logo
08 AĞUSTOS 2026

Küreselleşmeyi yıkacak model

AB’nin çözemeyeceği problemler var. Çevre, işsizlik, gelir dağılımındaki dengesizlik... gibi. Globalleşmenin bizi böyle sorunlarla baş başa bırakması bizi hayal kırıklığına uğrattı

20.05.2026 00:20:00
Haber Merkezi
 
Küreselleşmeyi yıkacak model
Küreselleşmeyi yıkacak model
"AB'nin çözemeyeceği problemler var. Çevre, işsizlik, gelir dağılımındaki dengesizlik... gibi. Globalleşmenin bizi böyle sorunlarla baş başa bırakması bizi hayal kırıklığına uğrattı.

İngiltere para konusunda hep ayrı bir politika uyguladı. Bu durum para birliği konusunda şüpheler uyandırdı. Adalet divanının kararları çok net değil. Sıkıntılar devam ediyor. Enerji, özelleştirmeler...konularında ciddi sıkıntılar var.

Bunlar bizim problemlerimiz. Yeni problemler de ortaya çıkıyor. Anayasa taslağı başarısız oldu. Hollandalılar ve Fransızlar AB anayasasına "hayır" diyor. Hollandalıların sorunları var. AB kendi vatandaşlarına çok şey vermedi, beklentilerini karşılamadı.







AB bu konuda ne yapabilir, Brüksel ne yapabilir? Çokuluslu şirketler kurallara nasıl uydurulabilir? Bu konuda insan hakları nasıl devreye konulabilir?

Prof. Dr. Haydar Baş'ın 'AB 15 yılda dağılacaktır' fikri çok ilgimi çekti ve başlangıçta şaşırdım. Fakat MEM kitabının tamamını okuyunca şaşkınlığım geçti ve AB'nin dağılabileceği kanaati bende uyandı.

Kitabın bize sunduğu perspektif sadece ekonomi değil, ekonomiden öteye bir açılım sunmakta. Bence AB olarak bu kitap çok iyi incelenmeli ve nerede yanlış yaptığımızı AB olarak bir an önce bulmalıyız. Böyle yeni bir modelle tanışmaktan memnunum. Barış için bir fırsat olduğunu düşünüyorum. (Prof. Dr. Cornelia Verteegh Amsterdam Üniversitesi)







KÜRESELLEŞMEYİ YIKACAK MODEL

"Sosyal Devlet Milli Devlet" kongresi son derece önemli bir kongredir. Gelecekte daha önce Almanya'da yapılan Milli Ekonomi Modeli kongresi gibi bir kongrenin tekrar Avrupa'da yapılmasını istiyorum. Beni Avrupa'da bir elçiniz olarak kabul ederseniz bundan büyük şeref duyacağımı ifade etmek isterim. 

Prof. Dr. Haydar Baş'ın "Sosyal Devlet Milli Devlet" tezi son derece cesur bir girişimdir. Bu kongre küreselleşme hegemonyasını kıracak bir girişimdir. Bilim dünyasının sahip çıkıp, istifade etmeleri gereken bir modeldir.

Bu model teorik bir temeli olan ve pratikteki yolları da açıkça göstermiş yeni bir modeldir. Tez bana özet halinde getirildiğinde, hayran kaldım ve defalarca okudum. Bu kongreyle birlikte yeni bir devlet anlayışının doğuşuna sahne oluyoruz.

Bu model, diğer devletlere karşı ekonomik sömürü politikaları uygulayan güçlerin ayaklarını adeta yerden kesmiştir. Tezin ve modelin tüm dünyaya açılıp uygulamaya geçirilmesi için birlikte hareket etme ve çalışma çağrısında bulunuyorum." (Prof. Dr. Vugar Seidov Budapeşte Üniversitesi)







MEM DİNAMİK BİR MODEL

Tüm bilim adamlarımıza selamlar, bize böyle bir uluslararası kongrenin lezzetini tattırdığı için sayın Prof. Dr. Baş'a özellikle şükranlarımı sunarım.

