Dünyada 832'si ABD ordusunda, 1300'den fazla F-35 uçağının görev yaptığı bildirildi
ABD Kongresinde yeni nesil savaş uçağı F-35 programı hakkında düzenlenen toplantıda, 832'si ABD envanterinde olmak üzere, dünya genelinde 1300'den fazla F-35 uçağının operasyonel olduğu bildirildi
AA / Haber Merkezi





F-35 Ortak Program Ofisi Yöneticisi Korgeneral Gregory L. Masiello, ABD Senatosu Silahlı Hizmetler Komitesine F-35 uçak programı hakkında bilgi verdi.
F-35'in benzeri olmayan çok amaçlı, büyük ölçekli bir savaş uçağı olduğunu belirten Masiello, 832'si ABD envanterinde, dünya genelinde 1300'den fazla F-35'in faaliyette olduğunu kaydetti.
Masiello, ayrıca F-35 uçaklarının dünya genelinde 42 üste görev yaptığını, buna ek olarak 10'u ABD'ye ait, uluslararası 13 uçak gemisinde de konuşlandırıldığı bilgisini paylaştı.
Bunun önemli bir etki alanı olduğunu ifade eden Masiello, F-35'lerin ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a yönelik başlattıkları saldırılar dahil son yıllarda birçok askeri operasyonda kullanıldığını belirterek 'Bu uçak, vurulamayan hedeflerin bazılarını vurabilen ve her şeyi görebilen tek uçak.' diye konuştu.
Oturumda söz alan Arizona Senatörü Mark Kelly de F-35'lerin gelecekteki çekişmeli ortamlarda büyük bir rol oynayacağını savunarak 'Ancak F-35'leri nasıl sahaya süreceğimiz, uçakları filoya nasıl dahil edeceğimiz ve onları tam görev kabiliyetine nasıl getireceğimiz hakkında hala zorluklar var.' dedi.
Kelly, 'Ayrıca, tüm filo için uçağın uzun vadeli bakım maliyeti konusunda da endişeliyim. Bu, bakanlığın bütçesi üzerinde büyük bir etkiye sahip.' ifadelerini kullandı.
F-35 sorunlar yumağı
Dünyanın en pahalı ve en karmaşık savunma projesi olan F-35 Lightning II, sunduğu üstün beşinci nesil teknolojilere rağmen, geliştirilme sürecinden bu yana çok sayıda kronik ve güncel arızayla gündeme geliyor. ABD Hükümet Hesap Verebilirlik Ofisi (GAO) ve Pentagon raporlarına göre, uçağın harbe hazırlık oranları bu arızalar ve lojistik tıkanıklıklar nedeniyle ciddi baskı altında.
F-35'in "beyni" olarak nitelendirilen yazılım mimarisi, en büyük arıza kaynağı konumundadır.
TR-3 (Technical Refresh 3) Kararsızlığı: Uçağın işlemci gücünü artırması planlanan TR-3 modernizasyonunda yaşanan yazılım çökmeleri ve "bellek sızıntısı" (memory leak) hataları, pilotların kokpit ekranlarının, radarlarının ve hedefleme sistemlerinin uçuş sırasında donmasına veya aniden yeniden başlamasına neden oldu.
Bu kararsızlıklar nedeniyle ABD ve müttefikleri (örneğin Belçika ve İngiltere) fabrikadan çıkan yeni uçakları uzun süre teslim almayı reddetti.
Uçağın üzerindeki güçlü radar, elektronik harp sistemleri ve aviyonikler muazzam miktarda ısı üretmektedir.
Mevcut motor ve soğutma sistemleri, uçağın ürettiği bu aşırı ısıyı tahliye etmekte zorlanıyor. Bu durum, hassas elektronik bileşenlerin ömrünü kısaltıyor ve uçuş bilgisayarlarının aşırı ısı alarmı vermesine yol açıyor. Pentagon, bu termal sorunu çözebilmek adına üretici firmayla sürekli yeni modifikasyon sözleşmeleri imzalamaktadır.
