Kapitalist ekonomiye "serbest piyasa ekonomisi" diyorlar ama aslında serbestlikle hiçbir alakası yok. Kapitalizmin temelleri ispatı mümkün olmayan bir takım yanlış kabullere dayanıyor. Bu sebeple yazımın başlığında "batıl inanç" kavramını kullandım.Şimdi bu batıl inançların bazılarını yerimiz elverdiği şekliyle ifade edelim:Kapitalist ekonomide, kaynaklar sınırlı, ihtiyaçlar sınırsızdır. Halbuki bu yanlış kabulü çürütecek o kadar delil var ki. Birkaç örnek verelim: Güneş enerjisi hiç biter mi? Bitmez. Biterse zaten kıyamet kopmuş demektir, böyle bir durumda insanoğlunun da pek enerjiye ihtiyacı kalmamış demektir. Enerji konusunda teknoloji geliştikçe sürekli yeni kaynaklar bulunmaktadır. Gıda maddeleri ihtiyaca göre hatta fazlasıyla üretilebilmektedir. Havadaki oksijen oranı insanoğlunun ihtiyacı oranında sürekli bulunmaktadır.Dolayısıyla kaynaklardaki süreklilik ve de çeşitlilik "kaynaklar sınırlıdır" kabulünü çürütmektedir.İhtiyaçlar sınırsızdır fikri de yanlıştır. İnsanoğlunun yiyeceği, içeceği, giyeceği soluyacağı miktar sınırlıdır. Bir insan karnı acıktığında sınırsız miktarda yemez. Karnı doyunca kalkar. Üzerine sınırsız elbise giymez. Dolayısıyla ihtiyaçlar sınırsızdır ifadesi de batıl inançtır.Temeli bile yanlış olan bir ekonomi sisteminin kendisinin de yanlış olduğunu söylemek bilimsel bir gerçektir.Kapitalizmin başka bir batıl inancı, "Para basma enflasyon olur" kabulüdür. "Para ne kadar basılırsa enflasyon olur?" sorusunun cevabı Kapitalizmde yoktur. Kapitalizmin ekonomistleri papağan gibi sürekli para basınca enflasyon olacağını söylerler, ama bilimin temel soruları olan neden, niçin, ne zaman, ne kadar, nasıl gibi soruları asla kendilerine sormazlar, bu sorulara cevap aramazlar. "Bu budur işte" derler. Aksini söyleyenleri cahillikle suçlarlar, halbuki asıl cahillik mesnedi olmayan bu batıl inancı körü körüne kabullenmektir.Prof. Dr. Haydar Baş, Milli Ekonomi Modeli'nde formüller ve grafiklerle birlikte paranın piyasada ne kadar, hangi amaçla, nerede ve nasıl olması gerektiğini detaylı bir şekilde ortaya koymaktadır. Para, mal ve üretimin karşılığı olmalıdır. Eğer para mal ve üretimi satın alabilecek miktarda olmazsa deflasyon olur, stagflasyona doğru gider. Para mal ve emek üretiminden fazla olursa enflasyon olur, fiyatlarda pahalılık olur. Eğer para tüketim tıkandığında tüketimi, üretim tıkandığında üretimi, bazen de ihtiyaca göre her ikisini birden destekler mahiyette piyasaya sürülürse sürekli ve sağlıklı bir büyüme elde edilir. Dolayısıyla ekonomilerde problem, piyasaya paranın sürülmesi değil, ihtiyaç olduğu halde sürülmemesidir. Türkiye'yi misal verecek olursak, tarla var, çiftçi var, gübre, su var ama bütün bunları birleştirecek verimli hale geçirecek maliyetsiz para yok. Çiftçi gidiyor üretim yapmak için faizle borçlanıyor, ürününü satıyor, ama maliyetini karşılayamıyor. Böylece üretimden soğuyor. Finans yokluğu, ya da finansın maliyetli elde edilmesi sonucu üretim bitiyor. Tüketimde de aynı sorun