KAYYUMUN ATADIĞI BAŞKAN YARDIMCISINDAN SERVET ÇIKTI!
AKP eski milletvekili Şamil Tayyar’ın, Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı Yusuf Ulutaş hakkındaki açıklamaları, belediyeye kayyum atanması ve kayyum yönetiminin tercihleri üzerinden yeni bir tartışmayı gündeme taşıdı
Haber Merkezi





YUSUF ULUTAŞ KİMDİR, GÖREVE KİM GETİRDİ?
Yusuf Ulutaş, avukatlık geçmişi bulunan ve Esenyurt Belediyesinde başkan yardımcılığı yapan bir isim. Daha önce AKP yönetimindeki Beyoğlu Belediyesinde de başkan yardımcılığı görevinde bulundu.
Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'in 30 Ekim 2024'te gözaltına alınması, 4 Kasım'da tutuklanmasının ardından görevden uzaklaştırılmasıyla belediye yönetimi değişti.
İstanbul Vali Yardımcısı Can Aksoy, belediye başkan vekili olarak görevlendirildi. Yusuf Ulutaş da Can Aksoy'un başkan vekilliği döneminde başkan yardımcılığı görevine getirildi. Dolayısıyla Ulutaş, seçilmiş belediye başkanı Ahmet Özer'in yönetimi tarafından değil, kayyum yönetimi döneminde görevlendirildi.
Bu ayrıntı, ortaya çıkan iddiaların siyasi sorumluluk bakımından da tartışılmasını gerektiriyor.
EVİNDE DÖVİZ, NAKİT PARA VE LÜKS SAATLER BULUNDU

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının Esenyurt Belediyesindeki bazı ihalelerde usulsüzlük ve müteahhitlerden rüşvet alındığı iddiaları üzerine yürüttüğü soruşturma kapsamında, 7 Ekim 2026'da Ulutaş'ın evinde arama yapıldı.
Basına yansıyan bilgilere göre aramada 450 bin 854 dolar, 31 bin 815 avro, 2 milyon 580 bin lira nakit para, çok sayıda ziynet eşyası ve iki Rolex marka saat ele geçirildi. Soruşturma dosyasında, bazı şirketlerden hakediş ödemeleri karşılığında para talep edildiği iddiaları da yer aldı.
MASAK raporuna ilişkin haberlere göre Ulutaş'ın para transferi işlem hacmi 2024'te 10,6 milyon lirayken 2025'te yaklaşık 231 milyon liraya yükseldi. Ancak işlem hacmi, tek başına kişinin bu tutarda kazanç elde ettiği veya tutarın tamamının suç geliri olduğu anlamına gelmiyor. Paranın kaynağı ve işlemlerin niteliği soruşturmanın temel konuları arasında bulunuyor.
ŞAMİL TAYYAR'DAN SERT TEPKİ

AKP eski milletvekili Şamil Tayyar, sosyal medya paylaşımında Ulutaş'a yönelik iddiaları sert ifadelerle eleştirdi. Tayyar, evde bulunduğu bildirilen paralar ve lüks saatlerin yanı sıra MASAK raporundaki para hareketliliğine dikkat çekerek şu sözleri kullandı:
"Kardeşim, hiç mi utanmanız yok?"
Tayyar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a "hatırlı" isimler aracılığıyla ulaşılmaya çalışıldığını da ileri sürerek, "Size güvenen insanlara hiç mi vefanız yok. Hiç mi ders almazsınız" ifadeleriyle tepki gösterdi.
Bu açıklamalar, yalnızca bir belediye yöneticisine yönelik eleştiri olarak mı görülmeli, yoksa kayyum yönetiminin görevlendirme ve denetim sorumluluğunu da gündeme mi taşımalı?
AYNI İDDİALAR MUHALİF BİR İSİM HAKKINDA OLSAYDI…
Tartışmanın en önemli boyutu burada ortaya çıkıyor. Esenyurt'ta seçilmiş belediye başkanının görevden uzaklaştırılmasıyla kurulan kayyum yönetiminin göreve getirdiği bir başkan yardımcısı hakkında bu ölçekte mali bulgular ve ciddi suçlamalar gündeme geliyorsa, kamuoyunun yalnızca şüphelinin kişisel sorumluluğunu değil, onu göreve getiren ve denetlemekle yükümlü olan yönetimi de sorgulaması gerekir.
Aynı iddialar muhalif bir belediye başkan yardımcısı hakkında ortaya atılsaydı siyasi açıklamaların tonu, televizyon tartışmaları ve iktidar çevrelerinin tepkileri aynı mı olurdu?
Muhalif belediyeler söz konusu olduğunda yöneltilen ağır suçlamalar, kayyum yönetiminde görev yapan isimler için de aynı kararlılıkla dile getirilecek mi?
Burada ölçü, kişinin hangi siyasi çevreye yakın olduğu değil; iddiaların ciddiyeti, delillerin niteliği ve hukukun herkese eşit uygulanması olmalı.








































































