvenliği kasten tehlikeye sokma" suçlamasıyla 6 aydan 3 yıla kadar ek hapis cezası uygulanabiliyor. Zarar verilen tüm tabelaların maliyetleri, faizleriyle birlikte faillerden nakit olarak tazmin ediliyor. Jandarma ve emniyet birimleri, vatandaşları da tabelalara ateş açan kişileri gördüklerinde plakalarıyla birlikte derhal 112 Acil Çağrı Merkezi'ne ihbar etmeye çağırıyor.

Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz

Balıkesir'in Ayvalık ilçesi, son yılların en büyük orman yangınlarıyla mücadele ederken, Balıkesir Valiliği'nin 5 Mayıs 2026 tarih ve 2026/1 sayılı Orman Yangınları ile Mücadele Komisyonu Kararı kapsamında, 15 Haziran-30 Eylül 2026 tarihleri arasında belirlenen mesire alanları ve izin verilen noktalar dışında ormanlara giriş yasaklanmasına rağmen özellikle Ayvalık'taki bazı koy ve ormanlık alanlarda vatandaşların denetimsiz şekilde ormana girmeye devam ettiği gözleniyor

01.08.2026 11:41:00 / Güncelleme: 01.08.2026 11:45:00
İHA
 
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Balıkesir Valiliğinin aldığı karar doğrultusunda, yangın sezonu boyunca yalnızca belirlenen orman parkları ve mesire alanlarında belirli kurallar çerçevesinde piknik yapılmasına izin verilirken, bunun dışındaki tüm ormanlık alanlara giriş 6831 sayılı Orman Kanunu kapsamında yasak bulunuyor.






Geçtiğimiz yıl söz konusu yasaklar Jandarma ekipleri tarafından sıkı şekilde denetlenirken, bu yıl denetim görevinin Orman İşletme Müdürlüğü ekiplerine bırakıldığı öğrenildi. Ancak sahadaki görüntüler, denetimlerin yeterli düzeyde yapılmadığı yönünde eleştirilere neden oluyor.








Objektiflere yansıyan fotoğraflarda, çok sayıda vatandaşın ormanlık alan içerisindeki sahillere rahatlıkla girerek gün boyu vakit geçirdiği görülüyor. Özellikle yoğun sıcakların ve kuvvetli rüzgârın etkili olduğu günlerde bu durumun, oluşabilecek bir ihmal veya dikkatsizlik sonucu yeni orman yangınlarına zemin hazırlayabileceği değerlendiriliyor.








Son günlerde Ayvalık, Gömeç ve çevresinde binlerce hektarlık alanın kül olduğu büyük orman yangınlarının ardından, vatandaşlar denetimlerin artırılmasını ve yasakların sadece kâğıt üzerinde kalmayıp sahada da etkin şekilde uygulanmasını istiyor.

Uzmanlar ise orman yangınlarıyla mücadelede en etkili yöntemin, yangın çıkmadan önce riskleri ortadan kaldıracak önleyici tedbirlerin eksiksiz uygulanması olduğuna dikkat çekiyor.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.