Ekonomik sistemde fiyatların, vergilerin, gelirlerin, tüketim ve serbest pazarda rol alan bütün önemli memurların, bir arada düşünüldüğü bölgenin adı pazar dengesidir. Burada toplumun sosyal dengelerine önemli göndermeler vardır.

Örneğin, kaç zengin insan, kaç fakir insan var, kaç kişi açlıktan ölüyor. Bunları bilmek ve bunların hangi mekanizmalarla işlediğini, hayata nasıl yansıdığını bilmek önemlidir. Batılıların tüm matematik ekonomik çalışmalarında bir denge sağlanamamıştır. 

Gerçek hayatta bir toplum, eğer kabul edilebilir bir adalet, bir denge sağlayacaksa; pazar mekanizmalarının düzenlemeye tabi tutulması, böylece zaman zaman değil, kalıcı bir dengenin yakalanması ancak kabul edilebilir.

Prof. Dr. Haydar Baş'ın analizinden aldığım nokta şunu gösteriyor; pazar şartlarında sürekli insanların görüşlerinin değişebileceği gerçeği hesaba katılarak değişik seçenekler, değişik farklılıklar var. Bunlar sistemde yerini alıyor.

Sayın Haydar Baş'ın çalışması, birbiriyle sürekli etkileşen ve zaman zaman işbirliğine giren değişik sahaların etkileşimine kapı açıyor.







Model kariyerime ışık tuttu

"Prof. Dr. Haydar Baş'ın ekonomi bilimi ile ilgili düşüncelerini matematiksel olarak dökümledim. Ampirik yöntemi kullanarak elde ettiğimiz bilgileri bilgisayara da yükledik.

Matematiğin bilimsel yönlendirmesi dengeye dayanır. İdeolojilerin bilimsel dile çevrilmesinde en yakın model matematiktir. Biz Milli Ekonomi Modeli üzerinde yapılabilecek çalışmaların ancak bir kısmını gerçekleştirebildik.

Sayın Prof. Dr. Baş'ın düşünceleri son dönemdeki kariyerime de ışık tuttu. Batılıların yaptığı bütün çalışmalarda pazar mekanizmasında bir denge yakalanamamıştır. Toplumsal ahlaki değerler ve ekonominin aldığı yol dengeye oturmak zorundadır.

İhtiyaçların sınırlı olduğu konusundaki Sayın Baş'ın ortaya koyduğu yaklaşım geçmişte yapılan çalışmalara da netlik getirmiştir. Sayın Haydar Baş'ın çalışması, birbiriyle sürekli etkileşen ve zaman zaman işbirliğine giren değişik sahaların etkileşimine kapı açıyor.

Bu kongre bize heyecanla somut bir şeyler analiz etmemiz gerektiğini gösteriyor. Prof. Dr. Baş'ın Milli Ekonomi Modeli ülkelerin kalkınması için çok gerekli ve önemli bir içerik taşımaktadır.







Önerilen tedbirler mükemmel

Toplumsal ve ekonomik süreçlerin matematik modelini yapmakla iştigal ediyorum. Konu çok ciddi, önemli olduğu için ve Prof. Dr. Haydar Baş'ın hayli ilginç olan eserinde ortaya koyduğu fikirler Moskova'da bizim bilimsel topluluğumuzun çalıştığı sorularla müştereklik arz ettiği için konferansa katıldım.

Çalışma çok yönlüdür ve toplumsal münasebetlerin geliştirilmesi için yapılması elzem olan konseptleri ve zamanımızda cereyan etmekte olanları tanımlamaktadır. Hele çağımız dünyasında pek çok olumsuzluklar cereyan etmektedir.

Şahsen beni bu çalışmada celbeden şey müellif tarafından Batı Uygarlığının gelişmesiyle birlikte tamamen çıkmaz bir durumun resmedilmiş olmasıdır. Anlaşılan bu durumda bu çıkmazdan çıkmak lazım ve nereye gidilmesi gerektiğini bilmek lazım.







