logo
27 AĞUSTOS 2026

Manisa'da 3 günlük alarm: Orman yangını riskine karşı tedbirler artırıldı

Manisa'da 28-30 Ağustos tarihleri arasında 'yüksek sıcaklık, düşük nem ve kuvvetli rüzgâr' beklenirken, orman yangını riskine karşı tüm kurumlar teyakkuz haline geçirildi. Orman ve kırsal alanlarda denetimlerin artırılacağı, tarımsal faaliyetlerin ise yakından takip edileceği açıklandı

27.08.2026 22:06:00
İHA
 
Manisa'da 3 günlük alarm: Orman yangını riskine karşı tedbirler artırıldı
Manisa'da 3 günlük alarm: Orman yangını riskine karşı tedbirler artırıldı
Meteorolojik değerlendirmelere göre 28-30 Ağustos 2026 tarihlerinde Manisa'nın da içinde bulunduğu Ege Bölgesi'nde yüksek sıcaklık, düşük nem ve kuvvetli rüzgâr bekleniyor. Söz konusu hava şartlarının orman yangını riskini artırabileceği değerlendirilirken, Manisa'da yangınlara karşı alınan tedbirler artırıldı. Manisa Valiliği koordinasyonunda ilgili tüm kurum ve kuruluşların 28-30 Ağustos tarihleri boyunca teyakkuz halinde tutulacağı bildirildi. Orman yangınlarının önlenmesi, erken tespit edilmesi ve olabilecek yangınlara hızlı müdahale edilmesi amacıyla kurumlar arasındaki koordinasyon kesintisiz sürdürülecek. Yangın Riskini Azaltma Planı kapsamında mahalle ekipleri de hazır bulundurulacak.

Orman ve kırsal alanlarda denetimler artırılacak

Kolluk kuvvetleri tarafından ormanlık alanlar ile ormanlara bitişik kırsal bölgelerde devriye ve denetimler artırılacak. Anız, bahçe ve sera atıkları başta olmak üzere yangın riski oluşturabilecek faaliyetlere izin verilmeyecek. Ormanlara girişlerin kısıtlandığı bölgelerde denetimler sıklaştırılırken, orman yollarında araçların duraklamasına ve yol kenarlarında piknik yapılmasına müsaade edilmeyecek. Kritik meteorolojik koşullarda izinli mesire alanlarında dahi ateş yakılmasına izin verilmeyecek.

Tarımsal faaliyetler yakından takip edilecek

Yangın riskinin yüksek olduğu tarım alanlarında biçerdöver ve balya makinelerine yönelik denetimler artırılacak. Yangın söndürme ekipmanı ve su tankeri bulunmayan araçların çalışmasına izin verilmeyecek. Gerekli görülmesi halinde yangın riskinin yüksek olduğu saatlerde tarımsal faaliyetlerin geçici olarak durdurulabileceği bildirildi. Sigara izmariti, araç egzozu ve benzeri nedenlerle çıkabilecek yangınlara karşı trafik denetimleri de artırılacak.

Enerji hatları ve tesisler kontrol edilecek

Enerji dağıtım şirketleri tarafından enerji nakil hatları, trafo merkezleri, direkler ve hat altlarında kontroller gerçekleştirilecek. Ziraat ve sera alanlarında bulunan standart dışı enerji tesisleri denetlenerek yangın riski oluşturan hatların kullanımına izin verilmeyecek. Spiral, kaynak makinesi ve benzeri kıvılcım çıkarabilecek ekipmanların kullanımından kaynaklanabilecek yangınlara karşı da gerekli tedbirler alınacak.

Yangın müdahale güzergahları açık tutulacak

Olabilecek yangınlara müdahalenin etkin şekilde yürütülebilmesi amacıyla yangın bölgelerine yetkisiz kişi ve araçların girişine izin verilmeyecek. Müdahale güzergâhlarında araç parkı ve trafik yoğunluğu oluşmasının önüne geçilecek. TOMA'lar ile kamu ve özel kuruluşlara ait su tankerleri göreve hazır tutulacak. Yangın söndürme araçlarının olay yerine hızlı ve güvenli şekilde ulaşabilmesi için gerekli trafik tedbirleri alınacak.

Valilikten vatandaşlara uyarı

Manisa Valiliği, 28-30 Ağustos tarihleri arasında etkili olması beklenen yüksek sıcaklık, düşük nem ve kuvvetli rüzgar nedeniyle vatandaşlara dikkatli olmaları çağrısında bulundu. Vatandaşların özellikle ormanlık ve kırsal alanlarda ateş yakmaması, yangına neden olabilecek faaliyetlerden kaçınması ve herhangi bir yangın veya duman görülmesi halinde vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bilgi vermeleri istendi.

