logo
19 TEMMUZ 2026

Mersin Silifke'de su sıkıntısı

Mersin'in Silifke ilçesinin kırsal mahallesinde yaşayan vatandaşlar, içme suları bulunmadığı için yetkililerden destek istedi. Günlerdir yeterli suya ulaşamayan mahalle sakinleri bidonlarla tanker ve kuyulardan su taşırken, yetkililerden kalıcı çözüm istedi

18.07.2026 22:14:00
İHA
 
Mersin Silifke'de su sıkıntısı
Mersin Silifke'de su sıkıntısı
İlçeye bağlı Işıklı Mahallesi Kayabaşı bölgesinde su sıkıntısı yaşanıyor. Evlerinde çamaşır ve bulaşık makinesi olmasına rağmen susuzluk nedeniyle kullanamayan vatandaşlar, temel ihtiyaçlarını bile sağlıklı bir şekilde gideremediklerini söyledi. Mahalle meydanında bulunan su kuyularının önünde ellerinde bidonlarla uzun kuyruklar oluşturan vatandaşlar, zaman zaman su almak için tartışmaların ve kavgaların yaşandığını dile getirdi. Özellikle sıcak havaların etkisini artırdığı bu günlerde su sorununun hayatı çekilmez hale getirdiğini belirten mahalle sakinleri, yaşadıkları mağduriyetin bir an önce giderilmesini istedi. Bazı vatandaşlar ise ihtiyaçlarını köy meydanına getirilen su tankerleri ve su römorkları sayesinde karşılamaya çalıştıklarını ancak bunun da yeterli olmadığını ifade etti.






"Silifkeli bir kardeşimizi uzaya yolladık, biz burada hala susuzluk çekiyoruz"

Işıklı Mahallesi Kayabaşı bölgesinde yazın bin 200, kışın ise 400'e yakın vatandaşın yaşadığını belirten muhtar Ramazan Güner, "Burada ilkel şartlar altında insanlar kuyudan ve tanklarla su temin ediyor. Taşıma suyla değirmenin dönmeyeceği bir dünyada aynı atasözü gibi bizler bu şartları yaşıyoruz. Silifkeli bir kardeşimizi uzaya yolladık. Bununla gurur duyduk ama biz Kayabaşı olarak uzaya giden arkadaşlarımız varken, biz burada hala susuzluk çekiyoruz. Bununla da üzüntü duyuyoruz. Yetkililerimizden bir an önce bu insanları suya kavuşturmasını istiyoruz" dedi.









"Bidonlarla eve su taşıyoruz"

Evinde çamaşır ve bulaşık makinesi olduğu halde kullanamadığını dile getiren Zübeyde Bulut ise, "Çeşmelerimizden su akmıyor. Bulaşığı, çamaşırı elimizde yıkıyoruz. Sularımızı çevre köylerden getiriyoruz. Arabamız yok, araba bulabilirsek bidonlarla eve su taşıyoruz. Banyo yapacağımız suları dışarıya şişelere koyuyoruz. Evimizin her şeyi var ama kullanamıyoruz. Çamaşırımızı kuyulardan getirdiğimiz suları kazanlara koyup dışarıda elimizle yıkıyoruz. Hangi devirde yaşıyoruz bilmiyorum. Millet uzaya çıkar oldu biz elimizde çamaşır yıkıyoruz" diye konuştu.
 







Abdest alacak su bulamadıklarını ileri süren Nebi Kurt da, "Beş vakit namaz kılacağız abdest alacak suyu bulamıyoruz. Suyu bulamadığımız zaman şaşıp kalıyoruz" ifadelerini kullandı.
Mahalle sakinlerinden Teslime Uğuz ise, "Bulaşığımız yıkanmıyor, yemeğimize suyumuzu dökemiyoruz. Çocuklarımız susuz kalıyor. Ne olursunuz bize bir çare bulun. Biz büyüklerimize sesleniyoruz. Ne yapacağız. Önceden su için başvurduk olmadı. Sondajlar kazdırdık suyumuz çıkmadı. Su çıksın diye parmağımdaki yüzüğümü bile verdim" diyerek yaşadıkları durumu anlattı.





















