logo
08 AĞUSTOS 2026

Karadeniz’in yükselen değeri: Yomra

Trabzon’un doğusunda, denizle yeşilin kucaklaştığı stratejik bir noktada yer alan Yomra ilçesi, hem köklü geçmişi hem de modern çehresiyle bölgenin en dikkat çeken yerleşim yerlerinden biri olmaya devam ediyor

15.04.2026 00:10:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Karadeniz’in yükselen değeri: Yomra
Karadeniz’in yükselen değeri: Yomra
Trabzon'un doğusunda, denizle yeşilin kucaklaştığı stratejik bir noktada yer alan Yomra ilçesi, hem köklü geçmişi hem de modern çehresiyle bölgenin en dikkat çeken yerleşim yerlerinden biri olmaya devam ediyor.

Antik çağlardan günümüze bir geçiş koridoru olan ilçe, son yıllarda turizm ve ekonomideki atılımlarıyla adından söz ettiriyor.







Kuruluş ve Tarihçe: İpek Yolu'nun Sahil Kapısı

Yomra'nın tarihsel derinliği, bölgedeki diğer yerleşimler gibi antik dönemlere kadar uzanmaktadır. Orta Çağ boyunca Trabzon İmparatorluğu'nun bir parçası olan bölge, 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet'in Trabzon'u fethiyle Osmanlı topraklarına katılmıştır.







19. yüzyılda idari bir birim haline gelen Yomra, 1957 yılında ilçe statüsüne kavuşmuştur. Adını bölgede yetişen bir meyve türünden veya eski yerel dillerdeki kökenlerden aldığına dair çeşitli rivayetler bulunsa da, Yomra her zaman ticaret yollarının üzerinde önemli bir durak noktası olmuştur.






Tarihi Yapılar ve Kültürel Miras

Yomra, tarih meraklıları için mütevazı ama kıymetli hazineler barındırmaktadır:

Santa Harabeleri (Sınır Hattı): Tamamı Yomra sınırlarında olmasa da, ilçeden ulaşılan ve bölgenin ortak mirası sayılan bu antik yerleşim, taş işçiliği ve dini yapılarıyla dikkat çeker.

Köy Camileri ve Kemer Köprüler: Özellikle iç kesimlerdeki mahallelerde yer alan ve Osmanlı geç dönem mimarisini yansıtan ahşap süslemeli camiler ile derelerin üzerine kurulu taş kemer köprüler, ilçenin mimari karakterini oluşturur.

Yerel Sivil Mimari: Eski Yomra evleri, Karadeniz'in tipik taş ve ahşap karışımı "göz dolma" yapı tekniğinin en güzel örneklerini sunar.







Doğal Güzellikler: Maviden Yeşile Yolculuk

İlçe, sahil şeridindeki hareketliliği, yüksek kesimlerdeki sessizlikle dengeler:

Yomra Sahili: Karadeniz'in en uzun ve düzenli sahil yürüyüş yollarından birine sahip olan ilçe, deniz turizmi ve sosyal donatı alanlarıyla ilgi odağıdır.

Lapse (İkisu) Şelalesi: Doğa tutkunlarının gizli duraklarından biri olan bu şelale, çevresindeki bitki örtüsüyle trekking meraklıları için ideal bir rotadır.

Yaylalar: İlçenin yüksek kesimlerinde yer alan yaylalar, yaz aylarında serin havası ve endemik florasıyla doğa fotoğrafçılığı için eşsiz manzaralar sunar.







Mutfak Kültürü: Karadeniz'in Lezzet Durağı

Yomra mutfağı, hem deniz ürünlerinin hem de tarımsal zenginliğin harmanlandığı bir sofradır:

Balık Çeşitleri: Özellikle hamsi ve mezgit başta olmak üzere, mevsimlik balıklar mutfağın ana omurgasını oluşturur.

Karadeniz Pidesi: Bölgeye has tereyağı ve peynirle hazırlanan pideler, Yomra'daki yerel işletmelerin en çok tercih edilen lezzetleridir.







Mısır Ekmeği ve Karalahana: Karadeniz mutfağının vazgeçilmezi olan karalahana sarması ve mısır ekmeği, Yomra sofralarında en doğal haliyle yer bulur.

Yomra Elması: Bölgeye özgü tadı ve aromasıyla bilinen yerel elma çeşitleri, ilçenin tarımsal kimliğinin bir sembolüdür.

Yomra, bugün modern konut projeleri ve alışveriş merkezleriyle gelişen bir kent görünümü sunarken, köylerinde ve derelerinde saklı tuttuğu geleneksel yaşam kültürüyle ziyaretçilerini şaşırtmaya devam ediyor.

Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti

Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor

08.08.2026 00:18:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor.

Medya sahipliğinin birkaç merkezde toplanması, halkın haber alma hakkını ve demokratik çoğulculuğu riske atıyor.

Medya, tarihsel olarak demokrasilerin "dördüncü kuvveti" ve kamuoyunun denetim mekanizması olarak konumlandırılsa da son yıllarda mülkiyet yapılarında yaşanan dönüşüm bu işlevi tartışmalı hale getirdi.

Yayın organlarının bağımsız gazeteciler veya kamu odaklı kurumlar yerine; inşaat, enerji, finans ve savunma gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük sermaye gruplarının eline geçmesi, haber merkezlerindeki yayın çizgisini doğrudan etkiliyor.







