logo
08 AĞUSTOS 2026

Kolombiya'daki seçimlerde ABD gölgesi


 
 
Kolombiya'da sol koalisyon Tarihi Pakt'ın adayı Ivan Cepeda, başkent Bogota'da düzenlediği basın toplantısında ön sayım sonuçlarını değerlendirdi. Cepeda, ilk sonuçları kabul ettiklerini ancak nihai sonucu kabul etmeden önce resmi sayımın tamamlanmasını bekleyeceklerini söyledi. İlk sonuçlara göre ABD yanlısı Espriella, oyların yüzde 49.66'sını, Cepeda yüzde 48.70'ini aldı.
 

23.06.2026 06:23:00
HABER MERKEZİ/AA
 
 Kolombiya'daki seçimlerde ABD gölgesi
 Kolombiya'daki seçimlerde ABD gölgesi

Kolombiya'da sol koalisyon Tarihi Pakt'ın adayı Ivan Cepeda, başkent Bogota'da düzenlediği basın toplantısında ön sayım sonuçlarını değerlendirdi. Cepeda, ilk sonuçları kabul ettiklerini ancak nihai sonucu kabul etmeden önce resmi sayımın tamamlanmasını bekleyeceklerini söyledi.







Fark çok az

Rakibi Abelardo De la Espriella ile arasındaki farkın çok az olduğunu belirten Cepeda'nın ekibi, yaklaşık 33 bin sandıktaki sonuçlara itiraz edeceklerini duyurdu. Bu sırada Cepeda'nın destekçileri, seçim sonuçlarına ilişkin itirazlarını dile getirmek amacıyla protesto düzenledi.







Trump, sağcı aday Esprilla'yı istiyor

Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, Kolombiya'da cumhurbaşkanı seçimlerini sağcı Abelardo de la Espriella'nın kazanması sonrasında bu ülke ile ilişkilerinin "çok daha iyi" olacağını söyledi. Trump, bu süreçte açıktan destek verdiği Espriella için "Kazanması beklenmiyordu ama kazandı, hem de açık ara, bu benim için bir onurdu" ifadelerini kullandı. ABD'li Cumhuriyetçi Senatör Bernie Moreno (üstteki fotoğrafta sağda), Kolombiya'da resmi olmayan sonuçlara göre cumhurbaşkanlığı seçimini kazanan Abelardo De La Espriella (fotoğrafta sağda) ile Baranquilla şehrinde bir araya geldi.







Aslında fark çok az!

Filistin davasının yılmaz savunucularından Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro, cumhurbaşkanı seçimini sağcı Abelardo de la Espriella'nın az farkla kazanmasının ardından sandık sonuçlarının araştırılmasını talep etti. Petro, ABD merkezli X sosyal medya hesabındaki açıklamasında, tüm demokrat avukatları, ülke genelindeki resmi sayım sonuçlarını takip etmeye çağırdı. İktidar partisinin solcu adayı Ivan Cepeda'nın, sağcı Espriella'ya karşı yüzde 0.3'le kaybettiğini hatırlatan Petro, "33 binden fazla masaya halihazırda itiraz edilmiş durumda. ABD'deki masalara ve ön sayım ile resmi sayım bilgisayar sistemine hizmet veren sunucuların IP adresi değişikliğinden etkilenen tüm masalara itiraz edilmelidir" ifadesini kullandı.







Ulusal uzlaşı şart!

Petro, "ulusal uzlaşı" çağrısında bulunarak, şunları kaydetti: "Bugün çatışma bekleyen faşist gruplar var, onlara istediklerini vermeyelim; öldürmek için şiddeti başlatmak istiyorlar. Biz, uzun soluklu bir projeyiz ve bazen halkın diğer kesiminin kendi yaşamlarında anlık yanılgılarını bizzat tecrübe etmesini beklemek gerekir. Abelardo'nun kampanya sürecinde ortaya koyduğu şeyler tamamen yanlıştır ve tüm Kolombiya'ya zarar verecektir. Eğer resmi sayımların ardından Abelardo gerçekten yeni cumhurbaşkanı olursa, elde edilen ve yürürlükteki reformları geri götürerek büyük bir hata yapacaktır."

