logo
10 TEMMUZ 2026

Kentleşmenin sağlık üzerindeki görünmeyen etkisi

Şehrin beton ormanları nefesinizi kesiyor, gürültüsü zihninizi mi yoruyor? Kentleşmenin gözden kaçan detayları, aslında sağlığınızın en büyük belirleyicisi olabilir

04.07.2025 19:26:00
Eyüp Kabil
 
Kentleşmenin sağlık üzerindeki görünmeyen etkisi
Kentleşmenin sağlık üzerindeki görünmeyen etkisi
Günümüzde dünya nüfusunun yarısından fazlası kentlerde yaşıyor ve bu oran hızla artmaya devam ediyor. Kentleşme, ekonomik büyüme ve sosyal ilerleme gibi pek çok fayda sunsa da, aynı zamanda insan sağlığı üzerinde genellikle göz ardı edilen, görünmeyen ve karmaşık etkilere yol açar. Şehir planlamasından hava kalitesine, yeşil alanların varlığından gürültü kirliliğine kadar birçok faktör, hem fiziksel hem de ruhsal sağlığımızı derinden etkiler.

ŞEHİR PLANLAMASININ ROLÜ

Kentlerin nasıl planlandığı, sakinlerinin sağlık outcomes'ları üzerinde doğrudan bir etkiye sahiptir.

Ulaşım ve Fiziksel Aktivite: İyi planlanmış bir şehirde, yürüme ve bisiklete binme dostu altyapılar, toplu taşıma erişimi ve karma kullanımlı alanlar (iş, konut, alışveriş bir arada) teşvik edilir. Bu durum, bireylerin daha aktif bir yaşam sürmesine olanak tanır ve obezite, kalp hastalıkları gibi kronik rahatsızlıkların riskini azaltır. Tersine, otomobil odaklı şehirler, hareketsiz bir yaşam tarzını dayatır. Örneğin, İstanbul'un yoğun trafiği ve uzun mesafeleri, bireyleri araç kullanmaya zorlayarak fiziksel aktivite seviyelerini düşürür.

Sosyal Bağlantılar ve Topluluk: Mahallelerin nasıl düzenlendiği, komşuluk ilişkilerini ve sosyal etkileşimi doğrudan etkiler. Tek tip konutlardan oluşan, sosyal alanları kısıtlı bölgeler, yalnızlık ve sosyal izolasyonu artırabilir. Oysa, ortak kullanım alanları, parklar ve yerel dükkanları içeren karma kullanımlı mahalleler, sosyal bağları güçlendirerek ruhsal sağlığa olumlu katkıda bulunur.

HAVA KALİTESİNİN ETKİLERİ

Kentleşmenin en belirgin ve en tehlikeli sonuçlarından biri, özellikle büyük metropollerdeki hava kirliliğidir. Endüstriyel faaliyetler, trafik emisyonları ve ısınma sistemleri gibi kaynaklardan yayılan partikül madde (PM2.5, PM10), azot dioksit (NO2) ve ozon (O3) gibi kirleticiler, ciddi sağlık sorunlarına yol açar.

Solunum ve Kardiyovasküler Hastalıklar: Kirli hava, astım, bronşit, KOAH gibi solunum yolu hastalıklarının şiddetini artırır ve yeni vakaların ortaya çıkmasına neden olabilir. Ayrıca, kalp krizi ve felç riskini yükselterek kardiyovasküler sistem üzerinde de yıkıcı etkilere sahiptir. İstanbul gibi büyük şehirlerde, özellikle kış aylarında artan hava kirliliği, solunum rahatsızlığı olan bireyler için büyük bir tehdit oluşturur.

Nörolojik Etkiler: Son araştırmalar, hava kirliliğinin bilişsel fonksiyonlar üzerinde de olumsuz etkileri olabileceğini ve hatta demans gibi nörodejeneratif hastalıklarla ilişkilendirilebileceğini göstermektedir.

YEŞİL ALANLARIN ÖNEMİ

Şehirlerdeki parklar, bahçeler, ormanlık alanlar ve diğer yeşil alanlar, modern kent yaşamının getirdiği olumsuzluklara karşı bir panzehir gibidir.

Ruhsal Sağlık: Yeşil alanlara erişim, stresi azaltır, ruh halini iyileştirir ve depresyon ile anksiyete semptomlarını hafifletir. Doğa ile iç içe olmak, zihinsel yenilenmeyi teşvik eder. Özellikle İstanbul'da, Avrupa Yakası'ndaki kent merkezinde yeşil alanların kısıtlı olması, buralarda yaşayan bireylerin ruhsal sağlıkları üzerinde baskı yaratabilirken, Anadolu Yakası'nın daha çok yeşil alana sahip semtleri (örneğin Ataşehir'deki Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi veya Kadıköy'deki Fenerbahçe Parkı) sakinlerine bu açıdan bir nefes alma imkanı sunar.

Fiziksel Aktivite ve Sosyalleşme: Yeşil alanlar, yürüyüş, koşu, bisiklet gibi fiziksel aktiviteler için elverişli ortamlar sağlar. Ayrıca, insanların bir araya gelerek sosyalleşebileceği, topluluk bağlarını güçlendirebileceği mekanlar sunar.

Hava ve Gürültü Kirliliğini Azaltma: Ağaçlar ve bitki örtüsü, hava kirleticilerini absorbe eder ve gürültüyü emerek şehirlerdeki hava ve gürültü kirliliğini azaltmaya yardımcı olur.

GÜRÜLTÜ KİRLİLİĞİNİN SAĞLIK ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

Kentleşmenin kaçınılmaz bir diğer unsuru da gürültü kirliliğidir. Trafik, inşaat faaliyetleri, endüstriyel sesler ve kalabalık insan grupları gibi kaynaklardan yayılan aşırı gürültü, ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.

