logo
10 AĞUSTOS 2026

Lise öğrencisi kanseri teşhis eden yapay zeka destekli proje geliştirdi

İzmir'de lise öğrencisi Melek Öztürk, annesini kanserden kaybetmesinin ardından hastalıklarda erken ve doğru teşhis koyabilen yapay zeka destekli bir sistem geliştirdi. "ONCOMathRIX" adı verilen sistemin açık kaynak verilerle yüzde 97 başarı oranına ulaştığı ve projenin patent alma aşamasında olduğu belirtildi

25.03.2026 15:29:00
İHA
 
Lise öğrencisi kanseri teşhis eden yapay zeka destekli proje geliştirdi
Lise öğrencisi kanseri teşhis eden yapay zeka destekli proje geliştirdi
Sıdıka Rodop Anadolu Lisesi 10. sınıf öğrencisi Melek Öztürk'ün (16) hayatı, annesi Zehra Öztürk'ün amansız bir hastalığa yakalanmasıyla tamamen değişti. Genç kızın annesine ilk olarak pankreas kanseri, ardından ise böbrek üstü bezi kanseri teşhisi konuldu. Bu zorlu süreçte annesinin tedavisinde yaşanan aksaklıklar ve tıbbi süreçlerdeki zorluklar, Öztürk'ün dikkatini sağlık alanına yöneltti.






Tedavi aşamalarında bir hastanın ve hasta yakınlarının yaşadığı yıkıma bizzat şahit olan genç öğrenci, annesini kaybetmesinin ardından büyük bir acı yaşadı. Yaşadığı bu derin kayıp, onda başka hastaların ve ailelerin benzer acılar çekmesini önlemek adına güçlü bir motivasyon oluşturdu. Matematik ve biyolojiye olan ilgisini bu motivasyonla birleştiren Öztürk, okulunda TEKNOFEST ve TÜBİTAK projelerine hazırlanan "Matrix" adlı matematik kulübünde çalışmalar yapmak için harekete geçti. Matematik öğretmeni Erhan Erdoğan'ın desteğiyle araştırmalar yapan genç kız, pes etmeden çalışarak dijital patoloji alanındaki büyük iş yükünü fark etti.






Bu doğrultuda Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Histoloji ve Embriyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kubilay Doğan Kılıç ile iletişime geçerek fikrini anlattı. Başlangıçta genç bir öğrencinin hevesi olarak değerlendirilen bu fikir, literatürdeki eksiklikleri tespit eden yapısı sayesinde kısa sürede ciddi bir bilimsel çalışmaya dönüştü. Ortaya çıkan ve "ONCOMathRIX" adı verilen bu proje, böbrek hücresi karsinomu tanısında patoloji uzmanlarının iş yükünü hafifletmek amacıyla matematik tabanlı bir farmakolojik karar destek sistemi olarak hayata geçirildi. Biyolojik verileri topolojik ve diferansiyel analiz yöntemleriyle işleyen ONCOMathRIX sistemi, hücre yapısındaki değişimleri yüksek hassasiyetle modelleyerek, ilaç etkileşimlerini ve tedavi süreçlerini dijital bir tabanda analiz etme imkanı sunuyor.






Kanser hastalarına umut olacak

Annesinin tedavi sürecinde yaşadığı zorlukların kendisine ilham olduğunu anlatan Melek Öztürk, "Bu süreçte hastanın ve hasta yakınlarının ne kadar yıkıldığını, ne kadar zor dönemlerden geçtiğini bizzat yaşadım. Annemi kaybettikten sonra bu konuyla ilgili bir adım atmam gerektiğine olan inancım arttı ve projemi bu motivasyonla hayata geçirdim." ifadelerini kullandı.

Sistemin histopatolojik görüntülerdeki gürültüyü azaltarak bunları ısı haritalarına dönüştürdüğünü ve böbrek kanserinde evreleme yaparak kişiselleştirilmiş tedavi örnekleri sunduğunu belirten Öztürk, "Mevcut 537 açık kaynak veri setiyle yüzde 97 başarı oranına ulaştık. Şu an projemizin marka tescili ve patenti mevcut olup fikri ve sınai mülkiyet hakkı başvurularımızı da revize ettik. Sadece benim değil, birçok kanser hastasının yaşadığı bu zorluklara umut olabilmek ve bilime fayda sağlamak adına çalışıyorum. Aynı zamanda konuyla ilgili bir makalenin de yayım süreçlerini yürütüyorum." şeklinde konuştu.






