logo
11 TEMMUZ 2026

'Lozan'da gizli madde var' diyen fitneciler okusun

Ankara'da 30 kişilik ekibiyle hobi amaçlı yaptığı kırıntı altın madenciliğinde günde 20 grama kadar altın bulduklarını belirten Hamza Kındımoğlu, kırıntı madenciliğinin altın ithalatının azaltılmasına katkı sunacağını ifade etti

11.07.2026 15:10:00
İhlas Haber Ajansı
 
'Lozan'da gizli madde var' diyen fitneciler okusun
'Lozan'da gizli madde var' diyen fitneciler okusun
Ankara'da 30 kişilik ekibiyle hobi amaçlı yaptığı kırıntı altın madenciliğinde günde 20 grama kadar altın bulduklarını belirten Hamza Kındımoğlu, kırıntı madenciliğinin altın ithalatının azaltılmasına katkı sunacağını ifade etti.

Ankara'da yaşayan Hamza Kındımoğlu ve yaklaşık 30 kişilik ekibi, hobi amaçlı yaptıkları kırıntı altın madenciliği kapsamında Türkiye'nin çeşitli bölgelerindeki dere ve akarsularında altın arıyor. Yerine göre günde 20 grama kadar altın bulabildiklerini belirten Kındımoğlu, çalışmalarını doğaya zarar vermeden yürüttüklerini, faaliyetlerin ardından ise çevre temizliği yaparak çalışma alanlarına çetin ceviz fidanı diktiklerini söyledi.

"Türkiye çapında hemen hemen her ilde altın çıkıyor"



Kırıntı altın madenciliğine başlamadan önce gerekli eğitimlerin alınmasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Hamza Kındımoğlu, "Ekibimizde yaklaşık 30 kişi var, bunların 9'u usta. Ekibimizin içinde çeşitli meslek dallarından asker, polis, makine mühendisi, esnaf arkadaşlarımız var. Bunlarla zaman zaman toplanıp doğalarda, derelerde keşifler yapıyoruz, kırıntı madeni arıyoruz. Daha sonra çalıştığımız yerleri mıntıka temizliğini yapıp, fidanlarımızı dikiyoruz. Ayrıca ekibe katılan herkesin 2 adet çetin ceviz fidanı dikme zorunluluğu vardır. Türkiye çapında hemen hemen her ilde altın çıkıyor diyebiliriz. Yalnız her derede altın olmuyor, bilinçli aramak gerekiyor. Bu işi yapacak olan arkadaşların eğitim alması gerekiyor. Örneğin derede altın ararken taşların yapısını iyi bilmesi lazım, dereyi iyi okuyabilmesi lazım. Bir derede altın varsa o derenin her tarafında altın yoktur" dedi.

"Günde yarım gram altın bulduğumuz da oluyor, 18-20 gram bulduğumuz da oluyor"



Kındımoğlu, bulunan altın miktarının çalışılan bölgenin özelliklerine göre değişiklik gösterdiğini belirterek, şu ifadelere yer verdi:

"Ekibimiz hobi amaçlı kurulmuş bir ekiptir. Türkiye çapında bu işi gelir kaynağına çevirmiş arkadaşlarımız da var. Bu iş bilinçli yapıldığı sürece günde 1 gram da bulabilirsiniz, 3 gram da bulabilirsiniz. Çok güzel kil çukurlarına denk gelip de 20-30 gram altını tek seferde bulabilirsiniz. Bazen hiç altın bulamadığımız da oluyor. Bu işe ilk başladığımız zamanlar ekipçe az kişiydik. Bir yıl boyunca hiç dere bulamadık, ufacık bir altın bizi sevindiriyordu. Ekip olarak kalabalık olduğumuz için daha geniş çaplı bir keşif yapabiliyoruz. Günde yarım gram bulduğumuz da oluyor, 18-20 gram altın bulduğumuz da oluyor. Rakamlar net değil, değişiklik gösterebiliyor."

"Dere kenarında doğayı deforme etmeden çalışmalar yapabilirsiniz"



Kırıntı madenciliğinin maden sahaları ile sit alanlarında yapılmaması gerektiğini aktaran Kındımoğlu, "Belirli boydaki savaklarla çalışıldığı zaman ve doğaya zarar verilmediği zaman herhangi bir yasağı yok. Sit alanlarına girilmemesi gerekiyor. Maden sahaları bölgelerinde çalışma yapılmaması gerekiyor, buralar yasak bölgeler. Onun haricinde dere kenarında doğayı deforme etmeden çalışmalar yapabilirsiniz" diye konuştu.

