logo
10 MAYIS 2026

Marmaris'te kaza diye kapatılan dosya yeniden açılınca cinayet çözüldü

Muğla'nın Marmaris ilçesinde 3 yıl önce "kaza" olarak değerlendirilip takipsizlik kararı verilen dosya yeniden açılınca, olayın cinayet olduğu ortaya çıkartıldı

06.05.2026 00:58:00
İhlas Haber Ajansı
Marmaris'te kaza diye kapatılan dosya yeniden açılınca cinayet çözüldü
Marmaris'te kaza diye kapatılan dosya yeniden açılınca cinayet çözüldü
Olayla ilgili 2 kişi tutuklanırken, 2 kişi de adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı






Muğla'nın Marmaris ilçesinde 28 Mart 2023'te yaşanan ve ilk etapta "talihsiz bir kaza" olarak kayıtlara geçen nakliyeci Abdullah Uslu'nun ölümü, yürütülen kapsamlı soruşturma sonucunda çarpıcı bir şekilde yeniden değerlendirildi. Dosyanın yeniden açılmasıyla ve yürütülen titiz soruşturmayla ortaya çıkan deliller, olayın bir kaza değil cinayet olduğunu gözler önüne serdi.

"Kaza denilerek kapatılmıştı"

3 yıl önce Marmaris'te yaşanan olayda, 1974 doğumlu Abdullah Uslu'nun eşi ve komşularıyla ikametinde olduğu sırada, alkollü olduğu ve silahını beline takarken kazara kendini vurduğu iddiasıyla dosya "taksirle ölüme neden olma" kapsamında değerlendirilmiş ve takipsizlik kararı verilmişti. Ancak maktulün kızı Aylin Kızılca söz konusu takipsizlik kararına itiraz etti. Takipsizlik kararı Muğla 1'inci Sulh Ceza Hakimliği tarafından kaldırıldı ve soruşturmaya devam edildi. Yeniden başlatılan soruşturmada, tanık beyanları Marmaris Cumhuriyet Başsavcılığınca tekrar alındı. Soruşturmanın derinleştirilmesiyle birlikte dosyada dikkat çeken ayrıntılara ulaşıldı. Olay günü evde bulunan kişilerin ifadeleri arasında ciddi çelişkiler olduğu, bilirkişi raporuyla ifadelerin uyuşmadığı tespit edildi. Maktulün eşi S.U., komşuları H.A. ve E.A. ile iletişim kayıtlarında adı geçen Y.K. da dosyada şüpheli olarak yer aldı.









"Silah raporu: 'Kendiliğinden ateş almaz'"

18 Nisan 2023 tarihli kriminal rapor, olayın seyrini değiştiren en kritik bulgulardan biri oldu. Raporda, silahın düşme ya da çarpma sonucu kendi kendine ateş almasının mümkün olmadığı yer aldı. "Silah düştü patladı" yalanını çürüten bu tespitle "kaza" ihtimali ortadan kalktı, dosya cinayet soruşturmasına dönüştü.

"Olay yeri incelemesi: Her şey anlatılanın tersini söylüyor"

Olay yeri incelemesinde tüm bulguların ilk soruşturmada anlatılan hikayenin tam tersini söylediği belirlendi. Olay yerinde yapılan incelemede ikamet kapısının yan duvarında mermi izi bulunurken, şüphelilerin ölen şahsın havaya ateş ettiği beyanı çürütüldü. Yine zeminde bulunan mermi çekirdeğinin havaya ateş edildiği beyanı ile ters olduğu görüldü. Cesedin arkasında 2 boş kovan bulundu. Masa başından atılan tabancadan çıkan kovanların cesedin arka tarafındaki bulunduğu konuma gidemeyeceği tespit edildi. Tanık beyanına göre ateşlendiği varsayılırsa ikametin yan bahçe zemininde olması gereken kovanların ise cesetten yaklaşık 151 cm uzakta olması dikkat çekti. Bilirkişi raporuna göre, "masada otururken havaya ateş edildi" iddiası fiziken imkansızdı.









"Adli Tıp: Yakın mesafeden ateş"

Adli tıp bulgularıyla; Abdullah Uslu'nun 20-40 cm mesafeden vurularak öldürüldüğü tespit edildi. Bu bulgu, kazara ateş alma iddiasını tamamen çürüttü.

"Atış artıkları: Şüpheliler olayın içindeydi"

Yüz svabı (atış artığı) üzerinde yapılan incelemelerinde: H.A.'nın yüz ve iki el, S.U.'nun sol el ve E.A.'nın yüz üzerinde atış artığı bulundu. Bu durum, şüphelilerin olay anında silaha çok yakın olduğunu ya da doğrudan müdahale ettiklerini ortaya koydu. Yüz svabında atış artığına rastlanabilmesi için, yüzün ateş anında tabancaya en fazla 45 cm mesafede ve tabancanın ön kısmı, üst kısmı veya kovan tahliye yönünde bulunması gerektiği kaydedildi.









"Kayıp güvenlik kamerası bulundu"

İlk tutanakta "çalışmıyor" denilen güvenlik kamerası sisteminin, sonradan şüphelilerle bağlantılı bir adreste bulunduğu ortaya çıktı. Üstelik cihazda olay gününe ait kayıtların olduğu belirlendi. Cihazda olay gününe ait görüntü kayıtları açılamayınca cihaz incelenmek üzere Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlar Daire Başkanlığı'na gönderildi.

"Dinlemelerde şüpheli konuşmalara ulaşıldı"

CMK 135 kapsamında yapılan dinlemelerde geçen ifadeler soruşturmayı derinleştirdi. Soruşturma kapsamında taraflar arasında şüpheli telefon görüşmeleri tespit edildi. Şüpheli Y.K. ile şüpheli H.A. arasında geçen bir görüşmede, Y.K.'nin "Senin bir ifaden onu yakar, onun bir ifadesi ise seni maddi yönden yakar" şeklindeki sözlerinin tape kayıtlarına yansıdığı ortaya çıktı. Soruşturma makamları, bu görüşmenin olayın aydınlatılması açısından önemli bir veri olduğunu değerlendirdi. Görüşmede geçen ifadelerin, şüpheliler arasında olay sonrası bir yönlendirme ya da çıkar ilişkisi bulunabileceği ihtimalini gündeme getirdiği kaydedildi. "Kendiniz öldüreceksiniz adamı ya", "En azından profesyonel katil demezler" şeklindeki konuşmalar, olayın planlı olabileceğini ortaya koydu.

"Şüpheli tapu hareketleri"

Olaydan sonra S.U.'ya ait bazı taşınmazların, H.A.'nın kızı A.T. üzerine devredildiği tespit edildi.