Pratt & Whitney F135 motoru, uçağın dikey iniş-kalkış (F-35B) gibi ağır isterlerini karşılamaya çalışırken bazı yapısal zafiyetler göstermiştir.
Motorun yakıt borularında ve bazı mikro bileşenlerinde uçuş sırasında meydana gelen nadir rezonanslar (titreşimler), yakıt sızıntılarına ve motor arızalarına sebep oldu. Geçmişte bazı F-35B modellerinin dikey iniş sırasında çakılması veya sert iniş yapması bu titreşim kaynaklı motor sorunlarına bağlanmıştı.
Kuzey bölgelerinde (örneğin Alaska'daki üslerde) görev yapan F-35A'larda aşırı soğuk hava şartlarında hidrolik sıvıların donması, hatların çatlaması ve iniş takımlarının kilitlenmesi gibi mekanik arızalar yaşandı. Yapılan incelemelerde, hidrolik sistemlerin bir kısmına su sızdığı ve bunun donmayı hızlandırdığı tespit edildi.
Arızaların kendisi kadar, bu arızaların giderilme süresi de filo için büyük bir problemdir.
ODIN ve ALIS adı verilen küresel lojistik ağlarındaki aksaklıklar ve kritik yedek parçaların (özellikle motor kaplamaları ve radar sensörleri) tedarik zincirindeki gecikmeler yüzünden, arızalanan bir uçağın hangardan çıkması aylarca sürebiliyor. GAO raporlarına göre tam görev yapabilme (Full Mission Capable) oranları bazı dönemlerde %25-30 bandına kadar gerilemiştir.
F-35'teki arızaların büyük bölümü mekanik kusurlardan ziyade, "aşırı teknoloji yüklemesi ve yazılım karmaşıklığı" ile bu karmaşıklığı destekleyecek "soğutma/altyapı yetersizliğinden" kaynaklanmaktadır.
Türkiye F-35 programından dışlanmıştı
Türkiye ile F-35 programı arasındaki ilişki, yakın askeri tarihin en karmaşık ve çok konuşulan diplomatik/savunma sanayii krizlerinden biridir. Süreç, Türkiye'nin programın en önemli ortaklarından biriyken tamamen çıkarılmasına ve kendi milli muharip uçağını geliştirmesine uzanan derin bir dönüşüm hikayesidir.
Türkiye, F-35 Müşterek Taarruz Uçağı (JSF) programına 1999 yılında kurucu ortaklardan biri olarak katıldı. Türk savunma sanayii firmaları (TAI, ASELSAN, ROKETSAN vb.), uçağın binlerce parçasının üretiminde kritik roller üstlendi ve Türkiye yaklaşık 100 adet F-35A uçağı satın almayı taahhüt etti. Hatta Türkiye için üretilen ilk birkaç uçak ABD'de Türk pilotların eğitimi için kullanılmaya başlanmıştı.
Ancak 2019 yılında, Türkiye'nin Rusya'dan S-400 hava savunma sistemleri satın alması üzerine ABD hükümeti, Türkiye'yi programdan resmi olarak çıkardı. Satın alınan uçaklara el konuldu ve hangarlarda beklemeye alındı; Türk firmalarının parça üretimi ise kademeli olarak sonlandırıldı.
ABD ile Türkiye arasındaki ilişkiler zaman zaman yumuşama eğilimi gösterse de, F-35 programına geri dönüşün önündeki en büyük yasal engel hâlâ yürürlükte olan CAATSA (ABD'nin Hasımlarına Yaptırımlar Yoluyla Karşı Koyma Yasası) yaptırımlarıdır.
Washington yönetimi, Türkiye'nin F-35 programına (veya benzer gelişmiş sistem tedarik süreçlerine) geri dönebilmesi için S-400 sorununun tamamen çözülmesi (sistemlerin aktive edilmemesi, üçüncü bir ülkeye gönderilmesi veya ABD denetimine verilmesi gibi formüller) şartını koşmaya devam ediyor.













































































