logo
11 AĞUSTOS 2026

KPSS Ortaöğretim saat 10.00'da başladı

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığınca Kamu Personel Seçme Sınavı Ortaöğretim (2020-KPSS Ortaöğretim) başladı

22.11.2020 11:12:00
 
KPSS Ortaöğretim saat 10.00'da başladı
KPSS Ortaöğretim saat 10.00'da başladı

Sınav, 81 ilde ve KKTC'nin başkenti Lefkoşa'da 188 sınav merkezinde düzenleniyor.

Saat 10.15'te başlayan sınavda adaylara 120 sorudan oluşan "Genel Yetenek" ve "Genel Kültür" testleri uygulanıyor. Adaylara 130 dakika süre verildi.

KPSS Ortaöğretim adayları, saat 10.00'dan sonra sınav binalarına alınmadı.

ÖSYM tarafından yapılan sınavlara katılacağını sınav giriş belgeleriyle belgeleyenler, yanlarında bulunan eş, kardeş, anne veya babadan bir refakatçi ile sınav görevlileri, sokağa çıkma kısıtlamasından muaf tutuldu.



Koronavirüs önlemleri

Sınavda yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınına karşı tedbirler alınıyor.

Sınav binaları ve salonları sınavdan önce detaylı temizlik yapılarak dezenfekte edildi.

Koronavirüs önlemleri kapsamında adaylara sınav binası girişlerinde görevlilerce maske ve dezenfektan dağıtıldı, isteyen adaylar dezenfektanlarını yanlarında getirebildi. Sınav görevlilerine maske ve dezenfektan ile lateks eldiven de dağıtıldı.

Adaylar ve görevliler, kendi maske ve siperliklerini kullanabildi.

Sınav görevlilerinin ve adayların Kovid-19 durumları, HES kodları aracılığıyla takip edildi.

Yığılmayı önlemek ve sosyal mesafeyi korumak için adaylar ve sınav görevlileri dışında hiç kimse okul bahçelerine giremedi. Adaylar, sınav binalarına girişte sosyal mesafenin korunması için sınav görevlilerince yönlendirildi. AA

Eren Bülbül'ü şehit edenleri unutmadık!

11 Ağustos 2017'de şehit düşen Eren Bülbül için iktidardan kararlılık açıklamaları peş peşe gelirken, dün gece yasalaşan PKK'lılara yönelik ceza erteleme adımları, evladını vatan uğruna toprağa veren aileleri ve gazileri derin bir üzüntüye sevk etti

11.08.2026 14:50:00 / Güncelleme: 11.08.2026 14:52:11
Haber Merkezi
 
Eren Bülbül'ü şehit edenleri unutmadık!
Eren Bülbül'ü şehit edenleri unutmadık!
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nda dün yaklaşık 12 saat süren görüşmelerin ardından "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi" kabul edilerek yasalaştı. 12 maddelik düzenleme, 467 "evet", 87 "ret" ve birkaç çekimser oyla geçti. Kamuoyunda "Terörsüz Türkiye yasası" veya "çerçeve yasa" olarak bilinen teklif, PKK/KCK ve bağlantılı oluşumların fiili varlığına son verdiğinin ve tüm silah ile mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti, bu tespitin Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararıyla teyit edilip Resmi Gazete'de yayımlanması şartına bağlanıyor.

Yasa; PKK/KCK'yı kurma veya yönetme, örgüte üye olma, bilerek ve isteyerek yardım etme, propaganda yapma, örgütün faaliyeti kapsamında işlenen suçlar ile terörün finansmanı suçlarını kapsıyor. Üst sınırı 15 yıl veya daha az hapis cezası gerektiren suçlarda soruşturma, kovuşturma ve infaz 5 yıl; daha ağır olanlarda 10 yıl ertelenebiliyor. Erteleme süresinde yeni terör suçu işlenmezse soruşturmalar düşebiliyor, cezalar infaz edilmiş sayılıyor. Kasten öldürme suçları ile 1 Haziran 2005 öncesi müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet gerektiren suçlar (Abdullah Öcalan ve bazı üst düzey isimler dahil) kapsam dışında tutuluyor. Başvuru süresi ve izleme kurulları gibi mekanizmalar da öngörülüyor. Hükümet yetkilileri, düzenlemenin genel af olmadığını, yalnızca şartların oluşması halinde uygulanacak geçici bir çerçeve olduğunu vurguluyor.

Şehit aileleri ve gaziler tepkili

Ancak yasanın Meclis'ten geçmesi, şehit yakınları, gaziler ve bazı muhalefet çevrelerinde derin rahatsızlık yarattı. Düzenlemenin, terör örgütü mensuplarına yönelik ceza ertelemeleri öngörmesi nedeniyle şehitlerin, yakınlarının ve gazilerin onurunu ve acısını incittiği ifade ediliyor.

Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği gibi kuruluşlar ile İYİ Parti gibi muhalefet partileri, sürecin mağdur-fail dengesini bozduğunu, şehit ailelerinin ve gazilerin yeterince dinlenmediğini savundu. Bazı gaziler ve şehit yakınları, özlük hakları talepleriyle eylemlerini sürdürürken, çerçeve yasayı "ihanet metni" olarak nitelendiren eleştiriler yükseldi. Adalet Bakanı Akın Gürlek gibi yetkililer, şehit aileleri ve gazilerin hassasiyetlerinin temel ölçü olacağını, onların onurunu incitecek hiçbir tasarrufa izin verilmeyeceğini belirtse de, eleştiriler dinmedi.

Eren Bülbül ve Ferhat Gedik 9 yıl önce şehit edilmişti

Bu tartışmalar, 11 Ağustos 2017'de Trabzon'un Maçka ilçesi kırsalında PKK'lı teröristlerin saldırısında şehit edilen 15 yaşındaki Eren Bülbül ve Jandarma Astsubay Kıdemli Başçavuş Ferhat Gedik'in şehadetlerinin 9. yılında daha da belirginleşti.

İktidar kanadı, Eren Bülbül'ün şehadetine ilişkin açıklamalarında her zaman "kanının yerde bırakılmayacağı" vurgusunu yapmıştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehadetlerinin 9. yılında sosyal medya hesabından şu mesajı paylaştı: "Vatan için, bayrak için toprağa düşen iki kahramanımızı; Eren Bülbül evladımız ile Jandarma Astsubayımız Ferhat Gedik'i şehadetlerinin 9'uncu yılında rahmetle yâd ediyorum. Ruhları şad, mekânları cennet olsun."