"Eşi konuştu, olay aydınlatıldı"

Maktulün eşi 47 yaşındaki S.U.'nun savcılıkta verdiği yeni ifade, dosyanın seyrini tamamen değiştirdi. Uslu ifadesinde "önceki beyanlarının doğru olmadığını, H.A. tarafından yönlendirildiğini, olay sırasında boğuşma yaşandığını" açıkladı.

Komşusu ile eşi arasında arbede yaşanmış
S.U., olay gecesi evde yemek yediklerini ve alkol aldıklarını ifade etti. Eşinin sarhoş olması nedeniyle komşusu H.A. ile birlikte içeri götürdüklerini anlatan S.U., olay gecesini şöyle anlattı:
"Bu sırada yemek masasındaki silahı H.A., eşimin sarhoş halde sağa sola ateş etmesini engellemek amacıyla aldı. H.A.'nın Abdullah Uslu'nun sağ koluna, bende sol koluna girdim. Kapı girişine gelindiğinde eşim silahın H.A.'nın elinde olduğunu fark etti."
S.U., Abdullah Uslu'nun silahı almaya çalıştığını ve bu sırada aralarında itiş kakış yaşandığını öne sürdü.

"Eşimin yüzünden kan geldi"

S.U., yaşanan itiş kakış sırasında eşi Abdullah Uslu'nun mermiyi silahın ağzına verdiğini ifade etti. "O sırada ikimiz de 'Apo ne yapıyorsun'' dedik. Aralarında itiş kakış olurken silah eşimin bel hizasında patladı" diyen S.U., silah patladıktan sonra yere düştüğünü belirterek, o an eşinin sol kolunda olduğunu, silaha herhangi bir müdahalesinin bulunmadığını savundu. S.U., olay sonrası eşinin yüzünden kan geldiğini gördüğünü, H.A.'dan 'ay' diye bir ses duyduğunu, ardından H.A.'nın içeri girdiğini ifade etti.

"Olay yerinde temizlik yapmadım, yapanı görmedim"

S.U., olayın ardından yardım istemeye koştuğunu, Abdullah Uslu vurulduktan sonra silaha, kovanlara, çekirdeğe ya da olay yerindeki herhangi bir delile dokunmadığını belirtti. Banyo dolabında tespit edildiği belirtilen kanlı parmak izlerinin kendisine ait olmadığını ileri süren S.U., "Ben olay yerinde herhangi bir temizlik yapmadım. Onların olay yerinde temizlik yaptığını görmedim" dedi.

"Kameralar bozuk dediler"

İfadesinde kamera kayıt cihazına ilişkin iddialara da değinen S.U., olay günü evdeki kameraların kayıt almadığını bildiğini, çünkü yaklaşık 10 gün önce Abdullah Uslu'nun kameraların çalışmadığını fark ettiğini söyledi. Ancak kameraların olaydan bir gün önce yeniden bağlandığını kolluk ifadesi sırasında öğrendiğini belirten S.U., "Bir gün öncesinde kamera bağlandıysa olay günü kameranın açık olması lazım" dedi.

"Kamera kayıtı komşuda çıktı"

S.U., H.A.'nın kendisine kamera kayıt cihazının jandarmada olduğunu söylediğini, ancak daha sonra cihazın H.A.'nın elinde olduğunun ortaya çıktığını iddia etti. S.U., "Ben asla kamera kayıt cihazını H.A.'ya vermedim. Kendisi yalan söylüyor. Benim kameralardan ve kayıt cihazından haberim bile yoktu" ifadelerini kullandı.

"Ağız birliği yapmışlar"
Savcılık ifadesinde daha önceki kolluk beyanıyla çelişen noktalar da S.U.'ya soruldu. 28 Mart 2023 tarihli kolluk ifadesinde kasadan iki silah ve bir kutu mermi getirdiğini söylediği hatırlatılan S.U., savcılıkta "Şimdi hatırladığım kadarıyla kasadan 1 adet silah ve 1 kutu mermi getirdim" şeklinde beyanda bulundu. S.U., önceki ifadesindeki çelişkiye ilişkin olarak ise olaydan önce H.A.'nın kendisiyle konuştuğunu ve olayı belli bir şekilde anlatmasını söylediğini öne sürdü. S.U., "Ağız birliği yaptığımız için kolluk ifademde o şekilde belirttim" dedi. Ayrıca S.U., silahın yere düştüğünü görmediğini daha önce H.A.'nın söylediğini, ancak H.A.'nın olayın "silahın yere düşerek patlaması" şeklinde anlatılmasını istediğini savundu.

"Komşuları ile ortak arazi almışlar"

Soruşturmadaki arazi iddialarına da yanıt veren S.U., söz konusu arazinin olaydan önce Abdullah Uslu ile H.A.'nın kızı A. tarafından ortak alındığını, hissenin yüzde 50'sinin Abdullah Uslu'ya, yüzde 50'sinin ise A.'ya ait olduğunu öne sürdü. S.U., H.A.'nın arazinin kendisiyle ortak alındığını söylemesinin nedeninin Abdullah Uslu'nun çocuklarının pay almasını engellemek olduğunu iddia etti.

"Uslu'nun cep telefonu satılmış"

Olaydan 15 gün sonra Marmaris'ten ayrıldığını, önce Mersin Tarsus'a, ardından Ankara'ya gittiğini anlatan S.U., bunun otobüs biletleri veya telefon kayıtlarından tespit edilebileceğini söyledi. Abdullah Uslu'ya ait cep telefonunun ise kendisinde olduğunu, oğlunun telefonunun bozulması üzerine cihazı ona verdiğini, oğlunun da daha sonra telefonu Samsun'da bir telefoncuya sattığını beyan etti.

"Yuvarlak masada yemek yedik"

S.U., olay yeri fotoğraflarında gösterilen dikdörtgen masa üzerinde yemek yemediklerini de savundu. Yemeğin şöminenin yanındaki yuvarlak masada yenildiğini belirten Uslu, dikdörtgen masanın normalde mutfakta bulunduğunu, dışarı nasıl getirildiğini ve üzerine yemeklerin nasıl konulduğunu bilmediğini söyledi. İfadelerde masa çelişkisi belirlendi.

"Avukatını suçladı"

Şüpheli S.U., kendisine baro tarafından yeni bir avukat isterken, önceki avukatının kendisini yanlış yönlendirdiğini ifade etti. Eski avukatının bu şekilde ifade vermesi gerektiğini aksi takdirde kendisinin 'katil' diye içeri atılacağını belirten S.U., "Bu sebeple avukatı müdafim olmaktan azlediyorum" dedi. S.U., kendisine baro tarafından yeni bir avukat tahsis edilmesini istediğini, ek beyan vermek istediğini, mevcut avukatının kendisini yönlendirdiği için doğru ifade vermediğini beyan etti.