"Kırıntı madenciliğin ekonomiye katkısı vardır"

Kırıntı madenciliğinin altın ithalatının azaltılmasına katkı sunacağını ifade eden Kındımoğlu, "Dere kenarında yatan altının ülkemize, ekonomimize hiçbir faydası yok. Bin tane hobici olsa ve o bin hobici günde bir gram altın çıkartsa, Türkiye ekonomisine bir kilo altın kazandırmış oluruz. Dolayısıyla altın ithalatımızı ciddi anlamda düşürmüş oluruz. Bu yerden bakıldığı zaman kırıntı madenciliğin ekonomiye katkısı bile vardır" şeklinde konuştu.

Öte yandan, Kındımoğlu, kırıntı madenciliğiyle elde edilen altınların ayar evlerinde eritilerek sertifikalandırıldığını, ardından sertifikasıyla birlikte herhangi bir kuyumcuda satılabildiğini aktardı.

Fitneciler, milletimizi aldattı

Cumhuriyet düşmanı bazı anlayışlar senelerce milletimize: 'Lozan'da gizli bir madde var. Bu madde yüzünden Türkiye kendi topraklarındaki bor, petrol, altın ve doğal gaz gibi zengin yer altı kaynaklarını çıkaramıyor, yabancı güçler engelliyor' fitnesini yaydılar.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER), vatandaşların başvuruları üzerine yaptığı resmi açıklamalarda Lozan Antlaşması'nda hiçbir gizli madde olmadığını ve antlaşmanın süreli olmadığını kesin bir dille belirtmiştir.

Çankırı'da feci kaza


 
Çankırı'da park halindeki traktöre çarpan otomobildeki 3 kişi öldü, 1 kişi yaralandı.

11.07.2026 14:16:00
HABER MERKEZİ/AA
 
Çankırı'da feci kaza
Çankırı'da feci kaza

Çankırı'da yol kenarında hatalı şekilde park eden traktöre çarpan otomobildeki 3 kişi hayata veda etti, 1 kişi yaralandı. Adem S. (41) idaresindeki 18 DN 639 plakalı otomobil, Çankırı-Kızılırmak kara yolu Tepealagöz köyü yol ayrımında park halindeki traktöre çarptı. İhbar üzerine olay yerine sağlık, polis, jandarma ve itfaiye ekipleri sevk edildi.

Kazada otomobil sürücüsü olay yerinde hayatını kaybetti, araçta bulunan Satı İ. (80), Sadık İ. (75) ve Sadık Aras İ. (8) ağır yaralandı.

Yaralılar, itfaiye ekiplerince sıkıştıkları araçtan çıkarılarak sağlık ekiplerine teslim edildi. Ambulanslarla hastaneye kaldırılan yaralılardan Sadık Aras İ. ve Satı İ. müdahaleye rağmen kurtarılamadı.

CHP'li belediyelere operasyonlarda sıra Çankaya'da


 
 
CHP'li belediyelere yönelik operasyonlar devam ediyor. Çankaya Belediye Başkanı Güner'in de aralarında bulunduğu 36 kişi hakkında gözaltı kararı verildi.

11.07.2026 09:35:00
HABER MERKEZİ/AA
 
CHP'li belediyelere operasyonlarda sıra Çankaya'da
CHP'li belediyelere operasyonlarda sıra Çankaya'da

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, aralarında Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner'in de yer aldığı 36 şüpheli hakkında gözaltı kararı verdi.

Başsavcılıktan yapılan açıklamaya göre, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yürütülen çalışma kapsamında, hakkında "suç örgütü kurma", "suç örgütüne üye olma", "rüşvet alma", "rüşvet verme" ve "ihaleye fesat karıştırma" suçlarından gözaltı kararı verilen şüphelilerin adreslerinde arama, el koyma işlemi yapıldı.

27 kişi gözaltına alındı

Şüphelilerden 27'si gözaltına alındı. Diğer şüphelilerin yakalanmasına yönelik çalışmalar devam ediyor.
Bu arada sabah erken saatlerde Çankaya Belediyesi'nde polis ekiplerince arama yapıldı.

Akıllı ev cihazlarında risk büyük


 
 
İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Bilgisayar Mühendisliği Siber Güvenlik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Muhammed Ali Aydın, "Evdeki akıllı süpürgenin hacklenmesiyle beraber tüm cihazlara erişilebilir, hesaplar boşaltılabilir" dedi.