Prof. Dr. Haydar Baş da birçok tedbirleri önermekte ki mükemmel tedbirlerdir. Burada sosyal adalet sorunlarına da değinilmekte ve bunun çözümü için orijinal teklifler sunulmakta. Burada halis ekonomik sorunlar da işlenmiştir.

Burada uluslararası ekonomik ilişkiler sorunları da işlenmiştir... Bütün bu başlangıçların istikbali ve olumlu sonuçlanma olanakları görünmekte ki şahsen bende hiçbir şüphe uyandırmamaktadır." Prof. Dr. Yuri Gavriletz)

Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

Amasya'da vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

05.08.2026 10:48:00
İhlas Haber Ajansı
 
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'nın Taşova ilçesinde vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor. Yukarı Baraklı ve Özbaraklı köylüleri, yıllardır büyükşehirlere göç veren bölgedeki durumun baraj sayesinde tersine döneceğine inanıyor.






Baraklı Şelalesi'nin de bulunduğu bölgede inşa edilecek barajın 20 yıldır gündemde olduğunu hatırlatan Yukarı Baraklı Köyü Muhtarı Osman Yıldız, "Yetkililer bize 2006 yılında baraj yapılacağını söylemişti. Tüm aşamalar geçildi. ÇED raporu hazırlandı. Fakat henüz faaliyete geçip kazmayı vuramadık. Baraj olmadığından dolayı suyumuz boşa gitmektedir" dedi. Önceden belde olan iki komşu köyün toplam arazisinin 8 bin dönüm olduğunu anlatan Yıldız, "Çevremizde de su ihtiyacı olan komşu köyler var. Eğer baraj yapılsaydı komşu köylerin içme suyu ihtiyacı da karşılanabilir" diye konuştu.








"Baraj yapıldığı an köye geri dönüşler başlayacak"

Birçok arkadaşının büyükşehirlerden köye dönüş planı yaptığına değinen Özbaraklı köyünden Hasan Ünkan, "Büyük şehirlerde yaşamak çok sıkıntılı hale geldi. Nüfus yoğunluğu var. Köylerde ise hayvancılık artıyor. Sulama sıkıntısından dolayı köyümüze geri dönüş yapamıyoruz. Baraj yapıldığı an geri dönüşler başlayacak. Köyler canlanacak" dedi. Köylerinin etrafında geniş ormanlar bulunduğunu vurgulayan Ünkan, "Orman yangınlarının arttığı günümüzde burada baraj olması muhtemel yangın tedbirleri açısından çok önem arz etmektedir" ifadelerini kullandı.







Yıllardır barajın inşa edilmesini beklediklerini söyleyen Yukarı Baraklı Derneği Başkanı Ömer Evci ise, dereye yakın arazilerde elektrik pompaları kullanılarak sulama yapılan sebze ve meyve üretiminde barajın etkisiyle artış olacağına inandığını belirtti.








Ev hanımı Nevin Ünkan ile kahveci İsmail Kılıç da yetkililerden baraj konusunda destek beklediklerini söyledi.

Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı

Büyükçekmece'de meydana gelen göçükte 2 kişinin toprak altında kaldığı ihtimali üzerine başlatılan arama kurtarma çalışmaları, göçük altında kimsenin bulunmadığının tespit edilmesinin ardından sona erdi

04.08.2026 00:30:00 / Güncelleme: 04.08.2026 06:17:18
İHA
 
Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı
Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı
Mimar Sinan Sahili'nde meydana gelen toprak kaymasının ardından göçük altında 2 kişinin bulunduğu iddiasına ilişkin yürütülen arama kurtarma çalışmaları sona erdi. AFAD, itfaiye, sağlık ve polis ekiplerinin iş makineleri desteğiyle yürüttüğü çalışmalarda herhangi bir kişiye rastlanmadı. Çalışmaların tamamlanmasının ardından ekipler bölgeden ayrıldı.








