logo
20 AĞUSTOS 2026

KOAH'ta sigarayı bırakmak neden çok önemlidir

Beykent Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Fatma Görgülü KOAH ile ilgili önemli tavsiyelerde bulundu

27.11.2020 23:08:00
 
KOAH'ta sigarayı bırakmak neden çok önemlidir
KOAH'ta sigarayı bırakmak neden çok önemlidir
En büyük tedavi, sigaranın bırakılmasıdır   
 
Beykent Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Fatma Görgülü, KOAH hastalarının pandemi sürecinde daha fazla risk taşıdığını hatırlatarak
 
"KOAH hastası, COVID-19'a yakalandığında, diğer hastalardan daha çok zorlanır. En büyük tedavi ise sigaranın bırakılmasıdır" dedi.   
  
Dr. Görgülü, göğüs hastalıkları uzmanlarının en çok takip ettiği hasta grubunun KOAH hastaları olduğunu belirterek 

"Özellikle pandemi nedeniyle, son sekiz aydır hasta takibi ve tedavisi giderek zorlaştı. KOAH hastalarının tedirginliği de hayli arttı" dedi. 
  
KOAH'ın ne olduğunu açıklayarak sözlerine başlayan Dr. Görgülü
 
"KOAH, akciğerde hava akımını sağlayan bronşlarda kalıcı darlık, sürekli inflamasyon ve ilerleyen dönemde oksijen oluşumunun azalması ve solunum sıkıntısına varan kronik bir hastalıktır. Bir başka ifadeyle, bronşit olunduğunda yaşanan hissin sürekli hale gelmesi, eforla nefes darlığının oluşması ve en kötüsü bir aşamadan sonra artık geri dönüş şansının kalmamasıdır" ifadelerini kullandı. 
 
En büyük etken sigara
  
Akciğerde sürekli bir inflamasyon halinin olmasının, bronşların giderek kalıcı şekilde daralmasına, sürekli balgam üretimine, en hafif viral enfeksiyonlara karşı akciğerin daha kolay ve hızlı şekilde enfeksiyonla dolmasına sebep olduğunu söyleyen Görgülü
 
"Akciğerin kendisini temizleme mekanizması, savunma gücü bozulduğundan, çok kolay pnömoni (zatürre) olma, oksijen seviyesinde düşme yaşanma ve antibiyotik tedavisine rağmen zor iyileşmeye yol açmaktadır" diyerek, KOAH'ın etkilerine dair bilgi aktardı. 
  
Görgülü, KOAH'ın ortaya çıkmasının nedenleri arasında, sigaranın başı çektiğini vurgulayarak
 
"Çoğu kişi tarafından bilindiği üzere, en çok sigara içimine bağlı olarak meydana gelmektedir. Genetik faktörler hala belirsizliğini korurken, 20 yıldan fazla günde ortalama 1 paket sigara içen bir kişinin erken veya ileri evre KOAH olma ihtimali neredeyse kesindir. En büyük tedavi, sigaranın bırakılmasıdır. Sigara dışında diğer sebep olan faktörler ise, mesleki maruziyet (maden işçiliği, tahıl çiftçiliği, hayvan yetiştiriciliği, kimyasallara maruziyet), yoğun hava kirliliği, odun ve kömür dumanı, tezek yakımıyla oluşan dumana maruz kalmak gibi faktörlerdir" diye konuştu. 
 
KOAH 4 evreden oluşuyor 
  
Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Fatma Görgülü, KOAH'ın 4 evreden oluştuğunu söyledi. İlk iki evrede uygulanan tedavi ve sigaranın bırakılmasıyla, hastalığın kısmen durdurulduğunu, şikayetlerde belirgin azalmalar sağlandığını, 3. evrede ise tedavi sürecinin zorlaştığını, son evre olan 4. evrede ise artık hastanın oksijene bağımlı şekilde yaşadığını ifade etti. 
  
Görgülü, 4. evreyi şöyle özetledi: 
  
"4. evre, artık hastanın oksijene bağımlı yaşamak zorunda kaldığı, giderek zorlanan akciğere bağlı kalbin yorulması ve pulmoner hipertansiyon dediğimiz kalp-akciğer arası ana damarda basınç yüksekliğinin oluşması, sonrasında hastada artık kalp yetmezliği semptomlarının da gelişmesine rastladığımız en zor evredir.

Hastada protein kaybı, kas erimesi, solunum kaslarının yorulması nedeniyle giderek nefes almanın zorlaşması, oksijen cihazı dışında basınçla nefes almaya destek olacak cihazların (CPAP-BPAP) kullanılması zorunluluğu oluşmaktadır. En son aşamada, hastalarımızı maalesef solunum yetmezliği nedeniyle, yoğun bakımda ventilatör desteğine almak zorunda kalmaktayız." 
 