Görüntü işleme teknolojilerinde büyük potansiyel

Proje hakkında değerlendirmelerde bulunan Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Histoloji ve Embriyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kubilay Doğan Kılıç, birimlerinde ürettikleri verileri bilim dünyasına kazandırarak tutarlılığı artırmaya çalıştıklarını kaydetti. Kişiselleştirilmiş tıp ve akıllı sistemlerin alanın geleceği olduğunu vurgulayan Kılıç, "Melek de yapay zekanın devreye girmesiyle hızla popülerleşen görüntü işleme sistemleri üzerine çalışarak bilimsel literatürdeki eksikliklerden birini tespit edip bunun üzerine ilerledi. Başlangıçta projeyi genç bir arkadaşımızın hevesi olarak düşündük fakat ciddi bir bilimsel bakış açısıyla geldiğini görünce kendisine ufak destekler vererek yol gösterici olduk. Ancak çalışmayı, düşünceyi ve fikri tamamen kendisi geliştirdi." dedi.

Görüntü işleme sistemlerinin birçok alanda kullanılabileceğine dikkat çeken Kılıç, "Amacımız sistemin diğer dallarda kullanılamaması değil, kullanıldığı alanlarda olabildiğince tutarlı sonuçlar almasını sağlamaktır. Biz bu yönü çok güçlü yapmaya çalışıyoruz. Eğer bu projeyi tam tutarlı ve kliniğe yansıyabilecek bir hale getirirsek, görselle tanı yapılan diğer bütün alanlarda da kullanılmaması için hiçbir sebep görmüyorum. Melek'in patent ve fikri mülkiyet konusundaki başvuruları başladı ve süreç devam ediyor. Aynı zamanda işin ticari olmayan akademik kısımlarını bilim dünyasıyla paylaşmak adına bir makale çalışmasına da başlandı." açıklamasında bulundu.






"Türkiye'de bir ilke imza attı"

Sıdıka Rodop Anadolu Lisesi Müdürü Zeynep Aslan, öğrencisi Melek Öztürk'ün geliştirdiği projeyle tıp dünyasında Türkiye'de bir ilke imza atarak imkansızı başardığını belirtti. Tüm çabalarının bu başarıyı daha ileriye taşımak olduğunu vurgulayan Aslan, TÜBİTAK ve TEKNOFEST'in desteklediği projeye farklı kurum ve kişilerden de katkı beklediklerini ifade etti.

Sıdıka Rodop Anadolu Lisesi Matematik Öğretmeni Erhan Erdoğan ise TEKNOFEST ve TÜBİTAK projelerine hazırlanan "Matrix" adlı matematik kulüplerinin, öğrencileri Melek Öztürk'ün öncülüğünde büyük bir başarıya imza attığını dile getirdi. Öğrencisinin topolojiden tıbba ve onkolojiye kadar birçok farklı alanda pes etmeden gösterdiği azme dikkat çeken Erdoğan, bu kararlılığın kendilerini son derece gururlandırdığını kaydetti.

Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti

Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor

08.08.2026 00:18:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor.

Medya sahipliğinin birkaç merkezde toplanması, halkın haber alma hakkını ve demokratik çoğulculuğu riske atıyor.

Medya, tarihsel olarak demokrasilerin "dördüncü kuvveti" ve kamuoyunun denetim mekanizması olarak konumlandırılsa da son yıllarda mülkiyet yapılarında yaşanan dönüşüm bu işlevi tartışmalı hale getirdi.

Yayın organlarının bağımsız gazeteciler veya kamu odaklı kurumlar yerine; inşaat, enerji, finans ve savunma gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük sermaye gruplarının eline geçmesi, haber merkezlerindeki yayın çizgisini doğrudan etkiliyor.







Sermaye ilişkileri ve siyasal iklimin habere yansıması

Geleneksel gazetecilik ilkeleri; tarafsızlık, nesnellik ve kamu yararını her türlü çıkarın üzerinde tutmayı gerektirir. Ancak medya organlarının ticari ve siyasi ağlarla örülü mülkiyet yapıları, haberin mutfağında ciddi bir "filtreleme" sürecini beraberinde getiriyor.

Medya sahiplerinin devlet ihalelerine giriyor olması veya kamu düzenlemelerine bağımlı sektörlerde yatırım yapması, yayın organlarının siyasi iktidarlarla ve güç odaklarıyla çatışmaktan kaçınmasına yol açıyor. Bu durum, eleştirel haberciliğin yerini otosansüre ve tek sesliliğe bırakması riskini doğuruyor.