Fiziksel Etkiler: Sürekli gürültüye maruz kalmak, yüksek tansiyon, kalp hastalığı riski ve uyku bozuklukları gibi fiziksel rahatsızlıklara neden olabilir. Uyku kalitesinin düşmesi, yorgunluk, konsantrasyon eksikliği ve bağışıklık sisteminin zayıflaması gibi domino etkisi yaratır.

Ruhsal Etkiler: Gürültü kirliliği, stres, sinirlilik, anksiyete ve hatta depresyon gibi ruhsal sağlık sorunlarını tetikleyebilir. Özellikle İstanbul'un merkezi bölgelerindeki (Taksim, Kadıköy gibi) sürekli gürültü seviyeleri, sakinlerinin yaşam kalitesini ve ruhsal esenliğini olumsuz etkilemektedir.

Kentleşme, insanlığın kaderi gibi görünse de, şehirleri daha sağlıklı ve yaşanabilir kılmak için atılabilecek adımlar mevcuttur. Daha iyi şehir planlaması, toplu taşıma ve bisiklet yollarına yatırım, yeşil alanların artırılması, hava kalitesini iyileştirecek önlemler ve gürültü kirliliği kontrol programları, kentlerde yaşayan milyarlarca insanın fiziksel ve ruhsal sağlığını iyileştirmek için hayati öneme sahiptir. Şehirleri sadece ekonomik merkezler olarak değil, aynı zamanda insan sağlığı ve refahının da merkezleri olarak görmeye başlamalıyız.

Kapıkule'de 1 ton 153 kilogram uyuşturucu madde ele geçirildi

Kapıkule Gümrük Kapısı'nda gerçekleştirilen operasyonlarda piyasa değeri 1 milyar 37 milyon lira olan 1 ton 153 kilogram uyuşturucu madde ele geçirildi

10.07.2026 10:49:00
İhlas Haber Ajansı
 
Kapıkule'de 1 ton 153 kilogram uyuşturucu madde ele geçirildi
Kapıkule'de 1 ton 153 kilogram uyuşturucu madde ele geçirildi
Kapıkule Gümrük Kapısı'nda gerçekleştirilen operasyonlarda piyasa değeri 1 milyar 37 milyon lira olan 1 ton 153 kilogram uyuşturucu madde ele geçirildi.

Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza ekiplerince Kapıkule Gümrük Kapısı'nda gerçekleştirilen iki ayrı operasyonda, piyasa değeri yaklaşık 1 milyar 37 milyon Türk lirası olan toplam 1 ton 153 kilogram uyuşturucu madde ele geçirildi.

Bakanlık tarafından operasyona ilişkin yapılan açıklamaya göre, Türkiye'ye giriş yapmak üzere Kapıkule Gümrük Sahası'na gelen tır risk kriterleri doğrultusunda X-Ray tarama sistemine sevk edildi. Araçta gerçekleştirilen detaylı arama ve kontroller neticesinde, 450 paket içerisinde toplam daralı ağırlığı 526 kilogram 327 gram olan ve esrar olduğu değerlendirilen uyuşturucu madde ele geçirildi.



Yurda giriş yapmak üzere Kapıkule Gümrük Sahası'na gelen bir başka tır da, şüpheli bulunarak detaylı aramaya alındı. Yapılan arama ve kontrollerde 530 paket içerisinde toplam daralı ağırlığı 626 kilogram 944 gram uyuşturucu madde ele geçirildi.

2 operasyonda ele geçirilen uyuşturucu maddelerin piyasa değerinin yaklaşık 1 milyar 37 milyon lira olduğu ifade edilen açıklamada olaylarda kullanılan ve el konulan tırların toplam piyasa değerinin 6,5 milyon Türk lirası olduğu belirtildi.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Olaylarla ilgili tahkikatlar, Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde devam etmektedir. Ticaret Bakanlığı olarak; toplum sağlığını, gençlerimizi ve ülkemizin güvenliğini tehdit eden her türlü kaçakçılık faaliyetiyle mücadelemiz, gelişmiş teknolojik altyapımız, güçlü risk analiz sistemlerimiz ve Gümrükler Muhafaza ekiplerimizin kararlı çalışmalarıyla aralıksız devam etmektedir."

İstanbul'da çete operasyonu: 18 gözaltı

İstanbul'un Anadolu yakasında sokak çetelerine mensup oldukları iddia edilen ve haraç motivasyonuyla çok sayıda farklı eyleme karışmakla suçlanan 18 şüpheli düzenlenen operasyonda yakalandı

10.07.2026 10:20:00
İhlas Haber Ajansı
 
İstanbul'da çete operasyonu: 18 gözaltı
İstanbul'da çete operasyonu: 18 gözaltı
İstanbul'un Anadolu yakasında sokak çetelerine mensup oldukları iddia edilen ve haraç motivasyonuyla çok sayıda farklı eyleme karışmakla suçlanan 18 şüpheli düzenlenen operasyonda yakalandı. Zanlıların karıştıkları bazı eylemler güvenlik kameralarına da yansıdı.

Edinilen bilgiye göre, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ile İstihbarat Şube Müdürlüğünce yürütülen ortak çalışmayla, Ö.H. isimli bir çeteye yönelik operasyon başlatıldı.

Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma çerçevesinde harekete geçen organize polisi, özellikle kentin Anadolu Yakası'nda örgütlü suç faaliyetlerinde bulunduğu belirlenen ve liderliğini Ö.H. isimli zanlının yaptığı çete ile ilgili geniş çaplı çalışma gerçekleştirdi.