KOAH hastası, daha çok zorlanır 
  
KOAH hastalarının neden COVID-19'a karşı çok dikkatli olması gerektiğini de açıklayan Görgülü
 
"KOAH, diğer kronik hastalıklar gibi (hipertansiyon, kalp hastalıkları, diyabet) COVID-19 tedavisinde bizi zorlayıcı ek hastalıkların başında gelmektedir. Virüsün bulaşmasını hızlandıran bir etken olmamakla beraber, hastalık saptandıktan sonra akciğerin daha kolay etkilenmesi, zatürre oluştuysa çok daha zor tedavi edilmesine sebep olmaktadır.

Zaten, COVID-19 zatürresi nedeniyle hasta oksijen düşüklüğü ile savaşırken, bir yandan da oksijen oluşumunun zaten zor olduğu KOAH mevcut olunca, maalesef hasta için zorlu süreç uzamaktadır. Bu nedenle, KOAH hastalarına zatürre aşısı öneriyoruz" dedi. 
  
Görgülü, KOAH tanısı almamış ama sigara içen veya bırakmış, sık sık bronşit olan, öksürük ve balgam şikayeti tekrarlayan, üst solunum yolu enfeksiyonu uzayan ve göğüs ağrısı ile nefes darlığı şikayetleri belirginleşen herkesin mutlaka hekime başvurması gerektiğini söyleyerek
 
"Gerekli tetkiklerle KOAH ise bir an evvel tedavisi düzenlenmelidir. Son yıllarda tedaviyle ilgili önemli aşamalar kat edilmiş olup, özellikle sigara bırakılması, fiziksel aktivitede artış ile hastalarımız ciddi anlamda rahatlamaktadır. Mevcut uygulanan tedavide, daralan hava yollarını açmaya yönelik nefes yoluyla alınan inhaler ilaçlar ilk sırada yer almaktadır. Kronik balgam oluşumunu azaltmaya yönelik antienflamatuar tedavilerden de fayda görülmektedir" ifadelerini kullandı. 
  
                                         

Vekili bıçaklayan saldırgan tutuklandı

Gaziantep'te YENİ Parti Milletvekili Melih Meriç'i sokak ortasında bıçaklayan eski CHP Oğuzeli İlçe Başkanı Seydi Ahmet Keleş ve suç delillerini gizleyen oğlu Hakan Keleş çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. Adliyeye sevk edilirken "Çok pişmanım" diyen zanlı Keleş'in emniyetteki ifadesinde, olayın arkasında "ilçe başkanlığı sözü" krizi ve telefondaki küfürleşmelerin yattığını söylediği öğrenildi

19.08.2026 18:30:00
Haber Merkezi
 
Vekili bıçaklayan saldırgan tutuklandı
Vekili bıçaklayan saldırgan tutuklandı
Gaziantep'in Şahinbey ilçesinde dün gerçekleşen ve Türkiye gündemine oturan menfur saldırının ardından adli süreç hızla tamamlandı. YENİ Parti Gaziantep Milletvekili Melih Meriç'i karnından bıçaklayarak ağır yaralayan Seydi Ahmet Keleş ile kendisine yardım eden oğlu Hakan Keleş, sevk edildikleri nöbetçi 1. Sulh Ceza Hakimliğince tutuklanarak cezaevine gönderildi.

"Konum at geliyorum dedi, meyve bıçağıyla indim"

Saldırgan Seydi Ahmet Keleş'in emniyet ve savcılıkta verdiği ifadesinde, Milletvekili Melih Meriç ile geçmişe dayanan bir dostlukları olduğunu ancak parti içi atamalar nedeniyle aralarının açıldığını iddia etti. Keleş ifadesinde olay anını şöyle anlattı:

"Olaydan 15-20 dakika önce Melih Meriç beni aradı. Bana telefonda ağır küfürler ederek 'Sen benim arkamdan ne konuşuyorsun şerefsiz, konum at lan geliyorum' dedi. Ben de konum attım. 5-6 dakika sonra kapının önüne geldi ve aşağı inmemi söyledi. Kendisinin silahı olabileceğini düşünerek panik yaptım ve evden sarı saplı bir meyve bıçağı alarak aşağı indim."



"Öldürme kastım yoktu, kendimi korudum"

Aşağıya indiğinde aralarında başlayan sözlü tartışmanın fiziki arbedeye dönüştüğünü öne süren Keleş, kendisini savunmaya çalıştığını iddia etti:

"Aracın yanında tartışırken bana yumruk attı ve elini beline doğru götürdü. Ben de elinde silah olabileceğini düşünerek kendimi koruma içgüdüsüyle elimdeki bıçağı savurdum. Gömleğindeki kanı görünce yaralandığını anladım ve çevreye 'ambulans çağırın' diye bağırdım. Öldürme kastım kesinlikle yoktu, öyle bir niyetim olsa durum farklı olurdu. Yaşadığına çok seviniyorum, çok pişmanım."

Krizin perde arkasında "ilçe başkanlığı" vaadi mi var?

