Kömür madenciliği yol ayrımında
Kömür sektörü, 2025 itibarıyla küresel enerji sahnesinde tarihi bir dönüm noktasına ulaştı. Global Energy Monitor tarafından yayımlanan son rapora göre, 2024 yılında devreye alınan yeni kömürlü termik santral kapasitesi yalnızca 44 gigavat oldu
21.07.2025 17:42:00
Ahmet Turan Yiğit
Ahmet Turan Yiğit





Kömür sektörü, 2025 itibarıyla küresel enerji sahnesinde tarihi bir dönüm noktasına ulaştı. Global Energy Monitor tarafından yayımlanan son rapora göre, 2024 yılında devreye alınan yeni kömürlü termik santral kapasitesi yalnızca 44 gigavat oldu — bu rakam son 20 yılın en düşük seviyesi olarak kayıtlara geçti. Aynı yıl içinde 25,2 gigavatlık kapasite ise emekliye ayrıldı. Bu tablo, kömürün küresel enerji denklemindeki yerinin hızla daraldığını gösteriyor.
Ancak bu düşüş, tüm dünyada eşit şekilde yaşanmıyor. Çin ve Hindistan gibi ülkeler, yeni kömür projeleriyle sektördeki genişlemeyi sürdürürken, Avrupa Birliği ve OECD ülkeleri kömürden çıkışta daha kararlı adımlar atıyor. AB ülkelerinde 2024 yılında emekliye ayrılan kömür kapasitesi 11 gigavata ulaşarak bir önceki yıla göre dört kat arttı. Birleşik Krallık ise son kömür santralini kapatarak bu alandaki dönüşümde sembolik bir eşiği geçti.
Kömürden çıkışın hızlandığı bu dönemde, enerji politikaları yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal etkileriyle de yeniden şekilleniyor. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde, kömürden uzaklaşmanın adil ve kapsayıcı bir geçişle sağlanması gerektiği vurgulanıyor. Bu bağlamda, enerji dönüşümünün yalnızca teknolojik değil, aynı zamanda toplumsal bir proje olduğu giderek daha fazla kabul görüyor.
Ancak bu düşüş, tüm dünyada eşit şekilde yaşanmıyor. Çin ve Hindistan gibi ülkeler, yeni kömür projeleriyle sektördeki genişlemeyi sürdürürken, Avrupa Birliği ve OECD ülkeleri kömürden çıkışta daha kararlı adımlar atıyor. AB ülkelerinde 2024 yılında emekliye ayrılan kömür kapasitesi 11 gigavata ulaşarak bir önceki yıla göre dört kat arttı. Birleşik Krallık ise son kömür santralini kapatarak bu alandaki dönüşümde sembolik bir eşiği geçti.
Kömürden çıkışın hızlandığı bu dönemde, enerji politikaları yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal etkileriyle de yeniden şekilleniyor. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde, kömürden uzaklaşmanın adil ve kapsayıcı bir geçişle sağlanması gerektiği vurgulanıyor. Bu bağlamda, enerji dönüşümünün yalnızca teknolojik değil, aynı zamanda toplumsal bir proje olduğu giderek daha fazla kabul görüyor.
















































