Resmi sonuçların gerçeği ortaya çıkaracağını vurgulayan Petro, "Cepeda, benim aldığım oy oranının üzerine çıktı. Dolayısıyla sosyal adalet projesi, 1 milyondan fazla yeni insanı kendine çekti. Hükümetimin, ülke için bıraktığı bilanço, gerçekten insan odaklı düşünülmüş bir değişimdir. Kolombiya'nın iç kesimlerinde projemize karşı oy kullanan tüm insanlar, projemizden ekonomik ve sosyal olarak faydalanmışlardır" açıklamasında bulundu.







Espriella, oyların yüzde 49.66'sını, Cepeda yüzde 48.70'ini aldı

Ulusal Sivil Sicil Kayıt Başkanlığının resmi olmayan sonuçlarına göre, sandıkların yüzde 99.99'u açıldı.
Cumhurbaşkanı ikinci tur seçiminde, Vatan Savunucuları Hareketi adayı sağcı Espriella, oyların yüzde 49.66'sını, iktidar partisi Tarihsel Pakt İttifakı'nın sol görüşlü adayı Ivan Cepeda yüzde 48.70'ini aldı.

Petro, sonuçları tanımamıştı

Cumhurbaşkanı Petro ise sosyal medyadaki açıklamasında, oy sayımında bazı düzensizlikler olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetmişti: "Hiçbir aday kendisini cumhurbaşkanı ilan edemez. Cumhurbaşkanının kim olduğunu belirleyecek olan, resmi hukuki sayım sürecidir. Ben, yargıçların kararına itaat ederim. Vatandaşlarımızdan lütfen sakin olmalarını rica ediyorum. Karşımızdaki gerçeklik, bize tam ortadan ikiye bölünmüş bir ülke ve özgürlüğümüzü elimizden alan yabancı müdahaleleri gösteriyor. Önümüzdeki yıllarda vatanı ve barışı korumak istiyorsak, bir 'Ulusal Mutabakat' kaçınılmazdır."

Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti

Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor

08.08.2026 00:18:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor.

Medya sahipliğinin birkaç merkezde toplanması, halkın haber alma hakkını ve demokratik çoğulculuğu riske atıyor.

Medya, tarihsel olarak demokrasilerin "dördüncü kuvveti" ve kamuoyunun denetim mekanizması olarak konumlandırılsa da son yıllarda mülkiyet yapılarında yaşanan dönüşüm bu işlevi tartışmalı hale getirdi.

Yayın organlarının bağımsız gazeteciler veya kamu odaklı kurumlar yerine; inşaat, enerji, finans ve savunma gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük sermaye gruplarının eline geçmesi, haber merkezlerindeki yayın çizgisini doğrudan etkiliyor.







Sermaye ilişkileri ve siyasal iklimin habere yansıması

Geleneksel gazetecilik ilkeleri; tarafsızlık, nesnellik ve kamu yararını her türlü çıkarın üzerinde tutmayı gerektirir. Ancak medya organlarının ticari ve siyasi ağlarla örülü mülkiyet yapıları, haberin mutfağında ciddi bir "filtreleme" sürecini beraberinde getiriyor.

Medya sahiplerinin devlet ihalelerine giriyor olması veya kamu düzenlemelerine bağımlı sektörlerde yatırım yapması, yayın organlarının siyasi iktidarlarla ve güç odaklarıyla çatışmaktan kaçınmasına yol açıyor. Bu durum, eleştirel haberciliğin yerini otosansüre ve tek sesliliğe bırakması riskini doğuruyor.







Çapraz sahiplik ve algı yönetimi

Medya sektöründe çapraz sahiplik (aynı sermaye grubunun gazete, televizyon, radyo ve dijital platformların tümüne sahip olması) yayın çeşitliliğini görünürde artırsa da, özünde aynı mesajın farklı kanallardan yinelemesine dayanıyor.