Erdoğan daha önceki yıllarda da benzer anma mesajları yayımlamış, "Eren yavrumuzun kanını yerde bırakmadık ama acısı hala yüreğimizde" gibi ifadeler kullanmıştı. İçişleri Bakanı gibi yetkililer de "Eren Bülbül evladımız gibi başka hiçbir evladımızı teröre kurban vermek istemiyoruz" demişti. Eren Bülbül'ün annesi Ayşe Bülbül'ün bazı açıklamalarında sürece destek verdiği yönünde haberler yer alırken, genel olarak şehit yakınları ve gaziler cephesinde yasanın yarattığı incinme hissi güçlü şekilde dile getiriliyor.

Buna karşın, dün yasalaşan teklifle birlikte yürütülen "terörün tasfiyesi" süreçlerinin, iktidarın geçmişteki kararlı söylemleriyle ne derece uyuştuğu siyasetin ve halkın ana tartışma maddesi olmaya devam ediyor. Eren Bülbül'ün annesi Ayşe Bülbül ise evladının acısını ilk günkü gibi yaşadığını belirterek, adaletin ve hainlere karşı duruşun hiçbir zaman sarsılmaması gerektiğini yineliyor.

İstanbul'da sokak çetelerine son bir ayda operasyonun bilançosu: 217 gözaltı

İstanbul'un 18 ilçesinde sokak çetelerine yönelik son 1 ayda düzenlenen operasyonlarda 217 şüpheli yakalanırken, 133 tabanca, 2 av tüfeği ve el yapımı 2 patlayıcı ve mühimmat parçaları ele geçirildi

11.08.2026 11:31:00
İHA
 
İstanbul'da sokak çetelerine son bir ayda operasyonun bilançosu: 217 gözaltı
İstanbul'da sokak çetelerine son bir ayda operasyonun bilançosu: 217 gözaltı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmalar doğrultusunda, İstanbul'da eylemlerini artıran silahlı suç örgütlerine yönelik çalışmalarını genişleten İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, söz konusu çetelere yönelik son bir aylık operasyon bilançosunu açıkladı, ele geçen mühimmatları emniyette sergiledi.

Kişilerden maddi menfaat temini için iş yerlerine silahlı saldırı düzenleyen, yağmaya teşebbüsünde bulunan, silah imalatı, ticareti ve kaçakçılığı yapan kişilere yönelik Avcılar, Ataşehir, Bağcılar, Başakşehir, Çekmeköy, Esenyurt, Fatih, Güngören, Kadıköy, Kağıthane, Kartal, Maltepe, Sarıyer, Sultanbeyli, Sultangazi, Şişli, Tuzla ve Zeytinburnu ilçelerinde gerçekleştirilen operasyonlarda, 44 olaya karışmakla suçlanan 217 şüphelinin yakalandığı duyuruldu.

İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, son yıllarda ortaya çıkan yeni nesil suç çeteleri olarak tabir edilen zanlıların ev ve işyerlerindeki aramalarda ise 133 tabanca, 2 av tüfeği, 2 el yapımı patlayıcı, 68 mermi ve 2 bin 851 silah mekanizması ele geçirildiği açıklandı.

Adli makamlara sevk edilen 217 şüpheliden 15'inin adli makamlarca serbest bırakıldığı, 39'u hakkında ise adli kontrol hükümleri uygulandığı kaydedilirken, 161 zanlının ise tutuklanarak cezaevine gönderildiği aktarıldı.

Öte yandan soruşturmalarda ele geçen suç unsurları, İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün Fatih'teki Vatan Yerleşkesinde sergilendi.

Süründüren hastalık kalp yetmezliğinden 3 adımda korunun


Dünya genelinde yaşam süresinin uzaması ve tıp teknolojilerinin gelişmesi kronik hastalıkların seyrini değiştirirken, Türkiye çok farklı ve dikkat çekici bir sağlık paradoksuyla karşı karşıya. Avrupa ve Amerika’da kalp yetersizliği teşhis yaş ortalaması 70 civarındayken, ülkemizde bu sınırın 62’ye gerilemesi, tıp dünyasında 'erken yorulan kalpler' alarmının verilmesine yol açıyor.

11.08.2026 11:12:00
Murat Çorbacı
 
Süründüren hastalık kalp yetmezliğinden 3 adımda korunun
Süründüren hastalık kalp yetmezliğinden 3 adımda korunun

Dünya genelinde yaşam süresinin uzaması ve tıp teknolojilerinin gelişmesi kronik hastalıkların seyrini değiştirirken, Türkiye çok farklı ve dikkat çekici bir sağlık paradoksuyla karşı karşıya. Avrupa ve Amerika'da kalp yetersizliği teşhis yaş ortalaması 70 civarındayken, ülkemizde bu sınırın 62'ye gerilemesi, tıp dünyasında 'erken yorulan kalpler' alarmının verilmesine yol açıyor. Uluslararası saygın tıp dergileri ve Türk Kardiyoloji Derneği'nin güncel verileri, tablonun ciddiyetini açıkça ortaya koyuyor:

2.7 milyon hasta: Türkiye'de şu an yaklaşık 2.7 milyon kişi kalp yetersizliğiyle yaşıyor ve bu sayı nüfusa oranla çok büyük bir halk sağlığı yükü oluşturuyor.
Yaşla gelen risk: Genel toplumda görülme sıklığı yüzde 2-3 seviyesindeyken, 70 yaş sonrasında bu oran yüzde 10'a çıkıyor. Nüfusumuz yaşlandıkça, bu oranın daha da katlanacağı öngörülüyor.

Ciddi takip şart: Teşhis sonrası dönemde hastaların düzenli takibi ve yaşam tarzı değişiklikleri hayati önem taşıyor; çünkü bu durum, pek çok kronik süreçten daha hassas bir klinik seyir sergileyebiliyor. Kalp yetersizliği; yüksek tansiyon, koroner arter hastalığı, geçirilmiş kalp krizi, kalp kapak hastalıkları, ritim bozuklukları ve diyabet gibi birçok sağlık sorununun uzun vadede oluşturduğu hasarın ardından gelişiyor.

Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Yusuf Altınkaynak, "Kalp yetersizliği çoğu zaman aniden ortaya çıkan bir tablo değildir. Yıllar boyunca kalbi etkileyen risk faktörleri ve kronik hastalıkların birikimi sonucunda gelişebilir. Bu nedenle kalp yetersizliğini yalnızca bir hastalık olarak değil, birçok kalp-damar probleminin ortak sonucu olarak değerlendirmek gerekir" ifadelerini kullandı.

Kalbimizi erken yoran 3 büyük tehdit

1. Belirtilerin ertelenmesi: Toplumda en sık karşılaşılan hatalardan biri, kalbin verdiği sinyalleri yorgunluk ya da yaşlılık diyerek geçiştirmektir. Nefes darlığı, çabuk yorulma ve bacaklarda oluşan şişlikler (ödem), kalbin kanı pompalarken zorlandığının net habercileridir. Bu gizli belirtiler fark edildiği an bir kardiyoloji uzmanına başvurulması, sürecin ilerlemesini durdurmanın ilk adımıdır.

