Beklenen mayınların ilki İstanbul Boğazı, Sarıyer açıklarında görülerek etkisiz hale getirildi. Ukrayna kıyılarından 19 Mart'ta kopan mayınlar 7 günde Boğaz'a ulaşırken sorun ve soruları da beraberinde getirdi.
Uzmanların görüşüne göre mayınlar bu kadar kısa bir sürede İstanbul'a ulaşamaz. Yapılması gereken bu konuda etraflıca bir araştırma… Bir gemi tarafından getirilip bırakıldığı da düşünülebilir.
Tarım ve Orman Bakanlığı, Bulgaristan-Kefken arasındaki Karadeniz sularında balıkçılara av yasağı getirdi.
Mayın tehlikesi nedeniyle Boğazların kapanması durumunda, günde yaklaşık üç milyon varil petrol taşıyan Rus tankerlerinin geçemeyeceği sorunu var.
Mayın konusu, Türkiye-Rusya-Ukrayna ilişkilerinde önemli rol oynayacağa benzer. Hadi bu durum diplomasi yoluyla çözüme kavuştu diyelim.
Asıl tehlike NATO'dan kaynaklanıyor. Zira, NATO'nun "Daimi Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu" Boğaz'da konuşlanabilecek.
Montrö Sözleşmesi gereği Boğazlar egemenliğimiz altındadır. Ve yürekli davranışımızla NATO'cu yani Amerikancı kesimlere karşı boyun eğmememiz gerekir.
Kalmak mı zor, çıkmak mı zor NATO'dan… Zararından başka bir şey görmedik bugüne kadar.
Türkiye NATO'ya istenmeksizin alındı. Alınmasında sorunlar vardı, alınır alınmaz yeni sorunlar da çıktı. Ülkemiz NATO üyeliği yüzünden bağımsızlığını kaybetti.
NATO Türkiye'ye gizli ve yasal olmayan örgütlenmesiyle girdi ve Süper NATO olarak adlandırılan bu örgüt hemen faaliyetlerine başladı.
Çeşitli bakanlıklarda Amerikalı "danışmanlar" görev yaptığı gibi, hem çeşitli devlet dairelerinde, hem istihbarat mekanizmalarında, hem de silahlı kuvvetler içinde NATO'nun gizli bölümü (Gladyo) ve CIA olarak kadrolar devşirdi ve örgütlendi.
Ordunun yerleşik anlayışlarına, yapısına, geleneklerine müdahale edildi, önemli ölçüde tasfiyeler de yapıldı. Silahlı Kuvvetler ABD'ye bağlanır ve NATO'nun askeri gücü yapılmaya çalışılırken, Türk subayı da NATO personeli haline getirilmek istendi. NATO için yurt dışına gönderilen subaylarımız NATO subayı ve Amerikancı olmaya özendirildi. Başarılsaydı ordumuz Atatürk'ten koparılacak ve ideolojik bakımdan çökertilecekti.
Süper NATO, en belirgini 6/7 Eylül Olayları olmak üzere ilk tertiplerine başladı, "başarılı" oldu.
Özellikle Türk Silahlı Kuvvetleri içinde tepkiler ve itirazlar oluşmaya başladı. 27 Mayıs aynı zamanda Süper NATO faaliyetlerine sınırlamalar getirdi ve ABD'nin Türkiye'deki varlığını sarstı.
1960 sonrasında yavaş yavaş tekrar eski konumuna dönen Gladyo, CIA, NATO, Türkiye'nin dış politikasında etken duruma geldi, önemli krizler çıktı.
1964 Kıbrıs olaylarıyla başlayan antiamerikan tepkiler, 1966 yılındaki antiemperyalist eylemlerle protestolara dönüştü. "Türkiye 68'i", NATO ve ABD karşıtlığını kitlesel bir tabana yaydı. Türkiye artık NATO'yu istemiyordu.
NATO, on yıllar boyunca tertipler, saldırılar, suikastlar, tehditler, şantajlar, provokasyonlar düzenledi, iki Amerikancı darbe (12 Mart, 12 Eylül) gerçekleştirdi.
Günümüze yaklaştığımızda, Karadeniz'de, Ege'de, Akdeniz'de Türkiye adeta kuşatmaya alındı.
ABD, BOP'u (Büyük Ortadoğu Projesi) tasarladığında Türkiye, bölgedeki yirmiden fazla ülkeyle birlikte parçalanacaktı.
Türk Ordusu, ABD'nin uluslararası çıkarlarına hizmet etmeyeceğini belli etti ve Amerika tarafından "hizadan çıktığı" belirlendi!
Ergenekon, Balyoz, Casusluk gibi davalarla ordumuz, yurtseverlerimiz, aydınlarımız, Atatürkçüler operasyona uğradı.
FETÖ aracılığıyla NATO ve ABD, 15 Temmuz darbe girişiminde bulundu.
NATO'dan çıkış için daha ne bekliyoruz?
- Yerel yönetim / 25.01.2024
- Muhalefet / milli irade / 22.01.2024
- Anayasa Mahkemesi yoksa… / 18.01.2024
- Soykırım davası / 15.01.2024
- Sosyal devlet için / 11.01.2024
- Hukuk devletine başkaldırı / 25.12.2023
- Güç dengesi / 21.12.2023
- Yerel seçime giderken / 14.12.2023
- İnsanlığın anayasası / 11.12.2023
























