Manisa Valiliği koordinasyonunda ilgili kurum ve kuruluşların 28-30 Ağustos boyunca çalışmalarını koordineli şekilde sürdüreceği, olabilecek yangınlara karşı tüm müdahale kapasitesinin hazır tutulacağı bildirildi.

Dinamikpay operasyonunda 25,5 kilo altın ele geçirildi

Yasadışı bahisle mücadele kapsamında ödeme kuruluşlarına yönelik yürütülen soruşturmalar kapsamında Dinamikpay isimli ödeme kuruluşuna operasyon düzenlendi. Operasyonda toplam 25,5 kilogram altın ele geçirildi

27.08.2026 22:12:00
İHA
 
Dinamikpay operasyonunda 25,5 kilo altın ele geçirildi
Dinamikpay operasyonunda 25,5 kilo altın ele geçirildi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında gerçekleştirilen operasyonda, Dinamik Elektronik Para ve Ödeme Hizmetleri AŞ'ye ait 12,5 kilogram altının anlık karşılığının 88 milyon TL, Dinamik Menkul Değerler AŞ'ye ait 13 kilogram altının ise 91 milyon 520 bin TL olduğu tespit edildi.

El konulan altınlarla ilgili hazırlanan ön ekspertiz raporunda, toplam 25,5 kilogram altının değerinin 179 milyon 520 bin TL olduğu belirlendi.

Altınların kesin değerinin, İstanbul Altın Rafinerisi uzmanları tarafından yapılacak incelemenin ardından belirleneceği ve sonrasında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Adli Emanet birimine kayıt işlemlerinin gerçekleştirileceği bildirildi.

İngiliz ekonomist Timothy Ash hakkında soruşturma başlatıldı

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca, İngiliz ekonomist Timothy Ash hakkında 'cumhurbaşkanına hakaret' suçundan resen soruşturma başlatıldı

27.08.2026 22:11:00
İHA
 
İngiliz ekonomist Timothy Ash hakkında soruşturma başlatıldı
İngiliz ekonomist Timothy Ash hakkında soruşturma başlatıldı
İngiliz ekonomist Timothy Ash hakkında, Muğla Bodrum'da bir finans toplantısı sırasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik sözleri nedeniyle Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 'cumhurbaşkanına hakaret' suçundan resen soruşturma başlatıldı.

Diyarbakır'da 2024'te cansız bedenine ulaşılan Narin Güran'ın ailesinin Adalet Bakanlığına yaptığı, dosyanın "faili meçhul cinayet" kapsamında yeniden değerlendirilmesi başvurusu reddedildi

Diyarbakır'da 2024'te cansız bedenine ulaşılan Narin Güran'ın ailesinin Adalet Bakanlığına yaptığı, dosyanın "faili meçhul cinayet" kapsamında yeniden değerlendirilmesi başvurusu reddedildi

27.08.2026 14:00:00
AA
 
Diyarbakır'da 2024'te cansız bedenine ulaşılan Narin Güran'ın ailesinin Adalet Bakanlığına yaptığı, dosyanın "faili meçhul cinayet" kapsamında yeniden değerlendirilmesi başvurusu reddedildi
Diyarbakır'da 2024'te cansız bedenine ulaşılan Narin Güran'ın ailesinin Adalet Bakanlığına yaptığı, dosyanın "faili meçhul cinayet" kapsamında yeniden değerlendirilmesi başvurusu reddedildi
Diyarbakır'da 2024'te cansız bedenine ulaşılan Narin Güran'ın ailesinin Adalet Bakanlığına yaptığı, dosyanın "faili meçhul cinayet" kapsamında yeniden değerlendirilmesi başvurusu reddedildi.

Adli kaynaklardan edinilen bilgiye göre Güran ailesi, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığına başvurarak, cinayetin "faili meçhul" olarak ele alınmasını talep etti.

Bakanlıkça yapılan değerlendirme sonucu, Narin Güran cinayetinin "faili meçhul" olduğunu ortaya koyan veya dosyanın Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı kapsamında yeniden ele alınmasını gerektirecek yeni ve somut herhangi bir olguya ulaşılamadığı gerekçesiyle başvuru kabul edilmedi.

Değerlendirmede, cinayetin "failin bilinmemesi" ile "cinayetin bütün ayrıntılarının bilinmemesi" hususlarının birbirinden farklı hukuki ve maddi durumlar olduğu belirtildi.

