logo
09 AĞUSTOS 2026

Küresel finansın kirli yakıtı narko-para!

Birleşmiş Milletler'in son raporları, dünya genelinde kokain, metamfetamin ve sentetik opioid üretiminin tarihin en yüksek seviyesine ulaştığını belgeliyor

09.08.2026 08:51:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Küresel finansın kirli yakıtı narko-para!
Küresel finansın kirli yakıtı narko-para!
Birleşmiş Milletler'in son raporları, dünya genelinde kokain, metamfetamin ve sentetik opioid üretiminin tarihin en yüksek seviyesine ulaştığını belgeliyor.

Trilyon dolarlık bu devasa zehir ağı dünyayı sararken, sınır ötesi operasyonlarla hükümetleri deviren, uzaydan nokta atışı operasyonlar yapan süper güçlerin uyuşturucu ticaretine "seyirci" kalması, akıllara tek bir soruyu getiriyor: Bu bataklık bilerek mi kurutulmuyor?

Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi'nin (UNODC) yayınladığı veriler, insanlığın nasıl büyük bir narko-kuşatma altında olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.







Dünya genelinde yasa dışı uyuşturucu kullananların sayısı 331 milyonu aşarken, Latin Amerika'daki kokain üretimi ve Asya merkezli sentetik uyuşturucu arzı rekor üstüne rekor kırıyor.

Kamuoyu önünde uyuşturucuya karşı "topyekûn savaş" ilan eden kapitalist liderler ve süper güçler, her yıl milyarlarca dolarlık bütçelerle operasyonlar yaptıklarını iddia ediyor.

Ancak madalyonun arka yüzü, bu kirli ticaretin küresel hegemonya savaşlarının, istihbarat operasyonlarının ve uluslararası bankacılık sisteminin en büyük yakıtı olduğunu gösteriyor.







Süper Güçlerin Müdahale Etmeme Nedeni: Sistemin 4 Büyük Sırrı

1. Uluslararası Bankacılık Sisteminin "Kara Para" Bağımlılığı

Uyuşturucu ticaretinden elde edilen trilyonlarca dolarlık nakit akışı, iddia edildiği gibi sadece yer altındaki çetelerin elinde dönmüyor. Bu devasa para, Batı merkezli küresel finans sistemine, offshore hesaplara ve dev uluslararası bankalara akarak sistemi likidite ediyor. Ekonomik kriz dönemlerinde küresel bankacılık çarklarının dönmesini sağlayan en büyük can damarlarından biri uyuşturucu parasıdır. Süper güçlerin bu parayı tamamen yok etmesi, kendi finansal sistemlerinin intiharı anlamına geleceği için denetimler bilerek yüzeysel tutuluyor.







2. İstihbarat Örgütlerinin "Örtülü Ödenek" ve Operasyon Kaynağı

Tarihsel belgeler ve araştırmalar, süper güçlerin istihbarat teşkilatlarının (başta CIA olmak üzere) uyuşturucu ticaretini jeopolitik bir silah ve "arka kapı finansmanı" olarak kullandığını defalarca kanıtlamıştır.

Vietnam Savaşı'ndan Afganistan'ın işgaline, Latin Amerika'daki kontrgerilla hareketlerinin fonlanmasından Orta Doğu'daki vekalet savaşlarına kadar birçok kirli operasyon, uyuşturucu ticaretinden elde edilen "kayıt dışı kara nakit" ile finanse edilmiştir. Süper güçler için uyuşturucu rotalarını kontrol etmek, uyuşturucuyu bitirmekten çok daha stratejik bir kazançtır.







3. Jeopolitik İstikrarsızlaştırma Silahı ve "Vekalet Savaşları"

Uyuşturucu ticareti, süper güçlerin hedef aldığı bölgeleri istikrarsızlaştırmak için kusursuz bir aparattır. Altın Hilal (Afganistan-İran-Pakistan) ve Altın Üçgen (Myanmar-Laos-Tayland) gibi bölgelerde uyuşturucu üretimi, yerel silahlı grupları, terör örgütlerini ve yolsuzluğa batmış hükümetleri fonlamak için kullanılır.

Süper güçler, doğrudan askeri müdahalede bulunmak yerine, uyuşturucu kartelleri eliyle ülkelerin egemenlik haklarını aşındırır, toplumları içeriden çürütür ve kendilerine bağımlı narko-devletler yaratır.







