logo
27 AĞUSTOS 2026

Kıbrıs’taki sessiz Siyonist işgal ve yaklaşan fırtına

27.08.2026 00:00:00
 

Kıbrıs Adası, tarih boyunca Doğu Akdeniz'e, Anadolu coğrafyasına, Orta Doğu'ya ve Kuzey Afrika'ya hakim olabilmenin anahtarı niteliğinde jeopolitik bir kilit noktası olmuştur. 

Günümüzde ise bu son derece stratejik coğrafya, açık askeri güç gösterilerinin ve klasik diplomatik gerilimlerin ötesinde; sessiz, derinden ve adım adım ilerleyen mülk edinme ve arazi kapatma dalgasıyla karşı karşıyadır. 

Tarihsel ve stratejik arka planı bakımından son derece dikkatle incelenmesi gereken bu süreç, adayı yalnızca bölgesel bir çekişme alanı yapmaktan çıkarmakta, küresel gerilimlerin tırmandığı en tehlikeli odak noktalarından biri haline getirmektedir.

Gayrimenkul alımları ve kapalı yerleşkeler

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) sınırları içerisinde özellikle son yıllarda gözlemlenen mülk satışları, basit birer turizm yatırımı ya da bireysel gayrimenkul hareketliliği olmanın çok ötesine geçmiştir. 

Ağırlıklı olarak İsrail menşeli alıcıların ve çeşitli uluslararası sermaye gruplarının ada geneline yayılan geniş ölçekli arazi, toplu konut ve özel proje alımları dikkat çekici boyutlara ulaşmıştır.

Güney'deki alım dalgası: Limasol'un terk edilmiş köylerinden Trozena'da tek bir İsrailli yatırımcının 94 parsel arazi satın almasıyla alevlenen tartışmalar; Larnaka, Baf ve Limasol hattında binlerle ifade edilen konut, arazi ve gayrimenkul devirleriyle devam etmektedir. Resmi rakamlar, sadece belirli yıllar arasında binlerce gayrimenkulün bu şekilde el değiştirdiğini net bir biçimde ortaya koymaktadır. 

Sadece 2021-2024 yılları arasında İsrail vatandaşlarının bu 3 bölgede aldığı gayrimenkul sayısı 3 bin 851'e ulaşmış durumdadır. Ve bu alımlar günümüze kadar da artarak devam etmektedir. 

Sosyal demografi ve altyapı: Kıyı şeritlerinde veya kıymetli turizm bölgelerinde (Ormitya, Bahçalar, Pile gibi) yoğunlaşan bu alımların, zamanla yerel halkın dahi girmediği sınırlandırılmış özel sitelere ve kapalı yerleşim alanlarına dönüştüğü görülmektedir. Limasol'da yüksek bütçelerle kurulan devasa eğitim kompleksleri ve özel okullar, bölgenin sosyo-demografik dengesini de doğrudan etkilemektedir. 

Limasol'un Polemidia bölgesinde Cyprus Jewish Academy of Excellence adıyla yaklaşık 1.500 öğrenci kapasiteli özel okul yapılması için çalışma başlatıldı. Rum basınında yatırımın değerinin 50 milyon euroyu aştığı belirtiliyor.

Kuzeydeki durum ve sessizlik: İsrail menşeli benzer bir alım sürecinin KKTC'de, özellikle stratejik öneme sahip Dipkarpaz bölgesi ve çevresinde direkt alım şeklinde ya da üçüncü şahıslar aracılığıyla yürütüldüğü vurgulanmaktadır. 

Rum tarafında basının ve muhalefetin tepkisiyle gündeme gelen bu durumun, Kuzey tarafında aynı toplumsal farkındalıkla ele alınmaması güvenlik risklerini artırmaktadır.

Kıbrıs adasının İsrail'in arzı mevut ya da büyük İsrail devleti projesi kapsamında olduğu dikkate alındığında, İsrail vatandaşları tarafından bu gayrimenkul alımlarının ya da yerleşim planlarının hedefi bellidir. Bu durum, adeta Filistin topraklarına ilk yerleşimleri andırmaktadır. Sonrası malum…

Militarize olan Doğu Akdeniz ve bölgesel güvenlik riskleri

Toprak satışı ve mülk edinme hamlelerinin gölgesinde, adanın çevresindeki askeri hareketlilik de hiç olmadığı kadar hız kazanmıştır.

GKRY'nin Batılı müttefiklere, Fransa, ABD ve İsrail'e askeri lojistik imkanlar, askeri üsler ve konuşlanma hakları tanıması, adayı adeta bir savunma veya hücum kalesine dönüştürmektedir.

Ege ve Akdeniz'de adaların silahlandırılması süreci, ABD, İsrail ve Fransa'dan sağlanan askeri mühimmat ve deniz savaş unsurları, Doğu Akdeniz'i patlamaya hazır bir barut fıçısına dönüştürmüştür. 

Türkiye açısından bu durum, garantörlük haklarının, Doğu Akdeniz'deki Mavi Vatan çıkarlarının ve doğrudan sınır güvenlik alanının sınandığı, birinci derecede hayati bir milli güvenlik meselesi haline gelmiştir.

Savaş söylemleri ve Türkiye'nin caydırıcılık politikası

Bölgesel gerilimler, dünyadaki diğer sıcak çatışma alanlarıyla ve küresel güç bloklarının saflaşmasıyla da doğrudan etkileşim halindedir. 

Doğu Avrupa'da Ukrayna-Rusya hattında tırmanan uzun menzilli füze ve dron saldırıları, ekonomik altyapıların ve e-ticaret merkezlerinin hedef alınması, Rus yetkililerin gıda ve tahıl sevkiyatlarını hedef alabileceğine dair sert uyarılarını beraberinde getirmektedir. 

Benzer şekilde Orta Doğu'da İran'ın, Batı üslerine ev sahipliği yapan veya çatışmalara lojistik destek veren Avrupa ve bölge ülkelerini doğrudan hedef alacağını ilan etmesi, çatışma riskini bölgesel boyuttan çıkarıp küreselleştirmektedir.

Tarihteki büyük dünya savaşlarının sıklıkla küçük bir kıvılcım veya suikastla başladığı hatırlandığında, günümüzde biriken bu muazzam askeri ve siyasi enerjinin kontrol dışı bir tırmanmaya yol açma ihtimali göz ardı edilemez. 

Böyle bir kritik konjonktürde Türkiye, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesini merkeze alarak diplomatik temasları ve barışçıl çözümleri savunmak durumundadır. 

Ancak diplomasi masasında barışı koruyabilmenin ve bölgeyi felaketten uzak tutabilmenin yegane şartı; tam bağımsızlık temelinde, savunma sanayii, askeri güç, gıda güvenliği ve tarımsal kendi kendine yetebilirlik unsurlarıyla desteklenmiş, tavizsiz bir caydırıcılık kapasitesine sahip olmaktır. 

Savaşın dışında kalmanın ve barışı temin etmenin en güçlü kararlılığı, her türlü senaryoya eksiksiz bir şekilde hazırlıklı olmaktan geçmektedir.

 
Murat Çabas / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.