Karbon elyaf rant kapısı olmasın!
İTÜ İnşaat Fakültesi Yapı Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alper İlki, İstanbul'da konutların depreme dayanıklı hale getirilmesinde gündeme gelen karbon elyafın dayanıklı bir malzeme olduğuna işaret ederek, “Bu yöntemde hem projelendirme, hem de uygulama büyük dikkat ve özen ister. Bugünlerde konunun ilgi çekmesi bu konuda bilgisi, tecrübesi olmayan kişinin bu alana kaymasına sebep olabilir” dedi.
02.03.2023 16:34:00





İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) İnşaat Fakültesi Yapı Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alper İlki, karbon lifli polimer kompozitler ve farklı çeşitlerinin 1990'ın başından beri araştırılan, yapıların güçlendirilmesi için farklı amaçlarla kullanılan malzemelerden biri olduğunu söyledi. İTÜ'nün de bu konuyu Türkiye'de ilk araştıran kurumlardan biri olduğunu belirten İlki, "Çekme değeri çok yüksek, çok ince liflerden oluşan bir malzeme. İnşaatlarda kullandığımız S400 türü çelik donatılardan 4-5 beş kat yüksek dayanıma sahip. Bu malzemeyi, hafif ve şekil verilebilir olması nedeniyle uygun geometrilere getirmek mümkün" diye konuştu.
Eski binalarda kolonlar sorunlu
Eski mevcut yapıların en önemli probleminin beton dayanımının düşüklüğü ve enine yerleştirilen kolonların seyrekliği olarak ifade eden Prof. Dr. İlki, "Bu iki etki birleştiği zaman kolonlar deprem sırasında yapması gereken deformasyonu yapamadan maalesef yıkılıyor. Kolonları bu malzemeyle dıştan sargıladığımız zaman enine donatı eksikliğini gidererek kolonların büyük deformasyonlara ulaşabilmesini yıkılmadan sağlıyoruz. Bu da aslında yapının depremi ayakta atlatmasını sağlıyor. Karbon elyaf, çeşitli kullanım alanları olan yapıların sürekliliğini arttıran, özellikle kullanılan yapıların ayakta kalmasını sağlayan bir malzeme" dedi.
Karbon elyaf her binaya yapılmaz
Prof. Dr. İlki, karbon elyafın sihirli bir değnek olmadığına dikkati çekerek, bu malzemenin her zaman ve durumda tüm yapılara uygun bir yöntem olmadığını dile getirdi. Karbon elyaf yönteminin uygulanmasına çok dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan İlki, şunları söyledi: "Öncesinde binanın mevcut durumunun dikkatli şekilde incelenmesi, eksikliklerin, yetersizliklerin ortaya koyulması, bunlar içinde olası çözümlerin neler olduğunu araştırılması ve karbon elyaflı çözüm uygunsa bunun tasarlanması ve uygulanması gerekir. Hem projelendirme, hem uygulama sürecinde büyük dikkat ve özen ister. Konunun uzmanı kişilerce bu öncelendirmenin ve uygulamanın yapılması son derece önemli! Çünkü bugünlerde konunun ilgi çekmesi bu konuda bilgisi, tecrübesi olmayan kişinin bu alana kaymasına sebep olabilir. İnsanlar güçlendirildiğini düşündüğü binalarda aslında hala riski yaşıyor olabilir. Muhtemel hatalar, bütün dünyada uygulanan bir güçlenme yöntemine duyulan güvenin de azalmasına sebep olabilir. O nedenle herkesin bu konuda çok dikkatli olması, işin uzmanları tarafından bu konunun yürütülmesi son derece önemli. Karbon elyaf her binaya yapılamaz. Zaten yöntemin hangi durumlarda uygulanabileceği, hangi elemanlarda kullanılabileceği deprem yönetmeliklerimizde yer alıyor."
Doğru yapılırsa, binayı ayakta tutar
Bina büyüdükçe güçlendirmenin daha ekonomik hale geldiğini ifade eden İlki, "Karbon elyaf doğru yapıda, doğru şekilde tasarlanıp uygulandığı zaman depremde yıkılma riski olan binaları ayakta tutabilecek bir yöntem. Önemli olan bunun doğru projelendirilip doğru uygulanması. 1999 öncesi yapılan İstanbul'da çok sayıda bina var. Bizim müdahale etmemiz gerekenler bu yapılar... Bunların kayda değer bir bölümünde bu yöntemin çözüm getirilebileceğini düşünüyoruz." dedi.
Deprem hareketinde dayanım sağlıyor
Arel Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Fatih Altan da, karbon elyafın depremde kullanılan önemli güçlendirme yöntemlerinden birisi olduğunu söyledi. Bunun binanın ayakta durmasını sağladığını belirten Altan, "Betonarme gevrek malzeme olduğu için kırılma yapıyor. Biz bunu kolonlara genelde yatay taşıyıcılardan çok düşey taşıyıcılara sarmayı planlıyoruz. Düşey taşıyıcılarda karbon elyafı sardığımızda 'sünek kırılma' dediğimiz elastikiyet veriyor. Yani deprem hareketinde dayanım sağlıyor" değerlendirmesini yaptı. Prof. Dr. Altan, şunları kaydetti: "Karbon fiber her binaya uygun olmayabilir. Buna dikkat etmek lazım. Bina güçlendirirken yanlış bir yöntem uygulanmamalı. Güçlendirme projesi temelden hatta zeminden başlar. Zeminden başlayarak çatıya kadar yapılmalı." Prof. Dr. Altan, 2000 yılı öncesi yapılarda etüt yapılmadığı için zeminlerin gevşek olduğundan güçlendirme yapılması gerekebileceğini dile getirdi. Zemin güçlendirildikten sonra temellerin radye temele çevrilmesi gerektiğine dikkati çeken Altan, "Ben, 'İki tane kolonu karbon elyafla sardım, ben binamı güçlendirdim' demek doğru olmaz. Çatlayan kolonlara karbon elyaf yapıyorlar, bu olmaz. Bu şekilde güçlendirmeleri biz duyuyoruz. Bunlar güçlendirme değil. Uzman inşaat mühendisleri tarafından ve resmi ruhsatlı projelerle güçlendirme yapılmalıdır" dedi.
Güçlendirmenin maliyeti yüksekse, yıkıp yapmak mantıklı
Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) İnşaat Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Cem Yenidoğan da "Güçlendirme yaparken genelde maliyet yüzde 25 ile 40 arasında değişen bir miktarın üzerindeyse bazen binayı yıkıp güçlendirme yöntemlerine yönelmeden direkt yeniden yapmanız da önerilebiliyor" dedi. HABER MEREKZİ/AA














































