4. Sosyal Kontrol ve Sınıfsal Baskı Aracı

Uyuşturucunun metropollerin varoşlarına, yoksul mahallelerine bu kadar kolay sızması tesadüf değildir. Süper güçler, kendi içlerindeki sınıfsal öfkeyi, işsizliği ve ekonomik yoksulluğun getirdiği toplumsal muhalefeti bastırmak için uyuşturucuyu bir afyon olarak kullanır. Gençliğin apolitikleştirilmesi, suça itilmesi ve enerjisinin uyuşturucu bağımlılığıyla emilmesi, egemen sınıfların iktidarlarını korumalarını kolaylaştırır.

"Uyuşturucuyla Mücadele" adı altında yürütülen yasaklar ise sadece yoksul torbacıları cezalandıran, asıl baronlara dokunmayan esnek birer disiplin aracına dönüştürülmüştür.

Sonuç: Bataklığın Sahibi Onlar, Kurutmalarını Beklemek Saflık!

Süper güçlerin uyuşturucu ticaretine müdahale etmesini beklemek, küresel kapitalizmin kendi kendini yok etmesini beklemekle eşdeğerdir.

Bugün sınır güvenliği, yapay zeka, uydular ve siber istihbaratta çağ atlayan devletlerin, okyanusları aşan tonlarca kokain konteynerini ya da laboratuvarlarda üretilen sentetik uyuşturucuların öncü maddelerini engelleyemediğini iddia etmek dünya kamuoyunun aklıyla alay etmektir. Uyuşturucu, küresel elitlerin dünyayı yönetmek, finanse etmek ve uyuşturmak için kullandığı en eski ve en sadık küresel silahıdır.

Güngören'de 5 katlı binanın balkonu çöktü

İstanbul Güngören'de 5 katlı binanın birinci katındaki balkon, henüz bilinmeyen bir nedenle çöktü. Bina tedbir amacıyla boşaltılırken ekipler tarafından mühürlendi. Bina çevresi bariyerle kapatılarak güvenlik önlemi alındı

09.08.2026 02:40:00
İHA
 
Güngören'de 5 katlı binanın balkonu çöktü
Güngören'de 5 katlı binanın balkonu çöktü
Olay, saat 22.30 sıralarında İstanbul Güngören Akıncılar Mahallesi Üstün Sokak üzerinde meydana geldi. İddiaya göre sokak üzerindeki 5 katlı binanın birinci katındaki balkonda bilinmeyen bir nedenle çökme yaşandı.






Vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine itfaiye, polis ve zabıta ekipleri sevk edildi. Olayda ölen ya da yaralanan olmazken bina tedbir amacıyla boşaltılarak mühürlendi. Binanın çevresi ekipler tarafından bariyerle kapatılarak güvenlik önlemi alındı.








Konu ile ilgili konuşan Tayfun Kurt, "Bildiğim kadarıyla apartmanın balkonu çökmüş. Ama neden kaynaklandığı hakkında bilgimiz yok. Geldiğimizde o esnada binada hala oturanlar vardı. Sonrasında zaten ilgili ekiplere haber verildi. Polis, etrafı kapattı. Oturanları çıkarttı. Şimdi de önlem alıyor" dedi.

Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti

Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor

08.08.2026 00:18:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor.

Medya sahipliğinin birkaç merkezde toplanması, halkın haber alma hakkını ve demokratik çoğulculuğu riske atıyor.

Medya, tarihsel olarak demokrasilerin "dördüncü kuvveti" ve kamuoyunun denetim mekanizması olarak konumlandırılsa da son yıllarda mülkiyet yapılarında yaşanan dönüşüm bu işlevi tartışmalı hale getirdi.

Yayın organlarının bağımsız gazeteciler veya kamu odaklı kurumlar yerine; inşaat, enerji, finans ve savunma gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük sermaye gruplarının eline geçmesi, haber merkezlerindeki yayın çizgisini doğrudan etkiliyor.







Sermaye ilişkileri ve siyasal iklimin habere yansıması

Geleneksel gazetecilik ilkeleri; tarafsızlık, nesnellik ve kamu yararını her türlü çıkarın üzerinde tutmayı gerektirir. Ancak medya organlarının ticari ve siyasi ağlarla örülü mülkiyet yapıları, haberin mutfağında ciddi bir "filtreleme" sürecini beraberinde getiriyor.

Medya sahiplerinin devlet ihalelerine giriyor olması veya kamu düzenlemelerine bağımlı sektörlerde yatırım yapması, yayın organlarının siyasi iktidarlarla ve güç odaklarıyla çatışmaktan kaçınmasına yol açıyor. Bu durum, eleştirel haberciliğin yerini otosansüre ve tek sesliliğe bırakması riskini doğuruyor.







Çapraz sahiplik ve algı yönetimi

Medya sektöründe çapraz sahiplik (aynı sermaye grubunun gazete, televizyon, radyo ve dijital platformların tümüne sahip olması) yayın çeşitliliğini görünürde artırsa da, özünde aynı mesajın farklı kanallardan yinelemesine dayanıyor.