Sermaye ilişkileri ve siyasal iklimin habere yansıması

Geleneksel gazetecilik ilkeleri; tarafsızlık, nesnellik ve kamu yararını her türlü çıkarın üzerinde tutmayı gerektirir. Ancak medya organlarının ticari ve siyasi ağlarla örülü mülkiyet yapıları, haberin mutfağında ciddi bir "filtreleme" sürecini beraberinde getiriyor.

Medya sahiplerinin devlet ihalelerine giriyor olması veya kamu düzenlemelerine bağımlı sektörlerde yatırım yapması, yayın organlarının siyasi iktidarlarla ve güç odaklarıyla çatışmaktan kaçınmasına yol açıyor. Bu durum, eleştirel haberciliğin yerini otosansüre ve tek sesliliğe bırakması riskini doğuruyor.







Çapraz sahiplik ve algı yönetimi

Medya sektöründe çapraz sahiplik (aynı sermaye grubunun gazete, televizyon, radyo ve dijital platformların tümüne sahip olması) yayın çeşitliliğini görünürde artırsa da, özünde aynı mesajın farklı kanallardan yinelemesine dayanıyor.

Gündem Belirleme Gücü: Farklı mecralara sahip gruplar, kamuoyunun neyi konuşup neyi konuşmayacağını tek elden yönlendirebiliyor.

Otosansör Mekanizması: Gazeteciler, bağlı bulundukları holdingin ticari veya siyasi çıkarlarıyla çelişen haberleri yapmaktan kaçınmak zorunda kalabiliyor.

Tiraz ve Reyting Kaygısı: Reklam verenlerle ve kamusal fonlarla kurulan ilişkiler, editoryal bağımsızlığın önüne geçebiliyor.







Dijital medya çözüm mü, yeni bir bağımlılık mı?

Geleneksel medyadaki bu tarafsızlık krizine karşı dijital yayıncılık ve bağımsız haber platformları alternatif bir kanal olarak öne çıksa da, dijitalleşme kendi zorluklarını beraberinde getiriyor. Algoritma bağımlılığı, fonlama sorunları ve dev teknoloji şirketlerinin tekelci yapısı, dijital haberciliğin de sürdürülebilirliğini ve tarafsızlığını sınamaktadır.







Uzmanlar, siyasal tarafsızlığın ve haber etiğinin korunabilmesi için şu adımların kritik olduğuna dikkat çekiyor:

Şeffaf Mülkiyet Yapısı: Medya organlarının nihai sahiplerinin ve finansman kaynaklarının kamuoyuna açıkça beyan edilmesi.

Editoryal Bağımsızlık Güvencesi: Yayın sahibi ile haber merkezi arasındaki sınırları koruyan yasal ve kurumsal güvencelerin oluşturulması.

Kamu Yayıncılığının Güçlendirilmesi: Siyasi baskılardan uzak, doğrudan halka hesap veren özerk kamu yayıncılığı modellerinin teşvik edilmesi.

Medya sahipliğinin şeffaflaşmadığı ve editoryal bağımsızlığın teminat altına alınmadığı bir düzende, siyasal tarafsızlık bir ilke olmaktan çıkıp yalnızca bir temenni olarak kalma riskiyle karşı karşıya.

Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

Amasya'da vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

05.08.2026 10:48:00
İhlas Haber Ajansı
 
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'nın Taşova ilçesinde vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor. Yukarı Baraklı ve Özbaraklı köylüleri, yıllardır büyükşehirlere göç veren bölgedeki durumun baraj sayesinde tersine döneceğine inanıyor.






Baraklı Şelalesi'nin de bulunduğu bölgede inşa edilecek barajın 20 yıldır gündemde olduğunu hatırlatan Yukarı Baraklı Köyü Muhtarı Osman Yıldız, "Yetkililer bize 2006 yılında baraj yapılacağını söylemişti. Tüm aşamalar geçildi. ÇED raporu hazırlandı. Fakat henüz faaliyete geçip kazmayı vuramadık. Baraj olmadığından dolayı suyumuz boşa gitmektedir" dedi. Önceden belde olan iki komşu köyün toplam arazisinin 8 bin dönüm olduğunu anlatan Yıldız, "Çevremizde de su ihtiyacı olan komşu köyler var. Eğer baraj yapılsaydı komşu köylerin içme suyu ihtiyacı da karşılanabilir" diye konuştu.








"Baraj yapıldığı an köye geri dönüşler başlayacak"

Birçok arkadaşının büyükşehirlerden köye dönüş planı yaptığına değinen Özbaraklı köyünden Hasan Ünkan, "Büyük şehirlerde yaşamak çok sıkıntılı hale geldi. Nüfus yoğunluğu var. Köylerde ise hayvancılık artıyor. Sulama sıkıntısından dolayı köyümüze geri dönüş yapamıyoruz. Baraj yapıldığı an geri dönüşler başlayacak. Köyler canlanacak" dedi. Köylerinin etrafında geniş ormanlar bulunduğunu vurgulayan Ünkan, "Orman yangınlarının arttığı günümüzde burada baraj olması muhtemel yangın tedbirleri açısından çok önem arz etmektedir" ifadelerini kullandı.







Yıllardır barajın inşa edilmesini beklediklerini söyleyen Yukarı Baraklı Derneği Başkanı Ömer Evci ise, dereye yakın arazilerde elektrik pompaları kullanılarak sulama yapılan sebze ve meyve üretiminde barajın etkisiyle artış olacağına inandığını belirtti.








Ev hanımı Nevin Ünkan ile kahveci İsmail Kılıç da yetkililerden baraj konusunda destek beklediklerini söyledi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.