logo
13 AĞUSTOS 2026

Karaman'da alkollü sürücü dehşeti: Baba öldü, oğlu yaralı

Karaman'da otomobilin motosiklete arkadan çarpması sonucu meydana gelen kazada motosiklet sürücüsü baba hayatını kaybetti, 7 yaşındaki oğlu yaralandı. Otomobil sürücüsünün yapılan alkol testinde 2,32 promil alkollü olduğu belirlendi

13.08.2026 12:08:00
İHA
 
Karaman'da alkollü sürücü dehşeti: Baba öldü, oğlu yaralı
Karaman'da alkollü sürücü dehşeti: Baba öldü, oğlu yaralı
Kaza, akşam saatlerinde Üniversite Mahallesi Kızılay Caddesi üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Cengiz Han K. (27) idaresindeki 70 ACD 978 plakalı otomobil, aynı yönde seyreden Halil İbrahim Ceylan'ın kullandığı 70 ACB 563 plakalı motosiklete arkadan çarptı.






Çarpışmanın şiddetiyle motosiklet yaklaşık 50 metre sürüklendi. Kazada motosiklet sürücüsü Halil İbrahim Ceylan ile motosiklette bulunan 7 yaşındaki oğlu M.E.C. yola savrularak yaralandı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. 






Yaralı baba ve oğlu, ambulanslarla Karaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı. Hastanede tedavi altına alınan yaralılardan durumu ağır olan baba Halil İbrahim Ceylan, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. 7 yaşındaki oğlunun ise sağlık durumunun iyi olduğu ve tedavisinin sürdüğü öğrenildi. 






2,32 promil alkollü olduğu belirlenen otomobil sürücüsü Cengiz Han K., polis tarafından gözaltına alınarak polis merkezine götürüldü. Kazayla ilgili tahkikat sürüyor.

Türk bayrağını yakan şüpheli adliyeye sevk edildi

Muğla'nın Menteşe ilçesinde bir iş yerinin önünde asılı bulunan Türk bayrağını çakmakla ateşe vermek isteyen kadın, güvenlik kameralarının incelenmesi sonucu yakalanmıştı. 31 yaşındaki A.A. isimli kadın emniyetteki işlemlerini ardından adliyeye sevk edildi

13.08.2026 11:52:00
İHA
 
Türk bayrağını yakan şüpheli adliyeye sevk edildi
Türk bayrağını yakan şüpheli adliyeye sevk edildi
Olay, Menteşe merkezde tarihi Kurşunlu Camii yakınlarında bulunan bir iş yerinin önünde meydana geldi. Sabah saatlerinde kaldırımda yürüyen kadın, iş yerinin önünde duvara asılı Türk bayrağının yanına gelerek, çantasından çıkardığı çakmakla bayrağı ateşe vermek istedi.






Olayın güvenlik kameralarına yansımasının ardından kolluk kuvvetleri kadının yakalanması başlattıkları çalışmada aynı gün yakalanarak gözaltına alındı. 






Yakalanan A.A., Muğla Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğü'ndeki işlemlerini ardından Muğla Adliyesi'ne sevk edildi.






Silahlı kuyumcu soygununda canından oldu: Tazminat kararı Yargıtay'dan döndü

Antalya'da silahlı kuyumcu soygununda öldürülen Abuzer Atakan Gür'ün ailesine 4 milyon 679 bin 831 TL tazminat ödenmesine ilişkin kararı, saldırganın eyleminin işveren yönünden nedensellik bağını kestiği gerekçesiyle bozan Yargıtay, dosyayı yeniden yerel mahkemeye gönderdi

13.08.2026 11:42:00
İHA
 
Silahlı kuyumcu soygununda canından oldu: Tazminat kararı Yargıtay'dan döndü
Silahlı kuyumcu soygununda canından oldu: Tazminat kararı Yargıtay'dan döndü
Olay, 29 Ekim 2021 tarihinde Kepez ilçesi 15 Temmuz Şehitler Caddesi'ndeki bir kuyumcu dükkânında meydana geldi. Kar maskesiyle iş yerine giren şüpheli, silahla vurduğu çalışan Abuzer Atakan Gür'ü darbedip yeniden ateş açtıktan sonra yaklaşık 2 kilogram altını alarak kaçtı. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri, Gür'ün hayatını kaybettiğini belirledi.






Güvenlik kamerası kayıtlarını inceleyen polis ekipleri, şüphelinin yakalanması için çalışma başlattı. Afyonkarahisar İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından Kütahya karayolunda yakalanan şüphelinin aracında ve üzerinde yapılan aramada Kalaşnikof marka uzun namlulu silah, silaha ait şarjör, şarjör içerisinde 15 mermi, 100 bin TL, 1 kilogram külçe altın ve 177 gram saf altın ele geçirildi. Şüpheli S.Ö, Antalya İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ile Gasp Büro Amirliği ekiplerine teslim edildi.








Yapılan araştırmalarda, 17 Ekim 2020 tarihinde Kepez ilçesindeki başka bir kuyumcuda meydana gelen silahlı yağma olayının şüphelisinin de S.Ö (29) olduğu tespit edildi. Her iki olayı da gerçekleştirdiğini itiraf eden S.Ö, emniyetteki işlemlerinin ardından 14 Kasım 2021 tarihinde çıkarıldığı nöbetçi sulh ceza hâkimliğince tutuklandı. Antalya 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanan S.Ö, tasarlayarak öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet, nitelikli yağma suçundan 14 yıl, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan ise 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı.








Tazminat kararını Yargıtay bozdu

Abuzer Atakan Gür'ün yakınları, silahlı soygunun ardından işveren kuyumcu A.A. hakkında maddi ve manevi tazminat davası açtı. Aile, iş yerinde gerekli iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmadığını öne sürerek, işverenin Gür'ün ölümünde sorumluluğunun bulunduğunu savundu.
Davayı karara bağlayan Antalya 4'üncü İş Mahkemesi, Gür'ün yakınlarına toplam 4 milyon 679 bin 831 TL maddi ve manevi tazminatın, olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ödenmesine hükmetti. İşverenin karara karşı yaptığı istinaf başvurusunun reddedilmesinin ardından dosya Yargıtay'a taşındı.

Dosyayı inceleyen Yargıtay 10'uncu Hukuk Dairesi, saldırganın kuyumcu soygununu ve silahlı saldırıyı önceden planladığına dikkati çekerek yerel mahkemenin kararını bozdu. Yargıtay, üçüncü kişinin ağır kusurlu eyleminin işveren yönünden nedensellik bağını kestiğini belirterek, tazminata hükmedilen kararın bozulmasına oy birliğiyle karar verdi. Dosya, yeniden karar verilmek üzere Antalya 4'üncü İş Mahkemesi'ne gönderildi.