Ülkemizde istismar edilen konular

Milli devlet anlayışında millet ile devlet ‘birbiri ile çatışan’ iki unsur değildir. Aksine millet-devlet beraberliği bütün sorunların çözümünde ve devletin bekasında temel kabul edilmektedir

19.07.2026 00:54:00
Haber Merkezi
 
Ülkemizde istismar edilen konular
Ülkemizde istismar edilen konular
"Milli devlet anlayışında millet ile devlet 'birbiri ile çatışan' iki unsur değildir. Aksine millet-devlet beraberliği bütün sorunların çözümünde ve devletin bekasında temel kabul edilmektedir…" (Prof. Dr. Haydar Baş Sosyal Devlet-Milli Devlet sh:23)

"Cumhuriyetin kabulünün ilk döneminde, Cumhuriyetimizin kurucusu M. Kemal, saltanat yerine yeni bir yönetim biçimi olan cumhuriyeti getirirken; saltanatı din biçiminde algılayanlar yeni yönetimi yani cumhuriyeti, saltanat karşıtı algılamak yerine, din karşıtı olarak algıladılar. Milli devlet bu yanılgıyı düzeltmektedir…

Dün krallık sistemi ile demokrasinin yeryüzünde yaşanmasına imkân tanımayan düşünce sistemi, şimdi de dünya krallığı kurma adına devletlerin iç işlerine karışarak, dünya çapında firmalar adeta yeni krallar olarak karşımıza çıkmaktadırlar…

Mutlu bir azınlığın ihtiras ve zevklerine cevap vermek üzere değil, milletin haklarına ve ihtiyaçlarına odaklanmış olan Milli Devlet, kapitalist anlayışlarda olduğu gibi başkalarının elindekini sömürerek büyüyen değil, aksine vererek, hizmet ve ikram ederek büyüyen bir devlet anlayışını hayata geçirmektir…" (Sosyal Devlet-Milli Devlet sh:24-25)







Etnik farklılıklar

"Devletin parçalanması için istismar edilen değerlerden biride etnik farklılıklardır. İnsan hakları adı altında –azınlık hakları- kavramı gündem edilerek, etnik farklılıkların kavga unsuru olarak algılanmasına çalışılmaktadır…

Etnik farklılıkların bir kavga sebebi olarak öne sürüldüğü günümüzde, hedef tahtasına konmuş devletlerin iç bünyelerindeki birlik ve beraberlikleri zayıflatılmakta, iç çatışmalara zemin hazırlan-maktadır. Hatta güçlü devletler zayıflatılıp, parçalanarak küçük ve zayıf devletçikler haline getirilmek istenmektedir…"   
                                                               
Dini, dili, tarihi, kültürü vs. medeniyeti aynı olan bu etnik grupların vücuda getirdiği millet –Türk Milleti- olup, bu grupların birinin, diğerinden farkı yoktur. Çünkü hepsi aynı kaynaktan beslenip, zaman içinde aynı maya ile yoğrulup gelmişlerdir…" (Sosyal Devlet-Milli Devlet sh:33–34)







Müslümanlar, İslam'ı yaşayamıyor

"Özellikle Müslüman ülkelerde dindarların, kendi topraklarında –inançlarını yaşayamadıkları- iddiası ile kitleler önce kendi devleti ile kavgalı hale getirilmiş ancak AB ve ABD gibi sözde uygar toplumlarda yaşanacağı yalanları ile devletten koparılan kitleler emperyal devletlerin istismarına açık hale getirilmiştir.

Bunu izleyen bu sürecin hemen ardından da –dinler arası diyalog- adı altında, kendi kültüründen ve toprağından koparılan kitlelerin dinleri değiştirilerek topraklarının ve kaynaklarının global odaklar tarafından sömürülmesine tepkisiz hale getirilmek istenmektedir…

İşin ilginç tarafı, dün güya din adına kendi devletleri ile kavga edenler, bugün kendi inançları ile taban tabana zıt olmasına rağmen yabancı devletlerle kol kola vaziyettedirler.







