logo
08 AĞUSTOS 2026

MEM’in diğer ekonomi görüşleri ile mukayesesi -2-

Üretimden para kazanmayı öngören Milli Ekonomi Modeli, üretimde maliyetli parayı reddeder. Maliyetli parayı üretim faktörlerinin dışında tutar

18.05.2026 00:09:00
Haber Merkezi
 
MEM’in diğer ekonomi görüşleri ile mukayesesi -2-
MEM’in diğer ekonomi görüşleri ile mukayesesi -2-
Üretimden para kazanmayı öngören Milli Ekonomi Modeli, üretimde maliyetli parayı reddeder. Maliyetli parayı üretim faktörlerinin dışında tutar.

Parayı, tüketim kabiliyetini ve üretim arzını arttırıcı bir işlemci olarak görür. Paranın spekülatif alanlara kaçışını engeller.

Global sermaye güçleri, kapitalist ekonominin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Kapitalist ekonomi sadece bu global güçlere hizmet eder duruma gelmiştir. Bu güçler kapitalist ekonominin neticelerinden olan enflasyon, deflasyon ve stagflasyon ortamlarından güçlenerek çıkarlar.







Devletin ekonomi piyasalarına müdahalesini ekonomik dengelerin bozulması olarak yorumlayan kapitalist anlayış, yönetilen ve yönlendirilen güçsüz devletten yanadır. Bu anlayışın öngördüğü devlet, sadece global güçlere çalışan ve onlara kazandıran işçi durumundadır. Kapitalist ekonomilerde fakirlik milletin adeta kaderi gibidir.

Milli Ekonomi Modeli'nin öngördüğü devlet ise güçlüdür ve milletinin hizmetindedir.

Devlet senyoraj geliriyle tüketiciyi ve üreticiyi destekler. Devlet ekonomiye gerekli müdahalelerde bulunarak sürekli büyümenin de gerçekleşmesini sağlar. Yeraltı zenginliklerinin sahibi olan devlet, bu kaynakları ortaklıklar kurarak milletiyle paylaşır. Devlet vergi, senyoraj ve üretimden elde ettiği geliri arz ve talebin canlanması için ekonomiye kazandırır.







Milli Ekonomi Modeli'nde devlet "baba"dır. Alan değil veren eldir. Verdikçe büyüyendir. Sosyal devlet projeleriyle gelir dağılımındaki dengesizliği ortadan kaldırandır. Bütün vatandaşların güvendiği, sığındığı, adaletinden emin olduğu, tam istihdam sağlayan iradenin adıdır.

Talep ve maliyet olarak karşımıza çıkan enflasyon, kapitalist ekonominin kaçınılmaz sonuçlarındandır. Talep enflasyonu, fiyat artışını para stoklarındaki artışla izah eden monetarist anlayış ile tam istihdam düzeyinden sonra toplam harcamalardaki artışı enflasyonist açık olarak ifade eden Keynes modeli enflasyon problemine çözüm üretememiştir (noksan veya yanlış teşhis çözümü imkansız kılar). Maliyet enflasyonunu ise ağırlıklı olarak sendikaların desteklediği işçi ücretlerindeki artış olarak ifade etmişlerdir.







Üretimi devreye koyan paranın, üretim sonucu elde edilen malın değerini karşılaması mümkün değildir. Doğal olarak arz–talep dengesi arz eksenli olarak bozulacaktır. Gelirin tüketime eşit olması ekonomideki dengeyi sağlamaz. Üretimin tüketimle veya tüketimin üretimle eşitlendiği nokta ekonomideki dengenin sağlandığı durumdur.

Maliyetli paranın üretime veya tüketime girmesi her türlü enflasyonun kaynağını oluşturur. Milli Ekonomi Modeli paraya, üretim ve tüketime, sürekli büyümeye getirdiği yeni yorumla enflasyonun her türlüsünü ekonominin dışına çıkarmıştır.

Devletin üretim ve tüketim ayağını bilinçli ve kontrollü bir şekilde emisyonla desteklemesi enflasyonu sıfırladığı gibi, sürekli büyümeyi de sağlar. Bir merdivenin basamakları gibi yatay talebi, dikey ise arzı gösterir. Ekonomilerin içinde bulunduğu duruma göre bazen yatay, bazen dikey desteklenir.