Saldırının siyasi arka planına dair detaylar da zanlının ifadesiyle netleşti. Kısa süre önce Özgür Özel'in liderliğindeki siyasi harekete destek vermek üzere CHP'den istifa ederek YENİ Parti'ye geçtiğini belirten Keleş, Melih Meriç'in kendisine Oğuzeli İlçe Başkanlığı sözü verdiğini savundu. Keleş, "Bana 'Sen seçilmiş birisin, YENİ Parti'ye gel, atamanı ben yaptıracağım' demişti. Ancak daha sonra başka birinin atanacağını öğrendim. Kendisini aradığımda beni oyaladı, ardından İl Başkanı ile tartıştık ve husumet büyüdü" şeklinde konuştu.



Adliye girişinde gazetecilere konuştu

Yoğun güvenlik önlemleri altında adliyeye sevk edilen Seydi Ahmet Keleş, basın mensuplarının soruları üzerine kameralara dönerek, "Çok pişmanım, vekil benim arkadaşım. Beni çok tahrik etti. Bilerek yapmadım, yaşadığına çok seviniyorum" ifadelerini kullandı.

Vali Çeber: "Yoğun baskı sonucu teslim oldu"

Gaziantep Valisi Kemal Çeber yaptığı açıklamada, olayın ardından güvenlik güçlerinin çok hızlı hareket ettiğini belirtti. Vali Çeber, "Emniyet müdürümüzün koordinasyonunda ekiplerimiz kaçış güzergahında ve tarlalık alanda o kadar yoğun bir teknik ve fiziki baskı uyguladı ki, zanlı yakalanacağından kesin olarak emin olduktan sonra gelip teslim olmak zorunda kaldı" dedi. Olayla ilgili olarak suç delillerini gizleyen oğlu Hakan Keleş'in yanı sıra kaçtığı araçların şoförleri ve olay yerindeki bir güvenlik görevlisi dahil toplam 5 kişinin gözaltına alındığı, mahkemeye çıkarılan baba ve oğulun tutuklandığı bildirildi.

Milletvekili Meriç'in sağlık durumu iyiye gidiyor

Saldırı esnasında koruma polisine özel işleri olduğunu söyleyerek izin verdiği ve yalnız olduğu öğrenilen Melih Meriç, aldığı bıçak darbesiyle bağırsaklarından yaralanmıştı. Gaziantep Şehir Hastanesi'nde başarılı bir operasyon geçiren Meriç'in hayati tehlikeyi atlattığı, yoğun bakımdaki tedbiri uyutulma sürecinin ardından bugün uyandırılmaya başlandığı ve genel durumunun iyiye gittiği öğrenildi.

Saldırı, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başta olmak üzere tüm siyasi partiler ve bakanlar tarafından sert dille lanetlenmişti.

Başkentte "vicdan barikatı"

Ankara'da eşit özlük hakları talebiyle 38 gündür Güvenpark'ta oturma eylemi yapan er şehit aileleri ve er gaziler, sabaha karşı düzenlenen şafak operasyonuyla alandan uzaklaştırıldı. Yaşananlara tepki göstererek İçişleri Bakanlığı'na yürümek ve basın açıklaması yapmak isteyen gruba polis müdahale etti. Çıkan arbedede gaziler fenalık geçirirken, emniyet güçleri ile vatan için bedel ödeyen kahramanların karşı karşıya geldiği anlarda bazı polis memurları gözyaşlarını tutamadı

19.08.2026 17:30:00
Haber Merkezi
 
Başkentte "vicdan barikatı"
Başkentte "vicdan barikatı"
Türkiye'nin 81 ilinden gelerek başkent Ankara'da bir araya gelen er ve erbaş statüsündeki terörle mücadele gazileri ile er şehit yakınlarının adalet ve eşit özlük hakları arayışı, Ankara sokaklarında hafızalardan silinmeyecek dramatik görüntülere sahne oldu.

Günlerdir Güvenpark'ta kararlılıkla sürdürülen oturma eylemi, sabaha karşı saat 04.45 sıralarında yüzlerce polisin katılımıyla gerçekleştirilen şafak operasyonuyla sonlandırıldı. Parktan karga tulumba çıkarılarak Bilkent Gazi Uyum Evi'ne götürülen gaziler ve şehit aileleri, duruma tepki göstererek İçişleri Bakanlığı'na yürümek isteyince başkentin göbeğinde ikinci bir bariyer engeliyle karşılaştı.

Güvenpark kapatıldı

Güvenpark'ta 38 gündür devam eden barışçıl eyleme, sabahın ilk ışıklarında yüzleri maskeli ve şapkalı çok sayıda emniyet mensubu tarafından müdahalede bulunuldu. Yerdeki yataklarında uyuyan şehit yakınları ve gaziler zorla otobüslere bindirildi. Operasyonun ardından Ankara'nın sembolik noktalarından biri olan Güvenpark, tamamen boşaltılarak demir bariyerlerle abluka altına alındı.