11.07.2026 09:27:00
AA
 
Akıllı ev cihazlarında risk büyük
Akıllı ev cihazlarında risk büyük

İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Bilgisayar Mühendisliği Siber Güvenlik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Muhammed Ali Aydın, akıllı süpürgelerin hacklenmesiyle evdeki tüm cihazlara erişilebileceğini ve banka hesaplarının boşaltılabileceğini söyledi. Kırklareli Milli Eğitim Müdürlüğünce düzenlenen Siber Güvenlik ve Sosyal Mühendislik Atakları Konferansı'nda konuşan Aydın, teknolojinin hayatı kolaylaştırırken beraberinde çeşitli siber riskleri de getirdiğini belirtti.

Robot süpürgeler de akıllı cihaz!

İnternete bağlı her akıllı cihazın bir siber güvenlik riski oluşturduğunu ifade eden Aydın, evlerde kullanılan akıllı süpürgelerin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi. Akıllı süpürgelerin bir bilgisayar ağına bağlı çalıştığını anlatan Aydın, şöyle konuştu: "Bu bir bilgisayar ağına bağlı ve o ağa bilgisayar, telefon gibi cihazlar da bağlı. Burada kişisel haberleşme programlarını kullandığımız gibi artık bireysel anlamda bankacılık işlemleri de yapıyoruz. Evdeki akıllı süpürgenin hacklenmesiyle beraber tüm cihazlara erişilebilir, hesaplar boşaltılabilir. Hatta sizin üzerinizden bir botun parçası haline getirip saldırı alanına geçirilebildiği bir ortamdan bahsediyoruz."

Veri en kıymetli varlık

Siber güvenlikte en kıymetli varlığın veri olduğunu vurgulayan Aydın, herkesin bilgiye ve veriye erişmeye çalıştığını söyledi. Güçlü şifreleme algoritmalarının tek başına yeterli olmadığını belirten Aydın, verinin gizliliğinin yanı sıra bütünlüğünün ve erişilebilirliğinin de korunması gerektiğini ifade etti. Aydın, 2016 yılında ABD'de internete bağlı kameralar üzerinden gerçekleştirilen Mirai saldırısını örnek göstererek, varsayılan kullanıcı adı ve şifrelerle kullanılan cihazların ciddi güvenlik açıkları oluşturduğunu kaydetti.

İstanbul'da boşandığı eşini ve oğlunu öldüren kişi intihar etti


Arnavutköy'de bir kişi, boşandığı eşini ve oğlunu öldürdükten sonra intihar etti.

11.07.2026 01:13:00
HABER MERKEZİ/AA
 
İstanbul'da boşandığı eşini ve oğlunu öldüren kişi intihar etti
İstanbul'da boşandığı eşini ve oğlunu öldüren kişi intihar etti

Arnavutköy'de bir kişi, boşandığı eşini ve oğlunu öldürdükten sonra intihar etti.
Boğazköy İstiklal Mahallesi Filyos Sokak'taki bir evden silah sesleri duyulduğu ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi.

İkamete giren ekipler, Davut G. (55) Türkan İ. (51) ve Mehmet Emin G'nin (18) hayatını kaybettiğini belirledi.
Olay yeri inceleme ekipleri yaptığı çalışmada, Davut G'nin bir süre önce boşandığı eşi Türkan İ. ve oğlu Mehmet Emin G'yi pompalı tüfekle öldürdükten sonra aynı silahla intihar ettiğini tespit etti.

Cenazeler Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. 

Toplumsal cinnet

Benzer bir olay hafta içinde Kırklareli'nde yaşanmıştı. Boşandığı eşi ile 4 yaşındaki kızını katleden şahıs, intihar etmişti. Türk toplumu resmen cinnet geçiriyor. 

Boşanmalar katlandı

Türkiye'de 2025 yılında boşanan çiftlerin sayısı 193 bin 793 olarak gerçekleşti. Bu dönemde bin nüfus başına düşen boşanma sayısını ifade eden kaba boşanma hızı ise binde 2.26 oldu. Kaba boşanma hızının binde 3.28 ile en yüksek olduğu il İzmir... Bu oranın binde 0.51 ile en düşük olduğu il ise Hakkari olarak kaydedildi.

Niğde'de düğünde maganda kurşunu can aldı


 
Niğde'de düğünde başına kurşun isabet eden kişi öldü.