"Bir saldırganın suç işleme iradesi, işverenin yükümlülüğünü ortadan kaldırır mı?"

Gür ailesinin avukatlarından Elif Hondu Çil, müvekkillerinin Yargıtay kararına karşı yerel mahkemenin önceki kararında direnmesini talep ettiğini belirtti. Gür'ün ailesinin geçimini sağlamak için iş yerine gittiğini ve silahlı saldırıda hayatını kaybettiğini ifade eden Çil, şunları söyledi: "Bugün yıllar sonra hâlâ şu sorunun cevabını arıyoruz: Bir işçinin iş yerindeki güvenliği için alınması gereken önlemler alınmadıysa bu ölümde işverenin hukuki sorumluluğu nerede başlar, nerede biter' İş yerinde gerekli risk değerlendirmeleri yapılmamıştı. Gerekli önlemler alınmamıştı. Güvenlik amacıyla bulundurulması gereken bir silah ve alarm yoktu. Bu tespitlerin hepsi ilk derece mahkemesi tarafından yapıldı. Mahkeme de Abuzer Atakan Gür'ün eşinin ve çocuklarının maddi ve manevi tazminat taleplerini kabul etti."

Yargıtay'ın işveren ile ölüm arasındaki nedensellik bağının kesildiğine hükmederek kararı bozduğunu dile getiren Çil, "Bir saldırganın suç işleme iradesi, işverenin işçisini koruma yükümlülüğünü tamamen ortadan kaldırır mı' Bu saldırı bir tesadüf değildi. Saldırgan, iş yerindeki para ve altınları almak amacıyla dükkâna gelmişti. Biz suçlunun bulunmasını istemiyoruz. Suç da suçlu da zaten belli. Bir işçinin çalıştığı iş yerinde güvenliğinin sağlanması için işverene yüklenen sorumluluğun bu olay özelinde neden yok sayıldığını sorguluyoruz. Hiçbir tazminat Abuzer Atakan'ı geri getirmeyecek. Ancak bir işçinin iş yerine giderken sahip olması gereken en önemli hak, evine sağlıklı dönebilmektir. Abuzer Atakan evine geri dönemedi. Şimdi sıra adalette" ifadelerini kullandı.








"Silahlı yağma öngörülebilir bir risk"

Ailenin diğer avukatı Serpil Alabaş da saldırganın aldığı cezayı tartışmadıklarını, itirazlarının işverenin sorumluluğunun tamamen ortadan kaldırılmasına yönelik olduğunu belirtti. Saldırganın temel amacının yağma olduğunu ifade eden Alabaş, "Ölüm, bu yağma eylemi sırasında meydana gelen sonuçtur. İşverenin mal varlığı zarar görmüş, işçi ise hayatını kaybederek bunun bedelini canıyla ödemiştir. Ailesi ve çocukları da destekten mahrum kalmıştır. Yalnızca üçüncü kişinin yağma kastının bulunması, işverenin çalışanını öngörülebilir bir riskten koruma yükümlülüğünü neden tamamen ortadan kaldırmaktadır" diye konuştu.

Yargıtay kararında işverenin risk değerlendirmesi yapmadığı, gerekli önlemleri almadığı ve iş güvenliği eğitimi vermediğinin kabul edildiğini savunan Alabaş, "Kuyumculuk faaliyetinde silahlı yağma öngörülebilir bir risk ise bu risk değerlendirilmemişken meydana gelen ölümün işverenin kusuruyla hiçbir bağlantısının bulunmadığı nasıl söylenebilir. İş yerinin güvenlik şartlarının, çalışma düzeninin, Cumhuriyet Bayramı'ndaki açılış saatinin ve alınan ya da alınmayan diğer önlemlerin araştırılması gerektiğini söylüyoruz" dedi.

Gür'ün ilk ateşin ardından yere düştüğünü, saldırganın daha sonra yanına giderek yeniden ateş ettiğini belirten Alabaş, "Abuzer Atakan Gür o sabah çalışmak için iş yerine girdi. Akşam evine dönmesi gerekiyordu ancak dönemedi. Talebimiz yalnızca tazminat değildir. İş yerinde hayatını kaybeden bir işçinin de işverenin koruma yükümlülüğü kapsamında olduğunun kabul edilmesini istiyoruz" şeklinde konuştu.








"Çocuklarımın hakkını istiyorum"

Abuzer Atakan Gür'ün eşi Nurcan Gür ise iki çocuğuyla birlikte zorlu bir süreç yaşadığını belirterek, "Gelecek karardan çok umutluyduk fakat şu anda çok üzgünüz. Eşim geri gelmeyecek ancak iki çocuğuma bakmak ve onların geleceklerini hazırlamak zorundayım. Yerel mahkemenin adaleti yerine getirmesini istiyorum. Çocuklarımın hakkını istiyorum" dedi.
Gür'ün oğlu Gürkan Gür de yaşadıkları sürecin kelimelerle anlatılamayacak kadar ağır olduğunu ifade ederek, "Yargıtay davamızı bozdu. Önceki yerel mahkeme kararında mahkemenin yeniden durmasını istiyoruz. Umutluyuz ve adalete güveniyoruz. Babam geri gelmeyecek ancak hakkımızı alabilme umuduyla mahkemenin kararını bekliyoruz" diye konuştu.İHA

Seydikemer'de yangının yaraları sarılıyor

Muğla'nın Seydikemer ilçesinde çıkan ve birden fazla mahalleyi etkileyen orman yangınında mağdur olan vatandaşlara yönelik destekler sürüyor. Muğla Büyükşehir Belediyesi, yangından etkilenen ailelerin yaralarının sarılması amacıyla çalışmalarına devam ederken, Dere Mahallesi'nde evini kaybeden Çobanoğlu ailesine yaşam konteyneri desteğinde bulundu. Hayırsever vatandaşların katkılarıyla temel yaşam eşyaları da temin edilen konteyner aileye teslim edildi

12.08.2026 12:14:00
İHA
 
Seydikemer'de yangının yaraları sarılıyor
Seydikemer'de yangının yaraları sarılıyor
Muğla Büyükşehir Belediyesi, yangının ilk anından itibaren bölgede yürüttüğü çalışmaların yanı sıra yangın sonrasında da vatandaşların yanında olmaya devam ediyor. Yangından etkilenen mahallelerde ihtiyaçların belirlenmesine yönelik yapılan çalışmalar kapsamında, evlerini kaybeden ve barınma ihtiyacı bulunan vatandaşlara yönelik destekler gerçekleştiriliyor.