2. Değişen yaşam kültürü: Son yıllarda 35 yaş altı popülasyonda görülen kalp kası hassasiyetleri ve erken evre yetersizlik süreçleri, dijital sağlık platformlarında en çok araştırılan konular arasında. Z ve Millenyum kuşaklarında artan yoğun plaza stresi, düzensiz uyku kalıpları, aşırı enerji içeceği tüketimi, elektronik sigara kullanımı ve paketli/aşırı tuzlu gıdalardan oluşan beslenme alışkanlıkları, kalbin biyolojik yaşını kronolojik yaşının önüne geçiriyor.

3. Pandemi ve viral etkiler: Geçmiş dönemlerde geçirilen ağır viral enfeksiyonların kalp kasında yarattığı tablolara dair toplumdaki soru işaretleri hala güncelliğini koruyor. Enfeksiyonların kalp sağlığı üzerindeki uzun vadeli etkilerini yönetmenin yolu, spekülasyonlardan uzak durarak düzenli hekim kontrolleriyle kalbin fonksiyonel durumunu takip etmekten geçiyor.

Adalet Bakanı Gürlek, 11 yıl önceki dosyayı açtı


 
Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Yeni HTS ve baz istasyonu analizlerinden elde edilen delil ve bulgular doğrultusunda, Trabzon İl Emniyet Müdürlüğümüzce bu sabah 5 şüpheliye yönelik operasyon gerçekleştirilmiş, şüphelilerin adreslerinde arama ve el koyma işlemleri ile gerekli adli işlemler başlatılmıştır" dedi.

11.08.2026 10:54:00 / Güncelleme: 11.08.2026 10:57:13
Haber Merkezi/AA
 
 Adalet Bakanı Gürlek, 11 yıl önceki dosyayı açtı
 Adalet Bakanı Gürlek, 11 yıl önceki dosyayı açtı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Fenerbahçe Futbol A Takımı'na 4 Nisan 2015'te Trabzon'da gerçekleştirilen silahlı saldırıya yönelik dosyada HTS ve baz istasyonu analizi doğrultusunda 5 şüpheliye operasyon düzenlendiğini bildirdi.

Bakan Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Fenerbahçe Spor Kulübü futbol takımını taşıyan otobüse 4 Nisan 2015'de Trabzon'da gerçekleştirilen silahlı saldırının hafızalardaki yerini koruduğunu ifade ederek, otobüs şoförünün ağır yaralandığı, futbolcuların ve kulüp görevlilerinin büyük bir tehlike atlattığı bu saldırının milletin vicdanında bir yara olarak kaldığını belirtti.

Dosya raftan indirildi

Gürlek, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının çalışmaları kapsamında dosyanın yeniden ele alındığını hatırlatarak, yeni teknolojik imkanlar ve güncel inceleme yöntemleri kullanılarak bütün delillerin tekrar değerlendirildiğini ifade etti.

Gürlek, şunları kaydetti: "Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülen soruşturma kapsamında yapılan yeni HTS ve baz istasyonu analizlerinden elde edilen delil ve bulgular doğrultusunda, Trabzon İl Emniyet Müdürlüğümüzce bu sabah 5 şüpheliye yönelik operasyon gerçekleştirilmiş, şüphelilerin adreslerinde arama ve el koyma işlemleri ile gerekli adli işlemler başlatılmıştır. Bu soruşturmanın tek amacı, 11 yıl önce gerçekleştirilen bu menfur saldırının arkasındaki kişi veya kişileri somut delillerle ortaya çıkarmaktır. Hangi takıma, hangi sporcuya veya hangi taraftar grubuna yönelirse yönelsin, spor alanındaki şiddete karşı tavrımız nettir. Bu vesileyle Ceza İşleri Genel Müdürlüğümüze, özellikle Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığımıza, soruşturmayı titizlikle yürüten Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığımıza, görev alan Cumhuriyet savcılarımıza, Trabzon İl Emniyet Müdürlüğümüze ve emeği geçen tüm kamu görevlilerimize teşekkür ediyorum."

Gözaltına alınanların kimlikleri açıklanmadı.

İşte madde madde yeni takvim

Kamuoyunda "Çerçeve Yasa" olarak bilinen ve "Terörsüz Türkiye" hedefiyle hazırlanan "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi", TBMM Genel Kurulunda yapılan 12 saatlik tarihi mesainin ardından 467 kabul oyuyla yasalaştı. Geniş bir siyasi mutabakatla kabul edilen bu dönüm noktası niteliğindeki kanunun ardından, uygulamanın hayata geçirilmesi için bürokratik ve hukuki takvim işlemeye başlıyor

11.08.2026 10:50:00
Haber Merkezi
 
İşte madde madde yeni takvim
İşte madde madde yeni takvim
Meclis Genel Kurulundaki oylama sürecinin tamamlanmasıyla birlikte, Türkiye'nin terör unsurlarından tamamen arındırılmasını hedefleyen yasanın yürürlük ve uygulama aşamaları netleşti. Yasama sürecinin tamamlanmasının ardından hem Ankara bürokrasisinde hem de yargı mekanizmasında kritik adımlar atılacak. İşte Resmi Gazete yayımından başvuru sürelerine kadar adım adım işleyecek o takvim:

1. Cumhurbaşkanı onayı ve Resmi Gazete yayımı

TBMM Genel Kurulunda kabul edilen 12 maddelik kanun metni, ilk olarak Meclis Başkanlığı tarafından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın onayına sunulacak. Cumhurbaşkanı'nın anayasal inceleme ve onay sürecinin ardından kanun, yürürlüğe girmek üzere Resmi Gazete'de yayımlanacak.

2. Üst kurulun oluşturulması ve takip süreci

Yasanın Resmi Gazete'de yayımlanmasının hemen ardından, yasa kapsamındaki faaliyetlerin uygulanmasını takip edecek koordinasyon kurulu kurulacak. Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında toplanacak bu kurulda; Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, MİT Başkanı ve MGK Genel Sekreteri yer alacak. Eş zamanlı olarak Meclis bünyesinde bir İzleme Komisyonu hayata geçirilecek.

3. Silah teslimi ve MGK teyit kararı

Yasadaki yargısal kolaylıklar ve erteleme mekanizmalarının devreye girebilmesi için en kritik aşamayı Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararı oluşturuyor. PKK/KCK terör örgütünün fiili varlığına son verdiğinin ve tüm silah ile mühimmatını teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespit edilmesi gerekiyor. Bu tespitin ardından MGK'nın teyit kararı Resmi Gazete'de yayımlanacak ve takvimin hukuki uygulama aşaması resmen tetiklenecek.