Sürece sert tepki gösteren Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Genel Başkanı Erdem Çerçioğlu, maruz kaldıkları muameleyi kınayarak şu açıklamalarda bulundu:

"Sabah 5'e çeyrek kala bu ülkenin onurunu, namusunu korumak için askere gidip gazi olanlarla, şehit ailelerinin kaldığı alana çok ağır bir müdahale yapıldı. Alanda 300-400 polis vardı. Sanki terörist alıyorlarmış gibi davrandılar; teröristlere bile böyle müdahale edilmiyorken bu vatanın gazilerine yapılanlar reva değildir. En az 10 kişi üstüme çullandı, darp edildik, hastaneye gidip darp raporu alacağız."

İçişleri Bakanlığı önünde arbede

Götürüldükleri uyum evinden kendi imkanlarıyla çıkarak seslerini duyurmak adına İçişleri Bakanlığı önüne gitmek isteyen gazilerin önü çevik kuvvet barikatlarıyla kesildi. Bakanlık binası yakınlarında basın açıklaması yapılmasına kesinlikle izin verilmeyeceğinin belirtilmesi üzerine, çok sayıda gazi protez bacaklarıyla beton zemine uzanarak oturma eylemi başlattı.

Polis barikatına yüklenilmesiyle başlayan arbede sırasında, uzun süredir ağır ilaçlar kullandığı belirtilen gazilerden bazıları fenalık geçirerek yere yığıldı. Çevredekilerin ve sağlık ekiplerinin müdahale ettiği o anlarda, sinir krizi geçiren bir başka gazi ise yol üzerindeki bir köprünün korkuluklarına tırmanarak yaşamına son vereceğini haykırdı. Çevredeki silah arkadaşlarının yoğun çabası ve ikna girişimleri sonucunda gazi köprüden indirildi.

Kalkanların ardındaki gözyaşları

Haber kameralarına yansıyan en çarpıcı ve yürek burkan anlar ise polis memurları ile gazilerin karşı karşıya geldiği dakikalarda yaşandı. Bir gazinin, "Ben bu vatan için Kuzey Irak'ta bedel ödedim, bedenimi verdim. Karşımıza polisi dikiyorsunuz. Nedir bu çektiğimiz, getirin kafama sıkın artık" feryatları yükselirken, ön safta ellerinde kalkanlarla barikat oluşturan bazı genç polis memurlarının gözyaşlarını tutamadığı görüldü. Kalkanlarının ardına saklanarak ağlayan ve şapkalarıyla yüzlerini kapatmaya çalışan emniyet mensuplarının bu görüntüsü, hem alandakilerin hem de sosyal medyanın vicdanını yaraladı.

Eylemciler, "Bu çocukları niye bizim karşımıza dikip ağlatıyorsunuz? Yarın onlar da gazi olduğunda aynı muameleyi mi görecekler?" diyerek emri veren siyasi iradeye seslendi.

Siyasi alandan tepkiler

Ankara'da infial yaratan görüntülere muhalefet partilerinden destek ve sert tepkiler gecikmedi. Eylem alanına giden Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ ve İYİ Parti Genel Başkan Yardımcıları, gazilerin taleplerinin barikatla değil masada çözülmesi gerektiğini vurguladı.

Yapılan ortak siyasi açıklamalarda ve TBMM'ye sunulan soru önergelerinde şu ifadelere yer verildi:

"En ağır olanı, Türk polisi ile Türk gazisinin karşı karşıya getirilmesidir. Polisi gazinin önüne diktiğinizde yalnızca gazinin onurunu incitmezsiniz; o üniformanın vicdanını da yaralarsınız. Dağda teröristle çatışırken kurşun, bomba, mayın askerin rütbesini sormadı. Devletin vefası da rütbe sormamalıdır. Rütbe ayrımı yapılmaksızın emsal özlük ve sosyal hakların derhal teslim edilmesi gerekir. Gazinin hakkının karşılığı polis barikatı veya şafak baskını olamaz."

Gaziler ve şehit aileleri, İçişleri Bakanlığı önünde taleplerini doğrudan bir yetkiliye iletene ve eşit hakları güvence altına alınana kadar Ankara'dan ayrılmayacaklarını ilan etti.

YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Özgür Ceylan, 20 gün içinde toplam 411 milyon 921 bin 755 lira bağış ve aidat geliri elde edildiğini açıkladı

YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Özgür Ceylan, partinin dayanışma kampanyasında 20 gün içinde 144 bin 916 bağışçı ile yeni kayıt olan üyelerden toplam 411 milyon 921 bin 755 lira bağış ve aidat geliri elde edildiğini açıkladı

19.08.2026 12:06:00
Haber Merkezi
 
 YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Özgür Ceylan, 20 gün içinde  toplam 411 milyon 921 bin 755 lira bağış ve aidat geliri elde edildiğini açıkladı
 YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Özgür Ceylan, 20 gün içinde  toplam 411 milyon 921 bin 755 lira bağış ve aidat geliri elde edildiğini açıkladı
YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Özgür Ceylan, partinin dayanışma kampanyasında 20 gün içinde 144 bin 916 bağışçı ile yeni kayıt olan üyelerden toplam 411 milyon 921 bin 755 lira bağış ve aidat geliri elde edildiğini açıkladı.