Gündem Belirleme Gücü: Farklı mecralara sahip gruplar, kamuoyunun neyi konuşup neyi konuşmayacağını tek elden yönlendirebiliyor.

Otosansör Mekanizması: Gazeteciler, bağlı bulundukları holdingin ticari veya siyasi çıkarlarıyla çelişen haberleri yapmaktan kaçınmak zorunda kalabiliyor.

Tiraz ve Reyting Kaygısı: Reklam verenlerle ve kamusal fonlarla kurulan ilişkiler, editoryal bağımsızlığın önüne geçebiliyor.







Dijital medya çözüm mü, yeni bir bağımlılık mı?

Geleneksel medyadaki bu tarafsızlık krizine karşı dijital yayıncılık ve bağımsız haber platformları alternatif bir kanal olarak öne çıksa da, dijitalleşme kendi zorluklarını beraberinde getiriyor. Algoritma bağımlılığı, fonlama sorunları ve dev teknoloji şirketlerinin tekelci yapısı, dijital haberciliğin de sürdürülebilirliğini ve tarafsızlığını sınamaktadır.







Uzmanlar, siyasal tarafsızlığın ve haber etiğinin korunabilmesi için şu adımların kritik olduğuna dikkat çekiyor:

Şeffaf Mülkiyet Yapısı: Medya organlarının nihai sahiplerinin ve finansman kaynaklarının kamuoyuna açıkça beyan edilmesi.

Editoryal Bağımsızlık Güvencesi: Yayın sahibi ile haber merkezi arasındaki sınırları koruyan yasal ve kurumsal güvencelerin oluşturulması.

Kamu Yayıncılığının Güçlendirilmesi: Siyasi baskılardan uzak, doğrudan halka hesap veren özerk kamu yayıncılığı modellerinin teşvik edilmesi.

Medya sahipliğinin şeffaflaşmadığı ve editoryal bağımsızlığın teminat altına alınmadığı bir düzende, siyasal tarafsızlık bir ilke olmaktan çıkıp yalnızca bir temenni olarak kalma riskiyle karşı karşıya.

Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

Amasya'da vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

05.08.2026 10:48:00
İhlas Haber Ajansı
 
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'nın Taşova ilçesinde vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor. Yukarı Baraklı ve Özbaraklı köylüleri, yıllardır büyükşehirlere göç veren bölgedeki durumun baraj sayesinde tersine döneceğine inanıyor.






Baraklı Şelalesi'nin de bulunduğu bölgede inşa edilecek barajın 20 yıldır gündemde olduğunu hatırlatan Yukarı Baraklı Köyü Muhtarı Osman Yıldız, "Yetkililer bize 2006 yılında baraj yapılacağını söylemişti. Tüm aşamalar geçildi. ÇED raporu hazırlandı. Fakat henüz faaliyete geçip kazmayı vuramadık. Baraj olmadığından dolayı suyumuz boşa gitmektedir" dedi. Önceden belde olan iki komşu köyün toplam arazisinin 8 bin dönüm olduğunu anlatan Yıldız, "Çevremizde de su ihtiyacı olan komşu köyler var. Eğer baraj yapılsaydı komşu köylerin içme suyu ihtiyacı da karşılanabilir" diye konuştu.








"Baraj yapıldığı an köye geri dönüşler başlayacak"

Birçok arkadaşının büyükşehirlerden köye dönüş planı yaptığına değinen Özbaraklı köyünden Hasan Ünkan, "Büyük şehirlerde yaşamak çok sıkıntılı hale geldi. Nüfus yoğunluğu var. Köylerde ise hayvancılık artıyor. Sulama sıkıntısından dolayı köyümüze geri dönüş yapamıyoruz. Baraj yapıldığı an geri dönüşler başlayacak. Köyler canlanacak" dedi. Köylerinin etrafında geniş ormanlar bulunduğunu vurgulayan Ünkan, "Orman yangınlarının arttığı günümüzde burada baraj olması muhtemel yangın tedbirleri açısından çok önem arz etmektedir" ifadelerini kullandı.