Bazen de öyle olur ki oranları aynı veya sabit bir katsayı ile yatay ve dikey eksen aynı anda desteklenir. Bu bilinçli dengeli ve kontrollü müdahaleler ekonominin sürekli büyümesini de sağlar.

Kapitalist ekonomilerde haksız kazanç olarak ortaya çıkan faiz, klasik anlayışı temellendiren Adam Smith' e göre tasarruf ile yatırım arasındaki ilişkiyi sağlayan unsurdur.

Keynes'e göre ise faiz piyasaların ihtiyacı olan paranın piyasalara arzında ortaya çıkar.

Oysa ekonomilerin belası olan enflasyon, enflasyon, stagflasyon, maliyetli paranın kullanımı sayesinde kendisine hayat bulur.

Paranın spekülatif alanlara kaçması, ekonomilerde sanal büyüklükler ve ödem alanları oluşturur.

Faizin sağlayacağı haksız kazançla paraya hükmeden global güçler, hiçbir emek sarf etmeksizin bütün dünya insanının ürettiği mal ve hizmetlere ortak olmaktadırlar.

Maliyetli paranın (faiz) ele geçirdiği kapitalist ekonomilerde, gelir dağılımındaki dengesizlik ve halkın fakirliği kaçınılmaz neticedir." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)

Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti

Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor

08.08.2026 00:18:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor.

Medya sahipliğinin birkaç merkezde toplanması, halkın haber alma hakkını ve demokratik çoğulculuğu riske atıyor.

Medya, tarihsel olarak demokrasilerin "dördüncü kuvveti" ve kamuoyunun denetim mekanizması olarak konumlandırılsa da son yıllarda mülkiyet yapılarında yaşanan dönüşüm bu işlevi tartışmalı hale getirdi.

Yayın organlarının bağımsız gazeteciler veya kamu odaklı kurumlar yerine; inşaat, enerji, finans ve savunma gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük sermaye gruplarının eline geçmesi, haber merkezlerindeki yayın çizgisini doğrudan etkiliyor.







Sermaye ilişkileri ve siyasal iklimin habere yansıması

Geleneksel gazetecilik ilkeleri; tarafsızlık, nesnellik ve kamu yararını her türlü çıkarın üzerinde tutmayı gerektirir. Ancak medya organlarının ticari ve siyasi ağlarla örülü mülkiyet yapıları, haberin mutfağında ciddi bir "filtreleme" sürecini beraberinde getiriyor.

Medya sahiplerinin devlet ihalelerine giriyor olması veya kamu düzenlemelerine bağımlı sektörlerde yatırım yapması, yayın organlarının siyasi iktidarlarla ve güç odaklarıyla çatışmaktan kaçınmasına yol açıyor. Bu durum, eleştirel haberciliğin yerini otosansüre ve tek sesliliğe bırakması riskini doğuruyor.







Çapraz sahiplik ve algı yönetimi

Medya sektöründe çapraz sahiplik (aynı sermaye grubunun gazete, televizyon, radyo ve dijital platformların tümüne sahip olması) yayın çeşitliliğini görünürde artırsa da, özünde aynı mesajın farklı kanallardan yinelemesine dayanıyor.

Gündem Belirleme Gücü: Farklı mecralara sahip gruplar, kamuoyunun neyi konuşup neyi konuşmayacağını tek elden yönlendirebiliyor.

Otosansör Mekanizması: Gazeteciler, bağlı bulundukları holdingin ticari veya siyasi çıkarlarıyla çelişen haberleri yapmaktan kaçınmak zorunda kalabiliyor.

Tiraz ve Reyting Kaygısı: Reklam verenlerle ve kamusal fonlarla kurulan ilişkiler, editoryal bağımsızlığın önüne geçebiliyor.







Dijital medya çözüm mü, yeni bir bağımlılık mı?