"Nitelikli Yağma, Kasten Öldürmeye Teşebbüs, Kasten Yaralama, Silahlı Tehdit, 6136 SKM, Genel Güvenliğin Kasten Tehlikeye Sokulması, Suç Üstlenme" de dahil çok sayıda farklı eyleme karıştıkları tespit edilen şüphelilerin yakalanmasına yönelik bu sabah düzenlenen eş zamanlı operasyonda 18 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Gözaltına alınan zanlılar sorgulanmak üzere emniyete götürüldü. Operasyon kapsamında yürütülen tahkikat işlemleri devam ediyor.

Ankara'da uyuşturucu operasyonu: 119 gözaltı

Ankara'da düzenlenen uyuşturucu operasyonunda, uyuşturucu madde ticareti yaptıkları ve sosyal medya üzerinden uyuşturucu kullanımını özendiren paylaşımlar yaptıkları belirlenen 119 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi

10.07.2026 10:17:00
İhlas Haber Ajansı
 
Ankara'da uyuşturucu operasyonu: 119 gözaltı
Ankara'da uyuşturucu operasyonu: 119 gözaltı
Ankara'da düzenlenen uyuşturucu operasyonunda, uyuşturucu madde ticareti yaptıkları ve sosyal medya üzerinden uyuşturucu kullanımını özendiren paylaşımlar yaptıkları belirlenen 119 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi. Operasyonda 63 şüpheli yakalanırken, çok sayıda uyuşturucu madde, silah ve suçtan elde edildiği değerlendirilen para ele geçirildi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan yapılan açıklamaya göre, Başsavcılık koordinesinde Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince yürütülen istihbari ve teknik çalışmalar sonucunda, uyuşturucu madde ticareti yaptıkları ve sosyal medya üzerinden uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını alenen özendiren yayınlar yaptıkları tespit edilen 119 şüpheli hakkında gözaltı ile ikametlerinde arama ve el koyma kararı verildi.

Operasyon kapsamında 63 şüpheli gözaltına alınırken, 26 şüphelinin farklı suçlardan cezaevinde bulunduğu belirlendi. Firari durumdaki 30 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların ise çok yönlü olarak sürdüğü bildirildi.

Şüphelilerin adreslerinde yapılan aramalarda 88,20 gram metamfetamin, 57,90 gram bonzai, 12,10 gram esrar, 209 adet sentetik ecza, uyuşturucudan elde edildiği değerlendirilen 38 bin TL ile 250 euro, 1 adet hassas terazi, 2 adet esrar öğütücü aparat, 3 adet uyuşturucu kullanma aparatı, 1 adet ruhsatsız tabanca, 2 adet şarjör, 28 adet tabanca fişeği, 1 adet kuru sıkı tabanca ile bir miktar uyuşturucu madde paketleme materyali ele geçirildi.

Soruşturmanın çok yönlü sürdüğü bildirildi.

Kamu reklamları yandaş medyaya akıyor

Kamu bankalarının 14 milyar lirayı aşan devasa reklam bütçesi, reyting gözetmeksizin sadece iktidar medyasının kasasına akıtıldı. Muhalif ekranlara "sıfır saniye" reklam hakkı tanınırken, halkın kaynakları tek renkli bir medyayı fonlamak için adeta seferber edildi

09.07.2026 19:20:00
Haber Merkezi
 
Kamu reklamları yandaş medyaya akıyor
Kamu reklamları yandaş medyaya akıyor
Kamu bankaları ve kuruluşlarının ticari ilan ve reklam harcamaları son üç yılda rekor seviyelere ulaşırken, milyarlarca liralık dev bütçenin televizyon kanallarına dağılımındaki adaletsizlik bağımsız izleme raporlarıyla bir kez daha gözler önüne serildi.

Halkbank, Ziraat Bankası ve Vakıfbank başta olmak üzere kamu kurumlarının reklam pastasında aslan payını hükümete yakınlığıyla bilinen medya grupları alırken, muhalif ve eleştirel yayın çizgisine sahip televizyon kanalları son üç yılda da kamu reklamlarında "sıfır" saniye ile adeta görünmez kılındı.

Üç yılda 14 milyar lirayı aşan harcama dudak uçuklattı

Finansal raporlar ve meclis denetim komisyonlarına yansıyan verilere göre, kamu bankalarının reklam ve ilan harcamaları enflasyon ve artan saniye tarifeleriyle her yıl katlanarak büyüdü. Üç büyük kamu bankasının (Halkbank, Ziraat Bankası, Vakıfbank) 2024 yılındaki toplam reklam harcaması 5 milyar 100 milyon TL seviyesinde gerçekleşmişken, bu rakam 2025 yılında tarihi bir sıçramayla 7 milyar 716 milyon 535 bin TL'ye yükseldi.

İçinde bulunduğumuz 2026 yılının yalnızca ilk üç ayında (Ocak-Mart) Vakıfbank 613 milyon 254 bin TL, Halkbank ise 451 milyon 920 bin TL reklam bütçesi harcayarak yılın ilk çeyreğinde 1 milyar liralık sınırı hızla aştı. 2026 yılı genelinde toplam kamu reklam yatırımlarının 10 milyar TL barajını çoktan geride bırakacağı öngörülüyor.

Hangi ekran ne kadar gelir elde etti?

Kamu bankaları ve diğer dev kamu iştirakleri (Turkcell, Türk Telekom) reklam dağıtımında kurum bazlı resmi ve net dökümleri kamuoyuna açıklamaktan kaçınsa da bağımsız medya takip ajanslarının saniye/süre analizleri ve harcanan milyarlık bütçelerin oranlamaları, kanalların kasasına giren tahmini tutarları net biçimde ortaya koyuyor:

En büyük gelir payını Turkuvaz Medya Grubu (ATV ve A Haber) elde etti. Kamu ilanları ve banka reklam kuşağı sürelerinin yaklaşık yüzde 35 ile 40'ını tek başına kapatan bu gruba, 2025 yılındaki 7,7 milyar liralık banka bütçesinden ve diğer kamu iştiraklerinden tahmini 2,8 milyar TL ile 3,2 milyar TL arasında doğrudan nakit akışı sağlandı.