Akşam saatlerinde olay yerinde inceleme yaparak bilgi alan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Vekili Nuri Arslan, "Saat 18.00 civarı, Büyükçekmece Mimar Sinan Mahallesi'nde bir toprak kayması oldu. Olay duyulunca itfaiye, AFAD ekiplerimiz, Büyükçekmece Belediye Başkan Vekilimiz, Kaymakamımız, Valiliğimizle berabere olay yerine geldik. Şu an itibariyle toprak kayması olduğu yerde, toprak kaldırıldı. Şu ana kadar herhangi bir olumsuzluk yok. Hiçbir can kaybı ile karşı karşıya değiliz, şu an itibariyle de olay yeri temizlenmiş durumda. Burası, kum kaya dediğimiz bir sistem üzerine oturtulmuş ama yukarıda anladığım kadarıyla, tarım yapmış veya yoğun bahçe sulama nedeniyle oluşan bir toprak kayması. İlk ihbar, bir anne ve bir çocuk kaldığı, sonra üç kişi diye bir ihbar geldi ama tüm yetkililerle birlikte bir çalışma yaptık ve olumsuz bir şeye rastlamadık" dedi.








Toprak kayması anında bölgede olduğunu belirten Metin Küçük isimli bir vatandaş, "Buradan geçip sahile giderken bir patırtı koptu. Orada bir aile gördüm. Toprak gelince aile kalktı, oradan çıktılar" diye konuştu.

Olay hakkında konuşan görgü tanığı Çağlayan İşgören ise, "Yıkım anını görmedim ama ambulanslarla itfaiyeyi görünce yangın vardır diye tahmin ettim. Merak edip aşağı indim. Bir anne ile çocuğunun toprak altında kaldığını söylediler ama tam belli değildi. Allah'tan pazar günü olmadı. Yoksa çok insan altında kalırdı. Çünkü pazar günü iğne atsan yere düşmüyor buralarda" şeklinde konuştu.
 

Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama

Adana'da 24 yaşındaki kadını sokak ortasında öldüren zanlı, yaklaşık 750 saatlik kamera görüntülerinin incelemesinin ardından İstanbul'da saklandığı petshopta yakalandı

03.08.2026 10:50:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama
Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama
Adana'da 24 yaşındaki kadını sokak ortasında tabancayla vurarak öldüren zanlı, yaklaşık 750 saatlik kamera görüntülerinin incelemesinin ardından İstanbul'da saklandığı petshopta yakalandı. Şüphelinin ifadesinde cinayeti kıskançlık nedeniyle işlediğini öne sürdüğü öğrenilirken, olayla ilgili gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen 15 şüpheliden 13'ü tutuklandı.






Olay, 24 Temmuz'da merkez Seyhan ilçesi Gülbahçesi Mahallesi 13362. Sokak'ta meydana geldi. İddiaya göre, Reyhan Acar (24) sokakta bir kişinin tabancayla açtığı ateş sonucu kanlar içerisinde yere yığılırken, saldırgan olay yerinden kaçtı. Çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. İlk müdahalesi olay yerinde yapılan Acar, ambulansla kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, cinayeti aydınlatmak için yaklaşık 750 saatlik güvenlik kamerası görüntüsünü mercek altına aldı. Yapılan çalışmalar sonucunda saldırıyı Bilal F.'nin (24) gerçekleştirdiği belirlendi. Şüphelinin eşi Öykü F. (22) ile birlikte İstanbul'a kaçtığını tespit eden ekipler, soruşturmayı derinleştirdi. Çalışmalarda Bilal F.'nin kaçmasına ve saklanmasına yardım ettiği öne sürülen 13 kişinin kimliği de belirlendi.