Ayrıca söz konusu cinayete ilişkin yargı süreci yürütülerek, bazı sanıklar hakkında mahkumiyet kararı verilmesi ve mahkumiyet hükümlerinin Yargıtay tarafından onanmış olması, başvurunun ret gerekçeleri arasında yer aldı.

Olayın geçmişi
Diyarbakır'ın merkez Bağlar ilçesinin kırsal Tavşantepe Mahallesi'nde 21 Ağustos 2024'te kaybolan Narin Güran'ın 8 Eylül 2024'te Eğertutmaz Deresi'nde cansız bedenine ulaşılmıştı.

Narin Güran'ın öldürülmesine ilişkin davada, anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran'a "iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme" suçundan ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet, Nevzat Bahtiyar'a ise "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezası verilmişti.

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, temyiz incelemesi sonucu anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran hakkındaki mahkumiyeti onamış, sanık Bahtiyar hakkındaki hükmü ise eylemin "nitelikli kasten öldürme suçuna yardım" kapsamında değerlendirilmesi gerekçesiyle bozmuştu. Yerel mahkeme, yaptığı yeniden yargılama sonucu bu sanığa 17 yıl hapis cezası vermişti.

Yeni Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, partisinin üye sayısının 600 bine yaklaştığını belirterek, "Bize hep ‘Paranız yok, ne yapacaksınız?’ dediler. An itibariyle 500 milyona yaklaşan bir bağış toplandı" dedi

Yeni Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, partisinin üye sayısının 600 bine yaklaştığını belirterek, "Bize hep ‘Paranız yok, ne yapacaksınız?’ dediler. An itibariyle 500 milyona yaklaşan bir bağış toplandı" dedi

27.08.2026 13:42:00
Haber Merkezi
 
 Yeni Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, partisinin üye sayısının 600 bine yaklaştığını belirterek, "Bize hep ‘Paranız yok, ne yapacaksınız?’ dediler. An itibariyle 500 milyona yaklaşan bir bağış toplandı" dedi
 Yeni Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, partisinin üye sayısının 600 bine yaklaştığını belirterek, "Bize hep ‘Paranız yok, ne yapacaksınız?’ dediler. An itibariyle 500 milyona yaklaşan bir bağış toplandı" dedi
Yeni Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, partisinin üye sayısının 600 bine yaklaştığını belirterek, "Bize hep 'Paranız yok, ne yapacaksınız?' dediler. An itibariyle 500 milyona yaklaşan bir bağış toplandı" dedi.
Günaydın, Yeni Parti Gaziemir İlçe Başkanlığı'nı ziyaret etti. Ziyarette Günaydın'a Yeni Parti İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, Gaziemir İlçe Başkanı Çağrı Şılancı, Gaziemir Belediye Başkanı Ünal Işık ve partililer eşlik etti.
Ziyarette açıklamalarda bulunan Günaydın, Yeni Parti'nin üye sayısının 600 bine yaklaştığını söyledi.
Mutlak butlan kararı sürecini hatırlatan Günaydın, partinin üye sayısı ve bağışlara ilişkin güncel verileri paylaşarak, şunları söyledi:
"Biz ya kumpasın içinde kalıp çürüyecektik ya da içinden çıkıp milletin önüne yeni bir hedef koyacaktık. Aslında bu bizden çok milletin planıydı. 24 Mayıs'ta bu memleketin en köklü ve birinci partisine polis, biber gazı ve plastik mermiyle girdi. Dünya demokrasisi adına utanç günüdür. Ancak altında kalınmadı. Hep beraber Anadolu'ya çıktık ve yürüdük. Yalnızca 2 ay sonra 24 Temmuz'da partimizi kurduk. Yeni Parti 1 aylık bir parti. Bir gün evvel 503 bin üyemiz vardı, şu an muhtemelen 600 bin üyesi olan bir siyasi partiyiz. İnanıyorum ki kısa sürede 1 milyon üyeyi geçeceğiz. Üyelerimizin yüzde 70'i CHP'den bize gelen seçmen, yüzde 30'u daha önce bir siyasi partiye üye olmayan yurttaşlarımız.