Ceylan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "Türkiye değişim istiyor. Milletimiz Yeni Parti'yle yeni bir yol açıyor. Milletin dayanışma çağrısı büyüyor. YENİ Parti'nin dayanışma kampanyasında 20 gün içinde 144.916 bağışçı ile yeni kayıt olan üyelerimizden toplam bağış ve aidat geliri olarak 411.921.755 TL toplanmıştır. Bu bağışlar; adalet arayanların, refah içinde yaşayacakları bir Türkiye isteyenlerin, ortak iradesidir. Her bağış, 'Ben de varım' diyen vatandaşlarımızın sesi Türkiye'nin yarınlarına duyulan güvenin açık göstergesidir. Bu büyük yürüyüş kurtuluşa sevdalı bir milletin yürüyüşüdür. YENİ PARTİ Türkiye'de değişime inanan milyonların partisidir. Büyük yürüyüşümüze katkı sunan tüm vatandaşlarımıza yürekten teşekkür ediyoruz. Türkiye'nin yarınını birlikte kuracağız. Milletin partisi YENİ Parti'nin yolu açık olsun."

Diyanet İşleri Başkanlığı, 2018'den sonra riyal olarak almaya başladığı hac ücretlerini 2027 yılı itibari ile dolar olarak alacak

Diyanet İşleri Başkanlığı, 2018'den sonra riyal olarak almaya başladığı hac ücretlerini 2027 yılı itibari ile dolar olarak alacak

19.08.2026 12:00:00
AA
 
 Diyanet İşleri Başkanlığı, 2018'den sonra riyal olarak almaya başladığı hac ücretlerini 2027 yılı itibari ile dolar olarak alacak
 Diyanet İşleri Başkanlığı, 2018'den sonra riyal olarak almaya başladığı hac ücretlerini 2027 yılı itibari ile dolar olarak alacak
Diyanet İşleri Başkanlığı, bu yıl riyal olarak aldığı hac ücretlerinde ani bir kararla 2027 itibari ile dolara döndü.

Türkiye'den 85 bin kişinin gitmesinin beklendiği hac organizasyonunda dolar kullanılması kararı tartışmalara neden oldu.

BirGün'ün haberine göre, başkanlık kaynakları, hac ücretlerinde ciddi artış yapıldığını öne sürerek "2026 hac başvuruları için 24 bin 500 riyal olan ücret, 280 bin TL'ye denk geliyordu. 2027 hac başvuruları için ise yüzde 30 oranında zam yapıldı. Ücretler riyal üzerinden açıklansaydı, zam daha görünür olacaktı. Dolara geçilerek artışın daha az fark edilmesi sağlandı. Hac paralarıyla beş yıldızlı otellerde program yapmak yerine maliyetleri düşürseler daha doğru olur" değerlendirmesinde bulundu.

2027 hac organizasyonu kapsamında, "Normal konaklama" kategorisindeki iki kişilik odalarda kişi başı ücret 9 bin 200 dolar olarak belirlendi. Hac organizasyonu kapsamındaki konaklama ücreti, güncel kurla 440 bin TL olarak hesaplandı. Eşlerin birlikte hacca gitmesi halinde ödenecek toplam tutar ise 18 bin 400 dolar, 880 bin TL olarak öngörüldü. Hacda, "Lüks" kategorisinde yer alan ve "Yakın mesafe" olarak tanımlanan programlarda ise kişi başı ücretin 1,2 milyon TL'ye kadar çıkacağı belirtildi.

Beyoğlu'nda otel yangını: 17 kişi tahliye edildi

İstanbul Beyoğlu'nda bulunan bir otelde henüz belirlenemeyen bir sebeple yangın meydana geldi. Yangın olay yerine gelen itfaiye ekipleri tarafından söndürülürken, otelde konaklayan 17 kişi ekipler tarafından tahliye edildi. Yangın sonucunda can kaybı veya yaralı olmadığı öğrenilirken, yanan otelde maddi hasar meydana geldi

19.08.2026 11:58:00
İHA
 
Beyoğlu'nda otel yangını: 17 kişi tahliye edildi
Beyoğlu'nda otel yangını: 17 kişi tahliye edildi
Yangın, saat 09:00 sıralarında Beyoğlu Dolapdere Taksim Caddesi'nde bulunan bir otelde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre otelin çamaşırhanesinde henüz belirlenemeyen bir nedenle otelde yangın çıktı.

İhbar üzerine olay yerine Polis, sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen itfaiye ekiplerinin müdahalesi sonucunda yangın söndürüldü.

Otelde konaklayan 17 kişi itfaiye ekipleri tarafından tahliye edildi. Yangında can kaybı veya yaralanma yaşanmazken, otelde maddi hasar meydana geldi.

Yangının çıkış nedeninin belirlenmesi için çalışma başlatıldı.