İkinci büyük gelir odağını ise Kanal 7, Ülke TV, 24 TV, TVNET ve Akit TV gibi hükümete tam destek veren yayın organları oluşturdu. Reyting listelerinde geride kalmalarına rağmen yüz binlerce saniyelik kamu reklam kuşağı satın almalarıyla desteklenen bu kanalların, son üç yıllık bütçelerden yıllık ortalama 2,2 milyar TL ile 2,5 milyar TL arasında değişen bir gelir payını paylaştığı hesaplanıyor.

TRT Grubu ise kamu yayıncısı olmasına rağmen ticari nitelikteki kamu bankası ve kamu şirketi reklamlarından muazzam paylar almaya devam etti. TRT 1 ve TRT Haber başta olmak üzere grubun tüm kanallarına son üç yılda aktarılan tahmini ticari kamu reklamı tutarı yıllık ortalama 1 milyar TL civarında seyretti.

Merkez akım çizgide konumlanan ve yayınlarında ekonomi-siyaset dengesini korumaya çalışan CNN Türk ve NTV gibi haber kanalları da düzenli reklam kuşaklarıyla pastadan mahrum kalmadı. Bu kanalların bulunduğu segment, kamu reklam bütçelerinden yıllık tahmini 1,2 milyar TL seviyesinde gelir üretti.

Muhalif ekranlara "sıfır" çekildi: Ayrımcılık belgelendi

RTÜK'ün listelerinde yer alan ve izlenme oranlarında (reyting) çoğunlukla ilk sıralarda pay sahibi olan Halk TV, Sözcü TV, Tele1 (kapatıldı), KRT, Meltem TV ve TV5 gibi eleştirel yayın organları için ise durum tamamen farklı bir boyutta seyrediyor. Medya izleme raporlarına göre, üç kamu bankasının ve kamu gücünü arkasına alan markaların bu kanallarda yayımlanan reklam süresi tam olarak "0" (sıfır) saniye oldu. Milyarlarca liralık halk kaynağının tek bir kuruşu dahi bu kanalların kasasına girmedi.

Haber merkezlerinin televizyon ekranlarında sıkça gördüğü ve bakanlıklarca hazırlanan bilgilendirici videolar ise "Kamu Spotu" statüsünde olup, mevzuat gereği kanallarda tamamen ücretsiz yayınlanıyor. Bu durum, kamu spotu adı altında muhalif kanalların ekranlarının bedelsiz kullanılırken, gelir getiren milyarlık ticari reklam bütçelerinin ise sadece belirli yayın organlarını finanse etmek için bir enstrüman olarak kullanıldığı eleştirilerini haklı çıkarıyor.

Kocasakal'dan İstanbul Barosu Başkanlığına adaylık ilanı

İstanbul Barosu seçimleri öncesinde üç güçlü avukat grubu, "Cumhuriyetçi Güç Birliği" çatısı altında birleşerek eski Baro Başkanı Prof. Dr. Ümit Kocasakal'ı başkan adayı gösterdi. Basın toplantısında konuşan Kocasakal, "Bu adaylık şahsi bir tercih değil, bir zihniyet ve duruş adaylığıdır" dedi

09.07.2026 18:18:00
Haber Merkezi
 
Kocasakal'dan İstanbul Barosu Başkanlığına adaylık ilanı
Kocasakal'dan İstanbul Barosu Başkanlığına adaylık ilanı
İstanbul Barosu'nda Ekim ayında gerçekleştirilecek seçimler öncesinde, hukuk dünyasını hareketlendiren bir iş birliği ilan edildi. Önce İlke Çağdaş Avukatlar Grubu, Önce Avukat Grubu ve İstanbul Milliyetçi Avukatlar Grubu (İMAG), güçlerini birleştirerek "Cumhuriyetçi Güç Birliği"ni kurdu. Birlik, İstanbul Barosu eski Başkanı Prof. Dr. Ümit Kocasakal'ı başkan adayı olarak kamuoyuna duyurdu.

Kocasakal'ın adaylığını kamuoyuna duyurmak için Galata Hizmet Binası Kültür Merkezi'nde basın toplantısı düzenlendi. Toplantıda konuşan Kocasakal, adaylığının temelinde "müdafaa-i hukuk, müdafaa-i vatan ve müdafaa-i Cumhuriyet" anlayışının yattığını belirtti. Kocasakal, "1923 Cumhuriyetine, kurucu değerlere, Atatürk'e fikri bağlılık ve hukuk devletine sarsılmaz inanç, İstanbul Barosu'nun tarihsel görevidir" ifadelerini kullandı.

Mevcut hukuk sistemine yönelik sert eleştirilerde bulunan Kocasakal, Türkiye'de hukuk devletinin ve yargı bağımsızlığının ağır saldırı altında olduğunu söyledi. Hukuk devletini "adeta entübe edilmiş" şeklinde tanımlayan Kocasakal, şunları kaydetti:

"Hukuk ve yargı bağımsızlığı ayaklar altındadır. Kanunilik ilkesinin yok sayıldığı, tutuklamanın esas, özgürlüğün istisna olduğu bir sürek avı ortamındayız. Anayasa Mahkemesi kararlarına mahkemelerin uymadığı, yargısal süreçlere siyasetin gölge düşürdüğü bir ortamda hukuk güvenliğinden söz edilemez."  