Gündem Belirleme Gücü: Farklı mecralara sahip gruplar, kamuoyunun neyi konuşup neyi konuşmayacağını tek elden yönlendirebiliyor.

Otosansör Mekanizması: Gazeteciler, bağlı bulundukları holdingin ticari veya siyasi çıkarlarıyla çelişen haberleri yapmaktan kaçınmak zorunda kalabiliyor.

Tiraz ve Reyting Kaygısı: Reklam verenlerle ve kamusal fonlarla kurulan ilişkiler, editoryal bağımsızlığın önüne geçebiliyor.







Dijital medya çözüm mü, yeni bir bağımlılık mı?

Geleneksel medyadaki bu tarafsızlık krizine karşı dijital yayıncılık ve bağımsız haber platformları alternatif bir kanal olarak öne çıksa da, dijitalleşme kendi zorluklarını beraberinde getiriyor. Algoritma bağımlılığı, fonlama sorunları ve dev teknoloji şirketlerinin tekelci yapısı, dijital haberciliğin de sürdürülebilirliğini ve tarafsızlığını sınamaktadır.







Uzmanlar, siyasal tarafsızlığın ve haber etiğinin korunabilmesi için şu adımların kritik olduğuna dikkat çekiyor:

Şeffaf Mülkiyet Yapısı: Medya organlarının nihai sahiplerinin ve finansman kaynaklarının kamuoyuna açıkça beyan edilmesi.

Editoryal Bağımsızlık Güvencesi: Yayın sahibi ile haber merkezi arasındaki sınırları koruyan yasal ve kurumsal güvencelerin oluşturulması.

Kamu Yayıncılığının Güçlendirilmesi: Siyasi baskılardan uzak, doğrudan halka hesap veren özerk kamu yayıncılığı modellerinin teşvik edilmesi.

Medya sahipliğinin şeffaflaşmadığı ve editoryal bağımsızlığın teminat altına alınmadığı bir düzende, siyasal tarafsızlık bir ilke olmaktan çıkıp yalnızca bir temenni olarak kalma riskiyle karşı karşıya.

Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

Amasya'da vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

05.08.2026 10:48:00
İhlas Haber Ajansı
 
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'nın Taşova ilçesinde vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor. Yukarı Baraklı ve Özbaraklı köylüleri, yıllardır büyükşehirlere göç veren bölgedeki durumun baraj sayesinde tersine döneceğine inanıyor.






Baraklı Şelalesi'nin de bulunduğu bölgede inşa edilecek barajın 20 yıldır gündemde olduğunu hatırlatan Yukarı Baraklı Köyü Muhtarı Osman Yıldız, "Yetkililer bize 2006 yılında baraj yapılacağını söylemişti. Tüm aşamalar geçildi. ÇED raporu hazırlandı. Fakat henüz faaliyete geçip kazmayı vuramadık. Baraj olmadığından dolayı suyumuz boşa gitmektedir" dedi. Önceden belde olan iki komşu köyün toplam arazisinin 8 bin dönüm olduğunu anlatan Yıldız, "Çevremizde de su ihtiyacı olan komşu köyler var. Eğer baraj yapılsaydı komşu köylerin içme suyu ihtiyacı da karşılanabilir" diye konuştu.








"Baraj yapıldığı an köye geri dönüşler başlayacak"

Birçok arkadaşının büyükşehirlerden köye dönüş planı yaptığına değinen Özbaraklı köyünden Hasan Ünkan, "Büyük şehirlerde yaşamak çok sıkıntılı hale geldi. Nüfus yoğunluğu var. Köylerde ise hayvancılık artıyor. Sulama sıkıntısından dolayı köyümüze geri dönüş yapamıyoruz. Baraj yapıldığı an geri dönüşler başlayacak. Köyler canlanacak" dedi. Köylerinin etrafında geniş ormanlar bulunduğunu vurgulayan Ünkan, "Orman yangınlarının arttığı günümüzde burada baraj olması muhtemel yangın tedbirleri açısından çok önem arz etmektedir" ifadelerini kullandı.







Yıllardır barajın inşa edilmesini beklediklerini söyleyen Yukarı Baraklı Derneği Başkanı Ömer Evci ise, dereye yakın arazilerde elektrik pompaları kullanılarak sulama yapılan sebze ve meyve üretiminde barajın etkisiyle artış olacağına inandığını belirtti.








Ev hanımı Nevin Ünkan ile kahveci İsmail Kılıç da yetkililerden baraj konusunda destek beklediklerini söyledi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.