"Derin suç şüphesi var"

Marmaris'teki soruşturma kapsamında alınan şüpheli ve tanık ifadeleri, telefon inceleme tutanakları, teknik raporlar, kolluk tutanakları ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildi. Şüpheliler H.A. ve S.U., hakkında kuvvetli suç şüphesinin oluştuğuna kanaat getirildi. Kararda, şüphelilerin soruşturma sürecinde verdikleri ifadelerin teknik raporlarla uyumlu olmadığı, S.U.'nun ifadelerinde değişiklikler bulunduğu ve bu nedenle inkar yönündeki savunmalara itibar edilmediği belirtildi.

"İkisi tutuklu, ikisi adli kontrolde"

Savcılık yeniden açılan dosyada Abdullah Uslu'nun eşi ev hanımı S.U., komşuları fırıncı E.A. ve eşi H.A. ile teknisyen yardımcısı Y.K.'yi gözaltına alarak yeniden ifadelerini aldı. Soruşturma çerçevesinde tutuklamalar geldi. 4 Mayıs 2026 itibarıyla S.U. ve H.A. tutuklandı. E.A. ve Y.K. adli kontrolle serbest bırakıldı. Şüpheliler hakkında "kasten öldürme" suçlamasıyla işlem yapıldı.

"Sonuç: Kaza değil, cinayet"

Başlangıçta "alkollü kazası" olarak kapatılan dosya, delillerin yeniden değerlendirilmesiyle bambaşka bir boyuta taşındı. Uzman raporları, adli tıp bulguları, iletişim kayıtları ve itiraflar bir araya geldiğinde, Abdullah Uslu'nun ölümünün basit bir kaza olmadığı, aksine güçlü şekilde cinayet şüphesi taşıdığı ortaya çıkartıldı. Marmaris'teki aydınlatılan olay, aradan geçen üç yıla rağmen dosyanın aydınlatılması ve adaletin tecellisi ettiğinin çarpıcı bir örneği olarak kayıtlara geçti.

Sessiz kalp krizi kolay fark edilmiyor


 
 
Kalp krizi çoğu zaman göğüs ağrısı ile ilişkilendirilse de bazı durumlarda hiçbir belirti vermeden ilerleyebiliyor. “Sessiz kalp krizi” olarak tanımlanan bu tablo, kişinin kriz geçirdiğini fark etmeden günlük yaşamına devam etmesine neden olabiliyor. Bu durum özellikle risk grubundaki bireylerde ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. 

09.05.2026 14:30:00
MURAT ÇORBACI
 Sessiz kalp krizi kolay fark edilmiyor
 Sessiz kalp krizi kolay fark edilmiyor

Kalp krizi çoğu zaman göğüs ağrısı ile ilişkilendirilse de bazı durumlarda hiçbir belirti vermeden ilerleyebiliyor. "Sessiz kalp krizi" olarak tanımlanan bu tablo, kişinin kriz geçirdiğini fark etmeden günlük yaşamına devam etmesine neden olabiliyor. Bu durum özellikle risk grubundaki bireylerde ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.


Kardiyoloji Hekimi Uzm. Dr. Şenay Solakoğlu, sessiz kalp krizinin sinsi bir şekilde ilerlediğini belirterek, "Hastalar çoğu zaman ciddi bir sorun yaşadıklarının farkına varmıyor. Hafif yorgunluk, mide rahatsızlığı ya da kısa süreli nefes darlığı gibi belirtiler göz ardı edilebiliyor" dedi.

Sessiz kalp krizinin en tehlikeli yönü, kalp kasında hasar oluşturmasına rağmen kişinin bunu fark etmemesi oluyor. Bu durum ilerleyen süreçte kalp yetmezliği gibi ciddi tablolara zemin hazırlayabiliyor. Sessiz kalp krizi bazı gruplarda daha sık görülüyor. Uzm. Dr. Solakoğlu'na göre risk grubunda yer alan kişiler şöyle sıralanıyor: Diyabet hastaları, kadınlar, ileri yaş bireyler, yüksek tansiyon hastaları, kolesterol düzeyi yüksek olan kişiler... Sessiz kalp krizinde görülen belirtiler çoğu zaman günlük yorgunlukla karıştırılabiliyor. Bu durum erken müdahale şansını azaltıyor.

Uzm. Dr. Solakoğlu, dikkat edilmesi gereken belirtileri şöyle sıraladı: Nedensiz yorgunluk, hafif göğüs sıkışması, nefes darlığı, mide bulantısı veya hazımsızlık hissi, soğuk terleme... Sessiz kalp krizlerinin tanısında bazı testler kritik rol oynuyor. Bu testler şunlar: EKG (Elektrokardiyografi), kan testleri (troponin düzeyi), efor testi, BT, kalp, kalsiyum kkorlama, BT anjiyografi, koroner arter, 3 boyutlu görüntüleme, koroner anjiyografi...
"Daha önce fark edilmemiş bir kalp krizi, rutin kontroller sırasında ortaya çıkabiliyor" diyen Uzm. Dr. Şenay Solakoğlu, düzenli sağlık kontrollerinin önemine dikkat çekti.

Sessiz kalp krizi riskini azaltmak ve erken fark etmek için şu adımlar öne çıkıyor:
1. Düzenli kalp kontrollerini ihmal etmemek
2. Tansiyon ve kolesterol seviyelerini takip etmek
3. Diyabet kontrolünü sağlamak
4. Ani ve açıklanamayan şikayetlerde doktora başvurmak
5. Sağlıklı beslenme ve aktif yaşam tarzını benimsemek.

TESK Başkanı Palandöken'den Anneler Günü mesajı

Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu Başkanı Bendevi Palandöken Anneler Günü vesilesiyle bir mesaj yayımladı. Palandöken mesajında, annelerin kıymetinin bilinmesi gerektiğini belirtti

09.05.2026 09:32:00
İHA
TESK Başkanı Palandöken'den Anneler Günü mesajı
TESK Başkanı Palandöken'den Anneler Günü mesajı
TESK Başkanı Palandöken, Anneler Günü vesilesiyle bir mesaj yayımladı. Mesajında annelerin önemine vurgu yapan Palandöken, annelere yapılan iyiliğin onlar için en büyük hediye olduğunu belirtti. Annelere en güzel ve özel hediyeler alınmasının bir önemi olmadığını, sadece bir kır çiçeğinin bile onları mutlu edeceğini ifade eden Palandöken, tüm annelerin kutsal olduğunu sözlerine ekledi.