244 belediye başkanı Yeni Parti'ye geçti
Bize hep 'Paranız yok, ne yapacaksınız' dediler. Evet paramız yok. Biz otobüslerin üzerinde çok konuşmalar yaptık. Ama bir sokağın köşesinde bir bank bulup üzerine çıkabildiyseniz ve yurttaş sizi sevgiyle sarıp sarmalamışsa o bank, 50 otobüs ediyor. An itibariyle 500 milyona yaklaşan bir bağış toplandı. Tokak'ın Çevrecik kasabasında bir vatandaş gelip ,'Paramız yok diye üzülmeyin, bir adım geri atmayın. Sizin için tosun besliyorum' dedi. Anadolu'da bu memleket için tosun besleyenler kaldığı sürece hiç kimse bu memlekete yan gözle bakamaz, kimse bu cumhuriyeti yıkamaz. Her türlü engelleme ve tehdide rağmen 244 belediye başkanımız bizimledir. Geri kalan arkadaşlarımızla da yollarımız beraber akıyor. Çünkü bu yol, cumhuriyet ve demokrasinin yoludur."

"Söylenebilecek olumlu bir şey kalmamış"
Günaydın, Türkiye'nin dünyanın en büyük 17. ekonomisi olduğunu ama ülkede en az 30 milyon insanın açlık sınırının altında gelirle yaşadığını belirtti. 28 bin lira olan asgari ücretin satın alma gücünün 23 bin liraya düştüğünü bildiren Günaydın, açlık sınırının ise 35 bin lira olduğuna işaret etti. Günaydın, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Demek ki 10 milyon asgari ücretli açlık sınırın altında. Emekli aylığı 23 bin 552 liraya çıkarıldı, ortalaması da 25-26 bin lira. Yani emeklilerin yüzde 85-90'ı açlık sınırının altında. 'Faiz sebep, enflasyon sonuç' diyerek olmayan bir teoriyi bu memlekete dayatarak; faizi, enflasyonu, kuru eş zamanlı zıplatmayı başarabilmiş bir ordu var. Bu işin mimarı, Recep Tayyip Erdoğan'dır. Bunların tamamı, bu ülkenin ekonomik olarak iflasının görüntüleridir. Üreten sektörler artık memlekette kalamıyor. Türkiye'nin en köklü sektörü tekstil Mısır'a gitmek zorunda kalıyor. Çünkü bu maliyetlerle üretim yapamıyor, kur nedeniyle ürettiği ürünü ihraç edemiyor. Türkiye'de işsizlik rakamı 12 milyonu aşmış durumda. Ekonomi adına söyleyebilecekleri olumlu bir şey kalmamış.

"Türkiye geleceğini kaybediyor"
Türkiye'de 'Adalete güveniyor musunuz' sorusuna yüzde 18 'Evet' diyor. Yani AKP'ye ya da MHP'ye oy verenlerin önemli bir kısmı da adalete güvenmiyor. Türkiye geleceğini kaybediyor. 10 gence 'İmkanınız olsa yurt dışına gider misiniz' diye soruyorsunuz. 10 çocuktan 9'u 'Fırsatını bulsam hemen yurt dışına giderim' diyor. Gençler üniversiteye gidemiyorlar, yurt ve burs bulamıyorlar, mülakatlarda eleniyorlar. Bırakın ev almayı, bir ev kiralayamıyorlar. Evlenemiyorlar. Son 10 yıl içinde Türkiye'de evlenme sayısı düşüyor, boşanma sayısı artıyor. Bu, ülkenin yaşadığı derin bunalımı ortaya koyuyor."

Nisan 2027'de seçime girmeye hazır olacak
Yeni Parti'nin "inşa ve itirazı" beraber yürüttüğünü belirten Günaydın, şu ifadeleri kullandı:
"İtiraz ediyoruz çünkü bu ülkenin yaşanacak hali kalmadı. İtirazımıza 'Evet diyerek' yanımıza gelen vatandaş, 'Artık bana bu memleketi nasıl düzelteceğini anlat' diyor. Demek ki bizim yeni derdimiz inşa etmek. Adaleti yeniden tesis etmek, insanları üretir kılmak. Bunun yanında barışı sevgiyi ve demokrasiyi bu memlekete egemen kılmak. Biz artık birilerinin bize bağırmasından, kendi küçük kariyer planı için memleketin insanını bölen anlayıştan bıktık. Biz, refahtan pay alan bir memleket kurmak istiyoruz. Yeni Parti bunu yapacak. Bir yokuşun ortasına kadar tırmandık. Bütün halkımıza dönüp şunun güvencesini verelim: Hangi engeli çıkarıp kumpas kurarlarsa kursunlar Yeni Parti bunu aşacaktır. Tek gücümüz milletimizin kendisidir. 6 ay sonra Yeni Parti seçime girebilecek duruma gelecek. Yani partimizi Nisan 2027'de seçime girecek şekilde inşa ediyoruz. Erken ya da baskın seçim olursa? İsterlerse yarın yapsınlar. Yeni Parti var, yedek parti var, dost parti var, millet var. Her gün bir yerdeyiz. 'Dışarı çıkamayacaksınız, halkın gözüne bakamayacaksınız' diyorlardı ya Allah kimseyi yanında 300 koruma olmadan halkın arasına çıkamayan siyasetçi konumuna düşürmesin. Bizim kimseyle özel bir kavgamız yok, biz yolumuza bakıyoruz. O yolda karşımızda Cumhur İttifakı bloğu var. O bloğu iktidardan indirmedikten sonra bu ülkeye barış ve demokrasi gelmez. Biz bunu yapacağız."