Şehit ve gazi ailelerine şafak baskını

Ankara’nın göbeğinde, Güvenpark’ta evlatlarının ve kendilerinin ellerinden alınan hakları için 38 gündür gece gündüz demeden adalet nöbeti tutan er şehit aileleri ve er gaziler, bu sabah karanlığında polis barikatlarıyla karşılaştı

19.08.2026 10:52:00
Haber Merkezi
 
Şehit ve gazi ailelerine şafak baskını
Şehit ve gazi ailelerine şafak baskını
Ankara'nın göbeğinde, Güvenpark'ta evlatlarının ve kendilerinin ellerinden alınan hakları için 38 gündür gece gündüz demeden adalet nöbeti tutan er şehit aileleri ve er gaziler, bu sabah karanlığında polis barikatlarıyla karşılaştı.

Sabah saat 04.45'te yüzlerce çevik kuvvet polisiyle parka giren emniyet güçleri, anayasal eylem hakkını kullanan acılı aileleri zor kullanarak parktan çıkardı.

"Vatan sağ olsun" diyerek en değerli varlıklarını toprağa veren şehit anneleri ve uzuvlarını cephede bırakan kahraman gaziler, sabaha karşı yapılan bu muameleye isyan etti.

Çadırlar Söküldü, Pankartlar Toplandı

Görgü tanıklarının ve ailelerin aktardığı bilgilere göre, polis ekipleri sabah saatlerinde parkın etrafını tamamen abluka altına aldı. Eylemcilere alanı boşaltmaları yönünde yapılan kısa uyarının ardından müdahale başladı. 38 gündür ailelerin sığınağı olan derme çatma çadırlar ve hak taleplerini içeren pankartlar tek tek sökülerek kamyonlara yüklendi.

Müdahale esnasında polise direnen ve "Biz bu ülkeye canımızı verdik, siz bizi kimin parkından kovuyorsunuz?" diyerek feryat eden şehit yakınları ile polis arasında arbede yaşandı. Yürüme engeli olan bazı er gazilerin tekerlekli sandalyelerinden zorla indirilerek alandan uzaklaştırılmaya çalışılması yürekleri dağladı.

Acılı Anneler Fenalık Geçirdi

Polisin sert müdahalesi ve yaşanan arbede nedeniyle parkta tansiyon hızla yükseldi. Günlerdir soğukta ve zor şartlar altında nöbet tutan şehit annelerinden birçoğu sinir krizi ve fenalık geçirdi. Kalp ve tansiyon hastası olduğu öğrenilen bazı şehit yakınları için olay yerine çok sayıda ambulans sevk edildi. Sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından fenalaşan aileler Ankara'daki çeşitli hastanelere kaldırılarak müşahede altına alındı.

"Rütbeliye Var, Er Şehide Neden Yok?"



Güvenpark'ta 38 gündür devam eden eylemin temel sebebi, subay, astsubay ve uzman çavuş ailelerine tanınan bazı mali ve sosyal hakların, vatani görevini er olarak yaparken şehit düşenlerin ailelerine ve er gazilere tanınmamasıydı. Aradaki bu maaş ve özlük hakkı uçurumunun kapatılmasını isteyen aileler, seslerini yetkililere duyurabilmek için parkı mesken tutmuştu.

Müdahale sonrası gözyaşları içinde açıklama yapan bir şehit babası, "Bizim çocuklarımız bu vatan için canını verirken göğüslerinde rütbe yoktu. Şimdi hak ararken mi rütbe ayrımı yapılıyor? Biz kimseden sadaka istemiyoruz, evlatlarımızın hakkını istiyoruz. Devlet bize sabahın köründe polisi göndereceğine, bir yetkilisini gönderip derdimizi dinleseydi" diyerek tepki gösterdi.

Alptürk Enginyurt gözaltına alındı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Yeni Parti Milletvekili Cemal Enginyurt'un oğlu Alptürk Enginyurt hakkında "imza atma" ve "yurt dışına çıkış yasağı" şeklinde adli kontrol hükümleri uygulandı.

19.08.2026 00:54:00 / Güncelleme: 19.08.2026 01:07:13
AA
 
Alptürk Enginyurt gözaltına alındı
Alptürk Enginyurt gözaltına alındı

Başsavcılığın Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturma kapsamında "halk sağlığını bozma" ve "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" suçlamalarıyla gözaltına alındıktan sonra İstanbul Adalet Sarayı'na getirilen Enginyurt'un savcılıktaki işlemleri tamamlandı.

Enginyurt, daha sonra nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Hakimlikçe şüpheli Alptürk Enginyurt hakkında "imza atma" ve "yurt dışına çıkış yasağı" şeklinde adli kontrol hükümleri uygulandı.

Soruşturma

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturmada, belirtilen iki suç kapsamında Enginyurt ve birlikte hareket ettiği öne sürülen Mehmet Sedat Erge, şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrılmıştı.

Polis ekipleri, şüpheli Enginyurt'u daha sonra İstanbul'da gözaltına almıştı.