Mevcut İstanbul Barosu yönetimini de eleştiren Kocasakal, yönetimin hukuk devletine yönelik saldırılar karşısında "kuzuların sessizliğine büründüğünü" belirtti. Kocasakal, yönetimin Anayasa'nın ilk dört maddesini tartışmaya açan zihniyete karşı takındığı tavrın bilinçli bir sessizlik olduğunu kaydetti.

Cumhuriyetçi Güç Birliği'nin her türlü Cumhuriyetçi ve hukuktan yana olan meslektaşa açık olduğunu vurgulayan Kocasakal, sözlerini şu şekilde noktaladı: "Bölünmenin getirdiği olumsuz tablodan ders alarak oluşturduğumuz bu güç birliği, Cumhuriyet'in ve hukukun muhafazası içindir. Atatürk'ün dediği gibi; hak kuvvetten üstündür. Hukuksuzluk kimsenin yanına kalmaz; kazanan Cumhuriyet ve hukuk olacaktır."

CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, Yargıtay’ın vereceği karara göre 21 Temmuz’dan itibaren yaklaşık 100 milletvekiliyle yeni bir siyasi oluşum başlatabileceklerini söyledi

CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, Yargıtay’ın vereceği karara göre 21 Temmuz’dan itibaren yaklaşık 100 milletvekiliyle yeni bir siyasi oluşum başlatabileceklerini söyledi. Bülbül, "​Cumhuriyet Halk Partisi'nin 20 Temmuz'a kadar mutlak butlan davası Yargıtay tarafından bozulursa, seçilmiş Genel Başkanımız Özgür Özel'le birlikte bütün muhalefetin lokomotifi olarak iktidara geliyoruz. Eğer bozulmazsa, Allah'ın izniyle 21 Temmuz'dan sonra yeni bir güneş doğacak. Biz 111 milletvekilinden 100’e yakınıyla, yeni bir oluşum olursa bütün hukuki yolları denedikten sonra bu yeni oluşumun düğmesine basacağız" dedi.

09.07.2026 15:14:00
Haber Merkezi
 
 CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, Yargıtay’ın vereceği karara göre 21 Temmuz’dan itibaren yaklaşık 100 milletvekiliyle yeni bir siyasi oluşum başlatabileceklerini söyledi
 CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, Yargıtay’ın vereceği karara göre 21 Temmuz’dan itibaren yaklaşık 100 milletvekiliyle yeni bir siyasi oluşum başlatabileceklerini söyledi
Bülbül, CHP Karacasu İlçe Yönetimi tarafından düzenlenen üye ve delege toplantısına katıldı. Bülbül, CHP yönetiminin "Saray'ın iradesiyle belirlenemeyeceğini" savunarak, Genel Başkan'ın yalnızca parti örgütü ve kurultay delegelerinin iradesiyle seçilebileceğini ifade etti.

31 Mart 2024 yerel seçimlerindeki başarıyı ve Genel Başkan Özgür Özel liderliğindeki süreci hatırlatan Bülbül, 24 Mayıs'ta yaşanan olaylara değinerek, "Polisle ve AFAD'la parti binasına girildi. Cumhuriyet Halk Partisi'nin yönetimi mahkeme kararıyla ya da Saray'ın iradesiyle belirlenemez" dedi.

Genel Merkez'de "muhalefet ruhunun kaybolduğunu" öne süren Bülbül, mahkeme kararıyla göreve geldiğini iddia ettiği yönetimin seçimlerde adayları belirleyeceği yönündeki söylemlere tepki gösterdi. Hukukçu kimliğiyle mahkeme kararını incelediğini belirten Bülbül, kararın yalnızca 38. Kurultay öncesindeki yönetim organlarını kapsadığını, kurultayın yapılmasını engelleyen bir tedbir bulunmadığını savundu.

Parti tüzüğünün 48. maddesine göre olağanüstü kurultayın toplanmasının zorunlu olduğunu belirten Bülbül, 833'ü noter onaylı olmak üzere toplam 1003 delegenin imzasının Genel Merkez'e teslim edildiğini söyledi.

İmzaların kısa sürede incelenebileceğini ifade eden Bülbül, "Amaç kurultay yapmak değil, seçime kadar partiyi işgal etmek ve Saray'a muhalefet etmemektir" dedi.

Mevcut yönetimin 11 Temmuz'a kadar olağanüstü kurultay çağrısına yanıt vermesi gerektiğini dile getiren Bülbül, 26 Temmuz'dan önce kurultay yapılmaması halinde CHP'nin seçime katılma konusunda hukuki risk yaşayabileceğini öne sürdü. Kurultayın toplanmaması durumunda Sulh Hukuk Mahkemesi'ne çağrı heyeti oluşturulması için başvuracaklarını belirten Bülbül, adli tatil öncesindeki sürecin kritik olduğunu söyledi.

"Özel liderliğindeki CHP yüzde 32-35 oranında destek görüyor"
Son dört günde yaptırdıklarını belirttiği üç anketin sonuçlarını da açıklayan Bülbül, Özgür Özel liderliğindeki CHP'nin yüzde 32-35 bandında destek gördüğünü, Kemal Kılıçdaroğlu liderliğinde oluşacak bir yapının ise yüzde 2-5 arasında oy alabileceğini iddia etti.

"21 Temmuz'dan sonra yeni bir güneş doğacak"
Yargıtay'ın "mutlak butlan" davasına ilişkin kararını adli tatil öncesinde vermesi gerektiğini söyleyen Bülbül, "​Cumhuriyet Halk Partisi'nin 20 Temmuz'a kadar mutlak butlan davası Yargıtay tarafından bozulursa, seçilmiş Genel Başkanımız Özgür Özel'le birlikte bütün muhalefetin lokomotifi olarak iktidara geliyoruz. Eğer bozulmazsa, Allah'ın izniyle 21 Temmuz'dan sonra yeni bir güneş doğacak. Biz 111 milletvekilinden 100'e yakınıyla, yeni bir oluşum olursa bütün hukuki yolları denedikten sonra bu yeni oluşumun düğmesine basacağız. Biz kaçmıyoruz, mücadelenin şeklini değiştiriyoruz. İsmet İnönü'nün dediği gibi; 'Yeni bir dünya kurulur, Türkiye de orada yerini alır.' Hepimiz yerimizi alacağız." diye konuştu.