Yunanistan'a kaçma planı başarısız oldu

Yapılan araştırmalarda Bilal F. ile eşi Öykü F.'nin Edirne'ye giderek Yunanistan'a kaçmayı planladığı tespit edildi. Ancak polis uygulamasını fark eden şüphelilerin ayçiçeği tarlasına kaçarak izlerini kaybettirdiği, bir gece burada saklandıktan sonra yeniden İstanbul'a döndükleri öğrenildi.







Yakalanmamak için 3 saatte bir adres değiştirdi, petshopta yakalandı

Cinayet dedektifleri, şüphelilerin İstanbul Bahçeşehir'de bir sitede saklandığını belirledi. Özel Harekat polislerinin de desteğiyle düzenlenen operasyonda Öykü F. sitenin bahçesinde yakalanırken, Bilal F. adreste bulunamadı. Bölgedeki güvenlik kameralarını inceleyen ekipler, zanlının yakalanmamak için yaklaşık 3 saatte bir adres değiştirdiğini belirledi. İzini süren polis, Bilal F.'yi siteye yakın bir petshopta saklanırken yakalayarak gözaltına aldı.

Bilal F.'nin yakalanmasının ardından harekete geçen ekipler, şüphelinin Adana'dan kaçmasına ve İstanbul'da saklanmasına yardım ettiği belirlenen 13 kişiyi de eş zamanlı operasyonlarla gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar arasında bulunan Fırat T.'nin cinayet suçundan 39 yıl, Şeyhmus Y.'nin ise yine cinayet suçundan 37 yıl kesinleşmiş hapis cezasıyla arandığı öğrenildi.









Cinayeti kıskançlık nedeniyle işlediğini öne sürdü

Emniyetteki sorgusunda Bilal F.'nin "Reyhan ile ilişkimiz vardı. Başkasıyla görüştüğünü düşündüğüm için kıskançlık krizine girdim. Bu nedenle saldırıyı gerçekleştirdim" dediği öne sürüldü.

Emniyetteki işlemlerinin ardından Bilal F. ve eşi Öykü F. ile birlikte 15 şüpheli adliyeye sevk edildi. Mahkemeye çıkartılan Bilal F. ve 12 şüpheli tutuklanırken, Bilal F.'nin eşi Öykü F. ile 1 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü

Karadeniz'in eşsiz doğası ve yaylalarına ulaştıran karayollarındaki yön ve işaret tabelaları son yıllarda magandaların atış poligonuna dönüştü

01.08.2026 11:56:00 / Güncelleme: 01.08.2026 12:00:52
İHA
 
Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü
Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü
Bölge genelinde yollara güvenliği sağlamak amacıyla yerleştirilen yüzlerce trafik işaret ve yön levhası, kimliği belirsiz şahısların ateşli silahlarla hedef tahtası haline getirilmesi sonucu kevgire döndü. Sürücülerin can güvenliğini tehlikeye atan bu durum, aynı zamanda ülke ekonomisine de milyonlarca liralık dev bir yük bindiriyor.






Özellikle Trabzon, Rize, Giresun ve Artvin'in virajlı, dik ve sık sık sis çöken yayla yollarında hayati önem taşıyan "Keskin Viraj", "Dur" ve "Heyelan Riski" gibi uyarı levhaları magandaların kurşunlarıyla parçalanmış durumda. Kurşun delikleri sebebiyle üzerindeki reflektörleri (gece parlayan kaplama) özelliğini yitiren tabelalar, gece seyahat eden sürücüleri adeta kör noktada bırakıyor. Bölgede sürekli yolculuk yapan yerel halk ve sürücüler duruma isyan ederek, "Zaten yollarımız engebeli ve sisli. Tabelalara bakarak yolumuzu bulmaya çalışıyoruz ama tabelalar delik deşik. Virajı göremiyoruz, uçurumu fark edemiyoruz. Bir tabela magandalığı yüzünden her an canımızdan olabiliriz" sözleriyle tepkilerini dile getirdi.