Hastanede sağlık kontrolünden geçirilen Enginyurt, Çağlayan'da bulunan İstanbul Adalet Sarayı'na getirilmişti.

 

 

Trabzon'da sıcak gelişme!

Trabzon'un Arsin İlçe Emniyet Müdürlüğü binası yanında bulunan araçların üzerine düşen insansız hava aracı patladı

18.08.2026 21:31:00
Haber Merkezi
 
Trabzon'da sıcak gelişme!
Trabzon'da sıcak gelişme!
Trabzon'un Arsin İlçe Emniyet Müdürlüğü binası yanında bulunan araçların üzerine düşen insansız hava aracı patladı. 3 araçta maddi hasar meydana geldi.

Alınan bilgiye göre, saat 19.30 sıralarında Arsin İlçe Emniyet Müdürlüğünün araçlarının bulunduğu alana insansız hava aracı düştü.

Meydana gelen patlamada 3 araçta maddi hasar meydana geldi. Olayda can kaybı ve yaralanma olmazken, olay yeri inceleme ve bomba imha ekipleri olay yerinde incelemelerini sürdürüyor.

Sözler tutulmadı, Bakanlıkların ‘garantörlüğü’ fiyasko çıktı

Aylardır birikmiş maaş, tazminat ve sigorta primlerini alamayan madencilerin, hakkını gasp eden şirkete ve bu hukuksuzluğa seyirci kalan siyasi iradeye karşı yürüttüğü barışçıl direniş yine devlet barikatına çarptı

18.08.2026 19:30:00
Haber Merkezi
 
Sözler tutulmadı, Bakanlıkların ‘garantörlüğü’ fiyasko çıktı
Sözler tutulmadı, Bakanlıkların ‘garantörlüğü’ fiyasko çıktı
Aylardır birikmiş maaş, tazminat ve sigorta primlerini alamayan madencilerin, hakkını gasp eden şirkete ve bu hukuksuzluğa seyirci kalan siyasi iradeye karşı yürüttüğü barışçıl direniş yine devlet barikatına çarptı.

Yıldızlar SSS Holding bünyesindeki Elazığ Eti Gümüş ve Doruk Madencilik işçilerinin, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde başlattığı oturma eylemi polis müdahalesiyle engellendi.

Günlerdir sıcak altında baretlerini yere vurarak seslerini duyurmaya çalışan işçilerin haklı taleplerine kulak tıkamayı tercih eden iktidar, çözümü bir kez daha madenciyi ve sendika liderlerini gözaltına almakta buldu.

Bakanlıkların "Garantörlüğü" Fiyasko Çıktı



Daha önce İçişleri, Enerji ve Çalışma bakanlıklarının bizzat "garantör" sıfatıyla masaya oturduğu protokollerin, patron Sebahattin Yıldız tarafından defalarca çiğnenmesine hükümetin hiçbir yaptırım uygulamaması tepkileri büyüterek süreci bu noktaya taşıdı. Şirket sahibi sözlerini tutmazken, devlet organlarının işçiyi korumak yerine patronun mülkünü korurcasına sergilediği tutum, "Adalet sadece zengine mi çalışıyor?" isyanını bir kez daha haklı çıkardı.

Şirket yönetiminin havuz medyasında "Tüm alacakları ödedik" propagandasını yaymasına rağmen, işçiler boş hesap cüzdanlarıyla gerçeği tokat gibi yüzlerine vurdu. Haklarının %90'ının hâlâ gasp edildiğini belirten işçiler, bakanlık önündeki oturma eylemlerini kesintisiz 24 saat sürdürme kararı aldı.

"Burası Ankara'nın Göbeği, Yaşam Alanına İzin Vermeyiz"

Madencilerin "Açız, hakkımızı almadan gitmiyoruz" haykırışına karşı emniyet güçlerinin gerekçesi ise bürokrasinin işçiye olan mesafesini özetler nitelikteydi. Müzakereler sırasında polis yetkilileri, "Burayı bir yaşam alanına çevirmenize müsaade edemeyiz. Burası Ankara'nın göbeği, Bakanlığın önü" diyerek işçilerin anayasal barışçıl protesto hakkını hiçe saydı.

Bu keyfi yasağa karşı dik duran Bağımsız Maden-İş Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu, işçi sınıfının kararlılığını şu sözlerle haykırdı: "Biz buradan ayrılmayacağız. Burada kalacağız. Ta ki işçilerin hesaplarına paralar yatıncaya kadar burada olacağız."

Borçlu Serbest, Alacaklı Gözaltında!

Bu kararlı duruşun ardından emniyet güçleri, etraftaki basın mensuplarını kalkanlarla uzaklaştırarak işçilerin sesinin duyulmasını engellemeye çalıştı. Ardından yapılan müdahaleyle Bağımsız Maden-İş Genel Başkanı Gökay Çakır ve Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu kelepçelenerek gözaltına alındı.