Hüseyin Baş: 'Türkiye kendi masasını kurmalı'

7-8 Temmuz'da Ankara'da yapılan NATO Liderler Zirvesi'ni değerlendiren BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, hükümetin Trump üzerinden diplomatik zafer algısı oluşturacağını belirterek, Türkiye'nin başkalarının masasında yer kapmak yerine, kendi bağımsız masasını kurması gerektiğini vurguladı

09.07.2026 14:40:00 / Güncelleme: 09.07.2026 14:45:26
Haber Merkezi
 
Hüseyin Baş: 'Türkiye kendi masasını kurmalı'
Hüseyin Baş: 'Türkiye kendi masasını kurmalı'
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş NATO zirvesi üzerine değerlendirmeler yaptı.

Hükümetin Trump'ın gelişi üzerinden bir diplomatik zafer fotoğrafı vermeye çalışacağını belirten BTP lideri, "Oysa dış politikada asıl mesele, kameraların önündeki tokalaşma değil, kameraların arkasında Türkiye adına alınan kararlardır. Türkiye ev sahibi olabilir. Ama Türkiye masanın sahibi mi?" ifadelerini kullandı.

Hüseyin Baş, "Ülkemizin ihtiyacı, bir gün Washington'dan, bir gün Moskova'dan gelecek işarete göre pozisyon alan bir dış politika değildir. Ülkemizin ihtiyacı, başkalarının kurduğu masalarda yer kapmaya çalışan bir dış politika da değildir. Türkiye'nin ihtiyacı, kendi masasını kurabilen, kendi kararını alabilen ve bağımsızlığından ödün vermeyen bir dış politika anlayışıdır" dedi.

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım şöyle:

"Hünkar İskelesi Antlaşması'nın yıl dönümü…"

"Bugün Hünkar İskelesi Antlaşması'nın yıl dönümüydü. 1833'te Osmanlı, Mehmet Ali Paşa isyanının oluşturduğu tehdidi bertaraf etmek için Rusya ile Hünkar İskelesi Antlaşması'nı imzaladı.

Ancak bu antlaşma yalnızca bir güvenlik anlaşması olarak kalmadı. Boğazlar gibi devletin en stratejik meselelerinden biri, Osmanlı'nın tek başına karar verebildiği bir alan olmaktan çıkıp büyük güçlerin pazarlık konusu haline geldi.

"Günü kurtarmak için verilen tavizler, zamanla bağımsızlığı ve devletin temel çıkarlarını tehlikeye atar"

Tarih bize şunu gösteriyor: Günü kurtarmak için yapılan kısa vadeli hesaplar uğruna bağımsızlıktan verilen ödünler, başlangıçta küçük dahi olsa zamanla devletin en hayati meselelerini bile başka devletlerin pazarlık konusuna dönüştürebilir.  Tesadüf o ki, iki hafta sonra yine Temmuz ayı içinde hem Lozan Antlaşması'nın hem de Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin yıl dönümlerini idrak edeceğiz.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün liderliğinde cephede kazanılan Kurtuluş Savaşı, Lozan'da tüm kapitülasyonları tarihe gömdü ve boğazlar konusundaki egemenliğimiz Montrö ile de taçlandırıldı. Yani tarih bize sadece zayıflığın bedelini değil, bağımsızlık iradesinin neleri geri alabileceğini de gösteriyor.

"Türkiye ev sahibi olabilir. Ama Türkiye masanın sahibi mi?"

Bugün de benzer bir soruyla karşı karşıyayız. Hükümet muhtemelen Trump'ın gelişi üzerinden bir diplomatik zafer fotoğrafı vermeye çalışacak. Oysa dış politikada asıl mesele, kameraların önündeki tokalaşma değil, kameraların arkasında Türkiye adına alınan kararlardır. Türkiye ev sahibi olabilir. Ama Türkiye masanın sahibi mi? Ülkemizin ihtiyacı, bir gün Washington'dan, bir gün Moskova'dan gelecek işarete göre pozisyon alan bir dış politika değildir. Ülkemizin ihtiyacı, başkalarının kurduğu masalarda yer kapmaya çalışan bir dış politika da değildir. Türkiye'nin ihtiyacı, kendi masasını kurabilen, kendi kararını alabilen ve bağımsızlığından ödün vermeyen bir dış politika anlayışıdır. Bağımsız Türkiye Partisi'nin ortaya koyduğu irade de tam olarak budur."


Aziz İhsan Aktaş davasının 47. duruşması başladı

Aziz İhsan Aktaş suç örgütüne ilişkin 6'sı görevinden uzaklaştırılan 7 belediye başkanının da aralarında bulunduğu, 7'si tutuklu toplam 200 sanığın yargılandığı davanın 47. duruşması başladı

 

09.07.2026 12:25:00
Anadolu Ajansı
 
Aziz İhsan Aktaş davasının 47. duruşması başladı
Aziz İhsan Aktaş davasının 47. duruşması başladı

İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesince Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, aralarında görevlerinden uzaklaştırılan Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ve Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara'nın da bulunduğu 6 tutuklu sanık ile 10 tutuksuz sanık katıldı.