var. Para darlığı sebebiyle, tüketim de kredilerle maliyetli olarak yapılıyor. Dolayısıyla paranın üretimde ve tüketimde maliyetsiz bir şekilde olmaması sebebiyle hem üretim daralıyor, hem de tüketim. Misalleri siz çoğaltabilirsiniz.Kapitalizmin bir diğer batıl inancı ise her arzın kendi talebini doğuracağı kabulüdür. Kapitalist ekonomiye serbest piyasa ekonomisi dedirten nokta da burasıdır. Yani ekonomiyi serbest bırakırsan, dokunmazsan üretilen her mamul alıcısını bulacaktır.Basit bir mantıkla bunu çürütelim. Bir çuval mısırımız olsun. Bunu ektiğimizde en az 10 çuval mısır elde edilir. Başlangıçta 1 çuval karşılığı para olduğunu farzedelim. Sonradan ilave olan 9 çuvalın parası piyasada yok. Bu haliyle piyasayı serbest bırakırsan ya 10 çuval mısırı 1 çuval parasına satmak zorundasın, buna deflasyon denir, ya da 1 çuval mısırı satıp diğerlerini stoka ayırmak zorundasın. Böyle bir üretiminin pek anlamı yoktur.İşte burada devlet, yukarıda da bahsettiğimiz gibi para basarak tüketicilerin 9 çuvalı daha alabilecekleri piyasa şartlarını oluşturması gerekiyor.Prof. Dr. Baş, Kapitalizmin "Her arz kendi talebini oluşturur" batıl inancını tarihin çöplüğüne gömerek, "Arz talepten her zaman fazladır" görüşünü ortaya koymuştur ve talebin arz seviyesine ulaşabilmesi için desteklenmesi gerektiğini vurgulamıştır.Geçtiğimiz Cumartesi ve Pazar günleri yapılan Sosyal devlet milli devlet kongresine ve daha önce yapılan 3 adet uluslar arası kongreye dünyanın her tarafından bilim adamlarının ilgiyle gelmesi ve Prof. Dr. Baş'ı takdir etmeleri boşuna değildir.Prof. Dr. Baş, tezleriyle insanları Kapitalizm kabusundan uyandırarak, yepyeni bir tarih yazmaktadır.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Monarşiden milli iradeye, geçmişten geleceğe / 25.04.2026
- Muhalefet için stratejik çıkış yolu / 24.04.2026
- Tom Barrack ve "sömürge valisi" diplomasisi / 23.04.2026
- Trump’ın İran kararı müttefiklerini vurdu / 22.04.2026
- ABD’nin 100 yıllık deniz hegemonyasının sonu mu? / 21.04.2026
- Trump’ın abluka ısrarı küresel enerji koridorunu yeniden kararttı / 20.04.2026
- Petro-Dolar sisteminin çöküşü ve kağıttan imparatorluğun son çırpınışları / 19.04.2026
- Sınıflarda yankılanan kurşun sesleri / 18.04.2026
- Bütçenin yükü vatandaşa, rantı faiz lobisine / 17.04.2026
- BOP kıskacında Türkiye ve bölgesel direnç hattı / 16.04.2026
- Muhalefet için stratejik çıkış yolu / 24.04.2026
- Tom Barrack ve "sömürge valisi" diplomasisi / 23.04.2026
- Trump’ın İran kararı müttefiklerini vurdu / 22.04.2026
- ABD’nin 100 yıllık deniz hegemonyasının sonu mu? / 21.04.2026
- Trump’ın abluka ısrarı küresel enerji koridorunu yeniden kararttı / 20.04.2026
- Petro-Dolar sisteminin çöküşü ve kağıttan imparatorluğun son çırpınışları / 19.04.2026
- Sınıflarda yankılanan kurşun sesleri / 18.04.2026
- Bütçenin yükü vatandaşa, rantı faiz lobisine / 17.04.2026
- BOP kıskacında Türkiye ve bölgesel direnç hattı / 16.04.2026























