4. 6 aylık başvuru süresi başlayacak

MGK kararının Resmi Gazete'de yayımlanmasını müteakiben, kanundan yararlanmak isteyen örgüt üyeleri için 6 aylık başvuru süresi işlemeye başlayacak. Şartları taşıyan kişiler, bu süre zarfında bulundukları yerdeki Cumhuriyet başsavcılıklarına veya kurulan özel mercilere yazılı başvuru yapmak zorunda olacak.

5. Silah ve envanter kayıt dönemi

Süreç içinde teslim olan ya da getirilen örgüt mensuplarının beraberinde bulundurdukları veya beyan ettikleri tüm silah, mühimmat, patlayıcı madde ve araç-gereçler güvenlik birimlerince kayıt altına alınacak.

6. Yargısal erteleme ve tedbirlerin değerlendirilmesi

MGK kararının ilanından sonraki dönemde, kanun kapsamına giren suçlarla ilgili yargı takvimi şu şekilde ilerleyecek:

• Kapsama giren suçlara yönelik soruşturma ve kovuşturmalar ertelenecek.

• Devam eden tutuklama ve adli kontrol tedbirleri ilgili mahkemeler, bölge adliye mahkemeleri veya Yargıtay tarafından hızla değerlendirilerek koşulları uyanların tedbirleri kaldırılacak.

• Üst mahkemelerde incelemede olan dosyalar hakkında erteleme hükümleri gereğince bozma kararları verilecek.

7. 5 ve 10 yıllık denetim ve erteleme süreci

Haklarında kesinleşmiş mahkumiyet hükmü bulunan ve kapsam dahilinde yer alan kişilerin cezalarının infazı, infaz hakimliği kararıyla ertelenecek. Bu noktada ceza miktarına göre ikili bir takvim uygulanacak:

• 15 yıl veya daha az hapis cezası alanların infazı 5 yıl süreyle ertelenecek.

• 15 yıldan fazla, müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanların infazı ise 10 yıl süreyle ertelenecek.

• (Kasten öldürme suçları ve 1 Haziran 2005 öncesi işlenen ağır müebbetlik suçlar bu takvimin tamamen dışındadır).

8. Dosyaların kapatılması veya iptal süreci

Erteleme süresi boyunca ceza zamanaşımı işlemeyecek ve süreç Cumhuriyet başsavcılıklarınca yakından takip edilecek. 5 veya 10 yıllık erteleme süreleri yeni bir terör suçu işlenmeksizin geçirildiği takdirde, dosyalar hakkında "kovuşturmaya yer olmadığı" ya da "düşme" kararı verilerek cezalar infaz edilmiş sayılacak. Ancak erteleme süresi içinde yeniden terör suçu işlenirse erteleme kararı kaldırılarak yargılamalara ve cezaların infazına kalındığı yerden devam edilecek.

Kanal İstanbul sessiz sessiz yapılıyor

Kanal İstanbul güzergahında inşa edilen ilk köprü olan Sazlıdere Köprüsü'nde çalışmalar gece saatlerinde de tüm hızıyla devam ediyor

11.08.2026 09:58:00
İhlas Haber Ajansı
 
Kanal İstanbul sessiz sessiz yapılıyor
Kanal İstanbul sessiz sessiz yapılıyor
Kanal İstanbul güzergahında inşa edilen ilk köprü olan Sazlıdere Köprüsü'nde çalışmalar gece saatlerinde de tüm hızıyla devam ediyor. Arnavutköy Sazlıbosna'da bulunan dev şantiye, gece karanlığında projektörlerle adeta gündüze dönerken, 196 metre yüksekliğindeki iki kulesi, yerleştirilen tabliyeleri ve gerilen eğik askı halatlarıyla köprü havadan görüntülendi.

Sazlıdere Barajı'nın güneyinde yükselen köprüde gece saatlerinde şantiyenin farklı noktalarındaki yoğun aydınlatma dikkat çekiyor. Havadan çekilen görüntülerde kulelerin çevresindeki çalışma platformları, vinçler, tabliye imalatları ve köprü güzergâhındaki şantiye faaliyetleri ışıklar altında net şekilde görülürken, köprünün çevresindeki karanlık arazi içerisinde yükselen aydınlık yapı İstanbul'un gece siluetine farklı bir görüntü kazandırıyor.



Kuzey Marmara Otoyolu'nun Başakşehir-Nakkaş kesiminin en önemli yapısı olan Sazlıdere Köprüsü'nde iki adet diamond yani elmas geometrisindeki kulenin imalatı tamamlandı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından 1 Temmuz 2026'da yapılan açıklamaya göre doğu ve batıdaki kuleler 196 metre yüksekliğe ulaştı ve proje genelindeki fiziksel ilerleme yüzde 80'in üzerine çıktı. Gece köprünün her iki tarafındaki çalışma ışıkları, beyaz renkteki eğik askı halatlarını ve betonarme kuleleri a daha belirgin hale getiriyor. Karanlıkta ışıklandırılan köprü, çevresindeki Sazlıdere havzası ve uzakta görülen İstanbul yerleşimleriyle birlikte dikkat çekici görüntüler oluşturuyor. Gece boyunca devam eden çalışmalar, dev köprünün gündüz olduğu kadar gece de ne kadar büyük bir şantiye alanına dönüştüğünü gözler önüne seriyor.

440 metrelik ana açıklık

Sazlıdere Köprüsü, tamamlandığında ana açıklığı 440 metre olan gergin eğik askılı bir köprü olacak. Ana açıklığın iki yanında 210'ar metrelik yan açıklıklar bulunacak. Bu bölümlerle köprünün toplam uzunluğu 860 metreye ulaşacak. Yaklaşım viyadükleri de eklendiğinde toplam uzunluk 1 kilometre 618 metre olacak. Köprü 46 metre genişliğinde ve 4 gidiş, 4 geliş olmak üzere toplam 8 şeritli olarak tasarlandı. Köprüde toplam 136 eğik askı halatı ve bu halatların bağlanacağı 272 ankraj bulunacak. Elmas geometrisindeki kule tasarımı sayesinde köprü ayaklarının kanal kesitine etkisinin azaltılması hedefleniyor.

İstanbul'un en yüksek ikinci köprüsü

Sazlıdere Köprüsü, kule yüksekliği bakımından İstanbul'un en yüksek ikinci köprüsü olacak. Köprünün kuleleri 196 metreye ulaşırken, İstanbul'un mevcut en yüksek köprüsü Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün kule yüksekliği yaklaşık 330 metre. Diğer köprüler ile Karşılaştırıldığında Sazlıdere Köprüsü'nün 196 metrelik kuleleri, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nün denizden 165 metre yüksekliğindeki kulelerini de geride bırakacak. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nün kule yüksekliği ise yaklaşık 110 metre seviyesinde bulunuyor.