Çobanoğlu ailesine yaşam konteyneri

Yangından etkilenen vatandaşlar arasında Dere Mahallesi'nde yaşayan Çobanoğlu ailesi de yer aldı. Yangında evlerini kaybeden ailenin barınma ihtiyacının karşılanması amacıyla Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından yaşam konteyneri temin edildi. Ailenin yalnızca barınma ihtiyacının değil, günlük yaşamını sürdürebilmesi için gerekli temel ihtiyaçlarının da karşılanması için çalışma yürütüldü. Hayırsever vatandaşların destek ve katkılarıyla konteynerin içerisindeki yaşam alanı için gerekli eşyalar temin edildi. Hazırlıkları tamamlanan eşyalı konteyner, Dere Mahallesi'nde Çobanoğlu ailesine teslim edildi.

Yangında evlerini kaybeden Ahmet Çobanoğlu, "Yardım eden ekiplerimize, herkese komple hepsinden Allah razı olsun. Başımızı sokacak bir yuvamız oldu. Allah o yangını kimseye göstermesin" dedi.








Evin kızı olan ve annesi ile babası için endişelenen Kader Çakal, "Yangın esnasında buradaydık. Arazözlere, tankerlere su taşıyorduk. Sonra yangın bu tarafa gelince biz kaçmak zorunda kaldık. Kaçtık gittik. Sonra Çatak'a gittik, keçilerimizi götürdük. Ondan sonra yangın Çatağ'a da geçti. Oradan kaçtık Fethiye'ye gittik. Sonra bir gün sonra geldik. Buralar zaten küle dönmüştü. Ondan sonra böyle böyle ilerledik artık. Hani çok kötü ya, hani Allah'ım kimselere yaşatmasın, göstermesin. Çok kötü bir şey. Hani geliyorsun, her yer simsiyah. Ora gidiyorsun yeşil. İnsana gerçekten o kadar çok koyuyor ki hani anlatamam. Çok kötü bir duygu. Şimdi kafalarını sokacak bir evleri var. Allah'ın izniyle inşallah rahat edecekler. Herkese çok teşekkür ederiz. Allah razı olsunlar."








Dere Mahalle Muhtarı Birol Koyuncu, "Yüzyılın afeti diyebileceğimiz büyük bir afet yaşadık. Bu süreçte altı tane, yedi tane evimiz kullanılamaz halde bir tanesi de bu evimiz. Onun dışında yarım yanan evlerimiz var, birçok evimiz var, ahırlarımız var. Bu süreçte bize yardımcı olan Büyükşehir Belediye Başkanımıza, Daire Başkanlarımıza teşekkür ediyorum" dedi.
Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi'nde Görevli Sosyal Hizmet Uzmanı Zeliha Balık, "Seydikemer'de yaşanan yangınlardan dolayı birçok vatandaşımızın evi, eşyaları ve günlük yaşamın önemli bir parçası zarar gördü. Biz de Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi olarak Başkanımız Ahmet Aras'ın talimatlarıyla yangının ilk anından beri sahada vatandaşlarımızın yanında olmaya ve ihtiyaçlarını da yerinde tespit ederek destek olmaya çalışıyoruz. Bugün Dereköy Mahallemizde hanesi yanan bir vatandaşımız için konteyner ve eşya getirdik. Muğla Büyükşehir Belediyesi olarak yangından etkilenen tüm vatandaşlarımızın yanında olmaya, ihtiyaçlarını dinlemeye ve elimizden gelen desteği sunmaya devam edeceğiz" dedi.
Kıyı Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, yangından etkilenen vatandaşların yalnız olmadığını belirterek Büyükşehir Belediyesi'nin afet sonrasında da tüm imkânlarıyla sahada olmaya devam edeceğini söyledi. Başkan Aras, yangının ilk anından itibaren ekipler ile sahada oldukları gibi yangın sonrasında da vatandaşların yanında olmaya devam ettiklerini, asıl önemli olanın, afetten etkilenen vatandaşların yeniden hayatlarını kurabilmelerine destek olmak ve yaralarını birlikte sarabilmek olduğunu belirtti.






'Eren'siz geçen 9 yıl

Trabzon'un Maçka ilçesinde bölücü terör örgütü mensupları tarafından açılan ateş sonucu 11 Ağustos 2017 tarihinde şehit edilen Eren Bülbül geçen 9 yıla rağmen unutulmuyor. 15 yaşında şehit olan Eren Bülbül, şehadetinin 9. yılında kabri başında düzenlenen programla anıldı

11.08.2026 12:49:00
İHA
 
'Eren'siz geçen 9 yıl
'Eren'siz geçen 9 yıl
Trabzon'un Maçka ilçesi Köprüyanı mahallesinde 11 Ağustos 2017 tarihinde terör örgütü mensuplarının hırsızlık için girdiği evlerini güvenlik güçlerine göstermek için giderken açılan ateş sonucu Astsubay Başçavuş Ferhat Gedik ile birlikte şehit olan Eren Bülbül, ölümünün üzerinden geçen 6 yıla rağmen unutulmuyor. 1 Ocak 2002 yılında dünyaya gelen ve PKK'lı teröristler tarafından 15 yaşında şehit edilen Eren Bülbül sevenleri tarafından 'İyi ki varsın Eren' etiketiyle anılırken, anne Ayşe Bülbül oğlunun mezarı başından ayrılmıyor. 15 yaşında şehit olan Eren Bülbül, şehadetinin 9. yılında kabri başında düzenlenen programla anıldı. Eren Bülbül'ün kabri başında düzenlenen programda Kur'an-ı Kerim okunarak dualar edildi. Programa Trabzon Valisi Tahir Şahin, Trabzon Emniyet Müdürü Ali Loğoğlu, Trabzon İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Murat Yakın, Maçka Belediye Başkanı Koray Koçhan, il ve ilçe protokolü, güvenlik güçleri, Eren Bülbül'ün ailesi ve vatandaşlar katıldı.

Eren Bülbül'ün mezarı ziyaretçi akınına uğrarken, anne Ayşe Bülbül, oğlunu gözyaşları ile anlattı.






"Ben yavrumun acısını uyurken bile taşıyorum"

Şehit Eren Bülbül'ün annesi Ayşe Bülbül, oğlunu bir saniye bile unutamadığını belirterek, "Sizlere göre 9 yıl geçti, benim için 9 bin yıl geçti. Benim yavrumun o gün günü bitmişti. İyi ki bu şekilde, vatanı için, milleti için, başında dalgalanan bayrağı için şehit verdim yavrumu. Evlat acısı çok zor, Allah kimseye bu acıyı vermesin. 9 yıl geçti ama sanki 9 bin yıl geçti. Ne yapabilirim ki' Yapacak hiçbir şeyim yok. Yavrumu bir saat, bir dakika, bir saniye bile unutmadım, unutamam. Yavrum bugün, bu anlarda son saniyelerini yaşıyordu. Özel günlerinde yalnız değil. Akşam yatarken bile Eren hep benim gönlümde, gözümün önünde. Ben yavrumun acısını uyurken bile taşıyorum. Rüyalarıma giriyor. O hayatta, çektiğimiz çilelerle, zorluklarla gözümün önüne geliyor. Bir anne olarak diyorum ki, 'Cenabı-ı mevlam beni de o yaşantılarla bitirecek' yavrumun şehitliğiyle gurur duyuyorum. Öyle bir evladın annesi olduğu için gurur duyuyorum. Arkamdaki dağım evlatlarımdır ama benim acım bitmez. Evlatlarım da kendi çocuklarıyla meşgul oluyor. Belki de bir anlık kardeşlerini unutuyorlar. Benim evladımı unutacak hiçbir yönüm yok" dedi.