"Annenize yapmış olduğunuz sevgi ve saygı onlar için en büyük hediye"



Annelerin kıymetinin bilinmesinin gerektiğini ve bu konuda daha özenli yaklaşılması gerektiğini belirten Palandöken, "Anneler Günü'nün hem toplumsal hem de ekonomik açıdan büyük bir anlam taşıdığını belirten TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Anneler günü kutlu olsun. Annenize, aile büyüklerinize yapmış olduğunuz sevgi ve saygı onlar için en büyük hediye. Hele annenize 'Anneciğim' deyip boynuna sarılmanız yeterli. Ancak imkanlarınız doğrultusunda bir kır çiçeği bile onları mutlu eder. Ama evin büyüğü anneniz gerçekten de sizi hem eğitiminizle hem bugüne getirmesiyle hem de topluma hayırlı evlat kazandırmasıyla hep sizinle övünür. Onun için annelerinizin, aile büyüklerinizin, babalarınızın kıymetini çok iyi bilmeniz lazım" diye konuştu.


"Dünyanın dört bir yanında bu kutlanıyor ama ülkemizde çok farklı bir şekilde kutlanıyor"



Bu yıl Anneler Günü'nün ekonomiye yaklaşık 100 milyar liralık katkı sağlamasının öngördüklerini dile getiren Palandöken, "Esnaf açısından da çok önemli. Özel günler anneler günü, babalar günü, sevgililer günü aynı şekilde bilindiği üzere yine iki tane dini bayramımız. Dolayısıyla esnaf bugünlerde bütün sektörleri birden canlandırır. Tabii buradaki önemli olan onlara alacağınız hediyeler. Taksiciden çiçekçisine, takıcısından konfeksiyoncusuna, pastacısından çikolatacısına, herkesin nasibini aldığı bir gün. Anneler günü tabii, burada hem ulvi görevi hem de analarımızın o hayır duasını almak için önemli de bir fırsat. Olur ya, başka şehirlerde otursanız bile, annenizi, aile büyüğünüzü ziyaretiniz o gün için çok önemli. Dini bayramlar kadar tabii yapmış olduğunuz işte eve gelip o sofrada oturmanız, onların sizi, sizin de küçük aile bireylerinizle onların yanında olmanız gerçekten onlar için en büyük sevgi yumağı. Aman dikkat edelim ve toplumun bu hassas anneler günü sevincini toplumsal olarak da paylaşalım. Dünyanın dört bir yanında bu kutlanıyor ama ülkemizde çok farklı bir şekilde kutlanıyor" şeklinde konuştu.


"Ana, aile sevgisi toplumdaki olumsuzlukları bir anda silip atıyor"



Anneliğin toplumun temel direği olduğunun altını çizen Palandöken, "Ana, aile sevgisi toplumdaki olumsuzlukları bir anda silip atıyor. Onun için bugünde sağlıklı bir şekilde idrak edebilmeniz, aynı şekilde çevrenizdeki esnaftan alışveriş yaparak onları da mutlu etmeniz tabii ki esnaf açısından önemli. Biz hep bu günleri özellikle böyle iple çektiğimiz günler var ya tabiri caizse yine önemli bir hasılat beklentisinde oluyor. Bu arada dışarıda yemek yiyenler aynı şekilde başka etkinlikleri ayrıca yapmanın, o güzelliği birlikte paylaşmanın hem de ekonomik olarak esnaf açısından da olmazsa olmazı. Yine aynı şekilde bu güzel ve mutlu gününüzü ben de şimdiden tebrik ediyorum. İnşallah ki bu yılda hemen akabinde gelen Kurban Bayramı da bu sevinçleri daha da pekiştirir diyorum" ifadelerini kullandı.

Bahar aylarında önleminizi alın, astım krizi geçirmekten kurtulun!


 
Bahar ayları özellikle astım hastaları için riskli bir dönemi de beraberinde getiriyor. Artan polen yoğunluğu ve hava değişimleri başta olmak üzere pek çok etken astım ataklarını tetikleyerek hastaların yaşam kalitesini olumsuz etkileyebiliyor, hatta ölümcül olabiliyor.

09.05.2026 06:20:00
MURAT ÇORBACI
 Bahar aylarında önleminizi alın, astım krizi geçirmekten kurtulun!
 Bahar aylarında önleminizi alın, astım krizi geçirmekten kurtulun!

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Burcu Babaoğlu Karan, bahar aylarında acil servise başvurularda ve hastane yatışlarında belirgin artış görüldüğüne dikkat çekerek, "Bahar, astım hastaları için en riskli mevsimlerden birini oluşturmaktadır. Bu dönemde yoğun polen, ani sıcaklık değişimleri, artan nem ve hava kirliliği gibi çevresel faktörlerin bir araya gelmesi hava yollarındaki hassasiyeti belirgin şekilde artırmaktadır. İngiltere'de yürütülen bir araştırma, Nisan-Mayıs döneminde astım kaynaklı ölümlerde anlamlı bir artış saptamıştır. Ülkemizde de benzer tablo yaşanmakta; ilkbahar aylarında astım nedeniyle poliklinik başvuruları yüzde 30-40 oranında artış göstermektedir" dedi.







Dünya genelinde 300 milyon kişi astım hastası

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, astım dünya genelinde 300 milyon kişiyi etkilerken, ülkemizde de yaklaşık 6 milyon kişinin bu hastalıkla mücadele ettiği belirtiliyor. Tedavi edilmediğinde yaşam kalitesini düşüren astım özellikle bahar aylarında hastalar için ciddi bir tehdit oluşturabiliyor. Ancak önemli bir sağlık sorunu olsa da doğru tedavi ve önlemlerle kontrol altına alınabiliyor. Düzenli ilaç kullanımı, bireysel tetikleyicilerden kaçınma ve hekim takibinin bu süreçte kritik rol oynadığını belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Burcu Babaoğlu Karan, bahar aylarında astım ataklarını tetikleyen 6 önemli etkeni anlattı.







1. Polenler

Türkiye Astım ve Alerji Derneği verilerine göre; alerjik astımlı hastaların yüzde 70'inden fazlası ilkbahar polenlerine duyarlı oluyor. Avrupa'da yapılan geniş çaplı araştırmalar; yüksek polen yoğunluğu olan günlerde acil servislere astım kaynaklı başvuruların yüzde 30-50  oranında arttığını gösteriyor.
• Polen yoğunluğu sabah 08.00-11.00 saatlerinde ve rüzgarlı havalarda en üst düzeye ulaşıyor; bu saatler dışında sokağa çıkmayı tercih edin. • Dışarıdan eve geldiğinizde mutlaka duş alın ve giysilerinizi değiştirin; kıyafetleri balkona sermeyin.
• Ev pencerelerini kapalı tutun, HEPA filtreli hava temizleyicisi kullanın.