Düzce'de denizden İHA çıktı


 
Düzce'de denizde insansız hava aracı olduğu değerlendirilen cisim bulundu. Düzce Valiliği, "Olayla ilgili inceleme ve değerlendirmeler yapılmış olup, kamuoyunun endişe etmesini gerektirecek herhangi bir olumsuzluk bulunmamaktadır" açıklamasını yaptı.

11.08.2026 01:10:00
Haber Merkezi/AA
 
Düzce'de denizden İHA çıktı
Düzce'de denizden İHA çıktı

Düzce Valiliği, Akçakoca ilçesi sahilinde insansız hava aracı (İHA) olduğu değerlendirilen cismin SAS personeli tarafından güvenlik tedbirleri alınarak, emniyetli bölge olarak tahsis edilen alanda kontrol altına alındığını bildirdi.

Valilikten yapılan açıklamada, saat 16.50'de Sahil Güvenlik Batı Karadeniz Harekat Merkezi'ne Akçakoca ilçesi Çınar Plajı açıklarında şüpheli bir cisim bulunduğuna ilişkin ihbar alındığı belirtildi.

Hangi ülkeye ait olduğu açıklanmadı ancak...

Açıklamada, İHA olduğu değerlendirilen cismin, SAS personeli tarafından güvenlik tedbirleri alınarak, emniyetli bölge olarak tahsis edilen alanda kontrol altına alındığı kaydedildi. Açıklamada, "Olayla ilgili inceleme ve değerlendirmeler yapılmış olup, kamuoyunun endişe etmesini gerektirecek herhangi bir olumsuzluk bulunmamaktadır" ifadesine yer verildi.

Karadeniz'de son aylarda sık sık Ukrayna'ya ait İHA'lara rastlanıyor!

Akneden uzak tutacak 10 kritik tavsiye!


Gün içinde yüzünüzü sık sık yıkıyor, gözünüze büyük gelen sivilcelerinizi sıkıyor, telefon ekranınızı silmeyi hiç düşünmüyor ve yastık kılıfınızı günlerce değiştirmiyorsunuz. İşte bunları yapıyorsanız, akneden kurtulma ihtimaliniz düşük mü düşük!

11.08.2026 00:43:00
Murat Çorbacı
 
 Akneden uzak tutacak 10 kritik tavsiye!
 Akneden uzak tutacak 10 kritik tavsiye!

Günlük hayatın sıradan bir parçası gibi görünen bu alışkanlıkların farkında olmadan akneyi tetikleyebildiğini belirten Dermatoloji Uzmanı Dr. Ayşenur Şam Sarı, "Toplumda sıklıkla aknenin hormonal ya da genetik nedenlerle ortaya çıktığı düşünülür. Cilt bakımında yapılan yanlışlar, beslenme alışkanlıkları ya da normal görünen günlük davranışlar akne oluşumunda etkili olabilir" dedi.

Akne neden ortaya çıkar?

Uzmanlar akneyi,  kıl folikülleri ve yağ bezlerini etkileyen kronik bir deri hastalığı olarak açıklıyor. Oluşumunda ise yağ (sebum) üretiminin artması, gözeneklerin tıkanması, cutibacterium acnes adlı bakterinin çoğalması ve iltihap gelişmesi rol oynuyor. Pek çoğumuzun sandığı gibi akneler yalnızca yüz bölgesinde oluşmuyor; sırt, göğüs, omuz ve boyunda da görülebiliyor. Çoğu zaman fiziksel bir sorun gibi algılansa da, aknenin tedavi edilmesi gereken bir hastalık olduğunu söyleyen Dermatoloji Uzmanı Dr. Ayşenur Şam Sarı, hastalığın kronik olması nedeniyle tekrarlamaması için günlük bazı önlemler almanın etkili olduğunu vurguluyor.

Günlük alışkanlıklara dikkat!

Akne denildiğinde çoğu kişinin aklına ergenlik dönemi geliyor. Ancak akne sorunu günümüzde erişkin bireylerde de sık karşılaşılan cilt hastalıklarından biri. Toplumda yaygın olarak bilinenin aksine aknenin baş sorumlusunun hormonal değişiklikler ile genetik yatkınlık olmadığını belirten Dermatoloji Uzmanı Dr. Ayşenur Şam Sarı, "Hormonlar ve genetik yatkınlığın yanı sıra stres, kullanılan bazı ilaçlar, yanlış kozmetik ürün kullanımı ve yaşam tarzına bağlı alışkanlıklar da aknenin ortaya çıkmasında veya şiddetlenmesinde önemli rol oynar. Bunun yanında gün içinde farkında olmadan yaptığımız bazı hatalar gözeneklerin tıkanmasına, yağ üretiminin artmasına ve iltihaplanmanın kolaylaşmasına neden olabilir" dedi.

Terleme ve güneşe maruz kalmak da akneyi artırıyor

Yaz aylarında artan sıcaklık, terleme ve güneş maruziyeti akneye eğilimli kişilerde şikâyetleri artırabiliyor. Akneyi önlemede en önemli noktanın cildi aşırı temizlemek ya da kurutmaya çalışmak olmadığını belirten Dr. Ayşenur Şam Sarı, "Bunun yerine cilt tipine uygun, nazik ve düzenli bir bakım rutini oluşturmak, komedojenik olmayan ürünler tercih etmek ve akneyi tetikleyen günlük alışkanlıklardan kaçınmaktır" diyerek akneye karşı alabileceğiniz 10 öneriyi sıraladı.

Yüzünüzü sık yıkamayın

Cildi gün içinde defalarca yıkamak veya alkol içeren sert temizleyiciler kullanmak cilt bariyerini zayıflatıyor. Bunun sonucunda cilt kurudukça kendini korumak amacıyla daha fazla sebum üretmeye başlayabiliyor. Artan yağ üretimi ise gözeneklerin tıkanmasını kolaylaştırarak akneyi şiddetlendirebiliyor.

Ne yapmalı?

Yüzünüzü sabah ve akşam olmak üzere günde iki kez nazik bir temizleyiciyle yıkayın.
Alkol oranı yüksek ve cildi kurutan ürünlerden kaçının. Cildi tahriş edecek kese ve sert fırçalar kullanmayın.

Sivilcelerinizi sıkmayın

Sivilceleri sıkmanın iltihabın cildin daha derin tabakalarına yayılmasına neden olabileceği uyarısında bulunan Dr. Ayşenur Şam Sarı, "Bu durum hem iyileşme süresini uzatır hem de kalıcı akne izi ve leke gelişme riskini artırır. Ayrıca ellerde bulunan bakteriler enfeksiyon riskini de yükseltebilir" dedi.