"Amca-yeğen gibi bir yola yürüdüler"

Ayşe Bülbül, oğluyla birlikte şehit olan Astsubay Başçavuş Ferhat Gedik'e ilişkin amca-yeğen bir yolu yürüdüklerini vurgulayarak, "Evladımla bir yolda yürüdü. Şehadete beraber eriştiler. Allah ikisinin de rahmetini bol eylesin. Şehit edilmeden ben onunla sohbet ettim. Amca-yeğen gibi bir yola yürüdüler. Eren'in çalışkanlığı, Eren'in atılganlığı, sessizliği, sakinliğiyle sakin 15 yaşında değil 30 yaşındaydı. Temkinliydi bir çocuktu. Attığı adım bile değerliydi. Hiçbir şey anlayamadım, hissedemedim. Hayatımıza devam ederken yavrum uçtu gitti. İyi ki böyle bir evlat doğurdum. Vatan sağ olsun" şeklinde konuştu.



























Noter onaylı aracı 'change' çıktı

Gökberk Arabacılar'ın, 9 ay önce kendi otomobiliyle takas edip satın aldığı araca, "change" ve çalıntı şüphesiyle el konuldu. Tüm bakımlarını yaptırıp vergisini ödediği ve fenni muayeneden geçirdiği aracıyla ilgili aylar sonra gelen telefon, Arabacılar'a hayatının şokunu yaşattı

11.08.2026 12:00:00
İHA
 
Noter onaylı aracı 'change' çıktı
Noter onaylı aracı 'change' çıktı
Edinilen bilgiye göre, Gökberk Arabacılar yaklaşık 9 ay önce internet üzerinden gördüğü 2000 model BMW 5.20 otomobili kendi aracıyla takas ederek satın aldı. Noter satışını gerçekleştiren Arabacılar, otomobilin motor ve mekanik bakımlarını yaptırdı, Motorlu Taşıtlar Vergisi'ni ödedi ve fenni muayene işlemlerini tamamladı.

Aracını aylarca kullanan Arabacılar'ın hayatı, 14 Temmuz 2026'da kolluk kuvvetlerinden gelen bildirimle değişti. Otomobilin "change" ve çalıntı araç şüphesi taşıdığı bildirildi, ertesi gece karakola çağrılan Arabacılar'ın aracına el konuldu.






Her şeyi usulüne uygun bir şekilde yapıldı

Mağduriyet yaşadığını belirten Gökberk Arabacılar, aracının fenni muayenesi ve vergi ödemeleri dahil tüm işlemlerinin usulüne uygun yapıldığını söyledi. Arabacılar, "Noterden satış uygulandı. 9 aylık sonraki süreçte 14 Temmuz 2026'da kolluk kuvvetlerince bir tebligatname çekildi, aracımın change ve çalıntı araç olduğu şüphesiyle bilgilendirme yapıldı. 15 Temmuz günü 23.30 sıralarında kolluk kuvvetinden telefon geldi. Aracımız karakola çağrıldı. Karakol sonucunda da aracımıza change ve çalıntı araç şüphesiyle el konuldu. Herhangi bir işlem yapılamamaktadır. Aracımı teslim de alamıyorum. Bursa Kriminal incelemeye gidecekti, hala daha gitmedi. Mağduruz. Ben değil birçok kişi var bu mağduriyeti yaşayan. Aracımıza sahip olamıyoruz. Verdiğimiz parayı da kimden alacağız o da belli değil. Mağdur oldum. Şu an gerek hastalığım olsun gerek de kendi A noktasından B noktasına gitmeye herhangi vasıtam yok. Bu süreç ne kadar sürecek belli değil. Bu sürecin bir an önce çözülmesini, bu durumun da açıklığa kavuşmasını devletimizden talep ediyoruz" dedi.








"Araç şaşırtıcı bir şekilde 26 yıldır trafikte"

Otomobilinin 2000 model olduğunu belirten mağdur Gökberk Arabacılar, yasal prosedürlerde hiçbir sorunla karşılaşmadıklarına dikkati çekti. Aracın 2028 yılına kadar fenni muayenesinin bulunduğunu aktaran Arabacılar, şöyle konuştu:

"Kayıtlara göre aracımız mavi renkmiş. Aracın Türkiye'deki rengi gri, ruhsatında gri. 2028 fenni muayenesi mevcut. Şöyle söyleyeyim; bu araç muayene istasyonundan geçiyor. Onun haricinde Motorlu Taşıtlar Vergisi ödeniyor, noterden satışı oluyor. Her şey usulüne uygun, devletin belirlemiş olduğu prosedürler uygulanarak mevcut sistemde devam etmekte. Araç şaşırtıcı bir derecede 26 yıldan beri trafikte halihazır bir şekilde yürümekte. Bir an önce bu konunun çözümlenmesini, mağduriyetimizin giderilmesini talep ediyorum."








Orijinal rengi mavi, mevcut araç gri

Arabacılar'ın ulaştığı Kocaeli'deki oto ekspertiz firması yetkilisi Sami Tarcan ise şüpheli araç üzerinde yaptıkları incelemenin detaylarını paylaştı. Aracın üretim kayıtlarındaki orijinal renginin mavi olduğunu ancak Arabacılar'ın kullandığı aracın gri renkte olduğunu belirten Tarcan, "Şasi numarası bölgesinde change olduğunu söyledim. Mavi bir araba griye boyanabilir ancak bu arabanın kapı içlerinde boya yoktu. Tamamıyla mavi bir aracın kimliğini, gri bir arabaya çevirmişler. Kriminal testten change kararı çıkarsa süreç dava yoluyla ilerleyecek" diye konuştu.