Geleneksel medyadaki bu tarafsızlık krizine karşı dijital yayıncılık ve bağımsız haber platformları alternatif bir kanal olarak öne çıksa da, dijitalleşme kendi zorluklarını beraberinde getiriyor. Algoritma bağımlılığı, fonlama sorunları ve dev teknoloji şirketlerinin tekelci yapısı, dijital haberciliğin de sürdürülebilirliğini ve tarafsızlığını sınamaktadır.







Uzmanlar, siyasal tarafsızlığın ve haber etiğinin korunabilmesi için şu adımların kritik olduğuna dikkat çekiyor:

Şeffaf Mülkiyet Yapısı: Medya organlarının nihai sahiplerinin ve finansman kaynaklarının kamuoyuna açıkça beyan edilmesi.

Editoryal Bağımsızlık Güvencesi: Yayın sahibi ile haber merkezi arasındaki sınırları koruyan yasal ve kurumsal güvencelerin oluşturulması.

Kamu Yayıncılığının Güçlendirilmesi: Siyasi baskılardan uzak, doğrudan halka hesap veren özerk kamu yayıncılığı modellerinin teşvik edilmesi.

Medya sahipliğinin şeffaflaşmadığı ve editoryal bağımsızlığın teminat altına alınmadığı bir düzende, siyasal tarafsızlık bir ilke olmaktan çıkıp yalnızca bir temenni olarak kalma riskiyle karşı karşıya.

Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı

Büyükçekmece'de meydana gelen göçükte 2 kişinin toprak altında kaldığı ihtimali üzerine başlatılan arama kurtarma çalışmaları, göçük altında kimsenin bulunmadığının tespit edilmesinin ardından sona erdi

04.08.2026 00:30:00 / Güncelleme: 04.08.2026 06:17:18
İHA
 
Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı
Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı
Mimar Sinan Sahili'nde meydana gelen toprak kaymasının ardından göçük altında 2 kişinin bulunduğu iddiasına ilişkin yürütülen arama kurtarma çalışmaları sona erdi. AFAD, itfaiye, sağlık ve polis ekiplerinin iş makineleri desteğiyle yürüttüğü çalışmalarda herhangi bir kişiye rastlanmadı. Çalışmaların tamamlanmasının ardından ekipler bölgeden ayrıldı.








Akşam saatlerinde olay yerinde inceleme yaparak bilgi alan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Vekili Nuri Arslan, "Saat 18.00 civarı, Büyükçekmece Mimar Sinan Mahallesi'nde bir toprak kayması oldu. Olay duyulunca itfaiye, AFAD ekiplerimiz, Büyükçekmece Belediye Başkan Vekilimiz, Kaymakamımız, Valiliğimizle berabere olay yerine geldik. Şu an itibariyle toprak kayması olduğu yerde, toprak kaldırıldı. Şu ana kadar herhangi bir olumsuzluk yok. Hiçbir can kaybı ile karşı karşıya değiliz, şu an itibariyle de olay yeri temizlenmiş durumda. Burası, kum kaya dediğimiz bir sistem üzerine oturtulmuş ama yukarıda anladığım kadarıyla, tarım yapmış veya yoğun bahçe sulama nedeniyle oluşan bir toprak kayması. İlk ihbar, bir anne ve bir çocuk kaldığı, sonra üç kişi diye bir ihbar geldi ama tüm yetkililerle birlikte bir çalışma yaptık ve olumsuz bir şeye rastlamadık" dedi.








Toprak kayması anında bölgede olduğunu belirten Metin Küçük isimli bir vatandaş, "Buradan geçip sahile giderken bir patırtı koptu. Orada bir aile gördüm. Toprak gelince aile kalktı, oradan çıktılar" diye konuştu.

Olay hakkında konuşan görgü tanığı Çağlayan İşgören ise, "Yıkım anını görmedim ama ambulanslarla itfaiyeyi görünce yangın vardır diye tahmin ettim. Merak edip aşağı indim. Bir anne ile çocuğunun toprak altında kaldığını söylediler ama tam belli değildi. Allah'tan pazar günü olmadı. Yoksa çok insan altında kalırdı. Çünkü pazar günü iğne atsan yere düşmüyor buralarda" şeklinde konuştu.
 
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.