Çapraz sahiplik ve algı yönetimi

Medya sektöründe çapraz sahiplik (aynı sermaye grubunun gazete, televizyon, radyo ve dijital platformların tümüne sahip olması) yayın çeşitliliğini görünürde artırsa da, özünde aynı mesajın farklı kanallardan yinelemesine dayanıyor.

Gündem Belirleme Gücü: Farklı mecralara sahip gruplar, kamuoyunun neyi konuşup neyi konuşmayacağını tek elden yönlendirebiliyor.

Otosansör Mekanizması: Gazeteciler, bağlı bulundukları holdingin ticari veya siyasi çıkarlarıyla çelişen haberleri yapmaktan kaçınmak zorunda kalabiliyor.

Tiraz ve Reyting Kaygısı: Reklam verenlerle ve kamusal fonlarla kurulan ilişkiler, editoryal bağımsızlığın önüne geçebiliyor.







Dijital medya çözüm mü, yeni bir bağımlılık mı?

Geleneksel medyadaki bu tarafsızlık krizine karşı dijital yayıncılık ve bağımsız haber platformları alternatif bir kanal olarak öne çıksa da, dijitalleşme kendi zorluklarını beraberinde getiriyor. Algoritma bağımlılığı, fonlama sorunları ve dev teknoloji şirketlerinin tekelci yapısı, dijital haberciliğin de sürdürülebilirliğini ve tarafsızlığını sınamaktadır.







Uzmanlar, siyasal tarafsızlığın ve haber etiğinin korunabilmesi için şu adımların kritik olduğuna dikkat çekiyor:

Şeffaf Mülkiyet Yapısı: Medya organlarının nihai sahiplerinin ve finansman kaynaklarının kamuoyuna açıkça beyan edilmesi.

Editoryal Bağımsızlık Güvencesi: Yayın sahibi ile haber merkezi arasındaki sınırları koruyan yasal ve kurumsal güvencelerin oluşturulması.

Kamu Yayıncılığının Güçlendirilmesi: Siyasi baskılardan uzak, doğrudan halka hesap veren özerk kamu yayıncılığı modellerinin teşvik edilmesi.

Medya sahipliğinin şeffaflaşmadığı ve editoryal bağımsızlığın teminat altına alınmadığı bir düzende, siyasal tarafsızlık bir ilke olmaktan çıkıp yalnızca bir temenni olarak kalma riskiyle karşı karşıya.

Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

Amasya'da vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

05.08.2026 10:48:00
İhlas Haber Ajansı
 
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'nın Taşova ilçesinde vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor. Yukarı Baraklı ve Özbaraklı köylüleri, yıllardır büyükşehirlere göç veren bölgedeki durumun baraj sayesinde tersine döneceğine inanıyor.






Baraklı Şelalesi'nin de bulunduğu bölgede inşa edilecek barajın 20 yıldır gündemde olduğunu hatırlatan Yukarı Baraklı Köyü Muhtarı Osman Yıldız, "Yetkililer bize 2006 yılında baraj yapılacağını söylemişti. Tüm aşamalar geçildi. ÇED raporu hazırlandı. Fakat henüz faaliyete geçip kazmayı vuramadık. Baraj olmadığından dolayı suyumuz boşa gitmektedir" dedi. Önceden belde olan iki komşu köyün toplam arazisinin 8 bin dönüm olduğunu anlatan Yıldız, "Çevremizde de su ihtiyacı olan komşu köyler var. Eğer baraj yapılsaydı komşu köylerin içme suyu ihtiyacı da karşılanabilir" diye konuştu.








"Baraj yapıldığı an köye geri dönüşler başlayacak"

Birçok arkadaşının büyükşehirlerden köye dönüş planı yaptığına değinen Özbaraklı köyünden Hasan Ünkan, "Büyük şehirlerde yaşamak çok sıkıntılı hale geldi. Nüfus yoğunluğu var. Köylerde ise hayvancılık artıyor. Sulama sıkıntısından dolayı köyümüze geri dönüş yapamıyoruz. Baraj yapıldığı an geri dönüşler başlayacak. Köyler canlanacak" dedi. Köylerinin etrafında geniş ormanlar bulunduğunu vurgulayan Ünkan, "Orman yangınlarının arttığı günümüzde burada baraj olması muhtemel yangın tedbirleri açısından çok önem arz etmektedir" ifadelerini kullandı.