Ne yapmalı?

Sivilceleri sıkmaktan kaçının.
Gerekirse noktasal akne tedavi ürünleri kullanın.
Büyük ve ağrılı sivilceler için dermatoloji uzmanına başvurun.

Makyajı cildinizde uzun süre tutmayın

Yoğun yapılı fondötenler, bazı güneş koruyucular ve yağ bazlı kozmetik ürünlerin gözeneklerin tıkanmasına neden olabileceğini belirten Dr. Ayşenur Şam Sarı, "Özellikle makyajın uzun süre ciltte kalması bakterilerin çoğalmasını kolaylaştırabilir" uyarısında bulunuyor.

Ne yapmalı?

"Non-komedojenik" veya "akneye eğilimli ciltler için uygun" ibaresi bulunan ürünleri tercih edin.
Gün sonunda makyajınızı mutlaka temizleyin ve makyaj fırçalarını düzenli olarak yıkayın.

Güneş koruyucusuz güneşe çıkmayın

Güneş ışınları başlangıçta akneleri kurutuyor gibi görünse de uzun vadede ciltte kalınlaşmaya, gözeneklerin tıkanmasına ve lekelerin koyulaşmasına neden olabiliyor. Ağır ve yağlı yapıda güneş koruyucular ise akne oluşumunu kolaylaştırabiliyor.

Ne yapmalı?

SPF 30-50 arasında, tercihen jel veya akışkan formdaki güneş koruyucuları tercih edin.
Güneş koruyucunuzu iki-üç saatte bir yenileyin.

Telefon ekranınızı temizleyin

Pek çok kişi telefon ile sivilce oluşumunu birbiriyle ilişkilendirmese de telefon ekranlarında gün boyunca yağ, makyaj kalıntısı, bakteri ve çevresel kirleticiler birikiyor. Telefonun uzun süre yanakla temas etmesi ise özellikle çene ve yanak bölgesinde akne oluşumunu kolaylaştırabiliyor.

Ne yapmalı?

Telefon ekranınızı düzenli olarak temizleyin.
Uzun görüşmelerde kulaklık veya hoparlör kullanın.
Telefonu terli ciltle uzun süre temas ettirmeyin.

Terledikten sonra cildinizi mutlaka temizleyin

Terlemenin tek başına akne oluşturmadığını ancak ter, yağ ve çevresel kirlerle birleştiğinde gözeneklerin tıkanmasını kolaylaştırabileceğini söyleyen Dr. Ayşenur Şam Sarı, "Genellikle spor sonrasında ciltte uzun süre kalan ter özellikle sırt, omuz ve göğüs bölgesindeki akneleri artırabilir" diyor.

Ne yapmalı?

Egzersiz sonrasında mümkün olan en kısa sürede duş alın.
Terli kıyafetlerle uzun süre kalmayın.
Spor yaparken nefes alabilen kumaşlar tercih edin.

Yastık kılıfı ve havlularınızı sık değiştirin

Yastık kılıflarında zamanla yağ, ölü deri hücreleri, saç ürünleri ve mikroorganizmalar birikiyor. Uzun süre aynı kılıfın kullanılması özellikle yüzün temas ettiği bölgelerde akne gelişimini kolaylaştırabiliyor.

Ne yapmalı?

Yastık kılıflarını haftada en az bir-iki kez değiştirin.
Yüz havlusunu sık aralıklarla yıkayın ve havluları başkalarıyla ortak kullanmayın.

Saç ürünlerinizi yüzünüzle temas ettirmeyin

Saç yağları, şekillendiriciler ve saç bakım ürünlerinin alın ve şakak bölgesindeki gözenekleri tıkayabileceğini ifade eden Dermatoloji Uzmanı Dr. Ayşenur Şam Sarı, "Özellikle yaz aylarında terleme ile bu ürünlerin cilde geçişi kolaylaşır ve yüzde yeni akne oluşumları görülebilir" uyarısında bulunuyor.

Ne yapmalı?

Yağlı saç ürünlerini yüz bölgesinden uzak tutun.
Saç bakım ürünlerini uyguladıktan sonra yüzünüzü temizleyin.

Yüksek glisemik içerikli beslenmeyin

Akne ile beslenme arasında çok yakın ilişki olduğunu belirten Dr. Ayşenur Şam Sarı, "Şekerli içecekler, beyaz unlu gıdalar ve sık tüketilen ultra işlenmiş besinler insülin ve IGF-1 düzeylerini artırarak yağ bezlerinin daha fazla çalışmasına neden olabilir. Bilimsel çalışmalar özellikle yüksek glisemik yükün akneyi kötüleştirebildiğini göstermektedir" diyor.

Ne yapmalı?

Tam tahıllar, sebze ve liften zengin beslenmeye özen gösterin.
Şekerli içecekleri ve işlenmiş gıdaları sınırlandırın.

Stres ve uykusuzluktan uzak durun

Yoğun stres ve yetersiz uyku sırasında kortizol başta olmak üzere bazı hormonların düzeyinin değişebileceğini belirten Dr. Ayşenur Şam Sarı, "Bu hormonal değişiklikler yağ üretimini artırabilir ve mevcut aknelerin alevlenmesine yol açabilir. Aynı zamanda cildin onarım mekanizmaları da yavaşlar" ifadelerini kullanıyor.

Ne yapmalı?

Düzenli uyku alışkanlığı edinin.
Stres yönetimi için yürüyüş, egzersiz veya nefes egzersizlerinden yararlanın.

YENİ Parti kararını verdi

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'ne ilişkin, "Ben ve yönetici arkadaşlarım tarihsel bir tutarlılık ve sorumluluk içinde bu yasaya 'evet' diyeceğiz" dedi

10.08.2026 18:00:00
Haber Merkezi
 
YENİ Parti kararını verdi
YENİ Parti kararını verdi
Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM Genel Kurulunda, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin tümü üzerinde söz aldı.

Türkiye'nin en ağır, en yakıcı ve en uzun sorunlarından birini konuştuklarını ifade eden Özel, "Bu kanun teklifini buraya getirenler açık açık yazmasalar, konuşmaya cesaret etmeseler de meselenin adını doğru telaffuz etmek durumundayız. Bugün Kürt meselesini konuşmak üzere buradayız. Kürt meselesi yalnızca bir terör, güvenlik meselesi değildir. Yalnızca bir örgütün silah bırakması meselesi hiç değildir. Eşit yurttaşlık, hukukun üstünlüğü, demokratik temsil, özgür siyaset ve birlikte yaşama meselesidir." değerlendirmesinde bulundu.