CIA ajanı diyor ki;

Eski CIA ajanı Philip Agee diyor ki;-"Liberal demokrasi ve çoğulculuk denen şey sonuçta bu amaçlarımız için bir araçtı. Özgür seçimler demek, gerçekte bizim desteklediğimiz adaylara gizliden para ödeyerek müdahale etmemiz demektir. Hür sendikalar demek, bizim kendimize bağlı sendikalar kurma hürriyetimiz demektir. Basın özgürlüğü demek, bizim hazırladığımız materyalleri kendisi yazmış gibi yayınlanan gazetecilere ödeme yapma özgürlüğümüz demekti." (Sosyal Devlet-Milli Devlet sh:105–06)







İslam coğrafyası üzerine yapılan planlar

"Büyük Ortadoğu projesi (BOP) Kuzey Afrika, Ortadoğu ve Kafkaslarda yer alan 22 Müslüman ülkenin rejimlerini, sınırlarını, kimyasını değiştirmek, kaynaklarını sömürmek, bütün bunları gerçekleştirebilmek içinde bu ülkeleri misyonerlik faaliyetleri ile kendi inançlarından kopararak, işgale karşı tepkisiz, ılımlı hale getirmektir. Misyonerlik ile maksatta içi boşaltılmış, dejenere edilmiş bir İslam anlayışını bu ülkelere hâkim kılabilmektir…" (Sosyal Devlet-Milli Devlet sh:342)







İslam dinine karşı oluşturulan projeler

"Üç büyük din imajıyla Hıristiyanlık da, hak din olan İslam'la beraber anılacak böylece meşruet kazanacaktır. Özellikle İslam dünyasında kökleşmiş kin ve acılar unutulacak, böylece Müslümanların, Hıristiyanlara olan tepkileri azalacak, İslam dünyasının hafızası, Hıristiyan dünyasına karşı tepkisiz ve süt liman hale dönüştürülecektir. Böylece Müslümanlara ve İslam coğrafyasına nüfus etme imkân ve fırsatı kazanılmış olacaktır." (Din Tahripçilerine K.Kerimin Cevabı sh:188)

"Dini bütünlük zaafa uğrarsa, imandan kaynaklanan vatan sevgisi de zaafa uğrar. İşte bu hal milli bütünlüğün, o da toprak bütünlüğünün tehlikeye düşmesine neden olur…"                                                              (Din Tahripçilerine K.Kerimin Cevabı sh:198)

Mutlaka görülmesi gereken nadide güzellik


 
Artvin'in ve Türkiye'nin en görkemli turizm merkezlerinden Borçka Karagöl Tabiat Parkı'nda ziyaretçi yoğunluğu yaşanıyor.

18.07.2026 12:21:00
HABER MERKEZİ/AA
 
Mutlaka görülmesi gereken nadide güzellik
Mutlaka görülmesi gereken nadide güzellik

Borçka ilçe merkezine 27 kilometre uzaklıktaki Borçka Karagöl Tabiat Parkı, yaz döneminde yurt içi ve yurt dışından gelen ziyaretçilerini ağırlıyor.







Günde binlerce turistin ziyaret ettiği 368 hektar alana sahip tabiat parkı, Karagöl'ü, bozulmamış doğası, yaşlı ormanları, zengin bitki örtüsü ve yürüyüş yollarıyla doğa tutkunlarının vazgeçilmezleri arasında yer alıyor.







Bahar ve yaz aylarında yeşilin, sonbaharda ise sarı, turuncu, kırmızı ve kahverenginin onlarca tonunu sergileyen tabiat parkı, göl çevresindeki ağaçların gölgelerinin suya yansımasıyla ziyaretçilerine görsel şölen sunuyor.







Göl üzerinde yapılan kayık gezintisi de ziyaretçilerden yoğun talep görüyor.







Bütün güzellikler burada

Çanakkale'den bölgeye gelen ve Karagöl'ü gezen Şükrü Ataç, Karadeniz'in doğal güzelliklerini görmek amacıyla kente geldiklerini ve en çok etkilendikleri yerlerden birinin Karagöl olduğunu söyledi. Bölgenin temiz havası ve eşsiz doğasını çok beğendiklerini dile getiren Ataç, "Karadeniz'in güzelliklerini görmek için geldik. Gerçekten çok mutlu olduk. Cenab-ı Allah tabiatın bütün güzelliklerini buralara vermiş. Çok güzel günler geçiriyoruz" dedi. Ataç, doğal alanların gelecek nesillere aktarılması gerektiğine işaret ederek, "Buraları çok iyi korumalıyız. Dünyanın su sıkıntısı yaşayacağı bir dönemde böyle bir coğrafyaya sahip olmak büyük bir nimet. Karagöl dünyanın cenneti. İnşallah bu güzellikleri korumayı başarırız" ifadelerini kullandı.






