Keşke Akın Gürlek’in dediği gibi olsa
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Türkiye’yi “dünyada, Avrupa’da en güvenilir, öngörülebilir ülke” olarak tanımladı
Haber Merkezi





Bakanın sözü ile dünyanın karnesi arasında uçurum
Adalet Bakanı Akın Gürlek, ABD'de yatırımcılara yaptığı konuşmada Türkiye'nin hukuk alanında "dünyada, Avrupa'da en güvenilir, öngörülebilir ülke" olduğunu söyledi. Gürlek ayrıca yatırımcıların hukuk güvenliği konusunda rahat hareket edebilmesi için yeni düzenlemeler üzerinde çalışıldığını belirtti.
Ancak Türkiye'nin uluslararası hukuk karnesine bakıldığında, Bakan'ın bu iddiasını tartışmaya açan veriler bulunuyor.
Dünya Adalet Projesi'nin 2025 Hukukun Üstünlüğü Endeksi'nde Türkiye 143 ülke arasında 118'inci sırada yer aldı. Türkiye, Doğu Avrupa ve Orta Asya bölgesinde 15 ülke arasında 14'üncü sırada kaldı.
"En güvenilir ülke" 118'inci sırada mı?

Endeks yalnızca genel bir algı araştırması değil; hükümet yetkilerinin sınırlandırılması, yolsuzluk, açık yönetim, temel haklar, düzenleyici uygulamalar, medeni adalet ve ceza adaleti gibi başlıkları ölçüyor. WJP, çalışmasını 215 binden fazla hane araştırması ile 4 binden fazla hukukçu ve uzman araştırmasına dayandırıyor.
Türkiye'nin 2025 puanı 0,408 oldu. 2024'te 117'nci sırada bulunan Türkiye, bir sıra daha gerileyerek 118'inci sıraya düştü.
Daha çarpıcı olan ise hükümet yetkilerinin sınırlandırılması ve temel haklar gibi alanlardaki tablo.
Yani mesele yalnızca "Türkiye kaçıncı sırada?" sorusu değil.
Asıl soru şu: Dünyada ve Avrupa'da en güvenilir hukuk sistemi olduğu söylenen bir ülke neden bu endekste bu noktada bulunuyor?
AİHM dosyaları da başka bir tablo gösteriyor
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Türkiye ülke profilinde yer alan 2025 verilerine göre Mahkeme, Türkiye hakkında 74 karar verdi; bunların 66'sında en az bir AİHS ihlali tespit edildi. Aynı yıl Türkiye ile ilgili 9.865 başvuru Mahkeme tarafından ele alındı.
Bu rakamlar Türkiye'deki bütün davaların hukuka aykırı olduğu anlamına gelmiyor. Ancak hukuk güvenliği konusunda yapılan "en güvenilir ülke" değerlendirmesinin, uluslararası yargı organlarının kararlarıyla birlikte tartışılması gerektiğini gösteriyor.
"Hukuk güvenliğini" söylemek yetiyor mu?
Gürlek'in açıklamasının hedefi açık: Türkiye'ye yatırım yapmak isteyen yabancı sermayeye hukuki öngörülebilirlik ve güvence mesajı vermek.
Bu açıdan Bakan'ın açıklaması bir yatırım mesajı olarak okunabilir.
Ancak hukuk güvenliği yalnızca yatırımcıya verilen sözlerle değil; mahkeme kararlarının uygulanması, yargı kararlarının öngörülebilirliği, temel hakların korunması ve yüksek yargı kararlarına uyulması gibi somut göstergelerle ölçülüyor.
Bir tarafta "dünyada ve Avrupa'da en güvenilir, öngörülebilir ülke" diyen Adalet Bakanı var.
Diğer tarafta 143 ülke arasında 118'inciliği gösteren Dünya Adalet Projesi verileri, AİHM'in Türkiye hakkında verdiği ihlal kararları ve uygulanması tartışma konusu olan yüksek yargı kararları bulunuyor.
Peki hangi Türkiye?
Yatırımcıya anlatılan Türkiye mi?
Uluslararası hukuk endekslerinin ölçtüğü Türkiye mi?
AİHM kararlarında görünen Türkiye mi?
Yoksa vatandaşın adliye koridorlarında karşılaştığı Türkiye mi?
Asıl mesele, Bakan'ın sözlerinin doğru olup olmadığını yalnızca sözlerle değil, Türkiye'nin hukuk pratiğiyle ölçmek.
Çünkü hukuk devletinde güven, yalnızca "güveniliriz" denilerek değil, kararların nasıl verildiği ve nasıl uygulandığıyla oluşur.












































