2. Ani hava değişimleri

Bahar ayları sabah saatlerinde 8-10 dereceye kadar düşen, öğleden sonra ise 20-25 dereceye yükselen hava sıcaklığıyla günlük ısı farklarının en belirgin yaşandığı bir dönem. Bu ani değişimler, bronşiyal hiperreaktiviteye, bir başka deyişle solunum yollarının normalden çok daha kolay tahriş olabilir hale gelmesine yol açabiliyor.
• Hava durumu uygulamalarını düzenli takip edin; günlük ısı farkının yüksek olduğu günlerde katmanlı giyinin.
• Sabah ve akşam saatlerinde soğuk hava maruziyetini azaltmak için ince bir bere veya atkı kullanarak ağız ile burun bölgenizi koruyun.







3. Açık havada egzersiz yapmak

Egzersiz sırasında artan solunum hızı, soğuk ve kuru havanın bronşlara nüfuz etmesine zemin hazırlıyor. Bu durum inflamasyon mediatörlerinin, yani histamin ve lökotrien gibi maddelerin salınımını tetikleyerek egzersize bağlı bronkospazma yol açabiliyor. Bahar aylarında açık havada yapılan koşu, bisiklet ve futbol gibi aktiviteler; yoğun polen maruziyetiyle eş zamanlı gerçekleştiğinde risk artıyor. Astım hastalarının yüzde 80'inde görülen bronkospazmın nefes darlığı ve göğüste sıkışma gibi semptomları genellikle egzersiz başlangıcından 5-10 dakika sonra belirginleşiyor.
• Açık hava aktivitelerini mümkünse polen yoğunluğunun daha düşük olduğu öğle saatlerinde planlayın.
• Egzersizden 15-20 dakika önce doktorunuzun önerdiği kısa etkili bronkodilatör (kurtarıcı inhaler) kullanın.
• Aktiviteden 5-10 dakika önce yürüyüş gibi hafif tempolu bir ısınma yapın; bu uygulama hava yollarını kademeli olarak genişleterek ani bronkospazm riskini azaltır ve solunum kaslarını yoğun egzersize hazırlar.
• Havuz ortamındaki nem bronşları koruduğu için koşu yerine yüzme gibi kapalı mekân sporlarını tercih edin.
• Egzersiz sırasında ve sonrasında nefes almakta güçlük ve öksürük gibi semptomlar gelişirse hemen durun ve kurtarıcı inhalerinizi kullanın.







4. Temizlik ürünleri

Bahar temizliği, astımlı bireyler için ciddi riskler barındırıyor. Klorlu temizlik ürünleri, sprey dezenfektanlar, parfümlü yüzey temizleyiciler ve kuru tozlar bronş mukozasını doğrudan tahriş edebiliyor. Temizlik sırasında havaya kalkan tozların içinde bulunan ev tozu akarları ve küf sporları da güçlü alerjik tetikleyicileri oluşturuyor.                 
• Güçlü çözücüler, çamaşır suyu ve amonyaklı ürünler yerine sirke veya karbonat bazlı doğal temizleyicileri tercih edin.
• Temizlik sırasında N95 veya FFP2 maske takın ve mekanı iyi havalandırın; pencereleri açın.
• Toz kaldırmayan microfiber bezler ve nemli paspas kullanın; toz kaldıran süpürge ve fırçalardan kaçının.
• Ağır temizlik işlerini kendiniz yapmak yerine mümkünse yardım alın.
• Bronşları tahrip edebildiği için hava tazeleyici ve oda spreylerinden kaçının.







5. Üst solunum yolu enfeksiyonları

• Yıllık grip aşısını ve doktorunuzun önerdiği diğer aşıları (pnömokok vb.) düzenli olarak yaptırın.
• Viral bulaşmayı belirgin şekilde azaltmak için ellerinizi sık sık yıkayın ve kalabalık ortamlarda maske kullanın.
• Viral enfeksiyon sürecinde ilaç dozunuzun ayarlanması gerekebiliyor. Bu nedenle enfeksiyon belirtileri başlar başlamaz doktorunuzu aramayı ihmal etmeyin.






6. Hava kirliliği

Hava kirliliği ve artan ozon seviyeleri de astım hastaları için büyük bir tehdit oluşturuyor.
• Trafiğin yoğun olduğu bölgelerde ve kavşaklarda uzun süre kalmaktan kaçının. Mümkünse park ve yeşil alanlarda yürüyüş yapın.
• Güneşli ve sıcak günlerde ozon seviyeleri öğle-akşam saatlerinde en üst düzeye ulaşıyor; bu saatlerde dışarıda egzersiz yapmaktan kaçının.

Oytun Erbaş’tan Hantavirüs’e karşı ilginç öneri

Prof. Oytun Erbaş’tan çarpıcı uyarı geldi. Erbaş, "Hantavirüs’e karşı dünyanın en güvenli yeri İstanbul. Kedilere mama vermeyi kesin, fare avlasınlar. Sokak kedileri doğal kalkanımız, avcı içgüdüsünü geri kazandırırsak virüs tehdidini durdururuz” dedi

08.05.2026 19:20:00
Haber Merkezi
Oytun Erbaş’tan Hantavirüs’e karşı ilginç öneri
Oytun Erbaş’tan Hantavirüs’e karşı ilginç öneri
Prof. Dr. Oytun Erbaş, son günlerde dünya gündemine oturan Hantavirüs vakalarıyla ilgili yaptığı açıklamada, Türkiye ve özellikle İstanbul'un bu konuda dünyanın en güvenli yerlerinden biri olabileceğini belirterek dikkat çeken bir öneride bulundu.

Erbaş, "Hantavirüs konusunda dünyanın en güvenli yeri Türkiye ve İstanbul. Kedilere mama vermeyi kesiyoruz, bundan sonra fare avlayacaklar" dedi.

Hantavirüs nedir, nasıl bulaşır?

Hantavirüs, kemirgenler (fare, sıçan gibi) aracılığıyla bulaşan bir virüs ailesidir. Virüs, enfekte hayvanların idrarı, dışkısı ve tükürüğü yoluyla çevreye yayılır. İnsanlar genellikle bu maddelerin toz haline gelip solunması veya doğrudan temasla enfekte olur. Belirtiler grip benzeri başlar: ateş, kas ağrısı, yorgunluk, baş ağrısı. İlerleyen aşamalarda solunum yetmezliği ve böbrek sorunları gibi ciddi komplikasyonlar gelişebilir. Ölüm oranı bazı varyantlarda yüzde 40'lara kadar çıkabilmektedir.