Yıllardır barajın inşa edilmesini beklediklerini söyleyen Yukarı Baraklı Derneği Başkanı Ömer Evci ise, dereye yakın arazilerde elektrik pompaları kullanılarak sulama yapılan sebze ve meyve üretiminde barajın etkisiyle artış olacağına inandığını belirtti.








Ev hanımı Nevin Ünkan ile kahveci İsmail Kılıç da yetkililerden baraj konusunda destek beklediklerini söyledi.

Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama

Adana'da 24 yaşındaki kadını sokak ortasında öldüren zanlı, yaklaşık 750 saatlik kamera görüntülerinin incelemesinin ardından İstanbul'da saklandığı petshopta yakalandı

03.08.2026 10:50:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama
Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama
Adana'da 24 yaşındaki kadını sokak ortasında tabancayla vurarak öldüren zanlı, yaklaşık 750 saatlik kamera görüntülerinin incelemesinin ardından İstanbul'da saklandığı petshopta yakalandı. Şüphelinin ifadesinde cinayeti kıskançlık nedeniyle işlediğini öne sürdüğü öğrenilirken, olayla ilgili gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen 15 şüpheliden 13'ü tutuklandı.






Olay, 24 Temmuz'da merkez Seyhan ilçesi Gülbahçesi Mahallesi 13362. Sokak'ta meydana geldi. İddiaya göre, Reyhan Acar (24) sokakta bir kişinin tabancayla açtığı ateş sonucu kanlar içerisinde yere yığılırken, saldırgan olay yerinden kaçtı. Çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. İlk müdahalesi olay yerinde yapılan Acar, ambulansla kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, cinayeti aydınlatmak için yaklaşık 750 saatlik güvenlik kamerası görüntüsünü mercek altına aldı. Yapılan çalışmalar sonucunda saldırıyı Bilal F.'nin (24) gerçekleştirdiği belirlendi. Şüphelinin eşi Öykü F. (22) ile birlikte İstanbul'a kaçtığını tespit eden ekipler, soruşturmayı derinleştirdi. Çalışmalarda Bilal F.'nin kaçmasına ve saklanmasına yardım ettiği öne sürülen 13 kişinin kimliği de belirlendi.







Yunanistan'a kaçma planı başarısız oldu

Yapılan araştırmalarda Bilal F. ile eşi Öykü F.'nin Edirne'ye giderek Yunanistan'a kaçmayı planladığı tespit edildi. Ancak polis uygulamasını fark eden şüphelilerin ayçiçeği tarlasına kaçarak izlerini kaybettirdiği, bir gece burada saklandıktan sonra yeniden İstanbul'a döndükleri öğrenildi.







Yakalanmamak için 3 saatte bir adres değiştirdi, petshopta yakalandı

Cinayet dedektifleri, şüphelilerin İstanbul Bahçeşehir'de bir sitede saklandığını belirledi. Özel Harekat polislerinin de desteğiyle düzenlenen operasyonda Öykü F. sitenin bahçesinde yakalanırken, Bilal F. adreste bulunamadı. Bölgedeki güvenlik kameralarını inceleyen ekipler, zanlının yakalanmamak için yaklaşık 3 saatte bir adres değiştirdiğini belirledi. İzini süren polis, Bilal F.'yi siteye yakın bir petshopta saklanırken yakalayarak gözaltına aldı.

Bilal F.'nin yakalanmasının ardından harekete geçen ekipler, şüphelinin Adana'dan kaçmasına ve İstanbul'da saklanmasına yardım ettiği belirlenen 13 kişiyi de eş zamanlı operasyonlarla gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar arasında bulunan Fırat T.'nin cinayet suçundan 39 yıl, Şeyhmus Y.'nin ise yine cinayet suçundan 37 yıl kesinleşmiş hapis cezasıyla arandığı öğrenildi.









Cinayeti kıskançlık nedeniyle işlediğini öne sürdü

Emniyetteki sorgusunda Bilal F.'nin "Reyhan ile ilişkimiz vardı. Başkasıyla görüştüğünü düşündüğüm için kıskançlık krizine girdim. Bu nedenle saldırıyı gerçekleştirdim" dediği öne sürüldü.

Emniyetteki işlemlerinin ardından Bilal F. ve eşi Öykü F. ile birlikte 15 şüpheli adliyeye sevk edildi. Mahkemeye çıkartılan Bilal F. ve 12 şüpheli tutuklanırken, Bilal F.'nin eşi Öykü F. ile 1 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.