Kapitalizmin ülkeleri işgal yöntemi
Küresel istikrarı korumak için kurulmuş olduğu iddia edilen IMF kurulduğu günden bu tarafa yüzden fazla ülkede kriz çıkmıştır (çıkarılmıştır).
23.02.2026 00:10:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





Küresel istikrarı korumak için kurulmuş olduğu iddia edilen IMF kurulduğu günden bu tarafa yüzden fazla ülkede kriz çıkmıştır (çıkarılmıştır).
Dünya Bankası yoksullukla mücadele etmek için kurulmuş olduğu ifade edilmesine rağmen, bugün hala dünya nüfusunun yüzde 45'i günde 2 doların altında bir gelirle hayatlarını sürdürmektedir.
Diğer taraftan zengin ve fakir ülkeler arasındaki makas açılmaya devam etmekte, fakir ülkeler giderek daha da fakirleşmekte, zengin ülkeler daha da zenginleşmektedir.
Kendilerinin kurduğu Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) gibi kuruluşların, dünyadaki yoksullukla ilgili yayınladığı bazı raporlar ve Dünya Bankası'nın, gelişmemiş ülkelerin daha da yoksullaştığıyla ilgili itirafları, bu kuruluşların başarısız olduklarını ortaya koymuştur.
Aynı zamanda Ulusal (Milli) devletlere dayatılan küreselleşme masalının içyüzünün ne olduğu gerçeği de ortaya çıkmıştır.
Bu kuruluşların, küresel güçlerin ülkeleri ekonomik olarak işgal etmek için kullandıkları vasıtalardan başka bir şey olmadığı anlaşılmıştır.
Gana; 2006 yılında IMF tarafından ithal gıda maddeleri üzerindeki gümrük vergilerini kaldırmaya zorlandı. Sonuçta, Gana AB ülkelerinin iç pazarı olurken yerel çiftçiler açlığa mahkûm edildi.
Zambiya ise yine IMF tarafından 140 firmadan oluşan yerel hazır giyim sanayisini korumaya yönelik gümrük duvarlarını kaldırmaya zorlandı. Ülkeye ucuz ve kalitesiz tekstil ürünleri doluşunca Zambiya'da 8 firma hariç bütün firmalar kapandı, işsizlik patladı.
1990'lı yılların başında, IMF'nin kabul ettirdiği 'yapısal ayarlama' programı uyarınca hububat ithalatına getirilen gümrük indirimi sonucunda Peru, yılda 40 milyar dolarlık destek alan Amerikan çiftçisinin pazarına dönüştürüldü. Perulu çiftçiler hububat üretiminden çıkmak zorunda kaldılar. Kokain üretiminin ana maddesi olan koka ekmeye mahkûm edildiler.
Başta bizim ülkemiz olmak üzere bu ve benzeri diğer bütün ülkeler, Dünya Bankası tarafından borçlandırılır, eş zamanlı olarak IMF'nin ekonomik istikrarın sağlanması hikâyeleriyle yaptırımlara maruz bırakılır.
Süreç, ülkelerin ekonomileri küresel güçlere teslim edilerek tamamlanmış olur. Bundan sonra sıra bir sonraki ülkeye gelmiştir.
Bir ülkenin, bir devletin ekonomisini çökertmek, işgal edip ele geçirmek için Dünya Bankası, IMF ve DTÖ'nün ayrı ayrı fonksiyonları vardır.
Dünya Bankası'nın borçlandırarak kontrol ettiği ülkeyi, borcunu ödeyemez duruma getirmesi onun başarısıdır. IMF'nin başarısı ise borcunu ödeyebilecek hiçbir değeri kalmayan ülkelere yaptırımlar uygulayarak o ülkenin işgalini sağlamaktır. Dünya Ticaret Örgütü ise küresel güçlerin uluslararası ticaretlerini istedikleri şekilde yapmalarını sağlamaktır.
Bir ülkenin ekonomik olarak işgali bu kuruluşlar tarafından adım adım şöyle gerçekleştirilir:
Ulusal Devletlerin milli paralarını basma yetkisi engellenir.
Milletin kendi aralarında kullandıkları, ceplerinde taşıdıkları milli paranın, alınan döviz borcu karşılığında basılarak piyasaya sürülmesi sağlanır.
Kendi paralarının, o ülkenin milli parası gibi iç piyasada serbestçe dolaşımının önündeki bütün engeller kaldırılır.
Milli devletlerin veya şirketlerin ihtiyaç duydukları finans, küresel güçler tarafından kredi verilerek karşılanır. Dolayısıyla yerli emek ve üretimi devreye koyacak olan finansal ihtiyaç, küresel güçlere borçlanılarak elde edilmiş olur.
Özelleştirme özendirilip, önündeki tüm engeller kaldırılarak küresel güçlerin o ülkenin en kârlı şirketlerini satın alması sağlanır.
Yabancılar için toprak satın almak, gayrimenkul sahibi olmak ve madenleri işletmek için gerekli yasal düzenlemeler yaptırılır.
Küresel güçlerin Milli devletlerden kazandıkları servetin en imtiyazlı şekilde, en az, mümkünse hiç vergi ödemeden yurtdışına transferinin yasal zemini hazırlanır.