Dünyada son dönemde İsrail, İsviçre gibi ülkelerde vakalar rapor edilirken, Türkiye'de şu ana kadar doğrulanmış vaka bulunmuyor. Ancak uzmanlar, kemirgen popülasyonunun artması halinde riskin yükseleceği uyarısında bulunuyor.

Erbaş'ın tezi: Kediler doğal fare kontrolü

Oytun Erbaş, İstanbul'un "kedi şehri" kimliğinin bu virüse karşı en büyük avantaj olduğunu vurguluyor. Şehrin binlerce sokak kedisi, fare ve sıçan popülasyonunu doğal yollardan kontrol altında tutuyor. Mama ve yemle beslenen kediler ise av içgüdüsünü kaybederek fare avlamayı bırakıyor. Erbaş'a göre çözüm basit: Dışarıda mama ve yem vermeyi azaltmak veya kesmek. Böylece kediler doğal avcı rollerine dönecek ve kemirgenleri azaltacak.

Erbaş, sokak hayvanları konusunda daha geniş eleştirilerde de bulunuyor. Başıboş kedi ve köpek sayısının 25 milyona ulaştığını, dışarıda bırakılan mamaların bakteri (salmonella, E. coli) üremesine yol açtığını ve hijyen sorunları yarattığını belirtiyor. "Dışarıda yem vermeyin, evde besleyin veya sahiplenin" çağrısı yapıyor.

Diğer uzmanlar ne diyor?

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Şevket Özkaya da benzer görüşleri paylaşıyor. Kemirgen temasının riskini vurgularken, sokak hayvanlarının (özellikle kedilerin) kemirgen popülasyonunun kontrolünde önemli rol oynadığını belirtiyor. Kapalı alanlarda fare dışkısı temizlerken maske kullanılmasını ve havalandırma yapılmasını öneriyor.

Tarihi örnekler de kedilerin önemini destekliyor. Orta Çağ'da veba salgını sırasında kedileri öldüren toplumlarda fareler artmış ve salgın şiddetlenmişti. Benzer şekilde, İstanbul'un kedileri yüzyıllardır şehrin "doğal muhafızları" olarak görülüyor.

Ne Yapılmalı?

- Kemirgen görülen yerlerde maske takın, temizlik yaparken ıslak bez kullanın, ellerinizi sık yıkayın.

- Sokak kedilerine mama yerine doğal av ortamı sağlayın. Aşırı mama bırakmak hem kedilerin avcılığını köreltiyor hem de hijyen sorunları yaratıyor.

- Kemirgen kontrol programları güçlendirilmeli, sokak hayvanı popülasyonu dengeli yönetilmeli.

Oytun Erbaş'ın açıklaması, hem Hantavirüs korkusunu hem de Türkiye'ye özgü "kedi çözümü" tartışmasını alevlendirdi. Bazıları "Kediler kurtarıcı" derken, diğerleri mama kesmenin pratik olmadığını savunuyor. Ancak uzmanlar ortak noktada birleşiyor: Fare ve sıçan kontrolü, Hantavirüs'e karşı en etkili önlem.

Kastamonu'da kene can aldı

Kastamonu'nun Daday ilçesinde vücuduna kene yapışan ve Kırım Kongo Kanamalı Ateşi teşhisi konulan kadın, tedavi gördüğü hastanede öldü

08.05.2026 17:35:00
İhlas Haber Ajansı
Kastamonu'da kene can aldı
Kastamonu'da kene can aldı
İstanbul'da Gaziosmanpaşa ilçesinde ikamet eden Büşra Sevim, bir yakının cenaze törenine katılmak üzere bir süre önce Kastamonu'nun Daday ilçesine bağlı Koçcuğaz köyüne geldi.

Köyde vücuduna kene yapışan Büşra Sevim, cenaze işlemlerinin ardından İstanbul'a tekrar geri döndü. İstanbul'da yüksek ateş, mide bulantısı ve kusma gibi şikayetler yaşadığı öğrenilen Sevim, hastaneye müracaat etti. Burada Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı teşhisi konulan Büşra Sevim, yoğun bakım servisinde tedavi altına alındı. Sevim, yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

Sevim'in cenazesi, memleketi Kastamonu'nun bağlı Koçcuğaz köyüne getirildi. Sevim'in cenazesi, sabah saatlerinde kılınan cenaze namazının ardından defnedildi.

Efes-2026 tatbikatı hazırlıkları sürüyor

Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) en önemli planlı faaliyetlerinden biri olan Efes-2026 tatbikatı hazırlıkları hız kesmeden sürüyor. TCG Ç-154 ve TCG Ç-158 Çıkarma ve Hucum Harekatı kapsamında zırhlı araçların gemilere yüklenmesi ve amfibi komandoların katılımıyla çeşitli ön eğitim faaliyetleri gerçekleştirildi

08.05.2026 16:53:00
İhlas Haber Ajansı
Efes-2026 tatbikatı hazırlıkları sürüyor
Efes-2026 tatbikatı hazırlıkları sürüyor
Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) en önemli planlı faaliyetlerinden biri olan Efes-2026 tatbikatı hazırlıkları hız kesmeden sürüyor. TCG Ç-154 ve TCG Ç-158 Çıkarma ve Hucum Harekatı kapsamında zırhlı araçların gemilere yüklenmesi ve amfibi komandoların katılımıyla çeşitli ön eğitim faaliyetleri gerçekleştirildi.
EFES-2026 Birleşik, Müşterek Fiilî Atışlı Arazi Tatbikatı'nın asıl safhası 19, 20 ve 21 Mayıs tarihlerinde icra edilecek. Bu tatbikatın hazırlıkları kapsamında Demircili mevkiinde TCG Ç-154 ve TCG Ç-158 Çıkarma ve Hucum Harekatı için zırhlı personel taşıyıcı ve zırhlı muhabere araçları sahilden TCG-Ç-154 ile TCG-Ç-158 gemilerine yüklendi. Gündüz yükleme ve bindirme faaliyetlerinde amfibi komandoların da gemilere binmesinin ardından birlikler deniz üzerinden Doğanbey bölgesine geçti. Gece faaliyetleri kapsamında ise TCG-Ç-158 gemisinden gece şartlarında sahile darbe atışı yapıldığı, ardından karaya kapak atılarak çıkarma operasyonu düzenlendiği ve zorlu eğitimlerin birliklerin planlı geri çekilmesiyle başarıyla tamamlandığı bildirildi.İHA

Türk bayrağına saldıranların birden fazla suçtan dosyası çıktı

ODTÜ bahar şenliklerindeki İlkay Akkaya konserinde Türk bayrağı açan öğrencilere saldıran gruptakilerin birden fazla suçtan dosyası olduğu ortaya çıktı

08.05.2026 15:46:00 / Güncelleme: 08.05.2026 17:40:04
İhlas Haber Ajansı
Türk bayrağına saldıranların birden fazla suçtan dosyası çıktı
Türk bayrağına saldıranların birden fazla suçtan dosyası çıktı
Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde (ODTÜ) düzenlenen bahar şenlikleri kapsamında 6 Mayıs'ta sahne alan İlkay Akkaya konseri sırasında Türk bayrağı açan öğrencilere saldıran gruptakilerin birden fazla suçtan dosyası olduğu ortaya çıktı. Konser sırasında meydana gelen olaylarla ilgili 'Devletin Egemenlik Alametlerini Aşağılama', 'Nitelikli Kasten Yaralama', 'Tehdit' ve 'Hakaret' suçlarından resen soruşturma başlatılmıştı. Gözaltına alınan 6 şüpheliden 4'ünün birden fazla suç kaydı olduğu öğrenildi.