"Terörsüz Türkiye sürecinin iktidar tarafından büyük bir özensizlikle yönetildiğini, müzakerelerinin kapalı kapılar ardında yapıldığını" öne süren Özel, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunda oluşan ortak iradeye rağmen özel görüşmelere, takvimlere, siyasi hesaplara sıkıştırılmaya çalışılan bir süreç yürütüldüğünü iddia etti.

"Barışı, hukuku milletin gözünden kaçırarak yazamayız, yazılamaz." ifadesini kullanan Özel, "Açıkça ifade etmek istiyorum, bu teklife 'hayır' deme hakkı en çok olan siyasi parti kimdir diye millete sorduğunuzda hiç şüphe yok ki bugün karşınızda bulunan Yeni Parti Grubu'dur. Çünkü süreç devam ederken en ağır saldırılara uğrayan bizleriz. Cumhurbaşkanı adayı tutuklanan, yol arkadaşları hapsedilen, partisine yargı eliyle butlan atanan biziz." sözlerini sarf etti.

Kanun teklifinin içeriğinin, hazırlanış biçimi kadar sorunlu olduğunu savunan Özel, Komisyon raporunda yer alan demokratikleşme konusunda yer alan önerilerin düzenlemede yer almadığını dile getirdi.

Vatandaşların kanun teklifine yönelik itirazlarını duyduğunu ifade eden Özel, şöyle devam etti:

"Buradan tarih önünde ifade ediyorum: bu yasaya 'hayır' deme hakkına en çok sahip olan Yeni Parti, kendi hakkını milletin barış hakkının önüne koymayacaktır. Barışın önünde durmayacağız. Bir daha şehit gelmemesi, hiçbir evladımızın gazi olmaması, yoksul evlere ateş düşmemesi için barışın önünde durmayacağız. Bir anne daha evladının tabutuna sarılmasın, bu ülkenin çocukları, bu ülkenin geleceğini okullarda, fabrikalarda, tarlalarda, laboratuvarlarda kursun diye barışın önünü açacağız. Türkiye bölgemizdeki ve dünyadaki tehditlere karşı bir ve bütün olsun, güçlü olsun diye barışın önünü açacağız. Yıllardır teröre, silaha, gözyaşına harcadığımız gücümüzü üretime, eğitime, refaha ayırmak için barışın önünü açacağız."

Komisyon raporundaki önerilerin altında attıkları imzayı namusları olarak gördüklerini belirten Özel, özellikle 7'nci maddede yer alan demokratikleşme adımlarına ilişkin düzenlemelerin de hayata geçirilmesi için AK Parti'nin imzasına sahip çıkması gerektiğini söyledi. Özel, "Biz imzamızı namus biliyoruz. Sizin de kendi imzanıza sahip çıkıp çıkmadığınızı milletle birlikte takip edeceğiz. Bugünden sonra demokratikleşmeyi Meclis'e getireceğiz. Kayyum uygulamalarının sona ermesinin takipçisi olacağız. Anayasa Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulamasının mücadelesini vereceğiz." dedi.

"Türkiye'nin geleceğinin önünü açacak bir sorumluluğu üstleniyorum"

Özgür Özel, kırmızı çizgilerinin net olduğunu vurgulayarak, Atatürk, Lozan Antlaşması, devletin birliği ve ülkenin bölünmez bütünlüğü ile Anayasa'nın güvence altına aldığı Cumhuriyet'in temel niteliklerinin tartışma veya pazarlık konusu yapılamayacağını ve buna asla izin vermeyeceklerini söyledi.

"Bu metne kefil olmadan ama barışın sorumluluğunu taşıyarak, iktidarın hesabına karşı durarak ama Türkiye'nin geleceğinin önünü açacak bir sorumluluğu üstleniyorum." diyen Özel, şöyle konuştu:

"Ben ve yönetici arkadaşlarım tarihsel bir tutarlılık ve sorumluluk içinde bu yasaya 'evet' diyeceğiz. Bununla birlikte bunu bütün vatandaşlarımıza ilan ederim ki Yeni Parti'mizi millet kurmuştur, partimizin adını millet koymuştur. Partiyi büyüten de güçlendiren de milletimizdir. Bu sebeple milletvekillerimiz de seçildikleri illerde millet ne diyorsa ona göre karar verecek. Ona göre oy kullanacaktır. Bu ifadeyle Yeni Parti Grubu'nu kararında serbest bırakıyor değilim. Aksine kendi il, bölge, temsil ettiği toplumsal kesimlerin hassasiyet, beklenti, endişe, umut ve heyecanını dikkate alarak, onları milletin vekili olma sorumluluğu ile baş başa bırakıyorum. Hiçbir Yeni Parti milletvekili, üyesinin ve milletinin sesini duymadan davranmayacak. Yeni Parti'nin yeni nesil siyasetinin gereği budur."

Barış, demokrasi ve adaletin ülkenin ilacı olacağını ifade eden Özel, "Bu ilaç birimize değil, hepimize şifa olacak. Kendimize güveneceğiz, insanımıza, mücadelemize güveneceğiz ve ortak geleceğimizi hep birlikte kuracağız. Herkesin buna inanmasını ve güvenmesini arzu ediyorum." değerlendirmesinde bulundu.

Dervişoğlu: 'Kürt ile PKK'yı yan yana getirdiniz'

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'ne ilişkin, "Biz, 'hayır' diyeceğiz. Tarihin doğru yerinde duracağız" dedi

 

10.08.2026 15:30:00
Anadolu Ajansı
 
Dervişoğlu: 'Kürt ile PKK'yı yan yana getirdiniz'
Dervişoğlu: 'Kürt ile PKK'yı yan yana getirdiniz'

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin tümü üzerinde yaptığı konuşmada, söz konusu kanun teklifinin Türk milletinden gizlendiğini, teklifi imzalayanların da ilk aşamada teklifin içeriğinden habersiz olduğunu savundu. Dervişoğlu, "Bu kanun teklifini TBMM mi hazırlamıştır ki onun onayına sunulmaktadır' Meclis, sürecin başındaki gibi, sadece bir tescil makamına indirgenmiştir. Türk milletinin hüküm mührü, onun bilgisi ve rızası dışında, cebren kullanılmıştır." diye konuştu.

Dünyadaki silahlı örgütlerin sona erdirilmesi süreçlerini anlatan Dervişoğlu, önce silahın, doğrulanabilir biçimde toplanıp imha edilmesi, yönetici kademesinin fiilen çözülmesi ve ancak bunlardan sonra hukuki adımların atılması gerektiğini belirtti.