Gezi hayatındaki eksik parça tamamlandı

İzmir'den gelen Birol Kutkan da doğal güzelliğine hayran kaldığı Karagöl'ün herkesin rotasında yer alması gerektiğini belirtti. Karagöl'ün beklentilerinin üzerinde bir doğaya sahip olduğunu ifade eden Kutkan, "Buraya gelince sanki gezi hayatımdaki eksik bir parça yerine oturdu. Muhteşem bir manzara, eşsiz bir yeşillik var. Gölün kıyısındaki doğal koylar, balıklarla dolu alanlar insanı adeta büyülüyor" dedi.







Kutkan, uzun yıllar dağcılık ve doğa yürüyüşleri yaptığını, buna rağmen Karagöl'ü daha önce keşfedememiş olmasına şaşırdığını dile getirerek, "Eminim benim gibi burayı henüz bilmeyen çok kişi vardır. Kesinlikle herkesin rotasında olması gereken bir yer" diye konuştu.

Batının ‘insan hakları’ istismarı

İnsan hakları konusu özellikle bugün demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkeleri ile beraber uluslararası ilişkilerde farklı amaçlarla kullanılmaktadır

18.07.2026 00:38:00
Haber Merkezi
 
Batının ‘insan hakları’ istismarı
Batının ‘insan hakları’ istismarı
İnsan hakları konusu özellikle bugün demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkeleri ile beraber uluslararası ilişkilerde farklı amaçlarla kullanılmaktadır.

Bu husus dünya ülkelerinin insan hakları ihlalleri konusunda hazırladıkları raporlarda da görüldüğü gibi tamamen siyasi bir boyut kazanmıştır.

Mesela, Avrupa Birliği'ne üye ülkelerin insan hakları konusunda birbirlerini eleştirdikleri örneğine hemen hemen hiç rastlanmamaktadır.







Oysa bu ülkelerdeki bazı insan hakları ihlalleri hakkında Uluslararası Af Örgütü gibi kuruluşların pek çok raporu var. AB üyesi ülkelerin birçoğu hakkında Avrupa İnsan Hakları Divanı'nda, İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ihlal edildiği gerekçesiyle açılmış pek çok dava ve verilmiş karar mevcuttur. 

Avrupa İnsan Hakları Divanı'nda İtalya aleyhindeki başvurular Türkiye'nin yedi misli, Fransa aleyhindekiler Türkiye'nin üç misli, İngiltere aleyhindekiler de Türkiye'den çok fazla olmasına rağmen, AB üyeliği konusunda Türkiye'nin önüne getirilen ilk mesele insan hakları ihlalleridir.

Bu bağlamda, Lozan'da azınlık olarak sayılmayanlara azınlık statüsünde haklar verilmesi ve böylece Türkiye'nin parçalanmasının önünü açacak düzenlemelerin insan haklarıdır denilerek yerine getirilmesinin istenmesi düşündürücüdür.







Türkiye'yi ziyaret eden AB üyesi ülkelerinin Dışişleri bakanları resmi programlarında olmamasına rağmen, özellikle bazı dernek yetkilileri ile görüşmeler talep etmekte, hapishaneleri ziyaret talebinde bulunmaktadır. Bu talepler, özellikle AB kapısında yarım asırdır bekletilen Türkiye'ye karşı, Avrupa'nın elindeki "insan hakları" kozunun bir yansımasıdır.

Şurası bir gerçek ki, uluslararası arenada özellikle Türkiye için insan hakları denilince; hakların temini ve her türlü yaşam koşullarının iyileştirilmesinden değil, siyasi taleplerin yerine getirilmesinden bahsedilmektedir.

Geçmişi sömürgeciliğe dayanan devlet anlayışlarında insan, bu kurumun devamında vazifeli bir araçtan öteye gidememiş, devletin devamına katkısı oranında hak sahibi olabilmiştir.







Bugün, Afganistan veya Irak'ta yaşanan katliamlar, ırza geçmeler, çocuk ölümleri dikkate alındığında; kapitalist sistemlerde insanın bu sistemin devamını sağlama dışında bir değerinin olmadığı açıkça görülmektedir.