11.07.2026 01:10:00
AA
 
Niğde'de düğünde maganda kurşunu can aldı
Niğde'de düğünde maganda kurşunu can aldı

Niğde'de düğünde başına kurşun isabet eden kişi hastanede hayatını kaybetti.
Merkeze bağlı Hacıbeyli köyünde yapılan düğünde İ.O. (43) tabancayla rastgele havaya ateş açtı.
Kurşunun isabet ettiği Nuh Öztürk (44), başından yaralandı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve jandarma ekibi sevk edildi.

Kaçan zanlı enselendi

Sağlık ekibince Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırılan Öztürk, müdahaleye rağmen kurtarılamadı.

Jandarma, olay yerinden kaçan İ.O'yu kısa sürede evinde gözaltına aldı.

Ekrem İmamoğlu: ‘Benimle yarışmaktan korkuyor’

İBB Davası’nın 64. duruşmasında savunma süresinin kısıtlanmasına itiraz ettiği için salondan çıkarılan Ekrem İmamoğlu, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi hesabından yaptığı açıklamada, "Benimle yarışmaktan korkuyor. Sesimden, sözümden, görüntümden, ismimden korkuyor" diyerek tepki gösterdi

10.07.2026 18:20:00
Haber Merkezi
 
Ekrem İmamoğlu: ‘Benimle yarışmaktan korkuyor’
Ekrem İmamoğlu: ‘Benimle yarışmaktan korkuyor’
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun yargılandığı İBB Davası'nın 64. gününde mahkeme salonunda tansiyon yükseldi. Savunma yapması beklenen İmamoğlu, kendisine tanınan sürenin yetersiz olduğunu belirterek mahkeme heyetine itiraz etti.

Yaşanan sert diyalogların ardından İmamoğlu'nun salondan çıkarılması, siyaset gündemine bomba gibi düştü. Olayın ardından İmamoğlu adına açılan Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi hesabından çok sert bir açıklama yayımlandı.

Mahkeme salonunda süre gerginliği

Duruşmanın başlangıcında Mahkeme Başkanı, Ekrem İmamoğlu'nun savunmasının alınacağını kararlaştırdı. Ancak İmamoğlu'na savunmasını tamamlaması için kısıtlı bir süre tanındı. Bu duruma sert tepki gösteren İmamoğlu, davanın büyüklüğüne ve suçlamaların ağırlığına dikkat çekerek sürenin yetersiz olduğunu vurguladı.

İmamoğlu, mahkeme heyetine yönelik itirazında, "Asrın iftirasının yüklü olduğu iddianameye karşı 6-7 saat savunma yapmam yetersizdir" ifadelerini kullandı. Savunma hakkının kısıtlandığını belirten İmamoğlu ile Mahkeme Başkanı arasında sözlü tartışma yaşandı. Diyalogların ardından Mahkeme Başkanı, duruşma düzenini bozduğu gerekçesiyle İmamoğlu'nun salondan çıkarılmasına karar verdi.

"Benimle yarışmaktan korkuyor"

Mahkeme salonunda yaşanan bu krizin ardından Ekrem İmamoğlu adına faaliyet gösteren Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi sosyal medya hesabı üzerinden yazılı bir açıklama paylaşıldı. Karara ve engellemelere çok sert tepki gösterilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Benimle yarışmaktan korkuyor. Sesimden, sözümden, görüntümden, ismimden korkuyor. O yüzden sesim yasak, görüntüm yasak, fotoğrafım yasak, X hesabım yasak, mahkemeye gelmem yasak, savunma yapmam yasak."

Siyasi kulisleri hareketlendiren bu gelişme sonrası, İmamoğlu'nun avukatlarının ve parti kurmaylarının davadaki adil yargılanma ihlallerine karşı nasıl bir yol haritası izleyeceği merak konusu oldu. Davanın bir sonraki duruşmasının tarihi ve savunma hakkına ilişkin tartışmaların önümüzdeki günlerde de gündemi meşgul etmesi bekleniyor.