İşçilerin alın terini gasp eden Yıldızlar SSS Holding ve onun yöneticilerine dokunulmazlık zırhı sağlayan siyasi iktidar; hak arayan, ailesini geçindirmekten başka derdi olmayan maden işçisini ise suçlu muamelesiyle karşı karşıya bıraktı. Madenciler ise iktidar-sermaye işbirliğine karşı geri adım atmayacaklarını, ne kadar gözaltı olursa olsun haklarını alana kadar direnişe devam edeceklerini ilan etti.

Antalya Büyükşehir Belediyesi şirketi ALDAŞ'a yönelik soruşturmada iddianame kabul edildi

Antalya Büyükşehir Belediyesine bağlı ALDAŞ şirketine yönelik soruşturma kapsamında hazırlanan iddianame kabul edildi

18.08.2026 16:30:00
AA
 
Antalya Büyükşehir Belediyesi şirketi ALDAŞ'a yönelik soruşturmada iddianame kabul edildi
Antalya Büyükşehir Belediyesi şirketi ALDAŞ'a yönelik soruşturmada iddianame kabul edildi

Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca, aralarında Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan tutuklu Muhittin Böcek ile ASAT'ın eski Genel Müdürü İbrahim Kurt'un da bulunduğu 21 sanık hakkında "zimmet", "haksız mal edinme" ve "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından hazırlanan iddianame, Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.

İddianamede, soruşturmanın İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliği tarafından hazırlanan tevdi raporuna dayandığı belirtildi.

Raporda, Antalya Büyükşehir Belediyesi iştiraki ALDAŞ'ın 2020-2025 yılları arasındaki hesaplarının denetlendiği, şirketin ASAT ile gerçekleştirdiği ihale, satın alma ve harcamalara ilişkin bazı usulsüzlüklerin tespit edildiği kaydedildi.

İddianamede, Mülkiye müfettişleriyle bilirkişi raporlarına da yer verildi.

Buna göre, lüks seyahat ve konaklama giderleri ile yüksek tutarlı temsil ve ağırlama harcamalarının, 1995 tarihli "müşavirlik sözleşmesi" kapsamında ASAT'a yansıtıldığı ileri sürüldü.

ALDAŞ'a ait kredi kartlarıyla bazı sanıklar ve yakınları tarafından kişisel harcamalar yapıldığı, alınan lüks araç ve demirbaşların kişisel kullanıma tahsis edildiği, şirket bünyesinde sigortalı gösterilmesine rağmen fiilen çalışmayan kişilerin bulunduğu da iddianamede yer aldı.

Bazı harcamalara yüzde 15 kar payı eklenerek ASAT'a fatura düzenlendiği öne sürülen iddianamede, bu işlemler kapsamında ALDAŞ tarafından ASAT'a yansıtılan faturaların toplamının 785 milyon lirayı aştığı belirtildi.

İddianamede, söz konusu işlemler nedeniyle 29 milyon 500 bin lira kamu zararı oluştuğu ve bazı denetçilerin aileleriyle birlikte ALDAŞ bütçesinden ağırlandığı iddia edildi.

Sanıklardan Muhittin Böcek'in 2 milyon 472 bin 111 lira, İbrahim Kurt'un 3 milyon 17 bin lira, Murat Zeydanlı'nın 4 milyon 382 bin lira, Merve Doğruöz'ün 1 milyon 845 bin lira, Pınar Büyükçakıroğlu'nun 67 bin 282 lira, Lütfi Ergen'in 2 milyon 598 bin lira, Yüksel Özdoğan'ın 1 milyon 178 bin lira, Selahattin Artun'un 1 milyon 595 bin lira, Oktay Özalp'in 1 milyon 126 bin lira, Nurhan Ermiş'in 2 milyon 686 bin lira ve Melek Kurukama'nın 1 milyon 912 bin lira tutarındaki kamu zararını, kamu davası açılmadan önce Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı hesabına yatırdığı bildirildi.

İddianamede Muhittin Böcek için "zimmet" suçundan 5 yıldan 12 yıla kadar, "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçundan da 10 yıla kadar hapis istendi. ASAT eski Genel Müdürü İbrahim Kurt için ise "zimmet" suçundan 5 yıldan 12 yıla kadar hapis talep edildi.

İddianamede diğer sanıklar için de "zimmet", "haksız mal edinme" ve "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 5 yıldan 12 yıla kadar hapis cezaları talep edildi.

Olay

Antalya Büyükşehir Belediyesine bağlı "Altyapı Yönetim ve Danışmanlık Ticaret AŞ (ALDAŞ) üzerinden usulsüz harcamalarla yaklaşık 399 milyon 507 bin lira kamu zararına yol açıldığı" iddialarıyla ilgili 14 Ocak 2026 tarihinde aralarında Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan tutuklu Muhittin Böcek'in de bulunduğu 21 şüpheli hakkında işlem başlatılmış ve 5 kişi tutuklanmıştı.

Tutuklanan ASAT eski Genel Müdürü İbrahim Kurt, 27 Ocak 2026'da tahliye edilmişti. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.