Para kaybedersin, yeniden kazanırsın. Ticarette zarar edersin, gün olur kara geçersin. Gün olur kaybedersin gün olur kazanırsın…
Ama iş güvene geldiği zaman, sadakate geldiği zaman, adalete ve ahlaka geldiği zaman bunları kaybedersen geri kazanman çok büyük bedeller ister.
Devlette de öyledir. Bir memleketi yıkanan hazinenin tükenmesi değil güvenin tükenmesidir, der büyükler.
Hem hazineyi tükettiler hem de güveni
23 yıldır 'Allah' diye diye, İslam diye diye, iman diye diye, Kuran diye diye, Peygamber diye diye hiçbir iktidarın bırakın yapmayı ağzına almaya cesaret edemediği milli ve manevi değerlerimiz üzerinde ne kadar icraat varsa yaptılar ne kadar duruş varsa gösterdiler, neler söylenmemesi gerektiyse söylediler, söylenecekleri ise söylemdiler…
Ama bitti! Artık mazeret bulamıyorlar. İç politikada da, dış politikada da, kendileri gibi düşünmeyenlere karşı hep bir gözdağı hep bir tehdit dili var.
Güç yanında güvensizlik varsa bu tehditten başka bir şey getirmez. Bugün bunu yaşıyoruz.
Erdoğan ve iktidarı izlediği dış politikada mantığı ve gösterdiği duruş ile kaybeden taraftadır. Oysa seçmenler bunu hiç beklemiyordu.
Erdoğan ve iktidarının ABD dostluğu, AB sevdası, NATO hevesi ve İsrail'e tavırları oy aldığı tabanı hayal kırıklığına uğratmıştır.
İşin ilginci! Artık ABD, AB'de Erdoğan ve iktidarına güvenmiyor.
Halka ne demiştiler? Halkı neye mahkum ettiler?
İşte 3Y işte yaşanan gerçekler. İşte Nas işte faiz. İşte adalet işte mahkemeler. İşte zenginler işte fakirler.
Hüseyin Baş özetledi
Tek parti iktidarının ekonomik yıkımını ve bu yıkımı göstermeme gayretlerini BTP lideri Hüseyin Baş özetledi:
"Resmi işsiz sayısı 2 milyon 819 bin kişi.
6,5 milyon genç ne eğitimde ne istihdamda.
Şanslı olup da iş bulanlar açlık sınırının altında maaş alıyor.
Emeklilerin durumunu zaten izaha gerek yok, onlar 20 bin lirayla zor günler yaşıyor.
Bitmek bilmeyen zamlar, enflasyon...
Hayat pahalı, geçim çok zor ve bu durum yıllardır böyle.
Belki de dünya tarihinin en uzun süren ekonomik krizinin içindeyiz.
Aslında buna kriz demek doğru değil, içine süreklendiğimiz durum bir tercih...
Bu ülke bilerek ve isteyerek ekonomik bir girdabın içine sokuldu.
Özelleştirmeler, madenlerin satışı, devlet garantili projeler, maliyetinin kat kat fazlasına yapılan projeler vs...
'Tüccar devlet' diye, 'babalar gibi satarız' diye çıkılan yolda geldiğimiz yer, savaştaki ülkelerin bile hayretle izlediği bir pahalılık.
Manzara bu iken iktidar pembe tablo çiziyor.
Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek, "2025 yılında ekonomimiz yüzde 3,6 büyüdü ve milli gelir 1,6 trilyon dolara yükseldi. Kalıcı refah artışı hedefimiz için kritik bir eşik olan yüksek gelirli ülkeler grubuna dâhil olduğumuzu öngörüyoruz" dedi.
Sayın Şimşek'e sormak lazım; madem her şey güllük gülistanlık bu para nerede?
Madem yüksek gelirli ülkeler gurubuna yükseldik
AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler'in "Bütçe dengeleri açısından OVP kapsamında emekli aylığı artışlarında da kaynak üretmede zorlandık" sözü de neyin nesi?
Büyüyoruz, kasa para dolu ama emekliye bayram ikramiyesine zam yapacak durumumuz yok, öyle mi?
Yetkililerin açıklamalarından çıkan sonuç şu; evet para var ama emekliye yok, asgari ücretliye yok, memura yok. Para faiz lobine, yandaşa...
Türkiye'nin millete ait olanı millete verecek iktidara ihtiyacı var. O iktidar da Milli Ekonomi Modeli'ni uygulayacak olan Bağımsız Türkiye Partisi'dir.".
MEM'in sahibi ne demişti?
"Milli Ekonomi Modeli (MEM) ile ekonomik bağımsızlık kazanalım; dış politikada akl-ı selim ve basiret ile hareket edelim."