Kapalıçarşı soruşturmasında iddianame tamamlandı

"Suçtan elde edilen mal varlığı değerlerinin aklanması" suçunun önlenmesine yönelik "Kapalıçarşı soruşturması"nda 504 şüpheli hakkında hazırlanan iddianamede, yasa dışı yollardan sağlanan gelirlerin, kaynağından uzaklaştırılarak finansal sisteme kabul ettirilmesi amacıyla paravan şirketlerin kullanıldığı belirtildi

10.07.2026 17:20:00
Anadolu Ajansı
 
Kapalıçarşı soruşturmasında iddianame tamamlandı
Kapalıçarşı soruşturmasında iddianame tamamlandı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, Türker Ak ve Murat Dönmezoğlu'nun elebaşılığını yaptığı suç örgütü tarafından, Venüs Döviz Altın Yetkili Müessese AŞ'nin de arasında olduğu 369 paravan şirketin kullanıldığı, bunların çoğunun Kapalıçarşı'da dönüşümü sağlayan şirketler olduğu kaydedildi.

Örgüt bünyesinde kullanılan paravan şirketlere ilişkin finansal tespitlere yer verilen iddianamede, "Dosya kapsamında temin edilen MASAK raporları, banka hesap hareketleri, şirket kayıtları ve finansal veriler birlikte değerlendirildiğinde, örgüt tarafından kullanılan şirketlerin olağan ticari faaliyet yürütmek amacıyla kurulmuş bağımsız işletmeler şeklinde değil, suç gelirlerinin kabul edilmesi, farklı hesaplar arasında dolaştırılması, katmanlaştırılması ve sonraki finansal aşamalara aktarılması amacıyla oluşturulmuş örgütsel bir finansal ağın parçaları şeklinde faaliyet gösterdiği anlaşılmıştır." ifadeleri kullanıldı.

Soruşturma konusu şirketlere ilişkin finansal veriler incelendiğinde, örgüt bünyesinde kullanılan şirket hesaplarına yüzlerce farklı gerçek ve tüzel kişiden yüksek hacimli para girişlerinin gerçekleştiği vurgulanan iddianamede, şu tespitler yer aldı:

"Yalçın Aktariye hesaplarına 1075 farklı gerçek kişi ve 462 farklı tüzel kişiden yaklaşık 257 milyon lira, Bilhan Group hesaplarına 135 farklı gerçek kişi ve 107 farklı tüzel kişiden yaklaşık 593 milyon lira, Atahan Gıda hesaplarına yaklaşık 708 milyon lira, Biyal Tarım hesaplarına yaklaşık 406 milyon lira, Fast Gayrimenkul hesaplarına yaklaşık 233 milyon lira, İMA Bilişim hesaplarına yaklaşık 213 milyon lira, Öznacar İnşaat hesaplarına yaklaşık 149 milyon lira, Maysan Gıda hesaplarına yaklaşık 136 milyon lira, Arbe Bilişim hesaplarına yaklaşık 101 milyon lira ve Metro Sanayi hesaplarına yaklaşık 85 milyon lira seviyesinde para girişleri gerçekleştiği tespit edilmiştir."

İddianamede, şirket hesaplarında tespit edilen işlem hacmi, para transfer yoğunluğu, işlem yapan gerçek ve tüzel kişi sayısı ile şirketlerin faaliyet alanları, ticari organizasyonları ve mali yapıları birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu finansal büyüklüklerin olağan ticari faaliyetlerle açıklanamayacak seviyede olduğu, bu durumun şirketlerin gerçek ticari faaliyet yürütmekten ziyade örgüt tarafından oluşturulan finansal sistem içerisinde fon kabulü ve transferi amacıyla kullanıldıklarını gösterdiği belirtildi.

Soruşturmaya konu şirketlerin birbirinden bağımsız ticari işletmeler olmadığının altı çizilen iddianamede, bu paravan şirketlerin örgütün suçtan elde edilen gelirleri finansal sisteme kabul etmek, katmanlaştırmak ve kaynağından uzaklaştırmak amacıyla oluşturduğu örgütsel finans sisteminin birbirini tamamlayan unsurları olarak faaliyet gösterdikleri öne sürüldü.

Paravan şirketlerin, suçtan elde edilen gelirlerin farklı hesaplar arasında dolaştırılması, döviz bürolarına aktarılması, kripto varlıklara dönüştürülmesi, ödeme kuruluşları vasıtasıyla kaynağından uzaklaştırılması ve yurt dışına çıkarılması amacıyla oluşturuldukları ifade edildi.