Yaklaşık 133 aracı bu şekilde polislere teslim ettim

Ekspertiz sektöründe change araç kontrolünün özel bir uzmanlık gerektirdiğini vurgulayan Tarcan, bugüne kadar bu yöntemle değiştirilmiş 133 aracı tespit ederek polise teslim ettiklerini kaydetti. Tarcan, "Change araca bakan ekspertiz sayısı çok azdır. Bu süreç içerisinde çoğu kişi 3-4 sene mahkeme yoluyla alabildi, alamadığı olduğu da oldu. Artık bu tamamıyla avukatlarıyla ve yargıyla kaynaklı bir şeydir. Change araç şase numarası değişme, değişim anlamına gelir. Şase numarasını tamamıyla taşıyorlar ve bunu birebir orijinaliyle basabiliyorlar. Orijinaliyle bastığı için de çoğu kişi anlamıyor. Anlamadığı için de maalesef bu insanlar mağdur olabiliyor" şeklinde konuştu.

6 ekspertize girdi, 7'nci incelemede change çıktı

Tarcan, başka bir araçtan örnek vererek, sözlerini şöyle noktaladı:

"Geçen bir araba daha paylaştık sosyal medya hesabımızda. Araç 6 tane ekspertize sokuldu, biz 7'nciydik. Araba change çıktı. Hatta inanamadılar. Aynı şekilde 9 ay sonra arabanın change olduğu tespit edildi. Araç icralıktır, adam satamıyor. Mecburen kazalı bir arabayla bunu change edebiliyor. Deprem bölgesindeki arabaları biliyorsunuz, enkaz altında kaldılar. Tek kalan şeyi, kaskosu yoksa eğer ki şase numarası kalıyor. İcralık arabalarla bunları yer değiştirme, yani şase numaralarını yer değiştirme yapıyorlar. Biz yer değiştirme diyoruz. Ya da yurt dışından gelen arabaları buraya getiriyorlar, gümrükten geçiyor. Buradaki kazalı arabalarla şase numarasını taşıyorlar, CNC ile aynı birebir orijinalini yapabiliyorlar. Kesinlikle illegal bir işlem. Yaklaşık duyduğuma göre 30 bin araç var diye tahmin ediyorum, öyle duydum ama net bir bulgu yok bununla ilgili."

Gaziantep Valisi'nden fabrika yangını açıklaması: 'Hemen hemen kontrol altına alındı'

Gaziantep Valisi Kemal Çeber, kentte bir tekstil fabrikasında çıkan yangın ile ilgili açıklamalarda bulundu. Vali Çeber, "Yangına 39 araç ve 81 personelle müdahale ediliyor, hemen hemen kontrol altına alındı" dedi

11.08.2026 11:23:00
İHA
 
Gaziantep Valisi'nden fabrika yangını açıklaması: 'Hemen hemen kontrol altına alındı'
Gaziantep Valisi'nden fabrika yangını açıklaması: 'Hemen hemen kontrol altına alındı'
Yangın, Şehitkamil ilçesi 3. Organize Sanayi Bölgesi'nde bulunan Üniteks Tekstil isimli fabrikada çıktı. İddiaya göre, sabah 04.26 sıralarında bilinmeyen bir nedenle çıkan yangın sonrası yapılan ihbarla olay yerine çok sayıda itfaiye, sağlık ve polis ekibi sevk edildi. Olay yerine gelen itfaiye ekipleri, kısa sürede büyüyen ve fabrikayı saran yangına müdahale etti. Ekiplerin yangınla mücadelesi 39 araç ve 81 personelle sürerken Gaziantep Valisi Kemal Çeper de olay yerine gelerek yetkililerden son durum hakkında bilgi aldı.






Yetkililerden bilgi aldıktan sonra açıklamalarda bulunan Gaziantep Valisi Kemal Çeber, "Yangın, 3. Organize Sanayi Bölgesi bulunan fabrikada çıktı. Gördüğünüz dumanlar aslında söndürüldü ya da söndürülmesi aşamasında olduğuna işaret ediyor ama müdahale devam ediyor. Gece 04:26 sularında yangın şu an henüz belirleyemediğimiz bir nedenden dolayı tabii ona bakılacak teklif olarak çıkıyor. Fabrika bir pamuk ipliği tesisi. On yedi bin beş yüz metrekare bir fabrika. Yangının etkilediği alan üç bin metrekarelik gibi bir alan. Yoğun çalışan bir fabrika. Üç vardiya çalışıyor. 04:26'da yangın çıkınca kendileri de bu konuda en güzelini yapıyorlar ve hemen herkes tahliye ediliyor. Beş dakika sonra da OSB itfaiyemiz, Büyükşehir itfaiyemiz burada 04.32 itibarıyla ve yangınla mücadele başlıyor. Tabii pamuk ipliği bilmeyenler için ifade edelim çok yanıcı bir maddedir. 






Yani siz söndürdüğünüzü düşündüğünüzde bile içten içe yanma riski olan bir madde. Balyalar halinde tutulur. Onlar yanıyor. Biz de sabah 7'den itibaren dronlar üzerinden zaten yangını sürekli olarak takip ettik. Randevularımızı bitir bitirmez de hem sevgili hemşerilerimize geçmiş olsun diyelim hem yerinde görelim diye geldik. Elhamdülillah ki vefat ya da yaralımız yok. Bizim yangınlardaki ilk önceliğimiz bu. Üç bin metrekare kadar bir alan etkilendi Şuan itibariyle de 39 itfaiye aracımız ve 81 personelimiz müdahale ediyor. Zaten daha fazlasını alacak fiziki imkan da yok. Ekipler çalışmalarını devam ettiriyor ama işte malzemenin ve fabrikanın özelliği gereği uzun bir mücadele gerektiriyor. Hemen hemen kontrol altına alındı. Bundan sonra soğutma çalışmaları devam edecek. Nedenine ilişkin arkadaşlar çalışmalarını yürütecekler" ifadelerini kullandı.

İtfaiye ekiplerinin yangının çıktığı fabrikada söndürme ve soğutma çalışmaları devam ediyor.

BTP Ege Gençliği Muratdağı’nda buluştu

Üç gün süren kampta gençler eğitim, spor ve sosyal etkinliklerle bir araya gelirken Türkiye’nin geleceğine ilişkin mesajlar verdi

10.08.2026 20:26:00
Haber Merkezi
 
BTP Ege Gençliği Muratdağı’nda buluştu
BTP Ege Gençliği Muratdağı’nda buluştu
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Gençlik Kolları tarafından düzenlenen Ege Bölgesi Gençlik Kampı, farklı illerden gençlerin katılımıyla Muratdağı'nda gerçekleştirildi. Üç gün süren organizasyonda Uşak başta olmak üzere Kütahya, Afyonkarahisar, İzmir, Denizli, Manisa, Aydın ve Muğla'dan gelen gençler bir araya geldi. 






Gençlerin hem birbirleriyle kaynaşmasını hem de teşkilat çalışmalarına ilişkin bilgi ve deneyimlerini artırmasını amaçlayan kampta; siyasi gelişmeler, ekonomi, gençlik politikaları ve Türkiye'nin geleceğine ilişkin çeşitli değerlendirmeler yapıldı.
 