Kocaeli'de 4 katlı bina tedbiren boşaltıldı

Kocaeli'nin İzmit ilçesinde kolon ve kirişlerinden ses geldiği bildirilen 4 katlı bina, tedbiren boşaltıldı

27.08.2026 06:06:00 / Güncelleme: 27.08.2026 06:08:46
AA
 
Kocaeli'de 4 katlı bina tedbiren boşaltıldı
Kocaeli'de 4 katlı bina tedbiren boşaltıldı

Yenişehir Mahallesi Karanfilli Sokak'ta 4 katlı binada oturan bazı kişiler, kolon ve kirişlerinden ses geldiği yönünde 112 Acil Çağrı Merkezine ihbarda bulundu.

İhbar üzerine olay yerine itfaiye, polis ve zabıta ekipleri sevk edildi.

Tedbiren boşaltılan binada ekiplerin yaptığı ilk değerlendirmenin ardından, AFAD ekiplerine bilgi verildi.

Ekiplerin binada ve bitişiğinde temeli açılan inşaat alanındaki incelemesi sürüyor.

 

Sosyal medyaya 'tek ses' operasyonu

İletişim Başkanlığı koordinasyonunda, Emniyet ve siber suçlarla mücadele birimlerinin katılımıyla "Terörsüz Türkiye" sürecine yönelik sosyal medya hesaplarına karşı kapsamlı bir inceleme başlatıldığı açıklandı

26.08.2026 19:41:00
Haber Merkezi
 
Sosyal medyaya 'tek ses' operasyonu
Sosyal medyaya 'tek ses' operasyonu
İletişim Başkanlığı koordinasyonunda, Emniyet ve siber suçlarla mücadele birimlerinin katılımıyla "Terörsüz Türkiye" sürecine yönelik sosyal medya hesaplarına karşı kapsamlı bir inceleme başlatıldığı açıklandı.

Resmi açıklamada bu adımın "provokasyonu, dezenformasyonu ve terör propagandasını engellemek" amacıyla atıldığı belirtilse de, operasyonun kapsamı ve zamanlaması kamuoyunda ciddi soru işaretlerine ve eleştirilere yol açtı.

Eleştirmenler, bu tür geniş tabanlı dijital denetimlerin, iktidarın belirlediği siyasi söylemlere yönelik her türlü muhalif sesi bastırma aracına dönüşmesinden endişe ediyor.

İktidarın söylemine katılmamak suç mu?



Haberde geçen "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşme sürecini provoke eden içerikler" ifadesi, hukuki netlikten uzak olduğu gerekçesiyle hukukçular ve hak savunucuları tarafından eleştiriliyor.

Bir politikanın yöntemini, zamanlamasını veya arka planını eleştirmenin "provokasyon" olarak etiketlenmesi, ifade özgürlüğünün sınırlarını daraltıyor. Vatandaşlar ve analistler şu kritik soruyu yöneltiyor: Devletin veya iktidarın yürüttüğü bir sürece destek vermek, o süreci hiç eleştirmeden kabul etmek bir vatandaşlık görevi midir?

Demokratik toplumlarda terörle mücadele ve toplumsal barış gibi hayati konular, yalnızca iktidar blokunun tekelinde yürütülemez. Farklı partilerin, sivil toplum kuruluşlarının ve bireylerin bu süreçlerin şeffaflığı, adaleti ve yöntemi hakkında şüphelerini dile getirmesi en temel anayasal haktır.

Her eleştirinin "dezenformasyon" veya "manüpilasyon" torbasına atılması, toplumda otosansürü artırmakta ve yapıcı kamusal tartışmaları tamamen imkansız hale getirmektedir.