İlhan Kaya'nın 16 suç kaydı var

İlhan Kaya'nın 2 adet Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma, 3 adet Terör örgütü Propagandası Yapma, 1 adet Yasa Dışı Örgüte Yardım Etme, 1 adet Kasten Yaralama, 2 adet Görev Yaptırmamak İçin Direnme, 7 adet Kanuna Aykırı Toplantı/Yürüyüş olmak üzere toplam 16 adet suç kaydı bulunduğu öğrenildi.

Celal Elmacı'nın 27 suç kaydı var

Celal Elmacı'nın 3 adet Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma, 3 adet Örgüt Propagandası Yapma, 1 adet Yasa Dışı Örgüt Üyesi Olma, 19 adet Kanuna Aykırı Toplantı/Yürüyüş ve 1 adet Başkasına Ait Kimlik Bilgilerini Kullanma olmak üzere toplam 27 Adet Suç Kaydı bulunuyor.

Mehmet Ferit Güneş ve Anıl Baran Dolu'nun 4 suç kaydı var

Muhammed Enis Yıldız ve Oktay Akpınar'ın suç kaydı olmadığı tespit edilirken Anıl Baran Dolu'nun 2 adet Kasten Yaralama ve 2 adet Kanuna Aykırı Toplantı/Yürüyüş olmak üzere toplam 4 adet suç kaydı, Mehmet Ferit Güneş'in ise 1 adet Devletin Kurumlarını Aşağılamak, 3 adet Kanuna Aykırı Toplantı/Yürüyüş olmak üzere 4 adet suç kaydı mevcut.

İsmi geçen 6 şahsın yakalaması Ankara Başsavcılığı'nın emriyle yapıldı. Diğer şahısların yakalanması hususunda gerekli çalışmalar devam ediyor.

Kırmızı bülten ve ulusal arama listesindeki 48 kişi Türkiye'ye getirildi!

İçişleri Bakanlığı, kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan 27 kişi ile ulusal seviyede aranan 21 kişinin Türkiye'ye iade edildiğini açıkladı. Firarilerin Gürcistan, Almanya, Yunanistan, ABD, Hollanda, Karadağ, Polonya, Irak, Rusya, Sırbistan ve Ürdün'de yakalandığı bildirildi

08.05.2026 12:10:00
Haber Merkezi
Kırmızı bülten ve ulusal arama listesindeki 48 kişi Türkiye'ye getirildi!
Kırmızı bülten ve ulusal arama listesindeki 48 kişi Türkiye'ye getirildi!
İçişleri Bakanlığı, yurt dışına kaçan ve haklarında arama kararı bulunan 48 kişinin Türkiye'ye getirildiğini duyurdu.

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Emniyet Genel Müdürlüğü Interpol-Europol Daire Başkanlığı, Adalet Bakanlığı görevlileri, KOM, İstihbarat, Narkotik Suçlarla Mücadele, Siber, Asayiş ve TEM birimlerinin koordineli çalışmaları sonucu operasyonlar gerçekleştirildi.

27 kişi kırmızı bültenle aranıyordu
Açıklamada, ilgili ülkelerin kolluk birimleriyle yürütülen iş birliği sonucunda kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan 27 kişi ile ulusal seviyede aranan 21 kişi olmak üzere toplam 48 kişinin Türkiye'ye iadesinin sağlandığı belirtildi.

Şüphelilerin Gürcistan'da 31, Almanya'da 7, Yunanistan'da 2 kişi olmak üzere ABD, Hollanda, Karadağ, Polonya, Irak, Rusya, Sırbistan ve Ürdün'de yakalandığı açıklandı.

Çok sayıda suçtan aranıyorlardı
Bakanlığın açıklamasında, Türkiye'ye getirilen kişilerin, "kasten öldürme", "tasarlayarak öldürme", "kasten yaralama", "kasten öldürmeye teşebbüs", "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "uyuşturucu madde kullanma ve ticareti", "dolandırıcılık", "hırsızlık", "yağma", "silahla tehdit", "silahlı terör örgütüne üye olma", "çocuğun cinsel istismarı", "resmî belgede sahtecilik", "vergi usul kanununa muhalefet", "kaçakçılık" ve "hükümlü veya tutuklunun kaçması" suçlarından arandığı bildirildi.

İmamoğlu cezaevinden mektup gönderdi: Milletin verdiği koltukların, makamların ve gücün esiri olmuşlar; onları bu esaretten kurtaracağız

Tutuklu Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, "Hiçbir delil olmadan, iftiralarla oluşturdukları iddianameler duruşma salonlarında her gün çöküyor. Kurdukları kara düzen de işte böyle çökecek. Bunu biliyorlar ve bunun korkusunu yaşıyorlar. Bugün beni, belediye başkanlarımızı ve yol arkadaşlarımızı tutsak etmiş olabilirler; ancak ben hücremde milletimin gücünü arkamda hissediyorum. Aklım, vicdanım ve ruhum özgür. Onlarsa milletin onlara verdiği koltukların, makamların ve gücün esiri olmuşlar. Onları bu esaretten biz kurtaracağız" dedi. 

08.05.2026 11:46:00
Haber Merkezi
İmamoğlu cezaevinden mektup gönderdi: Milletin verdiği koltukların, makamların ve gücün esiri olmuşlar; onları bu esaretten kurtaracağız
İmamoğlu cezaevinden mektup gönderdi: Milletin verdiği koltukların, makamların ve gücün esiri olmuşlar; onları bu esaretten kurtaracağız
İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, Silivri'deki hücresinden CHP Balıkesir Belediye Başkanları buluşmasına mektup yolladı.