Devletlerarası hukukta yüzlerle ifade edilebilecek konunun ele alındığı insan hakları sözleşmeleri yürürlüktedir. Ekonomik, sosyal, kültürel haklar, soykırımın önlenmesi, köleliğe karşı sözleşmeler, işkencenin önlenmesi konusunun ele alındığı metinler, kadınların ve çocukların haklarının ayrıntılı olarak yazıldığı sözleşmeler, işçi hakları vs. konuların yazılı hale getirildiği bu çalışmaların hepsi yalnızca kağıt üstünde kalmaktadır.

Emperyalizmin etkisindeki devletlerin halkları için hak sahibi olmak söz konusu değildir. Küreselleşen günümüz sisteminde ise, hak sadece belli devletlerin elinde devletlerin çıkarları için kullanılan birer araçtır. Güçlü olanların her zaman haklı olduğu bir dünyada yaşamaktayız." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)

Manavgat Belediyesi'ne gece yarısı haciz operasyonu

Antalya'nın Manavgat ilçesinde kamulaştırma bedellerini alamayan 20 vatandaşın avukatı tarafından Manavgat Belediyesi'nde haciz işlemi gerçekleştirildi. Haciz işlemini gerçekleştiren Avukat Emre Erdoğan, yaklaşık 60 milyon lirayı bulan kamulaştırma bedeline karşılık toplam 7 milyon değerinde 3 aracın yediemine çekildiğini söyledi

16.07.2026 11:29:00
İHA
 
Manavgat Belediyesi'ne gece yarısı haciz operasyonu
Manavgat Belediyesi'ne gece yarısı haciz operasyonu
Kamulaştırma bedellerini alamayan 20 vatandaşın avukatı tarafından Manavgat Belediyesi'nde gece yarısı haciz işlemi gerçekleştirildi. Manavgat Belediyesi üst düzey yöneticilerinin makam aracı olarak kullandığı 3 araç Avukat Emre Erdoğan ve Manavgat Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Büro Amirliği ekiplerinin gözetiminde yediemin otoparkına götürülürken, Side Hizmet binasında haczedilen bir araç ise kapalı otoparkta olması nedeniyle yediemin otoparkına çekilemedi.






Konuyla ilgili kısa bir açıklama yapan Avukat Emre Erdoğan, "20 dolayında müvekkilimin mülkleri otopark olarak kullanılmak üzere Manavgat Belediyesi tarafından kamulaştırılmıştı. Ne var ki Manavgat Belediyesi bugüne kadar kamulaştırma bedellerini ödemedi. Müvekkillerim adına Manavgat 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açmış olduğumuz dava karara bağlandı. Mahkemenin kararı doğrultusunda haciz işlemi gerçekleştiriyoruz. Müvekkillerimin Manavgat Belediyesinden kamulaştırma bedeli olarak alacağı yaklaşık 60 milyon liradır. Şu an 3 makam aracı yediemin otoparkına çekildi, bir araç ise Side'de bulunan hizmet binasının kapalı otoparkında olması nedeniyle yediemine çekilemedi. Haczedilen araçların tahmini değeri 7 milyon lira dolayındadır" dedi.













İnsan meselesi ve insan haklarına bakış -1-

İnsanlığın beşeriyet sahnesine çıktığı günden beri pek çok meselesi olmuştur. Bunlar siyasi, hukuki, sosyal, kültürel, iktisadi vb birçok meseledir

12.07.2026 04:19:00
Haber Merkezi
 
İnsan meselesi ve insan haklarına bakış -1-
İnsan meselesi ve insan haklarına bakış -1-
İnsanlığın beşeriyet sahnesine çıktığı günden beri pek çok meselesi olmuştur. Bunlar siyasi, hukuki, sosyal, kültürel, iktisadi vb birçok meseledir.

Ancak bunların başında bizzat insanın kendisi" gelir. Zira toplumlara yön veren, tarihi seyir içindeki tüm hadiselerin sebebi ve sonucu ya insandır, ya da insan ile alakalıdır. Batı dünyası maddeyi tanımada, fizik, kimya formülleri bulmada zamanla mesafeler kaydetmiştir, ama aynı başarıyı kendini tanımada elde edememiştir.

Batı toplumlarında geliştirilen siyasi ve iktisadi modeller insanı tanımadığı için insandan yola çıkmamış, aksine geliştirdikleri modellere uygun insan tipini tarif etmişlerdir.







