Kayseri: Taşların Altındaki Eski Deniz Hikâyesi
Kayseri’nin bugünkü sert karasal iklimiyle hayal etmesi zor olsa da, geçmişteki bu sualtı dünyası, bölgenin jeolojik ve doğal zenginliğine bambaşka bir derinlik kazandırıyor.
Bayram ÇOŞGUN





Milyonlarca yıl önce, Mesozoik ve Tersiyer jeolojik dönemlerinde, Anadolu'nun büyük bölümü sığ denizlerle kaplıydı. Bu denizler, bugünkü Akdeniz'in eski uzantıları sayılan Tetis Okyanusunun kollarıydı. Kayseri ve çevresindeki kayaçlarda görülen deniz canlılarının fosilleri, o dönemin izlerini günümüze taşıyor. Özellikle Bünyan, Pınarbaşı ve Develi çevresinde rastlanan ammonit, istiridye ve mercana benzeyen organizma fosilleri, bölgenin bir zamanlar tuzlu suyla çevrili olduğunu kanıtlıyor.
Ancak bu deniz sonsuza kadar sürmedi. Yaklaşık 10 milyon yıl önce, yer kabuğundaki büyük hareketler, Anadolu'nun yükselmesine neden oldu. Bu süreçte Tetis Denizi yavaş yavaş çekildi, sular yerini karasal iklime ve volkanik arazilere bıraktı. Erciyes Dağı'nın aktif olduğu dönemlerde püskürttüğü lavlar, eski deniz tabanını adeta mühürledi. Böylece, su altı yaşamının izleri taşlaşarak bugüne kadar korundu.
Bugün Kayseri topraklarında yürürken gördüğümüz kireçtaşları, tortul tabakalar ve fosil kalıntıları, aslında o eski denizin sessiz tanıklarıdır. Her biri, bir zamanlar bu topraklarda dalgaların çarpıştığını, deniz canlılarının yüzdüğünü hatırlatır.















































