Seminerlerin yanı sıra kaplıca, futbol, müzik ve film etkinlikleriyle gençler yoğun geçen programın keyfini çıkardı.







KAMP MURATDAĞI HAMAMI'NDA BAŞLADI
 
Üç günlük programın ilk gününde gençler Muratdağı Hamamı'nda buluştu. Farklı şehirlerden gelen katılımcıların tanışmasının ardından kampın eğitim programına geçildi. BTP Gençlik Kolları yöneticilerinin katıldığı seminerlerde parti politikaları, gençlerin siyasetteki rolü, Milli Ekonomi Modeli, Türkiye'nin geleceği ve bağımsızlık anlayışı üzerine değerlendirmeler gerçekleştirildi. 
 
Programda BTP Gençlik Kolları Teşkilat Başkanı Burak Karataşoğlu, BTP Gençlik Kolları Teşkilat Başkan Yardımcısı ve Ege Bölge Sorumlusu Onur Karataşoğlu, BTP MYK Üyesi Emre Belge, BTP Gençlik Kolları Genel Sekreteri Osman Bedri Bektaş, BTP Gençlik Kolları Teşkilat Başkan Yardımcısı Furkan Hamza ve BTP Gençlik Kolları Genel Başkanı Fatih Akburak gençlerle bir araya geldi. 
 
Seminerlerde ayrıca BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş ve merhum Prof. Dr. Haydar Baş'ın siyasi ve ekonomik yaklaşımları, Milli Ekonomi Modeli, Ehl-i Beyt ve Atatürk konuları ele alındı. İlk günün sonunda gençler birlikte film izleyerek programı tamamladı.







İKİNCİ GÜNDE KAPLICA VE SPOR ETKİNLİKLERİ
 
Kampın ikinci gününde ise sosyal ve sportif etkinliklere ağırlık verildi. Gençler Ilıca Kaplıcaları'na götürülerek burada çeşitli etkinliklere katıldı. Kamp alanına dönülmesinin ardından futbol oynayan gençler, günün ilerleyen saatlerinde müzik eşliğinde bir araya geldi. 
 
Şarkılar söyleyerek eğlenen katılımcılar, yoğun geçen kamp programı içerisinde keyifli anlar yaşadı. Farklı illerden gelen gençlerin aynı ortamda buluşması, yeni arkadaşlıkların kurulmasına ve teşkilatlar arasındaki iletişimin güçlenmesine de katkı sağladı.







KAPANIŞ PROGRAMINDA GELECEK MESAJI
 
Kampın üçüncü ve son gününde kapanış programı düzenlendi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başlayan programda, üç gün boyunca gerçekleştirilen çalışmalar değerlendirildi. 
 
Kapanış programına BTP Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi, Ege Bölgesi il başkanları, BTP Denizli İl Müfettişi Ömer Kılıç, BTP Gençlik Kolları yöneticileri ve çok sayıda partili katıldı. Programın açılış konuşmasını BTP Gençlik Kolları Teşkilat Başkan Yardımcısı ve Ege Bölge Sorumlusu Onur Karataşoğlu yaptı.

ONUR KARATAŞOĞLU: "BU SİNERJİYİ ŞEHİRLERİMİZE TAŞIYACAĞIZ"
 
Kampın gençler açısından önemli bir buluşma olduğunu belirten Onur Karataşoğlu, üç gün boyunca gençlerin hem eğlendiğini hem de fikir alışverişinde bulunduğunu söyledi. Karataşoğlu, kampın ardından gençlerin edindikleri bilgi ve motivasyonu kendi şehirlerindeki çalışmalara yansıtmaları gerektiğini belirterek, "Sadece bir araya gelmedik; paylaştık, öğrendik, güldük ve en önemlisi geleceğe dair inancımızı tazeledik" dedi.
 
Kamp boyunca oluşan dayanışmanın BTP gençliğinin gücünü ortaya koyduğunu ifade eden Karataşoğlu, Genel Başkan Hüseyin Baş başta olmak üzere organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür etti. Karataşoğlu, "Buradaki o muazzam sinerjiyi ve motivasyonu şimdi şehirlerimize taşıma vakti" ifadelerini kullandı.







BURAK KARATAŞOĞLU: "ASIL MESELE KAMP SONRASINDA NE YAPACAĞIMIZ"
 
Onur Karataşoğlu'nun ardından konuşan BTP Gençlik Kolları Teşkilat Başkanı Burak Karataşoğlu ise kampın yalnızca sosyal bir etkinlik olmadığını vurguladı. Gençlerin üç gün boyunca aynı sofrayı, heyecanı ve ideali paylaştığını belirten Karataşoğlu, kamp sürecinde kurulan dostlukların ve kazanılan motivasyonun bundan sonraki çalışmalara aktarılması gerektiğini söyledi. 
 
"Ancak asıl mesele, buradan ayrıldıktan sonra ne yapacağımızdır" diyen Karataşoğlu, gençlerin şehirlerine daha güçlü ve kararlı şekilde dönerek çalışmalarını sürdürmeleri gerektiğini ifade etti. BTP'nin fikir üreten, proje geliştiren ve ülke meseleleri üzerine çalışan bir gençlik hedeflediğini belirten Karataşoğlu, gençlerin yalnızca bugünün değil, Türkiye'nin geleceğinin de sorumluluğunu taşıdığını dile getirdi.
 







KEPEKÇİ: "GENÇLERİ YALNIZLIKTAN KURTARMANIN YOLU AİDİYETTEN GEÇİYOR"
 
Kapanış programında gençlere hitap eden BTP Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi, gençlerin günümüzde yaşadığı yalnızlık ve aidiyet sorununa dikkat çekti. 
 
Yaklaşık 40 yıl önce Prof. Dr. Haydar Baş ile tanıştığını anlatan Kepekçi, bu süreçte insanı merkeze alan bir anlayış, millet sevgisi ve gençlere güven konusunda önemli kazanımlar elde ettiğini ifade etti. Teknolojinin iletişim imkânlarını artırmasına rağmen gençlerin yüz yüze ilişkiler konusunda daha fazla yalnızlaşabildiğini belirten Kepekçi, sorunun yalnızca iletişim eksikliği olmadığını, aidiyet duygusunun da büyük önem taşıdığını söyledi.
 
"GENÇLİK BUGÜNÜN DE GÜCÜDÜR"
 
Prof. Dr. Haydar Baş'ın gençliğe bakışına değinen Kepekçi, gençlerin yalnızca geleceğin değil, bugünün de önemli bir gücü olduğunu ifade etti. Gençlerin bir topluluğa, hedefe ve geleceğe dair umuda ihtiyaç duyduğunu belirten Kepekçi, gençlere yalnızca sorunların anlatılmasının yeterli olmadığını, aynı zamanda bir ideal ve sorumluluk duygusu kazandırılması gerektiğini söyledi.
 
BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş öncülüğünde yürütülen "Geleceği Savunmak" seminerlerine de değinen Kepekçi, uyuşturucu, kumar ve dijital bağımlılık gibi sorunlarla mücadele edilirken gençlerin aynı zamanda topluma ve ülkeye aidiyet duygusunun güçlendirilmesi gerektiğini savundu. Kepekçi, "Gençler bu ülkenin misafiri değildir. Gençler bu ülkenin ev sahibidir" mesajını verdi.
 
AİLE, EĞİTİM VE EKONOMİ VURGUSU
 
Gençlerin yaşadığı yalnızlığın bireysel bir sorun olmanın ötesinde toplumsal boyut taşıdığını belirten Kepekçi; aile bağlarının güçlendirilmesi, eğitim sisteminin gençlerin aidiyet duygusunu desteklemesi ve ekonomik şartların gençlere güvenli bir gelecek sunması gerektiğini söyledi. Yerel yönetimlerin de gençlere spor, sanat ve bilim alanlarında daha fazla imkân sağlamasının önemine dikkat çeken Kepekçi, gençlerin üretim yapabildiği ve geleceğini güven içinde planlayabildiği bir ekonomik yapının gerekliliğini vurguladı. 
 
Milli Ekonomi Modeli'ne de değinen Kepekçi, modelin ekonomik yaklaşımın yanı sıra insan merkezli sosyal devlet anlayışını da içerdiğini savundu. Konuşmasının sonunda gençlere seslenen Kepekçi, Türkiye'nin geleceğinin gençlerin omuzlarında yükseleceğini belirterek, "Bir genci kazanmak; bir aileyi, bir şehri ve bir ülkenin geleceğini kazanmaktır" dedi.








AKBURAK: "GENÇLERİ SİYASETİN MERKEZİNE KOYUYORUZ"
 
BTP Gençlik Kolları Genel Başkanı Fatih Akburak da kapanış programında gençlere hitap etti. Üç günlük kampın gençler açısından verimli geçtiğini belirten Akburak, kamp boyunca hem dinlenildiğini hem eğlenildiğini hem de önemli bir motivasyon kazanıldığını söyledi. Bu enerjinin kamp sonrasında saha çalışmalarına aktarılması gerektiğini ifade eden Akburak, gençlerin yalnızca seçim dönemlerinde veya saha çalışmalarında kullanılan bir unsur olarak görülmemesi gerektiğini belirtti. 
 
"Bağımsız Türkiye Partisi gençleri siyasetin merkezine koyan bir anlayışa sahip" diyen Akburak, gençlerin ülke yönetiminde daha fazla söz sahibi olması gerektiğini savundu. Gençlerin iş sahibi olmak, ev ve araç sahibi olmak, iyi eğitim almak, evlenmek ve daha iyi şartlarda yaşamak gibi temel beklentileri bulunduğunu belirten Akburak, gençlerin karar alma mekanizmalarında daha fazla yer almasının önemine dikkat çekti.
 
"GENÇLER HALLEDER" MESAJI
 
Gençlerin siyasette aktif olmaması halinde, gençlerin sorunlarını yeterince bilmeyen anlayışların ülkenin geleceğini şekillendireceğini ifade eden Akburak, gençleri daha fazla sorumluluk almaya çağırdı. "Gençler Halleder" anlayışına vurgu yapan Akburak, gençlerin Türkiye'nin geleceğinde aktif rol üstlenmesi gerektiğini söyledi.
 
Ekonomik ve sosyal sorunlara da değinen Akburak, BTP gençliğinin mücadelesinin gençlerin iş sahibi olması ve Türk milletinin insanca yaşaması olduğunu ifade etti. Kampın sona ermesini yeni bir çalışma döneminin başlangıcı olarak değerlendiren Akburak, gençlerden şehirlerine döndüklerinde daha aktif çalışmalar yürütmelerini istedi.
 
AKBURAK'TAN ÇAKIN'A TEŞEKKÜR
 
Fatih Akburak, konuşmasının sonunda kampın düzenlenmesinde emeği bulunanlara teşekkür etti. Özellikle BTP Uşak İl Başkanı Halil İbrahim Çakın'a teşekkür eden Akburak, Ege Bölgesi Gençlik Kampı'nın gerçekleştirilmesinde Çakın'ın önemli katkıları olduğunu belirtti. Akburak, Çakın'a teşekkür ederek kampın organizasyonundaki emeğini vurguladı.
 
KATILIM BELGELERİ TAKDİM EDİLDİ
 
Kapanış konuşmalarının ardından kampın düzenlenmesi ve yürütülmesinde emeği bulunanlar ile katılımcılara katılım belgeleri verildi. Gençlere ayrıca kalem hediye edildi. Belge ve hediye takdiminin ardından katılımcılar toplu fotoğraf çektirdi. 
 
Farklı illerden gelen BTP gençlerini üç gün boyunca Muratdağı'nda buluşturan Ege Bölgesi Gençlik Kampı, gençlerin birlikte geçirdiği keyifli anların yanı sıra eğitim, dayanışma ve teşkilat çalışmaları açısından gerçekleştirilen değerlendirmelerin ardından sona erdi.

Bozkurt'ta 5 yıl geçmesine rağmen selin acıları ilk günkü gibi taze

Batı Karadeniz'de 2021 yılında meydana gelen büyük sel felaketinde 65 kişinin hayatını kaybettiği, 7 kişinin kaybolduğu Kastamonu'nun Bozkurt ilçesinde, 5 yıl geçmesine rağmen vatandaşlar o günü unutamıyor

10.08.2026 12:50:00
İHA
 
Bozkurt'ta 5 yıl geçmesine rağmen selin acıları ilk günkü gibi taze
Bozkurt'ta 5 yıl geçmesine rağmen selin acıları ilk günkü gibi taze
Batı Karadeniz'de 11 Ağustos 2021 tarihinde meydana gelen büyük sel felaketinden en çok etkilenen yerleşim yeri Kastamonu'nun Bozkurt ilçesi olmuştu. Sel felaketinde ilçedeki onlarca bina zarar görmüş, 65 kişi hayatını kaybetmiş, 7 kişi ise kaybolmuştu. Aradan geçen 5 yıl geçmesine ve ilçenin yeniden ayağa kaldırılmasına rağmen, selin bıraktığı acılar hala ilk günkü tazeliğini koruyor.

Sel anını anlatan vatandaşlar o günü unutamadıklarını söyledi.