Muğlak kavramlar ve hukuki belirsizlik



İnceleme kapsamında hangi içeriklerin "gerçek dışı" veya "kin ve düşmanlığı körükleyen" olarak tanımlanacağı konusundaki kriterlerin belirsizliği, yargının siyasi kararlara araç edilmesi riskini doğurmaktadır. Terör propagandası ile hükümet politikalarına yönelik sert muhalefet arasındaki çizgi kasıtlı olarak silikleştirildiğinde, sosyal medya platformları adeta birer "gözetim kulesine" dönüşmektedir.

Sonuç olarak, terörle ve suçla mücadele kılıfı altında yürütülen bu geniş çaplı dijital operasyonlar, Türkiye'de çok sesliliğe ve farklı fikirlerin var olma hakkına indirilmiş yeni bir darbe olarak yorumlanmaktadır. Toplumsal bütünleşme, zoraki bir sessizlik ve tek tip düşünce dayatmasıyla değil; ancak özgür bir tartışma ortamında ve her kesimin sesini duyurabilmesiyle mümkündür.

İstanbul 2. İdare Mahkemesi, Üsküdar Belediye Meclisi'nde 5 Ağustos'ta yapılan ve Sibel Tan Çetinkaya'nın başkan vekili seçildiği oylamaya ilişkin yürütmenin durdurulmasına karar verdi

İstanbul 2. İdare Mahkemesi, Üsküdar Belediye Meclisi'nde 5 Ağustos'ta yapılan ve Sibel Tan Çetinkaya'nın başkan vekili seçildiği oylamaya ilişkin yürütmenin durdurulmasına karar verdi

26.08.2026 14:00:00
Haber Merkezi
 
İstanbul 2. İdare Mahkemesi, Üsküdar Belediye Meclisi'nde 5 Ağustos'ta yapılan ve Sibel Tan Çetinkaya'nın başkan vekili seçildiği oylamaya ilişkin yürütmenin durdurulmasına karar verdi
İstanbul 2. İdare Mahkemesi, Üsküdar Belediye Meclisi'nde 5 Ağustos'ta yapılan ve Sibel Tan Çetinkaya'nın başkan vekili seçildiği oylamaya ilişkin yürütmenin durdurulmasına karar verdi
İstanbul 2. İdare Mahkemesi, Üsküdar Belediye Meclisi'nde 5 Ağustos'ta yapılan ve Sibel Tan Çetinkaya'nın başkan vekili seçildiği oylamaya ilişkin yürütmenin durdurulmasına karar verdi.

Mahkeme 25 Ağustos'ta verdiği kararla oy pusulalarının reddedilmesi konusunda makul gerekçe bulunmadığına hükmetti.

Başkan vekilinin seçildiği turda beş oy geçersiz sayılmıştı.

Kararda, oylama sürecinin sağlıklı ve güvenli yürütülmediği, adaylar arasında gerginlik yaşandığı ve seçim işleminin hukuka aykırılık taşıdığı vurgulandı.

İstanbul Valiliği tarafından başkan vekili seçilinceye kadar, bu görevi Üsküdar İlçe Belediye Meclisi'nin birinci başkan vekilinin yürüteceği açıklandı. Başkan vekilinin bulunmaması durumunda ise ikinci başkan vekili görev yapacak.

Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş'ın tutuklanmasının ardından yapılan meclis oylamasında başkan vekilliğine CHP'nin adayı Sibel Tan Çetinkaya seçilmişti.

25 Ağustos'taki mahkeme kararına yedi gün içinde itiraz edilebilecek.

AKP Üsküdar ilçe teşkilatı seçimle ilgili iki ayrı suç duyurusunda bulunmuştu.

Taraflar birbirini meclis üyelerinin iradesine müdahale etmekle suçladı.

AKP grubu, üçüncü turda adaylarının kazandığını ancak bazı geçersiz oyların Çetinkaya lehine sayılması sebebiyle seçimin dördüncü tura sarktığını iddia etmişti.

'Herkes hür iradesiyle oyunu kullandı'
Üsküdar Belediyesi'ndeki oylama belediye tarafından canlı yayınlanmıştı.

Belediye meclis üyeleri arasında zaman zaman tansiyon yükseldi. Ancak ilk iki tur oyların geçerliliği ile ilgili herhangi bir tartışma yaşanmadı.

Çetinkaya ilk iki tur Gültekin'den fazla oy almasına karşın aranan üçte iki çoğunluğa ulaşılamayınca üçüncü tura geçildi ve ardından gerginlik arttı.