Bir kısım sanık avukatlarının hazır bulunduğu duruşmada, bazı sanıkların yakınları da izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, sanık avukatlarının beyanlarının alınmasıyla sürüyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 579 sayfalık iddianamede Beşiktaş Belediyesi, Avcılar Belediyesi, Esenyurt Belediyesi, İstanbul ASFALT Fabrikaları San. ve Tic. AŞ ile İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri Genel Müdürlüğü "suçtan zarar gören" 19 kişi "mağdur", 200 kişi ise "sanık" olarak yer alıyor.

İddianamede, sanıklardan Aziz İhsan Aktaş'ın "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", 42 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma", 4 farklı fiilden "edimin ifasına fesat karıştırma", 5 farklı fiilden "resmi belgede sahtecilik", 21 farklı fiilden "özel belgede sahtecilik", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", 10 farklı fiilden "rüşvet verme", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" ve "gerçeğe aykırı fatura düzenleme" suçlarından 187 yıldan 450 yıla kadar hapisle cezalandırılması ve suçtan sağladığı mal varlıklarının müsadere edilmesi isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara'nın 2 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma" ve "rüşvet alma" suçlarından 5 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilen iddianamede, görevinden uzaklaştırılan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'in 2 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma" ve 2 farklı fiilden "özel belgede sahtecilik" suçlarından 3 yıldan 9 yıla kadar hapisle cezalandırılması iddianamede öngörülüyor.

İddianamede, görevlerinden uzaklaştırılan Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile hakkındaki adli kontrolün kaldırılmasının ardından görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere'nin "rüşvet alma" suçundan 4 yıldan 12'şer yıla kadar hapisle cezalandırılması talebinde bulunuluyor.

Ayrıca iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat'ın "suç örgütüne üye olma", 26 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma", 3 farklı fiilden "resmi belgede sahtecilik", 19 farklı fiilden "özel belgede sahtecilik", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 4 farklı fiilden "rüşvet alma", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" ve "haksız mal edinme" suçlarından 133 yıldan 337 yıla kadar hapisle cezalandırılması ve suçtan elde ettiği mal varlıklarının müsadere edilmesi isteniyor.

Mütalaadan

Cumhuriyet savcısının 14 Mayıs'ta mahkeme heyetine sunduğu mütalaada ise tutuksuz sanık Aziz İhsan Aktaş'ın "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", 29 kez "ihaleye fesat karıştırma", 19 kez "özel belgede sahtecilik", 4 kez "resmi belgede sahtecilik", 3 kez "rüşvet" ve 3 kez "edimin ifasına fesat karıştırmak" suçlarından toplam 103 yıldan 280 yıla kadar hapsi talep ediliyor.

Mütalaada, tutuksuz sanık Baki Nugay'ın "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", 30 kez "ihaleye fesat karıştırma", 19 kez "özel belgede sahtecilik", 4 kez "resmi belgede sahtecilik", 7 kez "rüşvet", 3 kez "edimin ifasına fesat karıştırmak" ve "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" suçlarından toplam 119 yıldan 328 yıla kadar hapsi isteniyor.

Aziz İhsan Aktaş ve Baki Nugay'ın soruşturma aşamasında yakalanarak tutuklandıktan sonra dosyaya konu örgüt faaliyeti çerçevesinde gerçekleşen rüşvet eylemleri hakkında savcılığa verdikleri bilgiler nedeniyle haklarında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması talep ediliyor.

Tutuklu sanık Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat'ın 30 kez "ihaleye fesat karıştırma", 17 kez "özel belgede sahtecilik", 2 kez "resmi belgede sahtecilik", 1 kez "nitelikli dolandırıcılık", 2 kez "rüşvet", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" ve "haksız mal edinme, mal kaçırma veya gizleme" suçlarından toplam 86 yıldan 234 yıla kadar hapsi istenen mütalaada, tutuksuz sanık Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Yılmaz'ın 21 kez "ihaleye fesat karıştırma", 17 kez "özel belgede sahtecilik", 2 kez "resmi belgede sahtecilik" ve "nitelikli dolandırıcılık" suçlarından toplam 64 yıl 6 aydan 179 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

Tutuksuz sanık Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı Alican Abacı hakkında mütalaada, "ihaleye fesat karıştırma", "özel belgede sahtecilik", "resmi belgede sahtecilik", "nitelikli dolandırıcılık" ve 3 kez "rüşvet" suçlarından toplam 21 yıl 6 aydan 75 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Mütalaada, adli kontrolün kaldırılmasının ardından görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere, görevlerinden uzaklaştırılan tutuksuz sanıklar Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, görevinden uzaklaştırılan tutuklu sanık Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin ile eşi tutuklu sanık Celal Tekin'in "rüşvet" suçundan 4 yıldan 12'şer yıla kadar hapisle cezalandırılması talebinde bulunuluyor.

Esenyurt Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan tutuksuz sanık Ahmet Özer'in 2 kez "ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma" suçundan 6 aydan 2 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendiği mütalaada, tutuklanmasının ardından Avcılar Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan tutuklu sanık Utku Caner Çaykara'nın "ulaşım araçlarının hareketinin engellenmesi, kaçırılması veya alıkonulması" suçundan beraatiyle, "rüşvet" suçundan ise 4 yıldan 12 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Toplam 26 sanık hakkında "örgüte üye olma" suçundan 2 yıldan 5'er yıla kadar hapis cezası talebinde bulunulan mütalaada, diğer sanıkların da farklı suçlardan değişen oranlarda hapisle cezalandırılması isteniyor. 

