logo
10 AĞUSTOS 2026

Karadeniz’in en gizemli yapısı Ünye Kalesi

Karadeniz sahil şeridinin en dikkat çekici ve ulaşılması zor yapılarından biri olan, halk arasında "Çaleoğlu Kalesi" olarak da bilinen Ünye Kalesi, binlerce yıllık gizemi ve hayranlık uyandıran mimari detaylarıyla tarih meraklılarını ağırlamaya devam ediyor

05.05.2026 00:10:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Karadeniz’in en gizemli yapısı Ünye Kalesi
Karadeniz’in en gizemli yapısı Ünye Kalesi
Karadeniz sahil şeridinin en dikkat çekici ve ulaşılması zor yapılarından biri olan, halk arasında "Çaleoğlu Kalesi" olarak da bilinen Ünye Kalesi, binlerce yıllık gizemi ve hayranlık uyandıran mimari detaylarıyla tarih meraklılarını ağırlamaya devam ediyor.

Deniz seviyesinden yaklaşık 200 metre yükseklik Karşımıza çıkan bu devasa kaya kütlesi, sadece bir savunma hattı değil, aynı zamanda Anadolu'nun derin tarihine açılan bir kapı niteliği taşıyor.







2.500 Yıllık Bir Serüven: Pontus'tan Osmanlı'ya

Ünye-Niksar yolu üzerindeki stratejik bir noktada yer alan kalenin temellerinin, M.Ö. 250 yılı civarında II. Mithridates döneminde atıldığı kabul ediliyor. Ancak arkeolojik veriler, kalenin kullanımının çok daha eskilere, Hitit ve hatta yerli Anadolu kavimlerine kadar uzandığını gösteriyor.







Yüzyıllar boyunca Pontus Krallığı, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı imparatorluklarına ev sahipliği yapan kale, her dönemde eklenen mimari unsurlarla bugünkü karmaşık ve heybetli yapısına ulaştı.

Mimarideki Mühendislik Harikası: Dehlizler ve Kaya Mezarları

Ünye Kalesi'ni bölgedeki diğer kalelerden ayıran en önemli özellik, sarp bir kaya kütlesinin oyularak inşa edilmiş olmasıdır. Kalenin mimari dokusunda üç ana unsur öne çıkıyor:







Gizemli Dehlizler: Kalenin en çok konuşulan yapısı, 45 derecelik bir eğimle yerin altına doğru inen devasa dehlizlerdir. Kuşatma sırasında su ihtiyacını karşılamak veya gizli bir çıkış sağlamak amacıyla yapıldığı düşünülen bu tünellerin derinliği ve işçiliği, antik dönemin mühendislik dehasını gözler önüne seriyor.






Kaya Mezarları: Kalenin giriş kapısına yakın bir noktada bulunan anıtsal kaya mezarı, Helenistik dönemin estetik anlayışını yansıtıyor. Üçgen alınlıklı ve sütunlu bu yapı, bölgedeki soylu bir yöneticiye ait olduğu tahmin edilen görkemli bir anıt niteliğinde.

Surlar ve Kaya Oyukları: Kalenin zirvesine doğru çıkıldığında, doğal kayaların içine oyulmuş sarnıçlar, yaşam alanları ve ibadet yerleri dikkat çekiyor.







Turizme Kazandırılan Dev Miras






Son yıllarda Kültür ve Turizm Bakanlığı ile yerel yönetimlerin iş birliğiyle yürütülen restorasyon çalışmaları, kaleyi ziyaretçiler için çok daha güvenli ve keşfedilebilir hale getirdi. Özellikle dehlizlerin temizlenmesi ve yürüyüş yollarının düzenlenmesi, kaleye olan ilgiyi artırdı.






Gezginler için Not: Kaleye tırmanış her ne kadar yer yer dik basamaklar içerse de, zirveye ulaşıldığında ziyaretçileri karşılayan eşsiz Ünye panoraması ve fındık bahçelerinin yeşilliği, tüm yorgunluğu unutturacak bir manzara sunuyor.

Ortak değerlerin kaybı ve ötekileştirme mekanizması

Modern toplumların karşı karşıya kaldığı en yıkıcı sosyolojik tehditlerden biri olan kutuplaşma, toplumsal dokuyu günden güne zedeliyor

10.08.2026 00:55:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Ortak değerlerin kaybı ve ötekileştirme mekanizması
Ortak değerlerin kaybı ve ötekileştirme mekanizması
Modern toplumların karşı karşıya kaldığı en yıkıcı sosyolojik tehditlerden biri olan kutuplaşma, toplumsal dokuyu günden güne zedeliyor.