Bütün bu adımlar gerçekleştikten sonra artık o ülke, küresel güçlerin yönettiği emperyalist devletler tarafından ekonomik olarak işgal edilmiştir." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)
Dünya Bankası yoksullukla mücadele etmek için kurulmuş olduğu ifade edilmesine rağmen, bugün hala dünya nüfusunun yüzde 45'i günde 2 doların altında bir gelirle hayatlarını sürdürmektedir.
Diğer taraftan zengin ve fakir ülkeler arasındaki makas açılmaya devam etmekte, fakir ülkeler giderek daha da fakirleşmekte, zengin ülkeler daha da zenginleşmektedir.
Kendilerinin kurduğu Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) gibi kuruluşların, dünyadaki yoksullukla ilgili yayınladığı bazı raporlar ve Dünya Bankası'nın, gelişmemiş ülkelerin daha da yoksullaştığıyla ilgili itirafları, bu kuruluşların başarısız olduklarını ortaya koymuştur.
Aynı zamanda Ulusal (Milli) devletlere dayatılan küreselleşme masalının içyüzünün ne olduğu gerçeği de ortaya çıkmıştır.
Bu kuruluşların, küresel güçlerin ülkeleri ekonomik olarak işgal etmek için kullandıkları vasıtalardan başka bir şey olmadığı anlaşılmıştır.
Gana; 2006 yılında IMF tarafından ithal gıda maddeleri üzerindeki gümrük vergilerini kaldırmaya zorlandı. Sonuçta, Gana AB ülkelerinin iç pazarı olurken yerel çiftçiler açlığa mahkûm edildi.
Zambiya ise yine IMF tarafından 140 firmadan oluşan yerel hazır giyim sanayisini korumaya yönelik gümrük duvarlarını kaldırmaya zorlandı. Ülkeye ucuz ve kalitesiz tekstil ürünleri doluşunca Zambiya'da 8 firma hariç bütün firmalar kapandı, işsizlik patladı.
1990'lı yılların başında, IMF'nin kabul ettirdiği 'yapısal ayarlama' programı uyarınca hububat ithalatına getirilen gümrük indirimi sonucunda Peru, yılda 40 milyar dolarlık destek alan Amerikan çiftçisinin pazarına dönüştürüldü. Perulu çiftçiler hububat üretiminden çıkmak zorunda kaldılar. Kokain üretiminin ana maddesi olan koka ekmeye mahkûm edildiler.
Başta bizim ülkemiz olmak üzere bu ve benzeri diğer bütün ülkeler, Dünya Bankası tarafından borçlandırılır, eş zamanlı olarak IMF'nin ekonomik istikrarın sağlanması hikâyeleriyle yaptırımlara maruz bırakılır.
Süreç, ülkelerin ekonomileri küresel güçlere teslim edilerek tamamlanmış olur. Bundan sonra sıra bir sonraki ülkeye gelmiştir.
Bir ülkenin, bir devletin ekonomisini çökertmek, işgal edip ele geçirmek için Dünya Bankası, IMF ve DTÖ'nün ayrı ayrı fonksiyonları vardır.
Dünya Bankası'nın borçlandırarak kontrol ettiği ülkeyi, borcunu ödeyemez duruma getirmesi onun başarısıdır. IMF'nin başarısı ise borcunu ödeyebilecek hiçbir değeri kalmayan ülkelere yaptırımlar uygulayarak o ülkenin işgalini sağlamaktır. Dünya Ticaret Örgütü ise küresel güçlerin uluslararası ticaretlerini istedikleri şekilde yapmalarını sağlamaktır.
Bir ülkenin ekonomik olarak işgali bu kuruluşlar tarafından adım adım şöyle gerçekleştirilir:
Ulusal Devletlerin milli paralarını basma yetkisi engellenir.
Milletin kendi aralarında kullandıkları, ceplerinde taşıdıkları milli paranın, alınan döviz borcu karşılığında basılarak piyasaya sürülmesi sağlanır.
Kendi paralarının, o ülkenin milli parası gibi iç piyasada serbestçe dolaşımının önündeki bütün engeller kaldırılır.
Milli devletlerin veya şirketlerin ihtiyaç duydukları finans, küresel güçler tarafından kredi verilerek karşılanır. Dolayısıyla yerli emek ve üretimi devreye koyacak olan finansal ihtiyaç, küresel güçlere borçlanılarak elde edilmiş olur.
Özelleştirme özendirilip, önündeki tüm engeller kaldırılarak küresel güçlerin o ülkenin en kârlı şirketlerini satın alması sağlanır.
Yabancılar için toprak satın almak, gayrimenkul sahibi olmak ve madenleri işletmek için gerekli yasal düzenlemeler yaptırılır.
Küresel güçlerin Milli devletlerden kazandıkları servetin en imtiyazlı şekilde, en az, mümkünse hiç vergi ödemeden yurtdışına transferinin yasal zemini hazırlanır.
Bütün bu adımlar gerçekleştikten sonra artık o ülke, küresel güçlerin yönettiği emperyalist devletler tarafından ekonomik olarak işgal edilmiştir." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)














































