Milli servet çöpe gidiyor, tabela başına maliyet katlanıyor

Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) ekipleri, kurşunlanan levhaları yenilemek için yoğun mesai harcıyor ancak takılan her yeni tabela kısa süre içinde yeniden hedef tahtası haline geliyor. Yapılan son maliyet hesaplamalarına göre; yalnızca bir tek trafik levhasının sökülmesi, yeniden imal edilmesi ve sahada montajının yapılmasının maliyeti 3-5 bin TL arasında değişiyor. Yılda belki binlerce tabelanın tahrip edildiği ülkede harcanan milyonlarca liralık milli servet magandaların "zevk" uğruna yaptığı atışlar nedeniyle çöpe gidiyor.

Tabelaları kurşunlayan kişilerin tespit edilmesi durumunda ise cezai işlem uygulanıyor. Türk Ceza Kanunu (TCK) Madde 152 uyarınca "Kamu malına zarar verme" suçundan 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılıyor. TCK Madde 170 kapsamında meskun mahalde veya yolda silah ateşlemekten "Genel güvenliği kasten tehlikeye sokma" suçlamasıyla 6 aydan 3 yıla kadar ek hapis cezası uygulanabiliyor. Zarar verilen tüm tabelaların maliyetleri, faizleriyle birlikte faillerden nakit olarak tazmin ediliyor. Jandarma ve emniyet birimleri, vatandaşları da tabelalara ateş açan kişileri gördüklerinde plakalarıyla birlikte derhal 112 Acil Çağrı Merkezi'ne ihbar etmeye çağırıyor.

Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz

Balıkesir'in Ayvalık ilçesi, son yılların en büyük orman yangınlarıyla mücadele ederken, Balıkesir Valiliği'nin 5 Mayıs 2026 tarih ve 2026/1 sayılı Orman Yangınları ile Mücadele Komisyonu Kararı kapsamında, 15 Haziran-30 Eylül 2026 tarihleri arasında belirlenen mesire alanları ve izin verilen noktalar dışında ormanlara giriş yasaklanmasına rağmen özellikle Ayvalık'taki bazı koy ve ormanlık alanlarda vatandaşların denetimsiz şekilde ormana girmeye devam ettiği gözleniyor

01.08.2026 11:41:00 / Güncelleme: 01.08.2026 11:45:00
İHA
 
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Balıkesir Valiliğinin aldığı karar doğrultusunda, yangın sezonu boyunca yalnızca belirlenen orman parkları ve mesire alanlarında belirli kurallar çerçevesinde piknik yapılmasına izin verilirken, bunun dışındaki tüm ormanlık alanlara giriş 6831 sayılı Orman Kanunu kapsamında yasak bulunuyor.






Geçtiğimiz yıl söz konusu yasaklar Jandarma ekipleri tarafından sıkı şekilde denetlenirken, bu yıl denetim görevinin Orman İşletme Müdürlüğü ekiplerine bırakıldığı öğrenildi. Ancak sahadaki görüntüler, denetimlerin yeterli düzeyde yapılmadığı yönünde eleştirilere neden oluyor.








Objektiflere yansıyan fotoğraflarda, çok sayıda vatandaşın ormanlık alan içerisindeki sahillere rahatlıkla girerek gün boyu vakit geçirdiği görülüyor. Özellikle yoğun sıcakların ve kuvvetli rüzgârın etkili olduğu günlerde bu durumun, oluşabilecek bir ihmal veya dikkatsizlik sonucu yeni orman yangınlarına zemin hazırlayabileceği değerlendiriliyor.








Son günlerde Ayvalık, Gömeç ve çevresinde binlerce hektarlık alanın kül olduğu büyük orman yangınlarının ardından, vatandaşlar denetimlerin artırılmasını ve yasakların sadece kâğıt üzerinde kalmayıp sahada da etkin şekilde uygulanmasını istiyor.

Uzmanlar ise orman yangınlarıyla mücadelede en etkili yöntemin, yangın çıkmadan önce riskleri ortadan kaldıracak önleyici tedbirlerin eksiksiz uygulanması olduğuna dikkat çekiyor.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.