İnsan gerçek manası ile tanınmadığı için insan hakları ve insanın ihtiyaçları kavramı da olması gerektiği biçimde ele alınamamıştır. Liberal– kapitalist modeller insan ihtiyaçlarını ve haklarını hedef alarak geliştirilmiş modeller değildir. İhtirasları, bencil kaygıları kendine ölçü alarak yola çıkmış bu tarz modellerin insanlığa fayda vermemesi son derece normaldir.

Sosyalizmin ve onun ilerlemiş aşaması komünizmin netice vermemesinin en temel sebebi de refaha kavuşturmayı düşündüğü insanı tanımamış olmasından kaynaklanmaktadır.

Adaleti tesis etmede, insanlığın can, mal, namus vb. güvenliğini sağlamada, toplum refahının yükseltilmesinde en mükemmel kural ve kaideleri ortaya koysak dahi, bunları hayata geçirecek olan insanı yetiştiremedikten sonra bu kuralların bir anlamı yoktur. İnsanı tanımadan, ona uygun siyasi iktisadi modelleri hayata geçirmeden ve onu özüne uygun şekilde yetiştirmeden insanoğlunun dertlerinin bitmesi mümkün değildir.







Tarihte İnsanı tanıyan onun yetiştirilmesine önem veren, eğitimini dikkate alan ve bireylerinin kabiliyetlerini doğru bir şekilde değerlendirebilen topluluklar, yeryüzünde adaletin ve insan haklarının tahsisine katkı sağlamışlardır. Türk milletinin tarihindeki altın sayfaların sebebi insanı tanımada ki başarısı ve insan haklarına olan bağlılığıdır.

Türk Dil Kurumu'nun Türkçe sözlüğüne göre, "huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli kimse" olarak ifade edilen insan tarifini taşıyanların oluşturdukları topluluklar, bu vasıfları taşımayanlar karşısında sayıca her zaman az olsalar da; medeniyetinin bugün geldiği nokta, bu az zümrenin tarih sahnesindeki gayretleri neticesindedir







TARİHTEN GÜNÜMÜZE İNSAN HAKLARI

Esasında insan haklarının tarihi serüveni dünyanın her yerinde homojen olarak gelişmemiştir. Bugün dahi insan haklarına bağlılık açısından bütün dünyanın aynı noktada olmadığını görmekteyiz. Batı toplumlarında kadının ruhu olup olmadığının konuşulduğu dönemde Türk tarihinde kadın toplumun en yetkili makamlarında görev alabiliyordu. Bu örnekleri çoğaltabiliriz.

Ancak hem liberal–kapitalist modellerin, hem de Marksist düşüncenin insan hakları, özgürlük, adalet vb. temel kavramları nasıl ele aldığını anlamak için; insan haklarının tarihi serüvenini Batı dünyasında yaşanan olaylar açısından değerlendireceğiz.

Batı tarihinde, gücü elinde bulunduran ile, idare edilen arasında sürekli olarak bir kavga söz konusudur. Kral ile halk, derebeyi ile köylü, işçi ile işveren arasında her dönem hakların elde edilmesi ve korunması için bir mücadelenin olduğunu görüyoruz.







Bu mücadele günümüzde de özellikle işçi ve işveren arasında olmak üzere halen bütün sahalarda devam etmektedir. Batı tarihinde insan hakları mücadelesi, bireylerin ellerinden özgürlüklerini alan devlet idaresine karşı verilen bir mücadeledir.

Batı toplumunda insan hakları ile ilgili birçok antlaşmanın yapılması, beyannamelerin yayınlanması bu toplumlardaki yöneten ile yönetilenler arasında süregelen kavgaların varlığına işaret etmektedir.

Diğer taraftan Türk tarihinde böyle bir sürecin yaşanmamış olması, insan hakları ihlallerinin olmadığını; yöneten ile yönetilen arasında kavga yerine kardeşliğin olduğunu bize göstermektedir. Türk hakanları, kendilerini vatandaşlarının ihtiyaçlarını karşılamakta sorumlu görürlerdi.

Eğer bunu yapamayacaklarsa o vatandaşların kendilerine başka hakan aramaları istenirdi. Yani Türk tarihinde idareci olmak vatandaşlarına insan haklarını yaşatmak demekti. Elbette hakların yaşanıldığı bir toplumda bu hakların olmadığı toplumlardaki gibi kavgaların olmasını beklemek mümkün değildir." Devam edecek (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.