"Türk milletinin büyüklüğünü hatırlayalım; küresel sömürüye karşı Milli Devlet ve Sosyal Devlet anlayışıyla ayağa kalkalım."
"Okyanus ötesinden talimatlı bir dış politika, AB talimatlı iç siyaset ve IMF ve küresel patronlar tarafından yol haritası çizilen bir ekonomi yönetiminin bizi nasıl bir kaosa sürüklediği gün be gün ortaya çıkmaktadır."
"Devletimizin bekası, kuruluşundaki 'iç siyasette ve dış ilişkilerde tam bağımsızlık' ilkesi ile mümkündür."
"Tam bağımsız Türkiye, devleti ve milleti ile bir bütün olduğu sürece ezilen halklar ve sömürülen devletler için her zaman ve devirde örnek olmaya devam edecektir."
"Tarihte bir başka millete kendi adını sevdire sevdire kabul ettiren Türk milletinden de başka bir millet yoktur. ... Biz, ulusalcıyız. Biz bağımsızlık yanlısı bir milletiz ve devletiz."
"Dolar hegemonyasına karşı milli paralarla ticaret yapmalıyız. Rusya, Çin, Hindistan ve İran'ın birleşerek ABD'ye karşı ittifakı doğru yoldur."
"Milli Ekonomi Modeli (MEM) ile ekonomik bağımsızlık kazanalım; dış politikada akl-ı selim ve basiret ile hareket edelim." (Prof. Dr. Haydar Baş)
Ama iş güvene geldiği zaman, sadakate geldiği zaman, adalete ve ahlaka geldiği zaman bunları kaybedersen geri kazanman çok büyük bedeller ister.
Devlette de öyledir. Bir memleketi yıkanan hazinenin tükenmesi değil güvenin tükenmesidir, der büyükler.
Hem hazineyi tükettiler hem de güveni
23 yıldır 'Allah' diye diye, İslam diye diye, iman diye diye, Kuran diye diye, Peygamber diye diye hiçbir iktidarın bırakın yapmayı ağzına almaya cesaret edemediği milli ve manevi değerlerimiz üzerinde ne kadar icraat varsa yaptılar ne kadar duruş varsa gösterdiler, neler söylenmemesi gerektiyse söylediler, söylenecekleri ise söylemdiler…
Ama bitti! Artık mazeret bulamıyorlar. İç politikada da, dış politikada da, kendileri gibi düşünmeyenlere karşı hep bir gözdağı hep bir tehdit dili var.
Güç yanında güvensizlik varsa bu tehditten başka bir şey getirmez. Bugün bunu yaşıyoruz.
Erdoğan ve iktidarı izlediği dış politikada mantığı ve gösterdiği duruş ile kaybeden taraftadır. Oysa seçmenler bunu hiç beklemiyordu.
Erdoğan ve iktidarının ABD dostluğu, AB sevdası, NATO hevesi ve İsrail'e tavırları oy aldığı tabanı hayal kırıklığına uğratmıştır.
İşin ilginci! Artık ABD, AB'de Erdoğan ve iktidarına güvenmiyor.
Halka ne demiştiler? Halkı neye mahkum ettiler?
İşte 3Y işte yaşanan gerçekler. İşte Nas işte faiz. İşte adalet işte mahkemeler. İşte zenginler işte fakirler.
Hüseyin Baş özetledi
Tek parti iktidarının ekonomik yıkımını ve bu yıkımı göstermeme gayretlerini BTP lideri Hüseyin Baş özetledi:
"Resmi işsiz sayısı 2 milyon 819 bin kişi.
6,5 milyon genç ne eğitimde ne istihdamda.
Şanslı olup da iş bulanlar açlık sınırının altında maaş alıyor.
Emeklilerin durumunu zaten izaha gerek yok, onlar 20 bin lirayla zor günler yaşıyor.
Bitmek bilmeyen zamlar, enflasyon...
Hayat pahalı, geçim çok zor ve bu durum yıllardır böyle.
Belki de dünya tarihinin en uzun süren ekonomik krizinin içindeyiz.
Aslında buna kriz demek doğru değil, içine süreklendiğimiz durum bir tercih...
Bu ülke bilerek ve isteyerek ekonomik bir girdabın içine sokuldu.
Özelleştirmeler, madenlerin satışı, devlet garantili projeler, maliyetinin kat kat fazlasına yapılan projeler vs...
'Tüccar devlet' diye, 'babalar gibi satarız' diye çıkılan yolda geldiğimiz yer, savaştaki ülkelerin bile hayretle izlediği bir pahalılık.
Manzara bu iken iktidar pembe tablo çiziyor.
Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek, "2025 yılında ekonomimiz yüzde 3,6 büyüdü ve milli gelir 1,6 trilyon dolara yükseldi. Kalıcı refah artışı hedefimiz için kritik bir eşik olan yüksek gelirli ülkeler grubuna dâhil olduğumuzu öngörüyoruz" dedi.
Sayın Şimşek'e sormak lazım; madem her şey güllük gülistanlık bu para nerede?
Madem yüksek gelirli ülkeler gurubuna yükseldik
AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler'in "Bütçe dengeleri açısından OVP kapsamında emekli aylığı artışlarında da kaynak üretmede zorlandık" sözü de neyin nesi?
Büyüyoruz, kasa para dolu ama emekliye bayram ikramiyesine zam yapacak durumumuz yok, öyle mi?
Yetkililerin açıklamalarından çıkan sonuç şu; evet para var ama emekliye yok, asgari ücretliye yok, memura yok. Para faiz lobine, yandaşa...
Türkiye'nin millete ait olanı millete verecek iktidara ihtiyacı var. O iktidar da Milli Ekonomi Modeli'ni uygulayacak olan Bağımsız Türkiye Partisi'dir.".
MEM'in sahibi ne demişti?
"Milli Ekonomi Modeli (MEM) ile ekonomik bağımsızlık kazanalım; dış politikada akl-ı selim ve basiret ile hareket edelim."
"Türk milletinin büyüklüğünü hatırlayalım; küresel sömürüye karşı Milli Devlet ve Sosyal Devlet anlayışıyla ayağa kalkalım."
"Okyanus ötesinden talimatlı bir dış politika, AB talimatlı iç siyaset ve IMF ve küresel patronlar tarafından yol haritası çizilen bir ekonomi yönetiminin bizi nasıl bir kaosa sürüklediği gün be gün ortaya çıkmaktadır."
"Devletimizin bekası, kuruluşundaki 'iç siyasette ve dış ilişkilerde tam bağımsızlık' ilkesi ile mümkündür."
"Tam bağımsız Türkiye, devleti ve milleti ile bir bütün olduğu sürece ezilen halklar ve sömürülen devletler için her zaman ve devirde örnek olmaya devam edecektir."
"Tarihte bir başka millete kendi adını sevdire sevdire kabul ettiren Türk milletinden de başka bir millet yoktur. ... Biz, ulusalcıyız. Biz bağımsızlık yanlısı bir milletiz ve devletiz."
"Dolar hegemonyasına karşı milli paralarla ticaret yapmalıyız. Rusya, Çin, Hindistan ve İran'ın birleşerek ABD'ye karşı ittifakı doğru yoldur."
"Milli Ekonomi Modeli (MEM) ile ekonomik bağımsızlık kazanalım; dış politikada akl-ı selim ve basiret ile hareket edelim." (Prof. Dr. Haydar Baş)
Akın Aydın / diğer yazıları
- Kadir Gecesi ve zulme meyletmek / 16.03.2026
- Bir ülkeyi hazinenin tükenmesi değil güvenin tükenmesi bitirir / 15.03.2026
- NATO’da mücahit olmak zor be kardeşim! / 14.03.2026
- Hani mazlumun dini sorulmazdı yoksa ajan mısınız? / 13.03.2026
- Ortadoğu’ya 100 yıl önceki ameliyat mı gerçekleştiriliyor? / 11.03.2026
- Arap devletlerinin derin zilleti / 10.03.2026
- Dolara karşı Milli Ekonomi Modeli ile bağımsızlık yürüyüşü / 09.03.2026
- NATO’nun hedefi Türkiye ve İslam Coğrafyasıdır / 08.03.2026
- Sıra Türkiye’de mi? / 07.03.2026
- Ramazanda bedbaht olmak / 06.03.2026
- Bir ülkeyi hazinenin tükenmesi değil güvenin tükenmesi bitirir / 15.03.2026
- NATO’da mücahit olmak zor be kardeşim! / 14.03.2026
- Hani mazlumun dini sorulmazdı yoksa ajan mısınız? / 13.03.2026
- Ortadoğu’ya 100 yıl önceki ameliyat mı gerçekleştiriliyor? / 11.03.2026
- Arap devletlerinin derin zilleti / 10.03.2026
- Dolara karşı Milli Ekonomi Modeli ile bağımsızlık yürüyüşü / 09.03.2026
- NATO’nun hedefi Türkiye ve İslam Coğrafyasıdır / 08.03.2026
- Sıra Türkiye’de mi? / 07.03.2026
- Ramazanda bedbaht olmak / 06.03.2026





























