"Biz; her işin bir kişinin ağzına baktığı bir anlayışı asla benimsemedik, benimsemeyeceğiz" ifadelerini kullanan İmamoğlu'nun mektubu şöyle:

"Sayın Genel Başkan Yardımcılarım, Değerli Büyükşehir Belediye Başkanlarım, Çok Kıymetli Yol Arkadaşlarım;

Hepinizi özlemle ve sevgiyle selamlıyorum. Gösterdiğiniz güçlü dayanışma ve mücadele azmi için yürekten teşekkür ediyorum. Marmara Belediyeler Birliği Başkanı seçilen Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Akın'ı kutluyorum. Ahmet Başkanımız, Balıkesir'de çok başarılı işlerin altına imzasını atıyor. Biliyorsunuz Balıkesir; 1950'den sonra ilk kez yerel seçimlerde "CHP" dedi. Balıkesirliler Ahmet Akın Başkanımızı seçti; o da hizmetleriyle, yönetim anlayışıyla sosyal demokrat ve halkçı belediyeciliği Balıkesir'e çok güzel şekilde yaşatıyor. 74 yıl sonra elde ettiğimiz bu başarının devam edeceğine, CHP belediyeciliğinin Balıkesir'de bir gelenek halini alacağına inancım tamdır.

Bugün Türkiye çok kritik bir kavşaktan geçiyor. Her gün siyasallaşmış yargı eliyle yürütülen operasyonlara uyanıyoruz. Sandıkta kazandığımız başarıyı iftiralar ve kumpaslar eliyle gölgelemeyi; CHP'li belediyeleri mahkemeler yoluyla etkisizleştirmeyi hedefliyorlar. Sadece bizleri değil, bizlere oy veren seçmenleri ve milletin iradesini cezalandırmak istiyorlar. Çünkü başka hiçbir çareleri kalmadı. Milletimiz sosyal demokrat ve halkçı belediyecilik ile tanıştı. Yıllardır "yönetemez" denilen CHP'nin yerel yönetimlerde neler başardığını herkes gördü. Rantçı değil halkçı bir anlayışla kentlerimizi nasıl yücelttiğimize herkes şahit oldu.

Biz; her işin bir kişinin ağzına baktığı bir anlayışı asla benimsemedik, benimsemeyeceğiz. Kentlerimizi her zaman millet için, milletle birlikte yönettik. Ortak akılla, liyakatli kadrolarla ve her şeyden önemlisi herkese eşit yaklaşarak hizmet ürettik. Millet bu yeni anlayışı benimsedi ve bizleri bağrına bastı. İşte bugün yapılan tüm bu baskılar; milletin gönlünde emek emek edindiğimiz yerden bizi söküp atmak içindir. Ama asla başaramayacaklar. Çünkü bu millet; gönlünde yer açtığı kişileri öyle kolay kolay kalbinden çıkarmaz; iftiralara ve yalanlara pabuç bırakmaz. O yüzden, bırakalım onlar ellerinde güç olduğuna, her şeye muktedir olduklarına inansınlar. Bizim arkamızda millet var ve hiçbir güç milletten üstün değildir.

"Makamların ve gücün esiri olmuşlar"
Hiçbir delil olmadan, iftiralarla oluşturdukları iddianameler duruşma salonlarında her gün çöküyor. Kurdukları kara düzen de işte böyle çökecek. Bunu biliyorlar ve bunun korkusunu yaşıyorlar. Bugün beni, belediye başkanlarımızı ve yol arkadaşlarımızı tutsak etmiş olabilirler; ancak ben hücremde milletimin gücünü arkamda hissediyorum. Aklım, vicdanım ve ruhum özgür. Onlarsa milletin onlara verdiği koltukların, makamların ve gücün esiri olmuşlar. Onları bu esaretten biz kurtaracağız. Halkımızla birlikte her engeli, her pusuyu ve her kumpası aşacağız.

Bu mücadele sadece ne benim, ne yol arkadaşlarımın, ne de partimizin mücadelesidir. Bu mücadele; Cumhuriyet, demokrasi ve adalet mücadelesidir. Bu zorlu yolda yorulsak da durmayacağız; birbirimizden güç alıp yeniden ayağa kalkacağız. Aynı hedefe, aynı kararlılıkla yürüyeceğiz ve mutlaka başaracağız. Başarmak zorundayız. Sizlerle birlikte bu yolda yürümekten büyük bir onur duyuyorum. Bu yolun sonu aydınlık, bu yolun sonu hürriyet, bu yolun sonu adalet!

Yolumuz açık olsun! Sevgilerimle…"

CHP ve Sözcü Medya Grubu arasındaki gerilim, yerini normalleşmeye bırakıyor

CHP ve Sözcü Medya Grubu arasındaki gerilim, yerini normalleşmeye bırakıyor. Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın'ın eleştirilerde bulunduğu ve Yılmaz Özdil'in istifa ettiği süreç, bugün yayımlanan manşetle yeni bir evreye girdi. Gazete, Özgür Özel ile yapılacak olan özel röportajı duyurdu

08.05.2026 11:33:00
Haber Merkezi
CHP ve Sözcü Medya Grubu arasındaki gerilim, yerini normalleşmeye bırakıyor
CHP ve Sözcü Medya Grubu arasındaki gerilim, yerini normalleşmeye bırakıyor
CHP yönetimi ile Sözcü Medya Grubu arasında bir süredir devam eden gerilim, yerini barışma adımlarına bırakıyor. 1 Nisan tarihinde CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, dönemin Sözcü Medya Grubu Başkanı Yılmaz Özdil'e yönelik sert eleştirilerde bulunmuş, kanalın yayın çizgisini eleştirerek, "A Haber kafasıyla devam edebilirsiniz. Ama herhalde izleyici ve dinleyici bunların notunu veriyordur" ifadelerini kullanmıştı.

Bu çıkışın ardından 6 Nisan'da Yılmaz Özdil, hem gruptaki görevinden hem de köşe yazarlığından istifa ettiğini duyurmuştu. Ayrılığın ardından gazetenin manşetlerinde Özgür Özel'in İsrail açıklamaları yerine Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik ifadelerine yer verilmesi, dikkatlerden de kaçmamıştı.

Sözcü gazetesi-Özgür Özel gerginliği sürüyorSözcü gazetesi-Özgür Özel gerginliği sürüyor

CHP ile yaşadığı gerilim nedeniyle son dönemde izleyici ve okuyucu kaybı yaşadığına dair yorumlarla gündeme gelen Sözcü grubu, bugün dikkat çeken bir hamle yaptı. Gazete, bugünkü manşetinden "Siyasetin gündemi Sözcü TV'de belirlenecek" başlığıyla Özgür Özel'in canlı yayın konuğu olacağı özel röportajı duyurdu.

"Özgür Özel ile özel röportaj bu akşam saat 20.00'de kaçırmayın" notuyla paylaşılan bu gelişme, parti-televizyon arasındaki buzların eridiğine dair bir işaret olarak yorumlandı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.