Burada Çetinkaya 21, Gültekin ise 18 oy aldı. Beş oy, harf ve yazım hataları gibi gerekçelerle geçersiz sayıldı.

Daha sonra CHP grubu tarafından verilen bir dilekçe üzerine oylamaya ara verildi.

AKP grubu ara verilmesine tepki gösterdi.

Aranın ardından salt çoğunluğun arandığı dördüncü tur oylamasına geçildi.

Burada Çetinkaya 22, Gültekin ise 18 oy aldı. Bunun üzerine Çetinkaya yeni başkan vekili ilan edildi.

AKP meclis grup başkan vekili Vefa Yunus Taylan, üçüncü turdan sonra ara verilmemesi yönündeki taleplerinin "gerekçe sunulmaksızın reddedildiğini" söyleyerek sonuca itiraz etti.

Taylan ayrıca Yeni Parti İl Başkanı Özgür Çelik'i "CHP'nin grup odasını işgal etmek ve meclis üyelerinin iradesini ıskat hale getirmekle" suçladı.

Buna cevaben CHP grup başkan vekili Mustafa Erhan Eyvel ise Taylan'ın iddialarını reddederek "Herkes sandıkta kendi hür iradesiyle oyunu kullandı" diye konuştu.

Eski Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen de X hesabından yaptığı bir paylaşımda başkan vekilliği seçimini sert dille eleştirdi.

Türkmen, "Bugün Üsküdar Belediye Meclisi'nde yaşananlar bir oylama değil, adeta planlı rezil, sefil bir tiyatroydu" ifadelerini kullandı.

Paylaşımında AKP adayı Gültekin lehine dördüncü turda atılan ve geçersiz sayılan bir oy pusulasına yer verdi.

Türkmen, geçersiz kararını veren başkan vekilinin CHP'li olmasını eleştirdi.

Kararın hukuki dayanağı olmadığını ve bunun "Meclis iradesine yönelik ciddi bir müdahale" teşkil ettiğini söyledi.

Başkan vekilliği oylamasının ardından kameralar karşısına geçen Sibel Tan Çetinkaya ise gözaltındaki Sinem Dedetaş'a seslendi.

Çetinkaya, "Emanetiniz burada, özgür iradesiyle sizi seçen Üsküdar'ın emaneti burada. Sizi o zindandan alana kadar biz durmadan mücadele edeceğiz" dedi.

Çetinkaya ayrıca "Bütün çalışma arkadaşlarımızla birlikte o emaneti tertemiz bir şekilde size geri vereceğiz" ifadelerini kullandı.

Suriye vatandaşlarına vize uygulamalarında hava yoluyla seyahat şartının kalktığı duyuruldu. Vizeler bundan böyle kara hudut kapılarından girişlerde de kullanılabilecek

Suriye vatandaşlarına vize uygulamalarında hava yoluyla seyahat şartının kalktığı duyuruldu. Vizeler bundan böyle kara hudut kapılarından girişlerde de kullanılabilecek

26.08.2026 11:30:00
Haber Merkezi
 
 Suriye vatandaşlarına vize uygulamalarında hava yoluyla seyahat şartının kalktığı duyuruldu. Vizeler bundan böyle kara hudut kapılarından girişlerde de kullanılabilecek
 Suriye vatandaşlarına vize uygulamalarında hava yoluyla seyahat şartının kalktığı duyuruldu. Vizeler bundan böyle kara hudut kapılarından girişlerde de kullanılabilecek
Türkiye'nin Şam Büyükelçiliği, Suriye vatandaşlarına yönelik vize uygulamalarında değişikliğe gitti.

Buna göre, Türkiye'nin dış temsilciliklerinden alınan geçerli vizelerde hava yolu şartı kaldırıldı. Vizeler bundan böyle kara hudut kapılarından girişlerde de kullanılabilecek.

Büyükelçiliğin açıklaması şöyle:

"Suriye vatandaşlarına yönelik vize uygulamalarında yapılan yeni düzenlemeyle, 'hava yoluyla seyahat' şartı kaldırılmıştır. Temsilciliklerimizden alınmış geçerli vizeler, hava hudut kapılarımızın yanı sıra tüm kara hudut kapılarımızdan yapılacak girişlerde de geçerli olacaktır."

Türkiye'den Suriye'ye pasaportla giriş-çıkışlar Ağustos 2025'te yeniden başlamıştı.