Yıllardır barajın inşa edilmesini beklediklerini söyleyen Yukarı Baraklı Derneği Başkanı Ömer Evci ise, dereye yakın arazilerde elektrik pompaları kullanılarak sulama yapılan sebze ve meyve üretiminde barajın etkisiyle artış olacağına inandığını belirtti.








Ev hanımı Nevin Ünkan ile kahveci İsmail Kılıç da yetkililerden baraj konusunda destek beklediklerini söyledi.

Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü

Karadeniz'in eşsiz doğası ve yaylalarına ulaştıran karayollarındaki yön ve işaret tabelaları son yıllarda magandaların atış poligonuna dönüştü

01.08.2026 11:56:00 / Güncelleme: 01.08.2026 12:00:52
İHA
 
Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü
Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü
Bölge genelinde yollara güvenliği sağlamak amacıyla yerleştirilen yüzlerce trafik işaret ve yön levhası, kimliği belirsiz şahısların ateşli silahlarla hedef tahtası haline getirilmesi sonucu kevgire döndü. Sürücülerin can güvenliğini tehlikeye atan bu durum, aynı zamanda ülke ekonomisine de milyonlarca liralık dev bir yük bindiriyor.






Özellikle Trabzon, Rize, Giresun ve Artvin'in virajlı, dik ve sık sık sis çöken yayla yollarında hayati önem taşıyan "Keskin Viraj", "Dur" ve "Heyelan Riski" gibi uyarı levhaları magandaların kurşunlarıyla parçalanmış durumda. Kurşun delikleri sebebiyle üzerindeki reflektörleri (gece parlayan kaplama) özelliğini yitiren tabelalar, gece seyahat eden sürücüleri adeta kör noktada bırakıyor. Bölgede sürekli yolculuk yapan yerel halk ve sürücüler duruma isyan ederek, "Zaten yollarımız engebeli ve sisli. Tabelalara bakarak yolumuzu bulmaya çalışıyoruz ama tabelalar delik deşik. Virajı göremiyoruz, uçurumu fark edemiyoruz. Bir tabela magandalığı yüzünden her an canımızdan olabiliriz" sözleriyle tepkilerini dile getirdi.








Milli servet çöpe gidiyor, tabela başına maliyet katlanıyor

Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) ekipleri, kurşunlanan levhaları yenilemek için yoğun mesai harcıyor ancak takılan her yeni tabela kısa süre içinde yeniden hedef tahtası haline geliyor. Yapılan son maliyet hesaplamalarına göre; yalnızca bir tek trafik levhasının sökülmesi, yeniden imal edilmesi ve sahada montajının yapılmasının maliyeti 3-5 bin TL arasında değişiyor. Yılda belki binlerce tabelanın tahrip edildiği ülkede harcanan milyonlarca liralık milli servet magandaların "zevk" uğruna yaptığı atışlar nedeniyle çöpe gidiyor.

Tabelaları kurşunlayan kişilerin tespit edilmesi durumunda ise cezai işlem uygulanıyor. Türk Ceza Kanunu (TCK) Madde 152 uyarınca "Kamu malına zarar verme" suçundan 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılıyor. TCK Madde 170 kapsamında meskun mahalde veya yolda silah ateşlemekten "Genel güvenliği kasten tehlikeye sokma" suçlamasıyla 6 aydan 3 yıla kadar ek hapis cezası uygulanabiliyor. Zarar verilen tüm tabelaların maliyetleri, faizleriyle birlikte faillerden nakit olarak tazmin ediliyor. Jandarma ve emniyet birimleri, vatandaşları da tabelalara ateş açan kişileri gördüklerinde plakalarıyla birlikte derhal 112 Acil Çağrı Merkezi'ne ihbar etmeye çağırıyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.