Sahte arayüzlü internet siteleri üzerinden forex ve e-pin dolandırıcılığı

Paravan şirketler ile örgüt yöneticisi ve üyeleri tarafından oluşturulan finansal yapı içerisine dahil edilen fonların suçtan kaynaklanan gelirlerden oluştuğu belirtilen iddianamede, örgüt yapılanmasının özellikle lisanssız forex yatırım sistemleri, yasa dışı bahis faaliyetleri, bilişim sistemleri kullanılarak gerçekleştirilen nitelikli dolandırıcılık eylemleri, sahte internet siteleri oluşturulması suretiyle gerçekleştirilen dolandırıcılık faaliyetleri, banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılması ile çeşitli dijital dolandırıcılık yöntemleri üzerinden sistematik şekilde suç geliri elde ettiği, elde edilen bu gelirlerin daha sonra örgüt kontrolündeki finansal ağ içerisine dahil edildiği vurgulandı.

İddianamede suç gelirlerinin "sahte arayüz-internet sitesi oluşturularak, forex yatırım dolandırıcılığı ve e-pin sistemleri" kullanılarak elde edildiği, Türkiye genelinde başsavcılıklar tarafından bu dolandırıcılık yöntemine ilişkin 1112 soruşturma ve kovuşturma sürecinin yürütüldüğü kaydedildi.

Söz konusu finansal akışlar bütün halinde değerlendirildiğinde, dolandırıcılık eylemlerinden elde edilen suç gelirlerinin önce sanal POS altyapısı kullanan paravan şirket hesaplarında toplandığı, devamında farklı şirketler arasında transfer edilerek dağıtıldığı ve son aşamada Kapalıçarşı'da faaliyet gösteren döviz büroları aracılığıyla döviz veya altın alımı yapılması yöntemiyle kaynağından uzaklaştırılmaya çalışıldığı tespitine iddianamede yer verildi.

İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, iddianame üzerindeki incelemesi sürüyor.

Kuantum ve yapay zekada devrim

Yapay zeka modellerini süper bilgisayarlarla birleştiren hibrit kuantum çağının ilk somut adımı atıldı. Kararsız kübitler artık kendi hatalarını gerçek zamanlı olarak düzeltebiliyor

10.07.2026 17:00:00
Eyüp Kabil
 
Kuantum ve yapay zekada devrim
Kuantum ve yapay zekada devrim
Teknoloji dünyasının iki dev gücü yapay zeka ve kuantum bilgisayarlar, Microsoft'un geliştirdiği "Majorana 1" çipiyle resmi olarak birleşti. Klasik bilgisayarların milyarlarca yılda çözemeyeceği karmaşık moleküler yapıları saniyeler içinde simüle edebilen bu yeni mimari, özellikle ilaç keşfi ve malzeme biliminde devrim yaratmaya hazırlanıyor. Yapay zekanın veri örüntülerini yakalama yeteneği, kuantum çiplerinin atom altı seviyedeki hesaplama gücüyle buluştuğunda kanser tedavilerinden batarya teknolojilerine kadar pek çok alanda süreçler bin kat hızlanacak.

Kırılgan kübit sorunu "topolojik" mimariyle çözüldü

Kuantum bilgisayarların önündeki en büyük engel olan "kübitlerin çevresel gürültüden etkilenerek hata yapması" problemi, ilk kez donanımsal düzeyde aşıldı. Dünya Ekonomik Forumu ve MIT Technology Review tarafından 2026'nın en kritik gelişmeleri arasında gösterilen bu yöntem, topolojik kübit tasarımına dayanıyor. Fiziksel kübitlerin mantıksal gruplar halinde bir araya getirilmesiyle oluşturulan bu yapı, sistemin kendi içindeki hataları anında tespit edip düzeltmesini sağlıyor.

Tek çipte milyonlarca kübit hedefi

Uzmanlar, hata payı sıfıra indirgenen bu yeni mimarinin ticari veri merkezlerine entegre edilmeye başlandığını belirtiyor. Microsoft Source platformunda paylaşılan teknik detaylara göre, Majorana 1 çip tasarımı sayesinde gelecekte tek bir yarı iletken plaka üzerine milyonlarca kararlı kübit yerleştirmek mümkün olacak. Bu durum, siber güvenlikten küresel lojistik ağlarının optimizasyonuna kadar dijital dünyanın çalışma mantığını kökten değiştirecek güçte bir kırılma noktası olarak kabul ediliyor.

