logo
08 AĞUSTOS 2026

Lozan antlaşması ve azınlıklar -2-

Devletlerin müdahalesinin sosyal hayata yansımaları, Nutuk’ta, yeni Türk devletinden önceki dönem olarak anlatılır

08.04.2026 00:11:00
Haber Merkezi
 
Lozan antlaşması ve azınlıklar -2-
Lozan antlaşması ve azınlıklar -2-
Devletlerin müdahalesinin sosyal hayata yansımaları, Nutuk'ta, yeni Türk devletinden önceki dönem olarak anlatılır:

"Efendiler, malumdur ki, yeni Türk devletinin yerini aldığı Osmanlı Devleti, Uhud-ı Atika (eski anlaşmalar) adı altında birtakım kapitülasyonların esiri idi.

Hıristiyan halkı birçok imtiyazlara ve istisnailiğe sahip bulunuyordu.

Osmanlı Devleti, Osmanlı memleketlerinde bulunan yabancılara karşı yargı hakkını tatbik edemezdi; Osmanlı tebaasından aldığı vergiyi, yabancılardan almaktan men edilmiş bulunuyordu.

Devletin hayatını kemiren ve kendi sınırları dâhilinde yaşayan azınlıklarla ilgili tedbirler alması mümkün değildi…" 







Çok çetin geçen müzakereler sonrasında anlaşmanın 38. maddesi şöyle kabul edilmiştir:

"Türkiye hükûmeti, doğum, milliyet, dil, soy veya din ayrımı yapmaksızın Türkiye halkının tümünün yaşam ve özgürlüklerini tam olarak korumayı yükümlenir."







39. maddesi şudur:

"Müslüman olmayan azınlıklara mensup Türk uyruklular, Müslümanlarla özdeş medenî ve siyasî haklardan yararlanacaklardır."







Anlaşma'nın 40. maddesinde şu hüküm yer alır:

"Müslüman olmayan azınlıklara mensup Türk uyrukları, hem hukuk bakımından hem de uygulamada öteki Türk uyrukları ile aynı işlemlerden ve aynı güvencelerden yararlanacaklardır.

Özellikle giderlerini kendileri ödemek üzere her türlü hayır kurumlarıyla, dinsel ve sosyal kurumlar, her türlü okullar ve buna benzer öğretim ve eğitim kurumları kurmak, yönetmek ve denetlemek ve buralarda kendi dillerini serbestçe kullanmak ve dinsel ayinlerini serbestçe yapma konularında eşit hakka sahip olacaklardır.







Batı Trakya'daki Türklerle, İstanbul'daki Rumların dışında, Anadolu ve Doğu Trakya'daki Rumlar dışında Yunanistan'daki Türklerin mübadele edilmeleri kararlaştırıldı.

Mübadele maddesi gereği; Batı Trakya'daki Türk azınlığı ile İstanbul'daki Rum azınlığı dışında Türkiye'de Yunanlı ve Yunanistan'da Türkiyeli kalmayacaktı.

Yani Türk, Kürt, Çerkez vs. etnik kimlikler üzerinden ayrıştırmalara gidilerek yapılmayan azınlık tanımı, Müslüman ve gayrimüslim olarak sınırlandırılmıştır.







Mustafa Kemal'in, inanç temeline dayalı azınlık tanımı, esasen Erzurum Kongresi'nde de vardır.

Erzurum Kongresi sonrasında alınan kararlardan 5'incisi, "Hıristiyan azınlıklara siyasî hâkimiyet ve içtimai dengemizi bozacak imtiyazlar verilemez"dir. (Beyanname, madde: 4). (Prof. Dr. Haydar Baş Hoş Geldin Atatürk eserinden)

Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti

Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor

08.08.2026 00:18:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor.

Medya sahipliğinin birkaç merkezde toplanması, halkın haber alma hakkını ve demokratik çoğulculuğu riske atıyor.

Medya, tarihsel olarak demokrasilerin "dördüncü kuvveti" ve kamuoyunun denetim mekanizması olarak konumlandırılsa da son yıllarda mülkiyet yapılarında yaşanan dönüşüm bu işlevi tartışmalı hale getirdi.

Yayın organlarının bağımsız gazeteciler veya kamu odaklı kurumlar yerine; inşaat, enerji, finans ve savunma gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük sermaye gruplarının eline geçmesi, haber merkezlerindeki yayın çizgisini doğrudan etkiliyor.







Sermaye ilişkileri ve siyasal iklimin habere yansıması

Geleneksel gazetecilik ilkeleri; tarafsızlık, nesnellik ve kamu yararını her türlü çıkarın üzerinde tutmayı gerektirir. Ancak medya organlarının ticari ve siyasi ağlarla örülü mülkiyet yapıları, haberin mutfağında ciddi bir "filtreleme" sürecini beraberinde getiriyor.

Medya sahiplerinin devlet ihalelerine giriyor olması veya kamu düzenlemelerine bağımlı sektörlerde yatırım yapması, yayın organlarının siyasi iktidarlarla ve güç odaklarıyla çatışmaktan kaçınmasına yol açıyor. Bu durum, eleştirel haberciliğin yerini otosansüre ve tek sesliliğe bırakması riskini doğuruyor.







Çapraz sahiplik ve algı yönetimi

Medya sektöründe çapraz sahiplik (aynı sermaye grubunun gazete, televizyon, radyo ve dijital platformların tümüne sahip olması) yayın çeşitliliğini görünürde artırsa da, özünde aynı mesajın farklı kanallardan yinelemesine dayanıyor.

Gündem Belirleme Gücü: Farklı mecralara sahip gruplar, kamuoyunun neyi konuşup neyi konuşmayacağını tek elden yönlendirebiliyor.

Otosansör Mekanizması: Gazeteciler, bağlı bulundukları holdingin ticari veya siyasi çıkarlarıyla çelişen haberleri yapmaktan kaçınmak zorunda kalabiliyor.

Tiraz ve Reyting Kaygısı: Reklam verenlerle ve kamusal fonlarla kurulan ilişkiler, editoryal bağımsızlığın önüne geçebiliyor.







Dijital medya çözüm mü, yeni bir bağımlılık mı?

Geleneksel medyadaki bu tarafsızlık krizine karşı dijital yayıncılık ve bağımsız haber platformları alternatif bir kanal olarak öne çıksa da, dijitalleşme kendi zorluklarını beraberinde getiriyor. Algoritma bağımlılığı, fonlama sorunları ve dev teknoloji şirketlerinin tekelci yapısı, dijital haberciliğin de sürdürülebilirliğini ve tarafsızlığını sınamaktadır.







Uzmanlar, siyasal tarafsızlığın ve haber etiğinin korunabilmesi için şu adımların kritik olduğuna dikkat çekiyor:

Şeffaf Mülkiyet Yapısı: Medya organlarının nihai sahiplerinin ve finansman kaynaklarının kamuoyuna açıkça beyan edilmesi.

Editoryal Bağımsızlık Güvencesi: Yayın sahibi ile haber merkezi arasındaki sınırları koruyan yasal ve kurumsal güvencelerin oluşturulması.

Kamu Yayıncılığının Güçlendirilmesi: Siyasi baskılardan uzak, doğrudan halka hesap veren özerk kamu yayıncılığı modellerinin teşvik edilmesi.

Medya sahipliğinin şeffaflaşmadığı ve editoryal bağımsızlığın teminat altına alınmadığı bir düzende, siyasal tarafsızlık bir ilke olmaktan çıkıp yalnızca bir temenni olarak kalma riskiyle karşı karşıya.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.