Bireylerin ve grupların kendilerini keskin sınırlar üzerinden tanımlamasıyla derinleşen "Biz ve Onlar" ayrımı, ortak paydalarda buluşmayı zorlaştırırken, toplumsal diyaloğun yerini katı bir ötekileştirmeye bırakıyor.

Farklı fikirlerin zenginlik olarak görülmesi gereken platformlarda dahi uzlaşı zeminlerinin hızla kaybolması, sosyal barışı ve birliktelik duygusunu ciddi şekilde tehdit ediyor. Bu zihinsel ayrışma, bireylerin birbirlerine karşı duyduğu güveni zedelerken, ortak bir gelecek vizyonu etrafında kenetlenmeyi de imkansız hale getiriyor.







Dijital Yankı Odaları ve Algı Yönetimi

Kutuplaşma dinamikleri incelendiğinde, bu durumun sadece siyasi veya fikri ayrışmalarla sınırlı kalmadığı, günlük yaşamın her alanına sirayet ettiği görülüyor.

İletişim kanallarının ve özellikle dijital mecraların yankı odalarına dönüşmesi, bireylerin yalnızca kendi görüşlerini pekiştiren içeriklere maruz kalmasına yol açıyor. Algoritmaların tüketicilere sürekli benzer fikirleri sunması, farklı seslerin duyulmasını engelliyor.

Bu durum, karşı tarafın argümanlarını anlamak yerine onları doğrudan bir tehdit veya öteki olarak algılama eğilimini güçlendiriyor. Zamanla derinleşen bu zihinsel yarılma, bireyler arasındaki empati bağlarını kopartarak toplumsal hoşgörüyü ortadan kaldırıyor.







Gündelik Hayata Yansıyan Keskin Hatlar

Ayrışma hissi yalnızca teorik tartışmalarda kalmayıp, mahallelerden iş yerlerine, sosyal ilişkilerden aile içi diyaloglara kadar sızıyor. Bireyler, karşı gruptakilerin bilgi düzeyini, niyetini ve hatta ahlaki değerlerini sorgulamaya başladıkça, rasyonel zemin tümüyle ortadan kalkıyor.







Toplumun farklı kesimleri arasında paylaşılan kamusal alanlar giderek daralırken, insanlar kendilerini güvende hissettikleri homojen grupların içine çekiliyor.

Bu durum, farklı kültürlerin ve fikirlerin birbirini besleme potansiyelini yok ederek toplumu durağan ve tepkisel bir yapıya büründürüyor.







Onarım Süreci ve Onarıcı İletişim Dili

Sosyologlar ve toplumbilimciler, kutuplaşma ile mücadelede en kritik adımın kapsayıcı bir dil geliştirmek ve ortak değerler etrafında buluşabilme becerisini yeniden kazanmak olduğunu vurguluyor.







Sağlıklı bir kamuoyunun oluşabilmesi, farklı kitlelerin birbirini dinleme ve anlama iradesi göstermesine bağlı. Toplumsal yarılmanın önüne geçebilmek için eğitimden medyaya kadar pek çok alanda yapıcı söylemlerin benimsenmesi gerekiyor.

Bireylerin kriz anlarında dahi ortak akla başvurabilmesi, "Biz" tanımının ötekileştirmeden, tüm toplum unsurlarını kapsayacak şekilde genişletilmesiyle mümkün kılınabilir.

Güngören'de 5 katlı binanın balkonu çöktü

İstanbul Güngören'de 5 katlı binanın birinci katındaki balkon, henüz bilinmeyen bir nedenle çöktü. Bina tedbir amacıyla boşaltılırken ekipler tarafından mühürlendi. Bina çevresi bariyerle kapatılarak güvenlik önlemi alındı

09.08.2026 02:40:00
İHA
 
Güngören'de 5 katlı binanın balkonu çöktü
Güngören'de 5 katlı binanın balkonu çöktü
Olay, saat 22.30 sıralarında İstanbul Güngören Akıncılar Mahallesi Üstün Sokak üzerinde meydana geldi. İddiaya göre sokak üzerindeki 5 katlı binanın birinci katındaki balkonda bilinmeyen bir nedenle çökme yaşandı.






Vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine itfaiye, polis ve zabıta ekipleri sevk edildi. Olayda ölen ya da yaralanan olmazken bina tedbir amacıyla boşaltılarak mühürlendi. Binanın çevresi ekipler tarafından bariyerle kapatılarak güvenlik önlemi alındı.








Konu ile ilgili konuşan Tayfun Kurt, "Bildiğim kadarıyla apartmanın balkonu çökmüş. Ama neden kaynaklandığı hakkında bilgimiz yok. Geldiğimizde o esnada binada hala oturanlar vardı. Sonrasında zaten ilgili ekiplere haber verildi. Polis, etrafı kapattı. Oturanları çıkarttı. Şimdi de önlem alıyor" dedi.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.