Adli Tıp Kurumu: 'Bebekler kurtarılabilirdi'

İstanbul'da bebek acil hastalarını önceden anlaştıkları özel hastanelerin yenidoğan ünitelerine sevk edip ölümlerine neden oldukları ve haksız kazanç sağladıkları öne sürülen 62 sanığın yargılandığı davada, bebeklerin ölüm nedenlerine ilişkin Adli Tıp Kurumu Üçüncü Üst Kurulu tarafından hazırlanan raporlar dava dosyasında yer aldı

10.07.2026 15:20:00
Anadolu Ajansı
 
Adli Tıp Kurumu: 'Bebekler kurtarılabilirdi'
Adli Tıp Kurumu: 'Bebekler kurtarılabilirdi'
Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesinin talebinin ardından Adli Tıp Kurumu (ATK) Üçüncü Üst Kurulu tarafından 10 maktul bebek için ölüm sebepleri, tanı ve teşhisler ile uygulanan işlemlerin doğruluğu, tıbbi uygulama hataları ve dosyadaki sanıkların ölümlerde kusurlarının olup olmadığına ilişkin rapor hazırlandı.

"Roua Kadan", "Ayaz Karaduman", "Melek Süleymanoğlu", "Michelle Nwando Opara", "Halime Alkari", "Kerem Muhammet  Tokluoğlu", "Havvanur Karakoç", "Öykü Helvacı" ve "Serdarova" ile henüz ismi koyulmamış Kaya ailesinin bebekleri için hazırlanan raporlar Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi.

Raporlarda bebekler Roua Kadan, Ayaz Karaduman, Melek Süleymanoğlu, Michelle Nwando Opara, Halime Alkari, Kerem Muhammet  Tokluoğlu ve henüz ismi koyulmamış Kaya ailesinin bebekleri için, yapılan ihmallerle bebeklerin ölümleri arasında illiyet bağı bulunduğu, bebeklere zamanında uygun tanı ve tedavi yapılması durumunda da kurtulmalarının kesin olmadığı kaydedildi.

Havvanur Karakoç bebeğe ilişkin raporda, bebeğin uygun bakım, takip ve tedavisinin sağlanmamış olması nedeniyle primer bakımından sorumlu olan Dr. Dursun Eryılmaz ile yapılan sözleşmeyle yenidoğan yoğun bakım sorumluluğunu üstlenen ancak bebeği görmeden, klinik durumunu bilmeden hemşirelere direktif vererek takip ve tedavi sürecini yöneten Dr. İlker Gönen'in, bebeğin yakın takibini yapmaması ve arrest durumunu zamanında tespit edememesi nedeniyle sorumlu hemşire Çağla Durmuş'un eylemlerinin tıp kurallarına uygun olmadığı ifade edildi.

Söz konusu eylemlerle ve/veya ihmallerle bebeğin ölümü arasında illiyet bağının bulunduğu, bebeğe zamanında tanı, tedavi uygulanması ve beslenmesinin yapılmış olması durumunda kurtulma ihtimalinin yüksek olduğu belirtilen raporda, ihmallerle bebeğin ölümü arasında illiyet bağının bulunduğu, bebeğe zamanında tanı, tedavi uygulanması ve beslenmesinin yapılmış olması durumunda kurtulma ihtimalinin yüksek olduğu vurgulandı.

Öykü Helvacı bebeğe ilişkin raporda, bebeğin yeniden canlandırma işlemine katılmayan primer bakımından sorumlu Dr. Dursun Eryılmaz'ın, bebeği görmeden, klinik durumunu bilmeden hemşirelere direktif vermesi nedeniyle Dr. İlker Gönen'in ve doktorları yeniden canlandırma işlemine çağırmaması nedeniyle hemşire Çağla Durmuş'un yaklaşımlarının tıbben uygun olmadığı kaydedilen raporda, tıp kurallarına uygun olmayan eylemler ve/veya ihmallerle bebeğin ölümü arasında illiyet bağının bulunduğu, zamanında uygun tanı ve tedavi yapılması durumunda bebeğin kurtulma ihtimalinin olduğu aktarıldı.

Bebek Serdarova'ya ilişkin raporda, bebeğin ölümünün tıp kurallarına uygun yürütülmeyen tanı, takip, tedavi süreci ve resüsitasyon ile ölümü arasında illiyet bağı bulunduğu, tanı, takip ve tedavi sürecinin tıp kurallarına uygun olarak yürütülmesi halinde doğum sonrasında kalp anomalisi tespit edilen bebeğin kurtulma ihtimalinin çok yüksek olduğu belirtildi.