Arif Ahmet Denizolgun'un otopsisinde "şüpheli ölüm" tespiti yapıldı

Beykoz'da 2016'da vefat eden eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un otopsisinde "şüpheli ölüm" tespiti yapıldığı ve Alihan Kuriş'in de arasında olduğu şüpheliler hakkında "adam öldürme" suçundan soruşturmanın sürdürüldüğü bildirildi

26.08.2026 10:00:00
AA
 
Arif Ahmet Denizolgun'un otopsisinde "şüpheli ölüm" tespiti yapıldı
Arif Ahmet Denizolgun'un otopsisinde "şüpheli ölüm" tespiti yapıldı

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Örgütlü Suçlar Bürosunca, Arif Ahmet Denizolgun'un 7 Eylül 2016'daki vefatına ilişkin iddialar üzerine tahkikata başlandığı belirtildi.

Açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Müteveffanın otopsisine ilişkin video kaydı üzerinden alınan, 25 Ağustos tarihli Adli Tıp Kurumu uzmanı bilirkişi raporundaki 'şüpheli ölüm' tespiti karşısında, şikayet edilen Alihan Kuriş ve şüpheliler hakkında ilk etapta 'adam öldürme' suçundan, 17 Ekim 2016 tarihli, Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesinin 'Beyin Kanaması Nedeniyle Doğal Ölüm' raporu altında imzası bulunan doktorlar ile Cumhuriyet Başsavcılığının otopsi video kaydının gönderilmesi yönündeki talep yazılarına, özü itibariyle 'Böyle bir kayıt yoktur.' şeklinde cevap veren ancak 18 Ağustos tarihinde 'Kayıt vardır.' diyerek, gönderen Adli Tıp Kurumu idarecisi hakkında ilk etapta 'resmi belgede sahtecilik' suçundan soruşturmaya devam edilmektedir."

Fethi kabir işlemi, Adli Tıp Kurumu ile yapılan yazışma, ölüm olayına ilk el koyan Riva Polis Merkezi'yle yapılan yazışma, HTS kayıtları, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ile yapılan yazışma neticesi ve Sulh Hukuk Mahkemesindeki tereke dosyasına yazılan müzekkere cevabı, devam eden beyan işlemleri ile toplanacak diğer delillere göre soruşturma işlemlerinin hassasiyetle ve genişletilerek yürütüleceği kaydedildi.

Ne olmuştu?

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığından 18 Ağustos'ta yapılan açıklamada, Eylül 2016'da vefat eden Arif Ahmet Denizolgun'un ölümünün ve yapılan otopsi işlemlerinin şüpheli olduğuna ilişkin iddia ve şikayette bulunulduğu bildirilmişti.

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun ilgili hükümlerince maktulün gerçek ölüm sebebinin tespitine ilişkin yeniden inceleme yapılabilmesi amacıyla fethi kabir kararı alındığı belirtilmişti.

Karar doğrultusunda, Başsavcıvekili, cumhuriyet savcısı, İstanbul Adli Tıp Kurumu uzmanları ve olay yeri inceleme ekipleri 19 Ağustos'ta Denizolgun'un kabrine gelmişti.

Görevlilerce açılan mezardan Denizolgun'un cesedine ait parçalar alınıp, incelenmek üzere nakil aracıyla Adli Tıp Kurumuna götürülmüş, mezardan çıkarılan örnekler işlemlerin ardından yeniden kabre konulmuştu.

 

Büyük Taarruz'un 104. yıl dönümü dolayısıyla "Zafer Yürüyüşü" düzenlendi

Afyonkarahisar'ın Şuhut ilçesinde Büyük Taarruz'un 104. yıl dönümü dolayısıyla "Zafer Yürüyüşü" düzenlendi

26.08.2026 05:55:00 / Güncelleme: 26.08.2026 05:58:38
AA
 
Büyük Taarruz'un 104. yıl dönümü dolayısıyla "Zafer Yürüyüşü" düzenlendi
Büyük Taarruz'un 104. yıl dönümü dolayısıyla "Zafer Yürüyüşü" düzenlendi

Vali Naci Aktaş ve il protokolünün katılımıyla, Çakırözü köyündeki okul bahçesinde program gerçekleştirildi.

Burada, askeri birlik "Komando Andı" okudu, Türk Silahlı Kuvvetlerine ait video izlendi. Afyon Kocatepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı müzik grubu kahramanlık türküleri söyledi.

Vali Aktaş ve beraberindekiler, daha sonra Kara Kuvvetleri Bandosu ve Tarihi Tören Takımı eşliğinde Kocatepe'ye doğru "Zafer Yürüyüşü"nü başlattı.

Yürüyüşe askeri birlik, gençler ve çok sayıda vatandaş katıldı. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.