Kolombiya, Kuzey İrlanda, İspanya, Endonezya ve Güney Afrika'yı hatırlatan, bunların hiçbirinde yasal düzenleme ve ceza indirimlerinin silahsızlanmanın nesnel biçimde doğrulanmasından önce yapılmadığını dile getiren Dervişoğlu, "Silahsızlanma, dağılma, entegrasyon sıralaması bu yasal düzenlemede fiilen tersine çevrilmiştir. Önce hukuki kazanım verilmekte, belirsiz bir gelecekte de silahsızlanma, vaat haline gelmektedir." değerlendirmesinde bulundu.

Bir terör örgütünün silahsızlandırılmasına ve tasfiyesine itiraz etmediklerini belirten Dervişoğlu, ancak teklifle yapılanın bu olmadığını savundu. Terörsüz Türkiye sürecine yönelik eleştirilerde bulunan Dervişoğlu, "Milletimiz o eşsiz ferasetiyle bu oyuna gelmemişken, Kürt ile PKK'nın bir arada anılmasına asla müsaade etmemişken, çalakalem hazırladığınız bu metinle, Kürt'ü ve PKK'yı yan yana getirmeye yeltendiğiniz için bu bir kalkışmadır. Terörsüz Türkiye diye yola çıkıp, İmralı'daki müebbetlik hükümlüyü, Kürtlere kayyım atamaya çalıştığınız için kalkışmadır." dedi.

Terör örgütü PKK/KCK'nın silah bırakması ve bunların teyit edilmesi konusuna yönelik değerlendirmelerde bulunan Dervişoğlu, örgütün Suriye kolunun kendini feshetmediğini, "sivil toplum kisvesi" altında yaygınlaştığını söyledi.

Örgütün İran kolu PJAK'ın da silah bırakmadığını belirten Dervişoğlu, "Bu işe 'evet' diyen hiçbir Allah'ın kulu sormuyor mu kendine, oralarda neden silah bırakılmıyor diye' Gerçek şu, PKK silah bırakmıyor, yöntem değiştiriyor. İktidar ortakları da üç beş oy uğruna, anayasa değişikliği uğruna, ömür boyu başkanlık uğruna bu kirli oyunu milletimize 'Terörsüz Türkiye' diye pazarlamaya çalışıyor. Milletimizin huzurunda, tarihe not düşüyorum, terör bitmiyor. Bir yerde yine silahlanıyor, bir yerde devletleşiyor, bir yerde de silahla yapamadığını, siyasetle yapmak üzere meşrulaştırılıyor." ifadelerini kullandı.

Teklif kapsamındaki faaliyetlerin uygulanmasının takibi ve değerlendirilmesinin oluşturulacak bir kurul tarafından yapılacağını anımsatan Dervişoğlu, teklifle yetkinin, üyelerinin tamamı Cumhurbaşkanı tarafından atanan bir kurula bırakıldığını belirterek, bu durumu eleştirdi.

Teklifle bir başka kurulun daha oluşturulacağını bildiren Dervişoğlu, "Bir kurul daha oluşturulacakmış. O da kanun yürürlüğe girdikten sonra, terör faaliyetlerinden dolayı yapılacak soruşturma ve kovuşturmalara izin verecekmiş. Yani, burada da savcılar yetkisiz kılınmaktadır. Bir suç işlenirse, soruşturma için kurulun izni gerekecek. Tıpkı kamu görevlilerinin yargılanması hakkındaki kanunun kopyası gibi." diye konuştu.

Teklifin 10. maddesiyle kanun teklifi kapsamında görev yapan herkese "mutlak bir sorumsuzluk zırhı"nın giydirildiğini kaydeden Dervişoğlu, bunu "beyhude" olarak nitelendirdi.

Dervişoğlu, "12 Eylül darbecileri Anayasa'ya geçici bir madde koyup, kendilerine koruma kalkanı yaptılar. Sonuç ne oldu' Devran değişti ve yargılanıp, 40 yıl sonra da olsa ceza aldılar. Bunu yapan iktidar, bu gerçeği görmüyor olamaz. Bugün, kendiniz için yazdığınız koruma hükümlerinin, yarın, sizi hukukun önünde hesap vermekten kurtaracağını mı zannediyorsunuz' İktidarlar değişir, kanunlar değişir, hesap değişmez." dedi.

"Bu metin fail odaklıdır"

Kanun teklifi metninin fail odaklı olduğunu savunan Dervişoğlu, teklifte mağdurun görmezden gelindiğini, zararın tazminiyle ilgilenilmediğini söyledi. Dervişoğlu, şöyle konuştu:

"Yıllarca evladının, eşinin, kardeşinin failinin cezalandırılmasını bekleyen aileler yok sayılarak, dosyalar idari bir kurulun kararıyla, bir gecede kapanabilecektir. Milli birlik, hukukun bir örgüte göre esnetilmesiyle değil, devletin meşru düzeninin tavizsiz korunmasıyla ayakta kalır. Devlet, bir grubun, bir zümrenin, bir iktidarın mülkü değildir. Devlet, büyük Türk milletinindir. Bu Gazi Meclis, milletin helal oylarıyla kurulmuş, milli egemenliğin tecelligahıdır. Kapalı kapılar ardında şekillenen bir mutabakat, Meclis'in iradesiymiş gibi önümüze getirilemez."

Meclis'in açılışında milletvekillerinin yemin ederek görevlerine başladığını hatırlatan Dervişoğlu, söz konusu teklife "hayır" oyu vereceklerini vurguladı. Dervişoğlu, "Biz, 'hayır' diyeceğiz. Tarihin doğru yerinde duracağız. Milletimizin huzurunda, namusumuz ve şerefimiz üzerine ettiğimiz yeminimize sadık kalacağız." dedi.

10 Ağustos 1920'de "Sevr denilen teslimiyet belgesinin imzalandığını" bildiren Dervişoğlu, dönemin İstanbul Hükümetinin ve mütareke basınının söz konusu metni "artık kan dursun" diyerek alkışladığını söyledi. Dervişoğlu, şunları kaydetti:

"O gün Anadolu'da, Milli Mücadele'yi ve Misakımilli'yi savunanlar, 'Marjinal' ve 'kanun tanımaz' ilan edilmişti. Ama bu Cumhuriyeti kuran, o gün alkışlanan iktidar sahipleri değil, o gün horlanan, o bir avuç kahramandı. 106 yıl sonra bugün de bu Genel Kurulda, aynı sınavdan geçiyoruz. Tarih, çoğunluğun o gün yaptığı alkışları değil, hakikatin yanında duranların sesini yansıtmıştır. Emin olun, bundan sonra da tarih, neye mal olacağını bilmeden veya umursamadan, emirle el kaldıranları değil, doğru zamanda, doğru kararı verenleri yüceltip tarihe kaydedecektir."

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.