Selin yara izlerini vücudunda taşıyor

Sel sırasında semt pazarında esnaflık yaptığını ifade eden Mustafa Tezel, yapılan uyarılarının ardından tezgahını toplayarak evine gitmek istediğini ve selin bir anda gelmesinin ardından bir dükkana girerek kurtulduğunu dile getirdi. Mustafa Tezel, 8,5 saat sel ile verdiği mücadelenin ardından askerler tarafından sıkıştığı yerden kurtarıldığını ifade etti. Sel sebebiyle 5 arkadaşının hayatını kaybettiğini söyleyen Tezel, selin üzerinden 5 yıl geçmesine rağmen vücudunda oluşan yaraların izlerini taşıyor.








"8,5 saat selle mücadele verdim"

Sel anını anlatan Mustafa Tezel, "Hanıma, 'sen hükümet konağına git, ben de meydandan eve giderim' dedim. Eve giderken Sınarcık Tepesinde bir kepçe gördüm, 'kepçenin burada ne işi var' dememe kalmadan yukarıdan aşağıya sel geldi. Sel çarparak beni yere yatırdı. Kaçacak yer aradım. Kaçarken bir dükkana girdim. Dükkana girince içeride arkadaşlar can havliyle cama vuruyorlardı. Bende demir vardı, demiri tuttum. Baktım, sel burnuma kadar gelmiş. Suya daldım, baktım ayağımdan başıma kadar sel çıkmış. Üzerimde bir gözlük, bir saat var. Selin daha eseri bacağımda duruyor. 8,5 saat mücadele verdim. Sabah ekipler geldi, 'canlı var mı' diye bağırdılar. Bizi aldılar, meydana getirdiler, battaniye verdiler. Bir süre orada yattık Süleyman Soylu, askerler geldi, Allah razı olsun. Ben böyle asker görmedim. Asker beni temsil ediyor, benim askerim. Sonra askerler gelip evlerimizi, işyerlerimiz temizlediler. Bize elimizi bile sürdürmediler. Hepsinden Allah razı olsun" dedi.








"Bir ben kaldım, bir de eşim kaldı"
Hayatını kaybeden arkadaşlarını unutamadığını belirten Tezel, "Yakınlarım, arkadaşlarım gitti. Bir ben kaldım, bir de eşim kaldı. İki kişiyiz, başka kimse yok. Pazaryerindeki arkadaşlarım hayatını kaybetti. Hala unutamadık. Selin eserini vücudumda taşıyorum. Ayağım hep yaraydı. Pantolon, gömlek, kimlik hepsi selde kayboldu. Bir saat, bir de gözlüğüm kaldı. Askerlerden Allah razı olsun, beni selden kurtardılar. Pazaryerinde esnaflardan 5 kişi hayatını kaybetti" diye konuştu.

"Arkadaşımın evindeyken bir baktım kendi apartmanım yıkıldı"

Sel felaketinde evlerinin Ezine Çayı'nın kenarında olduğunu söyleyen Kayra Uhut Turan ise, "Evimiz Ezine Çayı'nın kenarındaydı. O yüzden biz de evde sıkışmıştık. Zabıta arabası gelip anons yapıyordu. Biz evden çıkmadık. Sel bir anda geldi. Evimiz su almaya başladı. Biz de selin içine girip kaçmaya karar verdik ve dışarıya çıktık. Kapıyı sel suyundan dolayı açamıyorduk, zor açtık. Biz çıktıktan sonra bina yıkılmıştı. 8 katlı bina. Biz de selden böyle kurtulduk. Annemin bir tane baktığı yaşlı ağabey vardı, onun evine sığındık. Selin olduğu zamanı hatırlıyorum. Ben arkadaşımın evinde kendi apartmanıma bakarken yıkıldı. Sonra yeni evim TOKİ oldu. TOKİ'den çok memnunum. Yeni evim çok güzel" şeklinde konuştu.








"Allah devletimizde zeval vermesin, Bozkurt ayakta dimdik duruyor"

Sel anında yaşadıklarını anlatan Şaban Demir de, "Selin ilk zamanları kimse tam farkına varmamıştı. Belediye anons yaptı, bizi uyardılar. Ondan sonra dükkanı topladık. Tam kaçarken ben içeri girmiştim. İçeride su seviyesi yavaş yavaş yükseldi. Ben giriş kattaydım. O arada bir arkadaş da içeri girmişti. 'Üst kata çıkalım' dedim. Ben de tam çıkarken içeride su seviyesi yükseldi, benim bulunduğum kata geldi. Aradaki merdivenden üst kata çıktık. Biz kurtulduk zannettik ama maalesef su birinci katı geçti, ikinci kata kadar geldi. İş yeri ağzına kadar su doldu. Yanımdaki komşuyla beraber çıktık. Saat 11.30'da kurtulduk. Şu anda Bozkurt düzeldi. At yapısıyla, dükkanlarıyla yenilendi. Bizim o zaman dükkanımız bu şekilde değildi. TOKİ yaptı. Şu anda daha dayanıklı, daha güzel. Caddemiz de daha bir geniş" ifadelerini kullandı.

Filyos'ta kaybolan Muhammet'i arama çalışmaları ikinci gününde

Zonguldak'ın Filyos beldesinde girdiği denizde kaybolan Suriye uyruklu 15 yaşındaki Muhammet Şemali'yi arama çalışmaları ikinci gününde havadan ve karadan devam etti

10.08.2026 11:41:00
İHA
 
Filyos'ta kaybolan Muhammet'i arama çalışmaları ikinci gününde
Filyos'ta kaybolan Muhammet'i arama çalışmaları ikinci gününde
Ankara'dan tur ile Zonguldak'a gelen 16 yaşındaki Muhammet Şemali, serinlemek için Çaycuma ilçesine bağlı Filyos beldesinde denize girdi. Dalgalar arasında zor anlar yaşayan Şemali'yi kurtarmak isteyen bir yakını da boğulma tehlikesi geçirdi. Yaralı kurtulan yakını A.Ş. hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı.






İhbar üzerine bölgeye gelen ekipler denizden ve karadan Şemali için arama kurtarma çalışması başlattı. Gün boyu devam eden çalışmalar gece boyu da karadan devam etti. Bu sabah günün ilk ışıklarıyla birlikte jandarma, polis ve AFAD ekipleri karadan, denizden ve havadan çalışmalarını sürdürdü.








Arama çalışmalarında gönüllü olarak yer alan Doğukan Bayrak, "Dün akşam kaybolan vatandaş için jandarma arama kurtarma timi 17.00'den beri aramalarını yapıyor. Polis, AFAD geldi. Dün geceden beri biz de vatandaş olarak yardım etmeye çalışıyoruz. Umarım bulunur" diye konuştu.








Şemali'ye ait herhangi bir ize rastlanmazken 3 bot, 2 dron, 36 personelin bölgedeki çalışması sürüyor.








Öte yandan Zonguldak Valiliği 9 - 10 Ağustos tarihleri arasında olumsuz deniz şartları sebebiyle il genelinde denize girişleri yasaklamıştı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.