Çocuk parkında eski eş dehşeti

Kırklareli'nde 4 yaşındaki kızıyla birlikte çocuk parkına giden 26 yaşındaki kadın, boşandığı eski eşinin silahlı saldırısına uğradı. Genç kadın hastanede hayatını kaybederken, ağır yaralanan 4 yaşındaki kız çocuğunun hayati tehlikesinin sürdüğü öğrenildi. Saldırının ardından kaçan şüpheli ise ölü bulundu

09.07.2026 11:37:00 / Güncelleme: 09.07.2026 11:44:20
İhlas Haber Ajansı
 
Çocuk parkında eski eş dehşeti
Çocuk parkında eski eş dehşeti
Olay, Kırklareli'nin Demirtaş Mahallesi'nde bulunan bir çocuk parkında dün akşam meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 26 yaşındaki Çisem Çalkantı, 4 yaşındaki kızı Ö.N.K. ile parkta bulunduğu sırada bir süre önce boşandığı eski eşi Y.K. ile karşılaştı.

İddiaya göre Y.K., yanında bulunan tabancayla eski eşi ve kızına peş peşe ateş açtıktan sonra olay yerinden kaçtı. Silah seslerini duyan vatandaşların ihbarı üzerine bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi.

Ağır yaralanan anne ile kızı, sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından Kırklareli Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı. Çisem Çalkantı, doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. İlk tedavisinin ardından durumu ağır olan 4 yaşındaki Ö.N.K. ise ileri tedavi için Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne sevk edildi.

Edinilen son bilgilere göre, Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde yoğun bakımda tedavisi süren 4 yaşındaki kız çocuğunun hayati tehlikesi devam ederken, sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu öğrenildi.

Saldırının ardından kaçan şüpheli Y.K.'nin ise daha sonra ölü bulunduğu bildirildi. Olay yeri ve çevresinde cumhuriyet savcısı ile polis ekiplerince inceleme yapılırken, olayla ilgili başlatılan soruşturma sürüyor.

Nüfusumuz alarm veriyor

TÜİK, "Dünya Nüfus Günü 2026" bültenini yayımladı. Verilere göre Türkiye, 86 milyon 92 bin 168 kişilik nüfusuyla 194 ülke arasında 18. sırada yer alırken; doğurganlık hızı, çocuk ve genç nüfus oranlarında küresel ortalamanın gerisinde kaldı

09.07.2026 11:23:00
Haber Merkezi
 
Nüfusumuz alarm veriyor
Nüfusumuz alarm veriyor
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Birleşmiş Milletler (BM) nüfus tahminlerini temel alarak hazırladığı Dünya Nüfus Günü 2026 raporunu yayımladı. Rapor, Türkiye'nin demografik yapısındaki hızlı yaşlanmayı ve nüfus yenilenme eşiğindeki düşüşü gözler önüne serdi. Ülkedeki çocuk ve genç nüfus oranları ile kadın başına düşen doğurganlık hızı, net bir şekilde dünya ortalamasının altında kaldı.


Doğurganlık hızında kritik gerileme


Küresel ölçekte nüfus dinamiklerini sarsan en çarpıcı veri doğurganlık hızında yaşandı. TÜİK verilerine göre, dünya geneli doğurganlık hızı kadın başına 2,24 çocuk iken Türkiye'nin doğurganlık hızı kadın başına 1,42 çocuk olarak hesaplandı.

Türkiye'nin toplam doğurganlık hızı, hem küresel ortalamanın hem de nüfusun kendini yenileyebilmesi için gerekli olan 2,10 eşiğinin çok altında gerçekleşti. Türkiye bu oranla dünya ortalamasını yakalayamasa da birçok Avrupa Birliği (AB) ülkesinin üzerinde yer aldı.


Çocuk ve genç nüfus oranları alarm veriyor


Yıllarca "genç ve dinamik nüfusuyla" övünen Türkiye'de, genç kuşakların toplam nüfus içindeki payı eriyor. Dünya ve Türkiye kıyaslamasında öne çıkan oranlar şu şekilde paylaşıldı:

Çocuk Nüfus Oranı (0-14 Yaş): Dünya genelinde bu oran yüzde 29,3 iken, Türkiye'de yüzde 24,8 seviyesinde kaldı.

Genç Nüfus Oranı (15-24 Yaş): Dünya ortalaması yüzde 15,6 olarak ölçülürken, Türkiye yüzde 14,8 ile bu eşiğin altında konumlandı.

Türkiye'nin çocuk ve genç nüfus oranları dünya ortalamasının altında kalsa da AB üyesi 27 ülkenin tamamından daha yüksek bir performans göstermeye devam etti.


Yaşlı nüfus oranı ilk kez dünya ortalamasını geçti


Gençleşme hızının yavaşlamasına paralel olarak, Türkiye'deki yaşlı nüfus da (65 yaş ve üzeri) hızla tırmanışa geçti. Dünya genelinde yaşlı nüfus oranı yüzde 10,4 olarak hesaplanırken, Türkiye'de bu oran yüzde 11,1'e yükselerek dünya ortalamasını geride bıraktı.


Türkiye nüfus büyüklüğünde dünyada 18. sırada


BM verilerine göre, dünya nüfusu 8 milyar 231 milyon 613 bin 70 kişiye ulaştı.

Dünyanın en kalabalık ülkesi 1 milyar 463 milyon kişiyle Hindistan oldu. Hindistan'ı 1 milyar 416 milyonla Çin, 347 milyonla ABD takip etti.

Türkiye, 86 milyon 92 bin 168 kişilik nüfusuyla dünya nüfusunun yüzde 1,0'ını oluşturarak 194 ülke arasında 18. sırada yer aldı.


Doğuşta beklenen yaşam süresi dünyayı geçti


Rapordaki olumlu göstergelerden biri ise yaşam süresi oldu. Türkiye'de doğuşta beklenen yaşam süresi, küresel ortalamanın üzerinde seyretti. Erkeklerde dünya ortalaması 70,9 yıl iken Türkiye'de 75,5 yıl; kadınlarda ise dünya ortalaması 76,2 yıl iken Türkiye'de 80,7 yıl olarak kayıtlara geçti.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.