Ayrıca raporda, tape kayıtları, iddianame ve Sağlık Bakanlığı Teftiş Raporu dikkate alındığında, bebeklerin 112 sevk sistemini baypas ederek uygun olmayan koşullarda takip ve tedavi süreci yürütülen hastanelere sevkini organize eden kişi/kişiler ile hastane yenidoğan yoğun bakım servislerinin işletilmesi amacıyla devredilmesinin, doktorların bilgisi olmadan yenidoğan bebeklerin orderlarının hemşireler tarafından düzenlenmesinin, doktorların günlük hastanelere gelerek vizit yapmamasının, epikrizlerin hastane dışında doktor olmayan kişiler tarafından yazılmasının, bebekler adına çekilmiş grafilerin başka bebeklere çekilen grafilerle yer değiştirilmesinin, kan gazlarının şablonlara göre epikrize uygun olacak şekilde çıkarılmasının, laboratuvar değerleriyle oynanmasının, yoğun bakımda çalışma yetkisi olmayan kişilerin yoğun bakımlarda çalıştırılmasının, yoğun bakım şartlarının 3. düzey yoğun bakım şartlarını taşımadığı halde 3. düzey yoğun bakım gibi gösterilerek yenidoğan bebeklerin yatırılmasını sağlayıp uygun olmayan koşullarda yürütülen takip ve tedavi sürecini organize eden Uzm. Dr. Fırat Sarı'nın da tıbben sorumlu olduğu belirtildi.

Davanın geçmişi

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 1399 sayfalık iddianamede, sanık doktor Fırat Sarı'nın elebaşı olduğu suç örgütünün sevk ve idaresini sanık doktor İlker Gönen ile 112 Acil Çağrı Merkezi ambulans şoförü Gıyasettin Mert Özdemir'in yaptığı belirtiliyor.

İddianamede, sanıklar Fırat Sarı ve İlker Gönen için 10 bebeğin ölümü nedeniyle "kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi", "nitelikli dolandırıcılık" ve "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak" suçlarından 10 kez, "resmi belgede sahtecilik" suçundan da 11 kez uygulanmak üzere toplam 177 yıl altışar aydan 582 yıl dokuzar aya kadar hapis cezası talep ediliyor.

Sanık Gıyasettin Mert Özdemir'in ise "kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi", "kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" ve "resmi belgede sahtecilik" suçlarından 180 yıldan 589 yıl 9 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Davanın sanıklarından İlker Gönen, Antalya'da tutuklu bulunduğu cezaevinde 1 Şubat'ta intihar etmişti.

Yeğeni tarafından pala ile öldürülen adam toprağa verildi

Kocaeli'de psikolojik sorunları olduğu iddia edilen yeğeni tarafından pala ile defalarca bıçaklanarak öldürülen adam, kılınan cenaze namazı sonrası toprağa verildi

10.07.2026 14:36:00 / Güncelleme: 10.07.2026 14:38:37
İhlas Haber Ajansı
 
Yeğeni tarafından pala ile öldürülen adam toprağa verildi
Yeğeni tarafından pala ile öldürülen adam toprağa verildi
Olay, dün Gölcük ilçesi Kavaklı Mahallesi Namık Kemal Caddesi'nde bulunan yeşillik alanda meydana geldi. Psikolojik sorunları olduğu iddia edilen E.K. (33) ile amcası İbrahim K. (56) arasında tartışma çıktı. Tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine E.K, elindeki palayla amcasına saldırdı. Arbede sırasında incir ağaçlarının bulunduğu yeşillik alana düşen amca İbrahim K., yeğeninin palalı darbeleri sonucu ağır yaralandı. Yaşanan arbede sırasında şüpheli E.K. de yaralandı. Çevredekilerin 112 Acil Çağrı Merkezine ihbarı üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Bölgeye ulaşan polis ekipleri şüpheli E.K.'yi etkisiz hale getirerek suç aletiyle birlikte yakaladı. Sağlık personelinin yaptığı kontrolde ise amca İbrahim K.'nın olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Olayda yaralanan E.K., ilk müdahalesinin ardından polis gözetiminde hastaneye kaldırıldı.

Toprağa verildi

Hastane morguna alınan İbrahim K'nin cenazesi bugün ailesi tarafından teslim alınarak Kavaklı Cami'ne getirildi. Cenaze namazına Gölcük Kaymakamı Müfit Gültekin, İbrahim K'nin akraba ve sevenleri katıldı. Cuma namazına müteakip kılınan cenaze namazının ardından İbrahim K., Gölcük 17 Ağustos Mezarlığı'na defnedildi.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.